
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta Sinemasal Açılımlar dosyamızın onuncu bölümünü yapıyoruz ve konumuz İntikam. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar. Sinematris''e hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda sinemasal açılımların 10.sunu yapacağız.
Bir süredir gündemdeki filmleri konuşuyorduk.
Gündem bayağı yoğundu. Önemli filmler vardı.
Onlardan bahsetmek gerekiyordu.
O nedenle sinemasal açılımlara ara vermiştik.
Ama bu hafta açığı kapatacağız.
10. bölümü yapıyoruz artık.
Bayağı zengin bir dosya haline gelmeye başladı.
Tabii daha da zenginleşecek sinemasal açılımlar dosyamız ama...
Bu hafta da intikam konusundan bahsedeceğiz arkadaşlar.
Sinemanın tarihi inanın ki intikam temalı film dolu.
Hemen hemen her dönemde aynı temaya sahip filmler yapılmış.
Aralarında çok iyi filmler var, çok değerli filmler var.
Ve tabii ben bu hafta biraz daha güncel, yakın zamanda yapılmış intikam filmlerinden bahsetmeye çalışacağım.
Ancak... Yine de bu filmlere baksak hani hemen hemen tüm sinemasal açılımlar dosyalarımızda olduğu gibi hemen hemen bu filmler farklı dönemlerde yapılmış olsa da farklı türlerde hatta yapılmış
olsa da hemen hemen hepsinin belli ortaklıkları var.
İntikam almak isteyen, kendini intikam duygusuna kaptıran karakterlerin belli ortaklıkları var ve filmlerin de birbirine benzer mesajları var yaklaşık olarak.
Bunlardan bahsedeceğiz. Şimdi...
Şöyle söyleyeyim özellikle intikam deyince aklınıza hangi değiş geliyor, hangi cümle geliyor?
Çok bilinen bir atasözü var hani intikam üzerine.
Nedir? İntikam soğuk yenen bir yemektir.
Şimdi ne demek bu? Normal şartlarda öfkeyle kalkan zararla oturura yakın bir anlama geliyor bu.
Hani bir intikam karşılık alma bir böyle kısasa kısas durumun varsa öfkeyle bir an için onu hemen yapmaya çalışırsan çoğunlukla zararla oturursun.
Önce o yemeği bir soğutman lazım.
Önce oturman lazım, düşünmen lazım, planlaman lazım.
Yani duygularınla değil biraz mantığınla hareket etmen lazım anlamına gelen bir deyiş bu yaklaşık olarak.
Ancak aslında biraz da kandırıkçı.
Biraz böyle hani o intikam almaya çalışan kişiyi biraz kandıran, biraz oyalamaya çalışan bir deyiş.
Neden biliyor musunuz arkadaşlar? Çünkü hani öfkele kalkan zararla oturur bu kesin.
Bu konuda şüphe yok ama intikam almak için çok hızlı duygularınızla ani fevri hareket ederseniz hata yapabilirsiniz.
Onun için biraz mantıklı düşünün.
Diyor intikam almak isteyen kişiye.
Ancak o kişi de oturup o fevri duygusal öfkeli halden kurtulup da biraz mantıklı düşünmeye başladığında almak istediği intikamın çok da doğru...
Bir şey olup olmadığını, çok da mantıklı bir şey olup olmadığını mantık süzgecinden geçirmeye başlıyor.
Ve belki de ya da şöyle söyleyelim en baştaki gibi en azından o intikamı alma eğiliminde isteğinde olmuyor aslına bakarsanız.
Çünkü çok temel bir yanılgı var arkadaşlar ve sinema tarihinde de bu çok güzel biçimde işleniyor.
Defalarca kez işlendi. İntikamla adaletin aynı şey olduğunu zannetmek.
Meşhur ve artık hepimizin herhalde çok sevdiği Godfather filminin başlangıcında daha ilk sahnesinde Godfather 1'in açılışında bir vatandaş, bir pastaneci bir kişi bizim meşhur babamız
Vito Carleone'den bir istekte bulunur.
Der ki işte benim kızıma böyle böyle kötü bir şey yaptılar.
İşte o kişiden ölmesini istiyorum der.
Şimdi Vito Carleone de der ki bu senin istediğin doğru değil çünkü o kişiler yaşıyor.
Şimdi bakın o kişi evet kötü bir şey olmuş yani kızına bir kötülük yapmışlar.
Gelmiş Vito Carleone'den justice hatta o bundan da bahseder orada hani adalet istiyorum benim kızıma böyle bir şey yaptılar.
Give me justice Vito Carleone bana adalet ver.
O da der ki bu istediğin senin adalet değil.
Şimdi o kişi hani diyorum çok acı bir olay tabii ki hiç kimsenin başına gelsin kimse istemez ama o anlık duyguyla o öfke patlamasıyla karşı tarafa Acı verdirmek istiyor, acı çektirmek istiyor
ve bunun adalet olduğunu düşünüyor.
Diyorum ama Vito Caglione de diyor ki hayır sen adalet istemiyorsun.
Senin istediğin adalet değil, senin istediğin intikam.
İşte arkadaşlar bu tema hemen hemen intikam filmlerinin hepsinde var.
Çünkü normal şartlarda...
İşte o öfkeyle kalkan zararla oturur hesabı.
Siz öfkeyle bir şey yapmak istediğinizde sizi acı çektiren kişiye bir şekilde acı çektirmek istiyorsunuz.
Ancak o acının dozunu ya da haklılığını ya da haksızlığını ya da yöntemini pek de tutturamıyorsunuz gibi bir durum var ortada.
Şimdi bir yandan da şöyle bir şey var arkadaşlar.
Normal şartlarda bir kişi intikam yoluna girince yani bir acı çekip intikamını alma sürecine girince bu konuya böyle işte and içince hani intikamımı alacağım her şekilde deyince o kişi çok
derin bir karamsarlık içerisine düşüyor ve hayatında hemen hemen ne varsa yani gecesi, gündüzü, tüm işte mesleği, becerileri, zamanı, enerjisi her şeyini bu intikamı
alma motivasyonuna amade ettiği için Günlük hayatını, normal hayatını yaşayamamaya başlıyor.
Normalde nasıl bir insansa, düzgün bir insan olduğunu varsayalım bu kişinin.
Normal bir insan olduğunu varsayalım.
O kişi tüm bu normal vasıflarını kaybediyor, yitiriyor ve içi kararıyor arkadaşlar bu kişinin.
Bu nedenle de o intikam süreci, o intikam yoluna giren karakterler sinema tarihinde genellikle...
İnsani vasıflarını kaybeden, yavaş yavaş böyle bir depresyonun, bir karamsarlığın, bir karanlık bir mağaranın içerisine girip orada kendini kaybeden insanlar olarak genellikle resmedilmiş
sinema tarihinde. Aynı zamanda şöyle bir durum var söz konusu işte ben intikam alacağım çünkü adalet bunu gerektiriyor.
Mantığıyla ben mutlaka bu intikamı almalıyım başka türlü rahatlayamam.
Hani bunu mutlaka yapmam lazım sürecinde.
O kayıp zaman da zaten insanın hayatından tamamen kaybedilmiş bir zaman oluyor.
Kişi bu süreçte bu intikam alma hazırlığı, bunu düşünmesi, işte mantık çerçevesinden geçirmesi falan sürecinde başka birine dönüşmeye başlıyor ve intikamını aldıktan sonra da öyle bir
duygusal boşalma yaşıyor ve o intikam alma sürecinde öyle bir dönüşüm yaşamış oluyor ki artık o kişi eski haline hiçbir şekilde dönemiyor arkadaşlar.
O nedenle çoğunlukla intikam almak isteyen kişileri sinema tarihinde Yani yanındaki kişiler, dostlar, arkadaşlar falan bu intikamdan haberi olan diğer kişiler genellikle o kişiyi vazgeçirmeye çalışıyorlar
arkadaşlar. Yapma bak. Hani sen bunu yaptığında zaten en temel mesele yine Godfather'dan bir örnek vereyim.
Orada böyle... Babalarla bir toplantı yaparlar falan.
Vito Carleone elini böyle göğsüne koyar der ki ben oğlumun intikamını almaktan vazgeçiyorum.
Hatta o musibete olan diyeyim diğer bir mafya babasına der ki işte intikam almaktan bahsediyorsun sen.
İntikam sana oğlunu geri getirecek mi der.
Bakın bu çok temel bir motivasyon intikam alma dürtüsünde.
Yani intikam almanın aslında boş bir çaba, boş bir dürtü olduğunu gösteren şeylerden bir tanesi.
Hep yine sinema tarihinde. kaybedilenleri intikamın geri getirmeyeceği duygusu olmuş arkadaşlar.
Bu da çok fazla filmde karşımıza çıkıyor.
Şimdi hiç henüz örnek vermedim.
Birkaç tane güzel örnek vermeye çalışayım.
Mesela yakın zamandan diyeyim biraz daha yakın zamandan en güçlü bildiğimiz intikam mevkilerinden bir tanesi Gladiator arkadaşlar.
Meşhur Ridley Scott'ın yönettiği, Russell Crowe'un oynadığı işte ailesini öldürürler.
İşte kral kendi oğluna değil generaline yani Russell Crowe'a Maximus'a verecektir krallığı.
İşte kralın oğlu ailesini öldürür, onu öldürmeye çalışır öldüremez falan filan.
Ondan sonra bir intikam macerası başlar.
Ama şöyle, burada da şöyle bir incelik var arkadaşlar.
Şimdi intikam mücadelesi başlar dedim ama...
Şimdi az önce bir cümle kullanmıştım, onu öylesine kullanmadım.
sadece intikam alma motivasyonuna bir kişinin kendisini amade etmesi dedim.
Yani hayatı işte ne bileyim hayat güzellikleri, dostluğu, arkadaşlığı ne bileyim işte hobileri, yemeği, içmeyi görece normal insan hayatında var olan birçok şeyi kenara bırakıp
bir kişinin kendini tamamen bir intikam motivasyonuna esir etmesine yakın bir şey söyledim az önce.
Şimdi intikam öyküleri bunu biraz esnetiyorlar.
hani bir karakteri kör bir intikam saplantısına hapsetmekten çok araya başka bir mücadeleyi de sıkıştırıyorlar.
Bu ne biliyor musunuz arkadaşlar? İşte Gladiator buna güzel bir örnek.
Evet orada Russell Crowe'un Maximus karakteri intikam almak istiyor.
Ama aynı zamanda ülkesinin başında çok kötü bir kral var, kötü bir yönetici var.
Kendi intikamını almışken aynı zamanda ülkesini de kurtarmış olacak.
Bakın şimdi burada iki motivasyon, iki amaç bir araya geliyor.
Nasıl sinemacılar Saf bir intikam mücadelesinin biraz boş, biraz böyle hani kişisel bir duygusal patlamayla falan hani ortaya çıkıp aslında çok da böyle onora edici
ya da çok da aranan bir motivasyon olmaması durumunu biraz...
gizlemek ya da biraz da böyle yumuşatabilmek için işin içerisine birkaç motivasyon daha katıyorlar böyle işte hem ülkeyi kurtarma hem manevi değerleri koruma falan gibi.
İşte Gladiator buna güzel bir örnek aslına bakarsanız.
Orada işte Maximus hem ülkesini kurtaracak yani krallığı kurtaracak.
Krallık çok kötü gidiyor çünkü.
Hem de aynı zamanda kendi intikamını olmuş olacak.
Buna güzel örneklerden bir tanesi arkadaşlar.
Başka bir film mesela Quentin Tarantino'nun meşhur ve hayranlığında çok olduğu Kill Bill filmleri tam bir intikam öyküsü ki bu Gladyatör gibi işte aynı zamanda ülkeyi de kurtaracağız.
Aynı zamanda başka bir şeyleri de kurtaracağız falan değil.
Düz bir intikam öyküsü.
Yani işte tam evlenmek üzere olan bir gelin.
İşte gelip onu öldürüyorlar.
Kocasını öldürüyorlar falan. Sonra ölmeyip komadan çıkıyor ve önüne gelen herkesi öldürecek falan.
Klasik aslında zaten Quentin Tarantino biliyorsunuz klişeler üzerine filmler yapar.
Daha önce birçok kez yapılmış öyküleri tekrar yapıp onun güzel taraflarını öne çıkararak hem kendi eğlenceli dünyasını inşa etme hem de o ilgilendiği yeniden anlattığı öyküleri türleri onara etmek üzerine bir sinema yaptığı
için zaten Kill Bill bu konunun da en güzel örneklerinden bir tanesi.
Malum arkadaşlar yakın zamanın en kral zaten intikam öykülerinden bir tanesi hangisi?
John Wick. Keanu Reeves'ın başrolünü oynadığı galiba dördüncüsü yapıldı değil mi en son?
Ki orada çok güzel de bir çıkış noktası var.
Köpeğimi öldürdünüz değil mi? Siz benim köpeğimi öldürdünüz.
Ben de ülkedeki bütün mafya üyelerini yok edeceğim.
Evet tabii ki çıkış noktası o ama neticede bu da gladiyatördeki gibi biraz böyle kötülükle savaşma, biraz suçla savaşma, biraz hani kendinde belki o camianın bir üyesisin biraz ondan da kurtulma
falan gibi biraz karışık motivasyonları da bir arada barındıran ama neticede çok sevilen bir ev hayvanının kaybıyla ortaya çıkan bir intikam serüveni olduğu için, süreci
olduğu için. Hepimizi mutlu etti.
Çok güzel tabii iyi bir seri.
Çok teknik işçiliği falan çok iyi John Wick'in.
Çok keyifli izlemesi.
Hani çok fazla film var arkadaşlar.
Hani hangisine örnek vereyim? Yani Batman'den bir örnek vereyim.
Harry Potter'dan bir örnek vereyim.
Hepsi aslında bir anlamda intikam öyküsü.
Ama hep o yani kişisel intikam öyküsünün altında yine Gladiator'da bahsettiğim gibi başka motivasyonlar da işin içerisine giriyor.
İşte diyorum hem ülkeyi kurtarma, krallığı kurtarma, kötülükle savaşma işte ne bileyim suçlularla savaşma Sokağa
temizleme dürtüsü Batman'deki gibi falan değil mi?
Ya da çok geniş kitlelerin hayatını eski eden...
Ürkütücü bir kötü adamın işte Voldemort gibi mesela.
İşte onunla savaşma motivasyonunu bir çocuğun işte Dumbledore'un bu planı yaptığını hani daha sonra öğrenmiştik falan.
Harry Potter'ın o intikam alma güdüsünü başka bir yola kullanma falan gibi kullanma.
Tırnak içinde söylüyorum bunu artık öyküyü bilen arkadaşlar beni anlıyordur.
Yani çok fazla öykü var gerçekten.
Ama hepsinde ortalama olarak diyorum hem intikamın aslında adaletle aynı şey olmadığı hani öyle gibi görünse de aslında kişiye aslında intikamın bir adalet olmadığı tamamen kişisel bir perspektiften
yola çıkılan bir süreç olduğu ve kişinin o intikamı alma sürecinde bir anlamda kişiliğini kaybetmesi, insaniyetini kaybetmesi hani normal bir kişi olmaktan çıkıp anormal birine dönüşmesi
sürecinin de anlatılması aynı zamanda.
Onun için intikam alma motivasyonuyla böyle çok yani körü körüne bağlanan insanlar ne yazık ki çoğunlukla diyorum böyle karanlık bir mağaraya giriyorlar.
Bunun yine başka çok güzel örneklerinden bir tanesi var.
Biraz daha eski bir film ama 1979 tarihli Mad Max arkadaşlar.
Hala Devam filmleri yapılıyor.
George Miller daha geçtiğimiz yıllarda bir tane yaptı.
Mad Max. Hani orada da işte biraz post apokaliptik bir filmdir zaten.
İzleyen arkadaşlar veya duymuş arkadaşlar mutlaka biliyordur.
İşte biraz kıyamete doğru giden dünyadaki kaynakların falan tükendiği bir dönemde böyle.
İşte ailesi öldürüldür bir polisin.
O polis de bir suç savaşçısı olur.
Böyle geniş Avustralya çöllerinde kötü adamlarla...
ölümcül bir mücadeleye girer.
İşte ailesinin intikamını alma dürtüsüyle ama o da bir suç savaşçısına dönüşür.
Bir anlamda Batman'e de benziyor o aslına bakarsanız.
John Wick'e de benziyor. İşte yakın motivasyonlar.
İşte ben intikamımı alacağım ama bir de şimdi intikamı hani tam kim yaptı bilmiyorsun ya.
Atıyorum işte eşini, aileni öldürdü ya da sana bir şekilde bir zarar verdi.
O kişinin kim olduğunu bilmiyorsun. Ona benzeyen herkesi öldürmeye başlıyorsun.
Diyorum bir suç savaşçısına.
Dönüşüyorsun bir anlamda.
Ama diyorum o kişi her şekilde böyle çok karanlık bir kuyuya düşmüş oluyor.
O intikamı alacağız derken.
Şimdi sinema tarihinde dediğim gibi çok fazla film var arkadaşlar.
Ama özellikle bir tanesini anmadan daha doğrusu bir üçleme bu.
Onu anmadan bu sohbeti yaparsam gerçekten çok ayıp etmiş olurum.
Chan Wook Park'ın unutulmaz Oldboy filmi arkadaşlar.
Bizde ihtiyar delikanlı adıyla gösterime girmişti.
Ya da hani gösterilmişti diyeyim.
Çok iyi bir film. Çok önemli bir film.
Çok değerli bir film. Hani bilmeyen yoktur herhalde.
Mutlaka ya izlemişsinizdir ya da duymuşsunuzdur.
Eğer izlemediyseniz hararetle tabi izlemenizi tavsiye ediyorum.
Ancak Oldboy aslında arkadaşlar bir üçlemenin ikinci bölümü.
Öyle söyleyeyim size. Mr.
Vengeance Mrs.
Vengeance, Lady Vengeance daha doğrusu yani Bay İntikam, Bayan İntikam bir de İhtiyar Delikanlı daha doğrusu.
Üç film onlar. Çanvuk Park'ın ve hani bunu duymak sizi şaşıracak mı bilmiyorum ama aslında Oldboy o üçlemenin bana göre en iyi filmi de değil.
Bir de Lady Vengeance diye bir film var arkadaşlar.
Bizde İntikam Meleği olarak biliniyor.
Ya aman Allah'ım o kadar iyi bir film ki arkadaşlar.
O kadar iyi bir film ki.
İyi ötesi bir film. Bir başyapıt seviyesinde bir film.
Zaten 2000'ler sonrası sinemanın öne çıkan yönetmenleri var işte.
Ne bileyim Christopher Nolan dedik, Donnie Villeneuve dedik.
Nefis filmler yapıyorlar. Çok önemli yönetmenler bunlar.
Ama Chan-Wook Park arkadaşlar bana göre 2000'ler sonrası sinemasının en iyi yönetmeni.
En iyi. Yani net. Net koyabiliyorum.
Listenin başındaki yönetmen bence Chan-Wook Park.
Ben hemen hemen bütün filmlerini izledim ve bütün filmleri çok iyi olur mu ya bir yönetmenin?
Bu kadar muhteşem bir adam gerçekten ve Lady Vengeance'da 2005 tarihli Chan-Wook Park'ın filmografisinde de iyi filmlerden biri.
Öne çıkan filmlerden bir tanesi ve Son yıllarında en iyi filmlerden bir tanesi bence ve aynı zamanda da intikam temalı filmlerin de ya ben intikam teması deyince ilk aklıma gelen filmlerden de bir tanesi zaten adı
üzerinde. Şimdi Oldboy çok iyi bir filmdi gerçekten çok iyi bir filmdi ve intikam teması üzerine hemen hemen ne varsa yani diyorum intikam ateşiyle yanıp tutuşan bir karakter mi istersiniz?
Onun bu yol boyunca diyorum böyle karanlık bir kuyuya düşüp.
Ondan başka hiçbir şey düşünemeyip insanlığını kaybetmesini mi istersiniz?
Hani vahşete sürüklenmesini mi istersiniz?
Gözünün hiçbir şey görmeyip gerçekten kör bir insana dönüşmesini mi istersiniz?
Hani intikam teması üzerine sinema tarihinde az çok incelenmiş, az çok konu edilmiş hemen hemen her şey bu üçlemedeki filmlerde ve Oldboy'da özellikle var.
Ve intikam meleğinde de, Lady Vengeance'da da...
Bu artık tap yapmış durumda.
Orada başka bir şeyler de var arkadaşlar.
Şöyle söyleyeyim. İntikam konusunu.
Hani bu intikam temalı filmlerin hemen hepsi zaten intikam konusu üzerine böyle güzel şeyler söylerler.
Güzel laflar söylerler. İşte intikam şudur, şöyledir, yapma, etme.
İşte adalet istiyorum. Sen adalet istemiyorsun.
Sen intikam istiyorsun. Bakın bu replik o kadar çok vardır ki intikam temalı filmlerde.
Hani diyorum birçok intikam...
Temalı film intikam konusunu inceler.
Ancak bu bahsettiğim Lady Vengeance filmi kadar intikam temasını inceleyemem başka bir film gerçekten görmedim.
Resmen intikam olgusu üzerine arkadaşlar.
Çünkü orada yine intikam almak isteyen kendisini intikam almaya adamış bir karakter var.
Bir kadın ve muhteşem bir kadın gerçekten.
Harika bir kadın. Hem oyuncu olarak çok nefis bir oyuncu hem de canlandırdığı karakter harika.
Aynı zamanda orada yani onun intikamı bu baş karakter kadının intikamı başka karakterlerin intikamıyla kesişiyor.
Ve resmen bir grup insan intikam alma almama almalı mıyız almamalı mıyız alacaksak nasıl almalıyız.
İşte ne bileyim hakkaniyet arayacak mıyız adalet arayacak mıyız yoksa bu işi güvenlik güçlerine ve adalete işte hukuka mı bırakmalıyız falan diye.
Up uzun sahneler var filmde ve bu sahneler.
Hem duygusal hem yani böyle oturup hüngür hüngür ağlayabileceğiniz belki de.
Ve duygu sömürüsü yapmadan.
İnanın ki bakın abartmıyorum.
Yani böyle gözyaşı deyince ağlamak deyince genelde bir filmin duygu sömürüsü yaptığı fikri aklınıza gelebilir.
Burada öyle bir şey yok. Ağlayabilirsiniz.
Çok duygulu ama aynı zamanda gayet böyle felsefi mantıksal olarak da intikam olgusunu en derin böyle alt metnine kadar inceleyen filmlerden bir tanesi.
O nedenle intikam konusuna biraz ilgi duyuyorsanız.
Lady Vengeance filmini mutlaka izlemenizi öneriyorum.
Diyorum 2005 tarihli Çanvuk Park filmi.
Onun dışında da diyorum çok fazla film var.
Daha çok filmlerden bahsetmeyeyim.
Son olarak şöyle bir noktaya vurgu yapıp sohbeti bitireyim.
Şimdi genellikle intikam almak için böyle her şeyini feda eden karakterler bir şeye diyorum karanlık bir yola giriyorlar.
Böyle devam ediyorlar bir şekilde.
intikamlarını alıyorlar ya da alamıyorlar ama genellikle alıyorlar zaten.
Alınması bekleniyor.
O artık o dramatik yapı, o öykünün ilgilendiği esas meselenin finale ulaşması için genellikle intikamlarını alıyorlar bir şekilde.
Ancak arkadaşlar neticede o yine Godfather'daki replik gibi intikamını almak sana oğlunu geri getirecek mi?
Tabii ki getirmiyor. O kişiler hiçbir şekilde daha mutlu olmuyorlar.
ruhsal, duygusal ya da mantıksal bir aydınlığa, bir feraha ermiyorlar arkadaşlar.
Bu anlamda ne oluyor biliyor musunuz?
İntikam almış kişiyle intikamını hani intikam isteyip ya da belki de kendince intikam almayı alması gerektiğini düşünüp hak eden ya da almayan kişi arasında çok da bir fark olmuyor
arkadaşlar. Yani diyelim ki siz işte birisi çok kötü bir şey yaptı, siz bir intikam almak istiyorsunuz ama oturup diyelim ki yani duygusal davranmıyorsunuz.
Hayır işte adalet, hukuk neyse bunun kararını versin.
Ben intikamımı almıyorum dediniz bir şekilde.
Ya da bu intikamı aldınız.
Bu ikisi arasında hani sinema tarihindeki filmlerin büyük çoğunluğunda aynı şey var.
Yaklaşık ortaya çok da farklı iki kişi çıkmıyor.
Bir tanesinde hani diyelim ki intikamı almadım ya keşke alsaydım diyen bir karakter.
Çok zor ben hiç böyle bir şey görmedim hatırlamıyorum.
Ya da aldıysa da oh iyi ki aldım oh rahatladım ya yaşasın çok mutluyum şu an diyen bir karakter de pek hatırlamıyorum.
O anlamda aslında iki karakter de intikamını alan da almayan da kaybettikleri için oturup üzülüyor arkadaşlar.
Her şekilde. O anlamda...
Bir noktaya ulaşmıyor aslında o karakter.
O nedenle zaten o intikamını alma yolculuğu karanlık bir yolculuk.
Mutlu olma anlamında beyhude bir çaba gibi görünüyor ve bu süreçte son bir film daha anacağım.
Çok farklı bir film olduğu için bunu anacağım arkadaşlar.
Çok ilginç ve farklı bir intikam öyküsü.
In the Bedroom diye bir film var arkadaşlar.
Hani şöyle söyleyeyim biraz farklı bir film.
2001 tarihli bir film ve...
Yani şöyle ki genellikle hani intikam öyküleri farklı türlerde oluyor dedim ama bu çok ağır bir karakter dramı.
Çok daha durağan bir film.
Ailenin daha çok başına gelen kötü dramatik olayın acısını sindirmeye çalışma ya da onun başa çıkmasına bir anlamda intikamın öncesine daha çok odaklanan bir film.
İntikam alma sürecine değil çünkü intikam filmine genellikle ona odaklanır.
Hani bu bahsettiğim bu son bahsettiğim tam en çok bu filmde çok güzel vurgulanıyor.
Yani intikam almak hani akıllı.
daha mantıklı ya da belki de bir anlamda hani şimdi küçültücü bir şey kullanmak istemiyorum ama o intikamı alamayacak kişiler de var değil mi?
Herkes böyle savaşçı değil ya da ne bileyim kılıcı silahı kuşanıp da haydi gidelim öldürelim demeyecek de tabii çok insan var.
Hatta çoğumuz öyleyiz aslına bakarsanız.
Hani bir intikam alacak olsak da çok hiç de böyle sinematografik bir intikam alma öyküsü olmaz herhalde biz görece normal insanların intikam alma çabaları.
Ancak çoğumuz bu Yani motivasyonu kendimizde bulamayabiliriz.
Buna cesaret de edemeyebiliriz belki de.
Burada biraz daha öyle bir ailenin dramatik olayı yaşama sürecini anlatıyor bu film.
Hani burada da bir intikam var ancak hani bir film bir iki küçük sürpriz içeriyor.
Onun için böyle vermeyeyim ama çok iyi bir film.
Nefis bir film zaten. Oscar adaylıkları falan var.
Yani döneminin en önemli güçlü filmlerinden bir tanesiydi.
2001 tarihli In the Bedroom filmi arkadaşlar.
Todd Field'ın yönettiği.
Orada bu tema çok güzel anlatılıyordu.
Yani intikamınızı alsanız da arkadaşlar almasanız da aslında sonunda yani öykünün sonunda kaybettiklerinize üzülüyorsunuz ve kaybettiklerinize yanıyorsunuz.
İntikamınızı almış olmak sizi daha mutlu, daha güçlü, daha hayatla hesabını kapatmış bir insan kılmıyor.
O nedenle sinema tarihi genellikle intikam öykülerinin daha çok karamsar bir duyguda, karamsar bir tonda işliyorlar.
Ve intikamın gerçekten de çıkar yol olmadığı üzerine öyküler anlatıyorlar arkadaşlar.
Evet bu hafta sinemasal açılımlarda intikam konusunu işlemeye çalıştık.
Umarım... Aydınlatıcı bir sohbet olmuştur sizin için.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere arkadaşlar.
Teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
