
Maymunlar Cehennemi Evreni ve Yeni Krallık Filmi
16 Mayıs 2024 · 27 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, Maymunlar Cehennemi Evrenini ve serinin son filmi olan Yeni Krallık filmini inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Evet bundan bahsedeceğiz ama aslında sadece tabii ki bu filmden bahsetmeyeceğiz.
Sinema tarihinin de en büyük, en güçlü post apokaliptik bilimkurgu filmlerinden bir tanesidir bu evrenin öncü filmi.
Elbette Maymunlar Cehennemi deyince ilk akla gelen film hala öncü film.
Öncü filmden de bahsedeceğiz.
Öncü filmden bugüne kadar evren nasıl bir yolculuk geçirdi biraz da ondan bahsedeceğiz.
Aslında gündemdeki sinema haberlerinden ve izlediğim başka gündem filmlerinden de bahsedeceğiz.
bir şeyler söyleyesim var ama bu konu biraz geniş olduğu için dedim ki hadi bu haftaki programı direkt Maymunlar Cehennemi'ne ayıralım.
Hani çok böyle üstün körü geçmemiş olalım.
Biraz detay verelim. Şimdi evet ilk filmden bahsetmek lazım.
1968 yapımı Maymunlar Cehennemi filmi gerçekten çok özel bir film.
Nedir onu bu kadar önemli yapan?
Öncelikle post apokaliptik bilim kurgu alt türünün önemli örneklerinden bir tanesi olması.
Post apokaliptik ne demek?
Biraz adı üzerinde apokalips ya apokaliptik dediğimiz film ne demek?
Apokalips kıyamet demek.
Apokaliptik filmlerde kıyamet konulu filmler oluyor.
Post apokaliptik deyince de kıyamet sonrası filmlerinden bahsediyor oluyoruz.
Yani dünyada bir kıyamet kopmuş.
Bu kıyametten dolayı insan türünün hepsi ya da çok büyük bir kısmı ölmüş, ortadan kalkmış ve hayatta kalan az sayıda insan çok zorlu şartlara
sahip olan bir dünyada hayat yeteri sürdürmeye devam ediyor.
Post apokaliptik film bu demek ve tabii ki bu aynı zamanda bir bilim kurgu alt türü oluyor.
Burada da kısaca öyküsünden bahsedersem iyi tarafını da daha kolayca vurgulayabilirim sanıyorum.
Şimdi tabii 1968 yapımın bir film için spoiler uyarısında bulunmam gerekmez herhalde.
Filmde bir grup astronot uzay seyahatine gidiyorlar ve böyle bir zaman atlaması, bir evren atlaması falan yaşıyorlar.
Bir gezegene düşüyorlar.
Bakıyorlar gezegen dünyaya çok benziyor.
Burada işte hayat canlı izleri falan ararlarken bir de bakıyorlar ki bu gezegen maymunların egemenliğinde olan bir gezegen.
Maymunlar artık konuşmaya başlamış.
Gayet zekiler, akıllılar, bir medeniyet kurmuşlar.
Bu maymunlar bizim astronotlarımızı alıp hapsediyorlar ve ondan sonra maymunlarla insanlar arasında böyle bir diyalog başlıyor.
Ve biz insanların aslında tabii ki onlardan çok daha ileri bir tür olduğumuzu onlara fark ettiriyoruz falan derken hani biraz macera insan maymunu uyumu uyumsuzluğu düşmanları insanları öldürmüyor o maymunlar
gitmelerine izin veriyorlar.
Ve o... İnsanlar maymunların o egemenliğinde olan ülkeden şehirden diyelim uzaklaşıp giderlerken bir kumsalda bir deniz kenarında sinema tarihinin en büyük sürpriz
finallerinden bir tanesine ev sahipliğini yapan o sahilde diyelim bir şey görüyorlar.
Ne görüyorlar? Özgürlük anıtını görüyorlar.
Yani demek ki orası New York'muş.
Yani elbette New York olması önemli değil.
Orası dünyaymış.
O astronotlar başka bir gezegene düşmemişler.
Bir zaman atlaması yaşayıp bizim dünyamızın hani artık tam tarih verilmiyor ama çok ileri bir zamanına uzun bir süre sonraki haline düşmüşler.
İnsanların nesli tükenmiş ve dünya maymunların egemenliğindeki bir gezegene dönüşmüş.
Şimdi zaman atlaması falan günümüz için yani artık çok hani sıradan bir öykü motifi denebilir ama 1968'de hiç de sık rastlanan bir motif değildi.
Ondan dolayı bu numara o yıllarda gerçekten çok geniş kitleleri...
Çok sarsmıştı yani. Çok etkili bir finaldi o gerçekten.
O özgürlük anıtının göğsüne kadar kumsala batmış o heykeli böyle yan yatmış falan.
Çok iyiydi yani. Yıkılmış, batmış, mahvolmuş insan medeniyetini temsil eden özgürlük anıtının o hali gerçekten çok etkileyiciydi.
Çok iyiydi yani. Tabii o filmle ilgili övülecek başka birçok şey var.
İşte makyaj çalışması çok iyiydi.
Çok parlak oyuncular vardı.
Her açıdan çok iyi bir filmdi.
Çok sarsıcıydı gerçekten. Tabii bu filmin...
başarısına hani yüksek hasılatına sağlam prestijine dayanarak yapımcılar başka filmler de yapmayı düşündüler.
1968'den hemen sonra 1970'de Maymunlar Cehennemine Dönüş diye bir film yapıldı.
Ancak bu film pek de başarılı olmadı.
Puanları yüksek değildi.
Yani ilk filmin gücünü prestijini sürdüremedi.
Ondan sonra da 1974'de Planet of the Apes diye bir dizi yapıldı.
Televizyon dizisi. 14 bölümlük bir diziydi bu.
Ancak elbette öncüsünün gücünü başarısını sürdürmekten çok uzaktı.
Bundan sonra o yıllarda birçok başka Planet of the Apes adlı başka filmler yapıldı ama hiçbiri çok da başarılı filmler değildi.
Öncüsünün yanına bile yaklaşamayan filmlerdi diyebiliriz.
Ta ki 2001 yılında Tim Burton meydana çıkana kadar.
Tim Burton tabi ki sinema tarihinin önemli yönetmenlerinden bir tanesi.
90'ların sonunda 2000'lerin başında kariyerinin de zirvesindeydi böyle çok iyi filmler yapıyordu yani herkes Tim Burton'u çok seviyordu.
Hala seviyoruz tabi ki o ayrı konu.
Neyse baktık ki Tim Burton'ın yönetmenliğinde yeni bir Maymunlar Gezegeni filmi yapılacakmış.
Bu biraz bizi şaşırtmıştı çünkü aslında Maymunlar Gezegeni bir proje olarak, öykü olarak çok da böyle tanıdığımız Tim Burton motiflerine, Tim Burton'ın genellikle ilgilendiği öykülere,
karakterlere pek de benzeyen bir proje değildi gerçekten.
Yani sinema dünyası içinde biz Tim Burton sevenler içinde hayli ilginç bir durumdu bu.
Ama tabii diyoruz hani Tim Burton yapıyorsa vardır bir bildiği diye.
Koşa koşa hani sinemalara gittik biletimizi alıp yerimize oturduk.
Ancak ne yazık ki son derece vasat bir filmle karşılaştık.
İşte o en baştaki yorumumuz vardı ya.
Ya hiç de böyle Tim Burton'un ilgileneceği bir proje gibi görünmüyordu Maymunlar Gezegeni dedik.
Evet gerçekten de hiç de film başarılı olmadı zaten.
Puanları da yüksek değildi.
Hasılatı da hiç değil. yüksek olmadı ve buna ek olarak şunu belirtelim ki Tim Burton'ın 2001 yılında yaptığı Maymunlar Gezegeni filmi 1968'de yapılan öncü filmin yeniden
çevrimiydi. Yani bir nevi güncellemesiydi.
Neyse Tim Burton'ın 2001 tarihli filmi pek de başarılı olmayınca Maymunlar Gezegeni evrenine bir ara verildi.
Ta ki aradan 10 yıl geçip 2011 yılı gelene kadar.
Ondan sonra 2011 yılında evet maymunlar cehennemi başlangıç.
Rise of the Planet of the Apes orijinal adıyla yeni bir film başladı.
Ve yapımcılar bunun artık bir seriye dönüşeceğini söylediler.
Yani tamam şimdi bir film yapıyoruz ama bu bununla kalmayacak merak etmeyin.
Yeni bir serinin başlangıcı olarak biz bu filmi yapıyoruz.
Bir üçleme olacak. Diye açıklamalar yapmışlardı.
Ve o açıklamalarda bir de şu vardı.
Öncü filmin yani 68 tarihli Maymunlar Cehennemi'nin öncesini anlatacağız dediler.
Bu da güzel bir haberdi aslında.
Ve hep birlikte gittik filmi izledik.
Evet gerçekten karşımızda çok iyi bir film değildi ama yine de...
İyi bir film vardı. Gayet büyük bütçeliydi.
Yıldız oyuncuları vardı. Gayet seçkin bir yönetmenlik.
Üst düzey sinemasal işçilik falan.
Güzel böyle ölçekli bir bilim kurgu aksiyon filmiyle karşı karşıya kaldık.
Neyin başlangıcıydı?
Bizim dünyamızda şu an baya maymunlar ne?
Tabii ki bizim evrimsel olarak daha altımızda yer alan bir tür.
Onların yavaş yavaş akıllanıp...
Hani zekaya farkındalığa kavuşup biz efendileri insanlara isyan etmeleri ilk kalkışlarına işte rise o biraz yükseliş yani bize karşı yükselmelerini anlatıyordu bir film.
Ve söz konusu Maymunlar Cehennemi evreninin bir başlangıç projesi olarak kabul ederse konu aslında üstlendiği misyonda oydu diyebiliriz.
Evet iyi bir başlangıç yaptı Maymunlar Cehennemi başlangıç filmi.
Ondan sonra 2014 yılında.
Dawn of the Planet of the Apes bizdeki adıyla Maymunlar Cehennemi Şafak Vakti filmi gösterime girdi.
Burada çıta biraz daha yukarıya çekildi böyle.
Neden? Çünkü Matt Reeves 2000'li yılların Hayli güçlü yönetmenlerinden bir tanesi olan Matt Reeves bu projeyi üstlenmişti.
Gerçekten güzel bir filmdi.
Artık maymunlar ayaklanmış.
Kendi klanlarını diyelim, köylerini, kabilelerini kurmuşlar falan.
Artık insanlarla hemen hemen denge yakın konula gelmişler ve insanlarla savaşıyorlar gibi bir durum vardı artık burada.
Güzel de iyiydi.
Yine güzel teknik işçilik vardı.
Yüksek ölçek, yıldız oyuncular.
Gayet iyi bir filmdi. Yani efsaneyi ikinci bölüm olarak güzel devam ettiriyordu.
2017 yılındaysa The War of the Planet of the Apes Maymunlar Cehennemi Savaş filmi gösterime girdi.
Bu film öncesini anlatan üçlemenin son filmiydi ve gerçekten bu üçlemenin de bence en iyi filmiydi.
Daha da yüksek teknik işçilik, daha da uzun süre, daha da yıldız oyuncular, daha da iyi yönetmenlik.
Gerçekten çok iyi bir filmdi.
Ve burada hani diğerlerinde de kısmen vardı.
Tam değil ama burada biraz daha politika, biraz daha evrim, biraz daha felsefe, biraz daha böyle alt metinler falan.
Ve bütün bu üçlemenin de özel bir tarafı daha var.
Onu da söyleyelim. Şöyle efekt teknolojilerinde insansılaşmak yani insanı efektle yapmak görsel efekt dünyasına ulaşmak istediği hedeflerden bir tanesi.
İşte bu maymunlar cehennemi üçlemesinde günümüz sinemasının ve efekt teknolojisinin en ileri seviyesine rastladık.
Buradaki maymunların tamamı...
Performans yakalama tekniği ile canlandırılmış.
Yani insanlar oynuyor maymunları.
Ancak perdede biz ekranda aynen maymunların performansını görüyoruz.
Gerçekten o kadar ileri seviye bir canlandırma teknolojisi ve tekniği vardı ki.
Çok iyiydi yani zirveydi gerçekten.
Hani gerçeğe bu kadar yakın başka bir performans yakalama tekniği biz hiçbir filmde görmemiştik.
Hemen bir parantez açayım.
Bu performans yakalama tekniğini yakın zamanda en güçlü ve iyi...
İyi biçimde kullanan proje ve yönetmen elbette James Cameron ve Avatar'dı yani.
Orada çok ileri derece teknoloji var.
Ancak şuna dikkat ediniz.
Orada Naviler var ya yani neticede hani işte oyuncular Naviler oynuyor.
Ama Naviler fantastik bir tür.
Yani Navi diye bir şey yok gerçek hayatta elbette.
Biz onların gerçeğe ne kadar uygun olup olmadığını test edemiyoruz değil mi?
Ama işte hayır maymunlar burada karşımızda.
Yani neticede maymun diye bir şey var günümüz dünyasında.
Biz onları biliyoruz, görüyoruz, deneyimleyebiliyoruz.
İşte buradaki maymunlar.
Gerçeğe gerçekten ilk defa yani sinema tarihinde bunu belki de ilk kez söyledik.
Gerçeğinden ayırt edilemeyecek seviyede kusursuz bir performansla karşımıza geldi.
Mükemmellerdi gerçekten. Hatta ben IMAX izlemiştim filmi çok iyi hatırlıyorum.
Ya o kadar iyi ki böyle çok dikkat ederek izliyorum.
Yani böyle bir faça arıyorum.
Bir yerde saçmalamışlardır dedim.
Böyle bütün film hani filmi öyküyü falan tamam izliyoruz.
Ama bir yandan böyle sürekli maymunların göz bebeklerine bakıyorum arkadaşlar.
Bir yerde faça arıyorum. Yok yoktu gerçekten yoktu.
Mükemmel mükemmel.
Gerçekten bundan sonrası insan.
Gerçek insan. Yani hiç gerçek performanstan asla ayırt edemeyeceğimiz bir...
performans yakalama tekniğiyle karşımıza bir insanın getirilmesi.
Onun bir öncesi bu işte.
Yani bir öncesini gördük diyebiliriz maymunlar cehennemi üçlemesiyle birlikte.
Neyse evet bu üçleme yani efsane filmin dediğimiz gibi öncü film 68 yapımı filmin Öncesini anlatan hayli güçlü, hayli güzel bir üçleme olarak karşımıza geldi.
Başarılı oldular zaten. Yani hemen hepsinin tılatları ve eleştiren notları gayet iyiydi.
Şimdi ama yani o filme ulaşmadık.
Hani öncesini anlatıyor dedik ya.
Ama hani eğer 68 yapımı filmin hikayesiyle tam birleşseydi.
Hani Star Wars'ta falan öyle ya.
İşte ikinci hani onun öncesini anlatacağız dedi Coşlukaz.
Ve öykü tam olarak önceki filmlerle birleşti.
Arada hiç boşluk kalmadı ama burada öyle bir şey yok neticede ya da oraya gelmedik ve anlıyoruz ki evet bir üçleme daha gelecek.
Yapımcılar da bunu açıkladılar zaten filmlerimiz çok başarılı oldu, çok güzel oldu, herkes sevdi falan tamam.
Evet ikinci üçlemeye başlıyoruz dediler.
İşte bugün anlatmaya çalışacağım 2024 tarihli Maymunlar Cehennemi Yeni Krallık.
Orjiler adıyla Kingdom of the Planet of the Apes filmi gösterime girdi.
Bugün de evet ondan bahsedeceğim.
Buraya kadar getirdik. Şimdi bundan sonrası spoilerli olacak.
Yani Maymunlar Cehennemi evrenini, tarihini herhalde kabaca özetlemiş oldum.
Şu an yeni film hakkında bir şey duymak istemiyorsanız bundan sonrasını dinlemeyin ve filmi izledikten sonra gelin dinleyin diye uyarımı yapmış olayım ve şu an gösterimde olan güncel filme geçeyim.
Şimdi burada öykü gerçekten aynen devam ediyor diyeceğim ama Şunu söyleyeyim öncelikle.
Ne yazık ki izlediğim en vasat Maymunlar Cehennemi filmi bu film olmuş.
Üzüldüm gerçekten böyle bir buruk çıktım salondan.
Dedim ne yaptınız ya arkadaşlar yapmayın etmeyin.
Tamam kötü değil. Kötü değil ama vasat bir film birçok eksiği var.
Bazı stratejik hataları var.
Onlardan bahsetmeye çalışacağım.
Ancak şunu söyleyeyim şimdi bir ilk üçleme dedik ya.
İlk üçleme yapıldı bitti.
İlk üçlemenin baş karakteri.
İlk akıllanan, farkındalık geliştiren ve maymunların biz insanlara baş kaldırmasında ilk ayaklanmanın kıvılcımını yakan bir maymun vardı.
Hangi maymun o? Caesar.
Sezar. Bildiğimiz adet Türkçe'de Sezar diyoruz ya.
Adı Caesar. Tabii ki bu maymunu Andy Serkis oynuyor.
Geçmişte çok sayıda olağanüstü animasyon karakteri oynamış olan.
Yani işte Gollum oynadı, King Kong oynadı.
Bir sürü yani harika karakterler oynadı.
Andy Serkis, Caesar'ı da o oynadı.
Çok da iyi bir performans sergilediğini söyleyebiliriz.
Caesar adlı maymun karakter.
İlk üçlemeye gerçekten damgasını vurmuş.
Yani müthiş bir karakterdi.
Hele hele son filmde bu üçlemenin en iyi filmi dediğim War of the Planet of the Apes filminde Caesar karakteri arttı.
Yani nefis bir lider.
Kendi klanını, kendi türünü akıllandıran, güçlendiren, aydınlatıp uyandıran ve...
Hani son derece kibirli, son derece şiddete meyilli bir tür olan insanlara karşı koruyan ve insanlara direnen ilk Mesih lider olarak Caesar gerçekten nefis bir karakterdi.
Yani sadece Sezar'ı izleseniz inanın filmden büyük keyif alırsınız.
Çok çok bilge bir maymun böyle.
Bakışları, hali, tavrı, o liderliği o kadar güzel üstleniyordu ki o bakışlarında bir bilgelik, bir felsefe.
Nefis bir karakterdi gerçekten.
İşte bu şimdi yeni üçlemede artık Caesar yok.
Ne olmuş Caesar?
Kendi hani klanını, medeniyetini, türünü kurtarmıştı zaten son filmde artık.
İnsanların arasından çekip gidip bir yolculuk yapıp yepyeni bir coğrafya böyle hani deniz kenarında falan güzel bir habitat böyle tam bir yaşama ortamı.
Kendi dostlarını, klanını oraya getirmişti.
Ha alın ben sizi insanlardan kurtardım.
İnsanları yendik artık bu gezegen bizim.
Hadi burada yeni bir krallık kurabiliriz artık demişti ama kendisi de bir yaralıydı falan böyle.
Yani kendisi ölecekti belli.
Hani o krallığı kendisi kuramayacaktı onu anlıyor.
Ama netice kurtarıcı Mesih karakterini ve misyonunu da yerine getirmişti.
İşte burada film Sezar karakterinin ölmüş artık Sezar.
Çevresine odunlar dizmişler.
Tüm onu lider, önder olarak gören, onun dostu olan maymunlar Goel'de onu yakıyorlar.
Film öyle başlıyor yani. Sezar'ın ölmesiyle başlıyor.
Aradan diyor ki nesiller sonra başka bir maymun klanıyla karşı karşıya geliyoruz.
Ve burada da yeni üçleminin anladığımız kadarıyla baş karakteri olan Noah karakteriyle karşılaşıyoruz.
Bu Noah karakteri kendi kabilesinin liderinin oğlu gibi bir şey.
İşte bu yeni kabilede biraz farklı gelenekler var.
Biraz farklı kabuller var. Mesela kartal yetiştiriyorlar.
Kartallar onlar için son derece önemli ve kutsal.
Yani sanki şey gibi bir mesaj mı var burada hani insanlardan sonra eypler yani maymunlar ondan sonra da kartallar mı gelecek ne olacak o anlamını geliyor bilmiyorum ben öyle bir alt metin aldım aslında.
Neyse burada bir klanda bunlar hayatiyetini sürdürüyorlar.
İşte Noah karakteri de işte erkeklerini ispatlayacak bir sınava girecek falan böyle onların da kendi kültürleri gelenekleri var.
Derken bu maymunlara başka bir maymun kabilesi saldırıyor.
O maymun kabilesi birçok kişiyi öldürüyor.
Ve Noah'nın babasını öldürüyorlar.
Annesini, dostlarını, kardeşini falan kaçırıyorlar.
Noah da bir yolculuğa çıkıyor.
Yani gidecek benim aileme.
Kim klanımı yok etti?
Benim ailemin bireylerini aldı gitti.
Ben de oraya gideceğim. İşte onları kurtaracağım falan filan diye bir yolculuğa çıkıyor.
Ve sonunda gideceği yere varıyor.
Orada da kendilerine saldıran o maymun kabilesinin bir imparatorluk kurduğunu görüyor.
Ancak o maymun kabilesinin lideri Proximus diye bir maymun.
Onlar başka motivasyondalar.
Böyle bir tane kocaman deniz kenarında yine ilk filme gösterme yapar biçimde.
Deniz kenarında kocaman bir geminin içine krallık kurmuşlar.
Orada bir sürü karakter var vesaire.
O geminin içinde de ulaşamadıkları genişçe bir hangar gibi bir şey var.
Onun içerisinde...
Çok önemli şeyler olduğuna inanıyor Proximus.
Bu barbar kral diyelim.
İşte bizim Noah'mız da yolda bir insanla tanışıyor.
Gencecik Maya diye bir kadın.
Neyse onunla birlikte bu krallığa geliyorlar.
Orada hani bir medeniyet savaşı, bir liderlik savaşı.
Kaba öyküsü filmin bu.
Ancak diyorum burada birçok stratejik hata var.
Bir sürü sıkıntı var yani.
Bir kere filmin yarısı Noah'nın bir yolculuk yapmasıyla geçiyor.
O yolculuk son derece belirsizliklerle dolu.
çok da anlamlı olmayan çok da böyle felsefi psikolojik işte evrim evrimle ilgili falan yani neticede maymunlar cehennemi evrim üzerinde bir filmdir aynı zamanda yani insan hani evrim zincirindeki
en üstteki tür olan insan artık hani hakimiyetini kaybetmiş evrim sıralamasında ikinciliğe düşmüş maymunlar birinciliğe çıkmış falan değil mi evrimsel çok önemli alt metinler notlar vardır bu projelerde işte
Noah'nın çıktığı bu yolculukta Hiç böyle bir metin görmüyoruz.
Yani sadece ailesini bulmaya ya da onları kurtarmaya meraklı bir genç maymun görüyoruz şimdi.
Bu bir. Bu çok zayıf bir yolculuk gerçekten.
Bu bir. İkincisi zaten Noah karakteri ilk üçlemedeki o Caesar'ın o karizması, bilgeliği işte mesihliği falan filan yanında son derece zayıf bir karakter.
Sadece ailesini bulmaya çalışan bir maymundan ötesi değil gerçekten Noah karakteri.
Çok zayıf. Hani tamam bir duygusal tarafı var falan ama.
Çok bir meziyetleri de yok böyle hani çok zeki, çok akıllı, çok iyi savaşan, çok iyi dövüşen ya da çok farklı kişisel özellikleri olur falan değil mi ya?
Yani çok böyle sıradan baş karakterlerin sürüklediği filmler artık bizi pek de sürüklemiyor yani değil mi?
Zayıflıkları olmalı, çok güçlü tarafları olmalı.
Yani Noah karakteri bir kere hiç öyle bir karakter değil.
Üçüncüsü ilk üçlemede çok nefis bir şey vardı.
Ne vardı biliyor musunuz? Maymunlar akıllanıp hani farkındalığa bir böyle belli bir zeka seviyesine ulaşıp insanlara isyan ediyorlar, başkaldırıyorlar.
Temel uyku bu ya. Maymunlar çok özel ve ince çizilmişti.
Bakınız şöyle bir nokta var.
İlk filmde maymunlar konuşmuyordu.
Bir bilgelik, bir zeka gelmişti.
Böyle bir akıl falan vardı. Ufak tefek en alet kullanma falan vardı.
Yani maymunların zekileştiğini görüyorduk ama...
Henüz böyle iletişim kurabileceğiniz yani insanımsı hale geçmemişlerdi.
İkinci filmde sadece belli kelimeler gel, git, otur, dikkat, bak falan gibi az az kelimeler kullanıyorlardı.
Bazıları hiç konuşamıyordu ama lider Sezar...
Kısa kısa cümleler kurabiliyordu ama çok böyle hani insan gibi çok karmaşık falan cümleler kurmuyordu.
Kısa kısa ama son derece iyi yazılmış replikler tüketiyordu bize Sezar çok iyiydi yani.
Üçüncü filmde artık Sezar yine tam olarak insan değil ama insana yakın konuşma becerisine ulaşmıştı.
Onun en yanındaki maymunlar daha kısa cümleler veya kelimeler ama hiç konuşamayan maymunlar yine vardı.
Bakınız hani maymunların o zeka ilerlemesini.
konuşmalarıyla bizi hissettiriyordu yönetmenler, senaristler.
Çok güzeldi bu yani. Tam anlıyorsunuz.
Kim ne kadar en çok konuşan en zekiydi.
Anlatabiliyor muyum? Çok güzel. Bence bu güzel bir şey yani.
İletişim gücü neticede zekayı da gösteren bir şey değil mi?
İşte Sezar arasındaki en zeki olduğu için en çok onun konuştuğunu görüyorduk ama o da yine belli bir ölçüde konuşuyordu.
Yani ilk üçlemede maymunların gelişkinliği ve konuşma dinamikleri filme gerçekten çok şey katıyordu böyle çok filmle kurduğumuz bağı çok güçlendiriyordu bu filmde maymunlar geveze
yani benden çok konuşuyorlar arkadaşlar böyle bir şey olabilir karmakarışık cümleler kuruyorlar çok konuşuyorlar çok gereksiz konuşuyorlar yani ya abi eski filmlerde Az konuştukları halde
çok hani bazen dakikalar süren konuşulmayan sahneler oluyordu.
Görsel olarak film her şeyi anlatıyordu.
Oyunculuklarla, halle tavırla bir de o hani maymunların o mimikleri o bakışları falan.
Şimdi Maymunlar Cehennemi projesinin en büyük sorunlarından bir tanesi zaten.
Hani maymunları izlemek fikriyle bağdaşmak çok kolay değil bence arkadaşlar değil mi?
Yani maymunları izliyoruz ya.
Hani maymunları izlemek çok bana şey gelmiyor.
Çok da sinematografik gelmedi hiç bu filmlerin herhangi bir şekilde.
gibi izlerken ama yine de işte konuşarak değil de maymunun mimiğiyle, haliniyle, tavrıyla bir şeyler anlatıyor olması çok güzeldi yani ilk üçlemede.
İşte burada öyle bir şey yok.
Burada baya böyle Türk dizisi gibi ya dır dır dır dır dır.
Gerçekten maymun konuşmalarından yoruldum yani.
Artık maymunların o performansını, o hallerini, tavırları, o hani gözlerdeki bilgelik, o bilge maymun şeyini yani diyorum ilk üçlemede Sezar'da çok görmüştük.
Burada hiç onu göremiyoruz zaten.
Bu üçlemenin baş karakteri olan Noah karakteri de çok da bilge falan bir tip olmadığı için dır dır konuşuyorlar.
Bu çok antipatik bence.
Hiç hoş değil. Ve aynı zamanda bu filmin en büyük zayıflıklarından bir tanesi işin içinde nasıl diyeyim evrimsel bir şey yok.
Bir felsefe yok. Bir politika yok.
Diğer filmlerde insanlarla maymunlar savaşıyordu.
İnsanlar kör gözüme böyle yani maymunları yok etmeye çalışıyorlar.
Maymunlar da hayatta kalmaya çalışıyorlar ama onun üzerine İnsanlarla işbirliği yapan maymunlar vardı.
Yani kendi türüne ihanet eden.
Maymunlarla işbirliği yapan insanlar vardı.
Yine kendi türüne ihanet eden.
Hani maymunla insan barış içinde olabilir mi?
İnsanın baskıcılığı, insanın savaşçılığı, insanın sömürücülüğü falan.
Bakın çok hani bu felsefi, sosyal, kültürel noktalara çok güzel parmak basıyordu filmler.
Ve ayrıca kendi türüne ihanet eden maymunlar insanların arasında yaşıyordu ama insanlar...
O maynılara donkey falan yazıyorlar eşek diyorlar yani böyle hani bir nevi hakaret kelimesi olarak üzerlerine böyle donkey yazıyorlar ama onları kullanıyorlar bir yandan savaşta.
Onlarla alay ediyorlar falan böyle hani ilginç sosyal kodlar vardı yani.
Çok daha dolu filmler daha.
Bu şekilde sosyal kültürel diyorum tekrar evrimsel felsefi çok güzel alt metinler yala yüküler falan vardı ilk üçlemede.
Ben bu üçlemede inanın neredeyse hiçbir şey görmedim bu anlamda.
Ama öykünün dışında neredeyse hiçbir şey yok.
Özellikle de Sezar'ın yanında son derece zayıf bir karakter olarak hani tanımlanabilecek Noah karakterinin babasının mirasını taşıması ve kendi klanını kurtarmaya çalışması.
ailesini, annesini falan da kurtaracak.
Kötü diyemem tabii bu karakteri, bu motivasyonu ama zayıf yani.
Gerçekten fakir bir motivasyon bu.
Ondan dolayı daha birçok şey söyleyebilirim ama özetle Maymunlar Cehennemi Yeni Krallık filminin Diğer üçlemenin gerisinde kalan bir film olduğunu düşünüyorum.
Biraz fakir senaryo sorunları yaşayan ve pek de güçlü etkileyici olmayan bir film olduğunu düşünüyorum.
Elbette Maymunlar Cehennemi evrenin devam filmlerini takip etmeye çalışacağız.
Çünkü önemli bir öncü filmden yola çıkmış önemli bir evren haline geldi gerçekten Maymunlar Cehennemi.
Takipte olacağız. Evrenle ilgili yeni haberler ya da elbette gelecekte yeni filmler karşımıza gelirse sizlerle tekrar paylaşmaya çalışacağım diyorum.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
