
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, yılın öne çıkan yapımlarından Metalin Sesi'ni inceledik. Keyifli dinlemeler...
Transkript
Selamlar arkadaşlar, Sinematris''e hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda yılın öne çıkan yapımlarından Sound of Metal, Metal'in sesi filminden bahsedeceğiz.
Çok sevildi. Birçok yerde üzerine incelemeler yazıldı, eleştiriler yazıldı, alkışlandı.
Saygı duyulan bir film oldu.
Sevilen bir film oldu. Eleştirmen notu yüksek, izleyici notu yüksek.
Böyle bütün internet sitelerinde filmin üzerine övgüler düzülüyor.
Hak ediyor da bence de çok iyi bir film ama...
Görüldüğü gibi bir film değil arkadaşlar.
Biraz ondan bahsedeceğiz.
Biraz ona benzeyen birkaç filmden bahsedeceğiz.
İlginç bir durum var aslında. Hem izlemeyen arkadaşlar vardır eminim.
Spoiler vermek istemiyorum ama ister istemez filmin içerisinden de biraz bahsetmem gerekecek.
Bir sürpriz var öyle söyleyeyim.
Filmin içerisinde bir sürpriz var.
Spoiler dediğimiz. Sürpriz bozan deniyor ya.
Zaten şu an Twitter'da falan da böyle arkadaşlarla bunun...
tartışmasını yapıyoruz. Sürpriz bozan olabilmesi için bir filmde sürpriz olması lazım.
Sürpriz yoksa bir filmin öyküsünü ya da sonunu söylememizde bir sakınca var mıdır yok mudur diye böyle arkadaşlarla bunu konuşuyoruz.
Herkes de şey diyor hani sürpriz bozan, illa bir sürpriz olmasına gerek yok.
Sürpriz bozan vermemek için o ortak karara vardık denebilir yani.
İlla sürpriz içermesi gerekmiyor.
Onun için Sound of Metal'de de biz böyle büyük bir sürpriz yok.
İşte Bruce Willis ölüymüş falan öyle bir şey yok ama filmin hani baştan bilinmemesi gereken, filmin böyle hani izledikçe ortaya çıkması gereken bir iki durum var filmde.
O nedenle onlardan bahsetmemeye çalışacağım ama biraz da bilgi vereceğim.
Şimdi metalin sesi Darius Merder yönetti.
Şimdi Darius Merder daha önceden duyduğumuz bir yönetmen değildi.
Darius Merder'in ilk uzun metrajı aslında bir belgeselciymiş diyorum.
Çoğumuz adını bilmiyorduk ama bu filmde inanılmaz iyi iş çıkarmış.
Yani bir yönetmenin ilk filminde böyle Sound of Metal gibi bir film yapması.
İnanılmaz bir şey. Tarihte ilk filmiyle sinema tarihine damga vuran yönetmenler de var.
Yok değil. Onlar üzerine bir program yapacağım.
Size mutlaka. Yani Yurttaş Kane bile Orsanaz'ın ilk uzun metrajı.
İlk uzun metrajını sinema tarihinin iyi filmini yapmak nasıl bir şeydir?
Ne sinemacılar, ne sinema dünyası, ne sinema eleştirmenleri henüz tam olarak çözebilmiş değil.
Darius Merder'in ilk filmi ve Darius Merder'in yanında...
Çok iyi gerçekten. Üç tane oyuncu var.
Bu oyuncuların iki tanesini zaten tanıyorduk.
Zaten sevdiğimizi bildiğimiz oyunculardı.
Bir tanesi Riz Ahmet. Rizvan Ahmet esas adı.
Pakistan asıllı İngiliz oyuncu.
O da son zamanın parlayan isimlerinden.
Böyle çok önemli filmlerde, önemli yapımlarda, önemli rollerde görüyoruz onu.
Olivia Cooke. Olivia Cooke da yine genç nesilin en böyle parlayan, en sevilen oyuncularından bir tanesi.
Steven Spielberg ile bile çalıştı yani.
Ancak... Paul Rachi diye bir oyuncu var arkadaşlar.
Onu hiçbirimiz tanımıyorduk.
Daha önceden bilmiyorduk. Biraz böyle daha yerel bir oyuncu denebilir kendisi için.
Çok ilginç.
O da en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Oscar adayı oldu.
Ve çok özel bir oyuncu ile tanışmış olduk.
Çok mutlu olduk. Amerika'da daha biraz yerel bir oyuncu, yerel bir sanatçı.
Sadece oyuncu demek de onu biraz küçümsemek olacak.
Çünkü aynı zamanda müzisyen, aynı zamanda tiyatrocu.
Ve ilginç olan şu.
Sağır bir anne baba tarafından yani sağır ebeveynler tarafından doğmuş ve çok küçük genç yaşından itibaren sağır insanlarla birlikte yaşamış.
Sağırların işaret dilini öğrenmiş ve sanatsal becerisi kapasitesi yeteneği de çok yüksek bir insan olduğu için çok sayıda sağır oyuncuları eğitmiş, sağır insanları oyuncu olarak
eğitmiş. Onlarla tiyatro yapmış, onlarla televizyon programları yapmış vesaire böyle çok.
Çok güçlü, çok değerli bir oyuncu.
Oyunculuğu da çok iyiydi filmde.
Bayağı böyle yetişkin yaşana rağmen çok genç, enerjik ve baktığınızda hissediyorsunuz.
Yani o oyuncu enerjisini Paul Rachin'in gözlerinde hissediyorsunuz.
Onunla da Sound of Metal filmiyle tanıştık.
Yani çok mutlu olduk. Şimdi şöyle bir durum var arkadaşlar.
Filme dönecek olursak. Sound of Metal'in kabaca konusunu söyleyeyim.
Bir çift var, iki kişi.
Bunlar bayağı bir tanesi baterist, bir tanesi gitarist ve vokalist.
İki kişilik bir metal grubu bunlar.
Bir karavanları var. Böyle turneye çıkmışlar.
İşte böyle barlarda, sahnelerde şarkılar söylüyorlar.
Tamam okey. Ve bir sabah baterist bir kalkıyor.
Duymuyor. Duymuyor yani.
Kulaklar duymuyor. Hadi buyurun bakalım şimdi.
Ne olacak? Ve cebelleşiyorlar tabii ki.
İnanılmaz bir durum. Çok zor bir durum.
Şimdi filmin çok kısa bir kısmını arkadaşlar.
İlk 10-15 dakikasında veya 20 dakikasında en fazla biz bir müzik filmi...
izliyoruz aslında. Onu da söyleyeceğim.
O da bir alt tür sinemada.
Müzisyen filmleri, müzik dünyası filmleri, müzik filmleri diye geçiyor.
Kabaca müzik filmleri diye geçiyor.
Hem dönem filmi olup yani geçmişte yaşamış, müzik üretmiş, sanat üretmiş bazı müzisyenlerin hayatlarını konu alan filmler var.
Onun dışında günümüzde de müzis yapan müzik insanlarının hayatlarını konu alan çok sayıda film var.
En basitinden Amerios bile böyle bir film.
Ama dediğim gibi metalin sesi Böyle afişine baktığınızda veya tanıtımlarına baktığınızda bir müzik filmi gibi görünse de, müzik dünyası üzerine bir film gibi görünse de değil arkadaşlar.
Zaten hani bir alt tabakaya indiğinizde filmi biraz aynı araştırdınız, hani izlemediniz diyelim.
Hani film hakkını böyle açtığınızda internetten bakıyorsunuz diyelim.
Bir bateristin sağır olmasından yola çıkıyor film.
Dediğim gibi müzik dünyası üzerine fazla durmuyor ve afişinde bile öyle söylüyor.
Hani müzik onun dünyasıydı, sessizlik ona...
Başka bir dünya ortaya çıkardı, başka bir dünya verdi diyor.
Rock bateristinin neler yaşadığı, neler hissettiği üzerine çok ince bir film arkadaşlar.
Çünkü film müzik dünyasında yer alan bir karakteri anlatıyor olabilir ama onun aslında bir anlamda müzikten uzaklaşmasını, müziği bırakmasını...
Ya da bırakmak zorunda kalmasını ya da bırakmamaya çalışmasını öyle söyleyelim bırakmamaya çalışmasını inceliyor film.
Şimdi sığır bir insan müzisyenliğe nasıl devam edebilir?
Şimdi sadece müzisyenlik de değil aslında neticede baş karakterin bir...
Kurduğu bir dünya var, birlikte olduğu sevdiği bir sevgilisi var.
Aynı zamanda grup arkadaşı, işte bir karavanı var, turnelere çıkıyor.
Bir yaşam dinamiği oluşturmuş durumda.
Hani Türkçe'de şey denir, nerede akşam orada sabah denir ya böyle.
Nerede olduğu belli olmayan, sabit bir evi olmayan.
Hani o müzisyenlik ve kurduğu müzik grubu, birlikte olduğu kişiyle yaşadığı ilişki, hem iş ilişkisi hem duygusal ilişki tabii.
Ona bir yaşam dinamiği vermiş ve bu karakter...
kulaklarını kaybederek sadece bir baterist olarak, bir müzisyen olarak müzisyenliğini kaybetmiyor.
Aynı zamanda o güne kadar benimsemiş olduğu ve yaşadığı hayatı da kaybediyor aslında.
Yepyeni yaşam dinamikleri oluşturmak zorunda.
Şimdi filmi buraya kadar özetlemiş oldum.
Az çok tanıtmış oldum değil mi? Şimdi bu noktada ilginç bir şey var arkadaşlar.
Sinema tarihinin böyle engelliler üzerine Birçok film var ama yaptığım araştırmadan biraz şaşırdım bunu ben de bilmiyordum.
Engellilerin yer aldığı filmleri aslında bir hani Hollywood'da engelli filmi diye bir alt türe çok tam böyle o başlığın kullanıldığını çok göremedim.
Yani engelli filmleri bence çok önemli.
Günlük hayatımızda tabii sadece sinemada değil günlük hayatımızda da çok önemli.
Yakın zamanda tüm dünyada ve Türkiye'de de zaten engelliler üzerine sosyal çalışmalar var.
Tabii onların her şekilde engelli insanların sosyal hayata, çalışma hayatına, ekonomik hayata, bilimsel hayata, sanatsal hayata katılması üzerine eskiden beri çok fazla çalışma var ama Türkiye'de bu konuda daha
yakın zamanda bir gelişme olduğunu hissediyorum ben.
İlginç biçimde engelliler üzerine yapılan filmler...
Birer engelli filmi olarak tanıtılmıyor arkadaşlar.
Engelli bir insanın içerisinde bulunduğu dünya anlatılıyor belki.
Atıyorum müzisyen olabilir.
Dediğim gibi başka birkaç örnek vereceğim bunun üzerine.
Hemen vereyim o zaman madem aklıma geldi.
Bu sene en iyi film dalında Oscar alan No Man's Land filminin yönetmeninin...
Clay Zaho'nun mesela 2017 yılında yaptığı film Bineci'ydi.
Şimdi o bir engelli filmi değil ama Sound of Metal ile bir ortaklığı var.
Hani yaşadığı bir sarsıntı sonucu işte Sound of Metal'de duyma becerisini kaybeden bir insan var.
Orada da filmin adı Bineci.
Geçen hafta bahsetmiştim zaten ya da evvelsi hafta Normandler'den bahsederken.
Bineci yani at binecisi bir at eğitmeni bir karakter bir kaza geçiriyordu.
Başından çok ağır bir yara alıyor.
Mesleği bırakmak zorunda kalıyor.
Hemen hemen bu açıdan çok benziyor filme yani Metal'in sesine.
Belli bir yaşam dilimi oluşturmuş bir mesleği var.
Hayata bir bakışı var. Böyle her şeyi hayatındaki her şeyi belirleyen mesleği oluyor bir insanın.
Ve bu insan bu mesleğini bırakmak zorunda kalıyor.
Ona benzer bir durum. Matt Damon'ın Ben Çok Severim biraz eski bir film ama 2003 yapımı Stuck on You diye bir filmim vardı.
Takıldım Sana diye bir film. Yapışık ikizler var filmde.
Bir komedi filmi ve inanılmaz komiktir arkadaşlar.
Günümüzde böyle komedi filmleri yapılmıyor.
Çok üzülüyorum yani. Takıldım sana.
Yapışık ikizler ve bu ikizler bir şekilde ayrılmak istiyorlar.
Biz ayrılalım hayatımıza artık öyle devam edelim.
Onunla ilgili de süper.
Marvel dünyasının en önemli en güçlü filmlerinden bir tanesi olan Doctor Strange tam olarak bu konuyu inceleyen filmlerden bir tanesiydi.
İşte şimdi tam olarak hem metalin sesinin tam olarak öyle görünmese de işte incelediği konuya gelmeye çalışıyorum.
Geldim sayılır Doctor Strange da aynı şeyi yapıyor arkadaşlar.
Bir yeterli olan belli bir gücü bir özelliği mesleği bir insanı tanımlayan bir vasfın kaybedilmesi ve o insanın Kaybettiği vasfın yerine
başka bir şey koymaya çalışıp kendisine başka bir yaşam başka bir hayat başka bir kimlik ya da Başka bir güç araması üzerine filmler bunlar arkadaşlar.
Şimdi bunları gerçekten bir alt türde toplamakta zorlanıyorum.
Size işte şöyle filmler var diyemiyorum.
Bunu demekten hoşlandığımı artık fark etmişsinizdir herhalde.
Bu yeni bir alt tür bence.
Ya da yeni demeyeyim kendine has bir alt tür bence.
Ama sinemasal böyle yaptığım araştırmalarda çeşitli film...
alt türleri isimlendirmeleri vardır.
Dedim ya işte atıyorum müzik filmi, spor filmi, şöyle filmler, böyle filmler, tek mekan filmleri, zamansal döngü filmleri.
Birçok var böyle. Saymakla bitmez.
Şimdi metalin sesi bence işte o anlatmaya çalıştığım, özetlemeye çalıştığım.
Engelli filmleri demek biraz zor buna.
Çünkü engellerin üzerine başka filmler de var, değerli filmler de var.
Onlar başka bir şey anlatıyor.
Hani bir engellenin yaşamını anlatabilir.
Engellerin karşısına çıkan zorlukları anlatabilir vs.
Bu başka bir şey. O türde tabi çok değerli kendi içinde ama Metal'in Sesi filmi dediğim gibi Doctor Strange gibi ya da Binici gibi ya da Takıldım Sana bu andığım filmler gibi bir özelliğinin vasfını kaybedip
yani engelli bir insan olmayan birinin engelli bir insana dönüşmesi ve bu şekilde yaşam dinamiklerini değiştirmek zorunda kalması Bence bu çok iyi bir ülke arkadaşlar.
Hem düşündürücü hem duygusal hem sarsıcı.
Doctor Strange filmi de dediğim gibi bundan bahsediyordu.
Ve Doctor Strange'in hani filmdeki sevgilisi ya da ayrıldığı sevgilisi diyeyim.
Çılma Ekonomisi'nin oynadığı Christine'di yanlış hatırlamıyorsam filmdeki adı.
Neyse o çok hoş bir karakterdi.
O Doctor Strange'e bir şey söylüyordu.
Çok söylediği çok güzel bir şey vardı diyordu ki.
Artık izlemeyen yoktur herhalde ondan spoiler vermiş olmayayım.
O da yine filmin başında olan olaylardan biri zaten.
Çok güçlü bir... cerrah, beyin cerrahı.
İnanılmaz yani hem çok zengin, meşhur, çok değerli bir beyin cerrahı.
Böyle kibirli falan olsa da.
Hani bir trafik kazası geçince de ellerini kaybediyor şimdi.
Yani bir cerrah ameliyat yapamıyor.
Hele hele yani Doctor Strange gibi okkalı bir cerrah ameliyat yapamıyor.
Şimdi ona diyordu ki hayatta başka anlamlar var.
Hayatta yapabileceğin başka şeyler var.
Yani bu çok çok önemli bir şey.
Bu dört filmde de şöyle ortak bir fikri var arkadaşlar.
Aslında tartışma götürür bir şey bence çok emin değilim.
Hani bu filmlerin iddia ettiği şey ne kadar doğrudur ne kadar yanlıştır onu söylemek bana düşmez.
Biraz hani sizlerden kendi çıkarsamanızı yapmanızı rica edeceğim.
Şöyle bir durum var arkadaşlar. Evet bu dört filmde de bir yeterliliğini bir becerisini kaybetmiş insanlar var.
Ve bu insanlar bu kaybettikleri beceriye ve...
Bu şekilde ne yazık ki kaybettikleri ve değişim yaşamak zorunda kaldıkları yaşama sarılıyorlar arkadaşlar.
Onu bırakmak istemiyorlar ve yaşadıkları öyküler zorla onlara kaybettikleri yaşamı ya da kaybettikleri becerilerini kendi rızalarıyla bırakmıyorlar.
Acı deneyimler onlara bıraktırıyor.
Hayat onlara bıraktırıyor yani öyle söyleyeyim.
Ve ilginç biçimde insanın...
Hangi yeterlikte olursa olsun, hangi güçte olursa olsun, hani işte bir bilim insanı olsun, bir sporcu olsun, bir sanatçı olsun fark etmez.
Hiçbir aslında yeterliliğimize, hiçbir becerimize, bizi tanımlayan hiçbir şeye böyle körü körüne bağlı olmamamız gerektiğini diyorum.
İnce bir mesaj, çok güzel bir mesaj bence.
Hiçbir şeye körü körüne bağlı olmamamız gerektiğini, bizi tanımlayan şeylere de aslında körü körüne bağlı olmamamız gerektiğini.
Dünyada hayatımızda, yaşamamızda dönüşümler yaşayabileceğimizi ve bu dönüşümleri bizi sarsa da biraz olgunlukla, biraz ağır başlılıkla karşılayabilmemiz, göğüsleyebilmemiz gerektiğini ve hayattan
yeni yeni anlamlar, yeni yeni amaçlar çıkarabilmemiz gerektiğini bize anlatan filmler bunlar.
Şimdi büyük bir mesaj, önemli bir mesaj.
Şimdi bu o kadar da kolay bir şey değildir arkadaşlar.
Hani çok emin konuşmayayım ben böyle bir şey yaşamadım ya da yakınlarımdaki insanlardan yaşayanlar olmadı ama bu filmlerdeki insanların yaşadıkları o engel durumu, yaşadıkları o sarsıcı değişim, dönüşüm
sonrasında kendi yaşamlarını terk etmesi sürecinin çok sancılı olduğunu görüyoruz hani bütün filmlerde anlaşılır biçimde.
Bu sürecin...
Bu çemberin tamamlanması.
Ha evet tamam ben artık aynı insan değilim ve bıraktım artık yeni bir insan olmayı kabul ediyorum denmesinin hep sancılı olduğu anlatılıyor.
Ve bu çok normal bence de.
O kadar da acılı bir şey ki arkadaşlar.
Diyorum yaşamadım çok emin konuşmak istemiyorum ama işte metalin sesi filminin gücü burada arkadaşlar.
Tekrar başa dönmüş oldum konuya dönmüş oldum.
Metalin sesinde baş karakterimiz, bateriz baş karakterimiz hani tüm hayatını bırakmak zorunda kalıyor ve Bundan o kadar üzülüyor ki.
O film onu çok iyi veriyor arkadaşlar.
Gerçekten çok iyi veriyor. Çok canınız acıyor yani.
Şimdi bir karakterin engelli duruma düşüp tekrar hayatın anlamını bulması, tekrar kendisine yeni bir yol açması, tekrar yeni beceriler kazanması ya da hayatta farklı anlamlar bulması diyelim buna.
Öyle söyleyelim en temel olarak.
Evet belki umut verici bir hikaye.
Belki hani düşünürseniz işte...
Bir problem yaşayıp o problemle başa çıkmayı başaran insan her şekilde bizi gülümseten bir şeydir değil mi?
Hani mutlu olduğumuz bir şeydir. Bir at binecisi, bir at eğitmeni bir kaza geçiriyor.
Eyvah ne olacak? İşine gücüne devam edebilecek mi?
Doktor ona diyor ki hayır artık at binemezsin.
Bu senin için çok riskli. O karakterin bu mücadeleyi verip işte atıyorum tekrar ata binebilmesi ne kadar güzel bir şey değil mi aslında?
Yendi, yaşasın deriz.
Ya da kendisine Doctor Strange'daki gibi işte ellerini kaybedip cerrah olma.
yeterliliğini, o gücü, o beceriyi kaybedip başka bir şey olması.
Yani süper kahramana dönüşmesi de güzel bir şey.
Eski beceriye devam ettirmesi ya da yepyeni bir beceri ve anlam kazanıp ona devam edebilmesi.
İkisi de ilimsel bir şey değil mi? İkisi de güzel bir şey değil mi?
İşte metalin sesi bu filmlerin de arasında ayrılıyor arkadaşlar.
Çünkü oradaki karakter ne bırakabiliyor, ne devam edebiliyor gibi bir durum var.
Yani filmin neredeyse son sahnesine kadar oradaki baş karakterin o eski becerisinin hayatını ve hayatının anlamını bırakmamasını, ona böyle çok sıkı sarılmasını ya
da geçmişte çok sıkı sarılmış olup ondan kurtulamaması sürecini film o kadar ince ve o kadar güçlü anlatıyor ki arkadaşlar.
Bu çok, bakın çok etkileyici.
Gerçekten çok etkileyici.
Filmin o tarafı, en güçlü tarafı o.
Öyle söyleyeyim. Sadece bir engellinin, yani normal bir insanın bir engelliye dönüşmesi, onu ne kadar sarsması, hayattan yeni bir anlam bulup bulamaması, Yani yeni halini kabullenip hayatına
devam etmesi ya da kabullenmeyip mücadelesine devam etmesi.
Hayır bakın bu ikisi de değil.
Yani filmin en iyi tarafı, en ince tarafı karakterin bu iki iyimser diyeyim.
Yani karakterin iyiye gidiş yollarının arasında kalması ve aslında gidememesi.
Bir kısır döngü demeyeceğim ama bir kısır yani bir çıkmaz sokağa girmesi diyeyim.
Filmin en ince tarafı bu arkadaşlar.
Ayırt edici tarafı. En başta söylediğim ayırt edici tarafı.
En güçlü tarafı bu.
Film bunu çok iyi vermiş.
İnanılmaz iyi vermiş. Hani bu açıdan ben buna benzer fazla film gördüğümü hatırlamıyorum.
Şöyle bir arşivimi bir inceledim.
Hani başka konularda dahi olsa böyle kısır döngüye girmiş ne yapacağını bilemeyen karakter filmleri desek.
Böyle bir alttır ortaya çıkarsak bile Metal'in Sesi bu filmlerin en iyilerinden bir tanesi olmaya aday gerçekten arkadaşlar.
İzlemenizi öneriyorum. Sarsıcı bir film.
İlginç bir film. Engellilerin üzerine bir film gibi görünse de hani engellilerin üzerine bir film olması durumu bir müzik filmi olması durumuna göre çok daha yakın çok daha yüksek olasılık ama tam olarak bir engelli filmi
de değil arkadaşlar. Yani filmin en çarpıcı tarafı da o değil.
Filmi çok böyle bir sessiz sakin bir ortamda izlemenizi öneriyorum.
Böyle eş dost arkadaş aile izlenmesinde bir sakınca yok ama biraz dikkatle izlenmesi gereken biraz ince bir gözle izlenmesi gereken bir film.
Ve bana göre Karamsar bir film arkadaşlar.
Genelde bu tip filmler iyimser olur.
Metalin sesi bir ayrıcalık teşkil ediyor.
Ve bu karamsarlık duygusunu da gerçekten çok iyi anlattığını düşünüyorum.
O nedenle özellikle öneriyorum.
Özellikle yani. Çok farklı ve ince bir film olduğundan meyil alarak bunu size öneriyorum.
Umarım izlersiniz. Umarım benim söylediklerimi üzerine şöyle bir düşünüp filmden ayrı bir duygu, ayrı bir tat almaya çalışırsınız diyorum.
Bu haftalık da bu kadar.
Önümüzdeki hafta görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden yayına, format, kayıt,
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
