
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, yakın zamanda gösterime giren The Conjuring: The Devil Made Me Do It filmi üzerinden Conjuring evrenini ve bu evrenin yaratıcısı James Wan'ı konuştuk. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar. Sinemadres'e hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda Conjuring efsanesinden bahsedeceğiz size.
Artık Conjuring'in bir evrene, böyle bir efsaneye, bir mite dönüştüğünü iddia etmek çok da abartılı olmaz aslında.
Tabi Conjuring üzerinden yani serinin ve filmin yaratıcısı James Wan'dan da biraz bahsedeceğiz.
Ve onun aslında James Wan'ın adını duymamız Conjuring filmiyle olmadığı ondan da öncesi var.
Conjuring'den de öncesi var. Size biraz da ondan bahsedeceğim.
Conjuring serisinin 3. filmi yakın zamanda gösterime girdi.
Sevildi. Hemen üzerine bir şeyler söylendi falan.
Twitter'da ekşi sözlükle hemen böyle filmin üzerine yorum yapan arkadaşlar çıktı.
Eleştirmenler bir şeyler söyledi falan.
Çünkü dikkate almamak pek mümkün değil.
En azından biraz böyle gündemi takip ediyorsanız ya da korku sineması sever bir sinema seversiniz.
Mutlaka bu filmi ya göreceksiniz ya duyacaksınız.
Üzerine bir şeyler mutlaka kulağınıza gözünüze gelecek.
Hiç şüphem yok. O yüzden bu haftaki programımızda ondan biraz bahsedeyim istedim.
Ama dediğim gibi... Önce Conjuring'den bahsedelim, James Wan'dan bahsedeyim.
O zaman önce yaratıcısından bahsedelim.
Şimdi Conjuring 2013 yılında yapılmış bir korku filmi arkadaşlar.
Ve James Wan adlı yönetmen bunu yaptı.
James Wan... Aslında Malezyalı bir yönetmen.
Kendi ülkesinde belki kısa film falan çekmiş böyle.
Genç bir isim. 1977 doğumlu aslında.
Şu an sahip olduğu kariyere göre yani oldukça genç denebilir.
Çünkü şu an artık yapımcılık yapıyor.
Yani yazıyor. Artık yani belli projeleri kendisi çekmiyor.
Yarattığı evrenlere başka filmler çektiriyor.
Başka yönetmenlerin patronu olmuş durumda yani.
Hani birkaç sene önceki kendi durumundaki yönetmenlerin şu an patronunu yapan bir isme dönmüş durumda bu genç yaşına rağmen.
Şimdi James Wan. Aslında ne zaman oldu biliyor musunuz?
Biz ne zaman uyuduk James Wan'ın?
2004 yılında öyle bir film yapıldı ki arkadaşlar.
Hepiniz duymuşsunuzdur eminim.
Bu filmin adını neredeyse duymayan yoktur.
Hayatımıza... Testere diye bir şey girdi arkadaşlar.
Testere diye bir film yapıldı.
Ve böyle ortalık ayağa kalktı.
Hani şimdi sinema tarihinde çok büyük ustaların, üstadların yani işte ya o kadar çok isim var ki aslında Tarantino'dan işte Orson Welles'dan tutun da işte Steven Spielberg'den geçin de ne bileyim ben bir Ridley Scott'ı bir çok
yönetmenin cimcarmış mesela yine aklıma gelen yönetmelerden bir tanesi.
Böyle ilk filmiyle damga vuran Sidney Lumet 12 kızgın adam işte bir film yapıyor ve ortalığı ayağa kaldırıyor.
Allah Allah yani nasıl böyle şimdi Şimdi neticede sinema bir olgunluk, bir birikim, bir çalışma vesaire gerektiren bir şey.
Öyle bir fikir aklınıza gelir ve böyle Facebook'u bulmak gibi bir şey değil yani bu.
Bir fikirli olacak bir şey değil muhteşem bir sinema filmi ya da muhteşem bir yönetmen olmak.
Ama sinema tarihinde bu bahsettiğim denklemi kıran birkaç yönetmen var.
Yok değil. Hani bir tane film yapıyor.
İlk film daha. Hiç adını madını duymamışız.
Çok amatör bir isimmiş o.
Böyle bir tane film yapmış.
Aman yarabbim. Bütün dünya o kişinin adını duymuş ve böyle milyonlarca hayran falan filan.
İşte James Wan öyle isimlerden bir tanesi ya da öyle isimlerin içerisinden yani şimdi o isimlerden biri diyebiliriz ama aslında sonraki kariyeri ya da diğer böyle sinema tarihine ilk filmiyle
damga vuran yönetmenlerin yanındaki konumu nasıl?
Aslında işte bunu da biraz konuşmamız lazım.
Testere diye bir film yaptı arkadaşlar James Wan.
Şimdi şöyle bir olay vardır. Ben de bir amatör sinemacı olduğum için az çok biliyorum.
Birkaç böyle kısa film falan çektiğim için ya da buna biraz da gerille sinemacılık denir.
Hani daha böyle genç işin başındaki sinemacılar çok böyle büyük bütçelere sahip değillerdir.
Çok fazla olanakları yoktur.
Yanlarında böyle bir sürü zengin yapımcılar falan hani işte Christopher Nolan gibi atıyorum böyle 200 milyon dolarlık film çekmek için falan.
Veya işte Smith Spielberg gibi böyle okkalı yönetmenler gibi çok büyük olanaklara sahip değildir bu genç daha işin başındaki yönetmenler.
Genellikle bu yönetmenler küçük...
böyle iyi parlak bir fikirle yola çıkıp düşük bütçeyle çarpıcı bir film yapmanın yolunu ararlar.
Hani bu formüldür. Gerçekten formüldür.
Diyorum yani Quentin Tarantino'da böyle başladı.
Robert Rodriguez'de böyle başladı.
Birçok yönetmen var. Hani şimdi isim saymayayım.
Çok fazla isim var. İşte James Wan bunlardan bir tanesiydi ve Testere'de tam olarak böyle bir filmdi arkadaşlar.
Küçücük bir odada Baygın halde olup kendisine gelen iki kişi işte ikisi de kelepçelenmiş.
Ortada bir saat, ortada bir testere.
Yani ne oluyoruz arkadaş?
Hani bu adamlar niye hani ortaya böyle ilginç bir atmosfer yaratıp güzel bir soru işareti, bir gizem ortaya sunup yavaş yavaş onu çözen ve izleyiciyi sürükleyen böyle hani biraz da şaşırtan,
bol bol işin içerisinde sürprizler olan falan.
Hani bütçe olarak, teknik olarak, set olarak falan yani sinema prodüksiyonu olarak küçük ama etkisi büyük, cazip.
ilginç. Hem gerilimli hem eğlenceli falan böyle.
Tam bir ilk filmdi Testere gerçekten ve çok başarılı oldu.
Bütün dünya Testere filmini izledi neredeyse.
Yani gişede de çok düşük bütçesine rağmen gişede çok büyük başarıya imza attı ve bütün dünya bütün sinema dünyası işte korku hem sinema dünyası hem korku filmi severler tabi.
James Wan'ın adını Testere filmiyle duydu.
Ondan sonra artık Testere 1, Testere 2, Testere 3, Testere 4 falan böyle hani alet takım çantası gibi hayatımıza Bir sürü en son kaçıncı yapıldı bilmiyorum.
8. mi yapıldı? 7. mi yapıldı?
9. mi yapıldı? Tam bilmiyorum gerçekten.
Birçok testere film yapıldı.
Ve aslında şöyle bir şey.
Çok iyi bir film olduğunu düşünmüyorum ben.
Hani izlediğimde mesela sevmiştim.
Aa güzel eğlenceli. Aa güzel sürüklüyor falan böyle.
Yani kötü bir film değil.
İyi bir film. Ama hani başka böyle sinema tarihinden işte örnekler verdim ya.
Başka çok değerli güçlü yönetmenler böyle ilk filmleriyle damga vurmuşlardır.
Yani isimlerini duyurmuşlardır diye.
Hani onların yanında James Wan'ın o kadar ağır, o kadar güçlü bir isim olduğunu düşünmüyorum şahsen ben.
Yani bir gişe yönetmeni ve filmlerinde çok böyle şimdi o...
O kelimeyi kullanmak istemiyorum.
Sanat, sanat, sanatçı falan.
O değil. Mesele o değil ama filmlerinin o kadar illa sanat eseri falan olması gerekmiyor.
O kişiyi sanatçı olarak görüp görmemek başka bir şey.
Bu işe sektör ve bir eğlence dünyasının bir parçası olarak dahi baksak James Fan'ın böyle çok kalıcı, çok ciddi etki bırakıcı filmler yaptığını düşünmüyorum.
İyi bir giçe yönetmen olduğunu düşünüyorum.
Yani güzel bir akşam geçirmeniz için iyi işçilikli, eğlenceli, sürükleyici, gerilimli.
Ya da korkutucu, güzel, teknik işçiliği, düzgün filmler yapan bir yönetmen.
James Wan. Hani bu gişe yönetmenlerinin arasında ama iyi olanlardan biri.
Yani hani biraz sıyrılıyor. Yeteneği bayağı daha böyle piyasa yönetmenlerinin bayağı daha üzerinde.
Teknik tarafı gayet güçlü.
Hani yaratıcı falan bir adam ama biraz böyle tüketim filmi yapan yönetmenlerden bir tanesi oldu bence.
Bu işi de iyi yapıyor. Şimdi ondan sonra birkaç tane daha film yaptı.
Yani şeyle kalmadı. Tabii ki testereyle kalmadı.
Onun devamını yaptı. İşte biraz polisiye yaptı, korku yaptı.
Hatta hızlı ve öfkeli serisi vardır.
Mutlaka duymuşsunuzdur. Hani yine son 10-15 yılın böyle en eğlenceli, keyifli, aksiyon gişe serilerinden bir tanesi.
Onun yedincisini de James Van'a teklif ettiler.
Çok da ben izlemedim ama genel olarak verilen notların hani...
Yönlendirilen eleştirilerin iyi olduğunu gördüm duydum.
Aquaman filmini ona verdiler.
Jason Momoa'nın oynadığı hani DC çizgi roman dünyasının bir parçası olan Aquaman filmini o yönetti falan filan.
Neyse işte 2013 yılında arkadaşlar bence Testere'den de daha önemli bir film yaptı.
Yani onu tüm dünyaya tanıtan filmden de daha önemli bir film yaptı.
İşte bugünün konusu olan Conjuring arkadaşlar.
Conjuring çok iyi bir film arkadaşlar.
Bir korku filmi olarak.
Dediğim gibi biraz da korku sinemasından bahsedeceğim.
Çünkü korku sineması içerisinde de Conjuring biraz farklı bir yerde duruyor.
Conjuring bizde korku seansı falan diye isimlendirildi.
Ne isim verildiği önemli değil.
Ve Conjuring 2013 yılında bunu yaptı James Wan ve çok sevildi.
Hem eleştirel açıdan hem de genel izleyici kitlesi tarafından çok sevilen bir film oldu Conjuring.
Onun üzerine yine ikincisi yapıldı.
Ve işte bugün de biraz daha bahsedeceğim artık sohbetin sonunda bir kısmı da ona ayırmak istiyorum.
Üçüncü bölüm yapıldı ve bu serinin içinden çıkan yani Conjuring'in içerisinden çıkan Conjuring'de de var ilk filmde de var.
Annabelle diye bir şey var yani bir karakter diyeyim.
Şimdi izlemeyenlere çok fazla bilgi vermiyorum ama bir de yani Conjuring serisinin içerisinden Annabelle adlı bir bebeği diyeyim.
Merkeze alan, konu alan üç tane daha film yapıldı yani Conjuring evreninin içerisinden.
3 filmlik başka bir seri daha çıktı.
Annabelle diye. Onların yönetmenleri James Wan yapmadı.
Onların yapımcılığını yaptı sadece.
Yani şu an ilk filmin, Conjuring filminin içerisinden çıkan Conjuring dahil ya da onu saymazsak diyeyim 5 tane toplamda 6 tane film var ve bunlar hep birbiriyle bağlantılı.
Dediğim gibi artık böyle bir kendince bir evren oluşturan filmler teşkil etmeye başladılar.
6 tane film az değil. Baya bir seri olmuş durumda.
Peki James Wan'ın Conjuring evreninde yaptığı şey ne?
Onu söyleyeyim. Ya da önce pardon bir saniye önce Conjuring filminin güçlü tarafından biraz bahsedeyim size.
Şimdi korku sineması arkadaşlar belli türlere belli alt türlere falan...
Çok sahip olan bir ana tür.
Öyle söyleyeyim. Çok belirgin korku sineması alt türleri var.
İşte perili ev filmleri var.
Vampir filmleri var. Zombi filmleri var.
Fantastik korku var. Paranormal filmler var.
Okült korku diye bir şey var.
Diğer türlerle kaynaşım yapıyor.
Yani bilim kurgu korku. İşte alienler.
İşte polisiye korku. Ne bileyim Hannibal'lar veya işte kuzuların sessizi falan gibi filmler.
Hatta bir anlamda motifleri var.
Yani şeytan, cin, peri, ruh.
falan gibi böyle. Çok zengin bir dünya korku sineması ama köşeleri biraz belli.
Çok böyle... Aynı korku filminin içerisinde hem şeytan hem ruh hem cin hem işte şu hem bu hem katil eli bıçaklı katil.
Tabii bir de onlar var. Hani 90'larda iyice peydahlanan tan slasher dediğimiz hani genç insan gençlerin böyle ergenlerin gençlerin kesici aletlerle öldürüldüğü scream tarzı falan filmler var.
Tabii o da korku sinemasının içerisinde bayağı geniş bir alan teşkil ediyor.
Ama dediğim gibi bir korku filminin içerisinde 10 tane farklı 5 tane farklı korku motifi görmeyiz.
Yani hem şeytanlı film. filmde bir de zombi olmaz veya atıyorum hem periliğe filmi hem de aynı zamanda işte kesici aletler hem paranormal bir de büyü varmış bir de o varmış bir de bu varmış gibi pek
olmaz genellikle korku sinemasında.
İşte Conjuring arkadaşlar bu korku sinemasının temel yapısını belli alt türlere ait motiflerini bir parça kıran bir filmdi.
Yine tam değil ama tam değil ama bu konuda biraz daha cesur davranan bir filmdi.
Çok zengin bir filmdi.
Hani normal korku sineması örneklerine göre, güçlü korku sineması örneklerine göre korku dozunu da arttırmış bir filmdi.
Şimdi şöyle söyleyeyim Conjuring serisinde Edward Warren ve Lorraine Warren diye bir karı koca var arkadaşlar.
Bu ikisi zaten bir de şöyle bir olay var.
Bütün Conjuring serisi hem ilk film hem ondan sonra kendi içerisinde.
...çıkan filmlerin hepsinin gerçek hikayelerden esinlenilmiştir diye bir belirteçle.
Karşımıza geliyor bu filmler.
Yani Ed Warren ve Lorraine Warren bu iki karakter gerçekten Amerika'da yaşayıp paranormal olaylarla böyle doğaüstü olaylarla ilgilenen iki insanı yani karı kocayı canlandırıyorlar.
Daha doğrusu gerçek hayatta da böyle iki kişi varmış.
Filmlerde öyle söylüyor. Ve bir de şöyle bir durum var.
O kadar James Wan'a ve Conjuring serisine bu durum öyle bir ilginç olanak veriyor ki bir zenginlik sağlıyor ki.
Sağda solda bir sürü böyle yani Türkiye'de duymuşuzdur.
Dünyanın farklı bölgelerinde de elbette böyle olaylar vardır.
Şurada şöyle bir in varmış.
Böyle bir cin varmış. Böyle bir perilev varmış.
Şuradan sesler geliyormuş. Hani sürekli böyle bir paranormal bir doğaüstü öyküler falan anlatılır değil mi?
Bizim kültürümüzde de vardır az çok yani.
İşte Amerika'da bu tip olayları araştıran bir çift bu.
Ve James Wan'a yani Conjuring serisine bu şöyle bir avantaj sağlıyor.
Geçmişte anlatılmış böyle işte gazetelerde televizyonlarda falan çıkmış veya üzerine kitaplar yazılmış işte makaleler yazılmış.
Hemen hemen bütün olaylar bir şekilde birileri tarafından bazen her zaman değil tabi ama böyle araştırılmış incelenmiş falan filan.
Bunların bazılarında bunu Edward ile Lorraine yani Warren çifti şey yapmış ilgilenmiş daha önce.
Bunları adapte ediyorlar ve bunun sınırı yok yani.
20 tane de film olabilir. Amerika'da kim bilir işte son 50 yılda veya atıyorum işte 70'lerde falan geçiyor filmlerin büyük çoğunluğu.
Yani günümüzden 50 yıl kadar önce.
Yani filmin işte yapım tasarımı, kılık kıyafeti, kostümü, otomobilleri falan da teknolojisi de biraz ona ait.
Çok üstün teknoloji yok 70'li yıllarda geçtiği için.
Ama o yıllarda...
50'lerde 60'larda 70'lerde 80'lerde ya da belki 90'larda süregeden bütün paranormal olayları bu Warren çiftinin çözdüğünü ya da o olaylarla ilgilendiğini varsayarsak hani conjuring evreni
baya baya böyle sınırsız ölçekte zenginleşmeye müsait bir dünya oluyor.
Şurada şöyle bir olay oldu yine bizim çift gitti çözdü burada böyle bir olay oldu onu da bizim çift gitti çözdü gibi sayısız film yapabilirsiniz.
Şimdi geleyim yine filmin, Conjuring'in ve serinin güzel tarafına, zengin tarafına.
Arkadaşlar filmde birden çok korku motifi var.
Şöyle, birincisi ta 50'lerde falan bu çoktu.
Yani 40'larda, 50'lerde her zaman yapıldı ama o yıllarda biraz daha popülerdi.
Perili ev filmi diye bir şey vardır.
Hani bir aile, bir çift veya belki tek başına bir kişi bir eve taşınır.
O evde daha önce bir şeyler olmuştur falan.
O eve bir şeytan musallat olmuştur.
Bir cin musallat olmuştur. Perili ev filmi alt türü denir buna.
Şimdi Conjuring'de de öyle bir şey var.
Bir aile bir eve taşınıyor. Peki okey.
Şimdi orada daha önce öyle bir şey hani işte bir incin ruh peri falan bir şeyler varmış.
Ve bu aileye musallat oluyorlar.
Tamam. Hani buraya kadar sorun yok.
Bu gayet iyi bildiğimiz bir şey. Şimdi kriminal korku diye bir şey var.
Biraz polisiye korku gibi, biraz kriminal korku gibi böyle.
Çok fazla önü yok sinema tarihinde ama hani doğaüstü olayları biraz daha böyle bilimsel, biraz daha suçlu bilim deniyor buna, kriminal deniyor ya.
Biraz daha böyle kanuna, nizama, işte avukata, gözlemciye, kameraya, ispata, dosyaya falan gibi böyle.
Hani sadece bir din adamı böyle sıf...
Hani doğaüstü güçlere inanan veya hayatını dini yaşayan veya dini motiflere göre dünyaya bakan insanların çözdüğü değil.
Çivi çivi söker gibi değil.
Yani şeytanı bir tane rahip çağıralım çözsün.
Hayır böyle değil. Gayet fiziki maddi yöntemlerle diyorum böyle kamerayla mikrofonla gayet böyle bilimsel yöntemlerle doğaüstü olayları çözen karakterlerin filmlerini anlatan filmler de var.
Yani onların öykülerini anlatan filmler de var.
Çok fazla değil ama var.
Conjuring. Biraz da ona giriyor.
Yani bir perili ev filmi gibi başlıyor.
Okey. Ama o perili evdeki olayı dediğim gibi o evde yaşayan insanlar kendisi çözer.
Yani çoğu filmde burada öyle olmuyor.
Bu Warren çiftini çağırıyorlar.
Onlar oraya geliyor. Şimdi bir perili ev filmi vardı ortada.
Bir de kriminal korku girdi bakın şimdi işin içine.
Hani iki alt tür birleşmiş gibi oldu.
Bunun üzerine yine spoiler vermek durumunda kalmak istemiyorum.
Evin bireylerinden bir tanesi bu evdeki doğaüstü güçten etkileniyor.
Hani onun içine giriyor gibi diyelim ki bir durum var.
Şimdi o zamanda başka bir şey ortaya çıkıyor.
Mesela ne diyorum doğaüstü bir şeyse cin.
Şimdi cin kültürü farklı hani İslamiyet'teki cin kültürüyle Hristiyanlık'taki cin kültürü farklı.
Biz de cin falan diyebiliyoruz.
Cin bizim için korkutucu bir şey. Türk korku filmlerinin de farkı falan vardır ama onlarda cin öyle bir şey değil.
Cin farklı bakıyorlar.
Elf gibi böyle daha farklı bakıyorlar Hristiyanlar.
Onlarda daha çok şeytan diyorlar ya da...
Hani kötücü ruhlar diyorlar işte cehennemden bu tarafa geçen falan.
Gelip bir insanın içerisine giriyor.
Ona bir şeyler yaptırıyor vesaire. Burada da öyle bir tip var.
Hatta şeytanlık diye bir şey var.
Yani insanın içine şeytan giriyor.
Egzorsizm var diye. Tabi 1973 yapımı William Friedkin'in meşhur yani sinemataryanın en iyi korku filmi odur bence de.
Birçok kaynağa göre de öyledir.
Orada da mesela şeytan motifi var ve şeytan çıkarma egzorsizm diye bir şey var.
Hoppa! O da işin içerisine giriyor.
Yani hem perileye filmi diyoruz.
Hayır o perileye filmi şeytanlı eve dönüşüyor.
Ve bunu da bilimsel yöntemlerle, metotlarla işin içinde polis var, dedektif var, rahip de oluyor bir anlamda.
Yani sadece maddi, fiziki böyle hani dünyevi yöntemlerle değil.
Aynı zamanda rahip de işin içerisinde oluyor.
O şekilde olayı çözmeye çalışıyorlar.
Böyle yani şimdi karmakarışık diyeceğim ama karmakarışık değil buna zengin denebilir.
Yani oldukça bol motif içeren hem işte polis hem...
Paranormal vakalar dedektifleri hem rahip hem işte perilev hem şeytan incin oradan sesler geliyor.
Fiziksel olarak da atıyorum işte bir kadını bir çocuğu veya bir adamı sağa sola duvardan duvara tavana yere çarpan böyle paranormal güçler için içerisinde falan.
O kadar zengin ki Conjuring filmi.
Gerçekten çok iyi bir film.
Hani bir korku filmi severi ikna etmemesi memnun etmemesi neredeyse mümkün değil gibi bir şey.
Öyle söyleyeyim. Şimdi devam filmlerine gelince.
İkincisini de kendisi yaptı.
Conjuring'in ikincisini. Üçüncüsünü kendisi yapmadı.
Ben daha hani üçüncüsünü henüz izlerim.
Onun üzerine zaten sizinle bu sohbeti gerçekleştirmek istedim.
İkinci film bence birinci kadar iyi değildi.
Kötü diyemem. Orta karar bir filmdi.
Yani çok iyi de değil, çok kötü de değil.
Üçüncü film bence...
Birinci kadar iyi değil ama ikinciden bir tık daha iyi göründü bana.
Aksi görüşte olan sinema yazan arkadaşlar da var biliyorum.
Az çok araştırdım yani Twitter'da falan böyle insanlar ne düşünmüş diye baktım.
Valla üçüncü film bana ikinci filmden daha iyi geldi.
Yine çok zengin bir film var işin içerisinde.
Bu sefer başka başka motifler için içerisine girmiş.
Yine bir rahip var.
Bir egzorsizm diye bir şey var.
Dediğim gibi hani insanın içine şeytan giriyor.
Bu şeytanı çıkarıyorsunuz. Egzorsist filminde de öyledir.
Yani buna benzer başka filmlerde de.
Benzer şey vardır. Şeytan bir şekilde bir insanın içerisine girer.
Ona kötü şeyler yaptırır. Ona açı çektirir falan.
Ya şeytan ya da kötücül bir güç yönlendirebiliyorsa gibi bir durum çıkıyor ortaya.
Benim içime şeytan giriyor. Ben perişan oluyorum.
O şeytanı biri benim içime sokuyorsa nasıl oluyor o işler?
Gibilerinden böyle yine bir tür kaynaşması biraz işin içine büyü giriyor.
Büyünün arkadaşlar biz büyü deriz ya büyü.
Hani bildiğimiz büyü yapmak.
Onlardaki yani sinema dünyasındaki ya da korku dünyasındaki ya da okült.
Okült korku diyorlar işin içerisinde büyü olduğunda.
Hem şeytanlığı hem işte paranormal tabii ki doğaüstü.
Hem böyle işte paranormal vakalar dedektifi bir kriminal bir durum var.
Ortada polisiye gibi bir durum var.
Bir yandan da işin içerisine okült girdi şimdi 3.
filmde. Büyüler yapan, şeytanı yönlendiren yani diyorum Türk sinemasında vardır bu.
İşte çok sinir olduğu, nefret ettiği falan birine böyle bir büyü yapar işte onun hayatı alt üst olur.
Kötücül güçler onu rahatsız eder falan.
Burada da yine bir büyü müyü bir şeyler böyle bir durumlar var.
Birinin içerisine şeytanı sokuyorsunuz veya şeytanla bir anlaşma yapıyorsunuz gibi.
Bence Conjuring 3...
Yine iyi bir film olmuş.
Yani ilki kadar çarpıcı böyle farklı olmasa da zaten sinema tarihinde genellikle öyle derim.
Yani genelde bir seriyi başlatan ilk filmler genellikle en iyisidir.
Burada da öyle ama üçüncü film de hiç fena değil bence.
Gayet de keyifli arkadaşlar.
Yani izlerken korkacağınızı ve tedirgin olacağınıza kesin eminim.
Gayet iyi bir film. Ancak yine James Wan'ın başta bahsettiğim gibi James Wan'ın sinemasının temel olarak şeylerinden bir tanesi.
Hani bunu şimdi kötü bir şey gibi söylemek istemiyorum ama şimdi Yani çok kalıcı durmuyor arkadaşlar.
Çok bir mit yaratıyor gibi duruyor.
Böyle işte 6 tane film. Conjuring evreni.
Conjuring efsanesi.
Okey. Ama izliyorsunuz ve geçiyor.
Karakterler çok kalıcı olur mu olmaz mı diyorum.
Conjuring serisinde Ed ve Lorraine karakterleri.
Karakocamılar. Paranormal.
Faka dedektifleri. Onlar kalıcı oldu artık aslında.
Ben zaten onları oynayan oyuncular da.
Patrick Wilson ve Vera Farmiga çok iyi oyuncular.
İkisi de böyle hoş tatlı tipler.
Adam yakışıklı hoş bir adam.
Kadın çok hoş güzel bir kadın falan.
Enerjileri de güzel birbirlerine de yakışıyorlar.
Çok güzel bir karı koca karakteri canlandırıyorlar aynı zamandaki filmler.
Onların az çok ilişkisine de bazen böyle dokunduruyor ufak tefek.
Hani karı koca olmaları birbirlerine olan aşkları da etkiliyor yani.
İşlerini yapmasını falan. O açıdan güzel bir kimya oluşturuyorlar.
Keyifli bir çift oluşturdular ama temel olarak filmlerin dramatik derinlikleri İşin içerisinde çok bir anlam yani insanın duygularının veya ruhunun böyle
derinliklerine işleyen yani izledikten atıyorum bir hafta sonra bile aklınıza gelecek çok önemli.
Çok önemli olmasa da biraz önemli.
Sorular soran filmler değiller arkadaşlar.
Biraz James Van'ın temel sinemasında olduğu gibi böyle izle geç yani izlediğin süre içerisinde gayet iyi vakit geçirsen izleyicisine ama izledikten sonra çok da akılda kalmayan en fazla bile güzel birkaç
sahne güzel birkaç kareyle hatıralarda yer eden genel gişe sineması içerisinde olup gişe sinemasının genel seviyesinin yani kalitesinin Bir tık üzerinde filmler yapan bir yönetmen
James Wan ve Conjuring 3 de bence öyle olmuş.
Az çok korku sinemasına ilgi duyuyorsanız izlemenizi öneririm.
Keyif vereceğini düşünüyorum ve hani bunun üzerine başka filmler yapılacak mı?
Ve Annabelle ya da Conjuring serisine bana yapılacak gibi geliyor.
Çünkü başarılı oluyor filmler seviliyor.
Genel olarak seviliyor. Ondan dolayı hem James Wan...
Geçişe sinemasının böyle önemli güzel yönetmenlerinden bir tanesi olarak, önemli yönetmenlerinden bir tanesi olarak sinema severlere böyle güzel filmler sunmaya devam edecek gibi görünüyor.
Ve Conjuring serisi de, Conjuring efsanesi de daha da zenginleşecek, daha da ilerleyecek gibi görünüyor bana en azından.
Elimdeki veriler bana şu an bunu düşündür diyor.
Dediğim gibi izlemenizi öneriyorum ve kim bilir belki önümüzdeki yıl Conjuring'in dördüncü filmini konuşurken yine bu yaptığımız programı hatırlarız hep birlikte tekrar anarız.
Evet beni dinlediğiniz için teşekkür ederim arkadaşlar.
Görüşmek üzere iyi haftalar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
