
Pakistan Seyahatimin Kahramanları - İlham Veren İnsanlar
28 Kasım 2024 · 23 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Hepinize selamlar bu bölümde Pakistan seyahatimde tanıştığım ve bana ilham veren insan hikayelerini anlattım. Hepsi beni çok etkiledi ve sizlerle paylaşmak istedim. Dünyanın bir ucundaki insan hikayelerini dinlemek ve onlardan ilham almak isterseniz bu bölüm tam sizlik.
imdiden iyi seyirler dilerim. Beni instagram ve youtube'dan takip etmeyi unutmayın.
https://www.instagram.com/yagmur_aratt/
https://www.youtube.com/@YagmurArat
#sırtçantamdakihikayeler #yagmurarat #yagmuraratpodcast
#PakistanKeşfi #PakistanKültürü #GeziPodcasti #DünyaTurunda #KeşfetmeninKeyfi #KültürYolculuğu #YolHikayeleri #GezginRuh #PodcastMacerası #KültürelGezi #DünyaGezgini #YolArkadaşı #GezginNotları
Transkript
Hepinize selamlar.
Sır Çantam'daki Hikayeler Podcast'inin yeni bölümüne hoş geldiniz.
Kahvemi aldım geldim.
Bugün sizlere Pakistan'da tanıştığım, bana ilham veren insanları anlatmak istiyorum.
Ben bu podcast'a başlamadan önce bu podcast'in içeriğinde insan, mekan, kültür hikayeleri anlatmayı düşünmüştüm.
Çünkü seyahat ederken beni en etkileyen şeyler bunlar oluyor.
Ve insan hikayelerini çok seviyorum.
Açıkçası bunun için de geziyorum diyebilirim.
Yani dünyanın bir ucundaki insan hikayeleri gerçekten beni çok etkiliyor.
O yüzden bu bölümde keyifli bir şekilde Pakistan'da tanıştığım insanları anlatacağım.
O zaman sizi çok bekletmeden hemen başlıyorum.
İlk olarak Ahmet'le başlamak istiyorum.
Çünkü Ahmet benim Pakistan'da tanıştığım ilk insandı.
Yani ilk Pakistanlı arkadaşım da diyebilirim kendisine.
Sanırım iki önceki bölüm olması lazım.
İlk Pakistan'a gittiğim, yolculuğumu anlattığım bölümde.
Ahmet'ten biraz bahsetmiştim zaten.
Ben Pakistan'a gitmeden önce böyle aklımda bir sürü soru işareti vardı.
Ve bu soru işaretlerini en iyi oralı biriyle konuşursam gideririm diye düşündüm.
Ve coachsurfing'den başladım böyle İslamabad'da insanlara bakmaya.
Sonra Ahmet'i gördüm.
Baya bir referansı vardı ve herkes çok güzel şeyler yazmıştı.
Sonra ona yazdım işte. Dedim ki Ahmet ben Pakistan'a geleceğim ama şunlardan şunlardan şunlardan çekiniyorum.
Nasıl? Geleyim mi?
Ya da gelirsem şu konularda sıkıntı yaşar mıyım diye.
Böyle her şeyi sordum.
Ahmet de çok kibar bir şekilde bana yanıt verdi ve dedi ki gel, gel ve lütfen benim misafirim ol dedi.
Sonra biz Ahmet'le konuşmaya başladık ve sürekli işte biletini aldım mı?
Ne zaman geliyorsun? İşte seyahatle ilgili bir gelişme var mı diye bana böyle sormaya başladı.
Ve ben uçağa giderken bahsetmiştim yine size YouTube videolarında ya da podcastlerde biraz gergindim.
Ahmet böyle sabah mesaj attı işte bugün büyük gün Pakistan'a geliyorsun.
Umarım her şey sorunsuz geçer.
Ben gelip seni havaalanından alacağım.
Hiç merak etme falan diye.
Böyle Ahmet'in ilk gördüğüm özelliği şeydi.
Çok yardımsever ve karşısındaki insanı çok rahatlatan bir insan.
Ya hatta Ahmet'le ilgili şöyle bir hikaye oldu.
Detaylara girmeden çok kısa anlatacağım.
Biz Ahmet'le havaalanında ilk tanıştığımızda yanında bir kadın vardı.
Kadın Ahmet'in yanına gelmiş ve konuşmaya başlamışlar havaalanında ve bunlar ben gelmeden 10-15 dakika önce oluyor.
İşte kadın bir ülkeden deport edilmiş ve hiçbir şeyini alamamış yani bavulunu da alamamış.
O şekilde ülkesine gönderilmiş yani Pakistan'a gönderilmiş ve yardıma ihtiyacı vardı.
Sonra mesela Ahmet o kadına yardım etti.
Yani hiç tanımadığımız bir kadına, yanına gelen bir kadına işte otogara götürdü.
Hatta parası yoktu, bilet aldı ona falan.
Sonra kadını bıraktıktan sonra yanıma geldi.
Dedi ki Yağmur çok özür dilerim.
Yani sen hani yorgun argın geldin.
Seni böyle bekletmek istemezdim.
Ama bir kadını o şekilde hani bu saatte tek başına bırakamazdım dedi.
Kadın doğru mu söylüyor, yalan mı söylüyor hiçbir fikrim yok.
Ama ne olursa olsun bir kadını öyle bırakmaya gönlüm el vermedi.
O yüzden yardım etmek istedim dedi.
Ve bizim Ahmet'le ilk tanıştığımız dakikalarda oluyor bu.
Ya bu Ahmet'le ilgili birçok şeyi aslında anlattı benim için.
Sonraki zamanlarda da anladım.
Bu arada ben çok vakit geçirdim Ahmet'le.
Yani ilk başta bir hafta kaldım.
Köyüne gittik, gezdik birlikte.
Sonra ben Kuzey'e gittim, geldim, tekrar kaldım.
Ve Ahmet benim Pakistan'daki ilk arkadaşım.
Neyse ben İslamabad'dan Kuzey'e gittim.
Kuzey'de karşılaştığım herkes çok iyiydi.
Gerçekten Kuzey'in farklı bir yapısı var.
Kuzeyde komünite hayatı var.
Bu da şuradan geliyor.
Kuzeydeki insanlar İsmaili cemiyetine bağlı ve İsmaili cemiyetinde eğitime çok önem veriyorlar.
Yani kadın ve erkek çocukların okula gitmesi farz gibi bir şey.
Bir komünite olarak yaşıyorlar işte.
Herkes birbiri için bir şeyler yapıyor.
Kadın erkek eşitliği çok önemli.
Ya böyle çok aydın.
Çok kültürlü, eğitimli insanlar.
Tabii bu eğitim seviyesi birçok şeyi etkiliyor.
Mesela Hunza Vadisi'nde, kuzeyde suç oranı sıfır.
Ve gerçekten insanların mutlu olduğu, birbirine gülümsediği, hemen hemen herkesin birbirini tanıdığı bir ortam var.
Benim için böyle bir ortamda gezmek gerçekten çok keyifliydi.
Hatta otostop yaptım.
Çünkü dedim ya komünite hayatı var diye.
Otostop yapmak...
Bir kültür gibi bir şey kuzeyde.
Çünkü insanlar şey düşünüyor.
Benim araban varsa niye arabası olmayana yardım etmeyeyim diye düşünüyor.
Ve kuzey çok dağlık ya.
Köylerden oluşuyor. Ulaşım zaten zor.
Sürekli minibüs yok. O yüzden otostop aslında halkın da yaptığı bir şey.
Neyse ben orada çok tatlı insanlarla tanıştım.
Ama özellikle beni etkileyen iki kişiden bahsetmek istiyorum size.
Haydar ile Abdullah. Biz böyle aslında yolda tanıştık.
Yani çok saçma bir yerde tanıştık.
Ama böyle tanıştığımız ilk andan itibaren enerjilerimiz tuttu ve ben onlarla vakit geçirmeye başladım.
Hatta Kuzey'de kalacağım süreyi onlar için uzattım.
Çünkü ben onları tanıdıktan birkaç gün sonra normalde gitmeyi planlıyordum.
Baktım ki keyifli vakit geçiriyoruz.
Dedim ki biraz daha uzatabilirim galiba bu seyahatimi.
Haydar'la Abdullah üniversiteden yeni mezun olmuşlar.
İslamabad'da yaşıyorlarmış.
Sonra Kuzey'e tatile gelmişler ve orada kalmak istemişler ve Kuzey'e taşınmışlar.
Çünkü ikisi de üreten insanlar ve kuzeydeki community gerçekten çok daha farklı.
Yani hep böyle kafası farklı çalışan insanların toplandığı bir yer gibi.
Özellikle gençlerin.
O yüzden böyle Haydar ve Abdullah'la vakit geçirmekten çok keyif aldım.
Bana Pakistan'ın...
O marjinal ortamını gösterdiler.
Çok farklı insanlarla tanıştım.
Ressamlarla, yazarlarla.
Pakistan'ın kuzeyindeki hayatın çok farklı olduğunu gördüm.
Mesela dışarıdan şey gözüküyor ya, ya Pakistan'da öyle ortam mı olur?
İşte Pakistan'da zaten birçok şey yasak.
Ya da İran'da. Ama ben gezerken şunu anladım.
Yani ne kadar yasak olursa olsun, o ülkenin kültürü ne kadar farklı olursa olsun, İnsanlar bir şekilde kendilerine çıkış noktası bulabiliyor.
Pakistan'da da oranın başka bir yüzünü gördüm.
Bir ortam yaşadım Haydar ve Abdullah sayesinde.
Sonra ben geri İslamabad'a döndüm.
Orada da Ahmet'te kalıyordum.
Ahmet'in böyle üç tane evi var ve kendisi de annesiyle kalıyor.
Böyle büyük bir evleri var.
Ben bir dairesinde kalırken...
Dedi ki bugün başka misafirlerim geliyor.
Onları da diğer dairemde ağırlayacağım dedi.
O daireler de aynı apartmanda.
Orada Kivi ve Linda ile tanıştım.
İkisi de çok tatlı ve bana ilham veren kadınlar.
Kivi, ismi bu arada çok tatlı değil mi Kivi?
Taylandlı bir kadın. Benim yaşlarımda.
Linda ise Endonezyalı.
Yaklaşık 60 yaşlarında bir kadın.
Bu arada ikisi de Asyalı oldukları için hiç yaşlarını göstermiyorlar.
Hindistan'da tanışmışlar ve birlikte seyahat etmeye başlamışlar.
Ben tanıştığımda yaklaşık bir aydır birlikte seyahat ediyorlardı.
Linda yıllarca gezmiş.
Yani düşünsenize gezdiği yıllarda 80'ler, 90'lar ve Endonezyalı bir kadın olarak gezmiş.
Yani hem pasaporttan hem Endonezya'da kadın olmanın algısı çok daha farklı.
Hem de maddi imkanlardan birçok zorluğu atlatıp gezebilmiş.
Mesela Avustralya'ya gitmiş, orada çalışmış.
Ondan sonra çalıştığı parayla tamamen Avustralya'yı ve Güneydoğu Asya'yı gezmiş.
Sonra başka bir ülkeye gitmiş, orada çalışmış, gezmiş.
Böyle 8-9 yıl boyunca gezmiş.
Sonra birisiyle tanışmış, evlenmiş ve Hollanda'ya taşınmış.
Evlilik sürecinde biraz kaybolmuş ve ayrılmış.
Ama ayrıldığında 3 çocuğu varmış ve onlara bakmış bir süre.
Sonra... Kendini hatırlamış.
Tabii bu sürede çocuklar da büyümüş.
Ve tekrar gezmek istemiş.
Herkes demiş ki yapma bak yapamazsın.
Artık hani genç değilsin.
Gençliğindeki gibi olmaz demiş.
O da denemek istemiş ve yola çıkmış.
Linda ile otururken böyle ona çok fazla soru sordum.
Özellikle 80'ler 90'larda gezmekle alakalı.
tecrübeleriyle alakalı gerçekten çok güzel, çok derin sohbetler yaptık.
Linda bana çok ilham verdi.
Görseniz zaten çok tatlı bir kadın.
Yani enerji falan da çok güzel.
Ve aynı zamanda şunu hatırlattım.
Yani insanın özü neyse zaman geçtikçe o değişmiyor.
Bana hep diyorlar ya tamam şimdi gençsin, geziyorsun ama ileride ne olacak diye.
Ya gerçekten bilmiyorum.
Ama bu soru ara ara aklıma geliyor.
Mesela Linda o soruların birçoğunu cevapladı.
Ya aynı şekilde geziyor bu arada.
Gençliğinde hostelde kalıyormuş.
Yine hostelde kalıyor.
Ya da coast surfingde kalıyor.
Gerçekten o 20'li yaşlardaki tutkusuyla bu yaşlardaki tutkusu hiç değişmemiş.
Tabii bilmiyorum ne olur ileriki yaşlarda falan ama böyle birisiyle tanışmak beni gerçekten çok mutlu etti.
Ki bir de Taylandlı.
İlk defa Taylandlı tek başına gezen bir kadın görüyorum.
Bununla da ayrıca bir gurur duydum.
Onun da ilgi alanı moda tasarımı.
Birkaç yerde çalışmış ama Tayland'da yaşam şartları daha farklı olduğu için hem gezecek hem yaşayacak parayı biriktirememiş.
Sonra böyle büyük pazarlara gidip ikinci kıyafet alıp onları satmaya başlamış.
3-5 bir şey biriktirebilmiş ve böyle Hindistan'dan başlamış.
İkisinin de ayrı ayrı hayallerini yaşamasına çok sevindim.
Neyse ben İslamabad'da biraz vakit geçirirken hostelde kalmaya karar verdim.
Hem böyle gezginlerle tanışırım dedim.
Hem İslamabad'da çok güzel hosteller var.
Onları da bir görmek istedim, deneyimlemek istedim.
Hostele gittim. Gittiğim hostel de Çin hosteliymiş.
Yani sahipleri Çin.
Ve Çinliler geliyor sürekli.
Hatta ilk gittiğimde tek Türk bendim.
Herkes Çinliydi. Bu arada Pakistan ile Çin'in arası iyi.
Birbirleriyle çok fazla iş yapıyorlar.
O yüzden böyle Çinliler de İngilizce bilmiyor bir çoğunluğu.
Yani özellikle iş yapan insanlar.
Hani business alanında olan insanlar.
Onlar mesela direkt oraya gelip kalıyormuş.
Ama hiç İngilizce bilmiyorlar.
Neyse orada ben bir kadınla tanıştım.
Bir gezginle tanıştım.
İsmi Şeli. Hatta ilk onunla tanıştım o hostelde.
İşte bana hosteli gösterdi.
Arkadaşıymış sahipleri.
Şeli böyle 8-9 yıldır gezen bir kadın.
Ve ilginç yerlere gitmiş.
Gerçekten benim için tam bir gezgindi.
Afganistan'a gitmiş mesela.
Hep böyle lokal kültürler tanıma peşinde.
Lokal deneyimleri çok seviyor.
O yüzden böyle ben mesela sabahları geziyordum.
Akşam geliyordum hemen sohbete oturuyorduk işte.
Eski gezilerimizden bahsediyorduk.
Sen buraya gittin mi? Sen şuraya gittin mi?
Burada şöyle, burada böyle.
Gibi böyle derin derin sohbetler yapıyorduk.
Tabii sadece gezdiğimiz yerleri konuşmuyorduk.
Hayata dair de sohbetler ediyorduk.
Zaten hani gezginlerle daha çok böyle sohbetler ediyorsun.
Yani gezdiğin yerler aslında bir araç oluyor.
Onun ardında bulduğun...
Anlamlar aslında konuşuluyor.
Tabii herkese değil daha kendin gibi insanlarla diyeyim.
Shelley de öyleydi ve sürekli kendini sorgulayan, o yolda kaybolmamaya çalışan bir insandı.
Çünkü çok uzun yıllar seyahat ediyor.
Ya çok uzun yıllar seyahat edince şöyle bir şey oluyor.
Bazen yola kapılıp gidebiliyorsun ve kendini unutabiliyorsun.
Yani yolda kaybolmak çok kolay bir şey.
Ben bunu fark ettiğimden beri kendimi arada yokluyorum.
Neredeyim? Ne yapıyorum? İstediğim yerde miyim?
Mutlu muyum? diye. Şeli de öyleydi.
Ve gezdiği yerlerle, işte hayatı yaşayış biçimiyle bana çok ilham verdi Şeli.
Sonra ben Lahor'a geçtim.
Hemen ardından değil yani aralarda epey bir süre var.
Gittiğim yerlerde uzun kalıyorum.
Pakistan'da da çok uzun kaldım.
Yaklaşık iki buçuk ay kaldım.
Neyse Lahor'da Ali ve ailesiyle kaldım.
Yine coachsurfingden. Galiba ilk kalabalık aile deneyimini Ali'de yaşadım.
Ailesinin çok büyük bir evi var ve birlikte yaşıyorlar.
Anne baba var. Ali var.
Ali evli. Üç çocuğu var.
Sonra kardeşi de onlarla yaşıyor.
O da evli. Bir çocukları var.
Ama ev gerçekten çok büyük.
Böyle iki, üç katlı ve geniş bir ev.
Yani Pakistan'ın büyük bir kısmı evlendikten sonra aileyle yaşıyor.
Herkes değil tabii ki ama hala bu kültür devam ediyor.
Orada herkes çok tatlıydı.
Ama özellikle Ali'nin kardeşinin eşi vardı, Muskan.
Onunla çok keyifli vakit geçirdik.
Böyle çok uzun sohbetler yaptık.
Muskan daha 24 yaşında bir kadın.
Erken evlenmiş.
Bu arada Pakistan'da erken evleniyorlar.
Ve görücü usulü evlenmişler.
Mesela ben şey diye tahmin ediyordum.
En azından şehirlerde...
Görücü usulü artık çok yoktur diye tahmin ediyordum ama hala çok yaygınmış.
Şöyle bir sohbetimiz oldu ve beni çok etkiledi.
Bana sordular neden evlenmiyorsun, neden evlenmedin diye.
Ben de çok detaya girmeden kısaca şey dedim.
Hani çok kafama göre birisini bulamadım.
Öyle birini bulmak da çok zor.
Çünkü yine hayatım farklı işte seyahat ediyorum.
Farklı bir yaşam tarzım var falan dedim.
O da şey dedi. Burada kafana göre birisini bulmazsın.
Ailen senin için birisini bulur.
Ve sen onun için ve ailesi için kendini değiştirirsin dedi.
Ya bu cümleyi kurduğu an işte o sohbetimiz o ortam bile çok farklıydı ve gerçekten beni çok etkiledi.
Sonra işte üzerine konuşmaya başladık.
Ve bununla görücü usulü evliliğin ne kadar çok olduğunu anladım ben Pakistan'da.
Ama şunu söyleyebilirim.
Muskan da Ali de işte Muskan'ın eşi ya da Ali'nin eşi de Çok mutlu gözüküyorlardı.
Bir de şeyi anlatmak istiyorum.
Mesela Muska'nın çocuğuyla iletişimi çok güzeldi.
Yani yaşı çok küçük.
19 yaşında evlenmiş ve düşünsenize bir eve gelin gitmiş.
Bu arada ailesi çok tatlı, çok iyi ama birlikte yaşamak çok daha farklıdır.
Yani onun için de çok fazla zorluğu vardır.
Tahmin edebiliyorum bunu.
Çocuğuyla iletişimi o kadar iyiydi ki.
Gerçekten böyle şey gibiydi.
çocuk gelişimiyle ilgili çok fazla kitap okumuş gibiydi.
Hatta ben dayanamayıp sordum.
Çünkü çocuğuyla iletişimde çok hassas noktalar vardı.
Dedim ki yani böyle çocuk gelişimiyle ilgili bir şeyler okuyor musun dedim.
Yo dedi. Dedim ki yani çok iyi davranıyorsun çocuğuna.
Dedi ki gözlemliyorum onu.
Hem çok sabırlı hem de çocuğu gözlemleyip ona göre tepkiler veriyor.
Neyse ben Lahor'da çok uzun kaldım ve artık Ali'leri rahatsız etmek istemediğim için başka bir yere geçtim.
Bu arada onlar çok üzüldü, kal dedi, çok ısrar ettiler.
Çünkü böyle direkt ailenin bir parçası oldum ve çok güzel günler geçirdim onlarla.
Ama yine de misafirliğin azı makbuldür diye başka bir yere gittim.
Aslında otele gidecektim.
Sonra coachsurfingde dolanırken birisini gördüm.
Ve ilginç birisi idi.
Avukat bir adam. 50-60'lı yaşlarda.
Yıllarca gezmiş.
Ve coachsurfingin yeri çok önemli olmuş seyahatlerinde.
Sonra işte avukatlık işine girince de şöyle bir şey yapmış.
Ofisinin bir odasını gezginlere ayırmış ve...
Koş surfingden insanları ağırlıyor orada.
Ve çok gezdiği için gezginlerin bütün ihtiyaçlarını biliyor.
Her şey böyle yazmış. İnsanlara çok yardımcı oluyor.
Ve bu beni çok etkiledi.
Kendisi yıllarca gezmiş Coach Surfing'de.
Ben hep diyordum ya önceden de.
Bu bir döngü gibi bir şey.
Yani ben birilerinde kalıyorum.
Sonra birileri bende kalıyor.
Aynı insanlar olmuyor ama gerçekten bir çember gibi bir şey.
Ve insanların birbirine yardım ettiği bir çember bu.
O böyle beni çok etkiledi.
Çok güzeldi bu arada evi de ofisi de.
Zaten ev ile ofis yan yana.
Bir de bana hayalimi hatırlattı.
Ben de böyle coachsurfingde gezmeyi çok seviyorum ya insan tanımak için.
İleride bir hostel ya da böyle bir işletmem olsun istiyorum.
Ve bir katını sadece coachsurfingden gezginlere ayırmak istiyorum.
O yüzden böyle güzel bir manevi bağ kurdum o adamla da.
Neyse son olarak da Karachi'ye gittim.
Karachi'de de konuştuğum hostum vardı.
Çok önceden konuşmuştum.
Normalde bir ay önceden gidecektim ama ben...
Pakistan'ı çok sevdiğim için ve çok uzattığım için bir buçuk ay sonra falan gitmiş oldum neredeyse.
Onlar da böyle bir aile.
Çok tatlı bir aile.
Ve yani eve adım atar atmaz direkt o ailenin bir parçası olduğumu hissettim.
İşte Babar var. Ailenin babası.
Komen anne. Çocuklar da Moise, Elisa ve Maisa.
İlk gittim... Çok uzun bir tren yolculuğundan sonra gittim ve çok yorgundum.
Dediler ki hadi düğüne gidiyoruz.
Zaten hani onlar da hemen beni alim içine aldı yani.
Sonra düğüne gittik.
Akrabalarla tanıştık.
Anneyle, anneanneyle, dayıyla falan.
Ve ilk Pakistan düğünümdü.
Sonraki günlerde de Karachi'yi gezdik.
Yani biraz yorgundum ve Karachi'de çok gezilecek bir yer yok açıkçası.
Karachi daha çok böyle yemek şehri.
Hani yemek yemek için gidiyor insanlar oraya gerçekten.
Ve çok böyle kaotik, karmaşık bir yer.
O yüzden ben bol bol aileyle vakit geçirdim.
Çok keyifliydi. Anneyle mesela sabah kahvelerimizi içip sohbet ediyorduk.
Ailenin çocuklarıyla bambaşka sohbetlerimiz vardı.
Ve böyle yani 5-6 günde o kadar bağlandık ki birbirimize.
Ya giderken çok duygulandım.
Bir de havaalanına geldiler gece saat 2'de.
Dedim ben taksiyle giderim ne yapıyorsunuz?
Asla bırakmadılar.
Bilmiyorum ya gerçekten çok güzel şeyler yaşadım Pakistan'da.
Yani özellikle insan anlamında duygularımın...
Doruklarına ulaştım diyebilirim.
Genel hislerimden de bahsetmek istiyorum oradaki insanlarla alakalı.
Yani benim karşılaştığım insanlar gerçekten çok iyiydi.
Çok şanslıyım bu konuda.
Ama genel olarak insanlar da çok iyiydi.
Zaten gittiğimden beri videolarda da podcastlarda da bunları anlatıyorum.
Ama burada başka bir şeye daha değinmek istiyorum.
Daha böyle insanların psikolojisine değinmek istiyorum.
Şey gözlemledim ben Pakistan'da.
İnsanlar mesela çok eğlenceli ve çok kafaya takmıyorlar.
Mesela trafik Lahor'da, Karachi'de berbat.
Yani her yerde çok kötü ama özellikle bu iki yerde çok daha kötü.
Ama böyle insanlar sinirlenmiyor ve gerçekten kötü bir trafik.
Yani İstanbul trafiğini öpüp başınıza koyabilirsiniz o derece.
Şu an trafikte dinleyenler için de bir moral olsun bu.
Ama insanlar sakin böyle.
Mesela ben hiç kavga eden görmedim trafikte.
Ve ben bile çok gerildim yani.
İnsanlar rahat olduğu için sen de rahat hissediyorsun.
İşte bir otobüs yolculuğu yaptım.
Videosunu paylaşmıştım.
Mesela arkadaşlarım bana dedi ki Yağmur ya o otobüste nasıl rahat oldun dedi.
Bilmiyorum insanlar rahat olduğu için bana da bir rahatlık geldi böyle Pakistan'da.
Her şey bir şekilde hallolur diyorsun ve bunu hissediyorsun.
Ya da o ortam sana o enerjiyi veriyor.
Ve Pakistan'da hayat şartları çok ağır.
Yani her yerin kendine göre hayat şartları var ama Gerçekten Pakistan'da çok ağır.
Bunu görmek gerçekten çok üzücü.
Mesela bulunduğun ortamdaki şartlar zorsa iki seçeneğin var ya.
İşte bir o şartlarda mutlu olmayı bulmak ya da mutsuz bir şekilde yaşamak.
Ben şey gözlemledim.
İnsanlar o şartlarda yaşamanın bir yolunu bulmuş.
Genel olarak Pakistan'daki insanların keyifle, esprili olduğunu gözlemledim diyebilirim.
Bir de son olarak şundan bahsetmek istiyorum.
Pakistan'daki insanlar özellikle YouTube konusunda bana çok özgüven verdi.
Elimde kamerayı gören herkes YouTuber mısın diyordu ve hemen böyle videoya dahil olmak istiyordu.
Ben böyle YouTube konusunda biraz daha şeyim.
Mesela insanların videosunu çekerken izin alıyorum.
Biraz çekiniyorum yani ki öyle olması gerekiyor bence.
Yani insanların habersiz videosunun çekilmemesi gerekiyor.
Ama ben bir tık daha çekiniyorum.
Oradaki insanların böyle videoma dahil olması, kameraya karşı böyle sıcak olması beni çok motive etti ve daha çok video çektim.
O yüzden oradaki herkese çok teşekkür ediyorum.
Çünkü şey ya Pakistan, oradaki asıl hikaye insan ve kültür hikayeleri.
Orada da insan etkileşimi çok önemli ve buna çok açık bir ülkeydi.
O yüzden çok güzel videolar çektim.
YouTube'dan hala takip etmiyorsanız YouTube kanalıma beklerim.
Ve oradaki insanların hepsi bana o kadar cesaret verdi ki.
Kuzeyde hatırlıyor musunuz?
Ben bir köprüden geçtim.
Ben son zamanlarda böyle biraz yükseklikten korktuğumu fark ettim ve orada bir asma köprü vardı.
Burası dünyanın en tehlikeli asma köprüsü olarak geçiyor.
Ben o köprüyü görünce dedim ki burası yükseklik korkumun üstüne gitmek için harika bir yer.
Bu arada o köprüye turistler de çok geçiyor.
Mesela oradan geçerken şey gördüm.
Turistler böyle can yeleği giymiş.
İşte tutuna tutuna geçiyorlar.
Bu arada asma köprüdeki tahtaların arası çok geniş.
Yani gerçekten bir insan kolayca düşebilir oradan.
Böyle herkes çok korkuyor falan ama lokaller...
Böyle pıtı pıtı pıtı pıtı geçiyor ve sırtında onca yükle geçiyor.
Mesela bu köprü onların her gün kullandığı, kullanmak zorunda olduğu bir köprü.
Ve oradaki yaşam koşulları çok daha zorlu.
Ama böyle o insanların cesareti bana da cesaret verdi ve onlardan aldığım cesaretle...
Ben de o köprüyü geçtim.
Hem de yükseklik korkumun üstüne gitmiş oldum.
Uzun bir bölüm oldu. Umarım keyif almışsınızdır.
Pakistan'da tanıştığım insanlar gerçekten beni çok etkiledi.
Yani ülke genelinde çok güzel insanlar gördüm.
Bir ondan etkilendim.
Bir de benim birebir tanıdığım, daha detaylı tanıdığım insanlar bana çok ilham verdi.
O yüzden sizlerle de paylaşmak istedim.
Bölümü beğendiyseniz lütfen Spotify'dan beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın.
Çünkü artık yorum yapma özelliği geldi.
O zaman bir sonraki bölümde görüşmek üzere diyelim.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
