
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, övgülere boğulan ve yakın dönemin ödül şampiyonu filmi Okul Tıraşı'nı konuştuk. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Tartışmaların konusu olan bir film oldu.
25'ten fazla ödül aldı ki bu ödüller arasında Berlin Film Festivali, Antalya Film Festivali gibi son derece önemli organizasyonlar var.
Kısacası etrafında kopan fırtınalardan yola çıkarak okul tıraşı üzerine bir şeyler söylememek, bir program yapmamak gerçekten olanaksız hale geldi.
Kabaca size filmi tanıtmaya çalışayım.
Ferit Karahan'ın ikinci uzun metrajı olan okul tıraşı ülkemizin Doğu Anadolu bölgesinde bulunan bir yatılı okulda süre giden bir...
Çıkışsızlık öyküsü diyelim, bir drama diyelim.
Okuldaki öğrencilerden bir tanesi hastalanıyor ve okulun müdürü, öğretmenleri, kadrosu tabii ki bu öğrenciyi en yakın sağlık kuruluşuna nakletmenin derdine düşüyorlar.
Derdine düşüyorlar diyorum çünkü olanaksızlıklarla bezenmiş bir bölge burası.
Ne yazık ki kar yağışı var, yollar kapalı, ambulans gelemiyor, yollar açılamıyor.
Okulda sağlık koşulları zaten son derece sınırlı.
Ne olacak? Nasıl bu öğrenci nakledilecek?
Nasıl kurtarılacak? Durumu da tam olarak anlaşılamıyor.
Hastalığı nedir? Rahatsızlığı nedir?
Neticede okulda bir doktor ne yazık ki bulunmuyor.
Ve söz konusu çıkışsızlığın yanında hani bu çocuk neden hasta oldu diye okulun öğretmenleri ve müdürü arasında da küçük bir soruşturma, küçük bir hesaplaşma durumu, bir ihmal durumu ortaya çıkıyor.
Bunun üzerine konuşuyorlar, işte öğretmenler kabahati biraz birbirlerine atıyorlar.
Bir yetkisizlik diyelim ya da bir kolaya kaçma, bir sorumluluktan kaçma, bir ihmal durumu var ortada.
Tüm bunlarla film güzel bir ton tutturuyor, gerilimli bir ton tutturuyor.
Hani diyebiliriz ki film boyunca acaba ne olacak diye böyle diken üzerinde bekliyorsunuz.
Aslında filmin en etkileyici ve güçlü tarafıysa tüm bu çıkışsızlık ve gerilim öyküsünün diyelim Yusuf karakterinin gözünden anlatılması.
Yusuf okuldaki öğrencilerden bir tanesi ve hastalanan öğrencinin de yakın arkadaşı olan bir karakter.
Onun gözünden olayları izliyoruz.
Hani o söz konusu çıkışsızlık zaten gencecik bir karakter olan bir film gözünden izlenince daha da bir çıkışsız, daha da bir olanaksızlıklar coğrafyası filmine dönüşüyor.
Şimdi filmle ilgili övülecek taraflar da var tabii ki eleştirilecek taraflar da var.
Filmin övülecek tarafları bence öncelikle gerçekçiliğinden ve tutturduğu gerçekçi tondan kaynaklanan güzellikler.
Filmin görüntü yönetimi, kurgusu, anlatımı, sunduğu atmosfer gayet ikna edici ve gayet güçlü.
Hani bir çıkışsızlık öyküsü dedik ve Doğu Anadolu bölgesindeki gayet sarp bir coğrafyada süre giden bir öykü olduğu için tabii kasvetli ve karamsar bir atmosferi var filmin.
Hani işte ışıklar daha biraz soluk, gün ışığından bol miktarda faydalanılmış o coğrafyanın kendi ışığından diyelim.
Hani gerçekten sizi o coğrafyaya, o kasvetli atmosfere sokuyor film.
Onun dışında oyunculukları bence gayet iyi.
Gerçekçi oyunculuklar var.
Gerçekçi karakterler çizilmiş.
Hani dramatik olmaya çalışılmamış.
Böyle sade minimal oyunculuklarla son derece başarılı karakterler ortaya çıkarılmış.
Filmin kurgusu...
Biraz sarkıyor bence. Hatta film kurgu ödülü almış.
Hani buna biraz şaşırdım. Çünkü bazı sahneler bana göre olması gerekenden fazla uzun.
Filmin ilk yarısında diyelim kabaca bazı tekrara düştüğü anlar var.
Hani neticede öykünün ana çizgisi zaten en başından beri anlaşılıyor.
Evet film bunu anlatacak diye anlıyorsunuz ve merakla bekliyorsunuz.
Gerilim içerisinde aynı zamanda bekliyorsunuz.
Ancak filmin o akışı yeterince başarılı bir şekilde sürdürebildiğini iddia edemem.
Gereksiz sahneler de vardı bence ve bazı sahneler de olması gerekenden biraz uzun sürüyordu.
Bunun dışında zaten bir şekilde bir tespit filmi şimdi bundan farklı bir şekilde bahsedeceğim ki bir tespit filmi ülkemizin belli bir bölgesini belli bir doğasını belli
bir coğrafyasını resmediyor film ve bu açıdan da gayet başarılı.
Ancak filmin başarılı olmayan taraflarından önce şöyle bir sıkıntı var ki geniş kitleler filmi Hem hiç olmadığı hem de iddia etmedikleri üzerinden
tanıtmış ve anlatmış durumda.
İnternetteki filmin tanıtımlarına bakarsanız mesela şöyle bir şey söyleniyor.
İşte son derece sert biçimde yönetilen ve işte disiplinli bir yatılı okulda gibi bir ifade var.
Birçok tanıtımda bu var. Şimdi bu gerçek değil.
Hani bunu söyleyenler hayatlarında ne bir yatılı okul görmüşler ne de son derece zor şartlara sahip bölgelerde bulunmuşlar.
Hani son derece sert deniyor da hayır bu Türkiye'nin normal hali zaten.
Türkiye'nin gerçek hali zaten bu.
Şimdi diyorum ya film son derece gerçekçi ve bu açıdan başarılı.
Hani filmde o anlamda bir abartı yok.
Çok disiplinde bir okul da değil orası.
Hani bazı tanıtımlarda şey denmiş işte öğrencilere son derece sert ve acımasız cezaların verildiği falan demiş.
Hayır böyle bir şey de yok. Bu da gerçek değil diyorum.
O kişiler hiç yatılı okul falan görmemişler.
Şimdi bu durumda ne oluyor? Film biraz yanlış tanıtılmış oluyor aslında.
Çünkü sanki öğrencilere eziyet edilen, işkence edilen bir yatalı okul filmiymiş gibi okul tıraşı lanse ediliyor.
Hayır böyle bir şey yok. Son derece zor şartlar deniyor.
Zaten Türkiye'nin büyük bir kısmı, çok sayıda bölgesi ve ili, ilçesi, köyü zaten bu durumda değil mi?
Evet. Tabii ki keşke olmasa.
Yani bu iyidir ya da gayet normal olması gerekendir gibi demiyorum ama film...
Normalden yani gerçeklerden çok daha zor şartlar sunmuyor izleyicisine.
Ancak geniş bir kitle nedense filmin böyle olduğunu söylemiş.
Böyle olduğunu iddia etmiş ve bunu da etkileyici bulmuş.
Dediğim gibi o insanlar hani o dünyayı hiç görmedikleri için böyle söylüyor olsa gerek.
Şimdi bu birincisi. İkincisi bürokratik engellere takılmadan bahsediliyor.
Böyle bir şey de yok. Filmde hani bürokrasinin eleştirildiği ya da dile getirildiği en fazla 2-3 tane replik veya 1-2 tane sahne vardır.
Onun dışında hiç de böyle bir konuya falan odaklandığı yok filmin.
Daha çok film şuna odaklanıyor ki zor koşullarda faaliyet gösteren eğitim görevlilerinin, öğretmenlerinin, müdürün ya da okul kadrosunun zaten o zor şartlarda
mesleklerini icra etmeleri çok zor.
Hani öğrenciler olan ilgilerinin...
Sevgilerinin ya da yaklaşımlarının gayet yetersiz ve eksik olduğu iddia edilebilir.
Burada da Türkiye'nin eğitim sistemine, eğitim kurumlarına mı bir eleştiri var?
Yoksa buradaki öğretmenler kişisel olarak, bireysel olarak eleştiriliyor ve artık Türk öğretmenleri ya da ne bileyim Türk insanı bu hale dönüştü.
Hani bak ne kadar ilgisiz, ne kadar eksik hatta belki yalancı.
Hatta belki de... Kaçak oynayan karakterler tiplemelerdir gibi bir mesaj mı var?
O biraz izleyiciye kalmış.
Bence kişisel olarak bir eleştiri var burada.
Bir sistem eleştirilmiyor.
Yani Eğitim Bakanlığı'nın eleştirisine soyunan bir film olduğunu da ben düşünmüyorum okul tıraşının.
Buna ek olarak bir de şöyle bir şey var.
Bir bürokratik engel deniyor da hani bu çocuk niye hasta oldu diye bir soruşturma hani küçük bir hesaplaşma yaşanıyor dedim ya.
Şimdi bu yapılırken de aslında son derece kişisel çatışmadan, kişisel uyuşmazlıklardan yola çıkıyor söz konusu hesaplaşma.
İşte okullarda böyle böyle olmalıdır ancak bu okulda böyle değil niye böyle değil gibi bir eleştiri noktası yok filmde.
Bu zaten hani diyorum Türkiye'nin birçok bölgesi zaten ne yazık ki böyle bazı eksikler var, sorunlar var, problemler var.
Sadece bunu tespite girişiyorsa, bunu resmetmeye çalışıyorsa aslında önemli bir konuya eğilmiş olsa da çok da sıra dışı ve çok da sarsıcı bir tablo sunuyor gibi görünmüyor.
Çünkü öyle değil zaten. Çünkü zaten bunlar bilinen şeyler bir anlamda.
Yani Türkiye'de kardan dolayı yollar kapandığı için ulaşım sorunu çekiliyor olması insanların duymadığı bir şey mi?
Hiç görmediği bir şey mi? Olmamalı elbette çünkü öyle değil zaten yani her sene zaten bu konuşulur sürekli bunlarla ilgili sıkıntılar ortaya çıkar ve bu sıkıntılar bir şekilde aşılır.
Yollar açılır yani atıyorum bir gün ya da iki gün çok fazla kar yağar bir köyün veya ilçenin yolu kapanır ancak o yol bir şekilde açılır.
Bu biraz coğrafyayla alakalı bir şey.
Elbette ülkemiz hani bu konuda biraz daha ihmalkar biraz daha yetersiz olanaklara sahip olabilir.
Yani bunu küçümsüyor değilim yanlış anlamayın ancak.
Filmin bu alandaki tespitleri çok şaşırtıcı ya da sarsıcı değil.
Bu anlamda insanlar hani filmi yanlış okuyorlar.
Eğer insanların okumasından yola çıkarak filme o tip bir beklentiyle ilgili filmi izleyecek olursanız bence hayal kırıklığı yaşarsınız.
Çünkü dediğim gibi filmin yaptığı tespitler ya da resmettiği coğrafya çok da sıra dışı değil.
Bilmediğimiz şeyler değil.
Aksine bence film...
Gayet de gerçekleri resmedip karakterlerin özellikle de öğretmen ve hani işte okul müdürü ve okul kadrosu olarak sunulan karakterlerin kişisel ihmalleri, kişisel bencillikleri
ya da belki ikiyüzlülükleri hani biraz daha karakter odaklı, sistem odaklı değil karakter ve kişilik odaklı bir film olarak filmin okunması gerektiğini ve bu açıdan da gayet başarılı
ve iyi bir film olduğunu düşünüyorum ben.
Hani özetle şöyle söyleyeyim geniş kitlenenin filmi aslında yanlış okuduğunu ve yanlış değerlendirdiğini düşünüyorum.
Ve ilginç nokta şu ki insanlar filmi yanlış okuyup başarılı bulmuşlar.
Bence insanların yanlış okumaları açısından filmi okuyacak olursak çok iyi bir film olduğunu iddia etmek mümkün değil.
Sıkıntı burada. Eğer filmin gerçekten anlatmak istediklerini ve resmetmek istediklerini anlayamazsanız bana göre filmin iyi bir film olduğunu düşünmezsiniz.
Ancak nasıl oluyorsa herkesten diyorum ben.
Bence filmi yanlış okumuşlar ancak başarılı bulmuşlar.
Nasıl olmuş bu bilmiyorum.
Bunun yorumunu size bırakıyorum.
Bence film dediğim gibi Türkiye'nin zor koşullarını, disiplinli yatılı okulu ya da hani o tip bir ortama diyeyim.
Bir okul ortamını diyeyim.
Sarp koşulları diyeyim.
Uzak coğrafyaları diyeyim.
Türkiye'nin ne yazık ki olanaksızlıklarla kavrulan bölgelerini...
Olduğu gibi resmetmiş.
Yani sıra dışı ya da uç bir şekilde resmetmemiş.
Olduğu gibi resmetmiş.
Ve bunu da çok iyi resmetmiş.
Bu coğrafya içerisinde kişisel eksiklikleri, ikiyüzlülükleri ya da ihmalkarlıkları bir karakter dramı olarak, bir karakter tespiti filmi olarak resmetmiş.
Ve bunu da çok iyi yapmış. Son olarak şöyle bir noktaya da dikkat çekmek istiyorum.
Film aslında sonunda...
Gayet hani böyle bir öykü gerçek hayatta Türkiye'nin öyle bir bölgesinde nasıl çözülür nasıl finale erer bunu da gayet gerçekçi biçimde sonlandırmış ve resmetmiş ve ne yazık ki bence
çok da etkileyici ve sıra dışı bir finale ve sonuca da ulaşmıyor film.
Hani bir şeyleri tespit etmiş oluyor resmetmiş oluyor.
E okey Türkiye zaten böyle zaten böyle bir ülke keşke olmasa ancak zaten öyle ve aslında söz konusu.
Hani olmaması gereken durumlar da hani ne kadar eleştiri konusudur ya da bu film söz konusu olanaksızlıkları, söz konusu durumları ne kadar eleştiriyor o da tartışma götürür.
Bunun üzerine elbette başka filmler yapılmıştır.
İşte gazete haberleri yapılmıştır, köşe yasaları yazılmıştır, belgeseller yapılmıştır.
Bunlar zaten hani birçok kez yapılmış şeyler.
Eğer bu açıdan bakacak olursak okul tıraşı çok da sıra dışı ve ilginç bir film olarak karşımıza gelemez.
O anlamda bir karakter durumu olarak bakarsak, karakter tespiti filmi olarak bakarsak oradaki karakterler üzerine yapılmış tespitleri, analizleri, ince replikleri, ince
detayları son derece kaygan zeminli bir atmosfer olmasından yola çıkarak filmin resmettiği detayları dikkate alırsak Gayet iyi bir film.
Son derece başarılı bir film olduğunu görürüz.
Ancak diyorum insanların filmi böyle okumadığını fark etmiş durumda olduğum için filmi izlerken biraz böyle kararsız kaldım.
Biraz kafam karıştı. Hani böyle bir film değil.
Hani anlatılan film bu değil.
Evet iyi bir film ama...
böyle bir film değil gibi bir sonuca vardığım için bunları mutlaka sohbetimizde dile getirmek zorunda hissettiğim için bu konuya biraz odaklanmaya çalıştım.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
