
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, 2022'nin merakla beklenen projelerinden biri olan The Batman'i konuştuk. Keyifli dinlemeler...
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
İzleyicilerin büyük çoğunluğu filme yüksek notlar verdiler ve heyecanla karşılanan film izleyicilerine, severlerine son derece tatmin edici bir film sunmuş gibi görünüyor.
Ancak hemen her filmde olduğu gibi de bu filme de mesafeli yaklaşanlar yok değil ve filmi sevenlerle sevmeyenlerin temel olarak perdede nasıl bir Batman görmek istedikleriyle ilgili bir ayrıma
girdiğini görüyoruz. da Batman'in bu halini daha çok sevdiği daha çok beğendiği Batman'in aslında böyle bir kahraman olduğunu
kabul eden izleyiciler de filmi daha çok beğendiler.
Şimdi çok kısaca Batman'in yolculuğunu size bir hatırlatmak istiyorum.
Aslında Batman birçok kişi tarafından canlandırıldı.
Üzerine birçok film yapıldı.
Bu Batman'lerin hemen hemen her biri de kendine az özellikler barındırıyor.
Biraz çizginin farklı uçlarında yer alıyorlar.
Ondan dolayı bu özede geçmek faydalı olacaktır.
Batman bilindiği gibi DC evreninin, Detective Comics evreninin en önemli karakterlerinden bir tanesi.
Ve taa 1966 yılında bir kez perdelere çıktı.
Ondan sonra 1968'de aynı prodüksiyonla 2 yıl süren...
dizileri yapıldı. Ondan sonra uzun bir ara var ve 1989'da Tim Burton'ın yönetmenliğinde son derece gösterişli ve güçlü bir fantastik aksiyon filmi olarak sinema severlerle tekrar
buluştu. Tim Burton'ın Batman'i çizgi romana son derece sadıktı ve o çizgi romansı atmosferi, fantastik dünyayı harika biçimde sinemaya aktarmıştı ve o gün için 80
'li yılların en önemli filmlerinden bir tanesi olmuştu.
Çok geniş bir kitle tarafından çok büyük ilgiyle izlenmişti.
İkinci filmi de Tim Burton yaptı.
O da çok sevildi ve iyiydi.
Ondan sonra ise gelen iki bölüm ne yazık ki bugüne kadar yapılan Batman filmlerinin muhtemelen en kötüleriydi.
Genel olarak beğenilmediler.
Hatta alaya alındılar.
Sinema tarihinin en kötü projeleri arasında bile yer alıyor.
Ondan sonra ise Christopher Nolan tarafından 2000'li yıllarda Tim Burton'ın o fantastik tonundan, o çizgi romansı tonundan kurtulan tamamen gerçekçi ancak buna karşılık
da son derece heybetli, güçlü bir Batman portresi karşımıza geldi.
Christopher Nolan bir üçleme yaptı.
Üç tane film yaptı ve genel olarak filmlerinin beğenildiğini ve takdir edildiğini söyleyebiliriz.
Bu profile baktığımızda şöyle bir şey var.
Batman'in çizgi roman dünyasındaki DC evrendeki özelliği nedir?
Diyebiliriz ki insanüstü özelliklere sahip olmayan yani normal ve gerçek bir insan olan nadir karakterlerden bir tanesi.
Batman kendisini var eden bir kahramandır.
Son derece zekidir, akıllıdır, güçlüdür, azimlidir, cesurdur ve ailesi...
Malum Gotham City'nin bizim için tabii hayali bir şehir olan ancak DC evreninin en önemli şehirlerinden biri olan tabii Superman'in metropolisiyle birlikte diyebiliriz.
Gotham City'nin en zengin, en önde gelen kişilerinden bir tanesidir babası Batman'in ve annesi ve babası...
Bir gece ara sokakta birisi tarafından öldürülür ve bu birisi aslında farklı filmlerde farklı kişi oldu.
Ama genel olarak diyebiliriz ki ya da çizgi romandakini hatırlayarak diyebiliriz ki soygun yapan bir sokak serserisi ya da bir kanun dışı bir kişi Batman'in annesini babasını öldürmüştür.
Ama Bruce zengin bir ailenin çocuğudur neticede.
Wayne mirası ona kalmıştır ve o baş kahyaları diyelim ailelerinin bir numaralı yardımcısı olan Alfred'in büyüttüğü zengin zengin bir çocuk olarak bir tırnak içinde miras
yedi diyelim olarak yetişkin yaşlara kavuşur.
Bundan sonraki öyküler filmlere göre ya da çizgi roman bölümlerine göre farklılıklar gösterir ve temel ayrım noktası şudur ki Batman'in insanüstü özelliklere sahip olmayan bir süper kahraman
oluşu farklı filmlerde farklı şekilde yorumlanmıştır.
Bu Christopher Nolan'ın bahsettiğim filmlerinden sonra ise Justice League evreni yani DC Comics evreninin birçok kahramanının...
Bir arada bulunduğu filmde ise Batman artık son derece güçlü, son derece yetkin ve dizi evreni süper kahramanlarını bir grup haline getiren, bir çatı altında toplayan, biraz
daha önder, biraz daha lider, aslında üzerinde bir sorumluluk hisseden daha bilgi bir karakter olarak çizilmiştir.
Ancak artık öyle bir seviyeye gelmiştir ki elindeki hem...
yüksek parasal güç diyelim hem teknolojik imkanlar hem uzun yıllar sürmüş olan birikim ortaya neredeyse süper kahraman yeterliliklerine sahip bir Batman çıkarmıştır.
En son orada bırakmıştık Batman evrenini.
İşte bu kez karşımızda biraz farklı bir Batman var.
Batman'in gelişim çizgisinde Matt Reeves'in filmi çok farklı bir noktadan başlamış.
Batman'in ortaya çıkışını, ilk motivasyonunu ya da çocuklukta yaşadıklarını, ailesini kaybetmesini direkt olarak atlamış.
Ancak yine de sanki yakın zamanda kendini var etmiş.
Sanki yakın zamanda Batman olmaya karar vermiş.
Ve Batman'i yaratıp Gotham City'de bir kahraman yaratmaya çalışmış.
Bunu da kısmen başarmış bir Bruce Wayne ile karşı karşıyayız.
Yani Batman inşa edilmiş ve ortaya çıkmış.
Ancak henüz biraz daha genç.
Henüz biraz daha kafası karışık demeyelim de.
Yeterince etkin, yeterince güçlü değil ve hem teknolojik olarak hem birikim olarak hem de konuya hakimiyet olarak diyelim.
Biraz daha işin başında, biraz daha ilkel, biraz daha yeni yeni Batman olmaya başlamış bir Bruce Wayne ile karşı karşıyayız.
Şimdi bu durumda bu kadar üstün bir süper kahraman karşımızda yokken...
Henüz olmamışken diyelim ya da.
Aynı zamanda henüz şanı, şöhreti, gücü ve yetkinliği Gotham dışına taşmamış, henüz DC evrenine ulaşmamış bir Batman'le karşı karşıyayız.
Gerçekten bu Batman'de biraz daha kılık kıyafet, otomobil veya motosiklet, alet ekipman biraz daha ilkel görünüyor.
Yani bu kötü anlamda söylemiyorum.
Sanki biraz daha yolun başında gibi görünüyor.
Ve Batman'de...
diğer filmlere göre biraz daha insani özellikleriyle öne çıkmış.
Şimdi bu durumda da ne oluyor?
Tabii karşımızda bir süper kahraman filminden çok neticede süper kahraman yeterliliğinde bir Batman profili çizilmediği için daha çok bir dedektif gibi daha çok suçlularla gizlice savaşan
bir görece normal kahraman.
Hani süper kahraman değil ama normal kahraman gibi bir Batman geliyor karşımıza.
Diyebiliriz ki Tüm bunları toplayarak bu Batman yani The Batman 2022 yapımı olan Batman bir tür dedektiflik filmi bir tür polisiye film.
İşte bu filmi sevenler ve sevmeyenler bu noktada biraz ayrılmışlar.
Çünkü aslına bakarsanız öyle bir seviyeye geldi ki Batman özellikle Justice'lik filmiyle çok daha güçlü, çok daha yetkin, istekli ve nasıl diyelim çok daha fazla yeterliliğe
sahip bir Batman görmek istiyordu.
Bazı sinema severler. Ve tabii ki bu filmde öyle bir Batman ile karşılaşmadılar.
Çünkü bu kitle için örneğin bir mekana kapı çalıp giren bir Batman biraz şüpheli bir durum yaratıyor.
Çünkü Batman her ne kadar normal bir insan olsa da hem zengin bir ailenin çocuğu olması, hem üstün yeterliklere sahip olması, çok akıllı, çok zeki vs.
İnsanüstü güçlere sahip olmasa da aslında en azından insanın sınırlarında diyelim bir karakterdir.
Kibirli demesek de biraz daha tabii insanlara üstten bakan özellikle ve özellikle işte mafyadır, suç dünyasıdır, işte sokak serserileridir vs.
Onlara daha üstten bakan çok da...
Bahane dinlemeyen, çok da açıklama dinlemeyen en fazla karşısında yani birazdan cezalandıracağı diyelim.
Karaktere böyle bir cümlelik falan konuşmalar bırakan, ondan sonra yapacağını yapan yani muhtemelen onu sıkı bir dayak atan ya da tutup polislere teslim eden.
Batman iyi bir had bildiricidir diyelim.
Burada da öyle bir Batman var belki ancak bu kadar dedektif olunca, bu kadar insani özelliklerle çizilip...
biraz daha görece diğer Batman'lere göre ya da diğer DC karakterlerine göre daha ilkel olunca polisle birlikte çalışan Ve bir vakat çözen dedektif gibi bir Batman ile karşı karşıyayız.
Örneğin Batman polislerle birlikte bir suç mahalline geliyor.
Oradaki kanıtları inceliyor.
Bazı polisler bundan rahatsız oluyor.
Hey bunun burada ne işi var?
O bir polis değil ki. Bunu buradan yollayın.
Eski Batmanlerde de bu vardır biraz.
Ama burada daha üzerine basa basa gözümüze sokulmuş bu durum.
Ancak polis gücünün lideri olan, şefi olan Gordon ile birlikte Batman'in bu filmde daha önce hiç olmadığı kadar bir ekip olduğunu ve hemen hemen de statü olarak ya da vaka çözme etkinliği
ve yetkinliği olarak denk olarak çizildiğini söyleyebiliriz.
Şimdi bütün bunlar karşımıza da şöyle bir Batman filmi çıkarmış.
Bu film bir süper kahraman filmi değil.
Hatta bu film bir kahraman filmi bile değil.
Bu film bildiğimiz Yüksek bütçeli, bol aksiyonlu, biraz sürükleyici, biraz kasvetli ve karamsar bir dedektiflik filmi ve bu dedektiflik filmini bir
süper kahraman filmi olarak değerlendirecek olursak aslında zayıf bir film olduğunu düşünebiliriz.
Ancak zaten Matt Reeves'in ve yeni Batman ekibinin diyelim iddiası bu olmadığı için yani bir süper kahraman filmi yapma iddialarında olmadığı için aslında onları suçlamak da biraz yanlış olur.
O anlamda filmin kötü bir film olduğunu ve kötü bir film demesek de ya da ikna edici olmayan bir film olduğunu düşünensin.
İnsanüstü özelliklere sahip olmayan bir süper kahraman belli bir birikimle, zamanla ya da belli farklı motivasyonlarla diyelim süper kahraman özelliklerine kavuşuyor.
Belki de bunun öncesini anlatmak iyi bir Batman filmi yapmak için yeterince güçlü bir motivasyon olacaktır.
İşte Matt Reeves de tam olarak bunu yapmış.
Bu anlamda bu filmi daha çok...
dedektiflik filmi, bir polisiye film, bir seri katil filmi ya da şehir terörizmi filmi gibi görmek lazım.
Eğer böyle bakarsak da The Batman'in gayet başarılı, gayet güçlü, gayette keyifli bir film olduğunu söyleyebiliriz.
Ancak tabii ki bir dedektiflik filmi derken ortada bir Batman'de yok değil elbette.
Batman daha çok polislerin yöntemlerini kullanıyor olsa da elbette onlardan birkaç adım ileride olan bir karakter.
Bu da bu filmde zaten yeterince vurgulanmış.
Yeterince de Batman kadraja alınmış ve onun o karanlık karizması o ciddi bakışları falan bol bol izleyiciye sunulmuş.
Tabi bunun dışında bu filmin şöyle de bir özelliği var.
Zaten hani DC evreni elbet geniş bir evren olmasına rağmen Batman'in Gotham City'si de kendi evreni de gayet geniştir ve burada çok sayıda hem iyi karakter hem de kötü karakter var.
Bu film de çok sayıda Batman karakterine aynı anda yer vermeye çalışmış ve hemen hemen hepsine de karakter özelliklerine uygun roller vermiş.
Örneğin Catwoman dediğimiz işte Selina karakteri burada biraz farklı bir formda ancak yine de aslında gayet uygun.
İşte penguen deri ya da falconidir.
Farklı karakterler hep kendilerine uygun ve yeterince karizmatik ve güçlü görünüyorlar.
Bu öykünün içerisine gayet iyi yedirilmişler.
Şimdi 3 saatlik bir filme karşı karşıyayız ki çoğunlukla bu türdeki filmler Yani polisiye veya suç öyküleri, polisiye aksiyon öyküleri çoğunlukla diyelim çok özel yönetmenlerin elinden çıkmadıkça
bu kadar bir süreye sahip olmaz.
Ancak dediğim gibi burada çok sayıda karakter olduğu için ve öykü neticede belirli karakterlere uğrayarak finale erdiği için bu kadar uzun bir süreyi de filmin haklı çıkardığını söyleyebiliriz.
Ancak şöyle bir durum var.
Biraz yavaş ilerliyor film bence.
Çünkü filmde bir seri katil durumu var.
Yani belli insanlar öldürülmeye başlanıyor ve bu insanlar arasında bağlantı kurulup öykünün belli bir noktaya doğru ister istemez gelmesi gibi bir çizgi izlenmiş.
Bu noktada söz konusu akış, söz konusu polisiye film akışı ya da seri katil filmi akışı Bence biraz diğer filmlere göre daha yavaş akıyor.
Biraz daha yavaş belli noktalara geliyor film.
Bunu da haklı çıkarabilecek gerekçe olarak biraz daha çok sayıda karakterin tanıtılması ve özellikle yeni Batman'in biraz daha fazla tanıtılması olarak görebiliriz.
Yani bu süre biraz da oraya kullanılıyor.
Bazı izleyicileri bu biraz sıkabilir.
Yani film çok da akmıyor.
Hani biraz sıktı bizi. Tamam kötü değil ama biraz daha ritimli olsa, biraz daha hızlı aksa daha mutlu olurdum.
Diyenlerin olduğuna eminim.
Şahsen ben çok da öyle hissetmedim yani bundan rahatsız olmadım ama ben biraz hani sabırlı denebilecek sinema severlerden olduğum için çok da hani çok da hızlı akan filmlere her zaman ihtiyaç duymuyorum ama genel
olarak The Batman'in genel gişe filmlerine göre, genel polisiye aksiyonlara göre falan biraz ağır aktığını söyleyebiliriz.
Görebildiğim kadarıyla bu filmde yalnız şöyle bir kusur var.
Evet bir Batman filmi bahsettiğim gibi ve kendisini inşa edip ama henüz çok da üstün özelliklere çok da üstün bir birikime ve yetkinliğe ulaşmamış bir Batman izliyoruz.
Ancak neticede Batman'in hemen hemen tüm filmlerinde...
Batman'e ait bazı çatışmalar, bazı düşünsel alt metinler, eleştiren alt metinler vardır.
Ve bunların en öndeki şimdi hepsini saymayayım hani çok zengin bir karakter ama şöyle bir nokta özellikle bütün Batman filmlerinde karşımıza gelir.
Neticede Batman, Bruce Wayne karakterinin ikinci kişiliği ve bazı filmlerde Batman'in aslında...
İkinci kişilikten çok asıl kişilik olduğu ve Bruce Wayne'in Batman'in ikinci kişiliğine dönüştüğü gibi alt metinler vardır.
Bu çok güzel bir psikolojik inceleme getirir karşımıza Nolan'ın filmlerinde mesela bu vardı.
Aynı zamanda Bruce Wayne'in Bir kahraman, süper kahramanı hadi bir kenara bırakalım.
En azından bir kahraman olma motivasyonunun aslında son derece sıkıntılı ve şüpheli bir çıkış noktasından doğduğu fikri de her zaman Batman filmlerinde karşımızdadır.
Neden? Çünkü Bruce çok küçük yaşta annesini ve babasını kaybetmiştir.
Bir sokak teröristi diyelim annesini babasını öldürmüştür.
O da bunun intikamını almak için aslında sokaklarda suçluları kovalamaktadır.
Bu bir anlamda kendi içindeki acıyı bir nevi intikamlaştırma yani intikam alma çabasıyla bir kahramana dönüşmüştür.
Ve aslında dediğim gibi bu da çok da doğru bir çıkış noktası değildir.
Çünkü Batman istediği kadar sokaklarda suçlu avlasın, istediği kadar kötü adamları harcasın diyelim.
Asla annesi babası geri gelmeyecektir ve Bruce Wayne'in o içindeki yalnızlık, İstediği kadar kahramanlık yapsın ne yazık ki asla bitmeyecektir.
İşte bu çatışma özellikle Christopher Nolan'ın...
İkinci filminde yani Joker'in olduğu Dark Knight filminde sıklıkla vurgulanmıştır.
Hani Batman bir anlamda karanlık bir karakterdir ve ondan çıkmak istemektedir aslında.
Yanlış bir motivasyonla kahramanlık yaptığının farkına varmıştır.
Çünkü ne kadar kahramanlık yapsa da karşı taraf yani suçlu tarafı diyelim karanlık taraf Darkseid Batman'in karşısına daha güçlü düşmanlar çıkarmıştır ki bunun en sonu da Joker'dir zaten.
Joker Batman'i doğurmuştur ki Yakun Phoenix'in oynadığı filmde de vurgulandığı gibi aslında Batman'e de doğuran Joker'dir vs.
Orada çok güzel karşılıklı beslenmeler var.
Şimdi bunlar hep çok güzel alt metinlerdir.
Yani izleyiciyi hem düşündüren hem duygulandıran alt metinlerdir.
Buradaysa yani The Batman'deyse ne yazık ki Bruce Wayne karakterini gerçekten çok az görüyoruz.
Çoğunlukla kostümlü bir Bruce Wayne ile yani Batman ile karşı karşıyayız.
O Batman ve Bruce Wayne birinci kişilik ikinci kişilik bölünmüş kişilik konusu çok az işlenmiş.
Batman'i daha çok kendi ailesinin mirasını taşıdığı ve bu nedenle suçlu kovaladığı yönünde bir iki sahne yok değil var.
Ancak o Batman'in çift kişilik durumu bence burada çok az işlenmiş.
Çok karmaşık ve zorlayıcı bir dedektiflik öyküsünün nasıl diyelim sürükleyicisi olarak bize sunulmuş karşımıza getirilmiş.
Bu anlamda diyorum bir dedektiflik filmi olarak bir polisiye aksiyon filmi olarak gayet güçlü bir film olsa da bir Batman filmi olarak Batman'i Batman yapan o alt metinler
düşünsel ve psikolojik alt metin olarak çok da güçlü olduğunu düşünmüyorum.
Kötü demeyeceğim yine var yani.
söz konusu noktalara değiniliyor ama bundan daha önceki filmlerde bu alanlar bu konular çok daha iyi işlenmişti aslında.
Belki de Matt Reeves yani filmin yönetmeni ve yapımcıları bunu biliyorlardı ve çok da Batman'in kişiliğini işte psikolojik sorunlarını iniş çıkışlarını tekrar tekrar anlatmayalım.
Olayı biraz karmaşık bir dedektiflik hikayesine verelim ve Batman'in en azından bu filmdeki genç Batman'i biraz daha zorlayalım.
Onu biraz daha olgunlaştırmaya çalışalım gibi bir motivasyonla yola çıkmış olabilirler.
Hani dediğim gibi söz konusu niyet bağlamında söz konusu yaklaşım ve vaat bağlamında bu filmin gayet iyi gayet sürükleyici sarsıcı nasıl diyelim gerilimli olduğunu söyleyebiliriz.
Yani filmin amacına ulaştığını söyleyebiliriz.
Ancak hem diğer Batman filmleriyle hem de Batman evreniyle karşılaştırıldığımızda bu filmin biraz daha kendine has bir alana hapsedilmiş olduğunu biraz daha mütevazi
niyetlerle yola çıktığını söyleyebiliriz.
Anlamda da filmden tatmin olmayan izleyicilerin de böyle kendilerine has bir haklılık payı olduğunu da itiraf etmek lazım.
Ben kendi fikrimi söyleyeyim.
Bence film iyi.
Yani vasat ya da kötü değil ama çok iyi de değil.
İyi. İyi bir film.
İyi ki yapılmış. Ben iyi ki izledim.
Batman evrenine ya da işte DC evrenine herhangi bir zarar getirdiğini düşünmüyorum yani.
Ama daha iyi Batman filmleri de yok mu?
Var. Yine de bugün için farklı bir Batman, farklı bir Gotham City ve farklı Batman evreni karakterleri karşımıza getirdiği için bu filmin iyi bir film olduğunu düşünüyorum.
Süper kahraman filmi seviyorsanız demeyeceğim çünkü bir süper kahraman filmi değil bir dedektiflik aksiyon polisiye filmi istiyorsanız Batman'i böyle bir vaat ve böyle bir atmosferde böyle sürükleyici
bir öykünün içerisinde görmek size keyif verecekse ve tabii ki çizgi roman uyarlamalarına diyelim.
Biraz olsun ilginiz varsa The Batman sizi tatmin edecektir.
Ve bundan sonra da devam filmlerinin yapılacağı düşünülüyor, söyleniyor.
Yüksek olasılıkla da yapılacaktır.
Çünkü genel olarak hasılatının iyi olacağı tahmin ediliyor.
Şimdilik açılış haftası falan Türkiye'de de dünyada da gayet iyiydi.
Ondan dolayı The Batman'in farklı bir havada, farklı bir karakterle, farklı bir...
yorumla karşımıza gelmesi yeni bir macera başlatıyor.
Tabi bu maceranın da takipçisi olacağız.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
