
Bali'nin Sessizlik Ritüeli - İlginç Bir Yeni Yıl Geleneği
26 Aralık 2024 · 12 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bali'nin en mistik ve etkileyici ritüellerinden biri olan Nyepi Günü, "Sessizlik Günü" olarak bilinir ve adeta bir meditatif deneyim sunar. Bu özel podcast bölümünde, Bali'nin kültürel dokusunu ve Nyepi’nin derin anlamını keşfediyoruz.
- Nyepi gününde sokakların neden tamamen sessiz kaldığını,
- Günün Bali halkı için ruhsal anlamını,
- Kendi deneyimlerimi ve sessizlikle nasıl bağ kurduğumu,
- Ve bu ritüelin bir gezgin olarak bana öğrettiklerini paylaşıyorum.
https://www.instagram.com/yagmur_aratt/
https://www.youtube.com/@YagmurArat
#KendiniBulmak
#MeditasyonVeSessizlik
#İçselYolculuk
#sırtçantamdakihikayeler #yagmurarat #yagmuraratpodcast
#PakistanKeşfi #PakistanKültürü #GeziPodcasti #DünyaTurunda #KeşfetmeninKeyfi #KültürYolculuğu #YolHikayeleri #GezginRuh #PodcastMacerası #KültürelGezi #DünyaGezgini #YolArkadaşı #GezginNotları #Dünyanınenilginçsınırları #Seyahatpodcast #tarihpodcast
Transkript
Hepinize selamlar, Sır Çantam'daki Hikayeler Podcast'inin yeni bölümüne hoş geldiniz.
Bugün sizleri tropikal bir adaya, Bali'ye götüreceğim.
Ve burada hayatımda gördüğüm en sıra dışı festivalden, bir ritüelden bahsedeceğim.
Nedir bu ritüel? Niyepi, yani Sessizlik Günü.
Dünyanın birçok yerinde hayatlarımız koşuşturmacayla geçiyor.
Ama Bali'de... Yılda bir gün boyunca her şey tamamen duruyor.
Seyahatler, konuşmalar, elektrikler hatta uçuşlar bile.
Bugün sizlere bu festivalin anlamından ve yaşadığım ilginç deneyimden bahsedeceğim.
Ayrıca yılın son haftasına denk gelmesi de çok güzel oldu.
Çünkü bu festival yeni yılla alakalı.
Daha fazla bekletmeyeyim sizleri ve hazırsanız başlayalım.
Niye piye? Hindu takviminde yeni yılın başlangıcı olan bir festival.
Hayatınızda görebileceğiniz en ilginç festival.
Çünkü festival deyince aklınıza kutlamalar, danslar, gösteriler geliyor.
Ama bu festival sessizlik içerisinde yapılıyor.
Peki. Baliler bunu neden yapıyor?
Ben geçen yıl Mart ayında Bali'ye gittiğimde herkes sessizlik gününden bahsediyordu.
Ama karantinada diyorlardı bundan bahsederken.
Benim konuştuğum insanların İngilizcesi çok iyi değildi.
Ben ilk başta dedim ki herhalde tam anlatamadılar.
Çünkü karantina ne alaka?
Yani biz o dönemleri pandemide bırakmadık mı diyordum.
Sonra biraz daha... konuşunca ha dedim galiba bu Balillilere özgü bir gelenek ve kendileri karantinaya giriyor ve o şekilde bir ritüelleri var dedim.
En son evinde kaldım insanlar sessizlik gününden bahsetti ve ben oturdum bilgisayarın başına araştırdım.
Demiştim ya sizlere Niyepi Hindu takviminde yeni yılın başlangıcı.
Balilliler de yeni yıla arınmış olarak girmek istiyorlar.
Bu tam anlamıyla bir arınma ritüeli.
Bunun için de şöyle yapıyorlar.
Önce adaya bütün kötü ruhları çağırıyorlar.
Şimdi böyle deyince biraz kulağa tuhaf geldiğinin farkındayım.
Ama Bali'de çok fazla gelenek, çok fazla ritüel var.
Çünkü Balililer Hindu.
Hindistan'daki Hinduizm'den daha farklı, daha animist bir Hinduizm buradaki.
İlerleyen kısımlarda anlatacağım.
Ama böyle çok değişik mitolojik hikayeler var Bali'de.
Neyse, kötü ruhları çağırdıktan sonra adayı boş göstermek istiyorlar.
Ve bütün ada... Sessizliğe bürünüyor.
Böylece kötü ruhlar gelecek ve kimsenin olmadığını görünce gidecek.
İnanış bu yani. Bu festivalin hazırlıkları iki hafta önceden başladı.
Ben oradayken sürekli görüyordum.
Her mahalle, her köy aslında tapınaklarda kocaman bal mumu heykeller yapıyor.
Ve korkunç heykeller yapıyor.
Bunu da kötü ruhları çağırmak için yapıyor.
Ve bunu aslında gönüllü yapıyorlar.
Ve o kadar güzel heykeller yapmışlardı ki gerçekten hayran kaldım.
Sonra her bölgenin meydanında bir geçit töreni düzenleniyor.
Bu geçit törenini de Ogo Ogo geçit töreni diyorlar.
Geçit töreninde yaptıkları heykelleri insanlara gösteriyorlar.
Şöyle düşünün ben o zaman Ubud'daydım.
Zaten Ubud da Bali'nin kültürel kalbi gibi bir yer.
Gerçekten en çok keyif aldığım yerlerden birisiydi.
Orada meydanda bir tane tapınak var.
O tapınağa giden yolda oldu bu geçit töreni.
Yaklaşık iki saat öncesinden insanlar toplanmaya başladı.
Ve tek tek heykellerin geçişini izledik.
Bu arada bu heykelleri herkes yapıyor.
Yani mesela bir çocuk grubu vardı.
Ne diyeyim size 8-10 yaşlarında falan.
Onlar da mesela bir tane heykel yapmıştı.
Ama böyle çok küçüktü.
Onların heykelleri de çok güzeldi.
Yetişkinlerin heykelleri zaten çok büyük oluyor.
Bunu da şu şekilde taşıyorlar.
Ya devasa heykeller.
Bir tane platformun üstüne oturtuyorlar ve sırtlanarak taşıyorlar.
Ama mesela 20 kişi falan taşıyor.
bunu. Bu heykeller kötü ruhları temsil ediyor ve heykeller genelde korkutucu resmediliyor.
Neyse böyle bir geçit töreni izliyorsunuz.
Bir iki saat boyunca.
Sonra bu Balmumu heykelleri akşam böyle 8-9 gibi karanlık çöktükten sonra Bu arada bu geçit töreniyle birlikte şöyle bir ritüel de var unutmadan ekleyeyim.
Tütsüler yakılıyor, çalgılar çalınıyor çünkü kötü ruhları tamamen adaya çekmek istiyorlar.
Neyse bu heykeller yakıldıktan sonra...
Herkes eve çekiliyor ve derin bir sessizlik başlıyor.
Ben Bali'de sessizlik gününde bir arkadaşımla idim ve biz şöyle yaptık.
Markete gittik böyle iki günlük hani yiyecek içecek falan aldık ve kaldığımız yere geçtik.
Saat böyle 9-10 gibi bütün sokaklar boşaltılıyor, ışıklar kapatılıyor, elektrikler kesiliyor ve dışarı çıkmak yasaklanıyor.
Zaten bunun için görevliler var.
Eğer dışarı çıkarsanız sizi uyarıyorlar ve otelinize gönderiyorlar.
deriyorlar. Otelde de zaten söylüyorlar dışarı çıkmak yasak diye.
O gün Uçakların kalkmasına bile izin vermiyorlar.
Mesela ben bunu öğrenince çok şaşırdım.
Çünkü dedim ki demek ki Balililer bu kadar geleneklerine bağlı.
Çünkü uluslararası uçakları bile iptal ediyorlar o gün.
Düşünsenize ne kadar zor bir şey bu.
Ve ben o gün çok güzel bir sessizlik yaşadım.
Tam bir Balili gibi.
Bu deneyimi yaşamak istedim.
Çünkü yani yoldayken böyle bir şeye denk geldiysem, böyle bir şey karşıma çıktıysa hani neden bunu tam anlamıyla yaşamayayım ki dedim.
Işıklar kapandı.
Böyle yıldızlar... izledim.
Bir de şöyle oluyor. Tüm adanın elektriği kesildiği için gökyüzü muhteşem gözüküyor.
Düşünsenize hani kampa gittiğinizde bile yıldızları nasıl görüyorsunuz?
Biraz ıssız bir yere gittiğinizde hemen yıldızlar belirginleşiyor.
Ama orada kocaman bir adanın elektrikleri kesiliyor.
Gerçekten çok güzel bir deneyimdi.
Sonra meditasyon yaptım orada.
Zaten o kaldığım otelde her odanın karşısında yeşil alanda meditasyon tapınakları vardı ve gerçekten çok Güzel bir oteldi.
Ben bu sessizlik gününden bir hafta önce de şöyle bir şey yaşadım.
Ben meditasyon yapıyorum ve bir uygulama kullanıyorum.
O uygulamada da meditasyon sonrasında sana böyle makaleler öneriyor ve psikologların yazdığı makaleler oluyor bunlar.
Şansıma şöyle bir makale denk geldi.
Festina Lente diye bir deyiş.
Bunu açıklıyor işte o makalede.
Bu latince kökenli bir sözcük ve anlamı da yavaş yavaş acele et.
Bu beni çok etkiledi. Böyle hep şey diyoruz ya işte hayatımız çok hızlı geçiyor ve o hızın içerisinde kayboluyoruz diye.
Ama bazen de ben şunu hissediyorum kendi hayatımda.
Yani evet yavaşlamak çok güzel bir şey ve ben bunu hayatımda yapıyorum.
Ama bazen yavaşlamayı bahane olarak kullanıyorum ve erteliyorum.
Bunu fark ettim. Bunu birkaç şeyde mazeret olarak...
Kullanmıştım ve kendimi kandırmaya çalışmıştım.
Bu makalede de şeyi anlatıyordu.
Evet yavaşla ama yavaş yavaş acele de et.
Bazen yavaşlamak da hayallerimize giden yolu engelleyebilir ya.
Yani hep bundan kaçabiliriz.
Hani benim kendimi kandırdığım gibi.
Bunların bir arada yaşaması gerçekten beni çok etkiledi manevi anlamda.
Neyse benim en çok merak ettiğim şey halkın ve turistlerin deneyimiydi.
Halkın deneyimi aslında tahmin ettiğim şey.
Çünkü baliller geleneklerine çok bağlı demiştim.
nedeni de şöyle. Bali'de Hinduizm var ve Bali'deki Hinduizm çok farklı yaşanıyor.
Yani Hindistan'daki Hinduizm'den de çok farklı.
Bali'de yaşanan Hinduizm oradaki kültürle çok iç içe geçmiş ve günlük hayatın çok içinde.
Mesela şöyle bir şey görmüştüm.
Videolarımda da bahsetmiştim.
Bali'de her yerde tapınaklar var.
Mesela tapınak olmayan yerlerde de küçük küçük heykeller var.
O heykellerin, tapınakların yanına sunaklar koyuyorlar.
Sunaklar da şöyle oluyor.
Muz yaprağının içine pirinç koyuyorlar, tütsü koyuyorlar.
Bali'ye özgü çiçek yapraklarından koyuyorlar ve tapınakların kenarına ya da heykellerin kenarına busunakları bırakıyorlar.
Bunu da Tanrı'ya şükretmek için yapıyorlar.
Bunu insanlar gönüllü yapıyor ve parasının büyük bir kısmını buna ayırıyorlarmış.
Çünkü günde üç kere falan değiştiriyorlar bunu.
Ve Bali'de binlerce tapınak, binlerce heykel olduğunu düşünürseniz yani halkın bunu yaşantısına alması gerçekten...
çok etkileyici gelmişti bana.
O yüzden bu sessizlik gününde de aslında tam anlamıyla yaşayacaklarını tahmin ediyordum.
Ama turistlerden tam emin değildim.
Diyordum ki hani kaçıyorlardır, bir şekilde hallediyorlardır.
Gerçekten hiç kimse çıkmıyormuş ve turistler çok saygılıydı.
Geçit töreninde de hep turist vardı.
Yani onlara çok ilginç geldiği için ve heykeller gerçekten çok etkileyici olduğu için turistlerin çok ilgisini çekti.
Peki gelelim bu sessizlik günü, bu deneyim bende neler uyandırdı?
Her şeyin durması, her şeyin sessizleşmesi kendi sesini duymanı sağlıyor ve kendi içine dönüyorsun.
Bunu ben hayatımda sık sık yapıyorum.
İşte kampa gidiyorum tek başıma, ıssız yerlere gidiyorum, tek kalıyorum.
Ama ilk defa bunu herkesle birlikte yaşadım.
Bunun da değişik bir enerjisi vardı.
Zaten şeyden bahsetmiyorum bile.
Hani o teknolojiden uzaklaşmak.
Yani elektrikten uzaklaşmak gerçekten bir gün bile olsa o kadar fark ettiriyor ki.
Beyniniz dinleniyor ya.
Gerçekten beyniniz dinleniyor yani.
Ama asıl şunun altını çizmek istiyorum.
Beni etkileyen şey doğanın da bunu yaşamasıydı.
Yani nasıl ben dinleniyormuş gibi, nefes alıyormuş gibi hissettiysem sanki doğada nefes alıyormuş gibi hissettim.
Çünkü düşünsenize elektrik yok, trafik yok, insan yok, uçak bile yok yani.
Karbon salınımı yok.
Hani bir gün bile olsa bence doğada o kadar fark etmiştir ki bu.
Gerçekten bir nefes alıyor.
Yani aslında bu geleneklerin çevresel boyutu da var.
Geçenlerde böyle yeni bölüm için düşünürken hani bir önceki bölümde Sri Lanka'yı anlattım ya sonra Bali'ye geçiyorum falan demiştim.
Bu bölümü de... Epeydir yapmak istiyordum.
Çünkü ilginç bir deneyim.
Sessizlik günü, hiç görmediğim bir festival.
Bunu anlatmak istiyordum zaten.
Ama bunu anlatırken yılın son gününe denk gelmesi gerçekten çok güzel oldu.
Bence hepimizin yılda bir günde olsa sessizliğe ihtiyacı var.
Hayatımız çok hızlı ve bu hızda kendi sesimizi unutuyoruz.
Yani duyamıyoruz. Düşünsenize mesela İstanbul'da sabah kalkıyorsunuz, işe gidiyorsunuz, trafiktesiniz.
Trafikte dinleyenler için özür dilerim.
Şey de demiyorum bu arada hani çalışmayın hayır bundan kaçın.
Bence günümüzde bundan kaçmak çok olağan değil yani herkes için mümkün değil ama bunun yerine şöyle bir şey yapabiliriz.
Mesela bu koşuşturmacanın içinde kendimize daha fazla vakit ayırabiliriz.
Eve gittiğimizde hafta sonları ya da tatillerimizde bu tarz ritüeller yaparak aslında kendimizde kalarak Daha fazla kendi sesimizi duyabiliriz diye düşünüyorum.
Bölümü bir soruyla kapatmak istiyorum yine.
Şey merak ediyorum. Siz hayatınızda bir gün sessiz kalsanız ne hissederdiniz?
Yani kendinizle baş başa kalmak sizi korkutur muydu?
Yoksa heyecanlanır mıydı?
Yani fikri nasıl geliyor kulağa?
Merak ediyorum. İsterseniz bunu benimle Instagram'dan paylaşabilirsiniz.
Ya da en azından bu soruyu düşünüp kendinize cevabını verebilirsiniz.
Umarım keyif almışsınızdır bu bölümden.
Yeni yıla girerken bu bölüm size ilham olsun istiyorum.
Şimdiden bu arada yeni yılınızı kutluyorum.
Bu yıl önceki yıldan çok daha güzel geçsin inşallah ve her istediğimiz olsun diyorum.
Bölümü beğendiyseniz beğenmeyi ve beni takip etmeyi unutmayın.
O zaman bir sonraki bölümde görüşmek üzere diyelim.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
