
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Sinemada 2023 Yılını değerlendirdik.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Büyük bir deprem felaketi yaşadık.
Ülkemizdeki ekonomik kriz, ölümler, şehitler ve dünyada da tabii ki hem Gazze-İsrail çatışmaları hatta katliamı da diyebiliriz herhalde.
Hem de Ukrayna işgali, çok fazla ölüm, çok fazla acı, çok fazla savaş.
Artık 21. yüzyılda biraz daha ilerlemiş, medenileşmiş ve belli şeyleri aşmış bir dünyada yaşadığımızı varsayıyoruz ama...
Herhalde pek de durum öyle değil.
Ondan dolayı 2023'ün gelecekte çok da keyifle, çok da mutlulukla, çok da iyimserlikle hatırlanacak bir yıl olduğunu sanırım düşünmüyoruz büyük çoğunluğumuz.
Sinema adına tabii biz programımız gereği 2023'ün bir değerlendirmesini yapacağız.
Kimler kazandı, kimler kaybetti, nelerle ilgilendik, neler sinemanın gündemini meşgul etti, size bir hatırlatmaya çalışacağım.
Elimde 2023'ün en çok hasılat yapan ya da beklenen hasılatı vermeyen filmleri gibi listeler var.
Övülen, çok sevilen, coşkuyla karşılanan ya da çok kötü bulunan, hayal kırıklığı yaratan filmler var.
Ölümler var tabii ki 2023 yılında.
Sinema dünyasının kayıpları var.
Şimdi öncelikle dünyada en fazla izlenen filmleri size hatırlatmaya çalışayım.
Zaten bu belirttiğim listeler üzerine konuştuğumda yılın en öne çıkan projelerini de teker teker anmış olacağız.
Dünya çapında bu yılın en fazla izlenen filmi...
Bence hiç de şaşırtıcı olmayacak biçimde Barbie projesi olduğu 1 milyar 450 milyon dolar hasılat yaparak yılın en fazla izlenen filmi olarak kayıtlara geçti.
İkinci en fazla izlenen film ise 1 milyar 360 milyon dolarlık hasılatıyla Süper Mario Kardeşler filmi oldu.
Şaşırtıcı bir şey gibi görünüyor olsa da bence hiç de şaşırtıcı değil.
Bu yılın en fazla izlenen üçüncü filmi ise Christopher Nolan'ın son filmi.
Oppenheimer olduğu 950 milyon dolar kadar bir hasılat yaptı.
Yılın en fazla izlenen üçüncü filmi Oppenheimer.
Ondan sonra yılın en fazla izlenen dördüncü filmi Marvel dünyasının en sevilen ekiplerinden diyelim.
Ekiplerinden biri olan Galaxy'nin Koruyucularız ekibinin üçüncü filmiydi.
Galaxy'nin Koruyucuları bölüm 3.
850 milyon dolar hasılat yaptı.
Yılın en fazla izlenen 5.
filmi ise Hızlı ve Öfkeli serisinin 10.
filmi oldu. Yaklaşık 700 milyon dolarlık bir hasılatla en çok izlenenler listesine girmeyi bildi Hızlı ve Öfkeli 10.
Bence hiç de iyi bir film değildi ayrı konu ama tabii Hızlı ve Öfkeli'nin artık eğlence, hız, aksiyon, otomobiller bir alıcısı var tüm dünyada.
Seveni var artık bu serinin.
Zaten diziye dönmüş durumda gördüğünüz gibi 10.
bölümü izledik bu sene. O da 700 milyon dolarlık hasılatla yılın en fazla izlenen 5.
filmi oldu. Şimdi bu çok izlenen yüksek hasılat rakamına ulaşan filmlerin yanı sıra yılın bekleneni veremeyen filmleri oldu ki bence bu liste en çok izlenen filmler listesinin yanında
hayli daha çarpıcı daha ilginç gerçekten.
Örneğin Marvel dünyasının sevilen karakterlerinden bir tanesi olan Captain Marvel'ın ikinci bölümü olan The Marvels 205 milyon dolarlık hasılatla 220 milyon
dolarlık bütçesini bile çıkaramadı kişide ki bunun üzerine reklam giderleri, dağıtım giderleri vs.
eklendiğinde böyle bir filmin maliyetinin en az 300 milyon dolar olduğu söyleniyor ki 200 milyon dolarlık hasılat gerçekten The Marvels için çok düşük bir hasılat.
Bir başka hasılat mağlubu diyelim DC sinematik evreninin önemli karakterlerinden bir tanesi olan The Flash filmiydi.
Flash filmi yaklaşık 200 milyon dolarlık bütçesine karşılık 270 milyon dolarlık beklenenin hayli altında bir performans sergiledi ki bence Flash filmi hiç de kötü bir
film değildi. Yani hem türün hem DC sinematik evreninin neredeyse bütün gerekliliklerini karşılıyordu.
Yılın hayal kırıklıklarından bir tanesi Nicolas Cage'in Dracula performansıyla öne çıkan ve yoğun biçimde tanıtılan Randfield projesiydi.
Bence ortalama bir filmdi yani kötü değildi ama çok da iyi denemezdi.
65 milyon dolarlık bir bütçeye sahip film gişede 26 milyon dolarlık bir hasılat elde etti ve gerçekten yılın en büyük hayal kırıklıklarından bir tanesi olarak kayıtlara
geçti. İlginç bir filmden bahsedeceğim.
Aslında bu film yılın en fazla izlenen filmleri arasında ancak yine de beklentinin çok altında bir hasılat yaptığı söylenebilir.
Tom Cruise'un başrolünü ve tabii ki yapımcılığını üstlendiği Görevimiz Tehlike'nin son bölümü Ölümcül Hesaplaşma 1.
bölüm 560 milyon dolar kadar bir hasılat yaptı ancak filmin toplam maliyetinin yaklaşık 400 milyon dolar olduğu söyleniyor.
Ve genellikle bu kadar büyük bütçeli filmler ve Tom Cruise'un da özellikle hem başrolünde olduğu hem de yapımcılığını yaptığı filmler en az 1 milyar dolar civarında hasılat beklentisine sahip filmler olduğu
için Göreğimiz Tehlike Ölümcül Hesaplaşma bölüm 1'in 560 milyon dolarlık hasılatı çok düşük bulundu.
Hemen bir önceki filmi mesela Top Gun Maverick 1,5 milyar dolar civarında hasılat yapmış.
Şimdi Top Gun Maverick'den sonra hani bir de bu gayet artık Göreğimiz Tehlike çok kütleşmiş bilinen herkesin sevip beğendiği bir serinin son bölümü olduğu için bu hasılat çok düşük bulundu.
Bir başka hayal kırıklığı...
Steve Spielberg'in son filmi Indiana Jones'un son bölümü Kader Kadranı filmi yaklaşık 400 milyon dolarlık bir hasılat yaptı ve onun da yaklaşık 400 milyon dolara
yakın toplam bir maliyeti var.
Hani maliyetini zar zor çıkarmış olması Indiana Jones'un büyük bir hayal kırıklığı olarak kabul edilebilir.
Bir başka hayal kırıklığı ise DC sinematik evreninin en eğlenceli daha biraz daha gençlere çocuklara hitap eden kahramanı olan Shazam'ın son filmi Fury of the Gods filmiydi.
Filmin yaklaşık 150 milyon dolar civarında bir maliyeti olduğu söyleniyor ve filmin kişideki hasılatı 133 milyon dolar.
Bu kadar büyük bütçeli ölçekli bir filmin bu kadar düşük bir hasılata ulaşması DC sinematik evreni için herhalde ciddi bir hayal kırıklığı olsa gerek.
2023 yılının en iyi filmleri dediğimizde ilk akla gelen filmlerden bir tanesi Martin Scorsese'nin son filmi Dolunay Katilleriydi.
3,5 saatlik devasa bir projeye imza attı Martin Scorsese.
Günümüzün de en önemli zaten yaşayan en büyük yönetmen olarak anılıyor Martin Scorsese.
Kendi namına, şanına, şöhretine, gücüne yakışır bir projeyle karşımıza geldi.
Bence eski filmleri kadar güçlü ve iyi değildi ama...
Yine de yılın en beğenilen filmlerinden bir tanesi olduğunu söyleyebiliriz.
2023'ün en önemli projelerinden bir başkası da Justin Trier'in yönettiği Bir Düşüşün Anatomisi filmiydi.
Cannes Film Festivali'nde altın palmiyeyi kazanan film geniş kitlelerce çok sevildi, övüldü, ödüle boğuldu zaten çok sayıda ödül aldı.
Bu yılda Oscar'larda yüksek olasılıkla boy gösterecektir.
Ayrıca Yunan yönetmen Yorgos Lantimos'un son filmi olan Poor Things de yılın en çarpıcı en önemli filmlerinden bir tanesiydi.
Puanlar çok yüksek yani Allah'a yıldızlar havada uçuşuyor.
Kendi adıma söylüyorum Yorgos Lantimos'tan hiç hazretmediğim için Poor Things benim için gerçekten ilginç bir film olacak.
Yılın en iyi filmlerinden bir tanesi de Atatürk 1881-1919 bölüm 1 filmiydi.
Ben üzerine bir program yapmıştım.
Uzaylı bir şekilde size anlatmaya, incelemeye çalışmıştım.
Onun için burada sadece anıp geçeceğim.
Zeki Demirkubuz'un 8 yıllık bir aradan sonra karşımıza geldiği hayat filmi yılın en parlak, en iyi filmlerinden bir tanesiydi bence.
Zeki Demirkubuz'u çok özlemiştik.
Ve tabii ki Nuri Bilge Ceylan da Kuru Otlar Üstüne adlı filmle Cannes Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu ödülüyle dönen filmimiz olduğu çok iyi bir filmdi.
Bence çok iyi değildi ama genel görüş herhalde filmin çok iyi olduğu yönünde.
Ben iyi diyorum sadece iyi diyorum yani çok iyi demek bence biraz abartılı olur ama tabii ki Nuri Bilge Ceylan ülkemizin en önemli yönetmenlerinden bir tanesi.
Hani hazır bu iki yönetmeni arda arda anmışken anladınız siz.
Küçük bir parantez açmak istiyorum.
İki hafta önce demiştim ki ya önümüzdeki hafta Zeki Demirkubuz'un filmini izleyip onu size anlatmak istiyorum.
Ve bunu yaparken de Zeki Demirkubuz'un son filmi Hayat'la Nuri Bilgeceler'in son filmi Kuru Otlar Üstüne'yi karşılaştırıp böyle küçük yani normalde bunu pek yapmaktan hoşlanmam.
Çok da iyi bir şey değildir ama böyle küçük bir çirkeflik yapalım mı ne diyorsunuz demiştim.
Ben bunu söyledim birkaç gün sonra bu tartışma başladı ve daha da büyüdü.
Bilmiyorum takip ediyor musunuz?
Şu an hani konum geriye ben 2023'ün sohbetini yapmaya devam edeceğim ama önümüzdeki haftalarda Zeki Demirkubuz ve Nuri Bilge Ceylan çatışmasının geçmişini, bugününü, söylenenleri, neler oldu, neler bitti falan diye bir program
yapmak istiyorum. Önemli bir konu o.
Bunu anacağım ama şimdilik parantezimi kapatıyorum.
Yılın önemli filmlerini anlatıyorduk, sayıyorduk.
2023 yılında Evil Deaths Rise diye bir korku filmi izledik.
Sam Raimi'nin 80'li yıllarda yapmış olduğu Evil Dead serisinin son filmi denebilir.
Kendisi yönetmenliği üstlenmedi ama yapımcılığını üstlendi.
Müthiş bir korku filmiydi.
Çok iyiydi gerçekten. 2023'de Extraction 2 diye bir film izledik biz.
Chris Hemsworth'un başrolünde oynadığı savaş aksiyon filmi Extraction'ın devam filmi çok iyi bir savaş aksiyon filmiydi ve 20 dakikayı aşan plan sekansını içeren film olarak Extraction
2 kayıtlara geçti.
Son 20 yılın en önemli yönetmenlerinden bir tanesi olan Alexander Payne'in The Holdovers projesi.
Henüz gösterime girmeden ama 2023'ün önemli filmlerinden bir tanesi olarak ben şimdiden bunu anmak ve hatırlatmak istiyorum.
Henüz izleyemedik ama izlediğimizde ben hem Alexander Payne hem de Holdovers üzerine bir şeyler söylemek istiyorum.
2023'de David Fincher'ın son filmi The Killer gösterime girdi.
Çok sevilmedi galiba yani kötü demedi kimse iyi bir film olduğu düşünüldü ama David Fincher'dan her filmde bir başyapıta imza atmasını beklediğimiz için Killer biraz sönük bir proje gibi oldu ama bence gayet de
iyiydi yılın önemli filmlerinden bir tanesiydi.
Evil Dead Rise'dan sonra korku sineması tarihinin en önemli projelerinden bir tanesi olan Scream serisi.
...6. bölümü 2023'te gösterime girdi ve Scream 6 bence hem çok iyi bir korku gerilim filmiydi hem de Scream efsanesini hakkıyla taşıyan çok güçlü güzel bir projeydi ki
Scream 5 ve 6 yakın zamanda gösterime girmiş ayrı bir bütün teşkil eden yani birbirinin devamı olan iki film.
Ve ayrıca bu filmlerin devamında filmlerin başrol oyuncuları olan Melissa Barrera ve Jenna Ortega İsrail karşıtı söylemlerinden dolayı projeden kovuldular ve Scream
'in bundan sonra yapılacak yapılır mı yapılmaz mı bilmiyoruz tabi 7.
bölümde yer almayacak olmaları nedeniyle bence Scream 5 ve 6 ayrıca önem arz eden hani bir anlamda pek de hoş olmayan bir sebeple olacak olsa da ilerleyen zamanlarda tekrar tekrar hatırlayacağımız
projeler olacaklar. Bunun dışında başka birçok film vardır ama bence en öne çıkan, en böyle bizi sevindiren, mutlu eden filmler bunlardı.
Şimdi bunların dışında yılın hayal kırıklıkları vardı ya da bekleneni veremeyen filmleri var.
Bunlardan birkaç tane örnek vermek istiyorum.
Mesela 2023'ün sonlarına doğru gösterime giren The Creature diye bir film var.
Yaratıcı adıyla bizde gösterime girdi.
Çok büyük bütçeli önemli bir yönetmen Gerrit Edwards diye yakın zamanın genç yeteneklerinden bir tanesi.
Bu film çok büyük böyle bir gazla gösterime girdi falan ama bence hayli vasat bir filmdi.
Hiç de beklerini veren bir film olmadı.
Son 20 yılın diyebiliriz herhalde en önemli yönetmenlerinden bir tanesi olan Wes Anderson'ın Asteroid City adlı filmi.
Puanları çok düşük değil belki ama bence bir hayal kırıklığıydı yani bence hayli vasat bir filmdi.
Az önce yılın hasılat hayal kırıklıkları listesinde andığım.
Şazan Tanrıların Öfkesi filmi çok vasat bir filmdi bence yani hiç iyi bir film değildi.
Ancak yılın en büyük şimdi iki ayakkabılıklığından bahsedeceğim.
Bir tanesi Aralık ayı içerisinde yani geçtiğimiz bir iki hafta içerisinde gösterime giren Rebel Moon Part 1 The Child of Fire filmiydi.
Zack Snyder DC sinematik evreninin en önde gelen yönetmeni.
Müthiş filmler yaptı geçmişte gerçekten.
Watchmen gibi, Man of Steel gibi.
Ben 300 Spartalı ile mesela ülkemizde çok iyi tanınır.
Ancak gördüğümüz kadarıyla Zack Snyder uyarlamalarda çok iyi olmasına rağmen özgün projelerde ne yazık ki çok kötü işler yapıyor.
İşte Rebel Moon da hem senaryosuna kendisinin imza attığı hem de yönetmenliğini üstlendiği bir film.
Bir uzay operası yani bir nevi Star Wars'umsu bir efsanenin başlangıcı gibi lanse edilen, sunulan bir film.
Ancak inanın o kadar kötü bir film ki öyküsü, karakterleri inanılmaz klişe, inanılmaz sıkıcı.
Hiçbir özgünlük yok, hiçbir çarpıcılık yok, hiçbir duygusallık yok.
Metin olarak diyeyim yani senaryo olarak, karakter olarak yani.
Ancak işin ilginç tarafı filmin görsel özellikleri de kötü.
Yani Zack Snyder gibi teknik olarak çok güçlü gerçekten çok iyi bir yönetmendir Zack Snyder.
Ancak bu filmin diyorum görüntü yönetimi bile kötü.
Efektleri de çok kötü.
Ya böyle neresinden tutsam elimde kalıyor gerçekten Rebel Moon.
Ve bir de bölüm 1 yani bunun bir de devamı olacak.
Nasıl bir devam filmi olacak bilmiyorum.
Ben en azından izleyeceğim tabii fikrim olsun diye.
İlerleyen programlarda Rebel Moon'u tekrar size hatırlatıp ne kadar kötü bir film olduğunu.
Tekrar anmaya çalışırız diyorum.
Ancak bence yılın en kötü filmi, kötülük seviyesine inanamadığımız film İstanbul için son çağrı filmiydi.
Kıvanç Taltlıtuğ ve Beren Saat'in başrollerinde oynadığı Netflix için çekilen bir projeydi.
En azından hoşlanarak keyifle izleyeceğimiz bir akşam eğlencesiydi İstanbul için son çağrı.
Ancak bence bu kadar basitçe geçiştirilemeyecek kadar kötü bir filmdi.
Burada küçük bir parantez açmak istiyorum.
Bu filmi uzun uzun incelemeye çalışmıştım ancak şöyle bir şey söylememiştim orada.
Burada onu hatırlatmak istiyorum size.
Hollywood'da kötü bir film yapıldığında o film hem şovmenlerce hem işte televizyon yıldızlarınca, sunucularca, ne bileyim komedyenlerce falan alayı alınır, üzerine konuşulur, şakalaşılır ve hatta
bir film bu kadar alayı alınıp şaka konusu olduğunda o filmin de oyuncuları hatta yönetmenleri bu şaka ve alay dalgasına katılırlar.
Kibir yapmazlar veya böyle çok tepkiyle falan karşılamazlar bu alayları, şakaları.
Kendileri de katılırlar.
Biraz kendilerini de eleştirmiş olurlar falan filan.
Altın Ahududu ödülleri diye bir şey var biliyorsunuz ya.
Yılın en kötülerinin seçildiği.
Oscarlardan kısa bir süre önce verilir.
O ödül törenine katılıp en kötü işte mesela oyuncu ödülünü alan oyuncu bile var.
Hellbear mesela. Kedi Kadın filminde en kötü oyuncu seçilmişti.
Gitti ödülünü aldı böyle kahkahalar eşliğinde falan.
Şimdi bakın ne kadar güzel bir şey aslında bu.
Ne bileyim. Ricky Gervais işte Altın Küreleri sunarken işte Johnny Depp'in turist filmi çok kötüydü mesela.
O yıllarda çok kötü yönde eleştirilmişti.
O sahneye geldiğinde dönüp böyle onunla alay ediyor mesela.
İşte filmi izledin mi falan diyor.
Senaryo okumuş muydun falan diyor.
Herkes gülüyor. Johnny Depp de eğleniyor mesela.
Öyle bir olgunlukları, öyle bir rahatlıkları var.
İstanbul için son çağrı gibi gerçekten çok kötü olan bir filmle ben tek bir kelime bu filmin üzerine konuşulduğunu görmedim.
Belki ben kaçırmışımdır diyeceğim ama zannetmiyorum da aslında konuşulduğunu.
İşte bizde böyle bir şey var.
Sektörümüz herhalde çok dar.
Yarın öbür gün gelir biz bu yönetmenlerle, bu yapımcılarla, bu oyuncularla çalışmak zorunda kalırız falan.
Hani kimseyi kırmayalım, kimseye bir şey demeyelim.
Kendimi üzerimizde bir antipati yaratmayalım, tepki çekmeyelim falan diye.
Yani öyle tahmin ediyorum.
Hiç kimse hiçbir şey söylemiyor.
Yani çok kötü bir film yapıyorsunuz.
Geçiyor gidiyor. Hiç kimse bunu konu etmiyor.
Sinema... Her zaman gündem konusudur arkadaşlar.
Aslında iyi filmler nasıl anılıyorsa, övülüyorsa kötü filmlerde anılıp alaya alınmalıdır, kötülenmelidir.
Hani bu saygısızlık meselesi değil.
Allah belanı versin diyecek hali yok kimsenin yani.
Ama şakalaşılabilir, alaya alınabilir falan.
İşte bizde ne yazık ki böyle bir şey yok.
Çok üzücü bu gerçekten. Ancak bunun daha da kötü bir olasılığı var.
Yoksa hiç kimse bu filmin kötü bir film olduğunu düşünmüyor mu?
Burada parantezi kapatıyorum, devam ediyorum.
İyileri kötüleri andık.
2023 yılında sinema dünyasının kayıpları oldu elbette.
Bunların bir tanesi Tom Wilkinson.
Tom Wilkinson kim diyeceksiniz hemen size hatırlatmaya çalışayım.
Christine Bale'in oynadığı ilk Batman filminde mafya babasını oynayan oyuncudur.
In the Bedroom filminde 2001 yapımı Oscar adayı olup muhteşem bir performans sergileyen oyuncudur.
Büyük Budapest Oteli filminde, Michael Clayton filminde, başka birçok filmde oynamış.
Gerçekten iyi bir oyuncuydu.
Tom Wilkinson'ı kaybettik.
Onun dışında Alan Arkin'i kaybettik.
Oscar ödüllü oyuncu, neredeyse 50 yıla yakın sürmüş bir kariyeri olan Alan Arkin, Hollywood'un prestijli sevilen oyuncularından bir tanesiydi gerçekten.
2007 yılında Little Miss Sunshine filminde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödüllü almıştı ve 2013'te Ben Affleck'in yönettiği ve oynadığı Argo filmindeki rolüyle en iyi yardımcı erkek
dalında Oscar adayı olmuştu.
Alan Arkin'i kaybettik.
2023'de Matthew Perry'i kaybettik.
Ben bunu konu edinmiştim sinematristte.
Friends dizisinin en sevilen karakterlerinden bir tanesiydi Matthew Perry.
Gerçekten çok genç yaşta 53 yaşında kaybettik önemli oyuncuyu.
Ve yine 2023'ün en büyük kayıplarından bir tanesi Tina Turner'dı.
Yani müzik dünyasının en renkli simalarından bir tanesi olan Tina Turner.
Yani 60'lı 70'li yaşlarında bile çok genç bir ruhla çılgınca dans eden, çılgınca şarkı söyleyen hani o enerjisi, o coşkusu bir an olsun üzerinden silinmeyen çok renkli
bir simaydı. Aslında müzik dünyasının önemli simalarından bir tanesi ama sinema dünyasında da önemli işleri imza atmıştı.
Özellikle 1985 tarihli Mad Max filminin 3.
bölümü olan Gök Kubbe'nin Ardında adlı filmdeki başrol karakteriyle unutulmaz bir performans sergilemişti.
Yani oradaki Tina Turner hiç unutulmamıştır.
Bakın aradan kaç sene geçmiş ben unutmuyorum mesela.
Çok iyiydi. Tina Turner da 2023'ün en önemli en büyük kayıplarından bir tanesiydi.
2023 yılında iki büyük olay sinema dünyasına damgasını vurdu.
Bir tanesi dünya çapında bir tanesi Türk sineması bağlamında.
Bir tanesi 2023 yılında yaklaşık olarak 5 ay süren Hollywood senaristlerinin grevi söz konusuydu.
2006 yılında da Hollywood senaristlerinin başka bir grevi söz konusu olmuştu ve Hollywood için milyarlarca dolarlık bir kayba neden olduğu söylenmişti.
İşte bu yılki grev o zamankinden de daha uzun sürdü.
Birçok proje iptal edildi, gösterimleri ertelendi ve 2024 yılında Çok sayıda projeden bu grev sebebiyle mahrum olacağımız bize sıkça hatırlatıldı.
Ondan dolayı çarpıcı bir olaydı gerçekten.
Hollywood bile kendi çalışanlarına, hani çalışanlar bir yana senaristler gibi yaratım ekibi diyebileceğimiz, yaratıcı zihinlerine bile pek de hakkaniyetli davranmıyorsa eğer ve bu grevlere
sebep oluyorsa da ortada bir soru işareti var demektir.
Bu grevden sonra çıkan mesajlardan bir şeyler alacaktır diye tahmin ediyorum.
Ve ülkemiz sineması içinde çok üzücü olan anı yaşadık diyeyim.
2023 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali iptal olduğu tarihinde ilk kez yapılamadı.
Ben üzerine bir program yapmıştım uzun uzun anlatmıştım.
Burada tekrar detaya girmek istemiyorum.
Ancak 2023 yılı...
Altın Portugal Film Festivali'nin iptal edildiği yıl olarak gelecekte üzülümerek kötü bir yıl, karanlık bir yıl olarak hatırlanacak ne yazık ki.
Evet arkadaşlar yaklaşık olarak notlarım bu kadar.
Elbette atladığım kişiler, filmler, olaylar olmuştur.
Bunlar için kusura bakmayın ama kabaca da 2023 yılını özetledim herhalde.
Bana sorarsanız ondan önceki yıllara göre yani 2021 ve 2022 yılına göre 2023 yılı biraz daha sönük geçti.
Bunu da sohbetin en başına geleceğim.
2023 yılının hem dünya için hem de ülkemiz için pek de iyi bir yıl olmaması savaşlarla, ölümlerle, afetlerle geçmiş bir yıl olmasıdır bunun sebebi diye düşünüyorum.
Ve elbette hani sinemayı bir kenara bırakın umuyoruz ki 2024 yılı 2023'ten daha iyi bir yıl olur.
Umarız kayıplar vermeyiz, afetlerle karşı karşıya kalmayız, savaşlar biter.
Fazla ilimsel konuştuğumun farkındayım hani elimizdeki verilere bakarsak pek de öyle olacak gibi görünmüyor ama elbette umudumuzu yitirmemeye çalışacağız.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
