
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölüm Steven Spielberg Sineması Üzerine konuştuk.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Günümüz sinemasını şekillendiren Steven Spielberg sinemaya başladığından bugüne sinema dünyasına damgasını vurmuş bir isim.
Bugün uzun uzun anlatacağım nedir, güçlü tarafı nedir, zayıf tarafı nedir, onu sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden biri yapan nedir.
Bugün sizinle paylaşmaya çalışacağım.
Şimdi gündemle ilgilenmeye devam ediyoruz tabii ki.
Bu hafta gösterime giren filmlere şöyle bir baktım.
Bu hafta çok da bunu mutlaka izleyeyim de programda paylaşayım dediğim bir film göremedim.
Hatta küçük çaplamada bir panik yaşadım.
Gösterime bir baktım Dune Çöl Gezi'ne.
Dune'un ikinci bölümünde ilk paylaşılan gösterim tarihi Kasım 2023'tü yanlış hatırlamıyorsam ama Hollywood grevi nedeniyle gösterim ertelenmişti.
15 Mart'a alınmıştı.
Sonra dediler ki 1 Mart'a geri çektik.
Yani bir iki hafta kadar geriye çekmişlerdi.
Ama baktım ha gösterime girmiş Allah Allah dedim.
Tekrar mı geri çekildi ben mi kaçırdım falan.
Bir internete hemen şöyle baktım.
Meğerse bu o ilk bölümmüş.
Yani ikinci bölüm şimdi aradan iki seneye yakın zaman geçti.
İkinci bölümü izleyecek olan sinema severlere şöyle bir ilk bölümü hatırlatalım demişler dağıtımcılar.
Diyon bence son 20 yılın en büyük efsanesi gerçekten.
Yani gelecek nesillere kalacak değerde çok önemli bir film olacak.
Ondan dolayı... Dune'un ilk bölümünü tekrar büyük perdede izleme fırsatını değerlendirmek isteyecek olan sinema severler mutlaka olacakları iyi bir fikir bence yani.
Onu hatırlatmış olayım.
Derim bu haftada gündemi şöyle bir kenara atabiliriz.
Geçtiğimiz yıl Fabelmanlar, Stephen Spielberg'in sol filmi gösterime girdiğinde hem Oscar adaylarında o göstermişti.
O zaman Stephen Spielberg'den biraz bahsetmiştim ama onun üzerine bir program yapmadık bugüne kadar.
Onu yapalım değil mi? Lazım yani Stephen Spielberg üzerine konuştuğumuz bir program.
Cinematris arşivinde olması lazım diye düşündüm.
Bir de küçük bir parantez açayım.
Birkaç hafta önce Stanley Kubrick üzerine bir dosya yapmıştım ya.
Stanley Kubrick'le de bir alakası da var Steven Spielberg'in.
Hem gerçek hayatta da yakın dostlardır.
Stanley Kubrick'in Steven Spielberg'e proje postaladığı da oldu.
Bundan bahsetmeye çalışacağım.
Stanley Kubrick için ne dedik?
Gişe dışı bir yönetmelerdir.
Genel eğilimleri, gişe eğilimlerini falan hiç de umursamaz.
Çok kendine has bir sineması vardır.
İşte entelektüeldir, bilimseldir falan bir sürü anlatmaya çalıştık.
İşte şimdi Steven Spielberg bunun tam tersi konumda yer alan bir yönetmen.
Bir gişe yönetmeni aslında.
Hatta uzun yıllar boyunca sinema dünyası tarafından tanınıyor olmasına rağmen çok da ciddiye alınmamış bir yönetmen halen yani bugün bile.
Ondan dolayı da özellikle Steven Spielberg üzerine konuşmak istiyorum.
Şimdi öncelikle şunu söyleyeceğim.
Çok genç yaştan yani böyle 12-13 yaşından falan sinema yeteneği, görsel sanatları olan eğilimi, yatkınlığı ortaya çıkmış.
Çok küçük yaşlarda hani işte...
İşte böyle 8 mm o zamanın tabii çok kısır teknolojileriyle bile işte kısa filmler çekmiş, bir şeyler canlandırmış, tiyatrolar yapmış, evde kostümler dikmiş falan filan acayip bir adam.
Çok genç yaşta Hollywood'a girmiş, bazı istatistiklere göre tabii bunu çok netleştirmek biraz zor, biraz flu bir bilgi ama en genç yaşta işte Hollywood'da proje almış yönetmen falan diye bazı üzerine
yazılmış makalelerde, yazılarda bu tip bilgiler görebilirsiniz.
İlk uzun metraj filmi genellikle The Duel.
Bela ismiyle bizde bilinir.
1971 yılında çektiği bir film Bela.
Bugün bile açın bakın.
Tabii ki o zaman için çok daha düşük bütçeli, çok daha mütevazi şartlarda çekilmiş bir film ama müthiş bir film.
Bir aksiyon filmi olarak iyi olması da rağmen çok ilginç dokunuşlara sahip, enteresan alt metinlere olan falan böyle bir çok çok enteresan bir filmdir.
İzlemediyseniz mutlaka tavsiye ediyorum izleyin.
1971 yılında kariyeri başlıyor.
Özellikle patladığı yani gerçekten adılı tüm dünyaya duyurduğu...
Ama öyle böyle bir isim duyurma değil.
Yani bu isim duyurmanın sinema tarihinin en büyük isim duyurma ve patlama projelerinden bir tanesi olduğunu söyleyebiliriz.
1975 tarihli The Jaws projesi sinema tarihini en fazla etkilemiş filmlerden bir tanesidir.
Blockbuster kavramını sinemaya eklemiş bir filmdir.
Sinema tarihinin o dönem için en büyük hasılat rakamlarından bir tanesine ulaşmış bir filmdir.
Bir gişe filmin anlasına rağmen alt metinlerle, yan öykülerle, politik açıdan da zengin, sosyal kültürel açıdan da zengin, ne açıdan bakarsanız inanılmaz bir filmdir JALT.
Stanley Kubrick'ten bahsederken şeyi demiştim ya, Stanley Kubrick bütün projeleri işte bilimsel yaklaşır, o projeyi kendi sinema anlayışı bağımında biçimlendirir.
İşte Smith & Spielberg öyle değil.
Smith & Spielberg nasıl biliyor musunuz?
Elindeki projenin güçlü olduğu tarafını öne çıkarma konusunda.
Sinela tarihinin en güçlü yönetmeni.
Yani bir proje duygulu mu, düşünsel mi, gerilimli mi?
O proje eğlenceli mi, neşeli mi, sürükleyici mi?
Tamam, onu da Steven Spielberg yapacaktır.
Yani bir projeye illa ben bunu alacağım, kendi bakış açımla biçimlendireceğim.
Kubrick gibi. Öyle bir yönetmen değil.
Projenin gerektirdiği duyguyu, dokuyu, tavrı, tarzı veya hani görsel özellikleri Steven Spielberg kadar öne çıkarıp...
vurgulayıp ortaya iyi filmler çıkarabilecek gerçekten sinema tarihinde başka bir yönetmen yok.
Faberlemanlar üzerine yaptığım programda Steven Spielberg'ten hani biraz abartılı bir biçimde sinema tarihinin en büyük yönetmeni demiştim.
İşte bu benim fikrim değil şahsen ama öyle demek gerekiyor olduğunu düşünüyorum.
Yani bu bakış açısıyla nasıl yani Steven Spielberg her açıdan muhteşem filmler yapmış bir yönetmen.
Yani Kubrick diyoruz ya bilimsel yönetmen.
Gene Steven Spielberg'in filmografisine Kübri kimsif film de göreceksiniz ve o film de muhteşem.
Dişe filmi de göreceksiniz, o film de muhteşem.
Gerilin filmi de göreceksiniz, o da muhteşem.
Bilim korku göreceksiniz, savaş filmi göreceksiniz.
Tarihsel dram göreceksiniz, karakter dramı göreceksiniz.
Hangi türde film yapıyorsa yapsın, her şeyi başarabilmiş bir yönetmen.
Gerçekten sinema tarihinde başka böyle bir yönetmen yok arkadaşlar.
Onun filmografisi 3 parça.
İşte bu Jaws'tan başlayan döneme daha çok gişede başarılı olma dönemi denebilir.
İzleyicinin istediğini verme hem entelektüel anlamda hem de gişe anlamında ama gişede başarılı olmayı biraz daha öne çıkaran bir sinema yaptı bu dönemde.
Birçok film yaptı.
Hepsi çok başarılı oldu. Hepsi demeyeyim gerçi arada bir iki tane başarısız olduğu film var ama totale bakarsak çok başarılı olduğu bir dönem bu.
Gişe anlamında ve eleştirel anlamda diyeyim.
Steven Spielberg'in sinema hayatının bu birinci bölümün Jaws'da 1975'te başladığını varsayarsak 1993'e kadar sürdü.
Hangi filme kadar sürdü?
Jurassic Park filmine kadar sürdü.
Jurassic Park filminde ne oldu biliyor musunuz?
Olağanüstü bir şey oldu. Jurassic Park'la bir rekor daha kırdı.
Döneminin en çok izlenen, en çok kişi hasılatına imza atan filmini yaptı.
Jurassic Park'ta artık o kadar güçlenmişti ki kendi yapım şirketi DreamWorks'u kurdu.
Tabii ortak yapımcılar var. Başka yanında iki tane daha arkadaşı var falan.
Neyse çok detaya inmeyeyim.
Jurassic Park'ta artık kendi şirketini kurdu ve orada şunu dedi.
Ben artık kişede zaten hani zirveyi oturdum.
Bundan sonra entelektüel kitlenin, avantgard kitlenin sinemaya kübri kimse değil.
Diyelim mi? Diyelim bence ya.
Çok da yanlış olmaz bence.
Ve nasıl bir yönetmelsin sen arkadaş.
93 yılında Jurassic Park'ta bunu başardı dedim ya.
Aynı yıl 93 yılında Schindler'in listesi filmini yaptı.
Schindler'in listesiyle Jurassic Park ve Schindler'in aynı yıl yaptığı filmler, bu iki filmi aynı yönetmenin yaptığına inanmak imkansız.
Bu entelektüel kitle, Schindler'in listesinde alenen duvara çarptı.
Çünkü Schindler'in listesi çok ciddi bir filmdi.
Yani yetişkinlere hitap eden, entelektüel kitleye hitap eden.
sanatsal kaygılarla biçimlenip başarılı olmuş bir filmdi Schindler'in listesi.
Bana göre de gerçekten Swin Spielberg'in en iyi filmlerinden bir tanesi.
Müthiş bir film. Ondan sonra ne geldi?
Amistad. O da çok iyi bir film.
97 tarihli. Ondan sonra ne geldi?
Emra'yı kurtarmak. Bakar mısınız yani?
Ve bunların hep tabii bu arada o zamana kadar Oscar almamıştı ve Schindler'in listesinde Allah!
Yani önüne Oscar'lar böyle...
Yani Oscar'ları çulekle elmasını doldurup evine götürdü yani Sıvış Bırak.
O derece bir sürü almıştı.
Tam hatırlamıyorum ama bir bakayım hemen sizin için.
Kaçmış hemen bakıyorum.
7 tane Oscar almış.
Tamam yani daha ne olacak?
7 Oscar. Tabii yönetmen Oscar'ı da var bunun içerisinde.
En iyi yönetmen Oscar'ın ilk kez Şintlerin Listesi filmiyle almıştı.
Erayn'ı Kurtarmak filmiyle aldı.
Bakın ne kadar ciddi bir film.
Yine yetişkin işi bir film.
Ondan sonra yapay zeka filmi geldi.
Bakınız az önce söylemiştim hemen orada notumu düşeyim.
2001 tarihli yapay zeka filmi Stanley Kubrick'in bir mirasıydı.
Stanley Kubrick'in yanlış hatırlamıyorsam 90 sayfalık bir tredmanı, çok sayıda study board'u, çok sayıda notları, çok sayıda hazırlık aşaması falan filan ve filmin başrolünde bir çocuk oynaması gerekiyordu.
Stanley Kubrick sıvışı bir belki diyor ki ya diyor ben çok uzun çekim süreçleri geçiren bir yönetmenim.
Hani ben bu filmi çekmek istersem başrolü alacağım çocuk büyür, devamlı tutmaz.
Diyor ki Stanley Kubrick bu projeyi sen çek.
E.T. filminde birçok çocukla çalışmıştı ve müthiş bir yeri iş çıkarmıştı.
Stanley Kubrick tabii ki bunu da biliyor, çocuklarla iyi anlaştığınız.
Bundan dolayı diyor ki bu projeyi sen çek ve o projeyi alıyoruz demiş Spielberg.
O da uzun süreler üzerine çalışıyor.
Bir de düşünsenize şimdi Kubrick gibi sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden bir tanesinin mirasını almışsınız.
Çok önemli değil mi? Çok önemli ya yani bu da film kötü olamaz yani müthiş olmak zorunda.
Bir de tabii ki şöyle bir olay var.
Gerçekten Sıvı Şmirberk'in filmografisindeki en bilimsel filmlerden bir tanesi.
Bahsederken demiştim ya Kubrick'in sinema tarihine en büyük katkısı ve sinema tarihindeki en büyük önemi yeni dalga dilim kurgu akımının sinemadaki ilk örneğini çekmiştir 2001 Uzay Macerası.
İşte Kubrick orada bir bakış açısı, bir yaklaşım tarzı.
bir bilim kurgu alt türü icat etmiştir resmen yani.
Muhteşem bir filmdir tabii Kimil Uzay Macerası.
İşte bu filmde yeni dalga bilim kurgunun o havasına, dokusuna, kokusuna yakın bir tavır vardır ve Kubrick'in sinemasıyla Steven Spielberg'in sinemasının da arasında konumlandırılabilecek
bir filmdir. Müthiş bir filmdir.
Puanları yüksek.
Herkes saygıyla karşıladı ama bu yorumların bile ben biraz yetersiz olduğunu düşünüyorum.
başyapıt seviyesinde bir film olduğunu düşünüyorum ben yapay zekanın.
Ondan sonra da azınlık raporu filmini yaptı.
2002 yılında işte Steven Spielberg'in kariyerindeki ikinci kısım entelektüel kitleye saygınlığını kazanma dönemi azınlık raporu filmiyle bitti.
Birçok kişi için bu arada yaptığı filmler Steven Spielberg'in en iyi filmleridir.
Yani tekrar sayayım hangileri?
Şiddetlerin listesi, Amistad, Erayn'ı Kurtarmak, Artificial Intelligence, Yapay Zeka ve Azınlık Raporu bu filmler bir farklı gerçekten.
Bundan sonra Smith-Spielberg'in filmografisinin 3.
dönemi başladı. Ben bu döneme kafasına göre takılma dönemi diyorum arkadaşlar.
Yani azınlık raporunun röportajlarında şöyle laflar söylediğini duyduk Smith-Spielberg'in.
Harry Potter projesi önce Smith-Spielberg'e teklif edilmiş hani çocuklarla falan arası iyi dedik ya.
Nefis bir seri hem işte...
Daha çok gişeyi yönetmeni falan gibi de görülüyor ya biraz böyle Steven Spielberg.
Harry Potter'ı verelim Allah 10 tane film artık bundan Spielberg yapacağını yapsın.
Kabul etmiyor. O da diyor ki bakın bu çok hani kilit bir laf bence Steven Spielberg'in.
Ne yapmak istediğiyle alakalı.
Bu zamana kadar çocuklarımı mutlu ettim.
Bundan sonra babayı yani kendisini kastediyor.
Babayı mutlu etme dönemi.
Bundan sonra ben kafama göre takılacağım.
Canım ne istiyorsa onu yapacağım.
Dönemi başlıyor işte bundan sonra.
Şimdi bence bundan sonraki dönemi Spielberg'in yine kötü filmler yapmadı, yine çok iyi filmler yaptı ama bence film oku ofisindeki en zayıf dönem.
Son 20 sene yaklaşık olarak.
İyi filmler de var, daha basat filmler de var.
Babayı mutlu etme dönemi dedi ya yani o itirafa pek de uymayan filmler de var.
Yani böyle daha bir tutarsız, daha bir böyle iyi bir dönem değil bence yani.
Son 20-25 yıldır bence Steven Spielberg eski gücünde değil gerçekten.
Peki bu dönemin en iyi filmleri hangisi?
Yine de anlayayım en azından. Mesela bu dönemde Münih diye bir film yaptı.
Müthiş. Tişkinlere ve entelektüel kitleye hitap etmeye çalıştığı döneme ait bir film dokusunda Münih gerçekten muhteşem bir politik gerilim.
Onun dışında Lincoln'ı yaptı.
Abraham Lincoln'ın Amerikan siyasi tarihinin en önemli kişiliklerinden bir tanesi.
Eski Amerikan başkanı onun filmini yaptı mesela.
O muhteşemdir. O da böyle entelektüeliteye biraz daha tab eden bir film gibi.
2018'de Ready Player One diye bir film yaptı.
İnanılmaz iyi bir film. Yani kariyerinin ilk dönemine...
daha yakın bir film. Oyun dünyası üzerine bir serüven filmi, müthiş bir bilim kurgu.
Timmy Spielberg tamam yine iyiydi o eski gücü yok dediğin dönemde benim izleyip de oyak be işte eski Timmy Spielberg tekrar geldi dediğim filmlerden bir tanesi.
Müthişti yani. Şimdi bütün filmlerini anmayayım.
Gerçekten çok film var. Yani yaklaşık 35 tane filmi var.
Timmy Spielberg, sen Stanley Kubrick'le şöyle bir karşılaştırayım.
Hani biraz böyle çirkeflik yapayım.
Şimdi Stanley Kubrick için Olağanüstü teknik başarı demiştik ya ki Steven Spielberg de bunu söylüyor.
Yani Kubrick'in teknik gücü, teknik düzeyi ulaşılmaz diyor, inanılmaz diyor.
Evet öyle ama görsellik konusunda, kurgu konusunda açılar, kadrajlar, kamera hareketleri bakın kamera hareketleri deyince Steven Spielberg kadar hareketli kamerayı
iyi kullanan ve hatta burada bir parantez açayım.
Yönetmenliğinden çok oyunculuğuyla hatırlanan ve seven Matthew Kotovic diye bir...
oyuncu ve yönetmen vardır. O da çok değerli bir sinemacıdır gerçekten.
Onun Steven Spielberg ile ilgili nefis bir söylemi var.
Ben kameranın bir karakter gibi kullanılabildiğini Steven Spielberg'de gördüm diyor mesela.
Steven Spielberg için.
Jurassic Park filmiyle CGI dediğimiz Computer Generated Images İngilizce açılımıyla bilgisayarda yaratılmış imajlar ıngusunu sinema tarihine katmış yönetmen Steven Spielberg'dir.
Sinema teknolojilerini Spielberg kadar mükemmel ve avantgard kullanan başka bir yönetmen de herhalde yoktur ya da çok azdır diyeyim.
Mesela Erzaylı Kurtarmak filminin bir 20 dakikalık giriş çekalsı vardır.
Olağanüstüdür. Orada mesela çok eski lensler kullanıyorlar.
O dönemin dokusunu yakalamaya çalışıyor falan.
Bütün filmleriyle ilgili teknik uygulamalarını size anlatmaya başlasam Stanisław Spielberg'in teknik başarıları diye bir program yapmam lazım.
Şimdi en iyi filmleri hangisi?
Bu çok zor bir soru.
Çok zengin bir filmografisi olduğu için özellikle anlamayacağım bütün filmlerini ama şöyle söyleyeyim.
Bana göre Steven Spielberg'in en iyi filmi Şiddet'in listesi.
Şöyle söylemiştim ya Stanley Kubrick için.
Sinema tarihinin işte en bilimsel, en inceleyici yönetmeni falan demiştim ama biraz duygusuz doğru böyle duygusal anlar yaratır ama bizim o duygusal anlara yakından bakmamıza izin vermez.
Gözlemci konumuna sokar falan demiştim ya.
İşte bakınız mesela Şinte'nin listesi filmi.
Tenli Kübrik'in o bilimsel, o inceleyici tavrını, tarzını içeren bir film.
Ama duygusal da olabilen bir film.
Ya olabiliyor demek ki yani.
Hani bizi çok da böyle uzakta falan konumlandırmıyor.
Yani filmin ya da bir kısmını da biraz uzakta konumlandırıyor böyle.
Ama inanılmaz da duygulu yani.
Bazı sekanslarda mesela finalinde öyküsünü anlattığı karakterlerin duygusal dünyasına sokmaktan da çekinmeyen.
Ve çok da duygulu olup bize böyle hüngür hüngür de ağlatabilen bir film mesela şimdi Derin Listesi.
Ondan sonra Yapay Zeka.
Gerçekten Steven Spielberg'in en iyi filmlerinden bir tanesi.
Eraylı Kurtarmak.
Tabii ki yani en muhteşem filmlerinden bir tanesi.
Onun dışında E.T.
E.T. sinema tarihinin en büyük filmlerinden bir tanesidir.
Sinema tarihine dost uzaylı kavramını katmış en önemli filmlerinden bir tanesidir.
Bir başka Steven Spielberg'in...
en iyileri listesine sokabileceğin film.
Çok az kişinin bildiği Empire of Sun, Güneş İmparatorluğu filmi.
İnanılmaz iyi bir film.
Yani neredeyse şintlerin listesi kadar, Erzayn'ı kurtarmak kadar iyi bir film olduğunu düşünüyorum.
O da bir dönem filmidir.
O da tarihsel bir filmdir ve bir savaş dramıdır.
Ve çok ilginç bir biçimde Christine Bailey'in, hani bugünün en önemli oyuncularından bir tanesi değil mi?
Christine Bailey'i çok seviyoruz.
İşte bu filmde...
13 yaşında bir Christian Bale'in oynadığı ve en muhteşem performansını verdiği filmdir belki de Empire of Sark.
Güneş İmparatorluğu filmi arkadaşlar.
Bakınız bunu, bu filmi mutlaka keşfedin.
Jurassic Park'lar, Jaws'lar, Munich'ler falan bir sürü filmi var ama özellikle ben 5 tane film söyleyeceğim size yani.
Steven Spielberg'in en iyi filmleri hangileri?
Şintlerin listesi, Yapay Zeka, Erzrein, E.T.
ve Güneş İmparatorluğu. Bana göre en iyi filmleri bunlar.
Biraz da yerelim değil mi? Şimdi öve öve öve bitiremedik.
Tamam. Kötü filmleri var bence.
Var. Neden? Çünkü hani elindeki projenin en güçlü tarafını öne çıkarıyor dedik ya Simba için.
Yani onu böyle tanımladık. İşte elindeki projelerin bazıları dramatik tarafları çok zayıf.
Bazı projeler hani vıcık dişe filmi bilmiyorum yani peki hangileri?
Bence Dünyalar Savaşı filmi hayli vasat bir film.
Tamam bir işte uzaylar dünyaya geliyor, dünyayı istila ediyorlar.
İnsanlar da onlarla savaşıp onları yeniyor sonunda.
Hani kabaca öykü böyle zaten ama pek bir düşünsel tarafı yok, pek bir dramatik tarafı yok diyor.
Dramatik derinliği bence çok zayıf bir film.
Onun dışında Indiana Jones projesi çok önemli bir projedir ve çok iyi bir filmdir elbette.
Ancak Indiana Jones filmlerinin devam filmleri bence hiç de iyi filmler değil.
Birinci filmin ortaya çıkardığı formülü, o duyguyu, dokuyu hiç de ileri götürmeyip neredeyse...
kopya seviyesinde tekrarlayan filmler olduğu için ben Indiana Jones'un devam bölümlerini hiç de etkileyici ve güçlü bulmamışımdır.
Onun dışında 2011 yılında Tenten projesini yaptı.
Bir animasyon filmdi. Tenten tabii çizgi roman tarihinin önemli karakterlerinden bir tanesi.
Ki ben de çok severim yani. Çok fazla Tenten çizgi romanı okumuşumdur çocukluğumda geçtiğinde.
Yani şu an bile açıp okusam çok keyif alırım.
Çok sevdiğim bir karakterdir.
Ancak Steven Spielberg bence Tenten'i çok sıkıcı, hiçbir şey katmadan sinemayı uyarlamıştır.
Animasyon filmi olarak da bence hani yine yönetmenliği, görseli falan çok başarılıydı ama bilmiyorum çok etkileyici bir film olduğunu düşünmüyorum.
1979 yılında 1941 diye bir film yapmıştı Smith-Bilberk ve bir komedi yapmaya çalıştı.
O ana kadar hiç böyle bir şey yapmamıştı.
Yani ilk komedi girişimiydi Smith-Bilberk'in ve evet başarılı olamadı.
Proje gişede de başarılı olamadı.
Eleştirel anlamda da başarılı olamadı.
Herhalde orada Steven Spielberg anladı ki yok ben hani tamam her şeyi yaparım hani komediye pek de bulaşmayayım demiştir herhalde.
Ve son bir örnek daha vereceğim.
2004 yılında Terminal diye bir film yaptı.
Tom Hanks'in başrolünde oynadığı böyle bir komedi dramı falan gibi bir film yer ve bence hiç de özel bir film değil.
Şimdi bu kadar anlattım ama aslında hala Steven Spielberg'in neden bu kadar büyük bir yönetmen olduğunu ve Sinema tarihine yaptığı katkıyı hala söylemedim.
Hemen hemen hızlıca onu belirtmeye çalışayım.
Steven Spielberg, 80'lerde yaptığı Indiana Jones filmiyle birlikte kişi filmlerinin ve ana akım sinemanın formüllerini yazmış yönetmen.
Bu formül neydi?
15 dakikada bir aksiyon formülüydü.
Filmin talsiyonunun bir yükselip bir alçalması, akış dinamini uygulayan ilk ve en büyük yönetmendi.
Bunu o dönemde onunla birlikte George Lucas da bu formülü uygulamıştı.
Yani aslında bu formülün mucidinin Steven Spielberg'le birlikte George Lucas olduğunu söyleyebiliriz.
Ve bu öyle bir atılımdı, öyle bir yerilikti ki o günden bugüne bütün gişe sineması filmleri, bütün ana akıl filmler formülü uygulamaya çalışan, onu takip
eden sinemacılar bunların hepsi.
Yani diyebiliriz ki Steven Spielberg aslında gişe sinemasının ve ana akım sinemanın formüllerini yenileyen ve kendisinden sonra da bu tip sinema yapmaya niyet eden tüm sinemacıların
kılavuzunu ortaya çıkarmış olan yönetmendir.
Ondan önce böyle bir şey yoktu ve ondan sonra da yapılan her şey onun takipçisi oldu.
Bakınız bu kadar önemli bir yönetmen Steven Spielberg ve bu noktada da şunu söylemek istiyorum.
Şimdi avantgard...
Kelime anlamında tam olarak öncü demek.
Herhangi bir alanda aslında sadece sinemada değil, sanatta, bilimde, çalışma hayatında, tüm düşünce dünyasında avantgard demek, öncü demek.
Öncü olabilmek için de birilerinin sizi takip ediyor olması lazım.
Günümüzde biz avantgard sinema deyince bir sürü yönetmen sayıyoruz.
Henekeler, Trierler, Kubrickler, Tarkovskiler, Antonioni'ler falan filan.
Bunların hepsine avantgard diyoruz biz.
Hiç kimse Stephen Spielberg'e avantgard demiyor.
Neden? Çünkü genel bir kabulle işte sanat sineması yapmıyor, entelektüellere hitap eden bir sinema kalıbı yok, sinema formülü yok, tarzı yok.
Hani daha çok kişi sinemacısı olarak biz onu tanıyoruz ve ne yazık ki ona avantgard demiyoruz değil mi?
Stephen Spielberg'in yaptığı avantgardlık değil de nedir?
Bir şey yaptı ve kendisinden sonra gelen herkes onu takip etti.
Bu avantgardlık değil midir?
Tamam neyi takip ediyorlar?
Gişe sinemasını. Steven Spielberg gişe sinemasında avantgardlık yaptı.
Gişe sinemasını yeniledi.
İster gişe sinemasını yenile ister sanat sinemasını yenile.
Fark etmez. Neticede öncülük yapmadı mı bu adam?
Yaptı. E bu avantgard olduğu gerçeğini ortaya dökmez mi zaten?
Bunu neden hani genel sinema dünyası ya da hani belli bir kesimdeyim en azından kabul etmiyor.
Ben bunu anlayamıyorum.
Bugün... Hangi gişe sinemasına bakarsanız bakın.
Hangisini örnek vereyim ya? Harry Potter'lar, Star Wars'lar, Avatar'lar, bütün Marvel, DC filmleri.
Jurassic Park'lar tabii ki zaten efsaneyi o başlatmıştır ama devam filmleri hala devam ediyor.
Ve çok hasılat yapıyorlar.
Ve bütün animasyon filmler, Frozen'lar falan filan ya hangisi olursa olsun.
Steven Spielberg'in icat ettiği akış formülünü takip eden filmler ve sinemacılardır bundan.
İşte Steven Spielberg'in sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden biri olduğunu tam olarak bununla açıklamamız gerekir ve Steven Spielberg'in de sinema tarihini hediye ettiği en muhteşem şey
budur. Ne dedikten de Kubrick için?
Bilimsel yönetmen, yeri dalga bilim kurguyu ortaya çıkaran yönetmen ve bilim kurguda yepyeni bir alt tür ortaya çıkan yönetmen.
Evet, onun özelliği bu.
Sinema tarihindeki büyüklüğü bu.
Spielberg'in de bu. Hangisi daha büyük?
Bunu size bırakıyorum.
Tehlikeli bir soru sorduğumun farkındayım ama yapacak bir şey yok.
Ben bunu çok düşünüyorum çünkü.
Sizin de bunun üzere birazcık da olsa fikir muhakemesi yapmanız beni gerçekten mutlu eder.
Özetle şöyle söyleyeceğim.
Bağlayalım konuyu. Steven Spielberg birçok açıdan sinema tarihinin en güçlü yönetmenlerinden bir tanesi.
Ve şöyle bir not koymak istiyorum ki bana göre sinemayı seven herkese hitap edebilmiş bir şeyler vardır film operasında.
Mutlaka yani. bambaşka sinema gruplarını, bambaşka türleri, akınları, dönemleri, seven sinema severleri bir çatı altında toplayabilmiş, nadir yönetmenlerden bir tanesi olduğunu
düşünüyorum Stephen Spielberg'in.
Bence bu payeyi de hak eden yönetmenlerden bir tanesidir.
En azından onu biraz daha iyi tanınmanızı sağlamaya çalıştım bu programda.
Umarım başarılı olabilmişimdir.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
