
Bazen bir çiçek, söylenemeyen her şeyin yerine konuşur; bu bölümde çiçek almanın aslında neyi temsil ettiğini, neden bu kadar derin hissettirdiğini ve birini düşünmenin nasıl somut bir hâle dönüştüğünü konuşuyoruz—çünkü bir çiçek bazen bir özür, bazen bir hatırlayış, bazen sevginin en sade hâli, bazen de insanın kendine verdiği sessiz bir değerdir; belki de mesele hiçbir zaman çiçek değildir, mesele birinin aklından geçmek, hatırlanmak ve o küçücük anda gerçekten görülmektir.
Transkript
Herkese merhabalar.
Şöyle Bir Şey adlı podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Bugün böyle biraz çiçeklerden bahsedeceğiz.
Hatta bu bölümde biraz böyle çiçek almanın psikolojisi üzerine konuşalım istiyorum.
Çünkü bence herkes çiçek almaktan hoşlanır.
Yani başkasını almaktan da kendini alınmasından da bence hoşlanılan bir şey.
Yani çiçek özellikle kadınlar için bence muntazam bir şey.
Böyle bazen bir çiçeği düşünün.
Hiçbir şey söylemeden aslında her şeyi anlatıyor.
Mesela bir masanın üzerine bırakılmış bir papatya.
Ya da kapının önüne bırakılan bir buket.
Ya da ne bileyim akşam eve dönerken böyle kendinize aldığınız küçük bir dal çiçeği düşünün.
Hepsi aynı soruyu fısıldıyor aslında.
Birini düşünmek. Ne demek?
Bugün biraz işte bunların etrafında dolaşalım istiyorum.
Çünkü çiçek almak böyle...
Basit bir davranış gibi görünse de aslında insanın iç dünyasına açılan küçük bir kapı gibi.
Ve o kapıya aralandığında içeride sadece estetik bir tercih değil.
Duygu, ihtiyaç, eksiklik bazen de böyle sessiz bir çığlık buluyoruz bence.
Peki birine çiçek vermek?
Şöyle düşünün. Yani böyle gün içinde yüzlerce şey düşünüyoruz.
İnsanları düşünüyoruz.
Geçmişi, geleceği, ne bileyim ihtimalleri.
Ama böyle düşündüğümüz her şeyi görünür kılamıyoruz.
Yani birini düşünmekle o düşünceyi bir eyleme dönüştürmek arasında aslında çok büyük bir farkı var.
İşte çiçek aslında tam olarak o farkın içine doğuyor.
Yani birini sadece aklından geçirmek gibi düşünme.
Onun için aslında bir şey yap.
Psikolojide buna davranışa dökülmüş duygu deniyormuş.
Yani duygu artık soyut olmaktan çıkıp somut bir forma bürünüyor.
Ve çiçek burada aslında bir araç.
Ama aslında verilen şey baktığımızda çiçek değil.
Zaman, dikkat, hatırlama ve insan en çok hatırladığında iyileşiyor.
Peki sizce neden çiçek bizi bu kadar etkiliyor?
Bu sorunun cevabı biraz evrimsel, biraz da duygusal aslında.
Yani insan beyni doğayı tanımaya programlı olarak yetişiyor.
Ve bunlar işte renkler, kokular, canlılık.
Bir çiçek gördüğümüzde beynimizin ödül sistemi aktive oluyor.
Çünkü çiçek yaşamın, üretimin ve devamlılığın bir sembolü.
Yani aslında birinden çiçek almak bilinçaltında şu hissi yaratıyor.
Ben değerliyim, ben görülüyorum.
Bu yüzden bazen böyle küçük bir çiçek pahalı bir hediyeden daha fazla etkili.
Çünkü mesela aslında o çiçeğin fiyatı değil.
O temastan kaynaklanıyor.
Ben mesela geçtiğimiz günlerde yeni bir işe başladım.
İşte arkadaşım, anneannem.
Bana çiçek gönderdiler.
Ve ben normalde kendime çiçek almayı da çok seven bir insanım.
Yani ben İstanbul il sınırlarına girerim.
Hemen işte o gün nereye gezecek olursam olayım.
En yakın çiçekçiden kendime biraz çiçek alırım.
Bu genellikle ay çiçeği olur.
Çünkü ben ay çiçeğini çok severim.
Ve ben tüm gün o ay çiçeğiyle gezerim.
Ama akşam geri döndüğümde dönüp baktığımda aslında ay çiçeğinden hiçbir şey kalmamış olur.
Çünkü işte gezerken dolaşırken bir yerlere çarparım o çiçek deforme olur ama o beni gün boyu mutlu eder.
Mesela bir arkadaşım var işte ben ay çiçeklerini çok sevdim.
Çin ne bileyim doğum günlerinde ay çiçeği gönderir.
İşte yılbaşı zamanı bana bir buket kokina çiçeği gönderdi.
Yani aslında bunları almak evet belki bunların bir maddi değeri de var ama bence en çok bunların bir manevi değeri var.
Karşıdaki kişiyi aslında bir mutlu etme aracı.
Peki sizce çiçeklerin ilginç tarafları var mı?
Bence şöyle. Çiçekler evet çok güzeller ama kalıcı değiller.
Biraz önce söylediğim gibi ben çiçeği alıyorum.
Akşama çoğu zaman kalmıyor.
Yaprakları dökülüyor falan.
Belki de işte tam bu yüzden bu kadar anlamlılar çiçekler.
Çünkü insan geçici olan şeylere daha fazla anlam yüklüyor.
Yani bir çiçek alındığında onu birkaç gün sonra solacağını biliyorsun.
Ama yine de alıyorsun.
Ve bu baktığımızda çok insani bir şey.
Çünkü aslında hepimiz geçici olduğumuzu bilerek yaşıyoruz bu hayatı.
Ve belki de bu yüzden geçici güzelliklere tutunuyoruz.
Yani bir çiçek vermek bu an var ve bu an güzel demenin aslında en güzel yollarından biri.
Ve bu sandığımızdan çok daha derin bir şey.
Şimdi biraz daha böyle işin şeyine girdiğimizde.
Birine çiçek almak çok kolay bir şey aslında baktığımızda.
Ama bazı insana kendine çiçek almayı zor buluyor.
Çünkü çoğumuz kendimize karşı cömert olamıyoruz.
İşte kendimize çiçek almak dışarıdan aslında küçük bir davranış gibi görünüyor ama içeride büyük bir dönüşüm de gerekiyor.
Şunu söyleyebilmek, benim de kutlamaya ihtiyacım var.
Ben bunu en çok yalnız başıma kaldığımda kendime yapıyorum.
Yani dediğim gibi işte İstanbul'a gittiğimde mutlaka çiçek alarak İstanbul'u gezmeyi severim.
Çünkü bu benim kendime bir hediyemdir.
Ama bu cümle baktığımızda aslında birçok insan için kolay değil.
Ama kendine çiçek alan biri dış dünyadan bağımsız bir değer hissi üretmeye başlamıştır demek bence.
Ve buna psikolojide içsel onay olarak adlandırıyorlar.
Yani kişi aslında değerli hissetmek için dışarıya ihtiyaç duymuyor.
Ve bu aslında çok güçlü bir şey.
Ha bunu aşmak kolay mı?
Bence hiç kolay değil. Yani işte senin de bir yerde duvarlarını yıkman gerekiyor bazı şeyler için.
Mesela bazen bir çiçek aslında baktığımızda bir özürle eşdeğer oluyor.
Yani ama bunun için kelimeler kullanılmıyor.
Ve bence bu çok ilginç bir durum.
Yani çünkü insan hata yaptığında doğrudan yüzleşmekten kaçabiliyor.
Burada ego giriyor ki işin içine ve ego kendini korumak istiyor.
Ama aynı zamanda ilişkiyi de kaybetmek istemiyor.
İşte çiçek burada aslında bir köprü oluşturuyor.
Ama bu köprü hassas bir köprü.
Yani eğer çiçeğin arkasında gerçek bir duygu yoksa karşı taraf bunu hissediyor ister istemez.
Çünkü insanlar söylenmeyeni de anlıyor.
Bazen bir çiçek samimi değilse aslında o çiçeğe hiç verilmemiş gibi oluyor.
Peki çiçek ve aşk hep yan yana anlatılıyor.
Ama belki de mesele romantizmi değil.
Ritmidir. Yani aşk sürekli hatırlanmak istiyor.
Ama her gün değil.
Yani bazen böyle beklenmedik bir anda işte çiçek aslında bu ritmi kuruyor arada.
Ve çok sık olursa bu sırada anlaşıyor.
Ya da çok az olursa eksik kalıyor.
Bu yüzden aslında çiçek vermek aslında bir zamanlama sanatı.
Ve doğru zamanda gelen bir çiçek bir cümleden daha güçlü olabiliyor.
Peki birine çiçek göndermek aslında şunu söylemek demek değil mi?
Ben seni düşündüm.
Ve bu insanın en derin ihtiyacına dokunuyor.
Çünkü unutulmak insanın en büyük korkularından biri.
Modern dünyada baktığımızda her şey çok hızlı.
Mesajlar hızlı, ilişkiler hızlı, hayat hızlı.
Ama bir çiçek geldiği zaman bir şeyler yavaşlıyor ve o an genişliyor.
Ve insan kendine şunu söylemeye başlıyor.
Ben bu dünyada birinin aklından geçtim.
Bu küçümselecek bir şey değil bence.
Bu çok önemli bir şey. Bir de şey var.
Hiç çiçek almayan insanlar ve belki de onlar duygularla mesafeli büyüdükleri için ya da bilmiyorum onlara hiç çiçek alınmadı belki de gerek yok cümlesini çok duydukları
için ama çoğu zaman baktığımızda aslında mesele şu.
İnsan bilmediği bir dili konuşamaz.
Çiçek vermek de bir dil.
Ve herkes bu dili öğrenemez bence ama isterse gerçekten içinden gelirse belki de öğrenebileceği bir şeye dönüşebilir.
Yani bu dilin temelinde aslında şu var.
Ben seni önemsiyorum ve her insan önemsenmek ister.
Mesela... Bir çiçek bazen bir insanın yerine de geçebilir bence.
Nasıl desem bir koku, bir renk, bir görüntüyle ve bir anda böyle geçmiş açılır.
Çünkü hafıza aslında duygularla çalışıyor.
Bu yüzden bazı çiçekler saklanır, kurur, rengi solar ama anlamı kalır.
Hepimizin böyle kitaplarının, defterlerinin arasında ya o günü hatırlamak için ya da o an o çiçeği gerçekten sevdiğimiz için arasına koyarız, onlar kurur.
bulduğumuzda yani hiç beklemedik.
Bizi o güne götürür.
Yani o defterin veya kitabın arasına koyduğumuz güne götürür.
Ve bence çiçeklerin en güzel yanlarından biri de budur.
Yani evet belki çabuk solup ölüyorlar.
Ama işte onu saklamanın bir yolu da onu kurutarak işte o şekilde saklamak.
Bence o yüzden çiçekler anılarla da çok güzel böyle bağdaşabilen canlılar olduklarını düşünüyorum ben.
Ama geneline baktığımızda belki de bu konuştuklarımızda mesele çiçek değil de birinin durup sizi düşünmesidir.
Ya da sizin bir an durup birinizi, birini ya da birini düşünmenizdir.
Yani çiçek sadece baktığımızda aslında bir araç.
Ama bazen doğru araç, doğru duyguyu görünür kılıyor.
Ve belki de bu bölümden sonra kendinize şunu sorabilirsiniz.
Birine çiçek almak için özel bir günümü bekliyorum.
Yoksa birini düşünmek zaten yeterince özel mi?
Ve belki de bugün hiçbir sebep yokken birine çiçek alırsınız ya da kendinize çiçek alırsınız.
Bence yani ilk kendi kendinize yaptığınız me time dediğimiz kendi kendimize vakit geçirdiğimiz bir zamanınızda kendinize bir çiçek alın.
En sevdiğiniz çiçeği alın ve kendinizi ödüllenlerin.
Evet birisi çiçek aldığında bu sizi çok mutlu edebilir ama Siz kendinize çiçek alıp bence kendinizi mutlu etmelisiniz.
Çünkü siz gerçekten değerlisiniz.
Herkes değerli.
O yüzden kendi değerinizi bilin ve kendinize bir çiçek alıp kendinizi mutlu edin.
Eğer buraya kadar dinlediyseniz çok teşekkür ederim.
Bana ulaşmak isterseniz sosyal medya hesabımdan Şöyle Bir Şey podcast instagram hesabından ulaşabilirsiniz.
Paylaşarak bana destek olursanız takip ederseniz çok sevinirim.
Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
