
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta yeni bir seriye başlıyoruz. Geçmişten bugüne sinemada sıkça anlatılan ve hepimizin bilip sevdiği temel öykü kalıplarının altında yatan anlam ve kodları inceleyeceğimiz programın bu haftaki konuğu: Zirveden Düşen İnsan. Keyifli dinlemeler...
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar, Sinema Adresi'ne hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda sinemasal açılımlara başlıyoruz.
Bunu bir seri haline getirmeyi düşünüyorum.
Sinemanın geçmişten bugüne anlattığı, sıkça anlattığı, hatta tekrar tekrar anlattığı belli öykü kalıpları var.
Hani bunlar artık klişe öyküler bile diyebiliriz aslında.
Çoğu zaman kendilerini başka motiflerin altında gizliyor olsalar da belirli şeyler tekrar ediyor sinema tarihinde.
Aslında edebiyatta da belki böyle ya da farklı sanatların da yani işte resimin, müziğin veya mimarinin nasıl kendisini tekrar eder.
belli motifleri varsa, belli kalıpları varsa sinemayı da temel olarak bir öykü anlatıcılığı olarak düşünürsek.
Belirli öyküler var sinemada çok fazla karşımıza çıkıyor.
Sık sık karşımıza çıkıyor. Tekrar tekrar karşımıza çıkıyor.
Ve aslında arkadaşlar bunlar ilk bakışta sıkıcı gibi görünse de hep aynı öyküyü izliyoruz.
Hep işte aynı yemek. Soğuduktan sonra böyle ısıtılıp ısıtılıp tekrar karşımıza geliyor.
Gibi düşünsek de aslında bu Bu yaklaşım, bu düşünce pek de doğru değil.
Çünkü sinemadaki klişeler, sinemadaki temel öykü yapıları birçok kez tekrar edilip tekrar tekrar anlatılan öyküler aslında altlarında çok derin kodlar barındırıyorlar.
Aslında insanın en temel çekişmelerini, en böyle bilindik, tüm dünya insanlarını...
eşit ve benzer biçimde ilgilendiren, hemen hemen tüm dünyası insanları için önem arz eden konuları işliyorlar bunlar ve dediğim gibi altında derin kodlar bulunduruyorlar.
Farklı kültürlerden insanları da aynı çatı altında birleştiren kaygılara işaret ediyorlar aslında.
Bir yandan da şöyle bir olay var.
Sinema arkadaşlar bir, nasıl diyeyim, belli bir dönemin ruhunu yansıtan, dönemin nabzını tutan üretimlerden ya da hem görsel hem böyle öyküyle alakalı belli bir dönemin nabzını tutan, belli bir dönemin
dokusunu inşa eden ya da dokusunu temsil eden alanlardan bir tanesi.
Yani 80'lerin ruhu dendiğinde işte atıyorum 60'ların 70'lerin ruhu dendiğinde işte 1930'lar dendiğinde ne bileyim Amerika Büyük Buhran dendiğinde falan sinemanın gelişiminde sinemanın anlattığı öykülerde
hatta ya böyle görsel dokusunda kurgu anlayışında oyunculuk anlayışında falan birçok açıdan sinemayı meydana getiren enstrümanların büyük çoğunluğunda dönem dönem değişimler olduğunu görüyoruz ve bu değişimlerin o dönemde Dönemin
anlatım dinamiklerini ya da ruh halinde yansıttığını görüyoruz.
Bu da bu bahsettiğim hani tekrarlanan öyküler dedim ya, öykü kalıpları dedim ya.
Onların ortaya çıkış nedenlerinden bir tanesi.
Yani sinemanın hem geçmişine baktığınızda, bugüne nasıl geldiğine baktığınızda hem de bu temel tekrar tekrar anlat...
Tığ öyküleri, temel motifleri, temel öykü kalıplarını ve tabii aslında bunların içerdiği bir de karakterleri.
Yani hani klişe karakterler var.
Yani sinema tarihinde. Dediğim gibi edebiyatta da var bunlar.
Hani öykü anlatmanın başka bir yöntemi olarak edebiyatı düşünürsek.
Edebiyatta da bunlar var. Sinemada da bunlar var.
Tiyatroda da bunlar var. Belirli klişe karakterler var.
Bu klişe karakterler de aslında çok derin kodlar içeriyor.
Çok zengin kodlar içeriyor.
Altında yani bir sürü anlamlar var.
Sinema tarihi diyorum bu açıdan çok zengin bir alan gerçekten.
Bu programda... Bugün başlıyorum artık.
Bugün ve tabi bundan sonra da bunları anlatacağım arkadaşlar.
Bunların altındaki anlamları dediğim o zengin kodlar nedir ne değildir.
Onları biraz açılımlayacağım size.
Açıklayacağım, anlatacağım. Onun için böyle bir açılım sunacağım size sinemayla ilgili.
Çok keyifli olacağına inanıyorum.
Tabi bir yandan aynı zamanda güncel filmleri falan konuşmaya devam edeceğiz.
Yani işte Oscarlar olur, ne bileyim Kaan Film Festivali olur.
Yani öbür gün bir film çok haslat yapar, çok konuşulur, biraz böyle öne çıkar falan.
Son birkaç haftadır öyle yapıyorum ya.
tabii yapmaya devam edeceğiz ama ara ara bu sinemasal açılımlara da devam etmek istiyorum.
Çok keyifli olacağına hem de aynı zamanda bilgilendirici olacağına da inanıyorum.
Bazı dinleyici arkadaşlarım böyle biraz daha yani o kelimeyi çok sevmem.
Yani biliyorsunuz daha önce söylemiştim hani çok sanatsal ya da böyle çok entelektüelce sohbetler, konuşmalar icra etme üzerine bir ısrarım yoktur.
Hani tabii bundan zarar gelmez çok da keyiflidir, bilgilendirici de olur da.
İlla öyle programlar yapayım gibi bir şeyim yok açıkçası.
Hani popüler de konuşulabilir, vizyondan da gişeden de konuşulabilir.
Hepsi sinemanın farklı ve değerli alanları.
Hem biraz ondan yapalım hem biraz bundan yapalım.
Sohbetimizi de renklendirelim bu şekilde.
Evet şimdi sözü uzatmadan bugün arkadaşlar zirveden düşen insanı anlatacağım size.
O kadar çok örneği var ki sinema tarihinde.
O kadar güzel de örnekleri var.
Şimdi ne demek bu zirveden düşen insan?
Zirveden düşen insan demek arkadaşlar temel olarak şu herhangi bir alanda Herhangi bir açıdan diyeyim.
Sadece hani şimdi zirve deyince aklınıza ne geliyor?
Yani atıyorum zenginlik veya çok meşhur olmak.
Dünyanın en zengin insanı olmak.
Dünyanın en güçlü sporcularından biri olmak mesela atıyorum işte.
Dünyanın en güçlü boksörü olmak.
En zengin. En zengin ne bileyim ben NBA yıldızı, basketbol yıldızı olmak.
Ya da Steve Jobs olmak belki.
Mark Zuckerberg olmak vesaire.
Bir sürü böyle kendi alanında gerek yeteneğiyle, becerisiyle, çalışmasıyla, buluşlarıyla, olağanüstü zekasıyla.
Yani hani vizyonuyla, girişimciliğiyle, çok farklı çeşit içeriğiyle bir insan bir şekilde bir zirveye çıkıyor.
Ve sinemada bu insanlara bol bol konu ediniyor.
Zirveye çıkmış bir insan.
Bu insanlar filmlerde bir şekilde, bu bir şekildeyi de açıklayacağım.
O da çok önemli çünkü ayırım sunan şeylerden bir tanesi.
Bu sahip oldukları zirveyi, oturdukları tahtı, bu konumu şak diye kaybedip sıfır oluyorlar arkadaşlar.
Sıfır oluyorlar. Ve ondan sonra bu insanlar başka bir şeyler yapmaya başlıyorlar.
Karakterler, her şeylerini kaybedince ne yaptıkları ya da buna nasıl bir tavır, nasıl bir tepki gösterdikleri vs.
Hep şimdi bakın bunlar ayrım sunuyor ve işin altında nasıl kodların olduğunu, nasıl mesajların, nasıl kalıpların olduğunu bize açık ediyorlar.
Hemen bir örnek vereyim.
Örneklerin üzerinden gidelim. Çok güzel yakın zamandan mesela tüm dünyanın izlediği, sevdiği, çok yüksek olasılıkla sizin de izlediğiniz ve...
Beğendiğiniz ya da en azından eğlendiniz, keyif aldınız diyeyim.
Iron Man filmi mesela bunun en kral örneklerinden bir tanesi.
Baş karakterimiz kim? Tony Stark.
Allah'a zayi. Zaten çok güçlü, çok saygıdeğer bir babadan geliyor.
Kendisi bir deha, olağanüstü bir deha.
Bir mucit, bir aynı zamanda mühendis.
Tam böyle elektrik, elektronik makine vs.
Tam böyle mühendis ve kendi alanının dünyadaki zirve kişisi.
Şimdi bu adam küt diye yok oluyor.
Nasıl yok oluyor? İşte başka bir ülkeye silah satacak.
Silah anlaşmasını da kendisi yapıyor.
Oraya gidiyor silahın sunumunu yapıyor falan.
Okey süper bravo vay be ne teknoloji.
Al sana 500 milyon dolar falan.
Saldırıya uğruyor ve sonra kaçırılıyor.
İşte teröristlerin mağarasında.
Ne oldu? Zirvedeki bir adam.
Ulaşacağı son noktaya ulaşmış bir adam.
Bak diye her şeyini kaybetti.
Bitti gitti. Peki nasıl kaybetti arkadaşlar?
Kendi firmasının ürettiği bir bombanın.
yakınında patlamasıyla. Buradaki mesaj ne biliyor musunuz arkadaşlar?
Aslında şu. Kendisi son noktaya ulaştığı için, gideceği başka bir yer kalmadığı için aslında kendi kendini sabote ediyor bu adam.
Çünkü aslında bu film ve diyorum başka film örnekleri de vereceğim.
Bu zirveye çıkmış kişiler aslında gidecek bir yer kalmadığı için hayatlarında başka bir amaç, başka bir mücadele, başka bir nasıl diyeyim onların Bir de şimdi çok üstün insanlar ya bunlar.
Çok zekiler, çok güçlüler falan.
Yani hani kendileri de çok üstün.
Sadece sahip oldukları çok büyük değil.
Zaten o üstünlükleri sayesinde bunları ulaşmışlar ya da hani bu şeyi sürdürebiliyorlar.
Sahip oldukları gücü sürdürebiliyorlar.
Aslında kendi kendilerini sabot ediyorlar.
Yani kendisi tekrardan başlamak istiyor aslında.
Aynı şey neyde var arkadaşlar biliyor musunuz?
Batman'de var mesela. Batman. Gotham City'nin kralı babası yani.
Çok böyle Gotham'ın en zengin, en meşhur, en ünlü kişisi.
Buna devasa bir miras kalıyor.
Mesela hangi filmden bahsedelim? Geçmişte o düşüş hikayesi yoktu.
Christine Bale'in oynadığı filmlerden bahsediyorum.
Tabii şimdi yeni üçlemeler falan gelecek.
Orada Batman başlıyor filmde 2005 yılında.
İşte babası ölüyor.
Annesi babası ölüyor tabii.
Bruce Wayne'e daha o zaman çok küçük tabii.
Devasa bir miras kalıyor.
Şimdi kendisi ne yapıyor?
Orada ilk filmi hatırlıyorsanız.
Orada kendisi bütün zenginliğini, menginliğini her şeyi böyle bırakıp.
Yani okulu bitirmiş de eve dönüyordu.
Koskoca imparatorluk onu bekliyor yani.
Hani git yönetim kurulunun başına otur.
Yüzlerce, binlerce, milyonlarca insan emrinde falan böyle.
Hani adam taptan başlıyor zaten.
Hani şey böyle zaten şanslı doğmuş.
Peki kendisi ne yapıyor?
Her şeyi bırakıyor gidiyor.
Sokaklarda yaşıyor, aç kalıyor.
Gidip yani böyle işte montunu sokaktaki bir şeye verip.
Dilenciye verip, dilencinin montunu giyip.
Çekiyor gidiyor. Bütün o sahip olduğu zenginliği her şeyi bırakıyor.
Yani yine kendi kendini sabote ediyor.
Sahip olduklarını kendisi reddediyor aslında arkadaşlar.
Buna benzer hemen başka bir film örneği vereyim.
Yakın zaman döneminde yine.
Gerçi hep böyle süper kahraman öykülerinden gittik ama orada güzel anlatmışlar bunları.
Yani yapacak bir şey yok. Doctor Strange karakteri arkadaşlar.
Bir beyin cerrahı. Hani çok zengin, çok meşhur böyle artık hani alanında tap bir yere çıkmış.
Dünyanın en güçlü, en zengin beyin cerrahlarından bir tanesi.
Ne oluyor? Bir trafik kazası geçiriyor.
Ellerini kaybediyor. Cerrahlığını kaybediyor.
Doktorluğunu kaybediyor. Her şeyini kaybediyor.
Aynı şey. Peki neden kaybediyor?
Nasıl kaybediyor? Biri mi onu oradan indiriyor?
Hayır. Arabasında böyle bir sempozyum muydu?
Bir tıp kongresi mi neydi?
Bir şeydi. Orada böyle konuşma yapmaya gidecek.
O sahip olduğu tahtı böyle tescilleyen, gösteren bir fırsatı değerlendirecek yine böyle.
Peki okey. Lombardini'sinde böyle çok yüksek hızda giderken kendisine telefondan işte bak şu vakaya bakar mısın, bu vakaya bakar mısın diye biriyle konuşurken Yani kendi dikkatsizliği,
kendi kibri. Ya ben istersem en kötü yolda 300'le gideyim.
Bana bir şey olmaz. İşte o kibir.
Bir yandan hani zenginliğine zenginlik katma çabası falan.
Ve trafik kazası yapıyor.
Yani dikkatsizliğinden dolayı trafik kazası yapıp kendi kendine.
Bakın aynı Tony Stark gibi aslında bakarsanız.
Onun kendi bombası yok etmişti.
Batman kendisi sahip olduğu her şeyi bırakıyor.
Bruce Wayne çekiyor gidiyor. Doctor Strange tamam trafik kazası geçiriyor.
İstemeden oluyor ama bu aslında yine...
Kendi aksiyonlarına karşı gelen bir aksiyon, kendi hatası, kendi ne bileyim dikkatsizliği ya da kendi plansızlığı diyelim.
Kibirinin ya da böyle hani bir vaka daha işte biraz daha para, biraz daha şöhret, biraz daha bir şey.
Yani kendi boşluğundan doğan bir hatadan dolayı her şeyi kaybediyor arkadaşlar.
Şimdi bakın az önce bahsettim ya başka birbirine benzeyebilecek hani öykü kalıpları dedim.
Hani bu da onun gibi olabilir, bu da bunun gibi olabilir.
Yani hani bir aile babasının ailesini kaybetmesiyle bu aynı şey değil.
Tabii o da çok büyük bir dramdır falan ama aslında buradaki dram, bu filmlerdeki dram bir şeylerin kaybedilmesi olmuyor arkadaşlar.
Onu da şimdi söyleyeceğim, onu da anlatacağım.
Çünkü bu hani yeni bir mücadeleyi, her şeye tekrardan başlama bu güçlü kişiliklere, her şeye sıfırdan yeniden başlama şansı veren şey oluyor.
Ve aslında bunu kendileri yapıyorlar.
Çünkü ulaştıkları bir yer kalmamış oluyor arkadaşlar.
Bu filmlerin ortak mesajı aslında ne oluyor?
Durun hemen onu söylemeyeyim. Bir dakika bir iki örnek daha vermek istiyorum.
Güzel başka örnekler var. Şimdi bakın nasıl örnekler verdim.
İşte Batman, Demir Adam, Dr.
Strange bunlar gerçekten çok öte kişilikler.
Ama aslında sahip olunan koltuk ya da sahip olunan mertebe düşse de ya da düşse demeyeyim farklı bir örnek vereceğim.
Yani şimdi size başka bir alanda tapa ulaşmış bir adam örneği vereceğim.
Aşçı. Yüksek olsak da bu filmi duymamışsınızdır ama nefis bir film.
Çok iyi bir film. Dünyanın en iyi aşçısının hikayesi arkadaşlar.
The Burned diye bir film var.
Burned hani yanmak demek.
Burned de çok pişmiş yanmış gibilerinden bir şey oluyor.
Bunun başka yan anlamları falan da var.
John Wells diye bir İngiliz yönetmeninin yönettiği Bradley Cooper'ın oynadığı aslında iyi bir kadrosu var.
Sienna Miller falan da oynuyor. Daniel Brühl oynuyor.
İyi bir film. Çok pişmiş.
The Burned diye bir film arkadaşlar.
Şimdi bakın çok alakasız bir film gibi görünüyor da öykü aynı.
Nasıl aynı? Dünyanın en iyi aşçısı, Michelin 3 yıldız, 2 yıldız falan reklamlar vs.
var ya. Yeni bir restoran açıyor.
Aslında bu da düşmüş bir karakter.
Önceden iyiymiş falan ama işte alkol sorunları olmuş.
Kadınlarla sorunları olmuş. Biraz böyle işten uzaklaşmış.
Sonra geri dönüp tekrar bir restoran kurup zirveye çıkmak istiyor.
Şimdi bakın. O kadar ince bir şey ki muhteşem bir aşçı.
Yani kendi alanında aslında top olmuş ya da olabilecek beceride bir adam.
Kendi kendini sabote etmiş.
İşte diyorum yani zayıflıkları aslında bir anlamda da.
Sıfır olmuş, yok olmuş.
Kendisini cezalandırmış kendisini.
Yalnızlaştırmış kendi kendine. Sonra gelip tekrar zirveye çıkmak istiyor.
Şimdi bakın arkadaşlar orada aynı şey şeyde de vardı.
Doctor Strange'de de vardı.
Doctor Strange'in sevgilisi Kristen karakteri Rachel McAdams'ın ona çok güzel bir şey söylüyordu.
İşte ben ellerimi kaybettim.
Her şeyi kaybettim. Mahvoldum.
Bittim. Bir doktor olarak artık bir hiçim.
O da diyor ki hayatına anlam katabileceğin başka şeyler var diyor.
İşte arkadaşlar kilit laf bu.
Bu öykünün temeli, bu öykü kalıbının en temeli, en güzel mücadelesini özetleyen cümlelerden bir tanesi bu.
Başka mücadeleler de var.
Bu noktada tüm bu yukarıya çıkmış, çok başarılı olmuş ve hani sonra sıfıra inen, yok olan, her şeyi reddeden ya da kendi kendine sabote eden, ya da kaybolan servetler ya da konumlar,
mertebeler vs. Hepsi aslında şöyle bir noktaya geliyor arkadaşlar.
İnsan Kendi alanında herhangi bir alan olsun dediğim gibi ister doktor ol ister işte atıyorum çok zengin bir kişilik ol bir mühendis mucit ol ya da bir aşçı ol.
Başka örneklerde hani ayarlamıştım şimdi çok sohbete uzatmak istedim.
Yani Rocky filmi bile bunu anlatır yani.
Hani Rocky bir şekilde dünya boks şampiyonu olur.
İşte 1'de 2'de Apollo Creed'i yener Rocky.
Okey zirveye çıkar dünya boks şampiyonu.
Hey bravo Rocky aferin falan.
3. bölümde ne olur? Eski bir film aslında biraz daha hani 80'lerin 90'ların kültür filmleri bunlar.
Hani bilmeyen daha genç arkadaşlar için çok kısaca bir şey söyleyeyim.
Rocky 3'te Mr.
T ile dövüştü. Hani başka bir dövüşçü.
Hani her bölümde zaten bir dövüşçü.
Boxer ile dövüşü yönetici dedi mi?
Bölüm 3'te diyorum hatırlamayan arkadaşlar kesin vardır onun için söyleyeyim.
Kendi antrenörü Raki'ye şöyle bir şey söylüyor.
Bugüne kadar yaptığım bütün maçlar ayarlanmış maçlardı diyor.
Bu kez karşına gelecek olan rakip ayarlanmış bir rakip değil bak ona göre haberin olsun.
Çıkma onunla maça döversene diyor.
Şimdi bakın Raki'de Raki gibi dünya şampiyonu olmuş sıfırdan gelmiş hani bir başarı imzası atmış.
Hani adam şu an hani bugünkü konumuzda konumuza gayet uyumlu biçimde zirveye çıkmış bir boksör.
antrenörü diyor ki senin sahip olduğun mertebe aslında yalandı.
Aynı şey aslında arkadaşlar.
Yani Doctor Strange'in kaza yapmasıyla işte Tony Stark'ın kaçırılıp bir mağarada her şeyini kaybetmesiyle veya işte Batman'in yaşadığıyla veya Burned dediğim gibi filmdeki işte bahsettiğim karakterin yaşadığı
ile bu aynı şey. Her şey yalanmış.
Yine sıfır oldun. Sen tap falan değilsin.
Ya da her şeyini kaybettin. Oradaydın kaybettin.
Hemen Bir örnek daha vereyim.
Bir farklı bir örnek daha vereceğim.
Şimdi hep erkek karakterler üzerinden gittik şu anda.
Bakın hani zirveden düşen adam denir aslında.
Hani ben insan diyorum ama normalde hani işte kariyer meraklısı olmak ya da bir konuda böyle dünyanın önderi zirvesi olmak falan hani erkeklere ait bir şey değil elbette.
Birçok kadın da var bu konumda ama erkeklere göre çok daha azdır.
Ama ben yine de... Bir kadın karakteri örneği vereceğim.
Tam bu filmi de anlatan başka bir film var.
Aynı öyküye sahip ama baş kadın karakterinin olduğu bir film var.
2016 yapımı çok yakın zamanı Miss Sloane diye bir film var arkadaşlar.
Bayan Sloane. John Madden'in yönettiği çok iyi bir film Jessica Chastain.
Yani nefis bir oyuncu. Harika bir kadın.
Bu kadını izlemekten çıksın böyle sunum yapsın yine izlerim.
Muhteşem bir oyuncu. Orada Washington'da Amerika'da DC'de yani politik dünyanın içerisinde lobby faaliyetleri diye bir şey var.
Siz bir yasayı çıkaracaksınız. Mecliste bu görüşülecek, kabul edilecek veya reddedilecek.
Bir yasanın geçirilmesi için lobby faaliyetleri falan yapılıyor.
Destekçiler bulunuyor vesaire. İşte o alanın...
Tapı yine diğer örnekler gibi bahsettiğim gibi bir alanda bir meslekte tap konumuna gelmiş bir insan var burada işte Jessica Justine'in canlandırdığı bir kadın ama yukarının gerektirdiği bazı sebeplerden
dolayı Yine diğer örnekler gibi arkadaşlar aslında kendi kendini sabote ediyor.
Yani biri onu oradan indirmiyor aslında.
Kendisi bir sıfırlama istiyor aslına bakarsanız ki filmde de öyle oluyor zaten.
Rakipleriyle mücadele ediyor ve son attığı kurşun ne oluyor biliyor musunuz arkadaşlar?
Kendisini bile sabote etmek oluyor tıpkı Tony Stark gibi.
Kendisini sabote edip bulunduğu mertebeyi ve ulaştığı son noktayı çöpe atıp sıfıra iniyor arkadaşlar.
Bütün karayeni her şeyini çöpe atıyor.
Mesela bu karakter. Yani bir kadın erkek farkı da yok burada yani ister kadın oğlu ister erkek oğlu hiç fark etmez hani cinsiyet veya cinsel tercih.
Burada bir ayrım yok hani zirveden düşen adam zirveye çıkan adamdaki adam aslında.
Men hani İngilizce'deki men aslında aynı zamanda insanoğlu anlamına geliyor.
Hani bazı kadın dinleyiciler veya kadın sinema severler böyle biraz daha hassasiyeti olan, biraz daha böyle feminist tavırı güçlü olan kadın arkadaşlar.
Bu konuda bazı şikayetleri böyle Twitter'da falan duyarsınız.
Eksi sözlükte falan hani sadece erkek mi başarılı olur, erkek mi yukarı çıkar.
Hayır abi yok kadın erkeği falan bunun cinsiyeti, cinsel tercihi falan yok.
Kadında da aynı dinamik var yani bu öykü dinamiklerinde.
Başka örnekler de verebilirim ama bu çok iyi bir film arkadaşlar.
İzlemediyseniz öneririm. Yine aynı şey.
Yine aynı konuya geldik. Zirveden düşen insanın öyküsü arkadaşlar her şekilde bir noktaya ulaşan bir karakterin Şimdi tam hani o altındaki zengin kot dediğim şeyden bahsetmek istiyorum artık.
O noktaya geldik yani örneklerimi de verdim.
Şimdi bir noktaya gelindiğinde artık gidecek bir yer olmadığında insan o noktayı tekrar kendisi sabote ediyor, kendisi terk ediyor ya da kendisine bir şekilde bambaşka bir mücadele, bambaşka bir amaç ve
bambaşka bir kavga demeyeceğim.
Buna da yani hani savaş diyeceğim.
Yani hani silahlı savaşı o anlamda kastetmiyorum.
Hani kişisel savaş, kariyerle ilgili değil, yetenekle ilgili, beceriyle ilgili ama daha çok çalışmayla ilgili yepyeni bir savaş, yepyeni bir mücadele inşa ediyor insanlar kendilerine.
Ve buradan da nasıl bir sonuç çıkıyor biliyor musunuz arkadaşlar?
Şöyle bir sonuç çıkıyor. Aslında dünyadaki ve hayattaki, daha çok meslekteki ya da kariyerdeki başarı mücadelesi dediğimiz şey aslında bir döngünün bir parçası.
Şöyle düşününüz. Atıyorum ben veya hani şu an benim sesimi duyan siz arkadaşların herhangi birimiz diyelim ki bir mücadelemiz var.
Hepimizin bir işi gücü bir hayatı hayatta bekledikleri istedikleri ulaşmak istediğimiz noktalar var değil mi arkadaşlar?
Evet. Bu aslında bizim de yaşayacağımız döngünün sadece bir parçası.
Yarın öbür gün çok üst tap bir noktaya...
Birimiz ulaşacak olsak, herhangi bir alanın zirvesine çıkacak olsak.
Hani orayı çok istiyor gibi görünüyoruz ya şu an orada olmayan insanlar olarak.
Aslında bu filmler bize diyor ki abi sen oraya ulaştığında da senin mücadelen bitmeyecek.
Oraya ulaştığında kendine başka bir tap bulmaya çalışacaksın.
Ya da sahip olduğun o mertebeyi, sahip olduğun gücü, o zirveyi sen yıkacaksın zaten.
Tekrar baştan başlayacaksın.
Bu çok ilginç mesaj arkadaşlar.
İnanın ki şunu söylemeyeceğim bakın.
Çok klasik bir laf vardır ya işte.
Zenginlik insanı mutlu etmiyor.
Oraya çıksan da mutlu olmayabilirsin.
Bu başka bir şey. Zirveye çıkar ailesinden dolayı mutlu olmayabilir.
Ailesiyle ilgili sorunlar olabilir. Sağlık sorunları olabilir.
Başka bir sürü sorun. O başka bir şey.
Bugünkü konumuz mutluluk falan değil.
Mutlu ya da değil. Bu zirveye çıktığını örneğini verdiğim karakterler.
Örnek olarak filmlerde andığım karakterlerin hepsi mutlu ya da mutsuz.
Bunu konuşmuyoruz. Mesele mutluluk.
değil. Bruce Wayne hiç bir zaman mutlu bir karakter olmamıştır.
Annesi babası öldürülmüştür yani.
Ama zirvededir. Bir açıdan zirvededir.
Önemli olan mutluluk ya da mutsuzluk değil.
Önemli olan şu. Mücadelemiz, insani mücadelemiz.
Bu filmler bize diyor ki bizim mücadelemiz, zirveye çıkma mücadelemiz bir kerelik bir şey değil.
İstediğin kadar diyor sen zirveye çık.
O zirveyi kendin yıkacaksın.
O zirveye tekrar çıkmak isteyeceksin diyor bize bu filmler arkadaşlar.
Şimdi bu noktada da çok güzel bir Hani örnekle şeyi kapatacağım.
Sohbetimi bugünkü bir tamamlayacağım.
Seamwork efsanesi arkadaşlar.
Aslında olay bu. Seamwork.
Seamwork efsanesi nedir? Ya bir gün bir internete böyle tıklarsanız sizin karşınıza gelecektir ama aslında bu filmlerin hepsi bir anlamda Seamwork efsanesinin bir yansıması diyeyim.
Aynı öykü değil ama benzer kodları içeriyorlar.
Seamwork efsanesi nedir? Seamwork bir kuş.
Aslında Zübrüdanka kuşu yani Anka kuşu bildiğimiz Harry Potter'da falan da vardı ya.
Ölümsüz kendi küllerinden doğan kuş.
Onunla ilgili çok eski bir efsane vardır arkadaşlar.
Çok güzel. İşte Simurg çok işte dünyanın en güzel kuşudur.
İşte kaftanla arkasında yaşar falan vesaire okey.
Hem kısaltanak anlatıyorum biraz.
Oraya ulaşmak isteyen yani bir sürü kuş birleşir.
Gidelim Seamork'tan biz işte bir şey isteyelim.
Ondan zenginlik isteyelim. Mutluluk isteyelim falan.
Gidelim onu bulalım. Hem onu görelim.
Çok harika bir kuş falan. Hayatımıza neşe katalım.
Başarı, mutluluk ondan çeşitli şeyler dileyelim.
Peki ama Seamork'a ulaşabilmeniz için Kaftan'ın arkasındadır Seamork.
Yani efsane göre orada yaşar.
Oraya ulaşmak için işte 7 tane...
Vadiden, ovadan, dağdan geçmeniz gerekir.
İşte tam şimdi isimlerini hatırlamıyorum.
Siz tıkladığınızda karşınıza çıkacaktır.
İşte aşk vadisi, kıskançlık ovası, azim nehri gibi böyle hani temel insani zaafları ya da mücadele, yani bizi mücadele eden mücadeleye sevk eden, kişisel zaaflarımızı temsil
eden böyle yer şekilleri isimlendirilmiştir.
İşte atıyorum 500 tane kuş birlikte sürü halinde yola çıkarlar.
İşte birkaçı kıskançlık vadesinde düşer.
Bir tanesi azim ovasında vazgeçer.
Bir tanesi birbirine aşık olur veya ona buna aşık olur.
Aşkından dolayı terk eder vesaire.
Hani bu yolculukta kuşların büyük çoğunluğu elenirler.
Bu zorlayıcı zümrüt anka kuşuna ulaşma yolundaki o zorlukları kişisel eksiklikler ve zaaflarından dolayı başaramazlar.
En sonunda oraya ulaşırlar.
30 tane kuş oraya ulaşmayı başarır arkadaşlar.
Ve ilginç biçimde Simurg kuşunun ismi Si Farsça'da 30 demektir arkadaşlar.
Murg da kuş demektir. 30 kuş.
Yani o kuşlar odaya ulaştığında orada Simurg diye bir kuşun aslında var olmadığını öğrenirler.
Öyle bir kuş yoktur. Aslında Simurg 30 kuştur.
Yani o mücadeleyi başarıyla sonuçlandırıp oraya ulaşabilen yani kendilerini aramaktadır aslında o kuşlar.
Bu çok güzel bir öykü arkadaşlar.
Çok anlamlı bir öykü. Simurg aslında okuşların kendisi.
İşte aslında Tony Stark'ta, Bruce Wayne'de, Dr.
Strange'de ya da Madeline Elizabeth'de, Bayan Sloane'daki karakter.
Aslında o ulaştıkları nokta değerli değil.
O kişilerin kendileri değerli.
O kişiler istedikleri kadar sahip oldukları gücü, zirveyi, o...
tap dedim ya zirve hani o zirveyi istedikleri kadar kaybetsinler.
Onlar için çok önemli değil bu.
Aslında günlük hayatta aslında çok önemli değil.
Önemli olan o mücadele, o mücadeleyi verebilecek güçte, azimde, çalışkanlıkta, beceride vesaire olan bir insan olmak aslında.
Bu filmler bize şu mesajı veriyor.
Bu karakterlerin hepsi zaten orayı ya hak ediyorlar, hak etmedikleri zaman zaten Bruce Wayne gibi kendilerine böyle miras kalırsa yani beleşten gelirse onu reddedip tekrar hak Haklı
çıkaracak mücadeleler veriyorlar arkadaşlar.
Bu mücadeleyi tekrar tekrar veriyorlar.
Tekrar tekrar veriyorlar.
Görevli Tehlike serisinde bile Ethan Hunt birçok kez dibi bulur.
Birçok kez hapise düşer, yaralanır.
Kimsesiz kalır, parasız pulsuz kalır.
İhanetçi, hain ajan konumuna tekrar tekrar düşer.
Görevli Tehlike serisi çok düşünsel falan.
Daha çok eğlendirici olduğu için hani onun üzerinden örnek vermedim ama aslında en basit öykülerde bile aynı şey vardır arkadaşlar.
Zirve amaç değildir aslında.
O zirveyi hak eden, o zirveye çıkabilecek bir kişilik olmak.
Nasıl diyeyim zirvenin kendisi.
Bu filmler bize bunu anlatıyor arkadaşlar.
Çok daha başka örneği var.
Bir sürü örneği var. Sinemada da edebiyatta da.
Ama her şekilde hani zirveden düşen kişi çok hani böyle kötü gibi görünse de aa her şeyini kaybetti yazık.
Gibi görünse de aslında bu filmlerin hiçbirinin karamsar filmler olmadığını görüyoruz.
O mücadeleyi, o zirveye ulaşma mücadelesini tekrar tekrar bize anlatan sinemada bize aynı mesajı vermiş oluyor aslında.
Simurkuş'un efsanesi gibi.
O yolculuğu, o macerayı, o mücadeleyi verebilen herkes zaten zirveyi bir şekilde hak eder.
Oraya zaten ulaşır.
Ve aslında o mücadeleyi veren kişi zaten zirveye ulaşmış kişidir.
Mesajını veriyor bu filmler bize arkadaşlar.
Onun için tekrar tekrar örnekleriyle karşılaşıyoruz.
Daha da karşımıza gelecek hiç şüpheniz olmasın.
Çünkü bu öykü tükenmez bir öykü.
Bu öykü hiçbir zaman hani aslında klişe olmayacak.
Çok güzel doğru mesajlar ve fikirler barındıran bir öykü olduğu için tekrar tekrar karşımıza geliyor zaten.
Diyorum ve bu haftalık biraz uzun bir program yaptım.
Yeni programın hani yeni serimizin de biraz açıklaması da işi biraz uzattım kusura bakmayın.
Önümüzdeki hafta başka bir sohbette yine yüksek olasılıkla senemasal açılımların ikinci bölümünü yapmak üzere görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
