
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, Sinemasal Açılımlar dosyamızın dördüncüsü ile karşınızdayız. Konumuz: Kampa Gidip Ölen Gençler...
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar, Sinema Adresi'ne hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda sinemasal açılımların dördüncüsünü yapıyoruz.
Çok neşeli, çok eğlenceli, biraz da ürkütücü bir konuyla karşınızdayız.
Kampa gidip ölen gençler hikayesi arkadaşlar.
Çok basit bir klişe.
Üzerine birçok film yapıldığı herhalde bu tanıma uyan filmlerden hiç izlememiz sinema sever muhtemelen yoktur.
Çok istese ya da sevse ya da sevmese de mutlaka her sinema sever.
Bu alt türe mutlaka uğramıştır.
Aslında biraz iki taraflı olacak bugünkü sohbet.
Hani kampa gidip ölen gençler diyorum ama bir yandan da...
İlla bu gençlerin aslında kampa gitmesi de şart değil.
Çünkü bugün bahsedeceğimiz sinemasal açılımın alt metinlerini değil mesajlarını içeren başka bir alt tür daha var aslında.
Bu da slasher filmleri denen hatta teen slasher denen anlatacağım şimdi ne olduğunu.
Alt tür de aslında biraz buna giriyor.
Yani hem kampa gidip ölen gençler klişesi hem de teen slasher dediğimiz slasher kesmek demek zaten.
Hani slasher kesici kesici aletlere verilen isim.
Kesici aletlerle insanların veya işte karakterlerin öldürüldüğü filmlere slasher filmler deniyor.
Bunun geçmişi baya önceye kadar gidiyor.
Yani ta 1960 yapımı Hitchcock'un filmi sapık.
Bir slasher aslında ama teen slasher deyince teen de hani genç ergen anlamına geliyor İngilizce'de.
Hani gençlerin ergenlik yaşındaki ya da genç yaştaki insanların kesici aletlerle öldürüldüğü filmlere teen slasher deniyor.
Bu baya bir alt tür böyle yani çok klişelere ait alt tür.
İşte bu şekilde öldürülen gençler çoğunlukla da kampa gidiyorlar.
Yani bir kamp bir dağ evi veya hani çevreden hafif yalıtılmış bir ortamda.
Bir parti veren ya da işte bir hafta sonu eğlencesi yapmak için bir yere giden gençlerin başına gelen olayları anlatan filmler oluyor bunlar ama aslında dediğim gibi aynı alt metinlere sahip filmlerin bazıları hani illa kampta
olmuyor böyle hani bir dağ evinde falan olmuyor ama ya da hatta...
Hatta şöyle diyeyim bazı kampa gidip ölen gençler de illa kesici aletlerle öldürülmüyorlar.
Ama yine benzer alt metinlere sahipler arkadaşlar.
Bu ikisini birleştiriyorum şimdi ben bugünkü programda.
Çünkü alt metinler hemen hemen aynı bunların.
Benzer temelardan yola çıkıyorlar.
Benzer karakterler işliyorlar.
Öykü akış dinamikleri hemen hemen aynı.
Biraz da ilginç biçimde aslında buradaki karakterlerin birbirine benzemesiyle farklı toplumsal yine böyle alt metinlerle ilgili açılımlara pencere açabiliyoruz.
O nedenle de iki türü ben bir arada alacağım böyle.
Hani kampı gidip ölen gençler dedim.
Çünkü daha çok öyle bilinir. Hani çoğumuz öyle biliriz.
Bu alt türü. Neyse uzatmayayım.
Şimdi şöyle arkadaşlar. Aslında filmlerin ilk ortaya çıkışından da çok kısaca bahsedeyim size.
İlk örneklerinden bir tanesi Texas Testere Katliamı'ydı arkadaşlar.
1974 tarihli.
Şimdi öyle bir film ki o zamanlar için öyle korku filmleri yoktu arkadaşlar.
Gerçekten çok ilginç. Bugün biz onu izlediğimizde hatta birçoğumuza şu an için güzel bile gelmez.
Yani çok iyi bir film olduğunu bile düşünmeyiz yüksek olasılıkla bugün izlesek ama o günün korku filmi anlayışında o kadar sarsıcı, çarpıcı, garip ve çiğ bir filmdi ki biraz oradan başladı.
Bu hani gençlerin bir yerlere gidip böyle öldürüldüğü filmler.
Ondan sonra 80'li yıllarda bu John Carpenter'ın Halloween o çok meşhur sinema tarihinin en güçlü slasher filmlerinden bir tanesidir muhtemelen.
Bol çalık kraliçesi üretmiştir aslında o seri komple yani yıllar boyunca bir sürü devam bölümü yapıldı zaten.
Ondan sonra 1900...
80 tarihliydi yanlış hatırlamıyorsam ya da 81 olması lazım.
Sam Raimi'nin Şeytanın Ölüsü Evil Dead filmi.
Burada slasher yok ama kampa gidip tam böyle dağ evine gidip teker teker ölen gençler var böyle kötücül bir güç nedeniyle.
Ondan sonra zaten Wes Craven arkadaşlar çığlık serisi herhalde bu türün hani en güzel en böyle daha biraz da güncel onun başka bir özelliği daha var ondan da bahsedeceğim şimdi.
Hani türün en güzel filmlerinden bir tanesiydi.
Genellikle bu tür sinematografik olarak çok da özenli çok da seçkin filmlere imza atmamıştır.
Biraz daha düşük bütçeli filmlerdir bunlar genellikle ama Wes Craven'ın Scream'i bu açıdan biraz daha böyle türü güncelleyen görsel olarak biraz daha şık biraz daha düzgün biraz daha özenli sinematografiye sahip
filmlerinden bir tanesiydi ve Şöyle bir özelliği vardı arkadaşlar.
İlginç tarafı, daha da önemli tarafı.
Dediğim gibi 80'lerde başlamış bir alt tür.
Ama Scream'le Wes Craven ne yaptı biliyor musunuz arkadaşlar?
Bunun, bu alt türlerin birçok klişeye sahip olduğu gerçeğini filminin konusuna ekledi.
Yani öyle söyleyeyim. Scream'de hem o türün örneğini yaptı Wes Craven.
Slasher veya işte bir kampa gidip veya bir evde birlikte parti veren gençlerin Saraylı öldüğü filmlerden bir tanesini yaptı ama o gençlerin o evde sürekli bu konu hakkında konuştuğunu gördük.
Aa işte gördünüz şu an işte evde gençler toplandı kızla erkekli.
Şimdi burada ölmeye başlıyormuşuz ha ha ha falan diye böyle sohbete girişen gençler gerçekten de teker teker ölmeye başlıyorlardı.
Bundan da 4 tane yaptılar.
4 tane Scream bölümü yapıldı.
Ve hepsi de birbirinden güzeldi gerçekten.
Keyifliydi yani filmleri izlemek.
O gençlerin öldürüldüğü filmlerin klişeleri anlatılıyordu filmde.
Ve aynı zamanda gençler de bu klişelere uygun biçimde öldürülüyordu.
Böyle bir kendi içinde bir sarmal bir paradoks durumu vardı.
Çok iyiydi Scream gerçekten.
İlerleyen yıllarda benzer filmler yapıldı.
Şimdi isimlerini anmayayım. Daha başka birçok film var yani.
İşte Urban Legends falan.
Aklıma geliyor bazı filmler ama çok özel değillerdi aslında.
Yani bu tür biraz da böyle 80'lere veya 90'lara ait bir tür.
Ancak son yıllardan bir tane örnek var ki o hani onu anmadan gerçekten bu programı biraz nasıl diyeyim şu anda bilgisayardan arıyorum pardon.
Açmayı unutmuşum onun sayfasını.
İnternette veriyorum. Cabin in the Woods.
Bu 2011 yılı.
Hani bayağı daha yakın zamanlı bir film.
Benzer alt metinlere sahip.
Benzer alt türde olan bir film.
İlginç tarafı şu. Dedim ya şimdi Wes Craven Scream serisine bu türün klişelerini filmin içerisine kattı.
Hem o klişelerden bahsetti.
Hem de bir yandan o klişelere ait, o alt türe ait harika bir seri yaptı.
İşte Cabin in the Woods filmi de 2011'de Öyle bir şey yaptı ki bu alt türün klişelerini yine göz göre göre, göze soka soka böyle çok açık biçimde kullandı.
Ama kullanmanın yanında biraz da ileri taşıdı.
Yani orada biraz daha fazlası var.
Film öyle başlıyor işte kampa giden gençler bunun sohbetini de yaparlar falan.
Teker teker ölmeye başlarlar.
Ama işin içerisinden bambaşka şeyler çıkar.
Çok daha ilginç şeyler çıkar.
Türü inceleyen şeyler çıkar.
Hatta başka başka şeyleri de inceleyen şeyler çıkar.
İzlememiş arkadaşlar için spoiler vermiyorum farkındaysanız.
Çok iyi bir film gerçekten Cabin in the Woods.
Gerçekten çok iyi bir film. Yakın zamanda yapılmış.
Ve hem alt türlü klişelerini çok iyi bir şekilde kullanan hem de bu alt türü daha da ileriye taşıyan önemli filmlerden bir tanesi arkadaşlar.
Şimdi birkaç tane örnek verdim.
Daha fazla dediğim gibi örnek vermek istemiyorum.
Çok film var çünkü. Hani bunlar en böyle ilk akla gelenleri yani biraz daha böyle başyapıt seviyesinde olanları diyebilirim.
Şimdi arkadaşlar bu türün altında ne var?
Biraz sinemasal olarak açılımlayalım değil mi türü?
Şimdi 70'lerde başladı bu tür.
80'lerde esas arz-ı endametli sinema dünyasına hakim oldu.
Şimdi neticede bu filmler Hollywood filmleri arkadaşlar.
Başka ülkelerden de benzer örnekler çıktı ama Hollywood kaynaklı bir alt tür bu.
Peki 80'li yıllarda Hollywood yani Amerika nasıl bir...
Ruh halinde diyeyim ya da siyasi durumda.
Hani hep siyasi politik alt metinler vardır ya filmlerde.
Burada da var. Hem de kralı var.
Şahı şahbazı var gerçekten.
80'li yıllarda arkadaşlar Amerika'da Ronald Reagan eski aktör, cumhuriyetçi başkan adayı ve tabi başkanlığı alan Amerikan başkanı Ronald Reagan muhafazakar bir liderdi.
Ve Amerika'da 80'lerde de şimdi 70'lerde bir böyle uyuşturucu kafası işte cinsel özgürlük kafası falan vardı.
Amerika'da yani aslında tüm dünyada ama Amerika'dan çıkmış bir sosyal kültürel akımdı bu.
60'larda 70'lerde hey özgürlük biz istediğimizi yapacağız, istediğimizi de sevişiriz, istediğimizi yeriz içeriz.
İşte uyuşturucu kullanırız, içki içeriz, işte bohem yaşarız, evimiz yerimiz yurdumuz olmaz.
Motosikletlerim inip böyle geniş Amerikan çöllerinde gezeriz, tozarız, eğleniriz falan diyen bir kitle çıkmıştı 70'lerde.
Bir özgürlük dalgası vardı.
Bunun üzerine de çok güzel filmler var.
İşte bunun ardından da genelde o bir sarkaçtır ya bir sağa bir sola bir sağa bir sola gider Amerikan siyaseti.
İşte bir demokratlar başa geçer bir cumhuriyetçiler başa geçer.
İşte 70'li yıllardaki o özgürlük dalgasının arkasından da bir muhafazakar dalga gelmişti.
Ve bu muhafazakar dalga da...
Cumhuriyetçi aday Ronald Reagan'ın başkan olmasıyla perçinlenmişti, resmen kanıtlanmıştı.
İşte 70'lerde o özgürlükçü gençlik vardı ya hani 80'lerdeki muhafazakar dalgayla da işte bu ten slasher dediğimiz ya da işte bir dağ evine kampı gidip ölen gençler dediğimiz
o gençler, o 70'li yılların özgürlükçü gençleri alenen arkadaşlar bu alt türde cezalandırıldılar.
Tam olarak...
Bu filmlerin bu alt türün alt metni bu arkadaşlar.
Kendi kafasına göre hareket eden daha biraz özgürlükçü işte arkadaşlarını toplayıp işte babasının arabasını çalıp böyle anahtarı hani babanın cebinden böyle araklayıp yani işte bir jipe bir arabaya doluşan
böyle kızlı erkek tiplerin bir yere kalkıp gitmesi.
Hmm öyle mi siz oraya mı gidiyorsunuz?
Hadi bakalım siz ananızın babanızın lafını sözünü dinlemeyin böyle kendi kafanıza göre gidin bakın sizin başınıza neler gelecek diyen bir alt tür resmen arkadaşlar bu.
Şimdi gelelim buradaki karakterlere.
Bunlar da tam olarak bakın hiçbir bu gençlerin sarayla öldüğü filmlerin hiçbirisinde gençlerin tamamı aynı özellikte olmaz.
Hani atıyorum işte 5 tane basketbolcu genç bir yere gider.
Hayır böyle bir film yani bilmiyorum gözümüzden kaçan var mıdır ama genellikle öyle değildir.
İşte bir tane esas çocuk, yakışıklı, kaslı, uzun boylu, tam böyle model erkek diyebileceğimiz, baş karakter olabilecek erkek.
Bir onun yanında da sevgilisi tabii değil mi?
O da çok hoş, tatlı, güzel, sevimli bir kadın böyle, genç kadın.
Tam onlar çifttir böyle hani tam şey hani gençlerin ileri zekalı ya da çok eğitimli, güçlü, zengin böyle tatlış gençlerin temsili.
Popüler gençlerin temsili. Peki okey.
Onların yanında bir erkek ya da iki kız veya atıyorum hani iki erkek bir kız karakter daha olur.
Ve onların arasında biraz daha görece daha normal fiziksel ve işte zeka seviyesinde tipler olur.
Bir tane illa gözlüklü şişko tip.
İşte bir tane daha komik tip.
Bir tanesi daha suskun tip mesela atıyorum işte.
Birbirinden farklı özellikteki gençler de tam olarak Amerika'nın o zaman için hani genç kitlesinin tamamını sembolize eden hani biraz daha böyle örnekleme usulü.
Hani işte akıllısını da aldık salağını da şişmanını da zayıfını da işte gözlüklüsünü de şortlusunu da kaslısını da falan filan böyle hani farklı özellikteki gençleri temsil eden bir grup ortaya çıkarmak lazım.
Çünkü siz böyle bir film yapar da sadece...
Atıyorum hani genç kızlar giderse olmaz.
Bu sefer erkeklerin başına da bir şey gelmiyor olur.
Ya da sadece erkekleri götürürseniz o da olmaz.
Kızlar erkekliği karışık olacak. Sadece yakışıklı işte sadece esmer atıyorum sadece siyahi ya da işte hani bir grup olmayacak.
Yaklaşık olarak gençlerin tamamını temsil eden bir grup oraya gidecek.
Başına bir sürü şey gelecek ki bütün gençleri cezalandırıyor olalım.
Anlıyorsunuz değil mi buradaki şeyi alt metni?
Peki bu grubun içerisinde önce kim ölür?
Cem Yılmaz stand-up'larına falan da hani 90'larda, 2000'lerde bunun bol bol geyiğini yapmıştı ya.
Sinemada da yapıldı. Bunun geyiği falan.
İlla hani gözlüklü ve şişman olan ölür değil mi?
İlla. Niye? O daha görece daha zayıf karakter gibidir.
Yani doğru beslenmiyordur, düzenli beslenmiyordur.
Sürekli işte film izliyordur veya televizyon izliyordur.
Gözleri bozulmuştur. İşte cipse çok meraklı.
Çok fazla hareket etmez, spor yapmaz.
Zinde, sağlıklı böyle hani örnek bir genç değildir.
Şişko yalnız hani kızların genel olarak hoşlanmadığı diyorum böyle işte elinde sürekli bir şeyler atıştıran falan böyle hani çok örnek ya da çok böyle tercih edilisi bir genç modeli değildir.
Önce o ölür. Sen çok mu çerez yiyorsun?
Çok mu cips yiyorsun? Hiç spor yapmıyor musun?
Sağlıklı beslenmiyor musun? Annenin babanın lafını dinlemiyor musun?
Hadi öl bakalım gibilerinden bir alt metin var orada.
Hani en sona şey kalacak illa böyle daha böyle diyorum yakışıklı daha böyle.
Hani geneli temsil edip de daha seçkin sınıfa aitmiş gibi görünen.
Diyelim ki. O genç kalacak illa.
Ama tabii ki öyle değil.
Öyle sanıyorsunuz değil mi? Hayır öyle değil.
Esas adam bu alt türde sona kalmıyor arkadaşlar.
Hatta hayatta da kalmıyor. Niye biliyor musunuz?
Çünkü o karakter genelde sevişir.
Seks hayatı vardır arkadaşlar.
Kız arkadaşıyla sevişir. O kız arkadaş da tabii artık kadın olmuştur.
Biraz böyle gençtir, halen lisedir falan ama...
Böyle kalıç girl falan ama hayır.
O artık aklı başında kendi partnerini, cinsel partnerini, duygusal partnerini seçebilecek olgunluğa erişmiştir.
Onun bir seks hayata vardır.
O şişko gibi değildir. O şişko gözlükle çocuk gibi değildir.
O artık olgun bir kadın haline gelmiştir.
Öyle mi? Al bakalım sana balta, al sana bıçak.
Sevişen ölür arkadaşlar.
Hiç bunun çaresi yok.
Niye? Çünkü muhafazakar bir Amerika muhafazakar ebeveynler kızlarının evlilik dışı erkek çocuklarının tabi çok da fark etmez evlilik dışı cinsellik yaşamasını istemez arkadaşlar.
O yüzden sevişen cezalandırılır.
Sevişmeyeceksin kardeşim. El ele böyle oturacaksın.
Yok öyle seks hayatı falan biz özgürlükçüyüz.
O 70'ler bitti. O 70'lerin o özgürlükçü hani gençleri artık bitti.
80'lerde bunları cezalandırma zamanı mutlaka.
Buna göre de arkadaşlar bunun tam tersi de ne?
Çok güzel bir klişe bu.
Harika bir klişe gerçekten. Bakire kız hayatta kalır.
Bu kadar. Sevişmeyeceksin.
İçki içeceksen de böyle çok istemeden hani böyle ortama ayak uydurmak için içiyormuş gibi görünen sana böyle sarkıntılık yapan o serseri jipli veya motosikletli yakışıklı kaslı çocuk var ya Hayır
diyeceksin. Olmaz. Tamam arkadaşlık edebiliriz ama sevişemeyiz.
Kusura bakma. Ben annemin babamın çok sevdiği kızlarıyım böyle.
Hani öyle evlilik dışı falan cinsellik yaşayamam.
Hayatta yoksa bir kampa giderim ve beni öldürürler.
Olmaz yani. Sevişmeyen hayatta kadar arkadaşlar.
Başka bir şey. En konuşkan, en esprili, en hızlı, en böyle atak genç, hani cıvıl cıvıl olan genç böyle her an ebeveynlerinin sözünden çıkma potansiyeli olan, her
an böyle kendi kafasına göre bir şeyler yapabilecek olan genç önce ölür.
Niye? O işte bir yerden bir ses gelir.
Hımm oradan bir ses mi geliyor? Ben bakarım.
O cevval genç ya. Böyle erkekliğini kanıtlama, kendi olgun, yetişkin, hiçbir şeyden korkmayan, atak olan genç haddini bilmelidir.
O ölü olmayacak. Sen zaten tabii niye o davine o kampa gittin o da ayrı bir konu ama öyle hani her an özgürlüğünü her an kendi kişiliğini ortaya koyma eğiliminde olmayacaksın.
Bu ölmene neden olur. Pısırık olacaksın.
Oturacaksın böyle gariban gibi şeyde böyle kanepede elinde ders kitabını öyle sağdan soldan ses gelmiş oradan çıtırtı gelmiş yok kardeşim o hiç senin onlarla işin yok.
Zaten annenin babanın dizinin dibinde oturmadın zaten o bir kabahat de hani o davine gidiyorsan da böyle her şeye atlamayacaksın.
İlk atlayan ölür arkadaşlar.
Hepsinin inanın ki muhafazakar Amerikan ailesinin 70'li yıllarda kendi çocuklarını, gençlerini kontrol altında tutamayıp, onların özgürlükçü o
başkaldırılarına baskı yapamayıp ya da onlara laf dinletemeyip, kendi böyle yani içten içe o genç kesime gıcık olan, sinir olan ebeveynlerin hayallerini resmen canlandırır
bu filmler arkadaşlar. O özgürlükçü gençler cezalandırılır.
öldürülür, dayak yerler böyle yani hani o bıçak darbeleri böyle onlara vurdukça böyle oh siz sevişiyor musunuz?
Oh siz içki mi içiyorsunuz?
Oh eliniyor musunuz siz bizden habersiz?
Diye böyle neredeyse muhafazakar diyorum ailelerin hayallerini canlandıran resmen o özgürlükçü gençlere haddini bildiren filmlerdi bunlar arkadaşlar.
Tam olarak muhafazakar Amerikan ailelerinin duygu ve düşüncelerini, ruh hallerini ortaya çıkaran filmlerdir.
Ne kadar garip aslında değil mi?
Düşünürseniz bir anlamda buradan yola çıkan filmlerin var olması, birer klişeler üretmesi yani birer alt türe dönüşmesi ve bunların sinema tarihinin içerisinde bayağı böyle koskoca kendilerine bir alan açması
ne kadar da ilginç aslında ama çok belli politik, sosyal, kültürel, siyasi alt metinleri olan türlerin bir tanesi de bu arkadaşlar.
Başka türler de var tabi ama bu gerçekten çok net ve bu noktadan da şöyle ilginç bir tarafa geleceğim arkadaşlar.
Bu sinemasal açılımlarda belli alt türleri, karakterleri böyle işlemeye devam edeceğiz ama ilginç bir nokta geliyor.
Yani bilim kurgudan da bahsederken mesela bununla aynı konuya uğrayacağım.
O zaman sizi hatırlatırım unutmazsam.
Herhalde unutmam. Öyle tahmin ediyorum.
Aslında arkadaşlar sinema Hani bir sanat olmasına rağmen böyle ilerici, yeniliğe açık falan hani sanat değil mi?
Yani sanatçı dediğin genel olarak ilericidir.
Şimdi sol sağ klişesini kullanmak istemiyorum.
İlla sağcıdır, illa solcudur demeyeceğim ama ilericidir diyeyim.
Hani bu her zaman sol anlamına gelmeyebilir tabii ki.
Burada sağ sol tartışması yapacak değiliz ama hani biraz daha muhafazakarlık, biraz daha ilericilik diye düşünelim onu.
Biraz daha yumuşatalım. Sanıldığı gibi arkadaşlar sinema sanatçıları genellikle biraz daha ilerici, biraz daha böyle çağdaş tiplemelerse de ya da bizi öyle görüyor isek de aslında değil arkadaşlar.
Hollywood... Daha çok sanattan çok hani bunu eski programlarımızda birkaç kez söz konusu etmiştik.
Hollywood daha çok bir sanat merkezi olmaktansa bir zanaat merkezi arkadaşlar.
Daha çok belli amaca hizmet eden filmler yapıyor.
Klişelere işte türlere uyumlu.
Hani para kazanmak için yapılan filmler bunlar.
Yani sinemanın sanat tarafı biraz daha ilerici, çağdaş ve atılımcıysa sinemanın zanaat tarafı da tam olarak bunun karşısında arkadaşlar.
Yani biraz daha muhafazakar.
Biraz daha gelenekçi, biraz daha böyle tam bu alt türdeki gibi ya öyle söyleyeyim size arkadaşlar.
Yani işte John Carpenter mesela bu türe ilk imza atan veya işte Sam Raimi ya da yönetmenleri şey yapmayayım o insanlar sağcıdır veya muhafazakardır demeyeyim ama en azından Hollywood yapımcıları yani
Hollywood'un sahipleri genellikle muhafazakar ya da muhafazakar kesimi oynayarak en azından İlla muhafazakar ya da ilerici demeyeyim onlar için ama en azından muhafazakar kesime oynayarak onların
hassasiyetlerinden de böyle para kazanmak konusunda baya eğilimli ve istekli patronlar neticede.
Hani bu da çok ilginç bir şey değil belki ama gerçekten sinemanın bir sanat olarak muhafazakar olması biraz şaşırtıcı ya da hani...
Belli böyle paradokslara kapı açan bir durum olacaksa da zanaat tarafının muhafazakar olması ve muhafazakar davranması inanın hiç de şaşırtıcı değil.
İlerleyen bölümlerde başka alt türleri ya da sinemasal klişeleri...
açılımlarken bu konuya tekrar uğrayacağız.
Hiç merak etmeyin. Sinemanın muhafazakarlığı ya da ilericiliği gerçekten çok net ayrımlar sunuyor bize.
İşte bu Ten Slasher dediğimiz ya da böyle kampa gidip işte bir dağ evine gidip ölen gençler alt türlü de gerçekten muhafazakar ailelerin ve muhafazakar dönemin muhafazakar Amerikası'nın Resmen özgürlükçü gençlerden
intikam aldığı ve onlara haddini bildirdiği bir alt tür olarak sinema tarihine geçti arkadaşlar.
Evet çok uzatmayayım herhalde yeterince özetlemiş oldum arkadaşlar.
Artık bu türe farklı bir bakış atar mısınız atmaz mısınız bilmiyorum ama en azından türün son ve çok güçlü güzel örneklerinden bir tanesi olan Cabin in the Woods filmini izlemenizi öneririm.
Geçmişte yaptığım film önerileri dosyalarımdan bir tanesinde de zaten bu filmden bahsetmiştim.
Çok iyi bir film. Hani bu programdan sonra...
Kabibin Doğusu'yu izlerseniz filme bambaşka bir bakış atacağınıza eminim.
Evet bu haftalık bu kadar arkadaşlar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
