
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, 60. doğum gününü kutlayan ve son filmi Top Gun: Maverick ile yılın en yüksek hasılat rakamına ulaşan Tom Cruise'u ve sinemasını konuştuk. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Geçtiğimiz hafta 1 milyar dolar hasılat sınırını aştı ve bu hafta da filmin hasılatı 1.1 milyarı geçti ve öyle görünüyor ki bu 1.2, 1.3 diye yükselmeye
devam edecek ki bu hasılat yılın en çok para kazanan filmi anlamına geliyor.
Ve aynı zamanda Tom Cruise için de yılın en fazla para kazanan sinemacısı anlamına geliyor ki aslında bakarsanız bir oyuncunun 1 milyar dolardan fazla para kazanması hani bir yıl içerisinde diyelim ya
da bir projeyle diyelim gerçekten imkansız gibi bir şey.
Bu nasıl olduğu tabi bundan da bahsetmeye çalışıyorum.
Herkes Tom Cruise konuşuyor, herkes Tom Cruise'dan bahsediyor.
Hem 60 yaşını geçmiş olması, hem Top Gun Maverick filminin büyük başarısı, hem de röportajlarda, hem işin teknik tarafında, sinemasal tarafında, özel hayat tarafında vs.
Birçok açıdan Tom Cruise bu aralar çok konuşuluyor.
Biz de bunu fırsat bilip biraz Tom Cruise'u sizde tanıtmaya, anlatmaya, hem onun kariyerinden bahsetmeye, hem de onun ait olduğu ve ciddi biçimde etkilediği sinema döneminden de bazı ufak tefek örnekler
vermeye çalışacağız.
Tom Cruise evet 60 yaşına bastı 62 doğumlu oyuncu ancak onu sadece bu 40 yıllık kariyerinde bir oyuncu olarak anmak haksızlık olur ki aslında Top Gun Maverick ile imza
attığı bu olağanüstü ekonomik başarı zaten onu Hollywood'un en büyük, en güçlü yapımcılarından bir tanesi haline getirdi.
Evet dikkat ettiyseniz yapımcı diyorum çünkü Tom Cruise bir oyuncu olmasına rağmen aynı zamanda bir yapımcı ve Top Gun Maverick'in tek yapımcısı yani ortak yapımcısı da değil bu filmin
tüm hasılatı Tom Cruise'un banka hesabına aktarılacak miktar anlamına geliyor.
Bu o kadar büyük bir para ki artık Tom Cruise tek başına Çok büyük projeler yani hani Marvel filmleri ya da Avatar Star Wars filmleri gibi Hollywood'un ve dünya sinemasının
gelmiş geçmiş en büyük projelerini...
tek başına dahi yapabilecek bir ekonomik güce ulaştığı anlamına geliyor ki bu gerçekten bir Hollywood oyuncusu için hatta herhangi bir Hollywood yapımcısı için bile inanılmaz bir
ekonomik güç ve inanılmaz bir teknik hem de sektörel özgürlük anlamına geliyor.
Top Gun Maverick'in hasılatıyla birlikte ve tabii Tom Cruise'un 60 yaşı itibariyle diyelim Hollywood'un en büyük, en güçlü isimlerinden bir tanesi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Peki bu noktaya nasıl geldi Tom Cruise?
Hemen ondan biraz bahsetmeye çalışayım.
Tom Cruise özellikle de Top Gun filmiyle ve 80'lerde yine gösterime giren Cocktail filmiyle tanındıktan ve adını dünyaya duyurduktan sonra Çok farklı bir kariyer çizgisi takip etti.
Aynı rollere yani daha çok gişede başarılı olacak ve hani daha çok karizmasına, yakışıklılığına, gülümseyişine, işte popüleritesine falan dayanmayan rollere soyundu.
Önemli entelektüel, avangard yönetmenlerle çalıştı.
Bundan dolayı ona sadece hani bir gişe yıldızı, gişe sinemacısı demek, gişe oyuncusu demek gerçekten haksızlık olur.
Hemen hatırlatmaya çalışayım.
Çalıştığı önemli yönetmenler içerisinde Stanley Kubrick, Francis Ford Coppola, Martin Scorsese, Sidney Pollack...
Barry Levinson, Ridley Scott, Steven Spielberg yani gerçekten saymakla bitmiyor.
Bu yönetmenler zaten sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmış çok önemli yönetmenler.
Peki Tom Cruise bu kişilerle nasıl olduğu da çalışabildi?
Yani madem popüler bir gişe oyuncusuydu nasıl bu kariyeri imza atabildi?
Tom Cruise'un Hollywood'da şöyle bir özel tarafı var.
Tom Cruise zaten tabii ki çok hem iyi bir oyuncu, yetenekli bir oyuncu ancak sette...
inanılmaz bir sabra, inanılmaz bir esnekliğe sahip, asla şikayet etmeyen, asla tartışmayan, kavga etmeyen, meşhurluk kaprislerine kapılmayan, hiç kimseye
kibir yapmayan bir oyuncu olarak tanınıyor.
Hani bu anlamda özellikle zor projelere çekilmesi yapılması zor filmlere imza atmak isteyen yönetmenler bu tip oyunculara daha fazla ilgi duyuyorlar ki işte bu anlamda Tom Cruise tam bir set
hayvanı diyebileceğimiz her işe koşabileceğiniz yerden yere çarpabileceğiniz hiçbir şeye hayır demeyen Gerçekten mesleğine tutkuyla bağlı ve oyunculuk yapmayı, sette bulunmayı, önemli
insanlarla bir arada olmayı çok seven bir oyuncu olarak nam salmış durumda.
Buna ek olarak zaten Görevimiz Tehlike serisinin başlangıcından sonra 90'lı yıllarda Tom Cruise yapımcılığa soyundu.
Bu yapımcılığa soyunmasında sadece tabii daha fazla para kazanmak ve ekonomik güç elde etmek yoktu.
Gayet iyi biliyoruz ki birçok röportajında ve onu tanıyan insanların da söylediklerinden yola çıkarak bunu söylüyorum.
Tom Cruise belli bir yeterliliğe, belli bir bilgi birikimine, belli bir set deneyimine ulaştıktan sonra içerisinde bulunduğu projeyi hem sinema bilgisiyle, hem enerjisiyle, hem de nasıl
diyelim sinema aşkıyla diyelim taşıyan isimlerden bir tanesi haline geldi.
Ekip arkadaşlarına yardım eden, çevresindeki daha amatör oyuncularına dersler veren, oyunculuklarına yardımcı olan yönetmenlere...
bambaşka kapılar açan hani böyle neredeyse içerisinde bulunduğu projeyi can siperane bir yaklaşımla sırtlanıp yukarıya taşımaya çalışan oyunculardan bir tanesi haline geldi.
Ve bundan sonra da zaten kendisi film yapma isteğiyle yandı kavruldu diyebiliriz.
Göremiş Tehlike serisinin öncelikle yapımcısı oldu.
Orada da başarılı oldu.
Hem para kazandı hem filmler başarılı oldu.
Ondan sonra da zaten Göremiş Tehlike serisinin Hani görüntü yönetmenini, senaristini, hatta oyuncusunu, hatta yönetmenlerini kendisi seçmeye başladı.
Örneğin görüğümüz tehlike filminin ikincisini...
Japon yönetmen John Woo'nun yönetmesini özellikle Tom Cruise istemişti ve o film de çok başarılı olmuştu.
Ve Tom Cruise tabii ki yapımcı da olduktan sonra filmlerdeki etkisi ve özgürlük alanı da artmaya başladı.
Ve yapımcısı olduğu filmlerin de hemen hemen hepsi hem teknik olarak hem eleştirel olarak hem de ekonomik olarak...
İşte bu kariyer devam ede ede ede ede nihayetinde 2022 yılına geldik.
Artık Tom Cruise gerçekten zengin bir kariyerle hem de zengin bir banka hesabıyla hem de kurduğu çok sağlam dostluklarla benzersiz bir Hollywood yıldızı haline gelmiş
durumda. Şimdi birkaç tane ilginç noktayı belirtmek istiyorum.
Bu kadar zengin bir kariyer bu kadar hani...
İşte teknik güç, sinemasal bilgi vesaire hani her şey var Tom Cruise'un.
Hani bir sinemacı olarak bir Hollywood yıldızı olarak.
Ancak yönetmenlik yapmıyor.
Şimdi bu ilginç noktalardan bir tanesi.
Bu neyi gösteriyor aslında biliyor musunuz?
Şöyle bir şeyi gösteriyor. Hani biz şöyle bir ayırım sunuyoruz aslında.
Hem kısa film yapmış bir insan olarak da bunu söyleyebiliyorum.
Hani sinemacıların kendi uzmanlıkları var tabii işte.
Görüntü yönetmeni, senarist, yapımcı, yönetmen vesaire.
Ama bir yandan da hiçbir künyede, Hiçbir teknik hani listede diyelim adı geçmeyen bir teknik uzmanlık var.
Bu ne biliyor musunuz? Film maker dediğimiz bir isimlendirme.
Yani film yapıcı diyebiliriz.
Bu nasıl bir şey? Aslında bir filmin hemen her şeyini yapan, hani adı ister yönetmen olsun, ister yapımcı olsun, ister oyuncu olsun, ister senarist olsun fark etmez.
Bir filmin hemen hemen tüm süreçlerinde yer alan, filmin tüm süreçlerine katkı sunan hani bir anlamda filmin genel yapısını, dokusunu, öyküsünü, görselliğini, izleyiciyle kuracağı
ilişkiyi yani tanıtım işte teaserını, fragmanını, afişini, her şeyini yani yöneten demeyeceğiz ama hani biraz yönlendiren, yardımcı olan, katkı sunan hani bir filmin
A'dan Z'ye tüm yapım üretim pazarlama sürecinde katkısı olan kişilere filmmaker demek aslında uygun olacaktır.
İşte Tom Cruise tam bir filmmaker olduğu için aslında bir anlamda yönetmenlik yapmasına gerçekten gerek kalmıyor.
Çünkü içerisinde bulunduğu filmlere sunduğu katkı filmlerin yönetmenlerinin sunduğu katkıdan çok daha ileride oluyor.
Bu anlamda öyle tahmin ediyorum ki Tom Cruise...
Gerçek bir film maker olduğu için hani eteğin...
...tüm taşları dökme mertebesine eriştiği için diyelim, herhalde kendisini...
Tatmin edebiliyor öyle tahmin ediyorum.
O anlamda işin en azından teknik yönetmenlik tarafını sevdiği isimlere, dostlarına ya da hani teknik olarak başarılı gördüğü işlerini sevdiği kişilere emanet ediyor.
Ve kendisi de özgürce böyle projenin içerisinde takılıp her şeyi yönlendirip her şeye yardımcı olup katkı sunup hani ortaya harika filmler çıkarıyor.
Tüm bunlara ek olarak bir de şunu söyleyebiliriz ki özellikle hani Tom Cruise gibi kişilerin ya da bu büyük projelerin içerisinde Yüksek egolu, yüksek yetkinliğe sahip çok fazla kişi bir arada olduğu için birçok
projede böyle ego savaşları olduğuna dair şeyler duyarız hep filmlerin yapım notlarında.
O onunla tartıştı. Bu bununla kavga etti.
İşte şu şununla kavga etti de şu setten kovuldu falan gibi.
Çok sayıda öykü gelir karşımıza.
Ki hemen bir parantez açayım.
Mesela James Cameron bu konuda çok ünlüdür.
Geçmişte yapımcılarıyla, görüntü yönetmenleriyle falan çok kavga etmiştir.
Francis Ford Coppola bu açıdan çok meşhur isimlerden bir tanesidir.
Marlon Brando bu açıdan çok meşhurdur.
Robert De Niro bu açıdan çok meşhurdur.
Hani bu insanlarla çalışmak biraz zordur diyebiliriz.
Şimdi Tom Cruise bu...
Adını andığın kişilerin gücünde bir insan ama ilginç tarafı ne biliyor musunuz?
Hiç egosu olmayan, inanılmaz alçak gönüllü ve sette son derece uyumlu bir kişi olduğundan hep bahsedilmiştir.
Özellikle Steven Spielberg'le Azınlık Raporu diye Minority Report diye bir film yapmıştı 2000'li yılların başında.
Çok iyi bir film gerçekten. Nefis bir bilim kurgudur.
Orada... Ki röportajlarda çok ilginç bir cümle söylüyordu.
Yani oradan ben onu cımbızlayıp almıştım.
Orada biraz daha Tom Cruise'u keşfetme ve tanıma şansına erişmiştim.
Hani işte muhabiri bir soru soruyor.
Diyor ki işte bu kadar büyük bir set, bu kadar değerli isimlerle çalışıyorsunuz.
Hiç kendinizi bir ego savaşına girmiş hissettiğiniz mi gibilerinden bir soru soruyor muhabir.
O da diyor ki herkesin işini mükemmel yaptığı bir ortamda çenemi kapatmayı bilecek kadar akıllıyım.
Yani ya hani şimdi İngilizce konuşuyor tabii bir çeviriden böyle bir röportaj okuduğumu hatırlıyorum.
Hani tam düzgün bir cümle değil ama hani ne demek istediğini tabii anlayabiliyorsunuzdur.
Hani madem herkes işini yapıyor, herkes iyi.
Hani ben de burada oyuncu olarak varım.
Görevim olmayan şeylere karışmak, her şeyi illa yönlendirmeye çalışmak, her şeyin içerisinde olmak, o proje bağlamında en azından görevim değilse ya da tırnak içinde haddim değilse buna karışmam sadece çenemi kapatırım
ve işimi yaparım gibilerinden bir açıklamaydı bu.
Gerçekten bunu çok net bir şekilde söylüyordu.
Çok kendinden emin bir şekilde söylüyordu.
O anlamda diyebiliriz ki Tom Cruise hani...
İşte tam bir film maker işte film yapım süreçlerinin hepsine karışıyor, hepsini yönlendiriyor falan derken aslında bunu yüksek bir egoyla her şey benim dediğim gibi olur falan gibilerinden bir yaklaşımla
değil. Tam aksine az önce anlatmaya çalıştığım gibi bir sinema aşığı olarak.
işini çok severek yapan, hani savunmacı ve sırtlayıcı bir yaklaşımla yaptığını görüyoruz ki gerçekten bu kadar önemli, değerli isimlerle çalışabiliyor olması zaten onun ne kadar birlikte çalışmaktan
mutlu olunan bir isim olduğunu ispatlar durumda.
Şimdi filmlerinden bahsetmek istiyorum aslında ancak gerçekten çok fazla filmi var.
Onun için filmlerine girmeyeyim.
Kabaca şöyle bir özet çıkarmaya çalışayım.
2000'li yıllara kadar aslında 3 tane Oscar adaylığı var bu arada.
Hemen ondan da kısaca bahsedeyim.
Birincisi Oliver Stone ile o da tabii onu nasıl anmadım çok büyük hata kusura bakmayın diyeyim.
Çalıştığı önemli yönetmenlerden bahsettim ya aslında Oliver Stone'u da anmam lazım.
1990 yılında Doğum Günü 4 Temmuz adlı bir film yapmışlardı Oliver Stone ile birlikte.
Gerçekten muhteşem bir filmdir.
Tam bir hani Vietnam Savaşı eleştirisi.
Oliver Stone zaten eleştirel ve politik bir kişilik olarak Hollywood'un içerisinde çok özel konumda bulunan bir yönetmen.
Tom Cruise da bu filmi yapmıştı.
Tom Cruise yürüme engelli bir Vietnam gazisine oynuyordu.
Müthiş bir karakterdi, müthiş bir filmdi.
O filmde Oscar adaylığı almıştı.
1997 yılında Jerry Maguire filmiyle Oscar adaylığı almıştı ve 2000 yılında da Paul Thomas Anderson'ın önemli filmlerinden biri olan Manolo filmiyle Oscar adaylığı almıştı.
Şimdi bu üç filmdeki performansı da gerçekten çok iyiydi ancak ödülü alamadı adaylıkta kaldı.
İşte şimdi şu noktaya dikkat çekmek istiyorum.
Genellikle Tom Cruise gibi oyuncular kariyerinin belli bir noktasından sonra.
Tapkan Mevrik üzerine yaptığım programda da bundan bahsetmeye çalışmıştım zaten.
Bazı oyuncular kariyerlerinin belli bir aşamasından sonra böyle biraz hani Oscar kasarlar diyebiliriz tabiri uygunsa.
Hani her şey var tamam para kazandı işte tüm dünya tanıyor iyi filmler yaptı vesaire.
Bir tek ne eksik? Oscar eksik.
Tom Cruise gerçekten en son.
2000 yılında Oscar adaylığı almış.
Bakınız aradan 22 yıl geçmiş.
O gün bugündür tek bir tane bile Oscar adaylığı dahi yok.
Ve tabii ki haliyle Oscar'ı da yok.
Bu aslında şu anlama geliyor.
Bu kadar güçlü bir oyuncu istediği hemen her projenin içerisinde yer alabilir.
Daha böyle entelektüel kitleye hitap eden, biraz daha Oscar'a oynayan, işte Cannes Film Festivali'ni oynayan, işte Berlin Film Festivali'ni oynayan falan daha böyle hani diyorum entelektüel biraz daha avantgard yönetmenlerle
falan çalışabilecek bir oyuncu.
Biraz ödül kasabilecek.
Hani tırnak içinde saygınlık elde etmek için bazı projeler alabilecek bir oyuncu.
Ancak gerçekten bunu yapmıyor.
Bunu umursamıyor.
Ve dediğim gibi Top Gun Maverick'te bahsettiğim yine aynı örneği vereyim.
Oscar kasacağına işte az önce seviştiği sevgilisinin odasının penceresinden kaçan haylaz bir pilotu oynamayı tercih ediyor gerçekten.
Bu o kadar değerli o kadar harika bir şey ki.
Hiç kimse elbette Tom Cruise'un oyunculuk performansından ya da sinemasal başarısından, oyunculuk başarısından şüphe duymayacaktır.
Çünkü harika rolleri var, çok iyi oyunculuk performansları, çizdiği, inşa ettiği harika karakterler var gerçekten.
Ancak bunu yapmaya çalışmıyor.
Tom Cruise daha çok zanaatkarana bir yaklaşımla, çok yüksek teknik işçilikli, hem çok yüksek bütçeli, hem tüm dünya sinema severlerine hitap eden, Güçlü, güzel,
eğlenceli, keyifli filmler yapmaya çalışıyor.
Bir anlamda diyebiliriz ki aslında o entelektüel kitleye de diyelim.
Hani daha çok Tom Cruise'un imza attığı filmlere biraz böyle dudak büken, biraz mesafeli davranan kişilere de aslında hitap etme becerisinde olan, hitap edebilmeyi başaran...
teknik güçte başarıda filmler yapmayı tercih ediyor.
O anlamda ben şahsen gerçekten Tom Cruise'ı hem çok başarılı buluyorum hem sinema sever olarak çok seviyorum.
Onun neredeyse filmografisinin büyük çoğunluğunu izlemişimdir.
Hani bundan sonra kariyeri nasıl yönelir, nereye gider bunu da tam bilemiyoruz göreceğiz.
Ama şu noktayı belirterek sohbetimizi tamamlayayım.
Top Gun Maverick filminin elde ettiği ekonomik başarıdan sonra Tom Cruise'un Hollywood'da Yapamayacağı hiçbir şey yok diyebiliriz.
1 milyar dolardan fazla para kazanmış bir oyuncu, bir yapımcı artık hani Marvel'a gidip ben yeni bir Avengers filmi yapacağım dese ya da ne bileyim George Lucas'a gidip ben Darth Vader'ı oynayacağım hadi bir Star
Wars filmi daha yapalım dese ya da James Cameron'a gidip Avatar'ın devam filmlerinden bir tanesini ben yapayım dese tüm bunları başarabilecek, yapabilecek Hem parası var diyelim.
Hem saygınlığı var.
Hem gücü var. Bunların hepsini bir araya toplayacak olursak kredisi var diyebiliriz.
O seviyeye geldi Tom Cruise.
O anlamda ben daha da güçlü, daha da başarılı, belki de bizi şaşırtacak, çok farklı filmler yapabileceğini düşünüyorum Tom Cruise'un.
Her şekilde bugüne kadar tüm sinema severleri gerçekten mutlu etti.
Bir anlamda sevmeyen, ona ilgi duymayan sinema sever gerçekten çok azdır.
Hani bu anlamda sektörün içerisinde de elde ettiği bu sınırsız güçten sonra Tom Cruise'un hani vites yükseltişini de bekleyebiliriz.
Onun için... Diyorum ki Tom Cruise'u takip etmeye devam edelim.
Bakalım artık usta da diyebiliriz.
Usta oyuncudan karşımıza bundan sonra nasıl projeler gelecek, nasıl performanslar, nasıl bir kariyer çizgisi gelecek merakla bekleyeceğiz.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Bir
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
