
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, yakın dönemin en önemli filmlerinden ve Matrix Serisinin hayranları tarafından daha çok tepkiyle karşılanıp beğenilmeyen Matrix: Resurrections filmini konuştuk. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar. Sinematris''e hoş geldiniz.
Bugünkü programımızda Matrix Resurrections konuşacağız.
Malum heyecanla bekliyorduk filmi.
Geçtiğimiz hafta gösterime girdi.
Hemen hayranlar, hemen böyle merakla bekleyenler salonları doldurdular.
Film izlendi. Ve hızlıca söyleyelim belki kulağınıza gelmiştir.
Film hiç de beğenilmedi arkadaşlar.
Hatta bırakın beğenilmeyi.
Linç edildi bile diyebiliriz.
İşte hiç yapılmasaydı keşke böyle bir şey görmeseydik falan diye böyle.
Çok abartılı yorumlar var arkadaşlar.
Yani rezil ötesi falan böyle.
İğrenç. Kustuk ettik tuttuk.
O kadar ağır ve sert yorumlar yapılıyor ki.
Uzun süredir bir filmin bu kadar linç edildiğini görmemiştim.
Ama buna karşı filmi sevenler de yok değil.
Onu da belirtelim. Çoğunluk sevmedi ve linç etti ama seven de küçük bir kesim var benim gördüğüm kadarıyla.
Filme sahip çıkan küçük bir kesim de var.
Şimdi ben peşinen fikrimi söyleyeyim.
Bence film gayet de iyi arkadaşlar.
Hiç öyle linç edilecek falan bir film değil.
Hatta bırakın linç edilmeyi vasat bile diyemem ben.
Hani kötü değil işte fena değil de demiyorum.
İyi bir film olduğunu düşünüyorum.
İnsanların bu kadar alerjen yaklaşması o kadar garip geliyor ki bana.
Nasıl bir şey bekliyordunuz arkadaşlar?
Ne yapılmasını bekliyordunuz? Baş yapının üzerine bir film yapmak zaten riskli.
Sinema tarihinde öncüsünden...
çok daha iyi ya da en azından daha iyi olduğu düşünülmüş devam filmi zaten yoka yakın.
Çok çok az ki onlar da Terminator 2 birden iyi.
Ne bileyim Godfather 2 birden iyi.
Onlar da özel yapımlar.
Farklı yapım dinamiklerinin süzgecinden geçerek öncü filmi belki de geçmiş yapımlar ki hani o fikirde de katılmayanlar var yani.
Sinema tarihinde şunu da desem öncüsünden daha iyi bir devam filmi hiç yapılmadı arkadaşlar desem aslında kendimce çok da yanılmış olmam.
O nedenle Matrix gibi 99 yapım Matrix'i kastediyorum.
Muhteşem bir filmin gerçekten sinema tarihine mal olmuş.
Çok kısa sürede başyapıt mertebesine ulaşmış bir filmin.
Üzerine de hatta büyük bütçeli çok güçlü iki devam filmi yapılmış bir üçleminin ardına gelecek olan filmin onlar kadar iyi olması ya da onlar kadar iyi olması bir yana onlara benzemesinin beklenmesi bence
zaten yanlış bir bakış açısı.
İnsanlar bakış açılarına beklentilerine uymayan bir film olduğu için bence.
Resurrections'ı hemen böyle linç ettiler.
Hemen küfür kıyamet gitti ortalık.
Bence film gayet iyi bir film arkadaşlar.
Hemen şimdi bunu bir kenara bırakayım hani insanların yorumlarını.
Neden iyi bir film olduğunu hemen size kısaca söyleyeyim.
Şimdi neticede arkamızda bir başyapıt ve hatta bir üçleme olarak başyapıt olarak görülen bir seri var.
Aradan 18 sene geçti arkadaşlar ve...
Hani artık izlemişsinizdir ilk filmle ilgili.
Yani ilk üçlemeyle ilgili spoiler vermiş olmam herhalde.
Neticede insanlar ve makineler devasa bir savaş yaşamışlardı.
Ve bu savaş bir şekilde barışa dönüşmüştü.
Ancak ne insanlar makineleri tamamen yok edebilmişti.
Ne de makineler insanları tamamen yok edebilmişti.
Değil mi? Neticede dünyayı hala hani bu iki güç odağı bu iki kutup paylaşıyordu.
Bir şekilde bu barışın tekrar savaşa dönüşmesi dengelerin tekrar bozulması gayet beklenen bir şeydi.
Bence arkadaşlar. Resurrections üzerine yaşanan en büyük hayal kırıklığının nedeni bu filmin küçük ölçekli bir film olması arkadaşlar.
Daha küçük, daha mütevazi bir öykü anlatıyor.
Öncülerindeki gibi tüm insan alemini ve tüm makine alemini etkileyecek ölçekte büyük bir savaş yok bu filmde.
Tebel problem buradan kaynaklanıyor bence.
Daha küçük ölçekli bir film ve biraz daha mütevazi bir film öyküsünü de Matrix aleminin ya da makine aleminin ya da insan aleminin küçük bir kısmına yönlendiren, küçük
bir kısmını kapsamına alan bir öykü olduğu için bence insanlar hayal kırıklığı yaşadı.
O nedenle de kendi öyküsü bağlamında...
Eğer filmi değerlendirirsek gayet de iyi bir film olduğunu ben iddia edebiliriz diyorum ve zaten iddia ediyorum.
Bence iyi bir film. Birincisi öncelikle öyküyü tekrar çok güzel sürdürmüş.
Ne demek bu? Neticede ilk üçlemenin sonunda en önemli iki karakter olan Neo ve Trinity karakterleri ölmüştü değil mi?
Ölmüştü. Neticede hani afişlerde bile görmüşsünüzdür artık.
Sürpriz bozan sayılmaz.
Bu karakterlerin tekrar öyküye döneceğini biliyoruz.
Bunu nefis bağlamışlar arkadaşlar.
Çok güzel bağlamışlar. Hem çok mantıklı hatta sevimli ve sempatik bir çözümle bunu yapmışlar bence.
Film o açıdan çok iyi. Tekrar Neo'yu ve Trinity'yi hatta yaşlanmış halde böyle artık ne bileyim 50'li yaşlar falan hani.
Tabii ki Keanu Reeves işte çok hoş bir adam, yakışıklı bir adam falan.
İşte Carrie Ann Moss çok hoş, çok güzel bir kadın.
Onların o olgun hallerini, aradan yıllar geçmiş hallerini görmek bence çok keyifliydi.
Öyküyü çok güzel devam ettirmişler bu bir.
İkincisi onları tekrar Matrix'e dahil edip yani öyküye tekrar dahil ederken buldukları çözüme ek olarak bulundukları konum diyeyim Matrix'in içerisindeki durumları da birbirlerini tanımıyorlar.
Şimdi bakın o da bir sürpriz olmaz.
Şimdi dikkat ediyorum çok. Birazdan spoilerlı da o noktayı size belirteceğim.
Filmi izlemiş arkadaşlar için de ayrıca bir yorum yapacağım.
bulundukları durum, birbirleriyle halleri tavırları falan yani tekrar Matrix'in içine dair olup birer karaktere dönüşmeleri yani Neo'nun tekrar Thomas Anderson'a dönüşmesi bence çok sevimli, çok ikna edici.
Buna ek olarak Matrix'in içerisinde yenilikler de söz konusu arkadaşlar.
Eski Matrix'in aynısı karşımızda yok.
Bazı insanlar eleştirmiş işte Matrix eskiden böyle yemyeşildi, çok belli bir görsel atmosfer sunuyordu bize.
Bu filmde hiç öyle değil. Niye öyle değil diye eleştirmişler.
Bence bu çok Normal bir şey çünkü bilgisayara bir format attığınızda nasıl yeni bir yazılım yüklüyorsunuz, yeni sürümü yüklüyorsunuz.
Matrix'in de yeni sürümü karşımızda.
Onun için farklı bir görsel dokunun ortaya çıkması, farklı bir yapının ortaya çıkması da çok normal.
Ve buna ek olarak eski Matrix'lerde olmayan birçok yazılımla ilgili...
Özellik de var yeni Matrix arkadaşlar diyorum.
Onları tekrar söylemeyeceğim. Yani daha zengin bir Matrix dünyası karşımıza getirmiş bu film arkadaşlar.
O açıdan ben sıkıntılı olduğunu hiç düşünmüyorum.
Gelelim gerçek hayata.
Gerçek hayatta yine eski üçlemede olduğu gibi hani Matrix'in içerisinde yaşamayıp işte bağımsızlığını ilan ettiğim şu an makinelere karşı mücadele eden bir kesim de var.
Orada da bir şeyler değişmiş.
Orada da bazı dengeler değişmiş.
Farklı fikirde olan insanlar var.
Farklı yaklaşımda olan insanlar var.
Yani bir nevi makinelerle ilişkiler işte mücadeleler falan da değişmiş.
O anlamda da film baya zenginleşmiş.
Bence o açıdan da hiçbir sıkıntı ben görmedim.
Ancak şurada bir problem çıkıyor arkadaşlar.
Şimdi diyorum ya her şeyi bir baştan alıyorsunuz.
Baştan inceliyorsunuz. Yeni bir şeyler koymanız lazım.
bazı şeyleri de çıkartmanız lazım mecburen.
Yani sadece ekleyerek olacak değil bir şeylerin de değişmiş olması lazım.
Değişen şeylerin eksikliğini hissetmekle yeni gelen şeylerin verimini almak arasındaki dengeye bakarsanız filmin daha küçük olması daha mütevazi bir film olması neticede belli bir
şeylerin üzerine odaklanmak demek.
Dediğim gibi tüm insan alemini ve tüm makine alemini ilgilendiren bir öykü değil bu arkadaşlar.
Daha küçük bir noktadan çıkıp Yani bunun devamlarında tekrar öyle şeyler olabilir.
Hani bu öykü bitti.
Şimdi Resurrections'ın üzerine başka devam bölümleri de yapılacak diyelim ki.
Orada belki çok daha büyük ölçekli bir yerlere doğru gidebilir öykü.
Ama eski üçlemede de öyle değil miydi zaten?
İlk filmde 99 yapım Matrix'te neticede seçilmiş kişiyi bulma ve onun seçilmiş kişi olduğunu anlama süreciydi bu bir şekilde.
Yani çok büyük savaşlar falan yoktu.
Bir tane sadece Nebuchadnezzar'ı görüyorduk değil mi?
O anlamda film genel şablonu uyuyor arkadaşlar.
Aslında diyorum neden bu kadar linç edildi, bu kadar şey yapıldı anlamakta güçlük çekiyorum.
Bir de şöyle bir olay var.
Madem bir şeyleri biraz baştan anlatacağız.
Tamam ilk filmden çok...
Farklı değil. Hani şablon olarak genel hikaye akışı olarak falan az çok uyum sağlıyor.
Yine benzer bir Matrix dünyasıyla karşı karşıya kalıyoruz.
Ya da ilk bölümle karşı karşıya kalıyoruz.
Ancak Matrix'i bir tekrar değerlendirme durumu var.
Eski üçlemeye inşa edilen Matrix dünyasını bir tekrar gözden geçirme.
Onu hani T'ye alma demeyelim de bir daha bir dikkate hatta T'ye alma da diyebiliriz.
Tekrar bir gözden geçirme durumu var.
Bu konuya da çok fazla tepki olmuş.
Şimdi bence bu filmin kendisini...
En azından öncü Matrix filmi kadar ya da üçleme kadar ciddiye almaması bir şeyleri tekrar bir gözden geçirip tekrar hani hem geçmişine saygı duyması ve kendisini de bunun üzerine
inşa edilen bir film olarak değerlendirmesi de bence çok mantıklı bir şey arkadaşlar.
Bu çok büyük tepki görmüş.
İlk üçlemede hani hiç komedi yoktu.
Hiç eğlence yoktu neredeyse.
Neticede bir distopya değil mi?
Karanlık bir gelecek inşa eden bir filmdi Matrix.
O yüzden böyle komiklikler, neşeler, şakalar falan yoktuk.
Tamamen ciddi, gayet ciddi bir filmdi.
Felsefe alt metinler falan.
Burada olayı biraz daha eğlenceye doğru yönlendirmesi aslında ilk filmlere rakip...
olan bir devam filmi olmadığını aksine efsanenin üzerine yeni bir şeyler söylemeye çalışan ve efsaneyi de hani o gücü de yaşatmaya çalışan bir film ortaya çıkarmaya çalıştıklarını gösteriyor bize bence.
Ve bunu da çok güzel yapmışlar.
Ben bunu çok şey gördüm yani çok başarılı bir girişim olarak gördüm ve iyi de inşa edildiğini uygulandığını düşünüyorum.
Ama diyorum arkadaşlar onu da pek hani genel sinema sever kitlesi onu da pek başarılı bir girişim olarak görmemişler.
Kabaca bakarsak arkadaşlar en kaba yorumlu hani filmi izlememiş olan arkadaşlara sesleniyorum şu an.
Kabaca bakarsak eski üçlemeyi mantıklı bir öyküyle devam ettirebilen onlar kadar büyük ölçekli olmayıp da biraz daha küçük ölçekli bir öykü anlatıp.
Biraz daha duygusal hem duygusal hem biraz daha eğlenceli ve bir de eski başyapıt olan Matrix'e ve üçlemeye biraz daha saygıyla bakan onu biraz besleyip biraz zenginleştirip
ama onun sahip olduğu güzelliği de kaybetmemeye çalışıp böyle yani diyorum güzel bir çizgi yakalamış bir film gördüm ben arkadaşlar.
Kendi içerisine bakarsak, kendi anlattığı öykü bağlamında bakarsak bence başarılı bir film var karşımızda.
Diğerleriyle karşılaştırmak bence zaten anlamsız.
Bugünün Star Wars'unu ne bileyim işte 30-40 sene önceki Star Wars'la, bugünün Star Trek'ini 50 sene önceki Star Trek'le ya da bugünün Jurassic Park'ını 30 sene önceki Jurassic Park'la karşılaştırmak çok da doğru
ve mantıklı bir yaklaşım olmayacağı için.
Bu filme de ben aynı gözle bakıyorum eski filmlere rakip değil onlardan çok başka ya da çok sarsıcı çok daha büyük yepyeni bir başyapıt geliyor açılın gibi bir arzı endamla
karşımıza gelmediği için de ve zaten bunu yapması da apayrı bir şey teşkil edeceği için yani hani o Matrix bir şey değil de şimdi esas geliyor bakın şimdi siz bunu görün demek zaten pek mümkün olmadığı için abim o zaten bir başyapıt
yani onu hani ondan çok daha iyi bir film yapmaya çalışmak.
Hem bir tekrarı olacak hem onu ne bileyim ezmeye çalışmak.
İnsanların o açıdan da hangi yorumları yapabileceğini tahmin ediyorum.
Benzer filmlerde yapılmıştır bu yorumlar.
O nedenle bence film çok da doğru bir dost tutturuyor arkadaşlar.
Evreni besliyor. Biraz ilerletiyor.
Biraz ona benziyor. Biraz komiklik şakada var işin içerisinde.
Biraz işin dramatik tarafı var.
Biraz melodram tarafı da var.
Yani... Bence iyi bir film arkadaşlar.
Kendi öyküsü babını değerlendirirseniz, kendi öyküsünü anlatma ve yeniden tavrını gözden geçirme talebine karşılık vererek filmi izlerseniz ben gayet de başarılı ve iyi bir
film olacağını düşüneceğinizi düşünüyorum.
Ben öyle düşünüyorum şahsen. O nedenle...
Diyorum söz konusu linç ve o küfür kıyamet durumlar bence haksızlıktır.
Matrix Resurrections gayet de keyifli ve Matrix evreninin güzel bir devam filmi olarak onu biraz beslemiş ve biraz da ona tekrar bakış atmamıza olanak vermiş bir film olarak gayet de iyi bir film olduğunu
düşünüyorum arkadaşlar. Eğer iyi bir şey yaparsa zaten devam bölümleri de gelir.
Onlar üzerine de tekrar yorum yapmaya çalışırız arkadaşlar.
Şimdi bu noktadan sonra spoilerliğe geçiyorum.
Hani filmi izlemiş arkadaşlar dinlerse sevinirim.
Ya da hani filmi izlemediyseniz ama ben dinleyeceğim arkadaş ben dinlerim de üzerine tekrar gidip izlerim diyorsanız da artık o sizin takdiniz.
Bu noktada uyarmış olayım. Şimdi arkadaşlar yani neticede Matrix'in en baba karakterleri Trinity ve Neo ölmüştü.
Nasıl geri dönecekler? Bu öyküyü bence nefis biçimde bağlamış.
Yani Matrix Revolutions'ın sonunda İşte Trinity Neo'yu oraya getirmişti.
Neo da Matrix'in başına yani makineler aleminin başına bela olan Smith'i yenip kendisi de ölmüştü değil mi?
Makineler Neo'yu...
tekrar hayata döndürüp tekrar Matrix'in içerisine dahil ediyorlar.
Şimdi bakın makinelerin bu yaklaşımda olması çok güzel ve oldukça düşündürücü bence.
Şimdi orada bir analist karakteri var.
Hani onu şöyle açıklıyoruz. Siz birbirinize manyak gibi aşıksınız.
İkinizi böyle hani bir de Trinity'yi de tekrar hayata döndürmüşler ya böyle küvezlere koymuşlar.
Birbirine yakın uyuyorlar diyeyim.
Sanal dünyada yaşıyorlar.
Onları bir arada bulundurmak, o birbirlerine duydukları sonsuz aşkın enerjisi ile çok daha fazla enerji üretmişler.
Yani böyle makineler için öyle bir açılım yapmış, öyle bir açıklama getiriyor.
Şimdi kendi içinde çok bence duygulu ve çok güzel bir...
açıklama aslında arkadaşlar. Bu bir anlamda.
Onların aşkında faydalanmaya çalışıyor makineler ama bir anlamda bunun üzerine başka eğer devam filmleri çekilirse bunun üzerine başka açılımlar da yapılabilir diye düşünüyorum ben.
Tekrar o iki karakteri makinelerin yaşatıp tekrar Matrix'e dahil etmesi bence Çok güzel ve mantıklı bir hamle olmuş.
İkinci seçim Matrix'in içerisine giriyor.
Neticede Neo seçilmiş kişi ya.
Geçmişi hatırlıyor arkadaşlar.
Bakın işte sen ben olsak biz sıradan insanlarız.
Ne bileyim makineler bizim hafızamızı siler bizi tekrar Matrix'e katar.
Hiçbir şey hatırlamayız. Ancak Neo'nun Sisteme direnebilen olağanüstü bir bedeni veya bir zihni bir beyni olduğu için geçmişi hatırlıyor.
Ve Neo'yu da bir oyun tasarımcısı yapmışlar.
Çok iyi bir hamle abi bu.
Bu benim gerçekten çok hoşuma gitti.
Hani o eski Matrix'e yaşadığı dönemlere ait hatıraları da tasarladığı...
Oyunun ayrıntıları olup da işte gerçek hayatla sanal hayat arasında kalmış psikopatik, deha bir oyun tasarımcısına dönüştürmüşler Thomas Anderson'ı.
Bu o kadar zekice bir hamle ki hem Matrix'e tekrar gözden geçirmemize olanak vermiş, tamamen de böyle sıradan bir insana dönüşmemiş.
Yani hani onu tekrar Matrix'e dahil ettiler de öyle hiçbir şeyin farkında olmayan herhangi bir karaktere dönüştü.
Yok öyle bir şey de yok. Tekrar Matrix'i düşünüyor.
Tekrar farkında bazı şeylerin ama bir açıklama getiriyor ve bu onu psikozlara sokmuş.
Çok mantıklı. Hani hala bir arayışta bir anlamda ama biraz da artık yaşlandığı için uzun tekrar Matrix'in içerisine döndükten sonra baya bir süre geçtiği için biraz da umudunu kaybetmiş.
Biraz böyle nostaljik, çok böyle yalnız yaşayan işte çoluğu çocuğu, ailesi yok, kimsesi yok.
Sadece kendini oyuna vermiş.
Ama oyuna vermekse de onu biraz aşağı çekmiş bir anlamda.
Biraz işkolik falan olmuş böyle.
Sürekli mavi hatlar yutuyor.
Bakın bu ayrıntı bile bence o kadar güzel ki.
Hani eski Neo nasıl bir arayış içerisindeydi ilk filmde.
İşte bir şeyler ters gidiyor işte hayatım çok kötü buradan çıkacağım bir hapisteyim falan hani onu hissediyordu da.
Morpheus o Neo'nun kendi içerisindeki o psikozdan biraz da yaralanarak onu tutup o hapisten kurtarıyordu ya.
Burada artık biraz umudunu kaybetmiş bir Neo ile karşı karşıya gelmemiz bence nefis arkadaşlar çok iyi.
İkincisi. Trinity işte artık tekrar işte o evlenmiş çoluk çocuğa karışmış kocası var falan başka bir karakter.
Ama onları nasıl gerçek hayatta yakın tutup bundan enerji elde ediyorsa makineler günlük hayatta da onlar işte kahvecide karşılaşan iki tip yani ya Trinity ile Neo'yu tekrar birbiriyle tanışmayıp
tekrar tanışıp böyle birbirlerine bir çekim duydukları ya o sahneler falan bence o kadar güzeldi ve o kadar duyguluydu ki.
Bunu da geçeceğim şimdi. Söylemek istediğim başka şeyler var çünkü.
Çok da uzatmak istemiyorum. Şimdi...
Kain karakteri vardı. Artık yeni sürümden hani kain karakteriyle karşılaşmadık neticede biz bu filmde.
Ve bir mimar karakteriyle de karşılaşmadık.
Onun yerine bir analist yani psikolog diyebileceğimiz hani analizci bir karakterle karşılaştık.
Şimdi meğersem oymuş hani artık tüm Matrix'i inşa eden ya da yöneten karakter.
Bu da çok mantıklı arkadaşlar.
Neden? Çünkü yeni bir Matrix inşa ediliyor ve inşa edilen yeni Matrix'i yok edebilecek, tüm dengeleri ortadan kaldırabilecek temel karakter kim?
Neo. Neo'da zaten psikozlarda olan bir tipleme olduğu için onu kontrol altında tutabilmek biraz hani uzun süredir terapi alıyorum falan diyordu zaten.
Bir analistin ortaya çıkması ve Neo'yu sürekli kontrol altında tutması gayet akıllıca ve mantıklıca.
Ayrıca diğer karakterler işte mesela ne var işte Smith dediğimiz karakter artık Neo'nun patronu olmuş falan.
O da zaten bir virüs değil mi?
Neticede Smith bir virüs.
Tamam Neo onu yendi ama Smith'in bulaştığı tüm dosyaları ya da hani tüm yazılımları tamamen ortadan kaldırdı demek değil.
Smith de tekrar bakın sisteme sızmış durumda.
Hala hayatiyetini sürdürüyor.
Ve Neo'ya da yakın olmak istemesi de mantıklı kendi içinde.
Çünkü eski bölümlerde de Smith Neo'ya sürekli bak aramızdaki connection'ı görüyor musun diyordu.
Yani birbirinin zıttı, negatifi.
Aslında birbirine ilgi duyan neredeyse hani iki tip.
o onu yaratıyor, o onu var ediyor gibi bir durum var.
Birbirlerinden etkileşiyorlar.
Biri olmadığı takdirde diğerinin bir anlamı yok falan gibi karşılıklı bir çekişme vardı eski filmlerde.
İkinci ve üçüncü filmde özellikle.
Bu da burada çok güzel işlenmiş.
Bunu da nefis buldum.
Şimdi ayrıca bir de insan dünyasına bakarsak bakın şimdi Zayan'la karşılaşmadık bu bölümde.
Ayo diye başka bir şehirle karşılaştık ve eski üçlemede burada yaşayan insanlar var ve buranın yöneticisi Nayobi karakteri.
Harika Nayobi'yi yaşlanmış bir halde tekrar görmek çok güzel oldu.
Morpheus ölmüş falan.
Ve efsane olmuş tabi. Onun işte heykelini dikmişler falan.
İşte Neo'yla Trinity ölünce barış sağlanınca Morpheus oranın yeni yöneticisi olmuş.
Okey. Bu da çok güzel. Zaten efsanevi.
Ya o da bir efsaneye dönüşmüş aslında.
Bakın heykelini falan dikmişler ve ne oluyor?
Morpheus tekrar geliyor.
Nasıl geliyor? İşte Matrix dünyasına şüphe duyan bir ajan karakteri Bugs dediğimiz yeni, hani Neo'yu kurtaran yeni bir karakter var.
Bugs çok tatlış bir karakter.
Çok tatlış bir kadın. O mavi saçlarıyla falan böyle enerjik genç.
Pırıl pırıl yepyeni bir karakter.
Ekibiyle birlikte yeni bir gemi.
İşte o Neo'yu çıkarıyor falan.
Okey bence bu arkadaşlar her şey yerli yerinde.
Yani ilk filme benziyor.
Hani tam bir kopyası denemez.
Benziyor. Elbette benzeyecek.
Neticede o bir başyapıtı ve bu da onun bir şekilde devamı.
Benzer bir şablonu sürdürüyor ama hem yeni karakterler var işin içerisinde ve yenilikler de var.
Eklenen bir sürü şey de var.
Bu anlamda ben filmin gayet de güzel bir devam filmi olduğunu düşünüyorum.
Ve yenilikleriyle de ve terk ettikleriyle de iyi olduğunu düşünüyorum.
Hemen biraz onlardan da bahsedeyim.
Şimdi yeni olarak ne var?
Az önce bahsettiğim şeye tekrar geri dönüyorum.
Şimdi Zion'u görmedik. Ayo.
diye bir kenti gördük. Burayı Nayobi yönetiyor ve buradaki insanlar artık makineleri zaten yenemeyeceklerini kabullenmişler ve orada makinelere bulaşmadan böyle makinelerle savaşmadan
falan güven içerisinde işte böyle yeşillikler yetiştirdikleri, çilek yetiştirdikleri falan yeni bir insan dünyası oluşturmuşlar.
Şimdi bakın bu hem biraz anlaşılır bir durum.
Abi daha önce defalarca kez denedik, yenemedik.
Şu an barış halindeyiz. Böyle devam edelim hayatımıza.
Ama bir yandan da şüpheli bu durum.
Dünyasını geri almaya çalışmaktan vazgeçmiş bir insan topluluğu görüyoruz arkadaşlar.
Bu çok güzel bence. Çok güzel bir çekişme.
Ve diyorum Neo'yu tekrar kurtarıp yani Thomas Anderson'ı uyandırıp Neo'yu tekrar gerçek dünyaya döndüren Bugs karakteri ve tekrar o Morpheus.
Onlar da Naomi ile o şekilde düşünmüyorlar yani.
Hani tamam sen burada barış içinde yaşıyorsun ama biz makinelerle tekrar savaşacağız abi.
Bu dünyamızı tekrar geri almak istiyoruz gibi bir durum var.
Bakın insanlar biraz ikiye bölünmüş.
Bu çok güzel bence. Bu eski filmde hiçbir şekilde yoktu.
Keskin bıçak gibiydi yani.
Hani makineler insanlar direkt birbirine düşman.
Kendi içerisinde hemfikir olunmayan bazı konular vardı ama makinelere karşı hani aman onlara dokunmayalım onlar da bize dokunmasın diyen fazla karakter görmüyorduk şimdi.
Bu bir. İkincisi.
İnsanların arasında insanlara destek olan makineleri haksız görüp insanları haklı gören makineler de var olmuş arkadaşlar.
Bakın bu da çok güzel. Artı insanlara hak verip insanlara destek olan yazılımlar da söz konusu olmuş.
Ve hani böyle işte noktacıklı böyle bir bedenler falan oluşuyordu ya.
Abi o da çok güzel bence.
Ve bir yandan da Matrix'in içerisinde de yenilikler var.
Şimdi bakın bunlar insan dünyasını.
Gerçek dünyadaki yenilikler.
Yepyeni gerilimler ortaya çıkmış.
Nasıl işte eski bölümde.
Morpheus ben işte gideceğim Neo ile işte kaine görüştüreceğim falan filan diyordu da.
General ona Neo'nun seçilmiş kişi olduğuna falan inananlar inanmayanlar vardı ya.
Orada hani ayrı bir gerilim vardı.
Bu güzel. Orada işte Morpheus'u işte cezalandırmayı düşünüyordu falan eski general.
Okey şimdi bakın orada öyle bir gerilim vardı.
Burada da Niobe gitmeyin diyor.
Oraya gidemezsiniz. Size izin vermiyorum.
Buranın yöneticisi benim. Burada barış içinde yaşayacağız.
Makinelere bulaşmayacağız. Burada hayatımızı sürdüreceğiz işte.
Çilek yiyin lan oturun yani. Neyin peşindesiniz?
Yenmek falan diye bir şey yok. Savaşmak diye bir şey yok.
Oturun oturduğunuz yerde diyor. Bu güzel bir gerilim.
Ve onu dinlemeyip gidiyorlar.
Bakın bu da güzel. Bu da çok iyi.
Şimdi geçelim Matrix dünyasına.
Orada da yenilikler var. Diyorum filmin o görsel dokusu biraz değişmiş.
Neticede yeni bir Matrix. Artık o yemyeşil falan yapı yok.
Neo uzun yıllar zaten 60 yıl geçmiş hani toplamda hatırlıyorsunuzdur.
İşte diyorum Morpheus falan ölmüş ya.
Neo artık yaşlanmış.
Trinity de yaşlanmış. O Neo tekrar işte Matrix'ten çıkınca...
Hani gördüğü bütün o hasülasyonların falan oyun olmadığını, kendi tasarladığı oyun olmadığını, gerçek olduğunu, gerçekten kendisinin eskiden seçilmiş kişi olduğunu falan ama işte tekrar barışın sağlandığı, kendisinin öldüğünü, tekrar sisteme
eklendiğini falan fark ediyor. Okey bunları fark etmesi falan normal ve çok güzel zaten.
Şöyle bir durum var arkadaşlar.
Artık eski seçilmiş kişi olmaması, bütün o ikilikler, mavi hap, kırmızı hap.
Bütün o tercihler falan hepsi tamam bir işe yaramış.
Barış elde edilmiş ama neticede makineler tamamen ortadan kaldırılamamış.
Her şey boşa ve beyhude değil ama tam da bir çözüm olmamış.
Arkadaşlar bunun hüznünü yaşaması, bunun aya kırıklığını yaşaması Niyon'un çok güzel.
Ve artık eski gücüm yok diyor.
Yaşlandı artık çünkü. Tamam o seçilmiş kişi uçuyordu falan ama şimdi uçamıyor yani.
Hani deniyor da uçamıyor falan.
Bunu hem komik olarak alınması.
Hani işte uçmaya çalışıp uçamayıp geri düşmesi bir espri gibi sunuluyor.
Evet bu komik ama biraz da dramatik arkadaşlar.
Çok güzel ve bence öykünün...
Az önce söyledim ya şimdi ilk üçlemede bütün insan ve makine alemini ilgilendiren büyük ölçekli bir filmdi o.
Bu öyle değil dedim ya.
Bu bir anlamda bence doğru da bir tercih.
Çünkü yeni ekip Box'ın ekibi Neo'yu tekrar gerçek Matrix'ten çıkarıyor.
Gerçek dünyaya getiriyor. İşte bak sen seçilmiş kişisin.
Hadi tekrar makinelere karşı ne bileyim yeni bir savaşa girişelim.
Okey. Neo diyor ki öyle siz beni çıkardınız ama.
Trinity olmadan olmaz diyor.
Abi bu da çok güzel.
Bu güzel değil mi ya? Yani ben yanılıyor muyum bilmiyorum abi.
Neo'nun bunu istemesi Trinity olmadan olmaz ve onu tekrar çıkarmamız lazım deyip hani direkt makinelerle devasa bir savaşa girmeden önce Trinity'yi çıkarma mücadelesi verilmesi
mantıklı değil mi arkadaşlar?
Bence çok mantıklı çünkü zaten ilk bölümde de öyleydi.
Bakın aslında Lana Wachowski çok mantıklı bir şey kurmuş.
99 yapım Matrix'te Morpheus ne yapıyordu?
Önce Neo'yu oradan çıkarıyordu.
Onun seçilmiş kişi olduğunu iddia ediyordu ve haklı çıkıyordu.
Hemen hani o filmde ne bileyim 10 dakikada böyle Neo'ya seçilmiş kişi olduğunu inandırıp da hurra hadi makinelere saldıralım mı deniyordu.
Hayır. Ne oluyordu? Önce Neo'nun seçilmiş kişi olduğu ortaya çıkıyordu.
Sonra o işte seçilmiş kişinin hani tüm insanlara seçilmiş kişi olduğunun en azından işte anlatılması, yeni planlar yapılması falan yani tüm makinelerle insanların bir savaşa girmesi öyle şey olacak değil değil mi?
Öyle pat diye olacak bir şey değil.
büyük bir olay. İşte burada da aslında olası devam filmlerine gelmeden önce makinelerle girişebilecek devasa bir savaşın öncesinde Neo'nun Matrix'in içerisinden Trinity
'yi bulup çıkartmasının gerilimini ve onun duygusal açılımını yaşıyoruz arkadaşlar.
Bence bu çok mantıklı bir öykü.
Gayet de kendi içinde haklı ve ikna edici bir öykü.
Ama bunu yaparken de bunu yaparken de Neo'nun tekrar gerçek hayata çıkıp eski seçilmiş kişi olduğunu tekrar hatırlaması falan ama eskisi kadar da güçlü, etkin olmaması,
biraz yaşlanmış olması hem biraz kendini T'ye alması hem de Eski hani çökmüş olan Matrix üzerine yeni yeni açılımlar, yeni yeni espriler biraz böyle biraz da onu diyorum T'ye almak kadar
incelemeci, eleştirmeci bir tavır ortaya çıkarılması bence gayet de iyi ve mantıklı arkadaşlar.
Bilmiyorum ben çok ikna edici buldum, gayet de güzel buldum.
Dediğim gibi çok büyük ölçekli bir film olmadığı için tekrar devasa bir savaş söz konusu olmadığı için biraz daha küçük bir öykü.
Neo'nun Trinity'nin tekrar kavuşma öyküsüyle olayın sınırlı tutulması ilk filmdeki Neo'nun seçilmiş kişi kılınması dramına yaklaşık olarak denk geliyor burada ve bence
gayet de ikna edici ve gayet de yeterli bir öykü olarak karşımıza geliyor.
Bunun devamı zaten hani işte izlediniz biliyorsunuz Trinity bir nevi seçilmiş kişi vasıflarına sahip oluyor falan.
Onun gerilimini o dönüşümü izliyoruz biz.
Hani o aşk Yeni bir seçilmiş kişi neredeyse yaratıyor gibi bir durum var ortada.
Trinity filmin sonunda artık Neo'dan biraz daha önde oluyor böyle.
Onu görmek de bence çok iyiydi, çok ikna ediciydi.
Yani özetle arkadaşlar insanlar bence o eski yapıyı hem o tavrı davranışı daha ciddi savaşa ve gerilime odaklı, aksiyona odaklı bir film beklemişler.
Ancak Matrix'in...
Nasıl filmin içerisinde kendini yeniledi ve update'i ettiyse film olarak da biraz daha yenilikçi, biraz daha farklı.
Eskiyi unutmayıp hem ona saygı duyup hem de yeni bir şeyler katmaya çalışması ve bir efsanenin üzerine geldiği için de o efsaneyi hem ciddi hem biraz da mizahi olarak tekrar gözden geçirme eğiliminde
olması bence çok mantıklıydı arkadaşlar.
Matrix severlerin eskiye fazla takılıp eskiye çok da böyle benzeyen bir film beklemeleri nedeniyle ben hayal kırık.
yaşadıklarını düşünüyorum. Lana Wachowski'nin Matrix Resurrections'da nasıl bir şey yapmaya çalıştığına biraz dikkat kesilirse insanlar biraz böyle daha ağırbaş hani ne yapmaya çalışmış.
Bakalım abi nasıl bir film var karşımızda diye.
En azından bir ölçü kabullenici ve kendisini filme bırak denir değil mi?
Kendilerine filmi bırak abi denir yani.
İnsanlar kendisini filme biraz daha bırakıp izlerlerse çok daha iyi bir film olduğunu düşüneceklerini Farz ediyorum, zannediyorum.
Ben öyle oldum. Çünkü bayağı böyle temiz zihinle izlerim ben genelde filmleri.
Bir ön yargıyla, ön beklentiyle falan asla izlemem.
Bunun birçok kişiyi çok yanlışa düşürdüğünü çok kez gördüm.
Onun için... Hani ben daha iyi görürüm, herkesten iyi bilirim demiyorum tabii yanlış anlamayın ama en azından o konuda kendimi biraz eğitmiş bir sinema severim.
Artık hani çok fazla film izledik neticede.
Belki de öyle bir yeterlik oluşturabilmişizdir.
O nedenle özetle Matrix Resurrections arkadaşlar bence gayet de iyi bir film.
Elbette eksikleri vardır.
Elbette öncüleri kadar büyük, güçlü, çarpıcı bir film değil.
O normal ama yapmak istediğini yapan, yapabilen, başarabilen ve bence gayet de Matrix dünyasına...
Biraz mütevazi de olsa güzel katkılar yapan, doğru katkılar yapan ve evreni de hem biraz besleyen, ona saygı duyan hem de biraz geliştirebilmiş, ilerletebilmiş bir film olduğunu düşünüyorum.
O nedenle gayet iyi bir film olduğunu düşünüyorum arkadaşlar.
Evet benim Matrix yorumum böyle bilmiyorum artık katılır mısınız katılmaz mısınız ama.
Eğer devam filmleri gelirse zaten tekrar bu günleri hatırlar ve Matrix Resurrections'ı da tekrar bir anarız diyorum.
Evet bu haftalık bu kadar arkadaşlar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
