
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, yılın merakla beklenen filmi olan The Suicide Squad: İntihar Timi filmini konuştuk. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar, Sinematris''e hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda Suicide Squad konuşacağız arkadaşlar.
Şu an gösterimde, yakın zamanda gösterime girdi.
İzleniyor, puanlar genel olarak yüksek geliyor.
Yani izleyiciler herhalde filmi beğendiler, sevdiler, öyle anlıyoruz.
Bu hafta ondan konuşacağız.
Haftanın ya da son dönemlerin en önemli filmlerinden bir tanesi olduğunu söyleyebiliriz Suicide Squad'ın.
Benim fikrim genel izleyici kitlesinin biraz dışında arkadaşlar.
Ben filmin iyi bir film olduğunu düşünmüyorum.
Hatta biraz da şaşırdım yani ama ilk film de pek iyi değildi.
Bunda biraz daha herhalde özenli olurlar.
Daha doğru bir tavır takınırlar diye düşünmüştüm ama pek de öyle olmadı.
Dediğim gibi iyi bir film değil bence.
Bunun sebeplerini size anlatacağım.
İzleyicilerin neyi sevdiğini tam olarak da anlayamıyorum aslında.
Bakıyorum sosyal medyada. Herkes çok keyifliydi, çok eğlenceliydi, çok güzeldi falan diye.
Olabilir tabii. Her filmi beğene olur, beğenmeyen olur ama ben gerekçelerimi anlatmaya çalışacağım.
Ama ondan önce filmi biraz tanıtayım.
Biliyorsunuz Suicide Squad. DC Comics evreninin önemli serilerinden bir tanesi.
Sevilen filmlerinden ve serilerinden bir tanesi.
Aynı zamanda DC Comics de Marvel'ın savaşında biliyorsunuz şu an sinema dünyasına çizgi roman uyarlamaları hakim malumunuzdu.
2000'li yılların başından beri.
Genellikle Marvel DC'nin biraz önündeydi.
Yani sinema projeleri daha başarılıydı.
Daha güçlü, daha zengin bir evren oluşturmayı başardı.
DC Comics biraz arkadan geldi.
Biraz böyle aksamalar oldu.
Bazı filmleri beklenenin çok altında performanslar sergiledi.
O nedenle Suysa Squad aslında DC Comics için ve DC Comics severler içinde çok fazla şey beklenen bir seri.
Son bölümden de bayağı yüksek beklentiler vardı.
Ben verilen yüksek notların biraz böyle o beklentinin hafif bolonduğuyla falan böyle bağdaştırıyorum.
Yani aa ne güzel işte geldi sonunda yaşasın bekliyorduk diyenler böyle yüksek yüksek puanları basıyorlar bence ama ne yazık ki dediğim gibi çok iyi bir film olduğunu düşünmüyorum.
Önce dediğim gibi filmi biraz tanıtayım dedim de esas Suicide Squad'ın özelliği onu o yapan kendisine has tarafı ne?
Önce ondan biraz bahsedeyim arkadaşlar.
Çizgi roman dünyasında genellikle biz nasıl karakterlerle karşılaşıyoruz?
Genellikle süper kahramanlarla karşılaşıyoruz değil mi?
Aslında böyle bir zorunluluk yok.
Yani süper kahraman öyküsü olmayan çok sayıda çizgi roman uyarlaması var ama gişeye hakim olan filmlerin büyük çoğunluğu süper kahraman uyarlaması.
Ve süper kahramanlar da tabii genellikle böyle erdemli, güçlü, işte iyinin yanında.
Hani bazı kusurları, eksikleri, hataları falan olsa da ve bunlar da filmlerin o psikolojik sosyal derinliklerini teşkil eden taraflar olsa da genellikle erdemli karakterler bunlar.
Göçlü, güzel ve iyinin yanında olan karakterler, çekici karakterler falan okey.
İşte Suicide Squad bu açıdan genel çizginin biraz dışında bir film.
Çünkü burada... Suçlular var arkadaşlar.
Nasıl? İşte ölüme mahkum edilmiş, müebbet hapse mahkum edilmiş, insanları öldürmüş, tecavüz etmiş vs.
vs. Yani normalde kötü adam olarak veya kötü insan diyelim ya da kötü kadın, kadın erkek fark etmez.
Kötü insan olarak kanun güçleri tarafından yakalanmış, hapsedilmiş.
Yarı deli, yarı manyak falan böyle hani çok böyle toplum dışı ve aynı zamanda sadece toplum dışı değil suçlu karakterlerin bir şekilde tabii hani şimdi kötü insanlar dedik bunları ama hepsinin de olağanüstü özellikler
var. Yani çok hızlılar, çok güçlüler hani süper kahraman olmanın sınırında süper olmasa da kahraman olabilecek vasıflara sahip tiplemeler bunlar.
kullanmak için onlardan bir şeyler istiyor.
Daha doğrusu hani biraz böyle yarı tehditle, yarı zorlamayla falan.
Bunlardan bir tim kuruyor ve kendisinin başa çıkamadığı veya başa çıkmak istemediği falan hani suçluları başka kötüleri yok etmek için veya işte baskılamak için, ortadan kaldırmak için
Biraz aslına bakarsanız yasa dışı yani kanun dışı gizli bir örgüt faaliyeti olarak bunları kullanıyor.
Temel olarak bakarsanız öykü bu.
Yani erdemli, güçlü, iyi karakterleri değil.
Hani kötü, kötücül, böyle ürkütücü falan işte katil, hırsız vs.
karakterleri iyiler alıp kullanıyorlar ve ortada...
Hani intihar timi denmesinin de sebebi bu.
Yani bir anlamda şey vardır hani 80'lerde 90'larda işte Rambo filmlerinde falan bu çok konuşulmuştur.
Gözden çıkarılabilir tipleme.
Hani ölse de işte bir göreve gönderelim.
Başarırsa başarır, başaramazsa ölür.
Başka birini göndeririz. Yani hapishanede güçlü, kuvvetli, kaslı, suçlu mu yok?
Var. Biri olmazsa öteki olur.
Ölürse ötekini göndeririz gibi bir durum var.
Böyle garip bir adalet ya da garip bir ahlaki erdem durumu var ortada.
Bulanıksa o biraz yani. Film onu biraz işliyor.
O kötü bir şey değil. Ama arkadaşlar şimdi bu güzel bir fikir belki.
Evet hani kötü insanların, kötücül insanların, suçlu insanların gücünden, becerilerinden faydalanarak iyilere fayda sağlayacak bir denge oturtmaya çalışmak.
Kötülere kötülere kırdırtmak gibi bir durum var ortada.
Bu kötü bir fikir değil bence.
Gayet de cazip bir fikir hatta.
Ki zaten böyle bir seri ve çizgi roman karşımıza gelmiş.
Ama arkadaşlar ortada çok büyük sorunlar var.
Bu çıkış noktasını, bu parlak çıkış noktasını filmlerin iyi kullanamadığını düşünüyorum ben.
Hemen onun sebeplerini size kabaca anlatmaya çalışayım.
Şimdi birincisi bunlar kötücül karakterler normalde.
İyilerin tarafını kullanıyorsunuz değil mi?
yani halkın faydasına ya da ülkenin, devletin faydasına kullanıyorsunuz bir şekilde.
Başka bir kötücül gücü baskılamak için bunları gönderiyorsunuz.
Peki ama bu insanlar zaten normalde tırnak içinde kötücül karakterler oldukları için yaptıkları eylemleri ya da iyiler için diyelim yine o da tırnak içinde iyiler için savaşıyor olmalarının
onlara bir erdem ya da bir ahlaki değer katıp katmadığı üzerine Filmde neredeyse hiçbir şey yok.
Daha doğrusu yok demeyeyim var.
Yani biraz hani film oraya evrilecekmiş gibi oluyor.
Hani sonunda bu birbiriyle pek de alakası olmayan kötücül tipler böyle...
Yakınlaşıp bir dost oluyoruz biz artık.
İyiler için savaşıyoruz artık iyi insanlar olalım mı?
Falan gibi konulara film giriyor biraz.
Girmiyor değil ama film ne yazık ki bunu bize güçlü biçimde anlatmıyor.
Filmin temel çatışması, temel çekişmesi bu olmuyor.
Şimdi en büyük problem burada bir kere zaten.
Kötü bir karakteri iyiye dönüştürmek ya da iyi bir karakterin kötüye dönüşmesi.
Aslına bakarsanız karakter dönüşümü dediğimiz olay sinemanın temel taşlarından bir tanesi.
Yani dramatik sanatların temel taşlarından bir tanesi.
Bir karakterin başına bir şeyler gelir ve o karakter dönüşür.
Bu çok güzel bir şey. Sinemanın temeli zaten bu.
Hatta edebiyatta da yani temel dramatik sanatların en büyük çekişmesi, sürükleyici yakıtı budur aslına bakarsanız.
Karakter dönüşümü. Burada bu karakter dönüşümünü...
Gerçekten çok zayıf görüyoruz arkadaşlar daha doğrusu hiç görmüyoruz demeyeyim de zayıf görüyoruz.
Birinci filmde kabaca birinci filmden de ikinci filmden de ufak ufak spoilerler vereceğim ama hani izlemediyseniz sizi çok etkilemeyecektir bunlar.
İzlemenizde bir sakınca yok filmlerin sürprizlerini açık etmeyeceğim yani öyle söyleyeyim.
İşte takımdan bir karakter öteki karakterin hayatını kurtarıyor ya da işte kurtarıp kurtarmama konusunda çekişme yaşıyor diyelim ki.
Çok basit bir durum birçok filme karşımıza gelebilecek bir durum.
Şimdi film bunu bir gerilim malzemesi olarak sunuyor okey.
E iyi de ondan önce bu iki karakter arasında ciddi bir dostluk, bir yakınlaşma olduğunu görmüyoruz ki.
Şimdi bakın bu bir teknik bir sorun.
Yani senaryo ile alakalı bir sorun.
Bir karakter ötekini yani ekip arkadaşını...
Herhangi bir sebepten atıyorum işte ekibi kurtarmak için diyelim veya anlık bir sebep için öldürmek zorunda kalacaksa öldürür mü öldürmez mi?
Hani insan kendi dostunu öldürmez ya kötücül bir karakter de olsa.
Bu ona sanki o kötü karaktere erdem katarcasına bir sahne ya bu.
Hani işte arkadaşına ihanet etmiyor, onu öldürmüyor.
gibi bir durum var ortada. İyi de onların biz dostluğunu göreydik de bu sahne biraz şey kazansaydı böyle dramatik anlam kazansaydı.
Böyle şeyler yok mesela filmde.
Karakterler arası arkadaşlıkların, dostlukların, yakınlaşmaların genellikle dramatik derinliği olmuyor arkadaşlar.
Bu filmin en büyük problemlerinden bir tanesi.
İkincisi bu karakterleri biraz bize normalde işte hapishaneden çıkarılan kötü karakterler olsalar da geçmişlerini böyle geri dönüşlerle anlatıyorlar.
İşte bir tanesi kızı atıyorum işte kızını kızından ayrılmak zorunda kalmış bir suikastçıymış.
Kızıyla tekrar yakınlaşmayı istiyor bu karakter.
İşte onu kullanacak devlet sonra kızıyla görüşmesine izin verecek.
Okey tamam bu olabilir ama bir karakter öne çıkarıyor.
Birinin... Öyküsü daha dramatik.
Birinin öyküsü o kadar dramatik değil.
Birinin öyküsüne daha çok eğiliyorlar.
Bir tanesine daha az eğiliyorlar.
Bir dramatik alt metin, bir dramatik derinlik katmaya çalışıyorlar.
Hüzünlü bir taraf katmaya çalışıyorlar filme.
Okey bu da mantıklı.
Bunu da anlayabiliriz. Ama filmleri biraz eğlenceli ve biraz da hatta Künye'de bile geçiyor komedi filmi olarak sunuyorlar.
Şimdi arkadaşlar bu film komedi filmiyse eğer tamam komedi filmlerinde dramatik derinliği getiren öğeler olamaz diye bir şey yok.
Okey ama filme bir duygusallık bir dramatizm katmaya çalışıyorsunuz.
Hatta bazı anlarda trajedi katmaya çalışıyorsunuz.
Peki tamam. Bir karakterin biz dramını izleyeceksek bir insanlık dramı varsa ortada ona ne kadar gülebiliriz?
O ton da tam tutturulamamış.
Yani film drama mı daha çok işte komedi mi daha çok o tarafa mı gitmeye çalışıyor bu tarafa mı gitmeye çalışıyor pek belli değil.
Sempatik karakterler yaratmaya çalışıyorlar.
Ama sempatik karakterlerin yani bence hani filmde hiç Harley Quinn yani Margot Robbie'nin canlandırdığı Harley Quinn karakteri dışında bir sempatik karakter de yok zaten bence.
Yapmaya çalışıyorlar yani olmamış aslına bakarsanız ama.
O altındaki dramatizmle filmin komedi tonu arasında bir dengesizlik var.
Ve zaten hani komedi filmi olarak tanıtılıyor da ben filmde böyle kahkahadan yıkıldık falan olmasa da en azından böyle güldüğümüz üç beş sahne olur diye tahmin ediyordum da benim...
Kendi adıma benim için o kadar olmadı.
Yani bilmiyorum siz güler misiniz gülmez misiniz.
Ama bence komik bir film falan değil.
Yani bir komedi filmi kesinlikle değil.
Baya bilim kurgu, aksiyon, suç öyküsü gibi bir şey bu.
O dramatik tonu biraz üzerine fazla yapıştırdığı için.
Oraya daha fazla yatırım yaptığı için film.
Çok da böyle komedi dozu alamıyoruz.
Ve espriler de bence o kadar da zekice değil.
Bir tane işte köpek balığından bozma bir karakter var.
Yani köpek balığı insan gibi bir şey.
Zaten ondan da bahsedeceğim. Karakterler de bir garip.
Köpek balığı insan gibi bir şey var.
Onun bazı böyle esprileri işte insanlarla uyumu üzerine bazı espriler yazmaya çalışmışlar ama bence olmamış.
Gerçekten olmamış. O nedenle filmin komedili ve dramatik dozunun çok da ayarlanamadığını ben gördüm.
Bilmiyorum siz aynı fikirde olur musunuz?
Şimdi üçüncüsü karakterler meselesine geleyim.
Burada normalde süper kahraman öykülerinde hemen her süper kahramanın bir özelliği var ya arkadaşlar.
İşte uçuyor, kaçıyor, görünmez oluyor ne bileyim.
İşte örümcek adamı var, karınca adamı var ya bir sürü farklı farklı uzaylısından tutun başkalaşım geçirmiş süper kahramana kadar.
Çeşit çeşit süper kahraman var ve bunların ayrı üstün hani doğa üstü güçleri var.
Peki şimdi Suicide Squad arkadaşlar kabaca sayarsak yani köpek balığı adam.
Fare kız, bumerang adam, uzaylı deniz yıldızı.
Ya ne oluyor arkadaşlar ya?
Bunlar nasıl süper kahramanlar ya da nasıl kötü karakterler Allah aşkına?
Yani tamam farklı olsun, peki ilginç olsun okey de fare kız ne ya?
Yani ya bence çok şey nasıl diyeyim?
İlla şöyle ya da böyle olmalı demiyorum tabii ki.
Yani bunu dememiz saçma olur falan ama seçilen karakterlerin sıra dışılıkları, ilginçlikleri ve bir de hani bu karakterler arasında mutlaka bir de Farklı canavarlar da var.
Tırnak içinde canavar. Yani sadece...
Şey değil.
nasıl diyeyim süper insan değil veya farklı özelliklere sahip insanlar değil bildiğin canavar diyorum böyle yürüyen kaldırımda yürüyen bir köpek balığı adam insana daha çok benzemiyor baya bildiğiniz köpek balığı yani ayakları
kolları olan bir köpek balığı yürüyor böyle şimdi tamam bu olsun olmasın değil ama bu kadar sıra dışı bu kadar farklı ve garip bir tipleme yaratacaksınız onun Köpek balığı oluşunun öyküye ne bileyim bir
katkısı olması lazım değil mi?
Neden öyle bir karakter öyle bir tipleme seçiyorsunuz?
Ya da bir tane işte yılan adam gibi bir şey var böyle.
Tamam güçlü vahşi hani yılan olduğu için ne bileyim işte sürünsün zehir atsın falan gibi değil mi?
Hani yılan işte örümcek adam nasıl duvara tırmanabiliyor.
Tamam mantıklı okey. Şimdi yılan adam olunca veya köpek balığı adam olunca ne oluyor?
Milleti ısırması, ısırıp yemesi çok da böyle bir süper kahramanvari bir olay olmuyor.
Yani karakterlerin süper vasıfları gerçekten bence saçma demeyeceğim diyorum hani bunu söylemek haddimiz değil ama verimsiz yani filme çok bir şey katmıyor aslına bakarsanız.
Ve aynı zamanda karakterlerin de suikastçı işte Harley Quinn işte bu.
ne bileyim bumerang adam bir tane normal insani özel üstün diyeyim en azından insani özelliklere sahip bir tane asker peki okey albay işte onun yanında köpek balığı adam yılan adam falan bunların birbirleriyle
yani aslına bakarsanız Suicide Squad Squad bir tim demek yani takım demek hiçbir zaman bir takım olamıyor aslında birbirleriyle bir uyum sergilediklerini birlikte ellerinde silahlarla sağa sola kurşun yağdırdıklarını görüyoruz tamam bunu
her herhalde bir işte tim ya da Takıp yapar ama bu karakterlerin birbiriyle uyum içerisinde savaştığını bir ya hem dramatik olarak hem de fiziksel güç olarak savaşma biçimi ya
da taktiği olarak bir uyum sağladıklarını görmüyoruz.
Ben hiç görmedim. Öyle bir şey çok sarsak dövüşülüyor.
Yani atıyorum biri dövüyor biri...
İşte gizleniyor biri çok hızlı falan gibi bir savaşçı takımın farklı görevlerini üstlenen karakterler gibi görünmüyorlar.
O açıdan da çok zayıf buluyorum ben bunu.
Filmin aksiyonu da bence zayıf yani karakterleri zayıf.
Haliyle de o karakterlerin ortaya çıkardığı aksiyonlar da zayıf.
Sanki o kadar da süper özellikli karakterlere ihtiyaç yokmuş gibi görülüyor arkadaşlar.
O açıdan da filmden ben hiç tatmin olmadım gerçekten.
Başka bir açıdan da şöyle bir denge sunacağım şimdi.
Ortada dediğim gibi bir şey var ya böyle hani bunlar normalde kötü insanlar ama işte kötülere karşı savaştıracağız biz bunları.
Peki film bunun dramatik derinliğini çok az işliyor.
Hiç işlemiyor demeyeyim ama az işliyor.
Yani bu karakterler iyi karaktere dönüşmüyorlar.
Tamam biz kötüydük bize kötülere karşı savaşma fırsatı verildi.
Evet bu fırsatı değerlendirip biz iyi karakterlere dönüşelim.
Tamam film bunu yapmıyor olabilir.
Okey bunda bir sıkıntı yok.
Yani karakterler aslına bakarsanız aynı kalıyor.
Ama bizim bu karakterlerle özdeşleşebilmemiz için, o karakterleri sevebilmemiz için, o karakterlerin yerine kendimizi koymamız için, bu da şart değil.
En azından onları sevebilmemiz için, sempati duyabilmemiz için bir şey lazım değil mi?
Bir köprü kurulması lazım. Yani izleyiciyle karakterler arasında bir köprü kurulması lazım.
Hem özellikleri garip.
Benek adam var ya, benek atıyor falan.
Şimdi o ne görkem diyeceksiniz.
Buradan anlatamam arkadaşlar. Kendiniz görmeniz lazım yani.
Gerçekten diyorum ya çok garip hani özdeşleşmesi, anlaşılması veya böyle bir köprü kurulması çok zor karakterler bunlar.
Hepsi bence benek adam.
Öyle söyleyeyim ne diyeyim artık benek adam.
Bu karakterleri biz ya...
iyiye dönüşse yani iyi karakterlere dönüşseler bunlar tamam onlarla dramatik olarak bir bağlantı kurarız.
Onları severiz. Bak tamam kötüymüş bunlar bir şekilde kötü insan olmuşlar.
Hataları yapmışlar veya kötü tarafa geçmişler diyelim.
Sonra aslında içlerinde erdem varmış.
Ahlaki değerler varmış ve onlara bir fırsat verildi.
Artık iyi insanlar oldular.
Okey bu güzel olurdu.
Ama şart değil. İlla öyle olmak zorunda değil yani değil mi?
Joker kötü adam. Darth Vader kötü adam.
Ama biz hepsini seviyoruz. Tamam.
O zaman kötü kalsınlar abi.
Tamam buna da okey. O zaman da bunların geçmişinde onları üzen işte dramatik derinlik işte kötü olaylar yaşamışlar.
Ne kadar kötü olaylar yaşamışlar vesaire gibi onlara hani duygusal olarak bir yakınlık hissedeceğimiz olaylar katma o zaman.
Ne gerek var? Hatırlayın Batman 2.
bölümde Dark Knight'da yani Joker'in Head Ledger'ın oynadığı Joker'de Joker neden öyle bir karaktere dönüştüğünü hep farklı bir öyküyle anlatıyordu hatırlıyor musunuz?
Yani yalan söylüyordu. O kadar güzel bir hamleydi ki bakın arkadaşlar.
Geçmişte işte ben bunu yaşadım.
Böyle bir karaktere dönüştüm.
Biz de diyeceğiz ki ay canım yazık bak.
Ne kötü şeyler yaşamış bu hale gelmiş.
Aslında o çok da kötü biri değil falan.
Hani vardır ya bu klişe.
Joker karakteri bunu yıkıyordu.
Saf kötüydü ve öyle olmak istiyordu.
Arkasındaki sebep geçmişte yaşadığı dramatik sebepler falan değil.
Neydi? Felsefeydi.
Anarşist. Adamın ruhu anarşist.
Kaos meraklısı, kaos bağımlısı.
Doğru hayat biçiminin, hayata bakış biçiminin kaos olduğuna inanıyor adam.
Yani Joker'ı bu kadar sevmemizin nedeni buydu.
Onunla duygusal bağ kurmamız değil.
Aslına bakarsanız felsefi bir bağ kurmamızdı.
Ya da onun felsefesini filmin çok iyi anlatmış.
Bizim o felsefeyi hak vermesek de anlayabilmemiş olmamızdı.
Örneğin. Yani şu an doğru bir örnek verdim.
Hani güzel bir örnek vermeye çalışıyorum.
İlla öyle olmak zorunda değil ama.
Bu iyi bir örnek. Suisa Scott'taki karakterlerin hiçbiriyle arkadaşlar özdeşleşemiyoruz.
Ne özellikleri biraz daha insani, yakın anlayabileceğimiz şekilde.
Ne iyilikleri, kötülükleri ve iyi kötü taraf arasındaki konumları ve durumları doğru bir noktada.
Yani çizgi doğru yerden çekilebilmiş değil.
Ya bu karakterleri gülelim mi, ağlayalım mı, onlar gibi hissedelim mi, hissetmeyelim mi?
Böyle bir garip durum var yani ya abi tamam iyi insansa bunlar iyi olsun onlarla özdeşleşelim onları anlayalım.
E değil, değiller yani hepsi katil işte tecavüzcü, hırsız falan filan ve öyle kalmak konusunda ısrarcılar hani değişmiyorlar yani.
Bir örnek için bir olayı çözebilmek için ya da bir kötücül karakteri çözmek için belki iş birliği yapıyorlar belli bir oranda ya da işte ellerinden geleni yapıyorlar.
Sadece kendi hayatlarını kurtarmak için o savaşı veriyor da olabilirler.
bizim için ya da genel insani değerler için yeterli bir şey değil ki.
Elbette en kötü karakteri desen savaşın ortasına at.
Birilerini öldürmeye çalışıp kendi hayatiyetini sürdürmeye çalışacaktır.
Ama belki de oradan çıkınca gidip yine insan öldürecek, tecavüz edecek, asacak, kesecek.
Belki de yani. Anlatabiliyor muyum?
Böyle garip bir denge durumu var ortada.
Onun dışında normal şartlarda sevmeyeceksek de yani bu yaratılmaya çalışılıyorsa da okey tamam diyorum bu da olabilir, bu da mümkün.
O zaman da o karakterleri izlememiz için Anlamamız için biraz daha açıklayıcı olman lazım senin.
Film. Yani bunu yapmıyorsun.
Dramatik derinlik ortaya çıkarmaya çalışıyorsun.
Ve bunu da karakterlere sempati duymamız için yapıyorsun.
Ama işte yemiyor. Olmamış yani arkadaşlar.
Gerçekten olmamış. Bunun dışında son olarak bir de şöyle bir şey söylemek istiyorum.
Filmin en böyle parlak zaten iki bölümde de ortak olan tek karakter oydu.
Gerçi bir de bu merak adam mı vardı?
Neyse o öldü galiba. Harley Quinn esas yani Margot Robbie'nin oynadığı en sevilen en harika karakterlerden bir tanesi.
Şimdi bu işte Joker'e aşıktı ilk bölümde falan.
Bu bölümde Joker'e yok. Çok işte çok güzel, çok çekici, çok çılgın, harika böyle işte giysiler giyen, saçını böyle çift at kuyruğu yapan, şirin, sevimli bir kız böyle.
Acayip o kocaman, güzel, bembeyaz dişleri, harika renkli gözleri falan.
Harika bir kız ya. Margot Robbie zaten çok güzel bir kadın.
Hani filmde de çok sevimli, sempatik, tatlış bir hale getirmişler onu.
Peki, okey. Zaten Harley Quinn öyle bir karakter.
Komik, bomik, eğlenceli, çok konuşan, böyle saçma sapan espriler yapan falan.
Bence çok komik değil ama sevimli.
Okey, tamam. Ama aynı zamanda bu böyle acayip bir katil.
Şimdi filmin en öne çıkan en güçlü karakterlerinden biri olan Harley Quinn'in arkadaşlar.
Çizgi romanını okumadım gerçekten.
Hani fikrim olsun diye kabaca bir göz attım ama çok da hakim olmadığım için bir şey diyemeyeceğim.
Çizgi romandaki durumu nasıl bilmiyorum o açıdan ama.
Filmdeki Harley Quinn karakterini Margaret Robbie çok iyi oynuyor olsa da.
Yani oyunculuk performansı iyi olsa da.
Hani o sevimli tatlış esprili çok konuşan canı yakın kızın.
katil böyle korkutucu bir tipleme oluşunu ben bir türlü kabul edemedim arkadaşlar.
O yani filmin en baş ve önemli karakter açısından da dengeyi tam olarak tutturabildiğine ben pek ikna olamıyorum.
Yani bir sürü sahne Harley Quinn üzerine inşa edilmiş.
Yani böyle eline alıyor silahları asıyor kesiyor biçiyor ortalığı falan böyle çok kanlı renkli sahneler var.
Hani aksiyon açısından renkli diyorum.
Sahneler var. İşte buna işkence ediyorlar falan.
Bu işte elleri bağlıyken ayaklarıyla böyle işte iki karakteri orada boğup öldürüyor.
Çıplak ayağıyla gidip anahtarı alıp kendi kelepçesini açıyor falan.
Böyle bir sürü akrobatik güzel ortaya çıkarıyor bize.
Performans veriyor falan ama diyorum karakterin...
özelliği, o ruhu bence tam olarak tutturulamamış.
Bir türlü o renkli, o güzel karakteri şey olarak izleyemedim yani ikna olarak izleyemedim arkadaşlar.
Bilmiyorum siz ne kadar seviyorsunuz veya ikna olarak izleyeceksiniz ya da izlediniz bilemiyorum ama ben ondan da bir türlü şey olamadım, bir türlü ikna olamadım yani öyle söyleyeyim.
Ve son olarak da şunu belirteceğim.
Büyük Üstat Alfred Hitchcock ne demiş?
Bir filmin kötü karakteri ne kadar güçlüyse film o kadar iyi olur.
İşte arkadaşlar. Esasına bakarsanız Suicide Squad filmlerinin temel problemleri burada ortaya çıkıyor.
Kötü karakterler çok zayıf.
İlk filmde baya böyle işte binlerce yıl öncesinden bir büyücü müyücü onun kardeşi vesaire böyle gayet fantastik hiçbir inandırıcılığı ikna edici olmayan bir kötü karakter karşımızdaydı.
Burada da uzaylı bir deniz yıldızı kocaman gözü olan böyle 50 yıllar biraz gönderme yapan Ridley Scott'ın meşhur filmi ve yaratığı diyeyim.
Ona biraz gönderme yapan, yapmaya çalışan falan.
Hiçbir inandırıcılığı, ikna ediciliği olmayan böyle bir çizgi filmde bile görsek çok sıra dışı duracak.
Anca bir Hayao Miyazaki filminde ikna edici ve tatmin edici biçimde anlatılabilecek olan bir yaratığa karşı Suicide Squad toplansa ne olur, toplanmasa ne olur diyorum kendi adıma.
Yani diyorum hani bu ve benzeri başka birçok sebep.
Çok da uzatmayayım.
Hani başka sebepler de var aslında filmden tatmin olmamamız için.
Ama dediğim gibi bence Suicide Squad 2.
bölüm pek de iyi bir film değil.
Kötü diyemem yine. Hani oturup izliyorsunuz işte.
Yani yüksek bütçeli bir sürü oyunculuğu.
Efektleri işte görseli güzel.
Bir geçe filmi için fena değil.
Yani izlenebilir. İzlenemeyecek kadar kötü değil.
O kadar da kötü filmler var neticede.
Ama en azından tatminsiz.
Ortalamanın bence altında olan, çok da keyifli olmayan bir film ve DC Comics'in kötü filmleri ve iyi filmleri gibi bir ayrımı var gerçekten.
Başarılı olduğu film az, çoğunluğu ortalama hatta kötü.
Bu film de DC Comics'in sinemadaki hayal kırıklıklarından diyeyim ya da hayal kırıklığı demesem de işte ortalama çok da iyi olmayan filmlerinden bir tanesi olarak bence literatüre katılmış durumda.
Bakalım... Bir de siz izleyin isterseniz eğer ilgi duyuyorsanız çizgi romanlara biraz daha farklı ilginç karakterlere ilgi duyuyorsanız falan DC evrenine biraz daha yakınsanız bir izleyin bakalım.
Belki siz beğenir keyif alırsınız ama benim için pek de keyifli bir deneyim olmadı.
Diyerek bu hafta bitiriyorum.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
