
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta sinematris 100. kez sizlerle buluşuyor. 100. Program dolayısı ile her zamanki akışa kısa bir ara verip sinema üzerine değil sinematris üzerine kısa bir inceleme ve derleme paylaşmaya, bugüne kadar sunduklarımızı özetlemeye ve hatırlatmaya çalıştık. 100 programlık bu maratonda bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler ve keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Gündeme, sinema tarihine, sinema kuramlarına, filmlere, oyunculara, sinemacılara kısa bir ara vereceğiz.
Ve bu hafta sinema sohbetinden bahsedeceğiz.
Biraz Sinematris'tten bahsedeceğiz.
Ve ben biraz da kendimden size bahsedeceğim.
Özel bir program gerçekleştiriyoruz dedim.
Aslında gündem yine yoğun.
Çok güzel filmler var. Anmak istediğim sinemacılar var tabii ki.
Ancak buna rağmen 100 kez bugüne kadar birlikte olmuş olmamıza rağmen anlatmak istediklerimizin sohbet...
etmek istediklerimizin belki de %1'ini bile gerçekleştirememiş olmamıza rağmen yine de sizden kısa bir ara rica ediyorum.
Bundan dolayı da bu özel programda biraz farklı bir sohbet gerçekleştirmek istiyorum.
Öncelikle şunu söyleyelim tabi sinematrist çatısı altında bugüne kadar neler yaptık?
Önce neler yaptık sorusuna şöyle bir cevap vermek istiyorum.
Size tam İlk 92 hafta boyunca tam 92 program sundum.
Yani 92 hafta boyunca kesintisiz program paylaşma şansına ya da ne diyeyim azmine eriştiğim için gayet mutluyum.
92 hafta boyunca hiç ara vermemek, hiç program sektirmemek bu alanda podcast camiasında pek de sık karşılaşılan bir şey değilmiş.
Ben de bunu daha sonra öğrendim aslında.
Ondan dolayı hani Görkem baya robotik bir adam.
Yani o kadar istikrarlı ki...
92 program hiç aksatmaması çok şaşılacak bir şey dendi bana.
Bunu gerçekten çok da farkında değildim.
Ondan dolayı işte hani onu da söyleyeyim 92.
haftada ailemizde ne yazık ki bir kayıp oldu.
Bir vefatımız oldu. Ondan dolayı yapamamıştım ki genellikle yedek programlarım da oluyor aslında.
İşte tatile gittiğimde, bir yere gittiğimde falan.
O programı size sunmaya çalışıyorum ara vermemiş olmak için.
İşte 92 hafta boyunca sürdü demek ki.
O anlamda hani 101.
haftada size 100. programı sunuyorum.
Yine de fena bir performans sayılmaz diye düşünüyorum.
Peki bugüne kadar diyorum neler yaptık ondan bahsedeceğiz.
Bugüne kadar aslında...
Sinematris ilk başladığında ben bayağı daha genel, biraz daha böyle işte hem sinema nedir, sinema sohbeti nedir, sinema tarihi nasıl bir şeydir, sinemayı eleştirmek, konuşmak, üzerine bir şey söylemek nasıl bir şeydir?
Onun üzerine biraz daha genel, çok da spesifik olmayan programlar gerçekleştirmiştim ilk haftalarımızda.
Ondan sonra biraz sinema tavsiyeleri ya da film tavsiyeleri bölümleri yaptık birkaç hafta boyunca.
İşte bilim kurgular, tarihsel filmler, aksiyon filmleri, drama filmleri gibi.
Biraz geçmişten gelen önemli filmleri, önemli yönetmenleri, önemli oyuncuları hatırlatacağımız önemli türleri, alt türleri günümüze de kalan izlerini bırakan filmleri de biraz konu etmeye çalışmıştık.
Hani hafif sinematrist böyle kendi içinde bir giriş ve kabaca bir tarih, kabaca bir tavsiye listesi böyle bir filtre oluşturmaya çalıştı ilk haftalarda.
Ondan sonra önemli oyuncuları, önemli yönetmenleri, akımları, önemli alt türleri biraz daha günümüze doğru...
Doğru taşımaya çalıştık işte aksiyonun önemli yıldızları çok önemli bilim kurgu yönetmenleri işte günümüzün en önemli yönetmenleri sohbetlerine gelmeye başladığımızda ise artık daha fazla günümüz sinemasından
bahsetmek biraz daha mümkün oldu daha rahat oldu daha kolay oldu daha güzel oldu ki artık geçmiş programlarımıza da bol bol referans verebiliyoruz.
Referans verme olanağına erişmiş olduk bu şekilde.
Belli bir aşamaya geldikten sonra da aslında hani daha çok gündemi tutmaya çalıştık.
Gündemdeki en fazla konuşulan filmleri, sinemacıları, akımları, eğilimleri, günümüz sinemasının temel vasıflarını, temel özelliklerini de bu sohbetlerde sizinle konuşmaya
çalıştık. Şimdi tabi arada Oscar'larımız oldu, farklı ödüllerimiz oldu, ölümler oldu ya da yeni kazanımlar oldu sinema dünyasında.
Bazı tartışmalı durumlar oldu işte Johnny Depp Amber Heard davası gibi falan.
Oscar adayları oldu, yılın en çok sevilen ya da işte en fazla eleştirilen filmleri oldu.
Böyle hani son bir yılın ya da son bir ayın ya da belli ödül törenlerinin falan özetlerini yapmaya çalıştık.
Hani gündemi sadece o haftayla sınırlı tutmamak için yakın dönemin önemli sinemasal olaylarını.
Konu edinebilmek için o tip programlar da yaptık.
Hani bugüne kadar şu yaptığımız 100 programda çok da fena olmayan bir arşiv oluşturduğumuz kanısındayım.
Ondan dolayı Sinematris aynı hızla, aynı şekilde, aynı enerjiyle tabii bundan sonra da devam edecek diyorum.
Biraz dediğim gibi sinematiksten bahsedeceğim dedim ama biraz da kendimden bahsetmek istiyorum.
Şöyle bir durum var ki şimdi genellikle podcast yapan özellikle sinema podcastı yapan başka örnek bazı kanalları ya da bazı konuşmacıları dinlediğimde şöyle bir yapı görüyorum ki çoğunluğu zaten
şöyle söyleyeyim birden çok konuşmacının bir arada olduğu programlar bunlar.
Hani birçok sinema konuşmacısı diyeyim işte eleştirmen ya da sinemayla ilgilenen sinema sever birçok kişi.
İşte bir masanın çevresinde toplanıyorlar mikrofonları açıp sinema sohbeti yapıyorlar ki zaten podcastler bildiğiniz gibi genellikle zaten bir şeyler yapılırken dinlenen şeyler olduğu için hani hiç kimse tabii dünyadan soyutlanıp
da oturup bir podcast dinleyeyim demiyor çoğunlukla zaten YouTube'da da böyle bir yapı var biliyorsunuz.
Hani yan sekmede o akıyor bir yandan oradan sohbet geliyor biz bir yandan işte internette geziniyoruz veya yapacağımızı yapıyoruz falan.
Ben çok aslında böyle bir yapı da oluşturmamaya çalıştım ki başka birçok podcast programında montaj yok.
Yani kurgu yapılmıyor. En azından program çoğunlukla...
Kesilmiyor. Ne kadar akıcı oluyor ne kadar olmuyor.
İnsanlar daha rahat böyle diyorum gündelik sohbet gibi bir yapı sunuyorlar dinleyicilere.
Bense programımı tabi ki bugüne kadar mutlaka fark etmişsinizdir ki mümkün olduğunca kesmeye çalışıyorum, kısaltmaya çalışıyorum.
Daha akıcı bir sohbet sunmaya çalışıyorum size.
Hani çoğu zaman aslında buna gerek olmuyor.
Yeterince akıcı bir sohbet gerçekleştiriyorum diye tahmin ediyorum.
Ancak yine de kesiyorum.
Biraz daha azaltmaya çalışıyorum.
Ondan dolayı hani çünkü dediğim gibi tek başıma konuşuyorum hani karşılıklı bir sohbet durumu bir enerji durumu ortaya çıkmadığı için tek başıma size bir sohbet sunmak durumunda olduğum için.
Ondan dolayı daha kısa programlar sunmaya ve daha akıcı programlar sunmaya çalışıyorum.
Umarım bu konuda da başarılı oluyorumdur.
Ve genellikle bilgiye odaklı ve anlatacaklarıma odaklı bir yapı sunmak istiyorum.
Aslında Spotify'ın en sevmediğim taraflarından bir tanesi, konuşmacıların dinleyicilerle çok da direkt etkileşime giremediği, direkt olarak geri dönüş alamadığı bir ortam
burası. YouTube gibi, Instagram gibi ya da farklı platformlar gibi altına yorum yazamıyorsunuz, fikirlerinizi söyleyemiyorsunuz.
Ben de dinleyicilerden, sizlerden...
Hani bir anlamda şöyle bir enerji alıyorum.
Sen konuş abi biz dinliyoruz.
Hani işte seven, uygun gören, ilgi duyan dinliyor.
Duymayan ya da çok da kendini uygun görmeyen, başarılı bulmayan dinleyiciler de tabii ki hani dinleyip belki de beğenmeyip bırakıyorlar bir daha dinlemiyorlar.
İşte o kişilerin ben fikirlerini hiçbir şekilde alamıyorum.
Hani benim programımda eğer hani itici bir taraf varsa ya da çok hoşa gitmeyen bir durum varsa bununla ilgili bir geri dönüş alamıyorum.
Ondan dolayı ben daha çok hani çok yoğun Twitter kullanan bir insanım.
Instagram'da kullanıyorum ama Twitter'da daha aktifim.
Daha önce arkadaşlar lütfen Görkem Öge adından lütfen Twitter'dan benimle bağlantıya geçin.
Programla ilgili herhangi bir talebiniz varsa herhangi bir tavsiyeniz yorumunuz varsa lütfen bana iletin diye ricada bulunmuştum.
Ancak çok fazla geri dönüş gelmedik.
Bunu bir tepki olarak görmüyorum.
Dediğim gibi aksine hani sen konuş görkem işte tamam biz senin sunduğundan memnunuz bu şekilde yapmaya devam et gibi bir anlam çıkardım.
Bilmiyorum ne kadar doğru ya da yanlıştır.
Ancak izninizle tekrar buradan aynı ricayı tekrarlıyorum.
Lütfen programla ilgili geri dönüşlerinizi fikirlerinizi yorumlarınızı bana iletin.
beni çalışmanızı rica ediyorum.
Çok mutlu olurum bundan. İyi ya da kötü tabii ki.
Hani eleştireceğiniz şeyler de olabilir.
Tavsiye edeceğiniz şeyler de olabilir.
Ya da belki bazı beklentileriniz ya da istediğiniz bazı şeyler vardır.
Lütfen bunları iletin bana.
Ben de ona göre mümkün olduğunca programı güncellemeye, yenilemeye çalışayım.
Son olarak da şöyle bir noktadan bahsetmek istiyorum.
Şimdi sinema konuşmak, sinema yazarı olmak, sinema konuşmacısı olmak, sinemayı incelemek bir anlamda aslında ne yazık ki insanların sinema zevklerine ve özellikle de beğenilerine
hitap etmek ve bir anlamda sinemayı ve filmleri eleştirmek kadar, sinemacıları eleştirmek kadar insanların beğenilerini eleştirmek anlamına geliyor arkadaşlar.
Bu çok riskli bir şey, sıkıntılı bir şey aslına bakarsanız.
Ben programımda çoğunlukla bunu da yapmamaya çalıştım ki...
Hani farklı beğeniler olabilir elbette farklı şeyleri insanlar sever ki hani böyle bir ortamda insanların beğenileri, beklentileri hani sadece sinemaya ulaşma kanalları bile yolları bile çok büyük çeşitlilik
arz ederken artık hani farklı zevklerden, farklı yaklaşımlardan, beklentilerden bahsetmemek mümkün değil.
Ve ben sinematriste genel olarak beğenileri eleştirmekten daha çok...
Bilgi vermeye çalıştım. Arada elbette daha iyi daha kötü bu çok süper bu çok pek de iyi değil gibi yorumlar yapıyor olsam da hani hiç kimsenin tabii ki sizlerin de beğenilerinizi eleştirmemeye çalıştım.
Ancak hani bu tip programlarda özellikle de YouTube'da sevilse ya da sevilmese hani eleştirilse ya da eleştirilmese ve hatta diyebilirim ki linç edilse bile daha çok insanların
beğenilerine hitap eden kişiler Aslında diyorum ben bundan biraz rahatsız oluyorum ama ne yazık ki çok daha fazla dinleniyor, çok daha fazla seviliyor.
Hani filmlere, beğenilere, sinemacılara neredeyse küfreden, kıran geçiren insanlar çok daha yüksek duygularla böyle sohbetlerini icra eden kişilerin daha fazla iyi duyulduğunu görüyorum yani.
Baktığımda böyle bir perspektif görüyorum.
Dediğim gibi ben bunu hiçbir zaman yapmadım.
Çok da yapmaktan hoşlanmıyorum aslında ki.
Hani programımı bilen, daha yakın ilişkide olduğum insanlar da bana bunu birçok kez söylediler.
Yani çok hani yumuşak konuşuyorsun.
Sen bir şeye kötü dememeye bile çalışıyorsun.
Hani bu hiç doğru bir şey değil görken.
Ver yansın vur gitsin.
Hani küfret bağır çağır linç et hani ne diyorsan de.
Seni seven insanlar zaten senin söylemlerinden hani sana katılsalar da katılmasalar da senin söylemlerinden rahatsız olmayacaklardır.
Seninle hemfikir olmayan insanlar da seni dinlemeye devam edeceklerdir diye tavsiyelerde bulundular bana.
İnanın ben bunu yapmaktan hani çekiniyorum biraz yani zorlanıyorum.
Bunu yapmak çok da istemiyorum.
Hani ne diyorum ne kadar iyi yapıyorum ne kadar kötü yapıyorum ne kadar doğru ya da yanlış bir yaklaşım sergiliyorum bunu gerçekten bilmiyorum.
Çok da düşünmemeye çalışıyorum ancak genel olarak biraz hani çağın gerisinde kalmış olsam da diyeyim hani herhalde belki o anlama geliyordur diye tahmin ediyorum.
Ben çok hoyrat olmamaya çalışıyorum.
Dediğim gibi özellikle de sinema severlerin ve dinleyicilerimizin beğenilerini çok da eleştirmemeye çalışıyorum.
Ben kendi fikrimi sunmaya ve fikir sunmaktan çok ya da eleştiri sunmaktan çok Bilgi paylaşmaya ve en azından bildiklerimi size sunmaya çalışıyorum.
Diyorum belki de bu günümüz için bu tip bir program yapan bir sinema konuşmacısı için ya da bir podcast programı için belki de çok doğru bir strateji değildir bilmiyorum ancak en azından bu şekilde
davranmaya ya da bu şekilde bir tavır sunmaya devam etmeye çalışacağım.
Buna da hani katılmıyorsanız benim bu fikrime ya Görkem rahat ol vur gitsin istediğiniz öyle sıkıntı yok diyorsanız da dediğim gibi lütfen bana geri dönüş yapın.
Sizden çok küçük bir ricam bu programın hatırına lütfen bana geri dönüş yapmanızı istiyorum ve rica ediyorum.
Evet yüzüncü kez size seslendim.
Biraz sinema konuşmaktan, biraz kendimden, biraz sinematristen ve biraz da...
Aslında hani günümüz podcast ve YouTube hani işte dinleyicileri, izleyicileri hitap etme dinamiklerinden bahsetmeye çalıştım.
Önümüzdeki hafta hani bu hafta dediğim gibi sinemaya, sinemacılara işte filmlere ara vermiş olduk.
Ancak önümüzdeki hafta aynı hızla, aynı enerjiyle sinema konuşmaya devam edeceğiz.
100. programımız kutlu olsun diyorum.
Size 100. kez hitap etme olanağına eriştiğim için gayet mutluyum.
Umarım siz de Sinematris'i ve beni dinlemekten mutlusunuzdur diye umuyorum ve tahmin ediyorum.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Bir podcast
fikriniz var ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
