
Gün Tabağı 2: Kadın Erkek İlişkilerinde Değişen Dengeler
22 Mayıs 2026 · 18 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Güçlü kadın olmak ne zaman ilham verici, ne zaman yorucu bir role dönüşüyor? Bu bölümde kadınlık, dişil enerji, ilişkiler ve modern hayatın kadınlara yüklediği beklentiler üzerine konuştuk.
Transkript
Herkese merhabalar.
Şöyle Bir Şey Altı Podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Bugün kızlarla ki bir önceki bölümümüzden sonra bir bölüm daha çekelim dedik.
Bugün de biraz daha böyle güçlü kadın imajı, dişil enerji bu konular üzerine konuşalım istiyorum.
Kızlar hoş geldiniz öncelikle tekrardan.
Merhaba. Size sorum şu.
Güçlü kadın imajı ile dişil enerji sizce çatışıyor mu?
Çünkü biz burada sanayide bir süre vakit geçiren ve sanayide çalışan insanlarız ve bence biz bu kavramlarla da oldukça fazla karşılaştığımızı düşünüyorum.
Siz ne düşünüyorsunuz? Öncelikle bu güçlü kadın imajını kim ortaya atmış?
Böyle bir şey nereden ortaya çıkmış?
Güçlü kadın diye bir şeyi niye konuşuyoruz mesela hiç yoktan?
Niye gündemimizde bu var?
Güçlü erkek diye bir şey konuşmazken ve kesinlikle bence bir süre sonra dişil enerjini düşürür bu güçlü olmaya çalışma kısmı.
Gerçi bizim biraz mesleğimizle de ilgili bir şey.
Yani bulunduğun ortamla da ilgili.
Sen bir şantiye mimarıyla, ofis mimarının aynı kişilerle muhatap olmasını bekleyemiyorsun.
Yani ortamına da ilgili tabii ki ama yine de içten gelen bir aura dediğimiz şey var ya dişil enerji.
O da kesinlikle bazılarında daha yüksek.
Hangi ortamda olursa olsun.
Onu koruyabiliyorlar yani.
İşçilmesini koruyabiliyor.
Yani bence Şöyle Bir Şey de var.
Bunu bence biz kadınlar olarak yaptık.
Erkeklerin yaptığı bir şey yok ortada.
Ben öyle olduğunu düşünüyorum. Yani biz sürekli ya biz güçlü duralım.
İşte erkekler yapabiliyorsa biz de yapabiliriz.
Bence biz bunları diye diye bu dişil enerji dediğimiz şeyi ortadan yok ettik.
Çünkü durup bakıyorum.
E bunu erkek yapabiliyorsa ben de yapabiliyorum.
Hayır. Yapabilirsin evet.
Ama bunu ona göstermek zorunda olmadığını düşünüyorum ben.
Sence Simay? Bir kere fıtrat gereği tabii ki kadın ve erkek eşittir.
Kadın da çok güçlüdür.
Her şeyi yapabilir.
Erkeklerle birlikte erkeklerin yapabildiği şeyleri de yapabilir.
Hiçbir sıkıntı yok ama fıtrat gereği kadın ve erkek aynı fıtrat ve aynı yaratılışta değildir.
Bir kere kadın bedeni erkek bedenine göre daha hassastır.
En basitinden uykuya, dinlenmeye, vücut olarak, yapı olarak daha çok ihtiyaç duyar.
Korunmaya, kollanmaya tabii ki...
Ben kendimi korurum. Fakat bir kadının korunma, kullanma ihtiyacı vardır.
Kendisi yapabilse bile yapması gereken şeyleri başkasının tamam sen yapabiliyorsun biliyorum ama senin için ben yapayım, senin hayatını ben kolaylaştırayım demeye ihtiyacı vardır bence kesinlikle.
Ve güçlü kadın olmak zorunda olmadığımızı düşünüyorum.
Zaten bir kadın olarak bizim şu anda yaptığımız, ettiğimiz her türlü...
hareketin bizim için bir güç.
Yani kadının o dişiyle nersinin kendi başına bir güç olduğunu düşünüyorum.
Ekstra bir çaba göstererek güçlü olmanın gösterilmesi gerektiğini düşünmüyorum.
Bence de çünkü şöyle yani bu bence işte kadınlar arasında işte biz her şeyi yaparız diye diye bence biz bunu bugüne getirdik.
Yani böyle bir şey yoktu.
Şimdi oturup baktığımızda işte 18.
yüzyıla bakıyorsun, 17.
yüzyıla bakıyorsun. İşte bunlar hakkında diziler, filmler, kitaplar bir sürü şey var.
Aslında... İşte bu çağın gerektirdikleriyle birlikte kadınların iş hayatına belki bu kadar atılmasının, her şeyi yapabildiğimizi göstermenin bence yanında getirdiği şeylerden
biri oldu bu. Erkekler artık ya o zaten bunu yapabiliyor o noktasında kendilerini geri çekmeye başladılar ve her şey aslında kadının üstüne yıkılmaya başladı.
Bence bunu çevremizde hepimiz çokça görebiliyoruz.
Yani toplum belki bunu bize gerektirmedi ama biz kadınlar olarak bunu yaptık ve erkekler de bunu artık normalleştiriyor yani.
Ben öyle olduğunu düşünüyorum.
Evet kesinlikle öyle.
Ve yani bunun yapabilme becerisiyle ilgisi olan bir şey olduğunu ben de düşünmüyorum.
Tamam yapabiliyorsun da yapma yani bırak hani bu bencillik diye de değil.
Zaten erkek de bir şeyleri yapabiliyor olmanın...
nasıl diyeyim keyfine vardıktan sonra zaten o da bunu keyif alarak senin yerine halledebiliyor.
Yani aslında alan memnun, veren memnun gibi bir şeye dönüyor iş.
O yüzden hani bırak yapma mesela.
O yapabiliyorsa o yapsın.
Senin yerine hayatını dediği gibi kolaylaştırsın.
Bunlar karşılıklı iki tarafı da memnun eden şeyler aslında.
Yani bir de günümüz ilişkilerinde işte kadınlar bu kadar her şey üstlendiğinde erkekler Bence artık o şeyi, ilişkiyi ayakta tutma şeyini de göstermiyorlar.
Yani o şeyi de bence kırdık artık.
Çünkü erkekler ya zaten o sorumluluğu kalıyor.
O bir şekilde bunu idame ettirebiliyor, devam ettirebiliyor.
Ben yapmasam da olur kafasındalar.
Yani bence günümüz erkeklerine bunu çok güzel görüyoruz bence.
Yaşıyoruz da içinde. Ya bir de eğer sen kadın olarak mesela her şeyi yapmaktan memnunsa tamam o yapabilir.
Ama hani bunun bir genel geçer bir şey değil aslında.
Her ilişkinin dinamiği farklı ama mesela yeri geldiğinde de bence hani belki böyle söylemek şey olmaz ama salağa yatmak bile gerekiyor yani bazen.
Çünkü her şeyi sen yapabildiğinde bu bir eşitlik olmaktan çıkıyor.
Bir de insanlar birbirlerinin ihtiyaç duyduğu bir kişi olmasını hissetmek ister.
Yani karşımdaki insan her şeyi yapabiliyorsa bana ihtiyacı yok ya da ben bu insanın hayatının neresindeyim gibi görüp kendimi kötü ve yetersiz hissedebilirim.
o mesela ilişkiler bazında baktığımızda o ilişkinin içinde kendimi faydasız ve yersiz bulabilirim.
Karşımdaki kadın bana ben bunu yapamıyorum ya da ben bunu zor yapacağım.
Sen benim için bunu yapar mısın?
Sen bunu çözer misin? Sen bunu halleder misin?
dediğinde ben kendimi daha böyle yeterli hissedeceğim.
Onun hayatında daha çok yerim olduğunu hissedeceğim ve yaptığım şeylerden büyük bir zevk alacağım, gurur duyacağım, seve seve yapacağım.
Ama karşımdaki insan her şeyi yaparsa ben Bana ihtiyacı olan birinin yanına giderim.
Neden? Çünkü o duyguyu da almam gerekiyor benim.
Tabii. Yani hayatında olan kişinin sen evet her şeyi yapabilirsin.
Herkes her şeyi yapabiliyor.
Gerçekten yani şu günümüzde kimse yapamadığı bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Ama eğer sen her şeyi ben yapabiliyorum dediğin noktasına geldiğimizde...
Karşı tarafa bir şey bırakmıyoruz ve karşı tarafa bir şey bırakmadığında da onun da beklentisi belki de farklı noktada kayma durumuna bile gelebiliyor.
Çünkü insan ihtiyaç duyulmak da ister, faydalı olduğunu bilmek de ister.
Yani bu olmadığı zaman zaten vereceği pek fazla bir şey kalmış olmaz karşı tarafa.
Kesinlikle öyle. Peki çevrenizdeki insanlar sizce sizi olduğunuz gibi kabul ediyor mu?
Bir de bu noktası var. Yani hani biz bu...
Dişil enerji noktasına geliyoruz ya.
Sizce biz işte yer yer dişil enerjimizi kenara bırakıyoruz.
Şimdi bu konudan şey yapalım.
Çünkü biz her şeyi yapabiliyoruz ya işte.
Hem mesleğimizin gerektirdiği şeyler de var bu konuda.
Hem fikiriz zaten işte. Mimar olmamızın verdiği şeyle işte şantiyelere gidiyoruz.
Onu bunu yapıyoruz derken aslında bence dişil enerjimizi yer yer de kenara atıyoruz.
Onunla birlikte yani. Ya çeyremizdeki insanlar biz olduğumuz gibi tabii ki.
kabul edemiyor. Çünkü biz artık günümüz şartlarında iş hayatımız, arkadaşlık ilişkilerimiz, aile ilişkilerimizde bile belli kimliklere bürünmek durumunda kalıyoruz.
Ben buyum, ben işte bu şekildeyim diyerekten her ortamda, her şekilde var olamıyoruz.
Ve biz bunu insanlara göre uyumlandırmak zorunda kalıyoruz.
Ondan dolayı insanlar da aynısını bekliyor.
Yani biz nasıl karşı taraftan bazı beklentilerimiz varsa karşı tarafında bizden beklentileri, istekleri oluyor.
O doğrultuda kendimizi değiştiriyoruz yani.
Peki sizce kadın olmak ve dişil enerjiyi dünyayı algılamanızı nasıl etkiliyor?
Hayatlarınızda yani nasıl bir etkisi oluyor bunların?
Ya bir kere öncelikle bence iyi ki kadınsın.
Hiçbir şekilde erkek olmak istemezdim düşünüyorum da yani şey var ya böyle arabalarla marabalarla ne o öyle.
Şey ya bilmiyorum yani her şeye daha böyle pozitif bakabilme şeyimiz bence tabii ki bu insani bir şey ama kadınlar da daha yüksek bence enerjiden kaynaklı mı?
Yani mesela o an...
Çok üzgün bile olsan, ağlasan bile işte makyajını yapıyorsun, parfümünü sıkıyorsun, süsleniyorsun, çıkıyorsun falan.
O seni bir yükseltiyor.
Yani biraz bir kendimizi yükseltmeye yönelik aslında elimizde güçler var.
Ve onu eğer kullanabilirsen biraz daha lay lay lom düşünmen lazım hani o zamanlarda ama yine de ben yani dünyaya keşke kadın gibi herkes bakabilse diyorum.
Yani bence biz bunu...
erkeklerle biraz daha aynı ortamda fazlaca çalıştığımız için bence bunu görebiliyoruz.
Bence kadın bakış açısıyla erkek bakış açısının arasında da çok fazla fark var.
Yani bizim baktığımız yerden bakamıyor erkekler ve işte biz bazı şeylere çok fazla duygusal yaklaşırken Erkeklerde o duygusallık seviyesi o kadar fazla olmuyor.
Ve bence o yüzden de zaten birçok ayrışma noktasına gelmemizin en büyük sebeplerinden biri bu.
Çünkü biz her açıdan bakabiliyorken onlar tek bir açıdan bakabiliyor.
Ben hatta buna şey diyorum at gözlüğüyle bakıyorsunuz.
O yüzden ne demek istediğimizi bence bu yüzden de anlamıyorlar.
Çünkü biz... Çok fazla şey düşünüyoruz ve bence beynimiz bu yüzden daha fazla çalışıyor.
Erkekler tek bir yöne bakıyor.
Onlar için tek bir doğru var.
Çünkü biz farklı doğru yolları arıyoruz.
Ama erkeklerde bence bu yok.
Ya bir de ben çoğu arkadaşımda da görüyorum.
Kendimde çok sık yapıyorum.
Me time dediğim benim bir zamanım vardır.
Ve o zamanda sadece kendimle ilgilenirim.
Sadece kendime iyi gelen şeyler yaparım.
Saçlarımla eğlenirim, tırnaklarımla, vücudumla, bakımlarımla.
Kitabımı alırım, mumumu yakarım, kahvemi içerim vs.
O me time dediğim, o benim dişiyle enerjimi yükselten, sadece kendimle ilgilendiğim o anlarımda.
Gerçekten diyorum ki dünya böyle bir şey olsun yani.
Hayat aslında zor değilmiş.
Biz zorlaştırıyormuşuz.
Neden biz bu kadar her şeyi zorlaştırıyoruz?
İşte kötüyü görüyoruz vs.
Hayat çok kolaymış ya.
Yani kendine odaklandığın sürece, kendini yükseltin ve kendine yükleme yaptığın zaman, kendini geliştirdiğin, ilgilendiğin zaman hayat o kadar güzel bir yer ki ve ben erkeklerin bunu hissedebildiğini çok düşünmüyorum.
Yani bunu kadınlara ait bir özellik olarak görüyorum.
Bu bence çok büyük bir kadın olma avantajı diye düşünüyorum.
Kesinlikle bu me time dediğimiz şeyi ben çok seviyorum ya.
Ya işte... Kendime en kötü bir defter alıyorum yanıma.
Deftere bir şeyler yazıyorum, kar alıyorum.
Ya da gidiyorum kendi kendime kahve içiyorum, kitap okuyorum.
Bir sürü şey yapabiliyorum.
Gerçekten bu kendimize vakit ayırmak dediğimiz noktayı biz bence çok farklı şeylerle doldurabiliyorken erkeklerde bu bence sınırlı biraz ya.
Ya sadece bilgisayara oynayabiliyorlar.
Ya işte sosyal medyada risk kaydırıyorlar.
Bence onların genel me time'larında çok fazla şeyleri yok, etkenleri yok.
Birkaç tane şeyleri var ve onlar da yine kendilerini sınırlayıp aslında o sınırları içerisinde yaşıyorlar.
Ve biz kadınlar olarak bence bu alanımız oldukça geniş.
Yani ben özellikle kendi açımdan bunun böyle olduğunu düşünüyorum.
Yani benim me time alanım çok geniş.
Yani bunu yapabilmemiz bence bizim için çok güzel bir şey yani.
Erkeklere üzülüyorum bazen.
Çünkü böyle alanları yok onların yani.
Peki sizce kendinizi tamamen özgür bırakabiliyor musunuz?
Yani hani işte bu dişil enerji diyoruz, güçlü kadın diyoruz ama peki biz bunları yaparken yani güçlü kadın olurken ya da dişil enerjimizi korurken tamamen özgür bırakabiliyor muyuz kendimizi?
Tabii ki her şeyin bir ortamı var.
Gereksiz yerlerde o dişil enerjini göstermenin bir manası yok ama zaten seni tanıyan biri...
Kafasında uyandırdığın algı olarak bile zaten o dişil enerjin varsa kafanda öyle bir yer ediniyor zaten.
Yani bir ortama girdiğinde bile dikkat çeken kadın deriz ya bence o da işte aura, dişil enerji hepsi bence bunlarla ilgili bir şey.
Yani sen ne kadar kendini zorlasan da bastırsan da yine de o içten gelen ve senin artık karakterinle bütünleşmiş bir şey oluyor bir süre sonra.
Tam tersi de yani bence dişil enerjisi düşük biri de aynı.
Aynı şekilde kafanda öyle yer ediniyor karakter olarak.
İyisi kötüsü olarak bahsetmiyorum ama zaten o bizim karakterimizle bütünleşen bir şey.
Yani senin çok da bastırabildiğin bir şey değil bence.
Kesinlikle öyle. Yani evet işte çalıştığımız ortamlar ya da bulunduğumuz ortamlar buna etkiliyor, etkilemiyor diyemeyiz hiçbirimiz.
Ama eğer zaten senin o dişil enerjin varsa ya da o aura dediğimiz şey sende varsa sen ne kadar bastırırsan bastır.
Bir yerden sonra sen istemesen de o ortaya çıkıyor bence de.
Evet bence de öyle.
Peki size ilginç bir soruyla geliyorum.
Sizce dişil enerji dediğiniz şey sadece kadınlara mı ait?
Dişil enerji dediğimiz şey sadece kadınlara ait.
Fakat şu anda bizden daha çok erkekler bunu üstlenmiş durumda.
Ben kendimden daha çok nazlı, cilveli erkekler görüyorum ve gerçekten o kadar güzel yapıyorlar ki bunu ben gıpta ederek izliyorum yani.
Bunu mesela nerede görüyorsun?
Her yerde. Her yerde, şu anda günümüzde erkekler o kadar artık genelleme yapmıyorum.
Fakat çok sık görüyorum eskiye nazaran o kadar prensesler ve o kadar böyle kadın gibi hissetmek istiyorlar ki yani işlerim kolaylaşsın, işte konfor alanım korunsun,
kendim için şunu yapayım, bunu yapayım vs.
Aman ona dokunmayayım, aman ona şey yapmayayım, yanaşmayayım, girişmeyeyim.
Ama bence bunu aslında yine kadınlar olarak yapıyor.
Yani anneler... tamamen bence yeni nesilde annelerin işte çocuklarını hiçbir şey yapmadan büyütmesinin en büyük etkenlerinden birisi.
Aslında neden de kaynaklı biliyor musun?
Günümüz ekonomik şartlarından dolayı artık kadınlar da daha çok iş hayatında yer edinmek durumunda kaldı.
Ben bunun bir tercih olduğunu düşünmüyorum.
Tabii ki kendini geliştirip çalışmak ve bunu hayatını bu şekilde geçirmek isteyen kadınlar var.
Fakat günümüzde artık ekonomik durum o kadar kötü oldu ki bir evde bir kişi çalıştığı zaman yeterli olmuyor.
Olmuyor. Ondan dolayı kadınlar iş hayatına atılmak durumunda kalıyor ve mesela en basitinden artık evdeki çocuklar anne sevgisinden işte baba ilgisinden uzak kalaraktan büyütülüyor ve bizden sonra gelen nesiller
de bizim çocuklarımızdan oluştuğu için nesiller de gitgide bozuluyor diye düşünüyorum.
Kesinlikle öyle. Ya bunun bir mecburiyet olduğunu düşünüyorum.
Bu kadınlar artık günümüzde çalışmak zorunda bırakılıyorlar.
Çünkü artık verilen o maaşlar ile ya da yaşam şartları ile tek bir erkeğin çalışması yeterli olmuyor.
Ama bununla birlikte tamam.
Evet yeterli olmadığı noktalar var ama şöyle bir nokta da var.
Tamam yeterli değil.
Evet. Ama erkekler tamamen artık her şeyi bölüşerek kendi üstlerindeki yükü de kadınlara yüklediler.
Kendileri bence kenara çıkmaya başladılar.
Yani bunu bence görüyoruz. Yani çalıştığımız yerlerde hayatın içinde.
Erkekler artık tamamen kendilerini çektiler.
Çünkü niye? Zaten onlar yapabilir diyorlar.
Ve bu da beraberinde işte aslında birçok problemi geri getiriyor.
Ben öyle olduğunu düşünüyorum.
Evet şimdi soruna geri dönecek olursam bence de kesinlikle dişlerinin ayısı çok yüksek olan erkekler var.
Ya hiç yoktan mesela iş yerinde bile karşılaşıyoruz.
Ya bir şey taşınacak. erkek gücünle bir zahmet kalk ve onu taşı.
Yani oradaki diğer kadınların ona girişmesine müsaade bile etme.
Çünkü biraz cömert ol.
Yani sen orada tamam eşit şartlarda aynı yerde çalışıyoruz gibi düşünerek ben niye yapayım kafasında olabiliyorlar ama sen erkeksin ya senin fiziki gücün daha çok
ya ve cömertlik dediğimiz bir şey var ya yani bu bir yaşlıya yardım etmek gibi bir şey aslında.
Kesinlikle. O yüzden böyle dediğin gibi elini taşın altına sokmayın.
Zaten yapabiliyor kafasında çok fazla kişi görüyoruz.
Bu da işte onların dişil enerjisini yükseltiyor.
Kadınların da dişil enerjisini düşürüyor.
Denge şaşıyor. Kesinlikle yani bence günümüz toplumunda artık Bu dişil enerji noktasında ya da eril enerji dediğimiz şeylerin arasındaki denge tamamen ortadan kalktı.
Çünkü işte en başından beri konuştuğumuz gibi herkes her işi yapabildiği için, bir kadın özellikle erkeklerin yapabildiği şeyleri yaptığı için bence bu artık gün geçtikçe de azalmaya başladı ve aradaki denge
tamamen ortadan kalktı.
Böyle devam edersek yakında...
Kadınlara ait bir şey olmayacak dişil enerji.
Artık erkeklere devredip kenara çıkacağız gibi geliyor.
Bir de artık içinde bulunduğumuz güvensiz ortam nedeniyle de kadın dişiliğini çok göstermek istemiyor.
Daha eril takılıyor ki kendini koruma amacı ile yaptığı çok fazla ortam var bunu.
Dişiliğini saklayıp daha böyle erilliğini yükseltiyor.
Daha böyle güçlü, sert bir imaj takılıyor.
Kendini koruma altına alıyor aslında.
Aynen. Yani o da yerine ortamına göre ihtiyaç olabiliyor.
Kesinlikle. Evet.
Bugün bana eşlik ettiğiniz için ikinize de çok teşekkür ediyorum.
Yine güzel bir sohbetle beraber güzelce konuştuk.
Biz teşekkür ederiz.
Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
