
Pakistan ve Hindistan'ın Gerilimli Sınırında Neler Yaşadım?
12 Aralık 2024 · 13 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Wagah Sınırı’nda yaşadığım eşsiz deneyimi keşfetmeye hazır mısınız? Bu bölümde, Pakistan ve Hindistan arasında yer alan dünyanın en ilginç sınırlarından biri olan Wagah Sınırı'ndaki etkileyici gösteriyi anlatıyorum. Aynı zamanda iki ülkenin tarihi, kültürel gerilimleri ve bu sınırın neden bu kadar özel olduğunu detaylandırıyorum.
Sınır kapısındaki atmosfer, askerlerin ritüelleri ve iki ülkenin sınırında yaşadıklarımı dinlerken, sınırların anlamı üzerine de derinlemesine bir sohbet sizi bekliyor. Eğer tarih, seyahat ve kültürel hikayeler ilginizi çekiyorsa, bu bölümü kaçırmayın!
🌍 Seyahat, tarih ve kültür üzerine bir yolculuğa çıkmak için şimdi dinleyin!
https://www.instagram.com/yagmur_aratt/
https://www.youtube.com/@YagmurArat
#sırtçantamdakihikayeler #yagmurarat #yagmuraratpodcast
#PakistanKeşfi #PakistanKültürü #GeziPodcasti #DünyaTurunda #KeşfetmeninKeyfi #KültürYolculuğu #YolHikayeleri #GezginRuh #PodcastMacerası #KültürelGezi #DünyaGezgini #YolArkadaşı #GezginNotları #Dünyanınenilginçsınırları #Seyahatpodcast #tarihpodcast
Transkript
Hepinize selamlar. Sırtçantamdaki Hikayeler Podcast'inin yeni bölümüne hoş geldiniz.
Bugün sizlere hayatımda gördüğüm en ilginç, hatta en gerilimli ülke sınırını anlatacağım.
Neresi burası? Pakistan ve Hindistan sınırı.
Aslında kafamda şöyle bir şey tasarladım.
Pakistan-Hindistan sınırı üzerinden yola çıkarak ve dünyada gördüğüm ilginç sınırları ve bana hissettirdiklerinden bahsetmek istiyorum bugün.
O zaman çayınızı kahvenizi alın gelin ve yeni bölüme başlayalım.
Şimdi öncelikle sınıra gidiş hikayemden başlamak istiyorum.
Beni takip edenler zaten bunu biliyor ama bu podcastı ilk defa dinleyenler için ben yaklaşık 2,5 ay Pakistan'daydım.
Ve bu seyahatimin orta kısımlarında Lahor'a geçtim.
Lahor'un yaklaşık 25 km ötesinde de Pakistan-Hindistan sınırı olan Vagas sınırı var.
Ve burası çok ilginç bir sınır.
Ben bu sınırı aslında belgesellerden görüyordum.
Pakistanlı askerlerin ve Hintli askerlerin birbirlerine güç gösterisi yaptığı ve ilginç bir gösteri yaptığı bir sınır burası.
Ve her gördüğümde çok ilgimi çekiyordu.
Lahor'dayken dedim ki buraya mutlaka gitmem lazım.
Çünkü şöyle biliyorsunuz eskiden Pakistan ve Hindistan tek bir ülkeydi ve ayrıldıklarından itibaren bu sınırda her gün ama her gün bu gösteri düzenleniyor ve gösteri ya
da tören deyince böyle bir kutlama düşünüyor insan ama aslında bu tamamen iki ülkenin birbirlerine güç gösterisi yaptığı gerilimli bir gösteri.
O yüzden dedim ki mutlaka Lahor'dayken orayı görmek istiyorum.
Neyse ben bir gün atladım motor taksiye gittim.
Sınıra yaklaşık 2 kilometre kala motor taksi beni bıraktı.
Çünkü o noktadan sonra hiçbir araç giremiyor.
Ben böyle birkaç tane güvenlik önleminden geçtim ve başladım yürümeye.
Böyle uzun ince bir yol.
Yürürken sınırın bir kısmını görüyorsunuz.
Ama asıl böyle bayrakları görüyorsunuz.
Ve birkaç tane güvenlik noktasından geçtiğiniz uzunca bir yol.
Yoldayken böyle birçok turist gördüm.
Pakistanlıları çok gördüm.
öğrenci grupları gördüm.
Büyük ihtimalle okullar getiriyor onları.
Ve yolun bir kısmında da böyle küçük küçük tezgahlar gördüm.
İşte mısır satıyorlar, su satıyorlar.
Kimileri bayrak satıyor.
Kimileri mesela yüzlerini Pakistan şeklinde boyuyorlar.
Böyle bir yoldan geçtikten sonra da sonunda törenin yapılacağı alana vardım.
Orada bir tane görevli var.
Sizi yönlendiriyor ve şöyle geçin, şöyle oturun falan diyor.
Bana da bir yer gösterdi ama biraz arkada kalmıştı.
Ben sonra gidip askere dedim ki ya ben YouTuber'ım ve video çekmek istiyorum.
Beni öne alır mısınız? Tabii ki de dedi ve en öne oturmuş oldum.
Neyse ben oturdum koltuğuma ve meraklı gözlerle etrafa baktım.
Karşımda Pakistanlı askerler töreni hazırlanıyordu.
Sağ tarafımda da Hindistan askerlerini görüyorum.
Onlar da töreni hazırlanıyor.
Bu alanı şöyle düşünebilirsiniz.
Bir tane yol var ve o yolun ortasında kocaman bir kapı var.
O yolun karşısında da böyle tribün şeklinde yerler var ve insanlar oraya oturup bu gösteriyi izliyor.
Bu arada ben buranın videosunu çektim.
Ve sanırım haftaya yayında olacak.
Bu podcastten sonra videoyu izlemek de bence güzel olacaktır.
Neyse oturdum böyle törenin başlamasını bekliyorum.
Bir yandan da etrafı izliyorum.
Karşımda eskiden tek bir toprak parçasında yaşayan bir ülke vardı.
Ve şu an birbirine düşman iki ülke var.
Ve o an bu iki ülkenin nasıl bu hale geldiğini düşündüm.
Bu bölümü ve bu sınırı daha iyi anlamanız için biraz tarihe yolculuk yapacağız ve Hindistan-Pakistan tarihinden kısacık bahsedeceğim.
Biliyorsunuzdur Hindistan alt kıtası eskiden İngiliz sömürgesiydi ve bu sömürgecilik yaklaşık 70 yıl boyunca sürdü.
1947'de Hindistan bağımsızlığını kazandı ve o dönem Hindistan'da Hindular, Müslümanlar, Sihler, Budistler yaşıyordu.
Ama bunun büyük bir çoğunluğunu Müslümanlar ve Hindular oluşturuyordu.
Hindistan bağımsızlığını kazandıktan sonra en büyük tartışma konusu da ülkenin nasıl yönetileceği oldu.
Bir tarafta Gandhi liderliğindeki grup vardı ve bunlar tek bir Hindistan'ın olması gerektiğinden yanaydı.
Diğer tarafta da Müslüman liderliğindeki bir grup vardı.
Onlar da bölünme istiyordu.
Çünkü Müslümanların kendini tehlikede hissedeceklerini ve Müslümanların bir arada yaşaması gerektiğini savunuyordu.
Ama bu bölünmenin nasıl olacağı büyük bir tartışma konusu.
Sonra İngilizler ülkeden ayrılmadan önce...
Bu sorunu hızlıca çözmek istedi.
Ve İngiltere'den bir memuru görevlendirdiler.
Cyril Radcliffe.
Ve onu Hindistan'a götürdüler.
Ancak en büyük sıkıntı şuydu.
Bu memur Hindistan'ı hiç bilmiyordu.
Ve yaklaşık 5 haftası vardı Pakistan'la Hindistan'ı ayırmak için.
Bu adam da gelişigüzel bir şekilde Hinduların çoğunlukta olduğu alanla Müslümanların çoğunlukta olduğu alanı ayırıp böyle bir çizgi çizdi.
Neyse bu adam bu sınırı çizdikten sonra ertesi...
Eski gün İngiltere'ye döndü ve bir daha Hindistan'a gitmedi.
Ama buradaki en büyük sıkıntı şuydu.
Hindistan aralarında dağınık bir şekilde yaşayan çok fazla Müslüman ve Hindi grup var.
Mesela bir eyalet düşünün.
Çoğunluğunu Müslümanlar oluştursa da çok yakın bir oranda Hindular yaşıyor orada ya da tam tersi.
O yüzden sınırın diğer tarafında kalan Müslüman gruplar Pakistan'a, Pakistan'da kalan Hindi gruplar da Hindistan'a göçmek zorunda kaldı ve...
Büyük bir göç akımı başladı.
Yaklaşık 15 milyon kişinin yer değiştirdiği söyleniyor.
Ve biliyorsunuz bir yerde zorunlu göç varsa beraberinde ölümleri, tecavüzleri, salgın hastalıkları birçok acıyı da getiriyor.
Ve bu göç sırasında yaklaşık 1 milyon insanın öldüğü varsayılıyor.
Gerçekten o dönem çok büyük kayıplar olmuş, çok büyük acılar yaşanmış bu bölgede.
Ve yıllar süren bu acılar beraberinde milliyetçiliği de getirmiş.
Ve bu iki grup birbirlerine saldırmaya başlamışlar.
Belki hatırlıyorsunuzdur son dönemlerde de yaşanıyordu.
Çok fazla Hindistan'da ya da Pakistan'da terör saldırısı oluyor.
Ya da mesela Hindistan ile Pakistan ayrıldıktan sonra en büyük ve hala...
çözülemeyen bir sorun var. Kaşmir sorunu.
Ve yıllar içerisinde bu nefret artmış artmış ve iki düşman ülke haline gelmişler.
Aslında bu noktada şunu da eklemek istiyorum.
Benim Pakistan'da tanıştığım insanlardan hiçbiri Hindistan'la ilgili ya da Hintli insanlarla ilgili kötü bir şey söylemedi.
Ve genelde şunun farkındalardı.
Bu politika. Politika bizi bu hale getirdi.
Biz aslında aynı insanlarız diyorlardı.
Yani bu nefret daha çok aşırı Hindu gruplarla Aşırı dinci gruplar arasında gerçekleşen bir nefret, Ve Pakistan'daki insanlar bunu devletin, politikanın hatta bundan en büyük
çıkar sağlayan İngiltere'nin bunu yaptığının farkında.
Bir tane atasözü vardı sanırım şöyleydi.
Eğer bir derede iki balık kavga ediyorsa buradan kesin İngiliz geçmiştir diye.
Gerçekten dünya turun boyunca bunu çok hissettim.
Neyse şimdi sınırdaki törene geri dönüyorum.
Sanırım gün batımı gibi başladı tören.
5 gibiydi. Böyle o stadyum doldu.
Herkes geldi. Herkesin ilgisi tek bir noktadaydı.
İşte ilk başta başladı.
Bir asker grubu var. Onlar böyle kapıya doğru yürüyor ama çok ilginç bir şekilde yürüyorlar.
Böyle ayaklarını kafasına kadar çıkartarak yürüyorlar.
Kocaman bir şapkaları var zaten.
Hepsi tek tek yürüdü.
İşte selamlama yaptılar ve birbirlerini selamlarken mesela bağırıyorlar ya da yüksek sesler çıkartıyorlar.
Hani dedim ya o güç gösterisi.
Bunu hem hareketleriyle hem sesleriyle bütün vücut dilini kullanarak yapıyorlar.
Bu gösteri yaklaşık yarım saat falan sürüyor ve bir noktada kapıyı açıyorlar.
Kapı da şöyle. Mesela Hindistan tarafına geçmek için yani beş adım falan atmanız gerekiyor.
O kadar yakın bir kapı.
Sonra teker teker Hintli ve Pakistanlı askerler birbirlerine karşı yürüyorlar böyle.
Ve yine aynı şekilde işte vücut dilleriyle güç göstergesi yaparak.
Ama o sınırı geçmiyorlar.
Yani ortada bir alan var.
Böyle bir iki adımla. Orası boş kalıyor.
Ve o alanı geçmeden bu gösteriyi yapıyorlar.
Teker teker işte bir Pakistanlı asker, bir Hindistanlı asker ortaya geliyor.
Sonra geri gidiyor. Diğerleri geliyor falan.
En sonda bayrak indiriyorlar.
İşte bayrakları indirip katlayıp ondan sonra yerlerine geçiyorlar.
Ve bu şekilde gösteri bitiyor.
Ve mesela oradayken, o gösterideyken insanlar çok fazla tezahürat ediyor.
Gerçekten bir maç izliyor gibisiniz yani.
Oradaki milliyetçilik duygusunu size anlıyor.
Ben orada bir gözlemciydim ama ben bile çok etkilendim.
Ama mesela Hindistan tarafında olsaydım oradan çok etkilenecektim.
O yüzden milliyetçilik duygusuyla alakalı daha çok düşünmeye başladım mesela.
Hani insanların o birbirini gaza getirdiği bir nokta var ya.
Onu gerçekten orada yaşadım çünkü ben hiçbiriydim aslında.
Sonra o sınırdan çıkıp...
Eve doğru giderken, o uzun yolda yürürken dünyadaki sınırları düşündüm.
Çünkü ben dünya turum boyunca çok farklı sınırlardan geçtim.
Ve çoğu sınırı da yürüyerek geçtim.
İşte Güney Amerika'da birçok sınırı geçtim.
Asya'da geçtim. Ve hepsi aklıma geldi.
İlk olarak şeyi hatırladım mesela çok ilginç.
Ben ilk Avrupa'ya seyahat etmiştim.
Ve ilk gördüğüm sınır benim Belçika-Hollanda sınırıydı.
Ve gerçekten böyle şerit çizgileri olur ya, trafik şerit çizgileri, onun gibi bir şey.
Ve yok gibi bir şey Avrupa'da sınırlar.
Çünkü Avrupa Birliği'ne bağlı olduğu için zaten kimse size pasaport sormuyor ya da kapalı olmuyor hani diğer sınırlar gibi.
Mesela bir onu düşündüm.
Bir de işte Meksika-ABD sınırını düşündüm.
O kadar güvenlik önlemleri, upuzun duvarlar, işte korumalar.
Eğer o sınırdan birisi geçerse anında vur emri mesela.
Aynı şekilde Türkiye. Yunanistan sınırında olduğu gibi.
Bunlar böyle beni şey çok düşündürdü.
Yani gelişmiş ülkelerde aslında sadece bir çizgiyken gelişmemiş.
Ya ben gelişmemiş demeyi çok sevmiyorum.
Gelişmiş ülkelerin sömürdüğü ülkeler demeyi daha çok seviyorum.
Onların sınırını düşündüm.
Mesela Avrupa'da bu sınır çok da önemli olmayan bir çizgiyken ABD, Meksika'da o bir çizginin ayırdığı hayatlar oluyor.
Sonra o yolda yürürken şey aklıma geldi.
İşte benim o sınırlardan geçerken yürüdüğüm aklıma geldi ve şey duygusunu çok seviyorum.
Bunu her sınır geçişimde hissediyorum.
Guatemala'dan El Salvador'a yürüyerek geçmiştim.
Ve bu iki ülkeyi bir dere ayırıyor.
Siz de köprüden geçiyorsunuz.
Mesela o köprüden geçerken hiçbir yere ait değilsin ya aslında hiçbir ülkedesin.
O hissi... çok sevmiştim.
Yani onu düşünmeyi de sevmiştim.
O his de bana çok özgür hissettirmişti.
Ya da mesela uçakla bir yere gidiyorsam pasaporttan geçtikten sonra aslında hiçbir ülkeye ait değilsin ya o hissi de çok seviyorum.
Şimdi böyle söyleyince kulağa John Lennon şarkısı gibi geliyor.
Elbette sınırlar olmasa birçok sorunu beraberinde getirirdi ama şu anda çok sorun var zaten.
Yani mesela bir Pakistanlı insanın doğduğunda ne eğitim hakkı oluyor?
Ne sağlık hakkı oluyor? Bunların hepsini kendi çalışarak kazanması gerekiyor.
Yani devletin verdiği bir hak yok onlara ama bir Avrupa'da doğar doğamaz birçok hakkın oluyor zaten.
İşte bunları düşündüm o yolda yürürken.
Ve o sınır, o güç göstergesi, o milliyetçilik beni bu duygulara sürükledi.
Bir de ben şunu gördüm.
Yani dünyayı gezen birisi olarak gerçekten çok farklı yerlere gidiyorum ve dünyanın bir ucuna gidiyorum.
Ve neticesinde...
Hepimizin aynı insanlar olduğunu görüyorum.
Yani elbette bizim farklılıklarımız var.
İşte din, ırk, inanış gibi.
Ama bu farklılıklar sanki bizi böyle...
çeşitlendiren, renklendiren unsurlar gibi geliyor bana.
Zaten o yüzden çok keyif alıyorum dünyayı gezmekten.
Ve bu beraberinde merak duygusunu da getiriyor.
Merak duygusu beni daha çok dünyayı gezmeye teşvik ediyor.
Ama biz bu farklılıkları bir renk olarak değil de bir ayrışma olarak alıyoruz ve nefret duygusuyla besliyoruz bunu.
Yani bilmiyorum gerek var mı gerçekten.
Dünyayı gezerken en çok düşündüğüm konulardan birisi de sınırlar.
O yüzden bugün sizlere biraz bunlardan bahsetmek istedim.
Ve bunun üzerine gerçekten çok kafa yoruyorum.
Böyle bu düşüncelerimi, duygularımı da sizlerle paylaşmak istedim.
Sizin düşüncelerinizi de merak ediyorum.
Siz ne düşünüyorsunuz sınırlarla ilgili?
Ya da mesela bir ülkenin sınırından geçtikten sonra ilk hisleriniz ne oluyor?
Bunları gerçekten çok merak ediyorum.
O yüzden bu podcast'ın altına...
yorum olarak yazabilirsiniz.
Umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Eğer beni hala takip etmiyorsanız Spotify'dan, Apple Podcast'tan takip edip bölümü beğenebilirsiniz.
O zaman bir sonraki bölümde görüşmek üzere diyelim şimdilik.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
