
Sinemasal Açılımlar 39: Sinema Tarihinde Drama/ Bölüm 2
4 Aralık 2025 · 23 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, Sinemasal Açılımlar Dosyamızın 39. Bölümünün 2. Bölümünde, Sinema Tarihinde Dram Türü'nü incelemeye devam ettik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba Sinematris't'e Görkem Öge ile birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda sinemasal açılımlar dosyamızın 39.
bölümünde sinema tarihinde drama türünden bahsedeceğiz.
Geçtiğimiz hafta bu dosyanın ilk bölümünü sizinle paylaşmıştık.
Uzun uzun dramanın tanımını yapmaya çalışmıştık.
Sinema tarihinin...
En erken dönemlerinden 1950'lere 60'lara kadar drama türünde yapılmış olan önemli filmleri, bu filmleri yapan önemli sinemacıları anmaya
hatırlatmaya çalışmıştık.
İşte bu programın devamı olarak sinema tarihinde drama türünün ikinci bölümünde sizlerle birlikteyim.
Evet... Birçok önemli isimden bahsetmiştik.
Bu hafta da 1960'lardan bugüne kadar önemli drama filmleri ve yine bu filmleri yapan önemli sinemacıları anmaya hatırlamaya çalışacağız.
Ancak bu noktada da dram türünün alt türlerinden de biraz bahsetmek gerekirse tanımlaştırırken gerçek hayata mümkün olduğunca yakın ve etkileyici olayları anlatan bir tür
demiştik drama için. Kimleri nerede ve nasıl içeriyorsa dram türü de bu içeriği paralelinde türleştiriliyor.
Mesela tek bir karakterin yaşadığı etkileyici olayları anlatırsak bu karakter drama oluyor.
Olaylar bir aileyi etkiler ve dönüştürürse aile drama oluyor.
Daha büyük bir kitleyi örneğin bir toplumu ilgilendiriyorsa toplumsal dram oluyor.
Aynı zamanda öykünün süre gittiği ortama göre de türleşme olabiliyor.
Mesela bir...
Hukuk mücadelesinden bahsediyorsak o olaya mahkeme dramı diyoruz ya da nasıl diyelim mesela bir hapishanede süre gidiyorsa o olaya hapishane dramı diyoruz.
Mesela şu an aklıma gelen örnek Esaretin Bedeli filmi tam bir hapishane dramıdır.
Bunun gibi çok sayıda drama öyküyü süre gittiği olay, zaman, tarih ya da etkilediği kişiler bağlamında...
Farklı drama alt türleri altına dahil ediyoruz.
Ve bir de şöyle bir çelişki de var aslında dramın türleştirilmesinde.
Şimdi mesela Yüzüklerin Efendisi'ni aklımıza bir getirelim.
Ne kadar fantastik bir öykü değil mi?
Middle Earth yani orta dünya dediğimiz aslında hiç var olmamış.
Çok uzak bir geçmişte süre giden fantastik ve bir serüven filmi.
Ancak onun künyesine baktığımızda da dram belirtecini görebiliyoruz.
Diyeceksiniz ki Görkem Yüzüklerin Efendisi'nin bu kadar fantastik bir öykünün dramla ne ilgisi var?
İşte bu eleştiri haklı bir eleştiri oluyor ama filmin öyküsünü süre gittiği coğrafyayı bir kenara atıp da karakterlerin yaşadığı olayların ya da maruz kaldıkları çatışmaların
içeriğine dikkat edersek görüyoruz ki aslında bu tip filmler bize sıra dışı dünyalar sunsalar da hayli tanıdık duygular da sunmuş oluyorlar.
Dostluk, güven, ihanet, sorumluluk, kararlılık gibi duygular mesela arkadaşlar değil mi?
Yüzüklerin Efendisi'nde karşımıza gelen duygular.
İşte Frodo'nun bizimkinden çok başka bir dünyanın karakteri olsa da bizlerle ortak dertlerle mücadele ettiğini düşünürsek onun yaşadığı duygusal çatışmalara
dram demek çok da yanlış olmuyor.
İşte bundan dolayı da biz Yüzüklerin Efendisi'ne ya da diyorum bizim de paylaşabildiğimiz duyguları yaşayan her türden karakterin öyküsüne aynı zamanda dram da diyebiliyoruz.
İşte bu bağlamda da...
Filmleri dram ana türünün altında gruplaştırırken karakterlerin yaşadığı duyguların da önem sunduğunu söyleyebiliriz.
Ve bu bağlamda tanıdık duygular içerdiği sürece bir filmi dram türünün altında anmak mümkün olabiliyor.
Ve buna göre de bir film bu duyguların ne kadar uzağında ise hani tam tersi kutuptan da tabii bahsedebiliriz bu durumda.
Ne kadar uzağında ise de O kadar da dramdan uzaklaşıyor.
Mesela nasıl bir örnek vereyim size?
Korku türü mesela işte Exorcist filmi mesela veya Alien filmi.
Ya da... Star Wars'ı düşünelim mesela.
Epik ve fantastik bir film ya da işte Exorcist ve Alien gibi filmler, korku filmleri.
İşte bu filmlerdeki karakterlerin yaşadığı duygular da bahsettiğimiz gerçek hayattaki duyguları ya da bizlerin sıkça hissettiği duygulara bizden çok uzak duygular anlattığı
için de bu filmlerin drama türünden hayli uzak filmler olduğunu söyleyebiliriz.
Şimdi Amerika'dan başladık.
Ta Japonya'ya gittik.
Avrupa'ya geri döndük.
Tekrar Hollywood'a geri dönelim.
1950'lerde Sidney Lumet'in enfes bir dramı var.
Birçok kişiye göre gerçekten sinema tarihinin en iyi drama filmi olabilecek bir film.
12 Kızgın Adam. Tüm o anlattığımız gerekliliklerin neredeyse hepsini içeriğinde barındırabilen mükemmel bir film.
Harika filmler saydık zaten.
Yani artık drama nefis örnekler ortaya çıkarıyor ama.
Yine entropi yasasını hatırlayalım.
Ne kadar geç örnek verirsem arkadaşlar onlar biraz daha aslında başka türlerle bir arada anılabilecek drama filmler oluyor.
Mesela işte 12 kızgın adam dedik suç öyküsü drama.
Rüzgar gibi geçti dedik epik.
Romans ya da savaş drama.
François Truffaut dedik mesela işte Fransız yeni dalgası ya da İtalyan yeni gerçekçiliği dedik.
Onlar biraz savaş drama, biraz suç öyküsü drama, biraz aşk ve drama falan.
Bakın başka türlerle ufak ufak evlilikler yapmaya başlıyor drama dediğimiz tür.
Ve bu süreç zaten devam ediyor.
1970'li yıllarda sinema ve Hollywood özellikle çok büyük bir patlama yapmıştı.
Sakallılar dediğimiz bir yönetmen ekibi vardı.
Sinematristlerde bundan önce defalarca kez andığımız mesela Francis Ford Coppola, mesela Martin Scorsese, mesela Steven Spielberg bu yönetmenler hep suç öyküleri, savaş filmleri.
karakter dramları ortaya çıkarmıştı ve bunların hemen hemen hepsi de aynı zamanda drama örnekleriydi.
Mesela Coppola'nın Godfather'ı hep mafya filmleri başlığı altında anarız biz Godfather'ı ama aynı zamanda mükemmel bir dramadır.
Martin Scorsese'nin 1970'lerde hatta 90'larda yaptığı suç öyküleri işte Goodfellas'lar, Casino'lar falan hep suç öyküsü olarak anılır.
Ama aynı zamanda drama filmlerdir.
Steven Spielberg erken dönemde daha çok işte bilim kurgu ET'ler falan işte Jaws'lar, korku filmleri, gerilim filmleri falan yapmıştır ama ondan sonra enfes dramlar çekmiştir.
Mesela ta 90'lara gelecek olursak Erayn'ı Kurtarmak ve Şintlerin Listesi filmleri sinema tarihinin en iyi savaş dramaları arasında anılabilecek filmlerdir.
Şintlerin Listesi ve Erayn dediğim anda Küçük bir parantez açmak istiyorum.
Neden biliyor musunuz? Şöyle ki şimdi savaş türünün drama türüyle çok güzel bir ilişkisi var.
Eğer bir savaş filminde kahramanlık varsa o drama değildir arkadaşlar.
Erayn'ı kurtarmak diyorum.
Şitlerin listesi diyorum.
Bakın bu filmlerde kahraman bir başrol yok.
Tek bir karakterin tek başına gidip işte bir şeyleri kurtardığı işte onlarca yüzlerce kişiyi tek başına yendiği falan hani bu klasik süper kahramanımsı öyküler vardır ya böyle hani savaş
filmlerinde her şeyi tek başına yapan bir süper kahraman tiplemesi.
İşte o değil bakın o ya öyle bir film drama olamaz.
Çünkü gerçek hayata uygun değil.
Gerçek hayatta hiçbir savaşta, hiçbir mücadelede tek başına bir karakter o kadar güçlü ve kahramanvari olamayacağı için o tip savaş filmleri hiçbir zaman drama
olamaz ya da biz öyle kabul edemeyiz yani saçma olur.
Ancak işte Spielberg'in Errein ve Schindler filmleri gerçek hayata...
son derece uygun drama filmler ve o filmlerde hiçbir şekilde kahramanlık yok arkadaşlar.
Bakınız hemen başka bir örnek vereyim mesela şey için.
Steven Spielberg için. Kutsal Hazinavcılarını düşünün yani.
Indiana Jones'u düşünün. Hiçbir gerçekliği olmayan bir film.
Zaten bir serüven filmi, bir fantastik film.
Ona drama diyemeyiz dememize gerek yok.
Zaten Steven Spielberg'in de öyle bir iddiası yok o filmi yaparken.
İşte bakınız buradaki ayırım dramayı anlayabilmemiz için enfes bir ipucu veriyor bize.
Peki 70'lerde başka enfes dramlar yapan kim var?
Woody Allen var arkadaşlar.
Şimdi Woody Allen'ı biz daha çok ta o antik Yunan'daki sohbete geri döneyim.
Orada demiştik ya dramdan ilk ayrılan iki tür komedi ve trajedidir.
Niye? Bir şeyleri esnetiyor çünkü.
Gerçeklikten kopuyor biraz.
İşte Woody Allen'ı biraz biz dramayı komediye kaydırmak için esneten bir sinemacı olarak görebiliriz ama Woody Allen'ın en iyi filmleri çoğunlukla komedi olduğu için biz onu bir komedi
sinemacısı olarak hatırlıyoruz.
Ancak bu doğru değil. Çünkü Woody Allen'ın komedi unsuru içermeyen, yani komik olmayan birçok filmi var.
Mesela Woody Allen'ın 1989 tarihli Suçlar ve Kabahatler diye bir filmi var.
Şimdi bu gayet iyi bir filmdir.
Woody Allen'ın da önemli filmlerinden bir tanesidir.
Woody Allen'ın başka bir yüzünü tanımak istiyorsanız, yani komik olmayan bir Woody Allen tanımak istiyorsanız bu filmi izlemenizi öneririm.
İşte Woody Allen'ın aslında komedi kadar da bir drama sinemacısı olduğunu İddia etmek hiç de yanlış değil.
Ancak yani bu diyalogunu bile sollayabilecek başka bir yönetmene gideceğim ben şimdi.
Şimdi Japonya'ya gittik.
Avrupa'ya gittik. Amerika'ya gittik.
Bambaşka bir kıtaya gideceğiz.
Avustralya'ya. Peter Weir diye bir yönetmen var arkadaşlar.
Birkaç tane örnek vereceğim size.
Bir kere Ölü Ozanlar Derneği diye bir film vardı.
1983 tarihli.
Ama daha çok 90'ların sinemasına mal edilen bir filmdir.
Herhalde o filmi izleyip de ağlamayan.
Değil mi? Başördeki Robin Williamson'ın olağanüstü performansını da tabii bu noktada hatırlatmamız isabetli.
Ölü Ozanlar Derneği Muhteşem bir dramadır gerçekten ve Peter Weir'ın sinemasını da özetleyen bir filmdir.
Ancak bana göre 1993 tarihli Fearless diye bir film var Peter Weir'ın.
Korkusuz tam çevirisiyle.
Bana göre Ölü Ozanlar Derneği'nden daha iyi bir dramadır.
Ancak Peter Weir deyince ilk aklımıza gelen film bu ikisi de değildir.
Hangisidir? Jim Carrey'nin başrolünde oynadığı Truman Show filmidir.
Muhteşem bir dram. Ancak bakınız artık Truman Show'a falan geldik ya yine entropi yasasını hatırlatayım size.
Artık çok fazla tür kaynaşması var burada.
Yani Truman Show filmini görken hani o filmin türünü bana söyle deseniz drama demek televizyon eleştirisidir o.
Kısmen Cyberpunk bilimkurgu esintileri ve yan öyküleri alt metinleri barındırır falan.
Bakın burada artık türleşme biraz dağılıyor böyle ama korkusuz film özellikle.
Fearless filmi ve Ölü Ozanlar Derneği filmleri gerçekten saf drama diyebileceğimiz örnekler.
Şimdi yine başka bir ülkeye gidelim.
Pedro Almodovar İspanyol sinemasının en büyük yönetmenlerinden bir tanesi.
Yani Pedro Almodovar'ın herhangi bir filmine örnek vermeme bile pek gerek yok.
Sadece onun draması biraz daha neredeyse her örneğinde aşk draması gibi bir şeydir değil mi?
Pedro Almodovar'ın sinemasında aşk çok önemli bir olgu.
E tamam öyle olsun o zaman aşk dramlarının en büyük yönetmenlerinden biri olarak analım Pedro Almodovar'ı.
Yanılmış olur muyuz arkadaşlar? Bence olmayız ama her şekilde drama türünden bahsedeceksek Almodovar'ın filmleri yaptığımız drama tanımlarına yüksek oranda uyum sağlayan
en önemli yönetmenlerinden bir tanesi.
Şimdi yine başka bir...
Coğrafyaya ve ülkeye gideceğim.
İran sineması. Biraz daha 90'lardan bugüne iyice bir silkinen ve olağanüstü örnekler karşımıza getirmiş bir sinema.
İran sineması. Çok sayıda yönetmen ve film var.
Hepsine değinemeyeceğim ama özellikle bugün dramadan bahsettiğimiz için iki tane filmden ve bir yönetmenden bahsedeceğim.
The Separation filmi ve About Ellie filmiyle Asghar Farhadi bana göre Hem drama sineması başlığı altında hem de İran sineması deyince ilk aklı gelecek
yönetmenlerden bir tanesi bu andığım iki film bir ayrılık filmi ve Ellie hakkında filmleri Benim ilk aklıma gelen örnekler bu ikisi.
Drama türünün tüm özelliklerini sırtında taşıyan muhteşem filmler.
Şimdi bakınız anacağım çok daha fazla yönetmen ve film var ama artık çok uzattım sohbeti farkındayım.
İşte tabii ister istemez iki bölüme sığdırabildim yani bu kadar geniş bir konuyu.
Birkaç yönetmenden daha bahsedeceğim.
Sadece isimlerini ve önemli birkaç filmini anacağım.
Birincisi Hollywood'un Amerikan sinemasının diyelim aslında, Hollywood'un diyemem çünkü bu yönetmen daha çok Amerikan bağımsızlarının ilk akla gelen yönetmenlerinden bir tanesidir.
Todd Hines diye bir yönetmen var arkadaşlar.
Muhteşem bir yönetmen ve neredeyse sadece drama türünde filmler yapıyor.
Hangi filmi en iyi filmi diye bana soracak olsanız yani cevap vermekte çok zorlanırım.
Çok sayıda harika filmi var.
2002 tarihli Cennetten Çok Uzakta diye bir filmi vardır.
Nefis bir filmdir. Pek az kişinin bildiğine inandığım bir film var.
1995 tarihli Safe diye bir film.
Safe tam çevirisiyle güvenli olarak bizde bilinir zaten.
Todd Hines'ın hem yazıp hem yönettiği bir film.
Muhteşem bir dramadır.
Çok düşünseldir. Çok enfes alt metinleri vardır.
Özetle Todd Hines drama türünü...
dikkate alacak olursak en önemli ve en güçlü yönetmenlerinden bir tanesi gerçekten.
Bir başka yönetmen, ben bu yönetmeni sinematristlerde çok kez andım.
Son 20 yılın en büyük yönetmenleri diye de bir program yapmıştım zaten.
O programda da bu yönetmeni uzun uzun anlatmıştım.
Alexander Payne arkadaşlar.
İki Oscar sahibidir.
Mesela Sideways diye bir film yaptı.
Muhteşem bir film. Schmidt hakkında filmiyle geniş kitleler onu duymuştu ve Oscar adaylığı almıştı.
Muhteşem bir filmdir.
Nebraska diye bir film yaptı mesela.
Enfes bir film. Yaptığı bütün filmler iyi.
Bazı filmleri çok iyi.
Ve bütün filmleri drama türünde arkadaşlar.
Saf drama. Ne dedik cebimizdekini hatırlayalım.
Mış gibi. Gerçek hayatta son derece yakın filmler.
Hiçbir abartı yok.
Hiçbir... Sündürme esnetme yok.
Gerçek bir drama sinemacısı Alexander Payne.
Daha da yakın zamandan bir örnek vereceğim ama ne yazık ki benim çok üzüldüğüm bir yönetmen bu.
Kim bu yönetmen?
No Man's Land filmiyle en iyi film ve en iyi yönetmen Oscar'ını almış olan Chloe Zhao.
Çin asıllı bir yönetmendir ama Amerika'da sinema yapıyor.
Şimdi ben Chloe Zahir ile No Man's Land ile tanıştıktan sonra dedim ki bu enfes bir yönetmen.
Hemen eski filmlerini izledim.
Bir tanesi 2017 tarihli Reader diye bir filmi var.
Tam çeviriyle Binici.
Ve ondan da önce 2015 tarihli Türkçe adını söylüyorum.
Ağabeylerimin bana öğrettiği şarkılar diye bir film yapmıştım.
Şimdi bakınız bu üç film No Man's Land, Binici ve ağabeylerimin bana öğrettiği şarkılar filmi.
Sadece drama diyebileceğimiz enfes etkileyicilikte filmler arkadaşlar.
Drama o kadar. Başka hiçbir türle evlilik yapmayan film bulmak çok zor ama bakınız bunları hani sizin için tutup böyle cımbızlamaya çalışıyorum.
Chloe Zaho aslında gerçek bir drama yönetmeni.
Ta ki ah Chloe Zaho ne yaptın sen?
Ta ki No Man's Land filmiyle Oscar aldıktan sonra Eternals diye Bana göre son derece gereksiz bir süper kahraman filmi yapana
kadar. 3 tane enfes drama film yapmışsın.
Oscar almışsın.
Tüm dünyanın saygısını ve sevgisini kazanmışsın.
Sonra Marvel geliyor sana.
Gel bakalım buraya Chloe diyor.
Sen muhteşem bir yönetmensin.
Gel bize bir süper kahraman öyküsü anlat.
Ya Chloe senin ne işin var orada?
Senin ne işin var Marvel evreninde?
Günümüzde bir sürü Marvel yönetmeni var.
Günümüzde süper kahraman filmi yapan, aksiyon filmi yapan, fantastik yani tırnak içinde diyeceğim hiçbir gerçeklik kaygısı sunmayan yani dramın tam tersi kutubunda yer alan
sayısız yönetmen var.
Günümüzde drama yönetmeni yok.
Chloe sen bunu muhteşem bir şekilde yaparken nasıl karşı tarafa geçtin ya?
Ya o kadar üzüldüm ki ben arkadaşlar.
Chloe Zahan'ın Ethanus projesini yöneteceğimi duyduğumda.
Dedim kötü olacak bu film ya.
Bu film kötü olacak dedim.
Evet kötü oldu. Çünkü Chloe Zaho enfes bir drama yönetmeni arkadaşlar.
Bakınız No Man's Land'i izlemişsinizdir yüksek olasılıkla.
Az çok gündemdeki ya da Oscar almış filmleri izliyorsanız, takip ediyorsanız.
No Man's Land'i izlemişsinizdir.
Çok sevdiniz mi sevmediniz mi bilmiyorum tabii.
O zevk meselesi ama iyi bir filmdi yani.
İddialarında son derece haklı bir filmdi.
İşte Chloe Zaho'nun ondan önce yaptığı iki film de harika zaten.
Yani üç tane enfes drama film yapıp da sonra gidip son derece uyduruk bir Marvel filmi yapan Chloe Zaho yani son yılların en büyük üzüntülerinden biridir benim
için. Öyle söyleyeyim size. Çok çok uzattık uzattık ama bir de Türk sinemasına gelelim değil mi?
Sinemamızdan da bir iki tane örnek verelim.
Türk sinemasının en büyük yönetmeni kimdir sorusunu soracak olsak, bugünün sinema severleri yüksek olasılıkla bugünün yönetmenlerinden örnek verecektir.
Ama birçok sinema tarihçisine, sinema araştırmacısına göre Türk sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden bir tanesi olduğu kesindir de belki de en iyisidir.
Ömer Lütfi Akat'tır arkadaşlar.
Çok sayıda filmi var. Bütün filmlerine ulaşmak bile mümkün değil.
Ayrı konu ama birkaç önemli filmini en azından izlemiş bir sinema sever olarak söyleyeyim.
En iyi filmi Vesikalı Yarim'dir bence.
Vesikalı Yarim bana göre Türk sinema tarihinin de en iyi filmlerinden bir tanesidir.
Ve muhteşem bir drama filmdir arkadaşlar.
Türk sineması ve drama türü dediğiniz anda benim ilk aklıma gelecek film gerçekten vesikalı yarındır ki Türk sinemasında elbette çok sayıda drama var.
Yani bilim kurgu yapamayan, aksiyon filmi yapamayan, serüven filmi yapamayan, başka çok sayıda türü yapamayan bir sinema elbette biraz daha dramaya yaklaşır.
Elbette ondan dolayı Türk sineması drama türünde gerçekten son derece zengindir ama Yine de yapılmış çok sayıda drama filmin bile arasında sivrilebildiğini
düşündüğüm bir film benim.
Ve sıkalı yarim. Biraz daha yakın tarihe gelecek olursak bu konuda hepimiz hemfikirizdir diye düşünüyorum.
Yavuz Turgul'un Eşkıya filmi değil mi?
Harika bir film. Türk sinemasını 90'larda...
Ayağa kaldırmış filmlerden de bir tanesidir Eşkıya filmi ve elbette yine 90'lardan bugüne sinemamızın en değerli yönetmenleri arasında sayılabilecek Zeki Demirkubuz ve
Nuri Bilge Ceylan da birçok unutulmaz dram film yaptılar.
Mesela Demirkubuz'un Masumiyet filmi ya da Nuri Bilge Ceylan'ın Bir Zamanlar Anadolu'da filmleri hayli etkileyici dramlar.
Yani Türk sineması ve drama deyince anacak çok sayıda film olacaktır elbette.
Şimdi hatta tüm bu sohbette yani sinema tarihi için bile Görkem şu filmi nasıl anmazsın dediğiniz film olduğuna eminim.
Bunun için çok özür diliyorum ama yine sohbetin en başına döneceğim.
Duygu Hoca'nın söylediklerine döneceğim.
Bugün size Tanımını bile yapmanın çok zor olduğu bu türde sinemada drama türünü özetlemeye, anlatmaya ve örneklendirmeye çalıştım.
Umarım başarabilmişimdir.
Bu haftaki programımızda sinemasal açılımlar dosyamızın 39.
bölümünde sinema tarihinde drama türünü anlatmaya ve özetlemeye çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Bir
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
