
Meksika'da Devletin Giremediği Köy ve Kilisede İlginç Ayinler
18 Mart 2025 · 11 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Meksika’nın büyüleyici Chiapas eyaletinde yer alan San Juan Chamula köyü, tarihi, kültürü ve benzersiz gelenekleriyle keşfedilmeyi bekleyen bir hazine. Bu podcast bölümünde, köyün mistik atmosferine dalıyor, kilisede gerçekleşen ilginç ayinlerin detaylarını paylaşıyor ve bölgenin özerk yaşam tarzını inceliyoruz. Eğer farklı kültürlere ilgi duyuyor, dünyanın dört bir yanındaki gizemli hikayeleri dinlemekten keyif alıyorsanız, bu bölüm tam size göre!
https://www.instagram.com/yagmur_aratt/
https://www.youtube.com/@YagmurArat
#Meksika kültürü, #ilginçayinler, #kültürel keşif, #seyahatpodcast, #sırtçantamdakihikayeler #yagmurarat #yagmuraratpodcast #PakistanKeşfi #PakistanKültürü #GeziPodcasti #DünyaTurunda #KeşfetmeninKeyfi #KültürYolculuğu #YolHikayeleri #GezginRuh #PodcastMacerası #KültürelGezi #DünyaGezgini #YolArkadaşı #GezginNotları #Dünyanınenilginçsınırları #Seyahatpodcast #tarihpodcast
Transkript
Hepinize selamlar.
Sırtçantamdaki Hikayeler Podcast'inin yeni bölümüne hoş geldiniz.
Bugün sizleri Meksika'nın gizemli bir köyüne götüreceğim.
Şöyle düşünün ki modern dünyanın kuralları burada işlemiyor.
Yani bu köyün kendi kuralları, kendi yasaları var.
Hatta kendine özgü gelenekleri ve inanç sistemleri var.
Ben oradayken bir kiliseye girmiştim ve o kilisede başka hiçbir yerde göremeyeceğim ayinler görmüştüm.
Neyse sizi daha fazla meraklandırmayayım.
O zaman bu bölüme başlayalım.
2022 yılında ben Meksika'da toplamda 6 ay kaldım.
Meksika'nın yarısından fazlasını gezdim diyebilirim.
İşte orta bölgelerinden kuz...
Karayip kıyısına birçok yerinde bulundum.
Son olarak da en merak ettiğim bölgeye Meksika'nın ortasında bulunan Chiapas eyaletine gittim.
Neden buraya bu kadar çok merak ediyordum?
Çünkü Chiapas doğal güzellikleri bakımından muhteşem.
Dağlarla çevrili, kahve, kakao gibi birçok şey burada yetişiyor ve Meksika'da en çok yerli halkın yaşadığı yer.
Ama Meksika'nın...
en az gelişmiş bölgesi.
Yani aslında buna biraz şöyle de diyebiliriz.
Sanırım Meksika'nın en çok sömürülen bölgesi.
Çünkü yıllar önce burada Zapatista ayaklanması adı altında büyük bir direniş oldu ve bütün dünyaya yayılan bir direniş oldu bu.
Ama onu başka bir bölüme saklıyorum.
Neyse ben buraya geldiğimde bu bölgede San Juan Chamula diye bir köy olduğunu öğrendim.
Bu köyle ilgili duyduğum her şey çok ilginçti.
Örneğin Meksika'da Sika hükümeti bu bölgeye giremiyor.
Yani polis giremiyor, asker giremiyor.
Bu köyde yaşayanlar aslında kendi kendilerini yönetiyorlar diye duydum.
Ve bunlar merakımı daha da çok arttırdı.
Atladım bir dolmuşa San Juan, Çamula'ya doğru yola koyuldum.
Aslında çok da uzak sayılmaz San Cristobal'den.
Yaklaşık bir 10 kilometrelik bir...
doğmuş yolculuğu sonrasında köye vardım.
Köyün meydanı klasik bir Latin mimarisine sahipti aslında.
Dikdörtgen biçiminde ve bütün önemli yapılar meydanın etrafında toplanmıştı.
Kilise vardı, okul vardı, yönetim binası vardı ve doğmuşta beni tam böyle meydana yakın bir yerde indirdi.
Ben köyün meydanından gezmeye başladım.
Öncelikle şöyle bir yürüyüp bakındım ve ilk dikkatimi çeken şey Köydeki kadınların ve erkeklerin kıyafetleri olduğu.
Köydeki kadınlar koyu renkli el yapımı yün etekler giyiyorlardı.
Erkekler de koyun postuna benzer beyaz bir ceket giyiyorlardı.
Ben sonrasında araştırdığımda aslında bunların bir anlamı olduğunu öğrendim.
Bu kıyafetler kişilerin toplumsal kimliklerini belirliyormuş.
Örneğin kadınların giydiği şallar işlemesine göre hangi aile grubundan olduğunu temsil ediyormuş.
Ya da erkeklerin giydiği kıyafetler de yönetimde olduklarını simgeliyormuş.
Size kısaca bu köyün tarihinden bahsedeceğim.
San Juan Chamula'da Maya kökenli Sotsik halkı yaşıyor.
Meksika hükümetinin burada hiçbir etkisi yok.
Yani polis giremiyor, devlet memuru yok, asker yok burada.
Köyün erkeklerinden seçilen bir heyet aslında kendi kendini yönetiyor.
Merkezde bir tane yönetim binası vardı.
Ben biraz orayı inceledim.
Ama böyle sürekli polisler koruyordu.
Polis dediğim yine kendi aralarındaki seçilen insanlardan oluşan polisler aslında.
Bu köyün kendi kuralları var.
Yani Meksika'da geçen kurallar dışında köyün kendi kuralları var.
Örneğin bir suç işlendiğinde kendi hapishaneleri var ve oralarda yargılanıyorsunuz ya da kendi mahkemeleri var.
Gerçekten çok ilginç bir yerde.
Bir de şöyle suç kavramları daha farklı.
Örneğin Meksika'da suç olmayan şeyler burada suç olabiliyor.
Aynı zamanda burada... Yaşayan insanlar vergi ödemiyor.
Yani devletten tamamen bağımsız, özerk yaşayan bir topluluk.
Ben buraya gittiğimde ilk aklıma gelen şey şu oldu.
Peki burası nasıl özerk oldu?
Aslında ayaklanmalar 16.
yüzyıla İspanyolların Meksika'yı ilk fethetmesine kadar dayanıyor.
Burada yaşayan insanlar hiçbir zaman hiç kimsenin etkisi altında kalmak istememiş.
Kendi kimliğini korumak istemiş.
Hatta şöyle İspanyollar ilk buraya geldiğinde...
Kendi inanışlarını yani Hristiyanlığı dayatmak istemiş.
Ama bölge Hristiyanlaşmak istememiş.
Ne olmuş biliyor musunuz?
Burada yaşayan halk kendi inanışını yani bu Şamanizm ve Animizm karışımı bir inanış.
Bunları korumuş.
Hristiyanlığı da buna uydurmuş aslında.
Yani buradaki inanış Şamanizm ve Animizm karışımı bir Hristiyanlık.
Benim bu köyde en çok şaşırdığım şey bu oldu.
Tam bu noktada size meydanda bulunan kilise.
Bu kilisenin üzerinde 1524 yazıyordu yanlış hatırlamıyorsam.
Çok eski bir kilise ve meydanın tam ortasında yer alıyor.
Kilisenin bahçesine girdim.
Burada ilk dikkatimi çeken şey bir haç işaretiydi ve haç işaretinin etrafının...
Çam yaprakları ile sarılmasıydı.
Aslında bu yerli inanışın ilk göstergesiydi.
Çünkü burada yaşayan halk için çam yaprakları çok önemli.
Köyün hemen hemen her kısmında çam yaprakları vardı.
Çam yapraklarının şamanizmden gelen bir inançla hastalıkları koruduğuna inanıyorlar.
Aynı zamanda çam yaprakları doğada çok uzun ömürlü olduğu için ölümsüzlüğün ve bilgeliğin simgesi kendi inanışlarında.
Koruyucu bir gücü var, temizleyici bir gücü var.
gücü var. Yani ruhani dünyayla da kurulan bir bağ temsil ediyor.
O yüzden çam yaprakları çok önemli.
İşte ben tam kiliseye girmeden önce bu haç işaretiyle çam yapraklarını görünce bu kilisenin diğer kiliselerden çok daha farklı olacağını Ben aslında bir fotoğraf da çekmek isterdim.
Ama kilisenin içinde hiçbir şekilde video ya da fotoğraf çekemezsiniz.
Çünkü yasak. Bu yasağın nedeni de animizmde her şeyin bir ruhu olduğuna inanıyorlar.
Ve fotoğraf ya da video çekerseniz o ruhu kaçırıyorsunuz.
O yüzden büyük cezaları var.
Ve düşünsenize hani orada bir cezaya çarptırırsanız ne olacağını da bilmiyorsunuz.
Çünkü devletin kuralları orada geçmiyor.
Kendi kendilerine belirleniyor.
Ve kendi mahkemelerine çıkartıyorlar.
Ben saygı duyduğum için hiçbir şey çekmedim.
Zaten birkaç tane gizli çekim yapılmış kilisenin içerisinde.
Onun dışında birçok insan saygı duymuş ve çok fazla bir fotoğraf ya da videoya rastlayamıyorsunuz.
Neyse ben girdim içeri.
Normalde kiliselerde banklar olur ya.
Burada hiç bank yoktu.
Kilisenin zemini...
Çam yapraklarıyla kaplanmıştı.
Biraz yürüdüm içeride.
Normalde hani mumlar bir yerde yakılır ya kiliselerde.
Burada mumları yerlere yakmışlardı.
Bir tane kadın vardı.
Böyle 30 tane ya da 40 tane mum yakıyordu sırasıyla.
Ben biraz yürüdüm ve ilginç şamanik ritüellere rastladım burada.
Şamanların söylediği bir ikaruslar var.
Buradaki ayinler ikaruslarla yapılıyordu.
Yani şöyle düşünün, içeride Katolik ikonlar var ama şamanik ayinler görüyorsunuz ve duyuyorsunuz.
Benim gördüğüm en ilginç ayin tavuk kurban etme ritüeliydi.
Bu şamanik bir gelenekmiş ve düşünün ki kilisenin içerisinde böyle yerde yatan ölmüş tavukları görüyorsunuz.
Diğer bir ilginç şey de şuydu, yerde birçok...
Coca-Cola ya da poş diye bir yerli içecek var.
Onları gördüm ve insanları içerken gördüm.
Bunu çok merak ettim ve bunun nedeni mezarlık.
da öğrendim. Böyle köyün biraz dışarısında tepe bir noktada mezarlık vardı.
Kiliseden sonra da mezarlığa gittim ben.
Çünkü bu halkın cenaze ritüellerini merak ettim.
Onlar da bizim gibi gömüyorlar.
Ama mezarlıkları biraz daha farklıydı.
Örneğin bazı mezarlıklar sadeyken bazı mezarlıkların yanında bir takım eşyalar gördüm.
Ve sonradan bunun ne olduğunu anladım.
İşte insanların sevdiği eşyaları koymuşlar.
Çünkü Meksika'da ben İlk gittiğimde Dia de los Muertos diye Ölüler Günü festivali vardı.
Bu festivalde de ölülerin ruhlarının bir gün dünyayı ziyaret ettiğine inanıyorlar ve onlar için sevdiği eşyaları koyuyorlar.
Büyük ihtimalle buradan gelen bir inanış bu da.
Onun dışında yine haç işareti ve haç işaretine sarılan çam yaprakları gördüm.
Aslında genel olarak...
Köyde çok fazla çam yaprağı gördüm diyebilirim.
Hemen hemen her kabrin yanında Coca-Cola, Sprite ya da poş şişesi gördüm.
Aslında en çok Coca-Cola ve Sprite gördüm.
Sonra orada merak ettim ve araştırdım.
Şöyle bir inanış varmış onlarda.
Gazlı içeceği açarsınız ve pıs diye bir ses çıkar ya.
İşte o sesin ruhu vücuttan çıkarttığına inanıyorlar.
Ve kötü enerjinin bedenden atıldığına inanıyorlar.
Bu mezarlıkta olmasının nedeni...
Şişeleri açıyorlar.
O ses çıkınca...
Ruhu rahatlatıyorlar ve içmeden koyuyorlar kenarına.
Bu bana çok ilginç geldi.
Mesela eskiden bunu poşla yani yerel bir içecekle yapıyorlarmış.
Ama zamanla o içeceği hazırlamamışlar.
Çünkü çok fazla gazlı içecek var.
Ve Coca-Cola Sprite gibi gazlı içeceklerle yapıyorlar bu ritüelleri.
Hatta mezarlığın arkasında kocaman bir bina gördüm Coca-Cola'nın.
Ve o an gerçekten çok...
Garipsedim bunu. İşte benim San Juan Chamula'daki bir günüm böyle geçti.
Sanırım Meksika'da gördüğüm en ilginç köydü.
Ya zaten gerçekten Chiapas bölgesini çok sevdim.
Ve yanılmıyorsam bir ay falan geçirdim orada.
Ya o kadar sevdim.
Çünkü çok farklı yerleri var bunun gibi.
O en başta anlattığım Zapatista köyüne de gittim.
Ve bu bölge beni çok fazla düşünmeye itti.
Kendi kimliklerini koruyor olmaları yıllardır.
Bunun için direniyor olmaları gerçekten bence çok özel.
Ve mesela şu ilgimi çekti.
Özerk deyince aklımıza hep şey gelir ya.
Çok fazla kaosun olduğu, çok fazla çatışmanın çıktığı gibi şeyler aklımıza gelir ya.
Burada bildiğin yaşlı amcalar, teyzeler kendi ellerinde yaşıyorlar.
Bu arada kendi dilleri de var bu halkın.
Ve İspanyolca anlıyorlar ama kendi aralarında hep kendi dillerini konuşuyorlar.
Bence bu da çok özel bir şey.
Son olarak size soruyorum.
Siz bu köyle ilgili ne düşünüyorsunuz?
Böyle bir yerde yaşamak ister miydiniz?
Burayı görmek benim hem seyahatlerimde hem de kişisel hayatımda başka bir bakış açısı yarattı gerçekten.
Sizin de düşüncelerinizi merak ediyorum.
Beni dinlediğiniz platformdan takip etmeyi ve yorum yapmayı unutmayın.
sonraki videolarda görüşmek üzere diyelim.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
