
Pakistan'da Ne İşim Var? Pakistan'a Nasıl Geldim? podcastine hoş geldiniz. Bu bölümde Pakistan'a nasıl geldiğimi, neden geldiğimi ve ilk günlerimi paylaşacağım. Ayrıca Pakistan'ın şimdiden bana hissettiklerine de değineceğim. O zaman hazırsanız, başlayalım. Beni instagram ve youtube'dan takip etmeyi unutmayın.
https://www.instagram.com/yagmur_aratt/
https://www.youtube.com/@YagmurArat
#sırtçantamdakihikayeler #yagmurarat #yagmuraratpodcast
#PakistanKeşfi #PakistanKültürü #GeziPodcasti #DünyaTurunda #KeşfetmeninKeyfi #KültürYolculuğu #YolHikayeleri #GezginRuh #PodcastMacerası #KültürelGezi #DünyaGezgini #YolArkadaşı #GezginNotları
Transkript
Hepinize selamlar.
Sırtçantamdaki Hikayeler Podcast'inin yeni bölümüne hoş geldiniz.
Bugün sizlere Pakistan günlüklerinden bahsetmek istiyorum.
Aslında buraya gelmeden önce en çok aldığım sorunun da yanıtını vermek istiyorum.
Pakistan'da ne işin var?
Neden Pakistan'a gidiyorsun?
Bu soru sanırım son zamanlarda en çok duyduğum soru.
O yüzden yeni bölümde...
Yeni rotamı ele almak istedim ve sizlerle Pakistan günlüklerini konuşmak istedim.
Şimdi podcast'ta ilk başta buraya geliş sürecimden bahsetmek istiyorum.
Aslında Pakistan'a gelmek hiç aklımda yoktu.
Yani bambaşka rotalar yapıyordum.
Ben Avustralya'dan döndükten sonra uzun zamandır Everest Base Camp yürüyüşü istiyordum ve Nepal'i görmek istiyordum.
O yüzden aklımda hep Eylül-Ekim için Nepal vardı.
Ve daha çok trekking yaptığım, dağlarda olduğum bir rota yapmıştım.
Aslında gidiyordum da yani hazırdım da Nepal'e bilet bakıyordum.
Sonra bir gün böyle YouTube'da gezinirken birden...
Karşıma bir video çıktı. Pakistan videosu ve tek bir kadın geziyor.
O video bana şeyi hatırlattı.
Ben ilk İran'a gittiğimde işte bir hosta kalıyordum Kaşan'da.
Burada da bahsetmiştim önceki bölümlerde.
Ona sormuştum nerelere gitmek istiyorsun, nereleri gezmek istiyorsun böyle sohbet ederken.
O da demişti ki Pakistan'a gitmek istiyorum.
Ben de böyle şok olmuştum.
Hani niye Pakistan'a gitmek istiyorsun ki?
Bir sürü yer var. Ben de önyargılıymışım demek ki Pakistan'a karşı.
O da Pakistan'ın kültürü bizim kültürümüze çok benziyor demişti.
Ve insanları çok iyi, çok misafirperver o yüzden o kültürü görmek istiyorum demişti.
Ve ben Pakistan'ın farklı bir yer olduğunu oradan anladım.
Çünkü o çocuğun tarzını da biliyorum, hayat görüşünü de biliyorum.
Aa dedim evet hani Pakistan düşünülebilir.
Hani Yağmur bunu bir aklına at dedim.
Sonra İran'da... Birçok Pakistanlı ile tanıştım ve Pakistan hep benim listemdeydi.
Yani İran'dan önce de listemdeydi ama çok bilmiyorum, çok gelende yok ya.
O yüzden ona bir zaman ayırmam gerekiyor, bir araştırmam gerekiyor diye düşünüyordum ve o zamanı hiç yaratmıyordum.
O gece de YouTube'da videoyu görünce ben bu videolara daldım.
Pakistan'ı tek gezen kadınlar ve o videolar beni o kadar şaşırttı ki yani Pakistan'da o kadar güvenli hissediyorlar ki otostop yapıyorlar böyle her yeri geziyorlar.
İnsanlara çok misafirperver ve o videoya yansıyor yani onu görebiliyorsun.
Ben dedim ki tamam Pakistan çok farklı bir yer ve Pakistan beni şaşırtacak.
Ben böyle bir yükseldim Pakistan'a.
Sonra arkadaşlarımla konuştum ya böyle bir rota planı yapıyorum diye.
Herkes böyle ya ne işin var saçmalama işte o gördüklerin doğru olmayabilir falan dedim.
Sonra ben girdim coachsurfing'i araştırdım.
İslamabad'a baktım ve orada hostlar buldum.
Ondan sonra oradan bir tane lokale sordum.
Dedim ki ben Pakistan'a gelmek istiyorum.
Ama Pakistan hani tek bir kadın için güvenli mi?
Nasıl? Gelmeden önce göz önünde bulunduracağım neler var falan diye sordum.
O da bana bir yanıt verdi. Hayır dedi çok güvenli.
Hani ben birçok insanı ağırladım.
Yani hiç öyle gördüğüm gibi bir yer değil.
Hani gelirsen zaten ben çok yardımcı olurum falan dedi.
Ben böyle her gün adım adım adım Pakistan'a yaklaştım.
Sonra ben o YouTube'daki videolarda bir de şeyi gördüm.
Pakistan'ın doğası o kadar güzel ki kuzeyi.
Yani hiç hayal...
Etmediğim gibi. Galiba zihnimde hiç öyle bir Pakistan portresi yoktu gelmeden önce.
Sonra dedim ki tamam ben gidiyorum.
Neyse bilet aldım.
İşte hazırlanıyorum. Ama yani bu süreçte herkes o kadar çok ya Yağmur ne işin var saçmalama diyor ki.
Çok gezmeyen insanlar zaten bunu her yer için diyor.
Yani Mısır için de der, Tayland için de der.
Hani niye oralara gidiyorsun diye.
Ama gezen arkadaşlarım da aynı tepkiyi verdi.
Ya şimdi ben bir yandan şey hissediyorum.
Ya güvenli. Gezenler öyle demiyor.
Bir yandan da çok tehlikeli, oraya gitme, başına bir şey gelire çok maruz kalıyorum.
Neyse ben bunları düşünürken hazırlandım.
Ama son iki gün gerçekten biraz tedirgin oldum.
Yani şeyi hissettim.
Hani ben böyle düşünüyorum ama çok farklı bir yerde çıkabilir.
Hani hangisi doğru onu bilmiyorsun.
Bir de gerçekten insanların çok fazla tepkisine maruz kaldım.
Havaalanına gittim.
Hafif gerginim. İşte check-in yapıyorum.
Oradaki görev diyor ki...
Pakistan'a neden gidiyorsun diyor.
İş için mi? Hayır diyorum işte gezmek için.
İşte böyle yüzü falan değişiyor.
Diyorum ki ilginç bir rota değil mi?
Hani ortamı yumuşatmaya çalışıyorum.
Çok ilginç bir rota. Lütfen kendine dikkat et.
Başına bir şey gelmesin. Yemeklere dikkat et falan diyor böyle.
Yani herkes beni o ansiyetin içine soktu.
Sonra ben tabii bu arada video çekiyorum.
Ama karnımda böyle bir ağrı var ve bu kaygı.
Yani hani kaygı böyle karın ağrısı yapar ya birçok insanda.
Hani resmen o biliyorum ben bu ağrıyı çünkü.
Sonra dedim ki yani tamam.
Hani boşver şu an insanlar bunu söyleyecek zaten söyledi de.
Sen bir sonraki adımla odaklan Yağmur dedim.
Ve şeyi fark ettim.
Mesela insanlar böyle ben geziyorum ya ya da bir yere gidiyorum deyince hiç korkmuyor musun ya diyor.
Ya aslında birçok rotada.
Korkuyorum yani gitmeden önce.
Yani korkusuz bir insan değilim.
Ama mesela o gün şeyi fark ettim.
O korkularıma rağmen adım attım.
Uçağa gittim. İşte ondan sonra hani Pakistan'a indim.
Pakistan'da ilk adımlarımı attım.
Mesela o günkü o davranışım benim çok hoşuma gitti ve kendimi tebrik ettim.
Ya ben bir karar verdim.
Hani Pakistan'ı merak ettim ve insanların söylediği gibi, medyada yansıdığı gibi bir yer olmayacağını düşündüm.
Ve... Gidip deneyimlemek istedim orayı, gidip görmek istedim.
Ve bunun bende kaygı yaratması çok doğal.
Çünkü bilinmeyen bir şeye doğru gidiyorum.
Ama o kaygılara rağmen bir sonraki adıma odaklandım hep.
Tamam şimdi bunu yapacağım, şimdi bunu yapacağım diye.
Ve adım attıkça ansiyetem azaldı.
Çünkü artık yoldaydım.
Hatta videomda...
Bu arada videoyu izlemediyseniz YouTube'da Pakistan'a Gidiyorum videoma bakabilirsiniz.
O videoda da şey diyorum.
Korkuların vardı ama bu korkular sadece Türkiye'deyken vardı.
Ve uçak havalandı ya ben böyle bir rahatladım.
Çünkü uçağa binmeden önce hep işte geleceğe düşünüyorsun.
Ne olacak? Ya onların dediği gibiyse, ya şöyleyse, ya böyleyse.
Ama uçak havalandıktan sonra o olayın içindesin.
Yani aslında harekete geçmeden önce bir yerde durdukça o aksiyeti hissediyorsun.
Adım attın. Gerçekten olayın içinde oluyorsun ve anksiyeten geçiyor çünkü o anı yaşıyorsun.
Neyse bende de öyle oldu ve bu duygu iyi hissettirdi bana.
O düşüncelere maruz kalıp anksiyetenin ve kaygının içine girmedim.
Ona rağmen adım atmaya devam ettim ve istediğim şeye doğru adım attım.
Neyse uçağa bindim, güzel bir uçak yolculuğu yaptım ve Pakistan'a indim.
Ben bu arada gelmeden önce birisiyle konuştum demiştim ya Ahmet'le konuşmuştum ve Ahmet çok iyi birisi.
İlk ona sorduğumda bana çok güzel bilgiler verdi ve şey dedi ya merak etme ben buradayım ben sana yardımcı olurum dedi ve beni gerçekten çok rahatlattı.
Sonra dedi ki ben seni havaalanından alacağım dedi.
Ben de ya zahmet etme ben gelirim işte hani o kadar yol gelmene gerek yok dedim.
Hayır hayır dedi ben seni alacağım dedi.
Ahmet'in bir lafı var.
Just relax, don't worry falan diyor böyle.
Gerçekten karşısındaki insanı çok rahatlatan ve güvende hissettiren birisi.
Sonra eve gittik. Onun iki evi varmış.
Bir ailesinin evi varmış.
O genelde ailesiyle kalıyormuş.
Çünkü annesi tek başına yaşıyor.
Bir de kendi evi var.
Arkadaşları gelince de orada ağırlıyor arkadaşlarını.
Beni eve götürdü.
Dedi ki sen güzelce bir dinlen.
Ben sabah geleceğim dedi. Kahvaltı getireceğim dedi.
Ben böyle hemen bir yatağa uzandım ve o kadar yorgundum ki.
Çünkü 12 saat harcamıştım yolda.
Çünkü en ucuz bilet oydu.
Ve tabii ki bir sırt çantalı gezgin olarak en ucuz.
bileti almıştım. Neyse dinlendim.
Sabah kalktım böyle. Ahmet geldi.
İşte kahvaltı yaptık.
Ben böyle Pakistan'la ilgili çok heyecanlıyım ya.
Sürekli bir şeyler soruyorum ve hep yeni şeyler öğreniyorum.
Neyse. Sonra dedik ki işte sim kartı alalım.
Hani dışarı çıkalım. Bir de ben böyle sokakları görmek istiyorum.
Ahmet'e de dedim ki Ahmet beni böyle en eski yere götür.
En tarihi yeri görmek istiyorum şu an dedim.
Emin misin dedi. Evet dedim.
Gittik işte sim kartı falan aldık.
Sonra beni eski bir pazara alanına götürdü ama gerçekten çok eski ve yani İslamabad'da yaşayanlar bile oraya nadiren gidiyor.
Yani işi düştükçe gidiyor.
Neyse gittik böyle ve benim için yepyeni bir ülkeydi.
Yani gerçekten gittiğim hiçbir yere benzemiyordu.
Mesela şey hissettim arabayla giderken ilk hissettiğim şey.
Bir sürü erkek gördüm ve hepsi bir kıyafet giyiyordu.
Giydikleri şeyin ismi şalvarkam ismiş.
Buranın geleneksel kıyafeti gibi ama herkes onu giyiyor.
Yani kot giyen de var tabii ki.
Daha farklı giyinen de var ama halkın yüzde sekseni bu şekilde giyiniyor ve bu bana eski zamanları çağrıştırdı.
Şu an dedim çok farklı bir ülkedeyim.
Şey oluyor böyle ülkelere geldikçe Yani hiç bilmediğim, hani medyadan çok az gördüğüm, çok böyle bilinmeyen ülkelere geldikçe kafamda böyle yeni bir harita açılıyormuş gibi oluyor ve
o yenilik duygusunu çok seviyorum.
Ve o yolda giderken şeyleri gördüm.
Mesela dolmuşlar var ve insanlar onun arkasına asılmış.
O şekilde gidiyor. Hani bizde Beyoğlu'nda tramvay var ya arkasına asılırlar.
Böyle her gördüğüm şey beni çok şaşırtıyordu.
Çünkü normalde göremeyeceğim şeyler bunlar.
Neyse ben yaklaşık...
Bir hafta İslamabad'da kaldım.
Sonra kuzeye geçtim.
Ve yani ilk izlenimlerim...
Pakistan'la ilgili. İnsanların inanılmaz yardımsever olması.
Aslında İran'daki o koçum da bundan bahsetmişti.
Bizim gibi çok misafirperverdir ve onu görmek istiyorum demişti.
Ama ben bu kadar olacağını tahmin etmemiştim.
Mesela ben turistim ya şu an.
Hani herkes şey gözüyle bakıyor.
Sen turistsin, sen bizim misafirimizsin ve sen iyi olman çok önemli bizim için falan diyorlar.
Ve gerçekten yani sokakta birisiyle tanışıyorum, sohbet ediyorum.
Nasılsın diyor, nerelisin?
Genelde şöyle olur işte Hindistan'da mesela ya da Tayland'da orada burada insanlar konuşur seninle sokakta.
Sonra da işte benim de tur şirketim var der.
Hani bir şey satmaya çalışır.
Ben bunu biliyorum hani yıllardır gezdiğim için.
Ama buradaki insanlar gerçekten sadece konuşmak için konuşuyor.
O beni çok mutlu etti.
Böyle beklemiyordum gerçekten.
Yani bu kadarını hiç beklemiyordum.
Sonra kuzeyine geldim ve...
Duasına aşık oldum.
Zaten YouTube'da ve Instagram'da görmüşsünüzdür görselleri.
Gerçekten hiç böyle bir şey beklemiyordum.
Dün mesela bir yere gittim.
O kadar ilginç ki.
Önüm çöl.
Sol tarafım kayalıklar.
Sonra sağ tarafım nehir.
Ve çölün tam karşısında kocaman dağlar var.
Hepsi bir arada. O kadar farklı manzaralar var ki ya da işte kuzeyde başka bir yerdeydim Hunza'daydım.
Bir vadi etrafı dağlarla çevrili ama 7000-8000 metrelik dağlar yani büyük dağlar ve böyle dağların tepeleri buzullarla kaplı.
Gerçekten gördüğüm manzaralara inanamıyorum.
Çok fazla çok farklı manzara gördüm ama burası kendi içinde de çok çeşitli ve her gün...
Yeni bir manzara görmek bana çok farklı hissettirdi.
Pakistan'da ne işim var sorusuna gelecek olursak da.
Ya Pakistan'la ilgili hep bir şeyler duyuyordum ama sadece medyadan duyduklarımdı bunlar.
Ya da işte televizyonda gördüklerimdi işte savaş görüntüleriydi falan.
Ama gerçekten oraya giden hiç görmemiştim.
Yani orayla ilgili...
gözlemlerini paylaşan hiç kimse yoktu.
Ve ilk gözlemlerini paylaşan İran'da tanıştım.
Pakistanlı insanlardı ve çok başka şeyler duydum.
Ve açıkçası gelip görmek istedim.
Hani burası nasıl bir yer?
Gerçekten medyanın dediği gibi mi?
Yoksa o insanların dediği gibi mi?
Kendim tecrübe etmek istedim.
Çünkü şunu gördüm.
Ya insanlar duyduklarına o kadar çok inanıyor ki.
Mesela işte haberlerde bir şey duyuyor.
Ya görmüyor, bilmiyor.
Ve o fik...
Fikri o kadar çok sarılıyor ki onu kendi fikriymiş gibi savunuyor.
Ve hep bir uçtalar.
Böyle de olabilir şöyle de olabilir değil.
Hani bir ortada bırakmıyorlar.
Bir görüşe tamamen sıkı sıkıya sarılıyorlar.
Bunu her zaman görüyorum zaten.
İran'a gittiğimde de görmüştüm.
Buraya gelirken de çok tepki çekeceğini biliyordum.
Ama işte böyle yani insanlar da böyle yapacak bir şey yok.
Bunu çoktan kabul ettim.
Bir de Pakistan'daki ilk günlerimde şunu hissettim.
Her ülkenin bana kazandırdığı bir şey oluyor manevi anlamda.
Ve beni özellikle birçok konuda düşündürüyor her ülke ama bir konuda daha ağırlıklı düşündürüyor.
Ve Pakistan'ın bana hissettirdiği şey de cesaret duygusuydu.
Zaten hani buraya gelmek cesurca bir şeydi bence.
Yani hani bilinmeyen bir şey ya.
Ama onun dışında burada kendi sınırlarımı çok aştım.
Burada böyle çok fazla trekking yaptım ve çoğu tehlikeliydi.
İşte dağların kenarından yürüyorum, vadi yollarından.
Ya da mesela Hunza'dayken dünyanın en tehlikeli asma köprüsü var.
Orayı ben görmüştüm internetten ama çok korkunç gözüküyordu ve dedim ki herhalde ben yapamam.
Sonra... düşündüm ki ya buradaki insanlar bu köprüyü her gün geçmek zorunda.
Hani tamam biraz yükseklik korkum var ama bence bu yükseklik korkusunun üzerine gitmek için güzel bir yer diye düşündüm ve o köprüyü geçtim.
Ve yeni bir adım attıkça yani yeni bir cesurca adım attıkça o bana o kadar özgüven verdi ki gerçekten Pakistan sınırlarımı aştığım bir yer oldu.
Yani ilk. İzlenimlerim olarak ve bunun için gerçekten Pakistan'a minnettarım.
Önümüzdeki günlerde beni neler bekliyor gerçekten bilmiyorum.
Çünkü her gittiğim vadi beni şaşırtıyor.
Her gördüğüm manzara beni şaşırtıyor.
Ya da her tanıştığım insan beni şaşırtıyor.
Şu an daha çok kuzeyde geziyorum.
Çünkü buranın sezonu Eylül-Ekim'de bitiyor.
Sonra kar başlıyor ve yollar kapanıyor.
Dedim ki... İlk gelir gelmez buraları gezeyim sonra aşağı inerim.
Çünkü Pakistan orta bölgesi ve güneyi çok sıcak.
Böyle hava soğudukça oralara ineceğim.
Ne kadar kalacağımı hiç bilmiyorum.
Aslında gelirken sorarlar diye bir bilet almıştım.
Ama baktım ki yani imkansız ona yetişmem.
Çünkü ben böyle bir ayda gezerim diye düşünüyordum.
Ya bir ay daha şu an bir ay oldu neredeyse.
Ve sadece kuzeydeyim yani kuzeyi bitirdim bile diyemiyorum.
Öyle düşünün. O yüzden galiba biraz kalacağım.
çeken çok şey var. Çünkü gerçekten her bölgesi çok farklı.
Ve daha çok azını gezdim.
Ve şu an mesela sürekli tamam diyorum.
Şuralara gideceğim. Her gün yeni bir yer ekleniyor listeme.
O yüzden çok heyecanlıyım.
Alt bölgelerde, güneyinde kültürü çok farklı.
İşte yemek kültürü olsun, bazı yerlerin inanışları çok farklı.
Bunlar beni çok heyecanlandırıyor.
O yüzden bence vizem bitene kadar kılacağım gibi duruyor.
Bakalım. Ama gerçekten iyi ki de gelmişim diyorum.
En azından şu 3 hafta, 1 aylık deneyimim çok güzeldi.
O yüzden bu yeni bölümde Pakistan'a yer vermek istedim.
Bundan sonraki bölümlerde de büyük ihtimalle Pakistan'ı anlatırım.
Umarım keyifli olmuştur.
Bu arada burnum biraz tıkalı.
Bilmiyorum ne kadar geliyor size.
Çünkü şu an kuzeyde dağlardayım.
Ve yükseklik bende burun tıkanıklığı yapıyor.
Yani tek dezavantajı bu oldu bana yüksekliğin.
Ama yine de Pakistan'ın kuzeyinde...
Bir otel odasında bu bölümü kaydetmek istedim.
Umarım keyif almışsınızdır.
Podcastleri bundan sonra daha düzenli yapmayı planlıyorum.
Çünkü çok mesaj alıyorum.
podcastlerle ilgili ve bu beni çok mutlu ediyor.
Bölümü beğendiyseniz Spotify'dan ya da iTunes'dan beğenmeyi, arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın.
Destekleriniz benim için gerçekten çok değerli.
Çünkü bu yolları tek başıma yapmıyorum.
Birlikte yapıyoruz. Bunu her zaman çok derinden hissediyorum.
O zaman daha sonraki bölümlerde görüşmek üzere diyelim.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
