
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, son yılların hakim gişe eğilimi olan sinematik evrenleri ve unutulmaz örneklerini anmaya çalıştık. Keyifli dinlemeler...
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar, Sinematriz'e hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda sinematik evrenleri konuşacağız.
Sinematik evren kavramı nedir, ne değildir?
Tarihte nasıl sinematik evrenler vardı?
Biraz da onlardan bahsedeceğiz.
Çok neşeli bir konu, çok eğlenceli bir konu bence sinematik evren konusu.
Çünkü zaten günümüz gişe sinemasına tamamen hakim olgulardan bir tanesi sinematik evren konusu.
Nedir sinematik evren?
Kapaca bir onu söyleyelim, kapaca bir açıklayalım.
Sinematik evren içerisinde birden çok filmin...
Bu filmlerin birbirleriyle bazı ortaklıklar içerdiği ve genel olarak da bizim yaşadığımız bildiğimiz dünyanın ve evrenin kurallarının pek de geçerli olmadığı biraz kendine has kurallar ve esaslar
barındıran evrenlere ve bu evrenlerin içerisinde süre giden filmlerin oluşturduğu yapıya sinematik evren deniyor.
Şimdi birçok film türü hani günümüz dünyası ile bizim yaşadığımız dünyayla hemen hemen aynıdır ya da paralellikler içerir diyelim.
Bu tip filmlerin bir sinematik evren oluşturmasına pek gerek yok.
Çünkü zaten bizim evrenimiz oluyor o evren, o filmin süre gittiği evren.
Biraz farklılık olması lazım, biraz daha ilginç şeyler olması lazım.
Bizim günlük hayatta görmediğimiz, kendi dünyamızda, kendi evrenimizde karşılaşmadığımız şeyler olması lazım ki ona ayrı bir evren olarak bakabilelim, ayrı bir evren muamelesi yapabilelim.
Peki bu kavram nerede ortaya çıktı?
Nasıl ortaya çıktı? Aslında birçok sinema sever sinematik evren kavramını muhtemelen Marvel sinematik evreniyle duydu.
Çok sayıda süper kahraman var burada.
Normal faniler de var.
Bizim gibi normal insanlar da var ama o evrenin kuralları, kanunları biraz farklı.
Ve 2008 yılındaki Iron Man ile ya da aynı yıl Incredible Hulk da o yılda yanlış hatırlamıyorsam çekilmişti ve vizyona girmişti.
Biz yine Iron Man diyelim. En çok bilinen, sevilen film o ya.
aralarında ya da öyle mi diyebiliriz herhalde en çok sevilenlerden bir tanesi diyelim.
Robert Downey Jr. sayesinde oldu herhalde biraz da bu.
Iron Man ile başlayan Marvel'ın sinema macerası bugüne kadar sanırım 22 filmdi yanlış hatırlamıyorsam.
Diziler de var aynı zamanda da.
22 filmden oluşan devasa bir seriye dönüştü.
Aslında tam olarak da seri değil.
Çünkü öyküler birbirinin tam olarak devamı değil.
İşte Cinematic Universe dediğimiz kavramın en önemli vasıflarından, kıstaslarından bir tanesi de bu.
Cinematic Universe'un içerisinde süre giden filmler...
Tam olarak birbirinin devamı değil aslında.
Tam olarak ardışık değiller.
Öncesi olabiliyor, sonrası olabiliyor, arası olabiliyor.
Bir filmin içerisinde geçen bir sahneye başka bir yerde, başka bir filme kaynaklık edebiliyor gibi çeşitli bağlantılar var.
Ama neticede ortaklık ne?
Ortaklık o evremin kuralları, o evrenin genel esasları ve kanunları ve dediğim gibi onlar bizim evrenimizde farklılıklar içeriyor.
Şimdi Marvel'a daha çok duyuldu dedik ama ondan önce aslında birçok sinematik evren var.
Sinema tarihinde sinematik evreni bizim bugün andığımız anlamda baya böyle bir evren veya bir dünya, kendi başına bir dünya, kendine ait kuralları olan bir dünya oluşturacak şekilde ortaya çıkaran proje ise
Star Wars arkadaşlar.
Star Wars tam bir evren yani tam böyle universe, tam bir evren yani her anlamda kelimenin tam anlamıyla evren.
Bakarsak Star Wars... Devasa bir galaktik imparatorluktan bahsediyor.
Orada binlerce yıldız, binlerce sistem, binlerce gezegen, binlerce medeniyet var.
Ve onların hepsi Star Wars evreninin içerisinde aslında aynı kurallarla, aynı gelişmişlikle, benzer bilim kurgusal seviyeyle, bilimsel teknolojik seviyeyle yaşamlarını sürdürüyorlar.
Ve Star Wars evreninin 12, 12'ymiş pardon ben yanlış hatırlıyorum herhalde 11 sanıyordum da.
12 tane uzun metraj filmi oldu hatırladığım kadarıyla.
Arada tabii daha küçük projeler de var.
Televizyon projeleri falan da var.
Romanları da var. Çizgi romanları da var ama Star Wars neticede tam bir sinematik evren.
Kendi içerisinde bazı kurallar dedik.
Bu kuralların olabilmesi için dediğim gibi bizim dünyamızdan farklı kuralların esasların orada geçerli olması gerekiyor ki bu da ortaya sinematik evrenlerin ya bilim kurgu ya fantezi.
Fantastik filmler olması gerekliliğini ortaya çıkarıyor.
Star Wars ile tam olarak kuralları yazılan bir şey bu ama Star Wars'dan önce de yok değil arkadaşlar ama Star Wars'dan öncekilere böyle sinematik evren denebilir mi?
O konuda biraz şüpheliyim ama onlar biraz filmlerin...
Yapan şirketlerin ticari hamleleri aslında.
1930'lu 40'lu yıllarda mesela Dracula ya da zombiler böyle korku filmi ögeleri ya da Frankenstein gibi korkutucu canavarlar, korkutucu tiplemeler böyle çok popülerdi, seviliyordu.
Günümüzde bile arada bir filmleri yapılıyor.
Gişe sineması esaslarına göre, gişe sineması gerekliliklerine göre hareket eden bir şirket diyor ki ya işte biz bir tane Dracula filmi yaptık.
Sevildi, tuttu, güzel. Bir tane de işte ne yaptık?
İşte Frankenstein filmi yaptık.
Güzel hadi bir dahaki filmde bunları ikisini karşı karşıya getirelim.
Şimdi bu ticari bir hamle genelde de tarihte başarılı olmuş bir şey.
Ama aslında günümüzdeki sinematik evren kavramıyla bu tam olarak uymuyor.
Çünkü iki ayrı filmdeki karakteri bir şirket yapıyor diye aslında ikisi aynı evrenin üyesi ya da bireyi olduğu anlamına gelmiyor.
Şirketler biraz bunu uyduruyorlar böyle.
Ama günümüzde dediğim gibi özellikle Star Wars'tan sonra bu iş iyice ayyuka bindi.
Çok güçlü, çok çalışılmış, çok özenli sinematik evrenler karşımıza geldi.
Bunun en kralı gerçekten ona bizim için en azından adını veren Marvel sinematik evreniydi.
Onun dışında hangilerini sayabiliriz?
Mesela bence en değerli, en güçlü sinematik evrenlerden bir tanesi Hani onun için bu ismin söylendiğini pek duymadım ama bana göre rahat rahat bir sinematik evren teşkil ediyor.
Matrix serisi arkadaşlar.
Matrix başlı başına bir dünya oluşturdu.
İşte dünyada kıyamet kopmuş.
Makineler insanları ele geçirmiş.
Onları bir pil gibi böyle sömürüyor.
Onların enerjisini sömürüyor ve orada da bambaşka kurallar geçerli.
Bambaşka teknolojik seviyeye geçerli.
İnsanların bambaşka dertleri var.
Makinelerle insanlar savaşıyor.
İnsanlar yerin altına inmiş.
Zayan diye. Tek büyük devasa bir şehirde toplanıp silahlanıp kuşanıp böyle hop koştura koştura makinelere saldırıyoruz.
Dövüşüyoruz onlarla. Dünyamızı tekrar ele geçirmeye çalışıyoruz.
İşte bu bambaşka bir evren yani günümüzden ne kadar farklı ne kadar da ilginç ve değişik.
Onun dışında bence kendi iç dünyasını kendi evrenini en güçlü biçimde oluşturma sinematik evrenlerden bir tanesi de yine o film için o seri için böyle bir şey söylendiğini duymadım ama Harry Potter arkadaşlar.
Harry Potter harika bir evren bence.
Nefis bir evren bence. Çok eğlenceli, çok keyifli.
Az önce dedim ya hani o evrenin kuralları bizden biraz farklı olmalı ki oraya ayrı bir evren diyelim.
İşte Harry Potter'ın o büyülü evreni.
Tam olarak büyü dediğimiz, magic dediğimiz İngilizce'deki esasların büyücülerin olduğu, cadıların olduğu, büyülerin öğretildiği, bunların eğitimlerinin alındığı ve büyü gibi bir gücün insanlığın
ya da orada ne deniyordu?
Muggle deniyordu. İnsanların ya da büyücülerin iyiliğine ya da kötülüğüne kullanılması gibi çok da böyle temel aslında günümüz dünyası için de gayet geçerli ve güçlü olan esasların ya da ahlaki
çatışmaların tarafların karanlık.
taraf, aydınlık taraf yine Star Wars gibi ya da Matrix'te de aynı şey var.
Evet bu filmler biraz birbirine benziyor.
Ondan da bahsetmeye çalışacağım. Kendine ait kuralları olan bir dünyaydı Harry Potter.
Büyülü bir dünyaydı. Orada herkes büyü yapıyor.
Büyü yapabiliyor. Büyü yapılabilen bir dünya orası.
Büyülerle hayatın devam ettiği, rakiplerin, düşmanların birbiriyle, büyü gücüyle savaştığı bambaşka bir dünya işte.
Tam bir evren yani. Kendine ait bir evren.
Ne kadar güzel değil mi? Ne kadar eğlenceli.
Harry Potter öyle bir dünya. Tabii fantazi deyince, fantastik dünya deyince umarım beni linç etmezsiniz.
Lord of the Rings'den önce Harry Potter'ı anmak biraz riskli bir girişimdi benim için ama o yıllarda Harry Potter'la Lord of the Rings hep karşılaştırıldı böyle.
Değil mi? Hani ikisi de fantastik sinemanın, fantazi türünün önemli örneklerindendi.
Bayağı çalışılmış, özenli filmlerdi.
Ama genellikle benim okuduğum, gördüğüm kadarıyla hani Yüzüklerin Efendisi biraz daha öndeydi aslında Harry Potter'a göre.
İkisi de çok sevildi, kişi de çok başarılı oldu.
Hayranları çok sayıda ikisinin de.
Tabi Lord of the Rings, Harry Potter, ikisi de roman ayarlaması ama çok daha eski bir...
Roman tabi Lord of the Rings biliyorsunuz Tolkien'in daha eski olduğu için daha köklü daha çok hayranı vardır mutlaka ama Harry Potter ile bir karşılaştırılmıştı ve çoğunluk Lord of the Rings'i daha değerli daha güçlü bulsa da iki sinematik
evrene duyulan sevgi de gerçekten çok yüksek seviyedeydi.
Lord of the Rings de tam olarak o da bir evren yani başlı başına bir evren böyle kendi orta dünya değil mi Middle Earth kendine ait ülkeleri olan bölgeleri olan kültürleri olan dilleri olan
Farklı ırkları olan bambaşka bir evren, bambaşka bir dünya.
Orada da büyü var, orada da savaş var, orada da intikam var.
Orada da aşk, sevgi, dostluk, ayrılık, ölüm, günümüz dünyasına ait önemli olguların hemen hemen hepsi var.
Ama kurallar tabii farklı.
Yine çünkü kendine ait bir evren orası.
Onun dışında sinematik evrenlere hangisine örnek verebiliriz?
Tabii hemen Marvel'in rakibi olan DC evreninden bahsedebiliriz.
DC evreni ile Marvel evreni arasında bazı farklar var arkadaşlar aslında.
Bunun için eski programlarımızda bundan kısmen bahsetmiştik.
Yine de anlatabiliriz ama çok uzatmayayım.
Onun üzerine konuşmuştuk zaten. Çok temel bir farklılıktan bahsedeyim.
Marvel sinematik evreni aslında coğrafya olarak ya da yani gezegen olarak dünyada geçiyor.
Ve bildiğimiz şehirlerde geçiyor.
Yani New York'ta geçiyor, Washington'da geçiyor, Los Angeles'ta geçiyor.
Bildiğimiz Amerika kentleri böyle.
Ama yine süper kahraman öyküsü.
Tabii yine fantastik. Yine bilim kurgusal ögeler var.
Uçanlar kaçanlar var yine Marvel evreninde.
Tabii olay biraz daha büyüdü.
Memleketi Asgard işin içerisine girdi mesela bambaşka bir evrenden, bambaşka bir galaksiden diyelim ya da bambaşka bir gezegenden gelen bir uzaylı olan Thor işin içerisine girdi.
Ya da Guardians of Galaxy var tabii ki.
Yani galaksinin koruyucuları tam galaksi savaşçıları, galaksi serüvencileri.
Onlar da tabii başka sistemlerden, gezegenlerden işin içerisine girdiler ama neticede hepsi dünyada buluştular bir anlamda.
Ya da farklı gezegenlerde buluşmuş olsalar da yine bizim bildiğimiz dünyadan da çıkan kahramanlar.
ile birlikte bir ekip olup Thanos'a karşı savaştılar diyelim.
Yine dünya işinin içerisinde bildiğimiz dünya şehirleri, dünya coğrafyası işinin içerisinde.
Ancak DC evrende durum biraz daha farklı.
Bildiğimiz kadarıyla yine dünyanın üzerine geçiyor ama çoğu DC filmi dünyada var olmayan şehirlerde geçiyor.
İlginç olan o, farklı olan o.
Mesela Batman'in şehri nedir?
Gotham City. Dünyada Gotham City'ye bir yer elbette yok.
Tabii Türk Hava Yolları'nın Batman'in reklamını yapmasıyla Gotham City'ye bilet almaya çalışan Türk vatandaşlarının varlığını bilmiyorum.
Duymuş muydunuz? Hatırlıyor musunuz?
Gerçekten öyle bir şey olmuştu ve Türk Hava Yolları öyle bir şehir yok.
Bu fantastik bir şehirdir diye bir açıklama yapmıştı yanlış hatırlamıyorsam.
Yani Gotham'a hemen adını duyup bilet almak isteyen vatandaşlarımız olmuş herhalde.
Bilmiyorum yani şaka mıdır, gerçek midir bu?
Ben hani bayağı tabii çoğumuz gülmüştük o zaman bunu duyduğumuzda da gerçek olabilecek kadar da çılgınca belki de.
Neyse bu konuyu geçiyorum. Süpermen'in şehri de Metropolis'ti arkadaşlar.
O da hani dünya üzerine Metropolis diye bir şehir yok ama.
Bildiğimiz dünyanın hani atıyorum New York olabilir orası veya işte Los Angeles, San Francisco olabilir.
Herhangi büyük bir Amerikan kenti olabilir.
Yani DC'nin evreni dünyada geçer ama dünyada var olmayan şehirlerin sakinleridir.
DC evreni sakinleri.
Ama Marvel'de dediğim gibi bildiğimiz şehirlerde yine süper kahraman kurallarıyla işler yürür sürer gider.
Şimdi söz konusu evrenlere baktığımızda.
Bazı ortaklıklar barındırıyor dedik ya.
Mesela işte Harry Potter evreninde büyü var.
Lord of the Rings evreninde büyüler var.
Baya büyü yapıyor insanlar. Sihirli yüzükler var, sihirli kılıçlar var, sihirli giysiler var mesela.
Süper kahraman öykülerinde ne?
Tabii süper güçlere sahip kahramanlar var.
Yani işte duvarların içerisinden geçebilen, uçabilen, suyun altında nefes alabilen ya da çok sayıda kahraman var.
Bir sürü. Tabii bu arada bir tanesinden bahsetmeyi unutuyordum.
Marvel deyince hep Avengers aklımıza geliyor.
Yani Marvel'in içerisinde iki tane evren var aslında.
Birbiriyle direkt bağlantısı olmayan.
Hani Marvel sinematik evreni deyince aklımıza işte Iron Man, Thor, Kaptan Amerika, Hulk gibi karakterlerin bulunduğu Avengers evreni dememiz lazım aslında ona.
Avengers karakterlerinin bulunduğu evren orada.
Ama Marvel'in bir evreni daha var.
Hangisi? X-Men evreni.
X-Men evreniyle daha önce Marvel'in yapımcıları CEO'su açıklama yapmıştı.
Hani Marvel'in Avengers evreniyle X-Men evreni hiçbir zaman bir arada olmayacak demişti.
Onun için o karakterlerin bir arada bulunduğu bir film bugüne kadar hiç görmedik ve bunun üzerine bir şey yapmayacaklar bildiğimiz kadarıyla.
Ancak ilginç biçimde Marvel evreninin X-Men kısmı diyelim.
X-Men evreni içerisinde bir tane daha karakter kattılar.
Çok sevimli oldu. Hangisi?
Deadpool. Deadpool filmi yapıldığında Ryan Reynolds açıklama yapmıştı o zaman.
İşte Marvel evreni içerisinde geçiyor.
İlk Deadpool filmi yapıldı. İşte bu Deadpool karakteri diğer Avengers karakterleriyle bir arada olacak mı?
Onların atıyorum işte Avengers'a katılacak mı gibilerinden.
O zaman denmişti ki hayır Deadpool Avengers evreminin değil X-Men evreninin bir parçası olacak dendi.
Hani bir çeşit mutant gibi farklı özelliklere sahip.
Orada gerçi evrim geçirmiyordu.
Mutantlar evrim geçirerek farklı özelliklere sahip oluyordu ama Deadpool biliyorsunuz bir bilimsel çok da onun gönüllü olmadığı bir halde.
ona uygulanan bazı teknolojik dayatmalarla diyelim bir nevi mutanta dönüşmüştü.
Sıra dışı özellikler kazanmıştı.
Deadpool X-Men evreninin bir parçası.
Yani Marvel'ın iki ayrı evreni var.
Ama aslında bunların da kuralları birbiriyle çok farklı değil.
Aynı değil. Evet farklılıkla var ama çok da farklı değil.
Neticede bunlar her şekilde süper kahraman filmleri.
Sıra dışı dünyalar resmediyorlar.
Star Wars'tan önce dediğim gibi stüdyoların sineması yapma esaslarıyla birbirinden farklı karakterleri bir araya getirmesi söz konusuydu arkadaşlar.
Aslında en başında yani bunlar bir sinematik evren teşkil etsin diye ortaya çıkmış filmlerdi.
Filmler değillerdi Star Wars öncekiler.
Bunun ancak yakın zamanda bir iki tane ilginç de örneği var.
Hangisi biliyor musunuz? Alien evreniyle Predator evreninin bir araya getirilmesi.
Şimdi Alien filmi Ridley Scott'ın 1979 yılında yaptığı bir bilim kurgu korkuydu.
Sinema tarihi açısından çok önemli bir film.
Çok değerli bir film. Başyapıt seviyesinde bir film.
Daha sonra devam filmleri de yapıldı.
İkincisini James Cameron yaptı.
Muhteşem bir film. Aliens.
Orada biraz daha işin içerisine aksiyon girdi falan.
Şimdi ikincisi yapılınca...
Hafif böyle bir kendi çapında bir evrenimsi bir şey oluşmaya başladı.
Bir kendi kuralları olan hani işte gelecekte geçiyor biz başka gezegenlere gidip koloniler kurabiliyoruz ya da oradan işte değerli madenleri dünyaya getirebiliyoruz falan.
Bir kendince kuralları oluşan bir evren ortaya çıktı gibi oldu.
En başta bunun planlandığına dair hiçbir şey okumadım bir yerde zannetmiyorum.
Daha sonra John McTiernan adında çok değerli bir 90'ların 80'lerin önemli aksiyon yönetmenlerinin bir tanesinin yaptığı Predator projesi vardı.
Arnold Schwarzenegger oynamıştı onda.
Orada da bir işgalci ve savaşçı bir uzaylı ırkın bireyi dünyaya geliyordu.
Bizim Arnold Schwarzenegger bir askeri bir ekibi vardı.
Bir yere birini kurtarmaya gidiyorlar falan.
Ormanda bilinmez bir düşmanla karşı karşıya geliyorlar.
Şimdi o da bir uzaylı. Şimdi bu durumda madem biz uzaya gidiyoruz.
Alien evreni için söylüyorum.
Uzaya gidiyoruz. Orada bilinmez çok ürkütücü bir uzaylı yaratıkla karşılaşıyoruz.
Yakın zamanda başka bir filmde de uzaydan daha bir bilinçli, askerimsi böyle bir savaşçı bir karakter dünyaya geliyor.
Bunların ikisini birleştirdi şirket ancak az önce söylediğim gibi bu işte sinematik evren oluşturmuyor her zaman aynı şirketin filmini yaptığı iki karakteri bir araya getirmek.
Alien ve Predator projesi ne yazık ki çok kötü bir film oldu.
Hatta iki tane, üç tane yapıldı yanlış hatırlamıyorsam.
Belki benim duymadığım başka devam filmleri de yapılmıştır ama.
Onlar mesela bir evren teşkil edemediler.
Çünkü sadece iki ayrı karakteri bir araya getirmekle bir evren olmaz yani.
Ne kral evrenler var şu an değil mi?
İzliyoruz örneklerini.
Bu sinematik evrenlerin ortaya çıkıp gişeye de bu kadar hakim olmasının...
Arkasında arkadaşlar şöyle biraz şeyle de alakalı aslında sinemanın entelektüel tarafıyla da kısmen alakalı bir tarafı var bunun.
Şimdi neticede sinemayla biz eğitiliyoruz, sinemayla eğleniyoruz, sinemayla zaman geçiriyoruz, bir şeyler öğreniyoruz ya da öğrendiklerimizi...
Aslında sinemada deneyimliyoruz bir anlamda da.
Giderek de sinemada meklentimiz artıyor değil mi?
Daha güçlü, daha neşeli, daha eğlenceli, daha sürükleyici, daha sarsıcı, daha böyle her açıdan fazlasını istiyor oluyoruz biz sinemadan.
Ve artık tek filmde ortaya çıkan heyecanlar, duygular, aksiyonlar, maceralar ya da fantezi ve bilim kurgu gibi fanteziler diyeyim.
Bizi pek de ikna etmeye yaklaşamıyorlar aslına bakarsanız.
Çünkü bir film karşımıza geldiğinde önce kendi dünyasını bize bir tanıtması lazım değil mi?
Karakterini tanıtacak, iki iyi tarafı tanıtacak, kötü tarafı tanıtacak, ortamı tanıtacak, dünyayı tanıtacak.
Ya atıyorum iki saat, iki buçuk saat, hadi en kralı, en büyüğü böyle üç saat olsa bir filmin işte yarım saatini, süresinin işte dörtte birini, beşte birini falan bize kendisini tanıtmakla geçirecek ve filmin
süresi uzayacak, uzuyor yani bir şekilde.
Ama ne kadar güzel olur değil mi?
Biz zaten tanıdığımız bir evrende bambaşka bir macerayız desek.
İşte Cinematic Universe dediğimiz kavramın esas ortaya çıkış dinamiği bu.
Ve bu da biraz neye benziyor biliyor musunuz arkadaşlar?
Aslında TV dizisi olayına benziyor.
Televizyon dizilerinde bir dünya vardır, bir ortam vardır, bir karakter vardır, karakterler vardır.
İyi kötü karakterler, yan karakterler vs.
Bir dizi gösterime girer, kendisini tanıtır.
Ondan sonra tekrar kendi dünyasını ve karakterlerini ve hatta çatışmasını tekrar tekrar tanıtmak zorunda kalmaz.
Tanıtır ve oradan devam eder.
Sadece aksiyona, maceraya işte artık ne anlatıyorsa duygusal, dramatik vs.
İşte Cinematic Universe kavramı televizyondaki dizi mantığının çok daha böyle güçlüğü, çok daha neşeli, çok daha renkli bir şekilde sinemaya aktarılmış hali.
Sadece şöyle bir fark var.
En başında, sohbetin en başında söylemeye çalıştım.
Filmler tam olarak birbirinin devamı olmak zorunda değil.
Yani bağlantılı oluyor. Bağlantılı oluyorlar ki aynı evrenin parçası bunlar.
Ancak direkt birbirinin devamı değiller.
Öncesi olabiliyor, sonrası olabiliyor.
Filmler birbiriyle kesişebiliyor falan ama her şekilde bize çok daha zengin bir dünya sunuyorlar.
Çok daha neşeli, keyifli, eğlenceli dünyalar sunuyorlar.
Ve her şekilde şu an için bakarsak gişe sinemasının en güçlü örnekleri Cinematic Universe olanlar.
Ve bu konuda da aslında sinema tarihinin en güçlü isimlerinden bir tanesi de arkadaşlar.
Neredeyse yaptığı artık hani filmlerin hepsi bir anlamda bir sinematik evren aslında ama James Cameron.
Son projesine Avatar.
Tek başına bir sinematik evren oluşturdu arkadaşlar.
İlk film zaten sinematarın en çok izlenen filmi olmuştu o zaman için.
Şu an için ikinci. Ve Avatar'ın daha dört tane devam filmi gelecek.
Başlı başına bir sinematik ünivers oluşturuyor James Cameron.
Terminatör dünyası da öyleydi.
O da bir sinematik evren. Aynı zamanda başka bir sinematik evreni az önce andığım Alien sinematik evreninin ikinci bölümünü kendisi yapmıştı.
Ve harika bir film yapmıştı.
O yüzden sinematik evrenler ilerleyen zamanlarda da önümüzdeki yıllarda da sinemanın ana akımına hakim olacak gibi geliyor bana.
Umuyorum ki çok daha keyifli, çok daha neşeli, çok daha eğlenceli, çok daha dramatik, duygulu sinematik evrenlerle sinema maceramıza hepimiz devam edeceğiz.
Teşekkürler, görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
