
Bencillik: Kendini Sevmek mi Yoksa Başkalarını Kullanmak Mı?
24 Ekim 2025 · 9 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde “bencillik” kavramına biraz daha yakından bakıyoruz.
Gerçekten bencil miyiz, yoksa sadece kendimizi korumayı mı öğreniyoruz?
Bir başkasına “bencil” derken, aslında onun kendi sınırlarını çizmesine mi kızıyoruz?
Yoksa biz kendi ihtiyaçlarımızı erteledikçe, sessiz bir bencilliğe mi dönüşüyoruz?
Bu bölümde, “ben” demenin suç olmadığını, ama “sadece ben” demenin nereye kadar gidebileceğini konuşuyoruz.
Kendi payımıza düşen sorumlulukları, suçluluk duygusunu ve başkalarının beklentileriyle kurduğumuz o ince dengeyi birlikte sorguluyoruz.
Belki sonunda fark edeceğiz…
Bencillik sandığımız şey, bazen sadece kendine biraz daha iyi davranmaktır.
Transkript
Herkese merhabalar.
Şöyle Bir Şey attı podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Bilmeyenler için ben Esila.
Bugün hep beraber bencillik hakkında konuşacağız.
Son birkaç bölümdür yer yer bencilliğe dokunuyoruz bir yerde.
O yüzden bugün bu bencilliği hakkında konuşalım istiyorum.
Evet bu kelimeyi duyunca birçoğumuzun yüzünü buruşturduğunu biliyoruz.
Kimseye yakıştırmadığımız ama bir yandan da gizli gizli hepimizin içinde bir yerlerde taşıdığı o kelime yani.
Bencillik. Çocukken bize hep bencil olma dediler.
Oyuncağını paylaşmadığında ya da son dilim ekmek almak istediğinde bazen sadece kendi istediğin şeyi yapmak için diretince sürekli bir bencil olma diye bir karşılık aldık birçoğumuz.
Bu cümle kulağımıza öyle bir kazındı ki aslında büyüdüğümüzde de Kendi ihtiyaçlarımıza dile getirirken bile suçluluk duyarı olduk.
Yani nasıl desem bir isteğimiz varsa hemen ardından bir ama ekledik.
Bir sınır koyduysak kendimizi açıklama ihtiyacında hissettik.
Çünkü kimse tarafından bencil olarak görülmek istemedik.
Ama şunu fark ettiniz mi?
Bir kelimenin içinde bir başka anlam daha var.
Kendini korumak.
Ve biz bunu çoğu zaman unutuyoruz.
Bencillik aslında...
İnsanın doğasında var olan bence bir içgüdü.
Yani tıpkı açlık gibi, korku gibi, ne bileyim bir sevgi gibi.
İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için önce ben diyebilmesi gerekiyor aslında.
Bir uçağa bindiğinizde hostesin söylediği o cümleyi hatırlayın.
Onlar ilk önce şöyle bir şey söylüyor.
Basınç düşerse önce kendi maskenizi takın, sonra yanınızdakine yardım edin.
Bu cümle aslında bencilliğin en saf haliyle açıklaması değil mi sizce de?
Önce nefes al ki başkasına da yardım edebilesin.
Ama biz bunu hep ters öğrendik.
Önce başkasını düşün, kendini sonra düşünürüz.
Ve işte tam da burada bir şeyler karıştı aslında.
Ve kendimizi tamamen unutmanın fedakarlık sanıldığı bir çağda yaşıyoruz.
Aslında bencillik kelimesi bence ikiye ayrılıyor.
Birincisi, kendini dünyanın merkezine koymak.
Herkesi senin etrafında dönmesini beklemek.
Bu kısmı zaten toksik, yıkıcı, ilişkileri zedeleyen bir hali.
Ama ikincisi aslında kendinin merkezini koruyabilme.
Ya bu aslında baktığımızda bambaşka bir şey.
Yani bu aslında şu demek.
Benim de duygularım, sınırlarım ve ihtiyaçlarım var diyebilmenin cesareti.
Ve işte bu sağlıklı bir bencillik aslında.
Psikolojide buna öz koruma dürtüsü deniliyor.
Kendini ihmal eden, sürekli başkalarını önceleyen insanlar bir süre sonra tükeniyorlar.
Çünkü bir noktada içlerindeki enerji bitiyor.
Sonsuza kadar başkalarına yetebilmek mümkün değil.
Mesela bugünlerde herkes biraz tükenmiş hissediyor.
Birçoğumuz duygusal olarak hatta bazen fiziksel olarak bile yorgunum diyoruz.
Ve bu kelime artık günlük hayatımızda çok fazla kullandığımız bir kelimeye dönüştü.
Belki de yorgun değilizdir.
Sadece kendimizi hiç dinlemediğimiz için aslında o içimizdeki küçük sesi duyamaz hale geldik birçoğumuz.
Yani kendini duyamayan insan ister istemez başkalarının sesine göre de yaşamaya başlıyor.
O zaman da bir bakmışız ki aslında hayat başkalarının istekleriyle dolmuş.
Ama bizimkiler unutulmuş.
İşte o noktada bencil olmanın zamanı geliyor bence.
Ama bu işte öyle bir bencillik ki içinde kötü niyetin olmadığı bir bencillik.
Bir tür kendini geri çağırma hali.
O geriye attığın, unuttuğun kendini geri çağırma halinden bahsediyorum.
Mesela ünlü yazar Simon, Satre ile olan ilişkisini anlatırken bir gün şöyle bir şey söylüyor.
Biz birbirimizi sahiplenmedik, özgür bıraktık.
Ama bu özgürlük bazen beni bencil hissettirdi diyor.
Aslında bu cümle...
birçok şeyi anlatıyor bize.
Özgür olmanın kendi hayatını yaşamanın bazen böyle toplumun gözünde bencillik olarak görülebileceğini söylüyor bir yerde.
Ama o bu bedeli ödemeye razı olduğu için biliyordu ki kendinden vazgeçtiği anda artık kimseye gerçekten bir şey veremeyecekti.
Sevgi bile aslında kendini unutmuş bir insandan taşamayan bir şey olurdu.
Belki de sorun şudur.
Biz bencilliği hep kötülükle aynı yere koyduğumuz için Aslında bencilliğin niyetle şekillendiğini unut.
Birini kırmak pahasına kendi çıkarını gözet diyorsan bu bencillik zararlı evet.
Ama kendini korumak, kendi alanını çizmek, ruhunu dinlendirmek için hayır diyorsan aslında işte bu bencillik değil.
Kendine saygıdır.
Bir önceki bölümde hayır diyememek hakkında konuştuk ya.
İşte mesela orada da bencilliğe biraz değinmiştik.
Bencillik her hayırın arkasında bir bencillik yoktur.
Bazen işte kendine alan açmak çok önemli bir şey.
Mesela klinik psikologlardan biri şöyle bir şey söylüyor.
Sağlıklı bencillik duygusal olgunun bir işaretidir.
Çünkü kişi neye ihtiyacı olduğunu fark etmiş, onu ifade edebilme cesaretini bulmuştur.
Gerçekten de öyle değil mi?
Yani düşünsenize birine hayır diyebilmek bazen çok zor olabiliyor.
Sırf kırılmasın diye.
Evet dediğimiz kaç an var hayatımızda dolusu.
Belki de sırf başkaları memnun olsun diye ertelenen kaçış ses var.
İşte bu hayır diyebilme becerisi sağlıklı bencilliğin kapısını aralıyor.
Çünkü bazen en sevgi dolu şey aslında kendini korumaktır.
Ben şunu fark ettim.
Biz hep iyi insan olmakla bencil olmamak arasındaki çizgiyi çizmişiz.
Oysa aslında insan olmak kendini hiçe saymak demek değil.
Bazen iyi insan olmanın yolu aslında kendi sınırlarını bilmekti.
Birine sürekli evet diyerek onu mutlu etmeye çalışmak bir noktadan sonra sahici bir sevgi olmaktan bence çıkıyor.
Nasıl desem? İçinde kırgınlıklar mı birikiyor insanın?
Öfke birikiyor. Ve gün geliyor en yakın olduğun insanları bile mesafe koymak istiyorsun.
Ve bunu önlemenin yolu aslında baştan sağlıklı bencilliği öğrenmekten geçiyor.
Peki biz neden bencillikten bu kadar korkuyoruz?
Belki de işte toplumsal olarak bencil olma cümlesini öyle sık duyduk ki kendi isteklerimiz bize bile fazla gelmeye başladı.
Bir şey istemek, bir şeyi hak etmek bir anda içimizden ben fazlasını mı istiyorum duygusunu uyandırıyor.
Ama mesele şu kendimizi biraz fazlasını istemek bencillik demek değil aslında yaşamanın ta kendisi.
Kendini... Önceleyen biri aslında başkalarına daha sahici yaklaşabiliyor.
Çünkü sevgi bir yerde tükenmemiş bir kalpten doğuyor.
Mesela şunu bir düşünün.
Bir arkadaşınız sizden sürekli destek istiyor ve siz hep onun yanında oluyorsunuz.
Ama kendinizin kötü olduğunda kimse sizi dinlemiyor.
İşte bu durum aslında sizin değil de onların bencil olması gerekmiyor mu?
Ama biz buna bile ben iyi dayanamadım diyerek...
Aslında suçluluğu yükleniyoruz.
Oysa bencil olan bazen biz değiliz.
Ya sınırlarımızı fark etmeyen insanlar.
Ve biz buna izin verdikçe o sınırlar silinip gidiyor.
Bir an durup şunu sorsak kendimize.
Gerçekten ben bencil miyim yoksa sadece yorgun muyum?
Belki cevabı orada bulabiliriz.
Çünkü bazen bencillik dediğimiz şey sadece bir dinlenme isteğidir belki de.
Ya bir susmak, bir şimdilik ben deme hali.
Ve bu hal aslında insan olmanın en doğal biçimi.
Biz insan olmayı da unutuyoruz.
Artık öyle bir raddeye geldik ki.
Ve bence evet bencilliğin uç noktası tehlikeli.
Ben bunu kabul ediyorum. Kendi dünyanın merkezi sanmak.
Ne bileyim empatiyi kaybetmek.
Başkalarının alanına taşmak.
Ama diğer uçta da bir tehlike var.
Kendini tamamen unutma tehlikesi.
Ve ikisinin arasında da bir denge var.
Eğer bu dengeyi koruyabilirsek.
Belki de hayat dediğimiz şey çok daha keyifli ve çok daha güzel bir hale alabilir.
Son olarak şunu söylemek istiyorum.
Kendine öncelik vermek kimseyi geride bırakmak demek değil.
Bencilik doğru anlaşıldığında hem seni hem de ilişkilerini güçlendirir.
Çünkü kendini tanıyan, dinleyen, koruyan biri başkalarına da daha şefkatli olur.
Kendine haksızlık eden birinin başkasına adalete davranması mümkün değil.
Bu yüzden eğer bir gün bencil olduğunu söylenirse hemen savunmaya geçme.
Belki de sonunda sadece kendin olmayı öğreniyorsundur.
Beni dinlediğin için teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakal.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
