
Sinemasal Açılımlar 21: Marvel Dünyasının Dramatik Derinliği
8 Aralık 2022 · 30 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, sinemasal açılımlar dosyamızda, daha çok saf eğlencelik olduğu düşünülen Marvel dünyasının dramatik derinliğini ve psikolojik, sosyal tarafını incelemeye çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Önümüzdeki haftalarda hani artık malum 2022'nin sonuna geliyoruz.
Önümüzdeki haftalarda gündeme çok fazla odaklanacağız.
Hem 2022'nin bir analizini yapacağız.
2022'de gösterime girmiş, övülen, yerilen, çokça konuşulan, fazla asılat yapan ya da hayal kırıklığı yaratan filmlerden bahsedeceğiz.
Ve buna ek olarak da 2023 yılındaki beklentilerimizden bahsedeceğiz.
Hani neler olmuştu ve bundan sonra neler olacak diye.
Hani işte Aralık-Ocak aylarında.
Biraz daha fazla gündeme bakacağız.
Ondan dolayı aklımdaki sinemasal açılımlara uygun konuları biraz daha fazla bu aralar sizinle paylaşmak istedim.
İşleyeceğim konuda Marvel dünyasının dramatik derinliği.
Bundan da kısaca şöyle bir...
bahsetmek istiyorum hani bu konuya neden odaklandım diye.
Yıllardır malum 2000'lerin işte başlarından ortalarından beri çizgi roman uyarlamaları sinema dünyasına hakim oldu diyoruz ve bununla ilgili çok fazla tartışma dönüyor.
Birçok sinemacı Martin Scorsese, Quentin Tarantino, Francis Ford Coppola Marvel dünyasını eleştiren, onu yeren bazı demeçlerde bulundular.
Sinema severler de aslına bakarsanız ikiye ayrıldı.
Marvel dünyasını ve aynı zamanda DC'yi de tabii ki yani çizgi roman uyarlamalarını sevenler var.
Çok hayran olanlar var.
Hiç sevmeyen, uzak duranlar var.
Ve bu iki grup gerçekten aslında birbirine bir nevi bilenme gibi bir durumla karşı karşıya kaldılar.
İnternet ortamlarında aslına bakarsanız o kadar şaşırtıcı yorumlara denk geliyorum ki ben.
Bazen hani biraz konuyu takip eden bir sinema sever olarak aslında şaşırıyorum.
Çünkü bu kadar büyütülecek bir şey yok ortada.
Çizgi roman uyarlamalarının şu an ana akıma hakim olması aslında sinema tarihinin geçmişinde başka dönemlerde başka türlerin başka serilerin...
Başka o zaman için aslında yerilen film biçimlerinin diyelim ana akıma hakim olmasından çok da farklı bir yapı içermiyor.
Bir aralar Harry Potter bir aralar işte Star Wars'lar bir aralar Star Trek'ler hatta belki başka bir zamanda.
Başka aksiyon filmleri, Rambolar, Rakiler, işte Cehennem Silahları, ne bileyim Zor Ölümler 80'li yıllarda ya da 90'lı yıllarda hani dönem dönem farklı ana akım aksiyon filmleri ya da
fantastik filmler ya da belki bilim kurgu filmleri sinemaya...
Çok hakim oldular, çok fazla hasılat yaptılar ve aslında bu filmlerin büyük çoğunluğu Marvel dünyasının sıkça maruz kaldığı eleştirilere zaten o zamanlar da maruz kalmışlardı ki o anlamda
bu kadar derin bir araştırmaya, incelemeye girmeyeceğim şimdi.
Çok büyük, çok geniş bir program yapmış olurum ancak hani aslında çok da farklı bir durumda değiliz demeye çalışıyorum.
Burada da bu konunun üzerine eğilmeye çalıştım zaten sinematrisin eski bölümlerinde.
Aslında o kadar da hani yerilecek kadar kötü yönde eleştirilecek kadar hani yere batırılacak diyeyim linçlenecek bir dünya olmadığından bahsetmeye çalışacağım.
Bunu söylerken de şu noktaya odaklanmaya çalışıyorum ki Marvel dünyası sanıldığı gibi öyle sırf böyle sirk gibi işte Tamamen title'lı pelerinli kahramanların işte kötüleri
yendiği, evet herkesin mutlu olduğu, tamamen fabrikasyon, tamamen yapay, tamamen böyle nasıl diyeyim hani diyorum işte çizgi romansı bir yapıda olmadığını, Marvel filmlerin
de altında bir sürü dramatik derinlik, bir sürü karakter, bir sürü insani hikaye barındırdığını anlatmaya çalıştığım bir program yapmaya çalışacağım.
Ondan dolayı da...
Marvel dünyasının dramatik derinliğinden bugün size bahsetmeye çalışacağım.
Şimdi bu girişten sonra şöyle bir Marvel dünyasını hatırlamaya çalışalım.
Avengers evreni dediğimiz aslında Marvel evreni dediğimiz evren hangi filmle başladı diye soracak olursanız aslında biraz Iron Man'lerle başladı diyebiliriz ya da Örümcek Adamlar'la başladı diyebiliriz 2000'li yıllarda.
Şimdi bu hani birçok karakter hani zaten çizgi roman dünyası burası değil mi?
Çok sayıda kahraman var.
Çok sayıda kötü adam var. Bunların üzerine bir sürü film yapıldı, yapıldı, yapıldı.
Artık böyle 20.
filmlere falan gelindiğinde Yenilmezler diye, Avengers diye hani bütün bu karakterlerin hani bütün değil ama birçoğunun diyeyim en azından aynı filmde olduğu bir film yapıldı.
Yenildi, yerildi falan diyorum ama aslında Avengers filmleri son derece başarılı filmlerdi.
Her açılan yani hem eleştirilen Hem gişede hem sinema severlerde falan.
Hangi mecradan bakarsanız iyi filmlerde.
Avengers'dan sonra bir tane.
Age of Ultron yapıldı.
Sonra Infinity War, Sonsuzluk Savaşı yapıldı.
En sonunda Endgame yapıldı. 4 tane Avengers filmiyle Avengers serisi diyeyim.
O dörtlü film şimdilik bitti.
Aslında 2 tane daha film yapılacak 2025'de ve 2026'da.
Onları zamanı gelince bahsederiz.
Biraz farklı filmler olacaklar.
Şimdi ben bu sohbette ilk Avengers filmini temel almak istiyorum.
Onun da neden? Şöyle. Esas ilk Avengers kadrosu...
6 tane karakterden oluşuyordu.
Iron Man, Kaptan Amerika, Natasha Romanoff, Cliff Barton, Hulk yani Bruce Banner ve Thor.
Şimdi ilk çekirdek Avengers kadrozu bu.
Ondan sonra bu kadroya başkaları eklendiği eklendiği daha da çeşitlendi falan artık böyle hani 20 tane 30 tane falan karakter bir araya geldi artık Endgame'de.
Ancak bu 6 karakterin bir araya geldiği ilk Avengers filmi Avengers evreni için çok kilit bir konumda olan film.
Diyorum çok başarılı bir film ancak kilit konumda olması da şöyle bir anlam içeriyor ki benim bugün özetlemeye çalışacağım anlatmaya çalışacağım Marvel aleminin esas dramatik esas mesajını
içeren film 2012 tarihli Avengers filmi.
Hemen ona geçmeden önce de bu 6 temel karakterin hani size çok kabaca tanıtayım böyle onların esas birer dramatik derinliği var.
Yani Avengers evreninin dramatik derinliği bu 6 karakterin özelliği ve bu 6 karakterin bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor.
Yine uzatmayayım. Hemen bu karakterleri kabaca size anlatmaya çalışacağım.
6 tane karakter.
Şimdi ilk aklınıza gelen Avengers karakteri hangisi?
Iron Man. En güçlüsü, en parlağı aslında o.
Iron Man karakterinin dramatik derinliği ne?
Çok zeki, çok kibirli, çok güçlü, çok zengin, çok dehar.
Okey. Ancak...
çok kibirli ve sahip olduğu bu çok üstün vasıflardan ve imparatorluktan dolayı son derece yalnız bir karakter.
Ve çevresindeki herkesi itmiş diyorum hem kibirli hem de çok böyle hani zengin ve çok zirvede çok küstah falan bir adam olduğu için Bütün ilişkileri yapay.
İlk filmde ilk Iron Man filminde onun hani bir nevi aile dostu olan ona babasından miras kalmış tek dostu olan Obadiah Stane diye bir karakter vardı Jeff Bridges'ın.
Tek ailesi bir anlamda o gibiydi.
En yakın olduğu karakter o gibiydi.
O da Iron Man'e Tony Stark'a ihanet etti.
O da gitti. Neredeyse hiç kimse kalmadı yanında.
Fazla bireysel ve ne yazık ki de Hani bu bireyselliğini bir nevi yalnızlığa dönüştürmüş artık yalan ilişkiler kurmuş ve neredeyse denebilir ki yalan bir karaktere
dönüşmüş bir tiplemeydi Tony Stark karakteri.
Ve Avengers ekibiyle bir araya gelerek hani bir anlamda bir aile sahibi oluyordu.
Bir ekibin bir şeyin parçası olmak zorunda kalıyordu.
Ve aslında bu da onun...
Son sınavıydı. Ve bunu da ne için ne uğruna yapıyordu.
Yani hani hiç aslında Tony Stark öyle bir karakter değil.
Yani bir ekibin parçası olacak.
İşte birileriyle dostluk kuracak.
Bir ailenin bütünün parçası olacak da.
Bir şeylerden ödün verecek.
Kendisiyle tartışan kızan ne bileyim ona ne bileyim tokata tam vuran onunla savaşan dövüşen karakterlerle tekrar bir araya gelmek zorunda kalacaktı.
İşte Avengers filminde Tony Stark bir bütünün parçası olmak zorunda kaldı ki en başta bunu başaramadı aslında.
Şimdi Bu kadar şimdi Örümcek Adam serisinin bir temel cümlesi vardır.
Ta ilk filmlerde dile getirilen.
Neredeyse tüm Marvel aleminde çok kilit bir cümle o aslında.
Güzel bir cümle. Büyük güç, büyük sorumluluk getirir.
Tony Stark sahip olduğu bütün bu gücü hiçbir şey yaramıyordu aslında bir anlamda.
Hani ona bir şey getirmiyordu. Hatta dediğim gibi ilk filmde Ayrados da ona ihanet etmişti.
Bu güç kötüye kullanılmıştı.
İşte bu gücü...
Dünyanın hayrına, insanların hayrına kurabileceğini fark etmişti Tony Stark ilk bölümde.
Ondan dolayı da dünyayı kurtarma motivasyonuyla bu gücü, bu enerjiyi kullanmaya çalışmıştı.
Ancak bunun da sınavı şuydu.
O kibirini ezeceksin ve bir ekibin parçası olmayı kabul edeceksin.
İşte Tony Stark bunu başarmıştı ve dünyayı kurtarmıştı.
Avengers'ın da yeni bir ailenin, yeni bir dost ortamının, yeni bir takımın bir parçası olmuştu.
Şimdi bunu bir kenara koyalım.
Bu Iron Man'in dramatik derinliği.
Devam edelim. İkinci karakter Chris Evans yani Kaptan Amerika.
Nasıl diyeyim aralarındaki en dürüst, en erdemli, en düzgün bir asker sorumluluk sahibi, takım arkadaşı.
Hayatını feda eder, ölür, biter.
Hani inanılmaz düzgün, erdemli bir karakter.
Süper. Okey. Chris Evans bunu çok güzel canlandırdı ama şunu da çok güzel canlandırdı.
Bu karakterde güvendiği dağlara...
Kar yağan neredeyse aslında tek karakter Avengers evrenindeki.
O bir bütünün zaten parçasıydı.
Zaten hayatını feda edeceği bir ülkesi, bir takımı, bir komutanı, işte asker arkadaşları, Bucky bir arkadaşı, dostu, güvendiği her şey boş çıktı.
O güvendiği ordu onun içerisine Hydra sızmış.
Tüm sahip olduğu güç, askeri, devlet falan kötü güçler tarafından, casuslar tarafından ele geçirilmiş ve kötüye kullanılmış.
Sonra Shilts'ın içerisine girdi.
Shields'in içerisine de Hydra yine sızmıştı.
O erdemli güç ne yazık ki kötüye kullanılmıştı.
Hani kime güvendiyse, hangi takımın, hangi gücün, hangi ekibin bir parçası olduysa ne yazık ki o ekip yalan çıkmıştı.
Ve artık sonunda diyeyim hani kış askeri bölümünde aslında bu ortaya çıktı.
Kış askeri 2. Kaptan Amerika filminde ortaya çıkmıştı ki neye güvendiyse boş çıkmıştı.
Artık kaptan Amerika liderliği almak zorundaydı.
Kendisi bir takım kurmak zorundaydı.
Madem güvendiği her şey ne yazık ki boş çıkıyordu.
O da kendi ekibini kurup kendi güvenilirliğini elde etmek zorunda kalıyordu.
İşte Steve Rogers'ın da temel dramatik derinliği buydu.
Kendisi bir lider olmak ve ipleri eline almak zorundaydı.
İşte bunu yapmaya başladığında da sık sık şu cümleyi duyuyorduk ondan.
Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmiyorum.
Artık doğru ile yanlışı ayırt edemiyorum.
Artık kime güveneceğimi bilemiyorum.
Gibi cümleleri bol bol Steve Rogers'tan bundan sonra duyuyorduk.
İşte o da artık o kurduğu ekip de Avengers'tı zaten yeni bir takım.
Yeni bir ekip ve bunu yapmak için de ne yazık ki her şeyini kaybetmesi gerekiyordu.
Sevdiği kadını kaybediyordu, dostlarını, arkadaşlarını kaybediyordu.
70 yıl uykuda kalıyordu.
Artık günümüzde sırtını bir şeye dayayan görev adımı, o işte milliyetçi, işte politik anlamda demiyorum, psikolojik anlamda, sosyal anlamda milliyetçi, ülkesini seven, dostlarını seven, insanını seven falan karakter
artık... Tamamen daha bireysel ülkesi kendi insanı için değil dünya için savaşan bir ekibin parçası haline geliyordu.
İşte Steve Rogers'ın temel derinliği de buydu.
Gelelim Hulk'a.
Hulk'tan bahsedelim. Bruce Banner.
Hulk karakterinin hani Bruce'un dramatik derinliği biraz daha farklı.
Kendi filmlerinde de bu vardır.
Burada da aynı mesele ortaya çıkıyor.
Bir bilim insanı, çok zeki, çok akıllı, çok eğitimli, harika bir akademisyen.
Okey. Bir bilimsel hatadan dolayı Hulk karakteri ortaya çıkıyordu.
Tamamen kontrolsüz güç.
Bakın bilim insanının, bilim dünyasının en büyük numaralardan bir tanesi bilimin şüpheye açık olmaması, yoruma açık olmaması.
Her şey denklemin o tarafı.
Bu tarafı ve bu ikisini eşitleme gibi basit bir bakışla basit bir perspektifle her şeyin açıklanabilmesi ve bir anlamda her şeyin laboratuvar ortamında ve kontrol altında olmasıyla açıklanabilir.
Mark Ruffalo da zaten Bruce Banner karakterini canlandırırken bir anlamda iyi bir bilim adamının yani kontrollü ve hani işte denklemin iki tarafı olarak açıklanabilen dünyaya
ait bir adamın bir karakterin.
tamamen kontrolsüz güçle bir lanete bulanması, sahip olduğu o üstün gece kontrol edememesi ve bu kontrolsüzlüğünün de aslında sevdiklerine, çevresine,
dostlarına, insanlara, şehirlere, ülkesine, her şeyine istemeden zarar vermesi, ortalığı yıkıp böyle perişan etmesinin lanetiyle başa çıkmak zorunda kalmasıydı Bruce
Banner'ın. Temel motivasyonu.
Ve onu kontrol altına zaten kendisi bunu kontrol altına alamıyordu.
Kaçıyordu. İnsanlardan kaçıyordu.
Ve insanlardan kaçtığı için yalnızlaşıyordu.
Hayatıyla ilgili bir plan yapamıyordu.
Evlenemiyordu. Dost edinemiyordu.
İş güç sahibi olamıyordu falan filan.
Yani bu onu bir yalnızlığa etiyordu.
İşte yine diğer iki karakterde Iron Man'de ve Captain America'da olduğu gibi Avengers ekibi Hulk karakterinin Bruce Banner'ın O kontrolsüz gücünü ve bundan
doğan yalnızlığını, o yalnızlıktan kurtulmasını olanak veren bir aile, bir takım, bir dost ortamı sağlıyordu Avengers ekibi.
Hulk karakterine, Bruce Banner karakterine.
Onun da temel dramatikleri...
Derinliği buydu.
Hemen geçelim Thor karakterine.
Benim en sevdiğim karakter aslında Thor.
Çok basit ama bence çok güçlü bir dramatik derinliği var.
Thor düşmüş bir kral.
Bu kadar basit. Evrenin en güçlü medeniyetlerinden biri olan Asgard'ın yedi diyardan sorumlu falan işte kendisi 1500 yaşında bunun iki katı kadar düşman yenmiş çok sayıda
medeniyetin diyorum gezegenin ülkenin türlerin diyeyim lideri önderi ve koruyucusu olan Thor karakteri en güçlü karakter aslında Marvel alemindeki ancak bu gücü sebebiyle Her
şeyi ve herkesi kaybediyor.
Bakın en düşmüş karakter Thor.
Babası öldü, annesi öldü, en yakın dostu öldü, kardeşi öldü.
İnsanlarının, Asgard insanlarının çok büyük bir çoğunluğu öldü.
Gezegenini kaybetti. Daha neyi kaybedeceksin?
Yani her şeyini kaybediyor.
Ama o bir kral. O çok güçlü, çok yaşlı, çok bilge.
İşte onun dramatik derinliği de bu yalnızlığını, bu çaresizliğini, bu düşmüşlüğünü...
tamamen Avengers ekibindeki yeniden silkinmeyle tekrar bir mücadeleyi dönüştürebiliyor.
Söz konusu kayıplarını Avengers ekibiyle telafi etmenin yolunu buluyor.
Zaten hani Thor'un bu dramatiklerini Avengers filmlerinde bol bol dile getirilmiştir.
Ve burada da aslında o kral hani hiçbir zaman Thor karakteri çok ergenken biraz öyleydi böyle kibirli falan ama sonradan savaşın tadını alınca hani savaşın tadı derken şunu gazet ediyorum.
Hani sevdiklerini kaybedince savaşın kötü bir şey olduğunu fark edince zaten savaşa niyetli bir böyle ergen hani kral adayı prens gibi olmaktan zaten kurtulmuştu.
Kral olduğu anda savaşın kötü bir şey olduğunu, dövüşmenin kötü bir şey olduğunu fark edince Fark edip erdemli bir kral haline gelmişti.
Ve bunu yaparken de sadece gerektiğinde savaşan bilge bir böyle kral karakter haline gelmişti falan.
Çok güzel işte o tarafı iyi.
Ama kendi gezegenini kaybedince yeni bir gezegene neticede ihtiyacı oluyordu.
İşte orası da dünyaydı. Ve Marvel'ın Avengers ekibi de ona kaybettiklerini telafi etme şansı veren bir ekip olarak kucak açıyordu.
Yepyeni dostlar ediniyordu.
Şimdi buraya kadar anlattığım bu dört karakterin Tony Stark'ı gerçek bir insan ama hani olağanüstü bir deha olduğu için insanüstü becerilere sahip karakterler.
Hani bunların hepsi insanüstü karakterler öyle söyleyeyim.
Tony Stark'a bir hani şey koyuyorum istisna koyuyorum.
Şimdi gelelim Natasha Romanova ve Cliff Barton'a.
Hani o ikisi bu Avengers ekibinin insanüstü vasıflarına, insanüstü güçlerine tamamen insaniyet katan karakterler ancak tam farklı iki açıdan.
Gelelim Natasha'ya. Natasha, Steve Rogers'ın yani Captain America'nın da zaten çok iyi dostu.
İkisi çok iyi dostlar. Ancak tam zıttı.
Cliff Burton'ın da tam zıttı.
Hani bu zıttık nereden geliyor onu söylemeye çalışayım.
Şuradan geliyor. Natasha'nın hayatındaki her şey yalan.
Ne güvendiği bir ordusu olmuş.
Ne inandığı bir ülkesi olmuş.
Ne bir ailesi olmuş.
Ailesi de yok. Annesini babasını bile tanımıyor.
Babası kim onu bile bilmiyor.
Çok küçük yaştan Rus istihbarat örgütü onu küçücük bir kızken yani ajan olarak yetiştirmek üzere almış ona yalan bir aile vermiş.
Hani demiş ki işte bu senin ailen bu annen bu baban bu da kardeşin hadi bakalım al sana aile burada büyü.
Aslında annesi babası dediği tipler Rus istihbarat örgütünün elemanları.
Bakın ne kadar korkunç.
Natasha tamamen ergenliğe yalan bir ailenin içerisinde büyüyor.
Çok genç yaşta hani ergenliğe adım attığı yaşlarda onu ailesinden koparıp böyle toplama kampına eğitim kampına falan atıyorlar.
Tamamen bir ajan casus olarak falan yetiştiriliyor.
Hayatında hiç kimsesi ve hiçbir şey yok.
Yani o kadar hani derin bir psikolojik sosyal işte ailevi ne derseniz deyin sarsıntı ve yalnızlık içerisindeki inanılır gibi değil.
Tabi ondan sonra da aslında tam bir casus oluyor böyle.
Artık hayatında her şey yalan.
Her şeye çalışabilir.
Hani herkes için çalışabilir.
Rus istihbarat örgütü için çalışmış.
Orası yıkılmış. Oradan gelmiş Amerika'ya işte diyorum ordu için çalışmış.
Shield için çalışmış. Tamamen yalanlarla dolu bir hayat.
Tamamen geçici ekipler, geçici dostlar.
Hani sırtını dayadığı hiçbir duvar olmamış Natasha için.
Bunun üstüne üstlük Rus istihbarat örgütü o iyi bir ajan ve casus olsun diye onun kadınlığını almış.
Kadınlığı derken üreme becerisini kastediyorum.
Yani hiçbir zaman bir ailesi olmamış ve olamayacak.
Artı biyolojik olarak da hiçbir zaman bir aile kuramayacak karakter haline getirilmiş Natasha.
Ve en sonunda Amerika'da işte Shelton üyesi oluyor falan filan.
O da yalan çıkıyor. Bir daha yalan, bir daha yalan.
Yapayalnız Natasha. İşte onu öldürmek üzere bir karakter gönderiliyor.
Cliff Barton Hawkeye gönderiliyor.
Onu affedip hani dosta oluyor falan filan.
Ve sonunda Natasha da diğer bütün karakterler gibi çıkışı, dostluğu, aileyi, sırtını dayayabileceği bir ekibi Avengers'da buluyor.
Natasha'nın dramatik derinliğini de böyle özetleyebilirim.
Gelelim son karaktere ve Cliff Barton'a Hawkeye'a.
Sinema tarihinin en fazla hasılat yapan filmi hangisi?
Avengers Endgame.
Ve Avengers Endgame hangi karakterle açılıyor?
Cliff Barton ile açılıyor.
Bu kadar sıra dışı tip, bu kadar sıra dışı karakter bir arada bir ekip oluşturup dünyayı kurtarıyorlar.
Aslında aralarındaki en gerçekten normal insan, normal karakter Hawkeye Cliff Burton.
Hani neredeyse diğer bütün karakterlerin o sıra dışılığını, üstünlüğünü, ücubeliğini falan filan Cliff Barton neredeyse dengeliyor.
Aslında Avengers hekiminde en arkada kalan karakter olarak Hawkeye'yi anarız genellikle.
Bana göre gerçekten en güçlü karakterlerden bir tanesi o.
Çünkü tüm bakın şu ana kadar andığım bütün anormallikleri dengeleyen karakter o.
Avengers Endgame'in başlangıcından bahsettim bakın film onunla başlıyor.
Gerçekten ilk önce onun dramıyla filme giriş yapıyoruz.
Ve ikinci film Age of Ultron'da neredeyse tamamen Cliff Barton üzerine.
Yine o filmde de işte Avengers'e gibi bir şeyler yapmaya çalışıyor.
Başaramıyorlar, perişan oluyorlar falan.
Hepsi nereye gidiyor?
Tüm dünyadan dışlandıklarında, her şeylerini kaybettiklerinde, neredeyse yani dağılırcasına mahvolduklarında hep birlikte toplanıp Cliff Barton'ın...
O huzur dolu, o sıradan, o basit, o normal evine geliyorlar.
Ve hepsi de şok oluyorlar.
Iron Man, işte hani Kaptan Amerika, Hulk ve Thor.
Hani o bin bir diyar görmüş, bin bir karakterle, savaşçıyla falan karşı karşıya gelmiş karakterler.
O normalliğin içerisine girdikleri anda gerçekten şok oluyorlar.
Bence tüm Avengers aleminde onların böyle en aciz, en böyle şok olmuş, en hani şey kalmış böyle.
hani aciz kaldıkları diyeyim hani an aslında Cliff Burton'ın evine gelip o normallikle karşı karşıya kaldıkları an.
Bu harika bir şey. Orada zaten Hawkeye'ın, Cliff Burton'ın eşiyle bir sahnesi var.
Başlı başına bir sahne böyle. Hani karı koca sohbeti.
Hani ne yaptın, neredesin, nasıl geçti?
Hani günün nasıl geçti denir ya işte hani ne bileyim bir eş hani ben de evliyim.
Eşimle akşam eve geldiğimizde diyoruz yani bugün ne yaptın, neler yaptın falan.
O çok normal bir karı koca konuşması.
Orada da buna ait bir sahne vardı.
Nefisli, harikaydı. Nasıl diyeyim?
Cengiz Han dermiş. Ben dünyanın hanıyım, hanım da benim hanım gibi.
O erkeği de kadın yönetir aslında.
O akıl verir, o fikir verir, o hayata bağlar falan.
İşte burada da tam olarak Hawkeye'a eşi nefis bir yönetim sergiliyor.
Diyor ki işte bütün bu kahramanlar, bütün bu tanrılar, gods diyordu.
Çok iyi hatırlıyorum o sahneyi.
Çok sevdiğim bir sahne. Dağılmış durumdalar diyor Hawkeye'nin eşi.
O da diyor ki. Hawkeye de diyor ki onları evet ben dağıttım.
Ne yazık ki ben toplamak zorundayım.
O da diyor ki bir takım olduğunuza emin olmak zorundasın.
Yani senin arkanda durduklarına gerçekten bir takım olduğunuza emin misin diye.
Hawkeye Cliff Burton'ı böyle bir aydınlatıyordu.
O kadar güzel bir sahneydi ki.
İşte Cliff Burton da bu ekipteki aslında.
Bu ekibe ihtiyacı olmayan tek karakter.
Bakın bütün 5 karakterden bahsederken dikkat edin hepsinin çok ağır travmalarının olduğundan bahsettim.
Hepsinin yapayalnız kaldığından bahsettim.
Ve hepsi de bu yalnızlığını Avengers ekibiyle telafi ediyorlar.
İşte tek istisnası Cliff Barton.
O yalnız değil. Onun bir ailesi var.
Çocukları var. Gayet de mutlu.
Bir bütünün parçası. İşte vurgulamaya çalıştığım nokta.
Aslında Avengers ekibini en arkada kalmış olan Cliff Barton bir araya getiriyor aslında.
Çünkü onun için anlamı o değil.
O zaten birlikte olmayı, takım olmayı zaten biliyor.
Dramatik derinlik olarak Avengers ekibinin en güçlü karakteri Hawkeye yani Cliff Barton.
Şimdi bu 6 karakteri size anlatmaya, özetlemeye çalıştım.
Peki buradan ne çıkıyor? Buradan nasıl bir dramatik deminlik çıkıyor biliyor musunuz?
Buradan şu çıkıyor. O ekip biziz zaten.
Dünyadaki birbirinden çok farklı, yalnızlaşmış ülkeler deyin, toplumlar deyin, karakterler deyin, gruplar deyin, siyasi görüşler deyin, cinsel tercihler deyin.
Her ne diyorsanız deyin.
Bir anlamda dünyayı temsil eden, her ne kadar hani Thor dünya dışı olsa da diyeyim ama o da fark etmez.
O da artık bir dünya insanı. O da bizden.
O da kardeşimiz. İşte bambaşka insanlar, bambaşka karakterdeki, bambaşka travmadaki, bambaşka arayışlardaki 6 karakter bir araya gelip, bir
ekip oluşturup, bir aile olup dünyayı kurtarıyorlar.
Zaten dünyadaki diyorum ülkelerin, toplumların temsili o.
Farklı karakterlerin, farklı kişiliklerin diyorum, farklı siyasi görüşlerin, farklı...
Aile yapılarının, farklı ekonomik seviyelerin vs.
Hani hangi açıdan bakarsanız orada inançlı da var, ateist de var, kral da var, memur da var.
Hani diyorum hani kadın da var elbette erkek.
Hani her türden insan hemen hemen orada var.
Bir çekirdek ekip var ve zaten bu çekirdek ekip tüm Avengers filmlerinde daha da zenginleşiyor, zenginleşiyor.
Bambaşka farklı karakterler işirişirisi geliyor elbette.
Ve bu ekip gerçekten bir bütün oluşturuyor.
İşte Marvel dünyasının Avengers ekibinden doğan dramatik derinliği tam olarak bu.
Şimdi bitmedi.
Evet tamam bunu söyledim ama bitmedi.
Ne oluyor biliyor musunuz?
Olmuyor. Bakın problem burada.
Olmuyor. Başaramıyorlar.
Beceremiyorlar. İlk filmde tamam sonunda Loki'yi yeniyorlar.
Sonra ne oluyor? Ultron geliyor.
Ultron'u yeniyorlar. Ne oluyor?
Thanos geliyor. Ve ilk filmde Thanos Evrendeki tüm canlıların yarısını yok ediyor.
İşte başaramadılar. Olmuyor.
Gerçekten başaramıyorlar. Bakınız olmuyor.
Tamam sonunda gidiyorlar.
Hani artık Endgame'de işte Thanos'u öldürüyorlar.
Tekrar taşları elde etmenin yolunu buluyorlar falan filan.
Hani herkesi geri getiriyorlar.
Peki okey. Bu başardılar demek mi sizce?
Bence değil. Başaramıyorlar.
Telafi ediyorlar. Bakın bu noktaya çok dikkat edin.
Hani aslında hiçbir Marvel filmi pürüzsüzce iyi bitmiyor zaten.
Bakın hep travmalardan bahsettim.
Farkında mısınız? Hem Robert Downey Jr.'ın travmasından hem Captain America'nın, Natasha'nın...
Bruce Banner'ın, Hulk'ın ve Thor'un tamamen travmalarından bahsettim.
Bütün filmler aslında kötü bitiyor.
Bir tek Bruce Banner'ın, onun dizisini izlemedim bu arada.
Dizisini yaptılar. Hani onu izleyemedim.
Onun üzerine bir şey söyleyemiyorum ama en azından Marvel filmlerindeki ve Avengers filmlerindeki Hawkeye'dan yola çıkarak bu yorumları yapıyorum.
Aslında Hawkeye hariç hepsi travmatik karakterler.
Yine onu ayırıyorum. Bakın tamamı kötü ve sonunda, sonunda ne oluyor zaten?
Natasha ve Iron Man ölüyorlar.
Evrendeki tüm canların yarısı gidiyor ve 5 yıl boyunca hani biz dünyayı görüyoruz en azından ama evrendeki başka sayısız gezegen hani medeniyetin var olduğu gezegen zaten travmatik olarak 5 yıl boyunca bu
yalnızlığı bu hani Thanos'un kıyametini diyeyim yaşıyorlar.
Dünya da yaşıyor. Bunun etkilerini Endgame filminin başında bol bol gördük.
Yani yönetmenler onu özellikle işlediler.
Yani aslında kaybediyorlar.
Bir şekilde olmuyor. Sonra telafi ediliyor.
Bu telafi de zaten pürüzlü bir telafi.
Son olarak şunu bahsedeyim.
Çok uzattım ama biraz zengin bir konuk.
Marvel filmlerini biraz daha böyle o karakter analizlerini biraz daha o dramatik yapıları biraz daha dramatik derinlikleri karakter ilişkilerini Avengers ekibinin ne anlama geldiğini ve nereden
nereye evrildiğini biraz ince bir gözle izleyecek olursanız aslında Marvel dünyasının o kadar da böyle bonbon şekeri yani işte popcorn o kadar da balon filmler olmadığını düşüneceğinizi
Tahmin ediyorum. Ben öyle düşündüğümü söylüyorum size.
O anlamda Marvel Dünyası aslında çok süper değil.
Çok iyi değil. Hayran böyle delicesine hayran değilim ben.
Ancak seviyorum.
İlgiyle izliyorum.
O anlamda Marvel Dünyası o kadar da boş değil diyorum.
O kadar da lanetlemeyelim diyerek bu haftaki programımızı sonlandırıyorum.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
