
Sinemasal Açılımlar 14: Nuri Bilge Ceylan Sineması Üzerine
9 Haziran 2022 · 18 dk
PlatformlardaSpotify
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, Sinemasal Açılımlar dosyamızın 14. bölümünde Nuri Bilge Ceylan Sineması'nı konuştuk. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
...ilgisini, sevgisini, saygınlığını kazanmış bir yönetmen.
Aynı zamanda dünya sinemasının da hem sevilen hem de saygı duyulan önemli akımlarından, üsluplarından bir tanesinin de en başarılı ve en önemli temsilcilerinden, takipçilerinden bir tanesi.
1959 doğumlu Nuri Bilge Ceylan 2022 itibariyle 8 uzun metraj filmi imza attı ve bu 8 uzun metraj filmin de hemen hepsi izleyiciler tarafından beğenildi, takdir edildi.
Hani eleştirilmiş olsa da tabii her...
Bu filmlerin çok sayıda ortak noktası var.
Nuri Bilge Ceylan sineması diyebileceğimiz bir olgu var ve bugün bu programda Nuri Bilge Ceylan'ın sinemasını, filmlerin arasındaki ortaklıklarını, izleyiciye bakışını, sinemaya bakışını, iyi,
güçlü, özenli taraflarını aynı zamanda bazı zayıf ve eksikli taraflarını incelemeye söz konusu etmeye çalışacağız.
Şimdi Nuri Bilge Ceylan'ın filmografisine baktığımızda aslında...
belirgin bir ayrım noktası var ve bu ayrım noktası bir zamanlar Anadolu'da filmine denk geliyor.
Bundan önce yaptığı filmler her ne kadar yine Nuri Bilge Ceylan'ı temsil eden filmler olsa da bazı açılardan farklı, biraz daha minimal, biraz daha teknik olarak eksik demeyelim ancak biraz daha mütevazi,
biraz daha kendi halinde filmlerdi onlar.
Ancak bir zamanlar Anadolu'da filminden sonraki Kış Uykusu ve Ahlat Ağacı filmleri daha yüksek bütçeli, daha detaylı teknik işçilik barındıran biraz daha büyük, biraz daha derin, biraz daha zengin
konuları, öyküleri ve karakterleri karşımıza getiren filmler oldular.
Zaten Nuri Bilge Ceylan'ın teknik tarafı özellikle bu bahsettiğim son 3 filminde neredeyse konularının, temalarının önüne geçmiş durumda.
Çok özenli ve gerçekten teknik olarak çok başarılı bir sineması var Nuri Bilge Ceylan'ın.
Bundan da zaten bahsetmeye çalışacağım.
Öncelikle Nuri Bilge Ceylan'ın takipçisi olduğu diyeyim sinemasal akımdan size kısa.
Kısaca bahsedeyim sinema tarihinde...
Aslında ta 1930'lardan başlamış adına minimalist denen bir sinemasal akım var.
Bu sinemasal akımda sinemasal bileşenleri gerek öykü, senaryo, kamera, kurgu, oyunculuk, karakter derinliği vs.
Sinemayı bir araya getiren önemli olguların hemen hepsinin mümkün olduğunca az, mümkün olduğunca sade kullanıldığı bir sinemasal anlayış bu.
Sinema tarihinde bunun önemli temsilcileri var.
Japon yönetmen Yasuji Raozu ile bu akımın ortaya çıktığını söyleyebiliriz.
Daha sonra Fransız Robert Resson tam olarak akımın içerisinde olmasa da bu akıma biraz hani teğet geçen diyelim ya da kısmen bu akımın dairinde olan Andrei Tarkovski var.
Başka birçok yönetmen var şimdi çok hani oraya girmeyeyim.
Nuri Bilge Ceylan tam olarak bu akımın temsilcisi ancak bu akım tabii dönemler geçtikçe...
En azından içerik olarak diyelim o minimal tavrını ister istemez biraz kenara bırakmaya başladı.
Biraz daha zengin, biraz daha dolu öyküler kullanmaya başladı.
Bu durumda da bu sinemasal akım içerikten çok teknikle yani anlatım biçimiyle anılmaya başladı.
Yoğun kurgu olmayan, akıcı ilerlemeyen, biraz daha kurgudan çok fotoğrafa ağırlık veren, daha durağan planlar, durağan anlar kullanan ve sinemasal zamanı algılamamıza hissetmemize
olanak vermeye çalışan bir sinemasal akım bu.
Genel izleyici kitlesi tarafından hani sanat sineması deniyor aslında bu akıma kabaca ve hani biraz sıkıcı, çok da akıcı olmayan, biraz böyle anlayamadık hani bu film ne anlatıyor anlayamadık gibi eleştirilere maruz kalan bir akım
bu. Bunu dile getiren izleyiciler kısmen haklı olabilir ancak elbette bu akımda kendine göre bir anlatım tarzı var.
Belli öyküleri, belli karakterleri, belli olayları bu akımla anlatmak çok daha iyi oluyor.
Çok daha iyi filmler ortaya çıkıyor.
İşte Nuri Bilge Ceylan da bu akımı gayet iyi uygulayan sinemacılardan bir tanesi.
Peki Nuri Bilge Ceylan filmlerinde ne anlatır?
Filmlerinin ortak noktası nedir?
Şimdi başka bazı sinemacılar gibi örneğin ülkemizin önemli sinemacılarından biri olan ve programımıza da bahsettiğimiz Zeki Demirkubuz gibi Nuri Bilge Ceylan hemen hemen bütün filmlerinde aynı öyküyü anlatmıyor.
Ya da birbirine çok benzeyen öyküler anlatmıyor.
Ancak odağına aldığı öyküyü ya da karakterleri hemen hemen bütün filmlerinde aynı biçimde ele alıyor.
Öyküsüne benzer bir tavırla yaklaşıyor.
Nuri Bilge Ceylan üzerine fikir yürütülmeye değer diyelim.
Biraz hani yüksek fikir diyebileceğimiz, üzerine düşünsel, felsefi, aynı zamanda duygusal, mantıksal fikir yürütmeler yapılabilecek bir sorunu, bir problemi ele alıyor.
Ve bu ele aldığı problemi filminde...
Uzun uzun inceliyor, karakterlerini bu ele aldığı problemin çevresinde belli konumlara yerleştiriyor ve o karakterlerin tavırlarını, davranışlarını, tercihlerini üzerine düşünmemize
olanak verdiği bir kurgu, bir anlatım yaratıyor.
Ancak şöyle bir durum var ki...
Genel olarak Nuri Bilge Ceylan ve benzeri yönetmenlerin çok dolu metinlerle, çok düşünsel metinlerle, çok güçlü öykülerle karşımıza geldiği söylenir.
Ancak aslında bunun ben tam olarak doğru olduğunu düşünmüyorum.
Çünkü aslında Nuri Bilge Ceylan'ın sinemasında, Türk sinemasında, diyebiliriz ki bugüne kadar rastlamadığımız ölçüde detaylı ve teknik bir sinema var.
Çok özenli, çok iyi teknik işçilik var.
Nuri Bilge Ceylan'ın hem senaryolarını çok uzun sürelerde yazdığı, çekimlerinin normal başka filmlere göre çok daha uzun sürdüğü, kurgu süreçlerinin bazen böyle hani bir yıla iki yıla yayıldığı birçok kez
söylenmiştir. Hani öncelikle neyi anlatırsa anlatsın Nuri Bilge Ceylan.
Teknik olarak çok özenli bir sinema yapıyor ve bu anlamda bence Türk sinema tarihinin de en önemli ve en iyi yönetmenlerinden bir tanesi.
Söz konusu içeriğini bize bu teknik tarafıyla anlatıyor ancak bence bu noktada Nuri Bilge Ceylan sinemasının zaaflarından bir tanesi ortaya çıkıyor.
Bu zaaf da şu. Nuri Bilge Ceylan evet bir öykü anlatıyor bize çeşitli karakterler sunuyor bu öykü çevresinde.
Ancak anlattığı öyküyü o kadar uzun, o kadar detaylı, o kadar geniş ve aslında bir anlamda sarkıtarak anlatıyor ki filmlerinin
ilgilendiği ve odağa aldığı esas meseleyi anlamakta zorlanıyorsunuz.
Bunu şöyle bir örnekle açıklayabilirim.
Ben bugün size Nuri Bilge Ceylan'ı anlatıyorum.
Atıyorum 10 dakikalık bir program, bir sohbet gerçekleştirecek olsam ve bu 10 dakikalık sohbetin yarısını Nuri Bilge Ceylan'ın benzediği başka yönetmenlere ayıracak olsam ne olur?
Bu program aslında Nuri Bilge Ceylan'ın üzerine değil, Nuri Bilge Ceylan ve benzediği yönetmenler üzerine olur değil mi?
İşte Nuri Bilge Ceylan filmlerinin süresinin büyük çoğunluğunu odakta tuttuğu ya da anlatmak istediği meseleye değil...
Onun çevresindeki başka birçok motife, başka birçok karaktere, başka birçok karakterin söz konusu öykü içerisindeki tepkilerine, duygularına, yaklaşımlarına tercihlerini
ayırıyor. Ve bundan dolayı da filmlerinin odağındaki meseleye odaklanmak ve hatta iddia edebilirim ki filmin ne anlattığına odaklanmak gerçekten çok zor oluyor.
Birçok Nuri Bilge Ceylan filminin karşısına geçin, oturun.
Dikkatlice filmi izleyin.
Film bittiğinde evet gerçekten iyi bir film izlediğinize emin olursunuz.
Bu konuda hiçbir şüpheniz olmaz.
Ancak filmin ne anlattığını size sorsalar bir ya da iki cümlede özetlemekte zorlanırsınız.
Şimdi bu kötü bir şey olmayabilir.
Birçok sinema severe göre çok da dolu bir sürü mesajla birçok alt metinle birçok üst metinle detayla donatılmış filmler gayet zengin görünebilir.
Ancak filmin ne anlattığı fluğlaşıyorsa Filmin neye odaklanmaya çalıştığı, neyi iddia ediyor?
Neyi incelemeye çalıştığını tam olarak anlayamıyorsak aslında orada biraz dağılık bir yapıdan söz etmek çok da haksız bir iddia olmaz.
Bence Nuri Bilge Ceylan sinemasının en önemli zaaflarından bir tanesi de bu.
Olan akımı diyelim.
Benimsemiş başka sinemacıların sinemalarına baktığımızda hiç de ortada bir kafa karışıklığı olmadığını, filmlerin ne anlattığını, neyi odağa almak istediğini gayet çıplaklıkla görebiliyorsunuz.
Nuri Bilge Ceylan sinemasında da böyle bir şey olmamasını aslında Nuri Bilge Ceylan'ın bir şeyleri bize anlatmayı başaramaması ya da becerememesi olduğunu tabii ki iddia edemeyiz.
Bu çok saçma bir iddia.
olur. Ancak Nuri Bilge Ceylan'ın bunu seçtiğini ve tabi ki bunu bilinçli bir şekilde yaptığını söyleyebiliriz.
İşte bu tercihi de incelediğimizde aslında Nuri Bilge Ceylan'ın anlatmak istediklerini çok daha öz, çok daha kısa herkesin ya da geniş kitlelerin anlatabileceği şekilde de anlatabilir.
Ancak bunu tercih etmiyor.
Şimdi bu durumda elbette Nuri Bilge Ceylan'ı eleştirebiliriz de bu açıdan takdir de edebiliriz.
Bu yönetmenin tercih ettiği dünya, tercih ettiği sinema, tercih ettiği ve benimsediği Anlatım üslubu oluyor ve bu durumda tabi ki buna yorum yapmak, buna eleştirmek çok da haklımız olmuyor.
Nuri Bilge Ceylan sineması ile ilgili şöyle bir sorun daha, bir tutarsızlık daha benim karşıma geliyor.
Kan Film Festivali'nde büyük ödülü aldığında Nuri Bilge Ceylan benim güzel ve yalnız ülkem gibi bir ifade kullandı ki bazı kesimler tarafından eleştirildi.
Bence gayet cesur ve güçlü bir itiraftı.
Ancak şöyle bir tutarsızlık ve şöyle bir sorun var.
Aynı sorunda bana göre en iyi filmi olan ve en güçlü filmi olan Bir Zamanlar Anadolu'da filminde ve de isminde var.
Şöyle ki Nuri Bilge Ceylan sineması her ne kadar Türkiye'de yapılıyor olsa da Türk karakterler, Türk ortamlar, Türk mimari, Türk kılık kıyafet, Türk ağız, dil kullanılıyor
olsa da aslında meseleler itibariyle, odaklandığı konular itibariyle hiç de Türk değil.
Yani Nuri Bilge Ceylan Türkiye'nin ve Anadolu'nun temel problemlerini, temel sorunlarını, işte kültürel, sosyal, politik, ekonomik vs.
meselelerini odağa alan bir yönetmen değil.
Şimdi bunu yapmak zorunda değil tabii ki.
Hani bu açıdan Nuri Bilge Ceylan'ı ya da herhangi bir sinemacıya eleştirmek hakkımız değil.
Ancak... Eğer siz bir filme bir zamanlar Anadolu'da gibi bir isim veriyor iseniz ya da Cannes Film Festivali'nde benim yalnız ve güzel ülkem diyor iseniz sizin Türk
bir sinema yapıyor olmanız beklenir aslında.
Ancak Nuri Bilge Ceylan'ın böyle bir iddiası da yok.
Böyle bir niyeti ve yaklaşımı da yok.
Çünkü bir zamanlar Anadolu'da filmi örneğin diyorum bana göre en iyi filmidir.
Harika bir filmdir. Ancak oradaki odak Türk kültürüyle ve Anadolu ile alakalı değil.
Dünyanın herhangi bir ülkesinde ortaya çıkabilecek bir öykü ve tamam bu öykü Anadolu'da geçiyor olabilir ama aslında temel mesele dediğim gibi Anadolu bir öykü değil.
Ve aslında Nuri Bilge Ceylan benim yalnız ülkem derken bir anlamda da ülkesini yalnız bırakan sinemacılardan da bir tanesi oluyor.
Çünkü dediğim gibi Türkiye'nin ve Anadolu'nun temel sorunlarıyla ilgilenen bir yönetmen değil.
Tekrar söylüyorum buna mecbur değil.
Yani hiçbir sinemacı bunu yapmak zorunda değil.
Ancak madem bunu yapmıyor bir sinemacı buna sarılması ya da bunu hem söz hem de hitap konusu etmesi bir filmine adını vermesi çok da tutarlı bir yaklaşım
gibi görünmüyor. Bunun dışında az önce bahsettiğim noktaya tekrar gelmek istiyorum.
İçerik olarak hani biraz dağınık hani biraz ne anlattığı çok net olmayan çok zengin olsa da anlattıklarını net biçimde izleyicisine aktarmayı tercih etmeyen bir sinemacı
olsa da Nuri Bilge Ceylan tutarsızlıklarını diyeyim.
Öyle bir sinemasal kılıfla, öyle bir sinemasal teknikle, öyle bir biçimle karşımıza getiriyor ki gerçekten Nuri Bilge Ceylan'ın sinemasına kayıtsız kalmak mümkün değil.
İzlemekte zorlansak da hani belki sıkılsak da diyelim ne olursa olsun Nuri Bilge Ceylan'ın sineması çok iyi.
Bu kadar detaylı teknik işçilik, bu kadar detaylı karakter analizleri, bu kadar detaylı düşünülmüş planlar, replikler, oyunculuklar hani o kadar özenli ki bu anlamda zaten bence
Nuri Bilge Ceylan Dünyanın tüm sinema severlerini.
Hani ister Hollywood olsun, ister Kore olsun, ister Fransa olsun.
Hani sinemada güçlü ülkeleri anmaya çalışıyorum.
O ülkenin sinemacılarına ya da sinema severlerine de hitap edecek seviyede teknik bir sinema yaptığı için bence çok özel bir sinemacı.
Hani sanıldığı gibi çok düşünsel, çok derin metinlerle karşımıza geliyor.
Çok felsefi, çok sanatsal bir sinema yapıyor.
O nedenle Nuri Bilge Ceylan değerli.
Hayır. Ben bu açıdan Nuri Bilge Ceylan'ın Tabi bu açıdan da değerli olsa da esas değerinin, esas gücünün tamamen teknik olarak çok başarılı bir sinema yapıyor olmasından
kaynaklandığını düşünüyorum.
Çok detaylı çok özenli bir sinema yapıyor dedik.
Ancak söz konusu sinemasının dediğim gibi bir anlamda senal sineması diye isimlendirilen bir sinemanın takipçisi olması da bir anlamda Nuri Bilge Ceylan'ı dünya sinemasında da bir noktaya konumluyor.
İnternette var bir arama yaparsanız görebilirsiniz.
Hani Nuri Bilge Ceylan'a göre sinema tarihinin en iyi 10 filmi hangisi sorusu tabii kendisine sorulmuş.
Kendisine de buna bir cevap vermiş.
O listeye bakarsanız.
Nuri Bilge Ceylan'ın sinema tarihinin en iyi filmi olarak gördüğü filmlerin tamamı kendi sinemasal üslubuna ait yönetmenlerin elinden çıkmış, kendi sinemasal üslubuna ait filmler.
Yani aslında Nuri Bilge Ceylan...
Sinemanın sadece kendisini ilgilendiren kısmına bakan, orayı değerli gören ve oranın üzerinden sinema yapmaya çalışan, oradan beslenmiş bir sinemacı olarak karşımıza
geliyor. Evet belki de bu normaldir.
Her yönetmen aslında benimsediği sinemaya sarılır ve onu savunur değil mi?
Evet bu normal. Ancak o yönetmenlerin sinemasının gayet saf...
gayet anlaşılır, gayet kendi içinde tutarlı ve en azından ne anlattığı gayet belli olan yönetmenler olduğu düşünülürse Nuri Bilge Ceylan'ın başka nereden beslendiği
ya da bu kadar dolu, bu kadar hani çok sayıda detay ve çok sayıda incelenesi, an, sahne, alt metin, üst metin, karakter içeren dolu bir sinema yapma eğilimi nereden geliyor
dersek bunun da kendisinin entelektüel birikimine ve bir anlamda da entelektüel izleyicilere hitap etme çabası ya da eğiliminden kaynaklandığını söyleyebiliriz belki.
Bu da aslında onu Hem çok daha değerli, çok daha incelenisi bir sinemacı yapıyor.
Ancak bir yandan da kibir doğru kelime mi bilmiyorum ama en azından marjinal bir kitlenin, belirli bir kitlenin sinemacısı yapıyor.
Bu durumda da benim yalnız ülkem demesi ne kadar tutarlı ya da ne kadar anlaşılır bir yaklaşım ve eleştiri diyebilir miyiz buna?
Diyebiliriz. Eleştiri olduğu noktası da tabii tartışmaya açık oluyor.
Evet Nuri Bilge Ceylan ve filmleri üzerine de daha birçok şey söylenebilir ancak bugünlük programımız bununla sınırlı tutmaya çalışalım.
Belki ilerleyen zamanlarda Nuri Bilge Ceylan'ın bir filmi ya da bazı filmleri üzerine bir program daha yaparız ve ustanın bizden talep ettiği derin analizleri ve incelemeleri gerçekleştirmeye dilimiz döndüğünce
de sohbet konusu etmeye çalışırız.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Kurgu
ve büyüme süreçlerinde Podcast BPT yanınızda.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
