
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, serüven türünün son örneklerinden ve yakın dönemin iddialı ve eğlenceli filmlerinden biri olan Red Notice'i inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar, Sinematris''e hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda Red Notice filmini konuşacağız.
Şu an Netflix'te gösterimde bayağı meşhur oyuncular var, yüksek bir bütçe var, bayağı güzel bir senaryosu var.
Böyle çok eğlenceli, neşeli ve sinema tarihinin belli türlerine, belli başyapıtlarına da gönderme yapan bir film.
Konuşuluyor, işte sosyal medya ortamlarında falan da konuşuluyor, üzerine bir şeyler söyleniyor.
Seven var, sevmeyen var, yani işte artık...
İyi bir film değil arkadaşlar, onu peşinden söyleyeyim ama ben tabii size filmi biraz açılımlayacağım.
Hani nerede duruyor yani sinema tarihinde ya da günümüz gişe sinemasında yaklaşık olarak nerede duruyor, neyi hedeflemiş, bunu ne kadar elde etmiş falan.
Bundan bahsedeceğiz ama bu filmi konu edinmeyi istememin ayrıca bir sebebi var.
Normalde bazı türler, bazı film türleri, bazı alt türler böyle dönem dönem biraz yükseliyor.
Biraz daha hani o türde filmler yapılıyor falan, o tür biraz öne çıkıyor böyle örnekleri daha çok karşımıza geliyor.
Türler biraz unutuluyor böyle sinema tarihinin belli dönemlerine ait türlermiş gibi kalıyor böyle.
Sonra onları güncelliyorlar tekrar.
Hani ona işte yeni oyuncularla, yeni senaryolarla, işte yeni teknolojik olanaklarla, böyle efektlerle falan artık.
Yakın dönemin görsel özellikleriyle o türler bir daha bir güncelleniyor böyle.
Yeni bir örneğe yapılıyor. Onun için Red Notice biraz o açıdan önem sunuyor.
Çünkü nasıl bir geleneğin temsilcisi biliyor musunuz arkadaşlar?
Hani hangi filmin bugünkü hali diyeyim tırnak içerisi.
İndiana Jones'un 80'lerin meşhur Steven Spielberg'in yaptığı Coşluk As'ın öyküsünü yazdığı artık sinema tarihine mal olmuş ve tabii...
Serüven eğlence filmi aksiyon filmi ama nasıl bir serüven aksiyon filmi biraz böyle arkeolojik biraz daha böyle çok geçmişten gelen kalıntıları araştıran böyle yarı arkeolog yarı
tarihsel eserlere meraklı yarı sanat eserlerine meraklı falan tiplerin ama işin içerisinde tarih eser kaçakçılığının işte sanat eseri ve tarih eser hırsızlığının falan da.
işin içerisinde olduğu biraz böyle ne denir yasa dışı yollarla da bağlantılı olan bir mecrayı orada süre giden işleri anlatan falan filmler bunlar biraz da biliyorsunuz Indiana Jones'da işte bizim arkeolog
Indiana Jones karakterimiz çok zor böyle işte girilmesi pek mümkün olmayan falan böyle delhizlere mağaralara falan girer işte 3000 yıldır gün yüzü görmemiş bir mezarın içindeki çok değerli bilmem işte hep
öyledir ya onun maceraları böyle işte tuzaklar kurulmuştur oradan zehirli böcekler Altyazı M.K.
Bütün bu engelleri falan aşar.
İşte orada bilmem ne yumurtası vardır falan böyle işte aldın kaplama.
İşte onu alır ama onun işte bir tane rakibi vardı böyle daha tarihi eser kaçakçısı falan.
O hep onu takip eden. Onun elinden onu alır.
O onu koşturur. Tam bir serüven böyle.
Biraz da işte böyle sihir tarafı olan.
Biraz daha böyle hani bilinmeyenlere de kapı açan.
Geçmiş dönemlerin işte eski Mısırlar, antik çağlar falan filan.
Yani güzel bir serüven öyküsüdür aslında bu diyorum.
Bu tarihi eser ve geçmiş, çok geçmiş dönemlerin, geçmiş yılların, tarih öncesi yıllardan kalan teknolojiler veya sihirlerle bezeli bir serüven öyküsüdür bu.
Şimdi Red Notice bunu yapmaya çalışıyor arkadaşlar.
Bunu denemiş, biraz güncellemeye çalışmış.
Başrolde yakın dönemin en büyük yıldızları var.
Gal Gadot var. Meşhur güzelliğiyle Wonder Woman.
Ray Reynolds var.
Yeni dönemin yine en sevilen, en böyle güler yüzlü, sevimli, daha çok böyle komedi aksiyon filmlerinde oynayan yeni yıldızı.
Bir de Dwayne Johnson. var.
O da yakın dönem kas yığını diyorum ben.
İşte 80'lerde falan çok örneğini gördüğümüz.
İşte bu Sylvester Stallone, işte Arnold Schwarzenegger veya Jean-Claude Van Damme falan gibi biraz daha böyle vurduya kırdıya yatkın.
Çok kaslı, çok iri yarı falan böyle ama genellikle de bu oyuncuların biliyorsunuz oyunculuk performansları kötüdür.
Genelde kötü oyuncudur yani bunlar.
Pek iyi oyuncu değillerdir yani.
Böyle hani entelektüel tayfadaki sinemanın daha biraz sanatsal tarafındaki falan şeyini bir kenara attım.
İşte saygınlıklarını falan bir kenara attım.
Sinema camiası içinde böyle bir alıcıları olsa da, sevenleri olsa da genel olarak çok böyle iyi başarılı performanslar vermezler.
Çok prestijli oyuncular sayılmazlar bunlar.
Daha çok kas gücüne dayanan performanslar sergiledikleri için ya da sadece çoğunlukla diyeyim, sadece demeyeyim ama aksiyon filmlerinde yer aldıkları için çok da böyle onlardan üstün sinemasal anlar
falan beklemeyiz. Üstün oyunculuk performansları beklemeyiz ama onlar da sektörün içerisinde var olan ve önemleri olan oyuncuları elbette hani küçümsemek çok da Doğru değil aslında.
Şimdi bu 3 oyuncu başrolde Rawson Marshall Turber diye bir yönetmen.
Daha genç sayılabilecek bir yönetmen.
Film yönetmeni. Zaten Dwayne Johnson'a daha önce 2-3 tane daha film yapmış.
Böyle vurdu kırdıya çok meraklı bir yönetmen olduğu belli.
Dwayne Johnson'a da çok yakın dost olduğu da belli.
Bu filmde de birlikte böyle güzel bir serüvene imza atmaya çalışmışlar.
Şimdi bu arada hani filmin adını hani programın başlığında beni sürekli dinleyen sağolsun arkadaşlar.
Hani ismi görünce böyle ya görkem bu ne hiç adını bile duymadık.
Nereden çıktı bu film falan demiş olabilirler.
Bunun için özür diliyorum ama şöyle söyleyeyim.
Hani bir yandan diyorum şeyi gündeminde tutmaya çalışıyoruz ya.
Yakın zamanda göstereme girmiş filmleri de programda ara ara konu edinmeye çalışıyoruz.
Dengelemeye çalışıyoruz bunu daha önce de söylemiştim ama.
Hani diyorum bu filmi seçmemin...
Özel bir önemi var. Bir de arkadaşlar hiç adını sananı duymadığınız bir filmi falan benim program konusu falan yaptığımı gördüğünüzde çok lütfen şey yapmayın kızmayın.
Çünkü hani sadece o filme odaklanmıyorum.
Bilmiyorum farkında mısınızdır? Umarım farkındasınızdır.
O film aslında bahane oluyor.
Belli bir türü, belli bir döneme ait bir eğilimi ya da sinema tarihine ait belli bir formülleri falan böyle belli türleri ya da alt türleri incelememe.
Biraz bahane oluyor bu filmler.
Onun için yoksa hani dürüst olmak gerekirse Red Notice filmi diyorum hani şimdi anlatacağım.
Çok iyi bir film değil zaten. Çok iyi bir film değil.
Çok da önemli bir film değil belki de.
Hani niye bunu anlatıyorsun Görkem? Anlatacak şeyim yok.
Anlatacak şeyimi bulamadım falan gibi düşünmeyin diyorum.
Bu filmler bahane benim. Belli türleri, dönemleri veya alt türleri falan böyle incelemem için.
...bağını teşkil ediyorlar.
Bir yandan hani... ...filmi de anlatmış oluyorum tabii ki aynı zamanda.
Şimdi arkadaşlar temel olarak bu türün...
...bu serüven öykülerinin falan...
...biraz da tarihsel diyeyim.
Bu serüven öykülerinin şöyle bir...
...sinema tarihinde böyle kendine has bir özellikleri var.
Bu özellik ne biliyor musunuz? Şimdi serüven öyküsü izleyeceğiz.
Şimdi macerayla serüvenin şöyle bir farkı var arkadaşlar.
Macera filmi, aksiyon filmi diye bir şey var.
Ama bir de serüven var. Serüven filminin farkı ne biliyor musunuz?
O filmin içerisindeki baş karakterlerin, kahramanların...
Birden çok macerayı bir arada yaşamaları.
Yani tek bir öykü yaşamaları değil.
Tek bir macera öyküsü.
Hani işte bir şey kurtarılacak.
İşte şurada atıyorum ne bileyim bir macera filmi.
Adamın kızı kaçırıldı. Adam gidip kızını kurtaracak diyelim.
Ya da bir yerde bir soygun olacak.
İşte polis o soygunu engelleyecek diyelim.
Bunun gibi öyküler değil serüven öyküleri.
Serüven öykülerinde mutlaka birden çok macera yani hem kızı kurtar hem onu kurtar hem git düşmanları yakala onlar senden başka bir şey istesin onu yap işte onu yaparken başka bir şey çıksın onun da peşine düş falan
gibi böyle birden çok çizgiye ait macera vardır genel olarak serüven öykülerinde.
O yani temel olarak farklı bir.
İkincisi normal şartlarda serüven öyküsü karakterlerinin tek bir kimliği olmaz.
Birden çok her maceralarında ya da hani çoğunlukla bir de seri filmler olur ya bunlar hani serüven öyküler işte ne bileyim Star Wars'ları düşünün, Indiana Jones'ları düşünün, James Bond'ları düşünün hani bunlar biraz daha serüven
öyküsü diyoruz. Birden çok vasıfları olur serüven öyküsü baş karakterlerinin.
O nedenle normalde biraz böyle yarı insanüstü tiplerdir falan.
insanın sınırlarında gezen yeterliliklere, becerilere sahiptir.
O anlamda biraz da fantastik tiplemelerdir aslında.
Çok inandırıcı tiplemeler değildir.
Biz onları böyle yani sokakta hani ne bileyim omzunun çarptığı böyle karşı karşıya geldiğinde tipler değildir büyük çoğunluğu.
Ve arkadaşlar aynı zamanda bu serüven öyküleri dedim ya birden çok maceranın içerisinde süre gittiği filmler hemen hemen mutlaka birden çok mekan, birden çok ülke işte birden
Çok ortam ve çok sayıda yan karakter.
Öyle söyleyeyim. Tek bir yan karakter yoktur.
Yani normal bir aksiyon macera filminde işte baş karakterin yanında bir yardımcı.
İşte kötü adamın yanında bir tane daha yardımcı.
İşte bir tane ara bulucu falan gibi tipler olur.
Böyle yan karakterler olur. Serüven öykülerinde birden çok yan karakter olur.
Onun için daha da karakterli.
daha zengin karakter ya da tipleme galerisine sahip filmler olur bunlar.
Onun için böyle tek pakette birkaç şey yani hem polisiye hem aksiyon işte ne bileyim hem bilim kurgu ya da hem tarihsel film hem korku gerilim falan yani bir sahnede polisle falan dövüşür karakter.
Öteki sahnede işte bir mağaraya girer oradan zombi çıkar haydi ha film bir an için böyle bir sahnede en azından korku filmine dönüşür falan.
Mistik böyle işte veya...
büyüler işin içerisine çıkar.
Hani yarı şey, fantastik bir tarafı da vardır yani.
Gerçek dünyayla çok da uyumlu olmayan.
Birçok şeye böyle ayrıntıya bu filmlerde rastlarız.
Onun için biraz daha farklı bir tür serüven öyküleri.
Şimdi Red Notice bu alanda bir şeyler yapmaya çalışmış ama film gerçekten bu türün gereklilikleriyle günümüz sinemasının bazı gerekliliklerini birleştirmeye çalışmış ama olmamış
arkadaşlar. Gerçekten olmamış.
Neden? Hemen onu da şöyle söyleyeyim.
Bir şekilde o insanüstü tipleri...
O insan üstü ortamları biraz tanıtmak zorundasınız.
Neticede bizim her gün gördüğümüz yerler değil buralar.
İşte ne bileyim çok böyle delhizlere diyorum dalıp böyle mağaralara veya işte tarihi eserlerin ne bileyim saklandığı işte 300 sene önce saklanmış da bilmem şu zamanının işte bir padişahı ne bileyim bir imparatoru
veya işte bir askeri lider falan bir yerden işte ganimet almış yüzlerce binlerce sanat eserinin, tarihsel eserin bulunduğu bir depo keşfediliyor.
300 sene sonra açığa çıkıyor falan mesela diyelim hani.
Öyle bir yerimiz... Her gün görmüyoruz yani biz sıradan fani zavallı insanlar böyle ortamlarda gezmiyoruz.
Bunlar bizim için baya şey sıra dışı ortamlar yani.
Şimdi bize böyle bir yer göstereceksen veya böyle yerlerde gezen karakterleri göstereceksen biraz orayı tanıtman lazım.
Biraz orada zaman geçirmesi lazım bu tiplerin tamam mı?
Ama günümüzde de...
Aslında bu 80'lerden beri var bu akım.
Yok değil ama daha çok yakın zamanda da Christopher Nolan'la biraz daha hayatımıza girdi.
Biraz Michael Bay'le şu Transformers filmleri var ya.
Biraz o adamın yaptığı filmlerle falan daha çok hayatımıza girdi.
Çok hızlı akan filmler arkadaşlar.
Çok hızlı. Filmler çok hızlı okuyor.
Çok kısa kısa planlar var.
Çok fazla kurgu var. Böyle film soluk almadan devam ediyor.
Akıyor gidiyor. Şimdi abi sen bana sıra dışı ortamlar sunacaksın.
Hem buraları sunarken ne yapman lazım?
Öyküyü biraz kenara bırakıp yavaş yavaş anlatman lazım.
Biraz ortamı tanıtman lazım.
Nasıl biliyor musunuz? Donnie Villeneuve gibi bakın.
Dune filmi. mesela daha birkaç hafta önce anlattım size.
Donnie Villeneuve'un da sinemasından, yönetmen Donnie Villeneuve'un sinemasından da biraz bahsettim.
Blade Runner 2049 filmini o yaptı.
Arrival filmini o yaptı falan.
Şimdi o adam çok filmlerini hızlı akıtıp götürmüyor böyle.
Daha yavaş yavaş anlatıyor. Ortamları anlatıyor, tanıtıyor bize.
Nitekim ona da uygun projeler.
Çekiyor adam diyorum. Blade Runner 2049'da bize bayağı böyle o dönemi, o ortamı, gelecekte süre giden bir bilim kurgu o ortamı bayağı güzel güzel bize anlattı.
Dune filminde bambaşka bir galaksi, bambaşka bir ya da galaksi olmasa da bambaşka bir gezegendeyiz.
O gezegeni bize uzun uzun anlatıyor böyle.
Hani yedire yedire anlatıyor.
Çok hızlı akıp gitmiyor film.
Okey. Şimdi sen abi Red Notice'de bize...
Çok ilginç karakterler anlatıyorsun.
İşte tarihsel eserlerin çok peşine meraklı böyle serüven meraklısı karakterler.
Ve işte o ne bileyim işte bir tanesi bu konudaki en iyi.
Zannediyor kendisini diyeyim.
Ama hırsız yani tarihi eser hırsızı.
Ama o kadar da iyi değil.
Ondan daha iyi olan bir tane var.
Bunların rekabeti var. İşte bunların ikisini de yakalamaya çalışan bir tane polis var.
Ama o polis aynı zamanda çift taraflı falan olabilir.
Ayrıca... Hem bu tarihi eser kaçakçılarının, hırsızlarının peşinde hem de bu iki tarafla oynayan polisin peşinde olan bir de başka polis var.
Şimdi bak aslında güzel karakterler bunlar değil mi?
Çok güzel bir serüven ortaya çıkarmaya uygun karakterler bunlar.
Ama sen bu karakterleri bize hani hiç özel hayatlarını göstermiyorsun, nasıl tipler olduğunu falan göstermiyorsun.
Diyorum bu renkli güzel karakterleri böyle deneyimlememize, onların o ilginç renkli işte serüvene, yatkın taraflarını falan tanımamıza çok da fazla fırsat vermiyorsun.
Hatta daha da kötüsü bu karakterleri tanıtıyormuş gibi yaptığın sahneler oluyor böyle kısacık.
Ama işte tanıttık ya kardeşim yetmedi mi yani 20 saniyelik sahne ohoho gibi bir durum çıkıyor karşımıza.
Hani o karakterleri tanıtıyormuş gibi yapıyorsun ama yalandan yani böyle tanıttığın falan yok.
Yok abi yani tanıtıyor gibi yapma.
Yemiyoruz biz bunu yani. Çünkü sinema tarihinde bu karakterleri bize harika biçimde tanıtmış.
Onları çok sevdirmiş. O sıra dışı karakterleri, o sıra dışı ortamları, sıra dışı maceraları çok güzel tanıtmış.
Onlarla böyle bir duygusal bağ kurmamıza olanak vermiş.
Başka bir sürü film var. Şimdi sen hani bir geleneğin devamısın.
Bakın bahsettim ya işte diyorum mesela Indiana Jones dedi.
Şimdi öyle bir geleneğin devamı oluyorsun.
Hemen bir parantez açayım. Filmde Ray Reynolds sahnenin bir tanesinde Indiana Jones'un müziğini ıslıkla mırıldanıyor.
Yani nereye gönderme yaptığını da hani film gizlemiyor.
Belli bir akımın, belli bir geleneğin takipçisi olduğunu da gözümüze de sokuyor.
Yani onun için hani genelde şey vardır ya işte aynı Indiana Jones'ı çakmışlar falan.
Arkadaşlar bu sinemada çakma olayına takılmayın lütfen tamam mı?
Şuna çok benziyor taklitçi film falan.
Böyle bir şey değil abi. Bu taklit değil.
Bu çakmalık değil. Bu takipçilik.
Kötü bir şey de değil. Birçok filme benzer zaten.
Belli türlerde, alt türlerde birbirine benzeyen bir sürü film vardır.
Yani en özgün dediğiniz film, en farklı dediğiniz filmin bile...
Bir sürü takipçisi vardır. Emin olun yani siz bilmiyor olabilirsiniz.
Normal. Hani bunda da kimsenin kabahati yok.
Hani biz sinema tarihçileri tabii bunun tırnak içine biraz avcılığına çıkıyoruz dürüst olmak gerekirse.
Belli bir birikimimiz, belli bir bilgi dağarcımız oluyor normal olarak hani işimizin gereği.
Normal ama hani bir filmin başka filmlere benziyor olması hemen sizi rahatsız etmesin ki dediğim gibi Red Notice bunu açıkça diyorum adam mırıldanıyor yani şarkısını mırıldanıyor Indiana Jones'un.
Hani o geleneğin takipçisi olduğunu gösteriyor.
Tamam okey bak bu dürüstçe bir şey.
Bu çok güzel bir şey yani. Bunda bir sıkıntı yok.
Ama sen o geleneğin takipçisiysen o geleneğe bir şeyler katmanı bekliyoruz abi senin.
Yani işte orada biraz hani çakmalık işin içerisine giriyor.
Tamam o formülü alıyorsun. Ya yeni bir şeyler yap.
Ya biraz farklı yap. Bir şeyler ekle.
Bir şeyler kat falan. Diyorum Red Notice bize hani o ilginç karakterleri, ilginç ortamları güzel güzel tanıtıyorum.
Bakın onlarla sizin aranızda bir duygusal bağda kuruyorum.
Demeye çalışıyor da bunu yapamıyor.
Çünkü yapmış olmak için yapıyor.
Çok zayıf yani film o açıdan.
Bu bir. Bakın filmin şeylerin azaflarından bir tanesi bu.
İkincisi az önce dedim ya.
Sen hem ortamları ve sürekli bizim göz göze gelmediğimiz ortamları, karakterleri, tipleri sunuyorsun.
Ama onları bize tanıtman lazım diyorum.
Bunu yapması lazım. Ama yapmıyor diyorum film tam olarak.
Bunu yapmıyorken de o zaman...
Neden yapmıyorsun? Serüven hızlıca akıp gitsin diye.
Dedik ya günümüz sinema anlayışı bu artık.
Filmler hızlı akmak zorunda.
Yavaş yavaş akarsa bizi sıkıyor günümüz sosyal medya gençliğini.
Eski programlarda birçok kez bahsettim.
O hızlı akan time var ya.
Twitter, Instagram veya Facebook artık kullanan kaldıysa diyeyim.
O hızlı akan sosyal medya duvarı var ya.
O akışa uygun biçimde filmler de hızlı akmak zorunda.
Artık algımız böyle. Tamam bu film gerçekten hızlı.
Hızlı akıyor. Yani hiç sıkıcı bir film değil.
Ama akarken de filmin karakterlerinin, ortamlarının ilginç taraflarını falan da bize tanıtmaya fırsat bulamıyor.
Ve... O akıcılığı da bir şaşırtma ve bir sürpriz saplantısı, sürpriz fetişizmiyle bir araya getirmek zorunda kalıyor ve inandırıcı olmuyor bu sefer.
Hani aa işte bir karakterin peşinden giden polis hayda meğer onun için çalışıyormuş.
Ha bir sürpriz. Sonra ah o da onunla arkadaşmış zaten.
Ah ondan sonra haydi bir sürpriz daha, bir sürpriz daha, bir sürpriz daha.
Abi bir dur ya yani bir dur tamam hani hızlı akacaksın bizi sıkmayacaksın ama yani çok özür dilerim.
Boku çıkıyor affedersin yani o kadar sürpriz bir sürpriz daha öyleymiş şu oldu vay bu oldu.
Bulamaça dönüyor film arkadaşlar.
Zaten az tanıtıyorsun bize karakterleri ve ortamları falan.
Bir yandan da karakterleri sürekli ya da öyküyü dönüşüme sen uğrattıkça uğrattıkça uğrattıkça.
Artık bir duygusal bir dramatik bağ kuramıyoruz yani.
Ne karakterlerle kurabiliyoruz ne de filmle kurabiliyoruz o zaman.
Film böyle akıyor gidiyor. Perişan oluyor gidiyor yani.
Bu kadar zengin bir film yapmaya çalışacaksın.
İlginç karakterler yaratmaya çalışacaksın.
Ama onlarla hiç bizim bir özdeşleşme sağlamamıza da fırsat vermeyeceksin.
E bu da olmadı abi yani. Bir tarafı seç tamam ama filmi hızlı akıtırken de karakterlerle özdeşleşmemizi...
Engellememen lazım. Bu hızın buna sebep olmaması lazım.
Öyle söyleyeyim size. Özetle arkadaşlar film tatmin edici olmaktan baya uzaklıyorum.
Çok güzel bir alt türün takipçisi aslında.
Çok güzel bir geleneğin takipçisi.
Oyuncular güzel. Filmin efektleri, yönetmenliği falan güzel yani.
Kötü değil aslında ama...
Dediğim gibi ikna edici olmaktan biraz uzak ve şey vardır ya güzel bir akşam geçirmek için ideal bir film.
Tamam güzel bir akşam geçirmek için ideal de ikna olacağınızı hiç zannetmiyorum arkadaşlar.
Tatmin olacağınızı hiç zannetmiyorum.
Ve hani buna rağmen de film hemen zaten devam filmi yapılması üzerine hemen sohbetler çıkmış.
Ooo süper film çok eğlenceli.
Harika karakterler ve ortamlar yarattı.
Kesin bunun devamı gelir.
Abi devamı tamam gelsin ne yapalım hani.
seven ve izleyen arkadaşlar güzel bir akşam geçirmeyi başaran arkadaşlara hitap eden bir devam filmi yapılabilir.
Okey bir şey demiyoruz ama bence ikna edici değil.
Bence yeterli değil.
Bu türde ya da hani hızlı akıp da hem karakterleriyle hem ortamlarıyla bize sunduklarıyla daha fazla dramatik bir bağ kurmamıza olanak veren başka bir sürü iyi film izlediğimi
hatırlıyorum arkadaşlar. Onun için Kötü demesem de vasat diyeyim en azından.
Vasat bir film olduğunu düşünüyorum.
Eğer ilginizi çekiyorsa, bu tür ilginiz varsa diyorum filmi hala gösterimde izleyebilirsiniz.
Artık devamı da gelir mi gelmez mi bilmiyorum artık.
Hem biraz filmin hasılatına hem de yapımcılarının ve oyuncularının...
Olaya biraz bakışına bağlı gibi geliyor bana.
Eğer devam filmi de olursa size hatırlatırım arkadaşlar bugünkü sohbeti de.
Evet bu haftalık Red Notice filmini ve biraz da serüven filmleri dünyasının genel gerekliliklerinden bahsetmeye çalıştık.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere arkadaşlar.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
