
Bu bölümde, yaptığımız hatalara takılı kalmanın bizi nasıl geride tuttuğuna ve asıl gücün bu hatalardan ders çıkarıp yola devam edebilmekte olduğuna odaklanıyoruz. Kendimizi yargılamak yerine, geçmişimizi anlamaya ve geleceğimizi daha sağlam temellerle kurmaya ne dersin?
Transkript
Herkese merhabalar.
Şöyle Bir Şey adlı podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Bugün hep beraber biraz zamanın kıyısında dolaşalım istiyorum.
Bazen kaçırdığımız ama bir şekilde de hep taşıdığımız o yere doğru hem geçmişimize doğru gidelim.
Daha doğrusu geçmişte yaptığımız hataları.
Ama bu sefer onları suçlamak ya da yeniden yargılamak için değil de bu sefer anlamak, yüzleşmek ve içimizde neye dönüştüklerini görmek için aslında.
Hayat dediğimiz şey çoğu zaman doğru kararların toplamı gibi sunuluyor bize.
Yani iyi seçimler yaparsan evet mutlu olursun, kötü seçimler yaparsan da pişmanlıkla yaşarsın derler.
Ama gerçekte baktığımızda insan en çok hatalarından öğrenmiyor mu?
Yani en çok yanlışlarının içinde büyüyor ve belki de en derin duyguları, en büyük hataların ardında hissediyor.
Yani aslında geçmişteki hatalar sadece geride kalan şeyler değildir.
Bugünümüzün de baktığımızda sessiz mimarlarıdır.
Bilmiyorum ama belki sen de zaman zaman kendine şunu diyorsundur.
Eğer o gün farklı bir şey yapsaydım hayatım bambaşka olurdu.
Sahi bunu hangimiz demiyoruz?
İşte belki o sene sınava daha çok çalışsaydım şurayı kazanırdım ya da o gün o yoldan geçmeseydim o başıma gelmezdi gibi gibi.
O gün onu yapmasaydım hayatım bambaşka olurdu.
Belki o ilişkiye başlamasaydım, o kararı almasaydım derken böyle bir sürü sorunun içinde buluruz yer yer hepimiz kendimizi.
Biraz daha cesur olsaydın ya da biraz daha sabırlı olsaydın.
Evet belki her şey farklı olurdu ama sen de farklı bir sen olurdun.
Bugünkü senin o kırık dökük adımlar, o yanlış yollara sapmalar, o beklenmedik düşmüşler şekillendirdi baktığında.
Bunu hepimiz kabul edelim.
İnsanın kendi geçmişine dönüp bakması hiçbir zaman kolay bir şey değildir.
Çünkü bazı anılar sessizce canını yakar insanın.
Gözlerinin içine bile bakmadan böyle geçip gider içinden.
Ama içten içe de seni tutar.
Böyle seni geriye çeker.
Kendini affetmeyi öğrenmedikçe de geçmişten bugüne hep küçük parçalar taşır dururuz hepimiz.
Ve işte o parçalar bazen kendine güvenini, bazen ilişkilerini, bazen hayallerini, bazen de hayatını gölgeler.
Eğer geçmişte yaptığın bir hatanın duygusunu hala yaşıyorsan ama onunla yüzleşemiyorsan bu duygu sana fark etmekten kararlar aldırabiliyor.
Yani kendini sabote edebiliyorsun, hak etmediğin insanlara tahammül de edebiliyorsun, kendini küçük de görebiliyorsun ya da bir şeyleri hep geç kalmış gibi hissedebiliyorsun.
Sırf o eski keşkenin içinde sıkıştığın için oluyor bunlar.
Ama dur bir düşün. Eğer o hata, o kırılma anı, onlar sana ne öğretti?
Yani sana neleri gösterdi en önemlisi?
Seni kim yaptı?
Belki daha temkinli biri oldun.
Belki daha şefkatli.
Belki artık başkalarının hatalarını daha kolay affediyorsun.
Çünkü kendi hatalarının içinden geçti.
Hatalar bazı kapıları sonsuza dek kapatır.
Kabul edelim bunu. Ama aynı zamanda da içimizde yeni pencereler açar.
Daha yavaş, daha anlayışlı bir yerden bakmamızı sağlar hayata.
Çünkü sen o yanlışı yapmasaydın bugün bildiğini bilmezdi.
Belki bir daha asla dediğin şeylerin değerini bilmeyi oradan öğrendin.
Rumi der ki yara ışığın içeri girdiği yerdir.
Yani sen bugün bu kadar anlayışlı, sabırlı ve güçlü yapan şey belki de bir zamanlar seni en çok üzen, en çok hırpalayan o hataydı.
Ve belki hala bazen seni anlatan o an, sana bir şeyleri çokerken öğretti.
Şimdi biraz nefes al.
Bir gözlerini kapat ve geçmişte kendine kızdığın bir ana git.
Bir hata yaptığın, bir fırsatı kaçırdığın ya da birine ya da kendine zarar verdiğinin ne düşündüğün bir an.
O haline dur bir bak.
O halini bugünkü gözlerinle bir izle.
Ne kadar yalnız olduğunu, ne kadar iyi niyetli olduğunu, ne kadar az bildiğini gör.
Ve o haline şunu söyle.
Ben o zaman bildiğim kadarıyla elimden geleni yaptım zaten.
Tamam belki yanıldım.
Ama o yanılgı sayesinde şimdi daha farklıyım.
Çünkü geçmişteki sen bugünkü seni hazırladı.
Ve belki hala hazır da değilsin.
Hala öğreneceğimiz çok fazla şey var.
Bunun aksine hiçbirimiz iddia edemeyiz.
Ama artık şunu biliyoruz.
Biraz daha bilinçliyiz.
Daha farkındayız.
Daha seçiciyiz. Ve bu bile çok büyük bir değişim bence.
Louis Hay şöyle diyor.
Geçmiş geçmişte kaldık.
Bu dakika olanları seçebilirim.
Doğru değil mi? Sen de artık geçmişini bir yük olarak değil de sana bir şeyler öğretmiş bir öğretmen gibi taşıyabilirsin.
Şunu unutma.
Hiçbirimiz kusursuz değiliz.
Ama hatalarıyla yüzleşebilen, geçmişine rağmen yoluna devam eden insanlar.
Gerçekten güçlü olanlar aslında onlar değil mi?
Kendini affetmek, geçmişini kabul etmek ve hala yumuşak kalabilmek.
Büyük bir cesaret. Şimdi geçmişinle barışmak için küçük bir şeyi yap kendin için.
Bir mektup yaz belki. Mesela benim birkaç tane defterim var.
Ve bu defterlerden birine geçenlerde önümüzdeki yaşım için bir mektup yazdım.
Önümüzdeki yaşımdan beklentilerimi yazdım.
Ve bugünkü yaşadığım, benim için bugün çok büyük sıkıntılar olan şeyleri yazdım mesela.
Şimdi sen de kendine bir mektup yaz ve geçmişteki o halini şunu de.
Sen elinden geleni yaptın.
Bugün olduğum kişi olmanın yolu seninle başladı.
Sana teşekkür ederim.
Mesela benim geçen gün yazdığım defterlerden birinde şey çıktı.
O günkü sıkıntılarımı yazmışım, yazmışım, yazmışım.
Bugün okuyunca o günkü sıkıntılarım, bugünkü benim ben olmamdaki en büyük destekçilerim aslında.
En büyük yol göstericilerim.
İşte geçmişteki halimize, işte bugün olduğum kişi olmanın yolu seninle başladı diyebilmek lazım ve o anımıza teşekkür etmemiz lazım.
Çünkü sadece başarılarımızla değil yanlışlarımızla da oluştuk aslında.
Bu hiçbirimizi eksik yapmaz.
Aksine daha derin yapar, daha gerçek yapar, daha insan yapar.
Hepimiz insanız çünkü hatalar yaparız.
Ve hatalarımız bizi biz yapan en büyük şeylerdir.
Ve şunu da unutma. Sen geçmişin değilsin.
Ama geçmişin seni bugüne getiren yok.
Şimdi oradan geçip bugünün hakkını verme zamanı gelmedi mi?
Şimdi seni küçük bir iç yolculuğa davet ediyorum.
Rahatça bir yere otur. Gözlerini kapatabiliyorsan kapat.
Ve derin bir nefes al.
Burnundan al ve yavaşça ağzından ver.
Tekrar al nefesini.
Ama bu defa o nefesin içindeki, geçmişteki o hatan var.
Birlikte taşıdığınız ağırlıklar var.
Şimdi nefesini verirken bırak o yükü.
Bırak. Bugün seni yargılamadan izlesin o anı.
Sadece tanık ol.
Sadece izle. Şimdi o hatayı yapan halini düşün.
O günü, o ortamı, o duyguyu.
O halini suçlamak için değil de anlamak için bir bırak.
Onun gözlerinden gör dünyayı.
Ne bilmediğini, neye ihtiyaç duyduğunu ve ne kadar kırılgan olduğunu fark et.
Ve ona yumuşak bir sesle şunu söyle.
Ben artık buradayım.
Geçmişte seni yalnız bırakmış olabilirim.
Ama şimdi senin yanındayım.
Ve seni affediyorum.
Sana çok teşekkür ediyorum.
Çünkü beni ben yapan yol seninle başladı.
Bir nefes daha. Ve kendine şu üç cümleyi fısılda.
Ben geçmişim değilim.
Ben değişebilirim.
Ve ben hala öğreniyorum.
Şimdi gözlerini aç ve eğer hazırsan bir kağıt ve kalem al ve kendine şu soruyu sor.
Bugün geçmişteki hangi halime teşekkür etmek isterim?
Cevabını hemen vermek zorunda değilsin.
Ama kalbinde bu soruyu bir taşı.
Çünkü bazen iyileşmek sadece bu sorunun cevabını duymaya gönüllü olmakla başlıyor.
Birlikte zaman geçirdiğimiz için çok teşekkür ederim.
Unutma, geçmişin seni tanımlar gibi görünse de aslında seni sen yapmaya çalışan bir hikayedir.
Ve bu hikayeyi nasıl anlatacağın işte o senin ellerindedir.
Beni dinlediğin için çok teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakal ve kendine çok iyi bak.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
