
Doğru insanı bulmak… Hepimizin bir noktada kendine sorduğu, belki de cevabını bulamadığı o sorulardan biri. Bu bölümde, “doğru insan” kavramını biraz kalpten, biraz da akıldan ele alıyoruz. Gerçekten biri “doğru” olduğu için mi doğru gelir bize, yoksa o dönem bizimle aynı yöne baktığı için mi?
Bazen tanıştığımız biri bizi değiştirir, bazen de biz değiştiğimiz için artık o kişi doğru gelmez.
Belki de doğru insan, hayatımıza kalmak için değil, bize bir şey öğretmek için gelen kişidir.
Bu bölümde, aşkı, bağı, zamanlamayı ve kendimizle olan ilişkimizi konuşuyoruz. Çünkü bazen doğru kişiyi bulmanın yolu, önce kendimize dönmekten geçiyor.
Transkript
Herkese merhaba, Şöyle Bir Şey'e hoş geldiniz.
Bilmeyenler için ben Esila.
Ben bazen şöyle düşünüyorum.
Doğru insan diye bir şey gerçekten var mı?
Yoksa biz birine inanmak istediğimizde onu doğru kişi yapıyor muyuz?
Yani kimi zaman bir hayatımıza giriyor ve ilk anda her şey o kadar yerli yerinde geliyor ki bize.
Sanki o kişi böyle hayatımıza geç kalmış gibi hissediyoruz.
Ama bazen de o kadar erken geliyor ki.
Biz daha kendimizi bile böyle tanımıyorken o bizi tanımaya çalışıyor ve işte o noktada başlıyor aslında en büyük karmaşa.
Bence doğru insan mükemmel olan insan değil.
Yani hatalarını saklamayan, ne bileyim eksiklerini kabullenebilen, senin de eksikleriyle sebeplen insandır.
Ama genelde biz doğru insan, bize iyi hissettiren biriyle karıştırıyoruz bunu.
Birine çekiliyoruz, ne bileyim belki kalbimiz hızlanıyor.
O an dünyadaki her şey daha renkli gelmeye başlıyor.
Ve biz hemen şunu diyoruz.
İşte bu doğru kişi olmalı.
Oysa doğru kişi aslında ilk anda kalbimizi hızlandıran değil de sonra da kalbimizi sakinleştirebilen kişidir.
Yani doğru insan seni olduğun gibi kabul eden değil aslında seninle birlikte olduğun halini büyüten kişidir.
Yani biz genelde arıyoruz.
Yani doğru kişiyi arıyoruz.
Sürekli böyle bir algı var.
Sanki bir yerlerde biri var ve biz onu bulmamız gerekiyor gibi hareket ediyoruz.
Ama gerçek şu. Doğru insan bulunmaz.
Doğru insan oluşur.
Yani nasıl desem iki kişi böyle karşılaşır.
Birbirini tanımaya, anlamaya, alışmaya.
Törpülenmeye başlar ve zamanla birbirlerine doğru hale gelirler.
Yani doğru insanı bulmaktan çok birlikte doğru hale gelmeyi öğrenmek bence asıl mesele.
Fakat biz ne yapıyoruz?
böyle ilk çatlakta, ilk anlaşmazlıkta hemen vazgeçiyoruz.
Çünkü sanıyoruz ki aslında doğru kişiyle olsaydık her şey pürüzsüz olurdu.
Ama doğru kişi aslında her şeyi kolay yapan değil, zor şeyleri seninle birlikte çözebilen kişidir.
Belki biraz size klişe gelecek ama bence gerçek şu.
Kendini tanımıyorsa aslında kimi aradığını da bulamıyorsun.
Yani ne istiyorsun?
Ne seni mutlu eder mesela?
Ne seni rahatsız eder ya da ne bileyim ne seni tamamlar.
Bilmiyorsan aslında karşına kim çıkarsa çıksın bir noktada yanlış gelmeye başlayacak sana.
Çünkü insanlar böyle genelde ihtiyaç duydukları kişiyi doğru sanıyorlar.
Ama doğru kişi aslında ihtiyacını gideren değil de seni sen yapan yanlarını güçlendiren kişidir.
Mesela yalnızken tamam hissedebiliyorsan.
Birinin sevgisi eksik olduğun için değil de böyle paylaşmak istediğin için onu istiyorsan aslında işte o zaman doğru kişiyi görmeye başlarsın.
Peki doğru insan bizi nasıl bulur?
Yani belki de bulmaz.
Belki biz doğru insanı ancak böyle hazır olduğumuzda tanıyabiliriz.
Hayat bazen aynı kişiyi birkaç kez karşınıza çıkarıyor aslında.
Ama şöyle bir şey var.
İlk çıkardığı zamanlarda belki de ikiniz de hazır değilsiniz.
İkincisinde de hazır değilsiniz.
Ya da bir cesaretiniz yok.
Ama üçüncüsünde artık şöyle bir algı oluşmaya başlıyor belki de.
Artık kaybetmemeliyim demeye başlıyor.
Ve işte o zaman aslında gerçekten onu görmeye başlıyorsun.
Ve doğru kişi seni bulduğunda seninle aslında yarışmıyor.
Seni değiştirmeye de çalışmaz bence doğru kişi.
Sadece seninle birlikte senin yanında yürür.
Ne önde ne arkada.
Tam yanında. Mesela ruh eşine inanmalı mıyız sizce?
Yani bana bu konu biraz karışık geliyor.
Yani ruh eşi fikri romantik geliyor birçok insana.
Ama bunu bazen düşününce bizi gerçek insanlara bence görmez hale getiriyor.
Belki de tek bir doğru yok.
Belki de her dönemde hayatımızın farklı evrelerinde bizi iyi gelen böyle...
Farklı doğru insanlar var bence.
Yani çünkü biz de değişiyoruz.
Yani 15 yaşındaki benle 25 yaşındaki ben asla aynı değil.
O yüzden bazen bir dönem birine ait hissedersiniz ama sonra büyüdüğünüzde o ilişki artık size küçük gelmeye başlar belki de.
Bu yanlış kişiyle olduğunuz anlamına gelmez.
Sadece artık siz farklı bir sayfadasınızdır.
Yani artık siz de...
farklı bir kişi olmaya başlıyorsunuzdur ve bence doğru insan geldiğinde aşırı bir heyecan değil de bir huzur hisseder insan.
Yani sanki yıllardır tanıyormuşsunuz gibi bir tanıdıklık olur.
Konuşmasanız bile aslında rahatsız olmazsınız.
Sessizlik bile o an size güzel gelebilir.
Çünkü bence doğru insan sizi etkileyen değil de sizinle dengeyi kuran kişidir.
Yani onun yanında olmak zorunda olduğun biri gibi olmazsın da sadece kendin olursun.
Yani sen olursun. Bence bir diğer yanlış inanç da şu doğru insan beni tamamlayacak.
Ya hayır. Ya doğru insan seni tamamlamaz.
Seni tam halinle kabul eder zaten.
Ya eksiklerini görmez.
Yani eksiklerini gidermez.
Ama o eksiklerle nasıl yaşayabileceğini sana aslında öğretir.
Yani seni bütünleştiren bir sevgiyi sunar bence.
Ama seni yarım hissettirmez.
Mesela bazen doğru insan yanlış zamanda gelir.
Bence bu da... Hayatın bir ironisi yani bazen biri gelir her şeyle doğrudur ama zaman yanlıştır.
Sen hazır değilsindir ya da o hazır değildir.
Hayatlarınız farklı yönlerde akıyordur belki de.
Ya bu durumda yapılacak en olgun şey bazen gitmesine izin vermektir.
Yani çünkü doğru kişi bile yalnız zamanda aslında seni incitebilir.
Ama inanın eğer gerçekten birbirinize ait bir şeyiniz bile varsa hayat bir şekilde tekrar karşılaştırır sizi.
Peki doğru insanı bulmak değil de kaybetmemek noktasına geldiğimizde bence bulmak kadar koruyabilmek de önemli şeylerden biri.
Çünkü her ilişki bir yerde bir emek istiyor.
Sevgi sadece duyguyla değil.
Aslında baktığınızda çabayla da yaşıyor.
Birini bulmak kolay olabilir belki bazen ama o bağı sürdürebilmek, ne bileyim o sevgiyi diri tutmak bence zordur.
Yani bunu başaran insanlar aslında doğru insanı bulmuş değil.
Doğru sevgiyi inşa etmiş insanlardır.
Ben bunun böyle olduğunu düşünüyorum açıkçası.
Peki sizce bunu biz nasıl anlayacağız yani?
Yani doğru insan kendinden uzaklaştırmıyorsa bence o doğrudur.
Yani kendin gibi olmaktan utanmıyorsan, ne bileyim korkmadan konuşabiliyorsan, güvendiğinde onun karşılığını alabiliyorsan, sessizlikte bile böyle bir huzur bulabiliyorsan.
Bence o kişi doğru insandır.
Ama en önemlisi şu.
Doğru kişiyi bulmak için bence acele etmememiz gerekiyor.
Doğru insan sessizce gelir, gürültüsüz, iddiasız.
Ama bence kalpten gelir yani.
Belki de hayat böyle doğru insanı bulmak değildir.
Yanlış insanlardan öğrendikleriniz de kendinizi böyle doğru hale getirme yolculuğudur.
Ve bir gün bence kendiyle barışık haline yürürken karşımızda bence birileri çıkacak ya ben buna inanıyorum yani.
O da kendi yolculuğunu belki de yapmıştır ve birbirinize sen geç kaldın demezsiniz.
Sadece iyi ki geldin dersiniz.
Şöyle Bir Şey'in bu bölümünde belki doğru insanı bulmanın yollarını değil ama kendimize doğru olmanın önemini hep beraber konuştuk.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
