
Thirteen Lives ve Kurtarma Öyküleri Üzerine
25 Ağustos 2022 · 18 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, Thirteen Lives filmini ve "Kurtarma öyküleri" alttürünü incelemeye çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Bizzat ismini bilmiyor olsanız da birçok filmin dediğine eminim ki çok önemli filmler yaptı Ron Howard.
Oscar'lı bir yönetmen, hepimizin hemen hemen bildiği, sevdiği, tüm dünyada ilgi çeken, ödül almış, geniş kitlelerin izlediği birçok filmi imza atmış bir yönetmen olarak da Ron Howard'tan da bahsetmeye çalışacağız.
Ancak önce filmden bahsedelim.
13 Lives 2018 yılında Tayland'da çok derin bir mağara sisteminin içerisinde mahsur kalan 12 futbol oyuncusu genç lise çağındaki futbol
oyuncusu ve onların antrenörünün başına gelen korkunç olay ve tabii ki diyebiliriz neredeyse tüm dünyadaki dalgıçların kurtarma ekiplerinin sağlık görevlerinin bir anlamda alarma
geçtiği ve bu 13 kişinin hayatını kurtarmaya çalıştığı çok önemli kurtarma operasyonunun ya da bir felaketin diyelim bölgesel bir Bir felaketin filmi olduğu gibi olayı bize aktarmaya
çalışan. Çünkü internette zaten bu olay hem videolarla üzerine yazılan yazılarla detaylı biçimde tanıtılmıştı, anlatılmıştı.
Neler olduğu hem haber kaynakları bunu yapmıştı.
Hem çeşitli bilimsel kaynaklar, sportif faaliyetlerle yani kurtarma yüküleriyle.
Bu öykülerde bu senaryolarda yer alan dalgıçların kurtarma ekiplerinin üzerine birçok şey söylediği bir olaydı zaten bu.
Hani duymamış olabilirsiniz çok kısa bir aramayla internet aramasıyla birçok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Bu olay neredeyse hani hem üzerine çok fazla haber yapılmış çok kez konuşulmuş ve aynı zamanda çok zor bir kurtarma operasyonu olarak da kurtarma ekiplerinin hani becerilerini
yeteneklerini çözüm bulma kabiliyetlerini genişleten.
Neredeyse herkesin bu konu üzerine fikir jimnastiği yapacağı da bir olaydı zaten.
Yapmış oldukları bir olaydı.
Ondan dolayı 13 Lives gerçekten çok çarpıcı ve önemli bir olayı karşımıza getiriyor.
Şimdi çok kabaca ben size öyküyü anlatmaya çalışayım.
Tayland'da 12 genç oyuncu bir tane de bunların koçları var.
Bir futbol antrenmanı yapıyorlar.
Oradan çıkıp yaşadıkları yerin yakınında çok büyük bir mağara sistemi var.
O mağara sisteminin içerisinde bir kutlama böyle bir doğum günü partisi falan düzenliyorlar.
Hadi oraya gidelim gezelim ilginç bir gün maceralı bir gün yaşayalım diye bu mağara sisteminin içerisine giriyorlar.
Ancak bu mağara sistemi...
Öyle böyle bir mağara sistemi değil.
Girişinden son noktasına kadar yaklaşık olarak 2,5 kilometrelik bir mağara sistemi ve 1 kilometreden fazla da derinliği olan bir mağara sistemi.
Öyle küçük bir mağara değil burası.
Bir mağara sistemi deniyor zaten.
Tek bir mağara denmiyor.
İçerisinde onlarca başka kollar var.
Çok derinlere gidiliyor. Geçilmesi zor.
Salonlar, bölümler, sarkıtlar, kıvrımlar vs.
Gerçekten devasa bir yer.
Yeryüzü şekli burası diyebiliriz.
Dünyanın en büyük mağaralarından bir tanesi.
Ve Tayland tabi muson ikliminin geçerli olduğu subtropik bir bölge burası.
Birden yağmur başlıyor ve yarım saat içerisinde bütün mağara sistemi suyla doluyor.
Ve bu gençler orada kalıyorlar.
Tabii hemen aileler falan ayaklanıyor.
İşte bizim çocuklarımız bol antrenmanına gitmişti artık orada değiller.
Neredeler? Hemen sorup soruşturuluyor vesaire.
Hani bu ekibin öğretmenleriyle birlikte, koçlarıyla birlikte mağaranın içerisinde hapis kaldığı fark ediliyor.
Hemen bütün işte kurtarma ekipleri, sağlık ekipleri falan ayaklanıyorlar.
Anlaşılıyor ki bu ekip mağaranın içerisinde mahsur kaldı.
Şimdi Tayland'ın kendi yerel tabii işte dalgıçları, kurtarma ekipleri falan mağaranın içerisine girip çocukları aramaya başlıyorlar.
Ancak dediğim gibi...
O kadar derin bir mağara sistemi ki.
Şöyle bir ölçü vermeye çalışayım.
Bir ucundan sonuna kadar dalgıçların gitmesi yaklaşık 7,5-8 saat gibi bir süre alıyor.
Bakınız bu gerçekten çok uzun bir süre.
Gidip dönmeniz hani düşünün ki 15-16 saat yani neredeyse bir gün sürüyor.
Ve çok uzun süre zaten yaklaşık 2 hafta boyunca gençlerin bu devasa mağara sisteminde nerede oldukları tespit dahi edilemiyor.
Yani tamam oradalar biliyoruz ama neredeler?
Dediğim gibi hem mağara sistemi çok geniş hem çok zorlu bir parkur dalgıççılar için.
Bundan dolayı tabii hani o zamana kadar bütün dünya da tabii bu olayı duymuştu zaten.
Oraya dünyanın bin bir bölgesinden, farklı bölgelerden hani mesleğinin en öncüsü diyelim dalgıçlar, su altı sporu yapanlar, mağara kaşifleri diyelim.
Daha çok mağara kaşif deniyor o kişilere, o sporculara.
Onlar da buraya geliyorlar.
Bakıyorlar ediyorlar yani çok zor.
O güne kadar hani karşılaşılmış en zor mağara keşiflerinden ya da kurtarma operasyonlarından bir tanesi bu.
Ve en sonunda Amerikalı dalgıçlar çocuklara 2 hafta sonra tam 2 hafta sonra ulaşıyorlar.
Şimdi bu bir aşama tabii kurtarma öyküsünde.
Tüm aşamalar gerçekten çok başarılı bir şekilde izleyiciye yansıtılıyor.
2 hafta sonra bu çocuklar burada bulunuyorlar.
Sıkıntı şu bu çocukları nasıl çıkaracağız?
Hani çocukların bulunması yeterli değil.
Çünkü çok zor dediğim gibi zorlu bir parkur.
Onları oradan çıkarmak ayrı bir problem teşkil ediyor.
Şimdi bunu bir kenara koyuyorum.
Başka bir problem şu ki yağmurlar bir yandan devam ediyor.
Ve bu yağmurlar yağdığı sürece bu mağara sistemi suyla dolmaya devam edecek.
Bu suyun...
Bu dağdan ya da en azından bu mağaradan uzaklaştırılması lazım.
Çok parlak zihinli genç bir su mühendisi bu suyun boşaltılması gerektiği konusunda bazı yetkilileri işte yöre halkını falan ikna ediyor.
Buraya devasa barajlar kuruluyor.
Boşaltma sistemleri kuruluyor falan.
Hani yüz milyonlarca litre su.
Bu mağaradan uzaklaştırılmaya çalışılıyor.
Yani filmin bir yan öyküsü de bu.
Hatta bu yapılırken dağın yakınlarında mahsullerine ekmiş çok sayıda çiftçi mahsullerinden oluyorlar.
Tabi hani onlara soruluyor bakın böyle böyle bir şey yapılacak.
Hani mahsulleriniz gidecek hani bu sene ne yazık ki aç kalacaksınız gibi bir durum var.
Ancak tabi ki bölge halkı son derece sağduyulu davranıyorlar.
Hani olsun varsın ne yapalım yeter ki bu çocuklar kurtarılsın deniyor tabi ki.
Hani bütün bu detaylar da filmde ayrı...
Anlatılı biçimde anlatılıyor. Bunun üzerine kurtarma operasyonuna girişiliyor.
Ancak nasıl kurtarılacak bu çocuklar?
Oraya gitmek bile dediğim gibi 7-8 saat sürüyor.
Bir gidiş geliş bir güne yakın bir süre alıyor.
Hani o çocukları orada beslemek lazım.
Susuzluktan hani susuzluktan olmasa da en azından açlıktan ya da besin yetersizliğinden belki hastalıktan ölecekler.
Oraya hani besin götürmek çok zor.
İlaç götürmek çok zor.
Onları korumaya almak çok zor vs.
Çok zor bir durumla karşı karşıyayız ve dediğim gibi film tüm bu zor durumları tüm detaylarıyla bizim karşımıza getiriyor.
Şimdi bu noktada Ron Howard'dan biraz bahsetmek istiyorum ki bu öykü zaten...
Ron Howard'ın anlatmak için yanıp tutuşacağı bir öykü gerçekten.
Çünkü Ron Howard çok detaylı bir yönetmen, iyi bir yönetmen.
İki tane Oscar'ı var. Hemen filmlerinden bahsedeyim.
Frost Nixon yakın zamanda çok ses getiren filmlerinden bir tanesiydi.
2013 yılında Rush adlı bir film yaptı.
Çok ünlü ve çok sevilen Formula 1 pilotları Nicky Lauda ve...
James Hunt'ın rekabetini ve 70'lerin Formula 1 dünyasını bize anlatan önemli filmlerden bir tanesiydi.
90'lı yıllarda Ed TV diye bir film yapmıştı.
Melekler ve Şeytanlar tabii ki Dan Brown'un çok satan romanının sinema uyarlamasını yine Ron Howard yapmıştı.
Apollo 13 90'lı yıllarda yine çok değerli bir bilim kurgu olarak karşımıza gelmişti.
Onun dışında Akıl Oyunları, A Beautiful Mind, John Nash'in Hayat'ı size anlatmıştı.
Hani bu filmlerin hemen hepsi zaten Türkiye'de gayet geniş.
kitleler tarafından izlenmiş, sevilmiş filmlerdi.
Ron Howard üzerine benim temel iki tane eleştirim olmuştur yoksa sevdiğim bir yönetmendir ama birincisi biraz Amerikan propagandası yapar.
Biraz öyle bir politik, muhafazakar, sağcı bir cumhuriyetçi bir tarafı vardır.
O bir. İkincisi biraz da filmlerinde hafif bir duygu sömürüsüne kaçar.
Böyle çok da rahatsız edici olmayan biçimde yaptığı filmleri iyidir.
Gayet... Kısa
Keyiflidir ama bazı filmlerinde işin o duygu sömürüsü tarafını biraz abarttığı için bence rahatsız edici sularda da gezen bir yönetmen olmuştur.
Küçük bir parantez açayım.
Bir üçüncü eleştiri olarak da filmleri biraz mekanik ilerler gibi bir durum vardır.
Yani ilerler ilerler bir noktada bir şey olur.
Öteki noktada bir şey daha olur.
Tamam olay ondan sonra çözülür.
Filmin yönetmenlerine yapısalcı bir eleştiriye maruz bırakırsanız aslında biraz klişelere dayanan bir yönetmen olduğu sonucuna varabilirsiniz.
Ancak Ron Howard'ın filmlerinin temel meselesi hemen hemen hep aynıdır.
Bu filmde de aynı şey var.
Hemen onu size özetlemeye çalışayım.
Bir karakter bir mücadeleye girişir ve belirli ön kabullerle bu mücadeleyi sürdürmek zorunda kaldığı takdirde o karakter bu mücadeleyi kaybedeceğini fark eder.
Ve hiç beklenmedik sıra dışı çarpıcı bir paradigmaları kırar.
Alışıldık kuralları kırar bu karakter.
Ve o şekilde bu mücadeleyi kazanır.
Hemen hemen bütün Ron Howard filmlerinin çizgisi budur.
İşte 13 yaşam filminde de hemen öyküyü devam ettireyim az önce bıraktığım yerden.
Bütün dünya bu çocuklara ulaşıyor mağaradaki çocuklara.
Ancak onu nasıl kurtaracaklarını gerçekten kimse bilemiyor.
Farklı fikirler var. Şöyle mi yapalım, böyle mi yapalım, şöyle kurtaralım, böyle kurtaralım.
Çünkü çocukların hiçbiri elbette dalgıç değil ve 8 saatlik bir dalış parkurunu daha önce hiç dalış yapmamış kişilerin aşması gerçekten imkansız, mümkün değil.
O çocuklar dalarak oradan çıkarılamaz.
E ne yapacağız? Koskoca kilometrelerce yüksekliğindeki bir dağı mı oyacağız, eriteceğiz ya da kazacağız?
Böyle bir seçenek de yok.
Hani suyun tamamını oradan boşaltmak zaten mümkün değil.
Hani ne yapacağız? Biz bu çocukları nasıl kurtaracağız?
İşte Ron Howard'ın sevdiği tema.
Paradigmaları yıkmak zorundayız.
Daha önce yapılmamış bir şey yapmak zorundayız.
Bunu tabii ki söylemeyeceğim.
Filmde izlemenizi tabii ki tavsiye ederim.
O anlamda gerçekten çıkışsız bir film.
Son derece gerilimli bir film.
Aynı zamanda hani karakterlerin içerisinde bulunduğu durum.
Hani ya o çocukları biz oradan nasıl çıkaracağız arkadaş?
Ne yapacağız? Hani ölümü mü terk edeceğiz?
Gibi hani bir...
Gerilime giriyor tabi bütün karakterler.
Kurtarma ekipleri bir çıkışsızlığa giriyorlar.
O çıkışsızlığı da son derece başarılı bir şekilde bize yansıtan bir film.
Ondan dolayı da hani bazı eleştirenler olmuş.
Filmin çok da iyi bir film olmadığını düşünenler olmuş ama ben bu fikre kesinlikle katılmıyorum.
Film 10 numara 5 yıldız.
Gayet iyi bir film ki süresi baya uzun.
2,5 saatlik bir film olmasına rağmen bence izleyicisini hiç sıkmıyor.
Gayet de sürüklüyor. Hani zaten Ron Howard gibi başarılı bir yönetmenin iki defa Oscar almış birçok kez Oscar'a aday olmuş bir yönetmenin filminde zaten teknik bir eksiklik yetersizlik olacağını düşünmek.
Hayalcilik olur. Film teknik olarak da çok iyi.
Oyunculuklar çok iyi. Hani görüntü yönetimi çok başarılı.
Çekimleri, sesleri, efektleri falan.
Hani teknik olarak on numara bir film.
Çok da iyi akıyor. Hiç sizi sıkmadan.
Tüm o gerilimli atmosferi.
İşte o su altı çekimleri, mağaradaki çekimler falan.
Gerçekten klostrofobik.
Çok geriliyorsunuz. Hani heyecanla izliyorsunuz.
Bir anlamda aksiyon filmi de denebilir aynı zamanda 13 yaşam için.
Bir macera filmi diyelim ya da en azından aksiyon demeyelim ama bir macera filmi, bir adventure filmi olduğu da kesin zaten.
O açıdan da 13 Yaşam son derece başarılı bir film.
Biraz bu türe bu alt türe ilginiz varsa biraz gerilimli maceralı filmlere ilginiz varsa hani gözünüz kapalı izleyebilirsiniz diyorum tavsiye ediyorum.
Bu noktada da biraz kurtarma öyküleri ya da hani afet filmleri deniyor bu alt türe yaklaşık olarak biraz da ondan bahsetmeye çalışayım size.
Hani işte bir yerde deprem olur sel olur işte birileri mahsur kalır vesaire hani.
Bu da çok bilinen bir alt tür aslında.
Klişeleri falan çok belli.
Genellikle daha insani değerlerin ön plana çıktığı hani işte normalde abuk sabuk sebeplerden biz kutuplaşıyoruz.
İşte etnik sebepler, dini sebepler, siyasi sebepler, işte azınlıklar, çoğunluklar, sağcı, solcu, ilerici, gerici, muhafazakar vs.
Hani bir sürü sebepten insanlar hani kutuplaşıyor.
Belli bölgeler alanlar oluşuyor falan vesaire işte söz konusu felaket filmleri kurtarma öyküleri falan tüm bu fani ya da genel geçer ayrışmaların kutuplaşmaların
bir kenara atılıp en temel insani değer olan hayatta kalma hayat kurtarma.
Çok insani bir motivasyonla karakterlerin yakınlaştığı, kaynaştığı, tüm ayrılıkların bir kenara atılıp en temeli insani değerlerin öne çıktığı ve insanların
böyle gani gani koştura koştura hep bir ağızdan hep birlikte el ele tutuşarak hayat kurtardığı bir tür bu.
Bunun üzerine yapılan hemen hemen tüm filmlerde bu mesaj...
Genel olarak verilir kabaca da olsa.
İşte 13 yaşam filminde de zaten hani orası Tayland.
Tayland'ın kendi işte kurtarma ekipleri var, sağlık ekipleri var falan vesaire.
Ama tabi ki dünya'nın binbir yerinden dalgıçlar, kurtarma ekipleri.
O çocuklara yardımcı olmaya çalışmıştı.
Tayland hükümetine diyelim ya da yardımcı olmaya çalışmıştı zaten.
Tabi burada da az önce benim Ron Howard üzerine.
Dile getirdiğim eleştiri tabii karşımıza geliyor filmde.
Elbette bu çocuklara ilk ulaşanlar da onları kurtaranlar da...
...işte Amerikalı dalgıçlar oluyorlar zaten.
Tabii ki Amerikan yapımı bir film bu neticede.
Hani biraz kendilerine olayı yontmuşlar gibi.
Bu size ne kadar rahatsız edici gelir gelmez bilemiyorum.
Kendi adıma söylüyorum bana aslında çok da rahatsız edici gelmedi.
Hani gerçekte de hemen hemen öykü öyle zaten.
Hani öykünün ben gerçek halini de okudum.
Hemen hemen olduğu gibi... Ancak işte olduğu gibi diyorum ama ben o Ron Howard'ın hani o paradigma yıkma dedim ya hani o alışıldık kuralları uygulayarak mücadeleyi kaybedeceğini fark
eden karakterin o kuralları yıkıp daha önce yapılmamış bir şeyi yapıp o mücadeleyi kazanmasıdır dedim ya işte Ron Howard'ın temel olarak anlattığı öykü.
Burada da tam olarak öyle bir şey var.
İşte o kırılan paradigma.
Yıkılan ön kabuller nedir?
İşte onu izleyerek görün diyorum.
Çünkü filmde gerçekten nefis bir kurtarma fikri var.
Yani işte o çocuklar oradan nasıl kurtarılacak?
Ne yapacak? Herkes her kafadan bir ses çıkıyor.
Şöyle yapalım böyle yapalım falan.
Aslında pardon şöyle söyleyeyim.
Burada hiçbir fikir çıkamıyor.
Bazı fikirler falan var ama hani şöyle mi yapsak?
Olmaz ki. Böyle mi yapsak?
O da olmaz ki. E ne yapacağız abi?
Gibi bir durum oluyor ve bir sessizlik kaplıyor filmi.
Böyle bir yarım saat falan 15-20 dakika kimsenin bir çözümü yok gerçekten.
Filmin bence en başarılı olduğu noktalardan bir tanesi zaten o.
Ve işte gerçekten dahiyane, gerçekten çok çarpıcı, çok ilginç bir fikir ortaya atılıyor.
Ve zaten bu fikir uygulanıyor ve...
Bu şekilde devam ediliyor diyeyim.
Sonunda söylemeyeyim. Ne kadar kurtarılıyor, ne kadar başarılı, olunmuyor, olunmuyor.
Burada artık filmi izlediğinizde kendiniz görürsünüz diyorum.
Ama totalde artık sohbetimizi tamamlayayım.
Film gerçekten çok iyi.
Film üzerine elbette getirilecek eleştiriler olabilir ama totalde baktığımızda hem öyküsü, hem sinematografisi, hem tekniği, hem yaklaşımı, işte oyunculukları vesairesi her şeyi bence gayet
iyi bir film. Çok keyif alacağınızı düşünüyorum.
Ha bu arada onu da belirteyim.
Film ülkemizde sinemalarda gösterimi girmedi.
Amazon Prime'da izleyebiliyorsunuz.
Onun dışında farklı dijital platformlarda filmi edinebilirsiniz.
Son olarak dediğim gibi.
Kurtarma öykülerine, felaket öykülerine, aksiyon öykülerine, macera öykülerine ve tabii ki bir anlamda da 2018 yılında gerçekten Tayland'da meydana gelmiş bir kurtarma öyküsünün de uyarlaması olarak gayet
başarılı bir film. Gönül rahatlığıyla, gönül ferahlığıyla herkese tavsiye ediyorum, izlemenizi öneriyorum.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
