
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, korku/gerilim sineması tarihinin en önemli filmlerinden ve serilerinden biri olan Scream'in son bölümünü konuştuk. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Bambaşka şeyleri konuşmaya, bambaşka konulara girmeye çıkmaya insanı itiyor resmen.
Çok zengin bir film.
Arkasında çok ciddi bir sinemasal, kültürel, politik, sosyal miras barındıran bir film.
Yani çığlıktan bahsedeceksek başka konulara da girmemek zaten mümkün değil.
O anlamda filme gelene kadar diyorum kısa bir yakın tarih özeti çıkarmak zorundayız.
Ama aslında bu zorunluluk değil.
Aynı zamanda çok keyifli bir şey.
Çünkü film zaten...
Çok önemli bir mirastan besleniyor.
Çok farklı yerlere gönderme yapıyor.
Çok farklı kanallardan kendini besliyor.
Ve izleyicilerini de severlerini de tüm bu kanallar üzerine biraz fikir jimnastiği yapmaya zorluyor.
Böyle bir proje. Çok zengin bir proje.
Size hem filmin biraz geçmişinden bahsedeceğim.
Hem filmin öncülerinden bahsedeceğim.
O öncülerin öncülerinden bahsedeceğim.
Ama mümkün olduğunca da kısa özet tutmaya çalışacağım.
Zor bir sohbet olacak. Onun için...
Kusura bakmayın şimdiden.
Ve aslında film ülkemizde şimdi bu çığlığın Scream'in 5.
bölümü ama 5 diye gösterime girmedi.
Sadece Scream adıyla yani The Scream bile değil sadece Scream diye gösterime girdi.
Bunun da bir anlamı var. Ülkemizde 14 Ocak'ta gösterime girdi aslında.
Biraz gecikmiş oluyorum bu programı yapmak için.
Ancak arada başka önemli filmler de gösterime girdi.
İşte Oscar adayları açıklandı vs.
Biraz karmaşık ve yoğun bir gündemimiz vardı.
O anlamda biraz geciktirmiş oldum.
Ancak yine de çok geç kalmış sayılmayız.
Film hala konuşuluyor, hala izleniyor.
Onun üzerine, film üzerine hala bir şeyler söyleniyor.
O anlamda aslında yine de henüz eskimemiş bir filmin diyebiliriz.
Eskimemiş bir konunun üzerine bu sohbeti yapıyoruz.
Ve zaten aslında geçtiğimiz programlarda kampa gidip ölen gençler başlığı altında kısmen de bu konuları biraz anlatmıştım dinlemiş arkadaşlar hatırlayacaktır.
Oradan da biraz yola çıkarak ve aynı zamanda 90'lar sinemasının Tarantino'nun başını çektiği sinema üzerinden sinema yapma akımının da en önemli ancak biraz da olsa arkada kalmış temsilcilerinden
biri olan bir film ve yönetmenden de aynı zamanda bu programda.
Şimdi hemen şöyle bir toplayıp konuyu söz konusu filme getirmeye çalışayım.
İşte 1960'larda 70'lerde Amerika'da bir özgürlük dalgası ortaya çıkmıştı.
Dönemin gençleri biz muhafazakar değerlere karşı çıkıyoruz.
Üzerimizde kurulan baskıları çok muhafazakar değerleri reddediyoruz.
Sabit bir yaşam kurma bir ev yuva kurma mantığının tamamen karşısındayız.
Biz çok daha göçebeyiz.
Nerede akşam orada sabah denir Türkçemizde.
Öyle bir kafadayız.
Uyuşturucu kullanmaya daha eğilimliyiz.
Alkol kullanmaya daha eğilimliyiz.
Cinsel özgürlüğe eğilimliyiz.
İstediğimiz insanla cinselliğimizi yaşarız.
Evli olmak zorunda falan değiliz gibi bir özgürlükçü biraz daha...
isyankar bir kafayla hareket eden bir genç kitle vardı.
Bu genç kitle işte ve 80'lerde ise genelde hani politik dünya, sosyal dünya bir sarkaştır ya bir o tarafa gider, bir bu tarafa gider, bir biraz daha muhafazakarlaşır.
Daha sonra biraz daha ilerici, daha çağdaş bir kafaya gelir.
İşte o zamanın o özgürlükçü gençleri 80'lerde Reagan iktidarı ile biraz daha muhafazakar, biraz daha içe dönük bir yapıya bürünmeye başlamıştı.
Aslında bir anlamda orada bir ikiyüzlülük vardı.
Yani gençken daha İsyankar olan bir nesil daha orta yaşlı olunca, bir aile kurunca, çoluk çocuğa karışınca kendi çocuklarına baskı yapmaya başlamışlardı.
90'ların gençliği de kendi gençliğinde biraz daha başkaldırıcı davranıp kendilerine biraz baskı kuran aileleriyle kopuk bir hayat yaşamaya başlamışlardı.
90'lar gençliği biraz böyleydi.
O anlamda işte kampa gidip ölen gençler...
Kendi ailelerini biraz baş kaldıran, biraz onların sözünü dinlemeyen, daha böyle içki içen, uyuşturucu kullanan, cinsel özgürlüğe inanan, çok ailevi değerleri umursamayıp kendi değerlerine daha meyilli olan
gençlerin cezalandırıldığı ve muhafazakar bir bakış açısıyla da ...uslandırılmaya çalışıldığı diyelim ya da...
...hani madem siz muhafazakar değerleri benimsemiyorsunuz...
...annenizin babanızın sözlerini dinlemiyorsunuz...
...başınıza da bunlar gelir.
Bilimlerde bunlar. İşte Scream serisinin başlangıcında da biraz...
...Teen Slasher denen alt türün...
Ortaya çıkışı vardı.
Teen ergen ya da genç kitle için kullanılan bir kelime.
Slash de kesmek demek.
Slasher da kesici aletlere verilen genel isim.
Teen Slasher dediğimiz korku ve gerilim alt türündeyse gençlerin daha çok kesici aletlerle öldürüldüğü filmlere verilen isim olarak kullanılıyor Teen Slasher.
Bu tabi geçmişi sadece 90'lara dayanmıyor.
Ta Alfred Hitchcock'un sapığına varan yani 60'lı yıllara varan bir geçmişi var.
Bu alt türün. Bunun üzerine 80'lerde özellikle Wes Craven ve John Carpenter'ın işte Halloween'de bu anlamda Elm Sokağı Kabusu gibi çok önemli filmler de bu alt türün içerisindeydi, kapsamındaydı.
Hatta önemli filmleriydi bu alt türün.
1996'da ise Wes Craven çığlıkla...
Tam olarak Teen Slasher türünün bir incelemesini çıkarmıştı.
Özelliği şuydu screen filminin.
Hem bu türün çok parlak, güçlü, keyifli, başarılı bir örneğiydi.
Ancak içeriğinde bu alt türün tüm klişelerini açık ediyordu.
Bunları kullanıyordu.
Yani filmdeki karakterler, gençler bir evde topladı.
İşte korku filmi klişelerinden bahsediyorlardı.
Birlikte Halloween izliyorlardı.
İşte bu türün klişeleri nedir?
Sevişmeyen hayatta kalır.
Bakire kız hayatta kalır.
Asla uyuşturucu kullanmayacaksın.
İçki içmeyeceksin. Asla ben hemen dönerim deyip bir yere gitmeyeceksin.
Çünkü bunu söyleyen asla dönemez.
Gruptan ayrı davranmayacaksın.
Çok bireysel takılmayacaksın gibi klişeleri bu filmin içerisinde repliklerle veya durumlarla, olaylarla, sahnelerle bu filmler kullanıyordu, açık ediyordu.
Ancak bir yandan da bunları alenen uyguluyordu.
Filmi izlerken işte arkana bak katil arkanda diye bağırıyordu karakter televizyondaki filme.
Ama o sırada kendi arkasında da bir katil vardı mesela.
Bu anlamda Scream serisi, öncü film diyeyim aslında en başta Scream filmi Nefis bir ton tutturuyordu hem klişeleriyle alay ediyor klişeleri eleştiriyordu ama
aynı zamanda bu klişeleri kullanarak ortaya böyle kendi içinden beslenen kendi türünden beslenen kendi alt türünü hem uygulayan hem kullanan hem eleştiren hem de karşımıza iyi bir örneğini
getiren çok doğru bir proje olarak karşımıza gelmişti.
Ve aynı zamanda dediğim gibi sinemayız yönünden sinema yapma akımının daha çok Tarantino ile ve Koğan kardeşlerle başladığı.
söylenebilecek. 90'larda başlamış bir akım bu.
Onun da en önemli, en güçlü temsilcilerinden bir tanesi olarak karşımıza geliyordu.
Bu anlamda da sinema tarihinde Scream filmi ve Wes Craven çok önemli bir noktada duruyor.
Bunun üzerine birçok devam filmi yapıldı.
Yani Scream 2, 3, 4 yapıldı.
Bu filmler çok parlak değildi aslında.
İlk filmin şablonunu devam ettiren, çok da kendine az özellikler barındırmayan ancak çok da kötü olmayan diyelim ortalama sinema örnekleri olarak karşımıza gelmişti.
Şimdi ise aradan uzun yıllar geçtikten sonra dediğim gibi 5 denmiyor.
Çünkü tam olarak aslında öykünün devamı aradan uzun yıllar geçmiş ve aynı kasabada Başka karakterler ve eski efsaneyi sürdüren karakterler tekrar bir çığlık filmine
imza atıyorlar. Ancak buradaki fark şu.
Eski karakterlerle yani ilk filmdeki karakterlerle yeni filmin baş karakterlerinin yolu kesişiyor diyelim.
Ya da eski filmdeki karakterlerin yaşadığı öykünün bir benzerini yeni gençler yani onların bir alt nesli tekrar yaşıyor.
Ve karşılarına çıkan bu büyük yani hayatlarını riske eden sorunu çözebilmek için eski projenin karakterlerine başvuruyor bu yeni karakterler.
Onlardan akıl almaya çalışıyorlar.
Onlardan fikir almaya çalışıyorlar.
Ve eski karakterlerde kendi başlarına gelen o korkutucu o dehşetengiz öyküyü tekrar yaşayan gençlere bir nevi anne gibi abla gibi abi gibi baba gibi diyelim.
Böyle can siperhane bir anaç bir tavırla onlara yardımcı olmaya çalışıyorlar ve aslında aynı zamanda o kasabanın yaşadığı o korkutucu.
Ancak bu filmin eski filmlerden bir adım öteye geçen bir tavrı var.
O da şu ki eski filmlerde daha çok korku filmi klişeleri ya da teen slasher dediğimiz slasher dediğimiz alt türün klişeleri ve o günkü durumu ve yapısı inceleniyordu.
Bu filmde ise bir adım öteye geçilmiş dönemler ötesi devam filmleri de söz konusu konuya dahil edilmiş.
Nasıl yani? Örneğin öncü screen filmiyle dönemdaş olan bazı önemli filmler örneğin Terminator, örneğin Jurassic Park gibi çok önemli filmlerin de adı geçiyor.
Çünkü hatta Star Wars gibi.
Çünkü bu filmlerin aradan 20-25 yıl süre geçtikten sonra başka devam filmleri yapıldı ve o devam filmlerinin hemen hemen hepsi de Kendi öncülerinin karakterleriyle
bir araya gelen yeni karakterler ortaya çıkardı.
Yani aslında tam olarak onların devam filmi gibi değil dönemler aşırı devam filmleri gibi davranarak eski evrenlerle eski filmlerle Yeni filmleri bir araya
getirme, eski karakterlerle yeni karakterleri bir araya getirme gibi son derece zekice, son derece keyifli, güzel bir yapı ortaya çıkardılar.
Bu filmler aslında o zamanlar yapılmış devam filmlerinden çok daha iyi filmler karşımıza getirdiler.
Şimdi ben öyle düşünüyorum, herkes bu fikirde olmayabilir ancak bence...
Jurassic Park'ın 2000'li yıllarda yapılan devam filmleri, Terminator'ın 2007'li yıllarda yapılan devam filmleri, Star Wars'ların 2000'lerde yapılan devam filmleri hiç de kötü filmler değiller.
Eski filmler kadar yaratıcı ve güçlü olmasalar da onların mirasını gayet güçlü biçimde sürdürüyorlar.
Çünkü o öncü filmlere hem çok saygılı davranıyorlar, hem onları bir adım öteye götürmeye çalışıyorlar, hem de o yılların karakterlerini diyeyim, Bu yılları taşıyarak onların daha
böyle olgun, biraz daha yaşlanmış ancak karizmalarından tabii ki hiçbir şey kaybetmemiş.
O filmlerin çapında birer karakter olmaktan çıkarıp bugünün filmlerine daha bilge, daha öncü, daha lider karakterler olarak taşıma gibi son derece böyle çok
keyifli bir çıkış noktasından besleniyorlar.
Yani bu andığın filmlerin hepsi bunu yaptılar.
İşte en son Scream'de Tam olarak bunu yapmaya çalışıyor ve bu konuyu da bu yaklaşımı da filmin içerisinde resmen açıkça dile getiriyorlar.
Yani bu filmde diyor ki işte bakın Terminatör'de de Star Wars'ta da hatta Jurassic Park'ta da bu yapıldı.
Bu filmde de bu öyküde de biz bunu yapıyoruz.
Gidip hani şu an başımıza gelen kötü durumu bu ürkütücü durumu.
Nasıl aşacağız? Gidip eski Scream'deki karakterleri alıp buraya getireceğiz.
Ve onlardan yardım isteyeceğiz diyorlar.
Ya bu o kadar güzel bir şey ki bence.
Hem o 90'lardaki Scream'in dünyasını solumamıza izin veriyor.
Ancak bize elbette yepyeni de bir dünya sunuyor.
Yepyeni karakterler sunuyor.
Eski formatı o alfabeyi kullanıyor olsa da bir adım ileriye Taşıma misyonu yükleniyor bu filmler.
Bu anlamda Scream gerçekten nefis bir örnek.
Çok harika bir ton tutturmuş.
İkinci bir konu da şöyle.
Kevin Williams'ın ilk Scream'in ve devam bölümlerinin yazarı Ten Slasher akımını hem inceleyip hem onu...
Klişelerini açık edip hem de türün dahilinde iyi bir film yapma becerisi Wes Craven kadar bu projenin senaristi olan Kevin Williamson'a da mal edilmiş diye o zamanlarda yani böyle bir kafa vardı.
Çok güzel bir şey bu.
Hani Kevin Williamson'ın bu emeğinin gözden kaçmaması tabii ki.
Burada da şöyle bir yapı uygulanmış.
O zamanlar nasıl Kevin Williamson kendi fikirlerini, projelerindeki o yaklaşımı...
Filmi adapte etmişti.
Repliklerle bütün düşüncelerini dile getirmişti.
Bu filmin senaristleri de aynı şeyi yapmış.
Hatta bir adım öteye taşımış.
Filmde öyle replikler var ki yani şimdi spoiler vermek istemiyorum.
Bir sürü sürpriz içeren bir proje bu.
Hala izlememiş sinema severler için.
Ancak diyor ki işte şöyle yapsaydık filmi ileri taşıyamazdık.
Böyle yapsaydık sadece ucuz bir kopya olurduk.
Ama bunu ileri taşımalıydık gibi replikler yani resmen filmin yazarlarının senaryoyu yazarken nasıl davranmak istediklerini bile bakın hani...
Bu kadar filmi yapanlarla filmdeki karakterlerin özdeşleştiği, filmi yapanların duygularını filme bu derece adapte ettiği, bu kadar böyle nasıl diyeyim enjekte ettiği başka
bir proje ben gerçekten görmemiştim.
Yani bir projeyi izlerken nasıl aynı zamanda o filmi yapanların da duygularını, düşüncelerini, o proje üzerine yaklaşımlarını bir anlamda izlemiş oluruz.
Bu son Scream 2022 yapımı Scream ya alenen sinema severlerle o filmi yapanları gerçekten bir masa etrafına böyle bir oturma odasına koyuyor
ve karşılıklı sohbet ettiriyor.
O kadar güzel ki o kadar harika bir ton tutturmuş ki film bu açıdan.
Yani az çok korku gerilim filmlerini, teen slasherları, bu alt türü seven izleyicilere zaten filmi mutlaka öneriyorum.
Sinema sever ve sinemacının karşılıklı etkileşimi ve birbirinden beslenmesi üzerine sanırım hayatımda izlediğim en zengin filmlerden bir tanesi çığlık filmi
oldu gerçekten. Tüm bunları ek olarak...
Öncü Scream'in bir de şöyle bir güçlü tarafı vardı.
Normalde korku sineması ülkemizde de, dünyada da biraz daha düşük bütçeli, genç ve yeni yeni sinema yapmaya başlayan yönetmenler, yazarlar için oyun alanı teşkil eden genç yetenekli
sinemacılara hem senaryo yazma becerilerini hem de görsel yeteneklerini, becerilerini, görsel vizyonlarını hayatiyete geçirme olanağı sunan bir alttırdır.
Hani hepsi için söylemeyelim ama birçok film çok da...
Özenli çok da böyle A sınıfı yapımlar olmaz.
Korku sineması ve gerilim sineması içerisinde bol miktarda daha düşük bütçeli, daha ölçeksiz film karşımıza gelir.
Wes Craven'ın yaptığı 96 tarihli Çığlık ise bu sinema içerisinde teknik olarak biraz daha öne çıkan, biraz daha özenli, daha iyi yönetilmiş, daha teknik ve özenli yazılmış, alginili
bir projeydi. Burada da 2022 yapımı Çığlık da gerçekten...
Türün benzer filmlerine göre çok daha özenli bir yapım olarak karşımıza çıkıyor.
Teknik olarak çok iyi bir film.
Yani yönetmenliği çok iyi, sanat yönetimi...
Görüntü yönetimi, ışıkları, az da olsa efektleri.
Çok efekt dolu bir film sayılmaz.
Ancak yine de olduğu kadar kısmıyla söyleyeyim.
Çok özenli. Yani korku gerilim sineması çok ilginiz yoksa da biraz olsun sürprizli, sürükleyici, akıcı sinemaya diyelim.
Keyifli bir akşam geçirme olarak özetlenen sinemaya da biraz daha meyilliyseniz screen filmi gerçekten sizi mutlu ve memnun edecektir.
Çok özenli ve şık bir film gerçekten.
Tüm bunlara ek olarak zengin bir oyuncu kadrosu var.
Eski Scream'lerdeki gibi burada tabii daha da ileriye taşınmış.
Dediğim gibi hem eski projenin parlak oyuncuları burada çok daha olgun ve biraz daha yetişkin böyle orta yaşlı hatta geçkin yaşlı halleriyle son derece karizmatik ve güzeller, çekiciler.
Çok sayıda genç oyuncu var ve çok güzel performanslar ortaya çıkarmışlar.
Yani neresinden tutsak?
Çok özenli bir proje, çok seçkin, güzel, keyifli bir proje.
2022 yapımı Scream filmini diyorum türe ilginiz varsa mutlaka günümüzün sinemasal eğilimlerine ilginiz varsa yüksek oranda ve biraz daha
şöyle diyelim sinema üzerinden sinema yapma akımı üzerine.
Sinemanın kendi tarihi ve kendi varoluşu üzerine de bir şey söyleyen filmlere biraz olsun ilginiz varsa da mutlaka izlemenizi öneriyorum.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Bir
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
