
Bu bölümde, bir yılın benden neleri alıp götürdüğünden çok, geriye ne bıraktığına bakıyorum. Yorulduğum yerleri, sustuğum anları, büyürken fark etmeden vedalaştıklarımı… Tutamadığım sözleri, ertelediğim hayalleri ama buna rağmen hâlâ ayakta kalan yanlarımı. Belki bu yıl bana “daha fazlası”nı değil, “daha az ama gerçek” olanı öğretti. Bu bölüm; kapanan bir takvim yaprağından çok, içimizde kalan izleri konuşmak isteyen herkes için.
Instagram: soylebirseypodcast
Transkript
Herkese merhabalar.
Şöyle Bir Şey adlı podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Bilmeyenler için ben Esila.
Bu ay için bir yılbaşı konsepti düşünerek bu ay paylaşacağımız tüm bölümlerde biraz yılbaşıyla alakalı şeyler konuşalım dedik.
Hatta bunun için giriş jingle'ımızı bile değiştirdik.
Çünkü yılbaşı ruhu böyle insanın içini kıpır kıpır yapan bir şey.
Bugün de hep beraber bu yıl bizden geriye ne kaldı?
gibi bir konuyu konuşalım istiyorum.
Yılın sonuna yaklaştık.
Belki de hepimizin içinde bir yerlerde kıpırdayan bir soru bu.
Bu yıl benden geriye ne kaldı sorusu.
Garip bir şey aslında. Takvimdeki yıl bitiyor ama insanın içindeki yıl o kadar da hızlı bitmiyor bence.
Herkes yeni yıl geliyor diye seviniyor ama bazı insanların içinde hala kapanmamış kapılar.
Ne bileyim söylenmemiş cümleler.
Belki de yüzleşilmemiş duygular kalıyor.
İşte bugün o kapıların önünde Biraz duracağız.
Çünkü bir yılı anlamak aslında bir takvim yaprağına bakmak değil.
Bir yılı anlamak yani bir insanın kendine dönüp ben bu yıl kim oldum diyebilmesidir aslında.
Eğer hazırsanız başlıyoruz.
Zaman dediğimiz şey çok tuhaf bir tarafı var baktığımızda.
Herkes aynı saniyeyi yaşıyor ama kimse aynı duyguyu aynı anda yaşamıyor.
Aynı gün doğuyor, aynı güneş batıyor ama herkesin içinde havası farklı.
Birinin yılını içindeki fırtınalar belirliyor, birininkini içindeki sessizlikler, bir başkasının içindeki kayıp, diğerinin içindeki umut.
Bu nedenle böyle her yılın içinde aslında milyonlarca farklı yıl da var.
Peki sizin bu yılınız nasıl geçti?
Bunu kimse tam olarak bence bilmiyor.
Sadece sen biliyorsun bunu.
Ve bugün işte o yılın bütün gölgelerini, bütün ışıklarını, bütün yaralarını Ve bütün küçük mucizelerini yanına almanı istiyorum.
Belki bu yılın içinde çok iyi çıktın.
Belki paramparça çıktın.
Belki de hiç fark etmeden büyüdün.
Belki hiç fark etmeden yoruldun.
Ama her ne olduysa bir his kaldı.
Ne bileyim bir tortu, bir duygu ya da bir değişim oldu.
İşte belki de şu an siz bu bölümü dinlerken gözleriniz doluyordur.
Belki içinden bir şeyler gülüyordur.
Belki bazı cümlelere tutunuyorsundur.
Belki de bazılarına...
Karşılık veriyorsundur kendi kendine ama hepsinin sonunda aslında tek bir şey olsun istiyoruz bence.
Bu yıl bana ne kaldı sorsana.
Kendi cevabımızı bulmamız gerekiyor.
Hep beraber yılın başına dönelim.
Hatırlıyor musunuz?
Ocak ayında kendinize küçük bir söz vermiştiniz belki de.
Daha iyi olacaktınız ya da daha kararlı, daha sakin, daha cesur.
Ne bileyim belki de daha umutlu.
İnsan yılın başında hep bir kendini yeniden inşa ediyor.
Ama yıl... Kendi oyununu oynuyor.
Biz ne kadar planlar yaparsak yapalım.
Yıl bir yerden sonra kendi nasıl ilerlemek istiyorsa öyle ilerliyor.
Belki birçoğumuzun bu yıl planladığı gibi olmadı.
Belki de çok daha iyi oldu.
Belki de hiçbir şey değişmediğini zannettiniz ama aslında içinizdeki sessizlikte bir şeyler büyüdü.
Değişimin sesi işte bazen o kadar...
Kısık ki yani insanlar yıl boyunca bunu bence duyamıyor.
Ama Aralık ayında bir sabah uyanıyorsunuz, aynaya bakıyorsunuz ve fark ediyorsunuz.
Ben artık eskisi gibi hissetmiyorum.
Bu yılın sizden neler götürdüğünü bence bir oturun düşünün.
Çünkü hayatın aldığı şeyler var.
Hayatın verdiği şeyler kadar.
Bu da çok normal bir şey.
Bazen bir insanı alır, bazen bir sevgiyi, bazen bir güven duygusunu, bazen bir şansı, bazen de bir ihtimali.
Ve bunları insan kaybettiklerinin yasını da taşıyor.
Herkes kendine göre.
Ne bileyim bazıları ağlayarak, bazıları susarak, bazıları konuşarak, bazıları da böyle hiçbir şey olmamış gibi davranarak yapıyor bunu.
Ama bir yılın ağırlığı genelde sessiz.
Kimse fark etmiyor.
Sen bile bazı günler bunu fark etmeyebilirsin.
Bu çok normal bir şey.
Ama işte bir sabah bir bardağı su doldururken ne bileyim ellerinin titrediğini hissedersin.
O an anlarsın. Ya ben bu yıl ne çok şey taşımışım.
Şimdi biraz da tüm yıl boyunca taşıdığın görünmez yüklerini düşün.
Bir karar vardır hala anlamadığın.
Ne bileyim bir cümle vardır.
İçinde tuttuğun ama söyleyemediğin.
Ya da bir insan vardır hala bırakamadığın arkanda.
Belki de içinde büyük bir yara vardır.
Hala kabuk tutmamıştır.
Bir alışkanlığın vardır bırakmak istediğin ama bırakamadığın.
Bir kendin vardır ve hala toplanmayı bekleyen.
Kenara atmışsındır belki de onu.
İşte insan bir yılı kapatırken aslında şunu da yapıyor.
Kendini de kapatıyor. Ne bileyim kendindeki eksikleri, fazlaları, yükleri, hayal kırıklıklarını.
Ama aynı zamanda ışıkları da kapatıyor.
Gelelim yıl boyunca yaşadığınız küçük şeylere.
Çünkü bence bizi değiştiren büyük olaylar değil.
Yani bütün büyük olayların arasında sıkışan küçük anlar da saklı.
Ne bileyim bir sabah otobüsü kaçırdığınızda hissettiğiniz o kırılma, bir yabancının size gülümsemesi ya da arkadaşınızın size gelip ben yanındayım demesi.
Birinin sana sesini yükselttiğinde hissettiğin o titreşim.
İçinden gelen bir artık böyle yaşamak istemiyorum fısıltısı.
Akşam eve dönerken çalan bir şarkı.
İşte baktığımızda bu küçük şeyler insanları büyütüyor.
Ama bazen bu küçük şeyler insanları yıpratabiliyor.
Ya da küçük şeyler insanın koskoca bir yılını şekillendirebiliyor.
İşte belki de bütün bir yıl sadece bir anın içinde sakladık.
Mesela bazı yıllar bence insanı dönüştürüyor.
Böyle dışarıdan değil ama içeriden dönüştürdüğü yıllar var.
İçindeki böyle en karanlık odanın lambası yanar.
Ne bileyim korkularını gösterir o sene sana.
Yalnızlığını ne bileyim kendi gücünü gösterir.
Sana neye ihtiyacın olduğunu gösterir.
Ve bazı yıllar seni aslında inciterek büyütür.
Ve bunu kimse istemez.
Hiçbirimiz istemeyiz ama bu böyledir.
Belki bu yıl...
Sen biraz kırıldın ama kırılmak bir çöküş değildir.
Bazen yenilenmedir.
Hiç fark ettiniz mi?
Ağlamayı bıraktığınız gün değil.
Neden ağladığınızı fark ettiğiniz gün aslında iyileşmeye başlıyorsunuz.
Şimdi size bir soru yönelteceğim.
Bu yıl sizi en çok neyin gölgesi takip etti?
Bir insanın mı?
Ne bileyim bir korku mu?
Kaygı mı? Eksiklik hissi mi?
Yoksa bir ertelenmişlik duygusu mu?
Çünkü insanı yoran şey yılın aslında kendisi değil.
Yıl boyunca içinizde sakladığınız şeyler.
Belki bu yıl birini kaybettiniz.
Belki bir ilişkiniz bitti.
Belki bir dostluğunuz çatladı.
Belki de bir hayaliniz ertelendi.
Belki bir güveninizini sarstı birileri.
Belki bir kapı kapandı.
Ama belki de bir kapı açıldı.
Ya da bir insan geldi.
Yeni bir fırsat doğdu.
Bir cesaret geldi.
Ya da bir ışık yandı.
Ya da bir söz içinizi iyileştirdi.
Bir gülüş size çok iyi geldi.
İşte bu yıl sizi mesela kim kırdı?
Bu yıl sizi kimi iyileştirdi?
Bu sorunun cevabı aslında bütün bir yılınızın özeti.
Freda Carlo'nun bir mektubunda şöyle bir şey yazıyor.
Bazı yıllar beni boş bir sayfa yapıyor ama boş sayfalarda çok renk çıkıyor diyor.
Belki bu yıl sizin boş sayfanız oldu ya da tam tersi en dolu sayfanız oldu.
Ama her halükarda bir şey bıraktı sizden.
Bu yıl kendinize ne kadar iyi davrandınız, ne kadar acımasız oldunuz?
Bu bence çok önemli bir soru.
Çünkü dönüp baktığımızda aslında hayatımızda birçok olan şeyi de kendimiz yapıyoruz.
Bazı şeyleri kendimiz hayatımızın bir noktasına koyuyoruz.
Bence bilgiliği aslında şurada.
Bir yıl insanı değiştirmeden bitirmiyor.
Bu konuda bir anlaşalım. Yani ister istemez ne bileyim fark etmeden ufak ufak böyle gün gün işte bir sabah eski düşüncelerinizin sığmadığınızı fark ediyorsunuz.
İşte ne bileyim bir akşam eski duygularınızı tanıyamaz oluyorsunuz.
Bir gün aynaya bakıyorsunuz ve gözlerinizdeki çizgiler bile artık değişmiş.
İşte insan bunun adına büyümek diyor.
Ben buna aslında dönüşmek diyebilirim bence.
Çünkü dönüşmek daha doğru bir kelime.
Daha yumuşak, esnek, böyle kendiliğinden bir kelime olarak düşünebiliriz bence bunu.
Bence bu yıl sizden ne aldığını bir kendinize sormanız gerekiyor.
Bunu bir deftere cevaplayın.
Ya kendi kendinize bu soruyu bir cevaplayın.
Çünkü bu yıl sizden cesaretiniz mi, ne bileyim kırgınlığınızı mı aldı?
Kayıp mıydı sizin için?
Umut muydu? Alışkanlık mıydı?
İnanın bana bu çok zor bir şey değil ve...
Bunu yapmamız gerekiyor.
Çünkü yeni bir yıla başlıyoruz.
Evet. Ve birçoğumuz belki de milyon tane plan yaparak bu yeni yıla gireceğiz.
Ama hayat işte bizim planladığımız gibi gitmiyor hiçbir zaman.
Bu konuda çok sevdiğim bir söz vardır.
Hayat sen planlar yaparken yaşadığındır diye.
Evet biz yılbaşına yaklaşırken hepimiz yeni yıl için muhteşem planlar yapıyoruz.
Belki hepimiz birer tane kendimize yeni ajandalar aldık.
Ama yeni yılda bence en çok...
Kendinize ne yaparsanız mutlu olursunuz o noktaya değinmeniz gerektiğini düşünüyorum.
Hepimizin öyle olması gerektiğini düşünüyorum.
Yeni yıla geçmeden önce kendinize bir de şunu söyleyin bence.
Bu yıl bana her ne yaptıysa ben yine buradayım.
Ve bu yıl benden ne kaldıysa ben onunla bir sonraki yıla da yürüyeceğim.
Ve yürürken kendine biraz daha şefkatli ol.
Biz en çok... Kendimize olan öz şefkatimizi hep göz ardı ediyoruz.
Ve aslında bunu göz ardı etmememiz gerekiyor.
Kendinize biraz daha yumuşak, biraz daha anlayışlı olun.
Bunu çevrenizdekilere yapıyorken en çok kendinize yapmanız gereken şeyler.
Çünkü bir yıl bitiyor ama sen, sen olmaya devam ediyorsun.
Yeni yıl umarım düşlediğiniz gibi.
İçinizden nasıl geçiyorsa öyle bir yıl olur.
Sevdiklerinizle beraber nice nice güzel, mutlu, huzurlu yıllarınız olsun.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
