
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, merakla beklenen Kötü Ruh Uyanış ve Şeytanın Düşmanı filmleri üzerinden iki önemli korku alttürünün incelemesini yapmaya çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Hani gösterime gireceğini falan duymamıştık.
Fazla böyle bir reklam çalışmasıyla gösterime girmedi ama ilginç bir film.
The Pops Exorcist diye şeytanın düşmanı adıyla bizde gösterime girdi.
Başrolünde Russell Crowe var.
Bu filmde Hristiyanlıktaki egzorsizm hani şeytan çıkarma ayini ya da şeytan çıkarma olgusu üzerine bir film.
Şimdi bu iki film korku sineması içerisinde önemli iki alt türe işaret eden filmler olduğu için bunların ikisini bir programda size tanıtıp hem de anlatmak istediğim bir anlamda.
Bir korku sineması üzerine de program olsun istedim.
Ondan dolayı bu iki filmden bahsedeceğim ve dediğim gibi ait olduğu türlerden bahsedeceğim.
Şimdi şöyle yapalım.
Bugün hemen kısaca hızlı hızlı anlatıp daha kısa öz bir program yapmak istiyorum.
Hani bunu her zaman başaramıyorum biliyorsunuz size bahsetmiştim.
Ya programın başlığını gördüğünde böyle uzun konuştuğumu hani oradaki süreyi gördüğünüzde üf yine geveze herif uzun uzun anlatmış diye şeye hayıflanıyor musunuz ya doğru söyleyin valla.
İnanın ki hiçbir zaman çok lafı uzatmak istemiyorum.
Böyle ki keserken programı çok da acımasız davranıyorum.
Hani bazen 40 dakika 45 dakika falan bile konuştuğum oluyor.
Hani kısaltı kısaltı böyle 20 dakikaya 25 dakikaya sığdırmaya çalışıyorum sohbeti ama.
Her zaman olamıyor ne yazık ki.
Diyorum bugün tamam biraz daha hani böyle süreyi gördüğünüzde heh iyi bugün daha az konuşmuş diyeceğiniz bir program yapmaya çalışıyorum.
Ya bir podcastçi açısından ne kadar acı bir şey düşünsenize yani dinleyiciniz sizin fazla konuşmanızı istemiyor.
Neyse tamam yine uzatıyorum değil mi?
Tamam tamam hemen başlıyorum.
Evil Dead Rise'dan başlayalım mı?
Yok önce Şeytanın Düşmanı'dan başlayalım.
Öteki konu biraz daha uzun. Şunu hızlı geçelim.
Şimdi Exorcism veya Exorcist deyince tabii aklımıza 1973 tarihli William Fredkin'in muhteşem filmi geliyor.
Sinema tarihinin en iyi korku filmidir bana göre ki.
Birçok sinema tarihçisine göre gerçekten sinema tarihinin en iyi korku filmidir.
Artık izlemeyen pek yoktur da kısaca bahsedelim.
İşte bir kızın içerisine şeytan girer ve o kızın içerisindeki şeytanı çıkarmak için uzun süren bir ayin gerçekleştirilir.
Filmlerde söylenene göre bu ayinler haftalar işte aylar falan dahi sürebilir.
Çok zorlu bir süreçtirir.
Şeytan sizin zihninizle oynar, sizin zayıflıklarınızla uğraşır falan filan.
Gerçekten Hristiyanlığın içerisinde böyle baya okkalı bir bölgeyi kendisine amade etmiş bir olaydır.
Egzorsizm olayı. Şimdi Exorcist filminden yola çıkarak söylüyorum.
Çünkü diyorum bu olgu üzerine yapılmış en iyi filmlerden bir tanesi.
Yani şeytanın düşmanı filmini incelerken o filmi hani böyle nasıl diyeyim bir tür kılavuz ya da bir anahtar olarak görmekte pek de sakınca olmasa gerek.
Tabi onun üzerinden çok uzun uzun gitmeyeceğim.
Onun bugün bahsedeceğim The Pops Exorcist filmi o filmde olmayan...
Ve o filmden bahsedilirken de hani niye böyle bir şey yok ki diye sorulan bir soruya aslında cevap veriyor.
O çok güzel hani filmin en güzel tarafı o.
Mesela hemen ondan bahsetmek istiyorum.
Exorcist filminde oradaki ergen kızın vücuduna bir şeytan giriyordu da onu çıkarmaya çalışıyorlardı.
Ve filmin en önemli sorularından bir tanesi şuydu.
Şeytan niye bir...
İnsanın bedenine girer ya da o kızın bedenine niye girmiştir?
O filmde bu soru cevapsız bırakılıyordu.
Bunun üzerine çok fazla tartışma falan dönüyordu böyle.
İşte The Pops Exorcist filmi ilginç biçimde.
Egzorsizm olayının bir anlamda açığa çıkma sebebini neden şeytanın bir insanın bedenine girdiğini hani nasıl bir şey hedefleyebilir neden bunu yapıyor şeytan gibilerinden sorulara
cevap veren bir film aslında.
Bu benim gördüğüm nadir içeriklerden bir tanesi bu olgu üzerine ve gerçekten de.
Hani düşündürücü ve bir anlamda film bu soruya çok da ikna edici ve güçlü, mantıklı bir cevap veriyor.
Şimdi öncelikle onu söyleyeyim.
O açıdan ben filmi gayet başarılı buldum.
İnternetteki puanlarına bakarsanız film çok da iyi bulunmuş görünmüyor.
Hani ortalama bir film işte fena değil gibi yorum yapmış birçok sinema sever.
Ancak ben bu fikirde değilim.
Bence Şeytanın Düşmanı filmi iyi bir film.
Çok iyi değil ama iyi bir film.
Bunda tabii başroldeki Russell Crowe'un da bence payı var.
Bazı sinema severler ha işte Russell Crowe herhalde biraz çolsuz kaldı.
Bu aralar ekonomik durumu iyi değil.
Hani böyle kötü projeleri yavaş yavaş kabul etmeye başladı.
Bir tür Nicolas Cage mi olacak falan diye böyle yorumlar gördüm internette.
Aslında Russell Crowe bence senaryonun iyiliğinden dolayı bu rolü kabul etmiş olsa gerek ki ortaya nefis bir...
Egzorsist rahip. Hani o şeytan çıkarma egzorsizm ayinlerini yöneten rahipler var.
Şeytan çıkaran deniyor onlara Hristiyanlık'ta.
Onların baş rahibini canlandırmış.
Çok iyi bir oyunculuk sergilemiş gerçekten.
Ve bu tip filmde pek de karşımıza gelmeyecek diye bir tipleme yaratmış.
Bilmiyorum senaryoda bu gerçekten var mı?
Nasıl biliyor musunuz? Hafif de komikçe bir adam.
Böyle ufak tefek espriler yapmaya çalışan falan bir adam.
Ama hiçbir şekilde böyle cıvık olup da filmi yaralayan türde bir mizah değil bu.
Daha çok nasıl bir mizah biliyor musunuz?
Ben hani orada ince bir şey yakaladığıma inanıyorum.
Şöyle ki o kadar çok şeytan çıkarma...
ayinine girip çıkmış ve başarılı olmuş bir rahip ki sanki bir olgunluğa ulaşmış.
Artık olaya biraz yani hem olaya hem de şeytana biraz mizahi, biraz olgun, biraz alaycı ve hicivci yaklaşma olgunluğuna erişmiş bir
rahip portresi çıkarmış bence Russell Crowe karşımıza.
İşin bu mizahi tarafını birçok kişi...
Olumsuz karşılamış yani hiç olmamış gibi görmüş ama ben öyle görmedim gayet de ikna edici buldum Russell Crowe'un hem bu tercihini hem de filmin bu tercihini hem de Russell Crowe'un.
Şimdi filmin çok kısaca özetlemeye çalışayım size.
Babasız bir aile var. Bir anneden de çocuk.
Bunlar babadan kalma bir mirasla ta İspanya'nın dağlarında bir yerde manastır.
O manastır eskiden zaten bir Hristiyan okuluymuş.
Bu aileye buraya geliyorlar.
Orayı restore edecekler ve daha sonra hani paraları pulları da yok yani çok zengin bir aile sayılmazlar.
O manastırı inşa edip restore edip satıp hani o parayla ülkelerine dönecekler.
Plan bu. Ancak o manastırı geliyorlar.
Orada ailenin işte anne bir abla karakteri var.
Kız çocuk bir de daha küçük erkek karakteri var.
Erkek çocuk. O erkek çocuğun bedenine evet beklediğimiz gibi şeytan giriyor.
Ve daha sonra işte bizim Russell Crowe'un canlandırdığı şeytan çıkaran rahibi buraya çağırıyorlar.
Ondan sonra güzel korku sahneleri falan filan öykü akıyor.
Sadece şunu belirteceğim.
O manastırda Ve o çocuğun bedenine girmesinin şeytanın yani gerçekten bir sebebi var.
Bundan sonra da Russell Crowe sadece bir şeytan çıkarma rahibinden hani fazlasını yapmak zorunda kalıyor.
Olayı... Bir dedektiflik öyküsü gibi çözümek zorunda kalıyor.
Bir nevi tarihsel dedektiflik öyküsü diyebiliriz bu film için arkadaşlar.
Bence diyorum bu da güzel.
O en başta bahsettiğim hani niye şeytan bir insanın bedenine girer?
Neden orada girer?
Neden o zamanda girer gibi sorulara filmin gayet güzel bir cevabı var.
Hem bir anlamda tarihsel dedektiflik öyküsü olarak hem de bir korku filmi olarak bence The Pops Exorcist gayet de iyi bir film diyorum.
Çok iyi değil ama iyi bir film, keyifli bir seyirlik vaat ettiğini düşünüyorum.
Hani az çok korku filmlerini seviyorsanız ve hani egzorsizm olayı da biraz dikkatinizi çekiyorsa, hoşunuza gidiyorsa bu filmi de beğeneceksinizdir diye tahmin ediyorum.
Diyorum ben beğendim yani keyifle izledim.
Görüntü yönetimi iyi, kurgusu falan güzel, hiç sıkmıyor, şıkır şıkır akıyor, güzel karakterler var falan.
Diyorum var bazı eksikleri falan ama dediğim gibi hem Exorcism üzerine hem de bir korku filmi olarak bence Şeytanın Düşmanı filmi keyifli bir seyirlik vaat ediyor diye düşünüyorum.
İlgisini çeken arkadaşlar bu filmi ziyaret edebilirler.
Şimdi gelelim Evil Dead Rise filmine.
Bu biraz daha önemli bir film.
Hemen konuya gireyim tekrar uzatmıyoruz değil mi bugün?
Okey. Şimdi 1981 yılında Sam Raimi bir tane film yaptı.
Bu film bir kampa gidip veya işte bir daha evine gidip ölen gençler klişesini ve alt türünü yarattı korku filmi içerisinde.
Bu biraz şu türle kaynaştırılıyor.
Hani birçok haftadır bahsettim zaten Scream türü var ya hani Ten Slasher dediğimiz gençlerin kesici aletlerle öldürüldüğü filmler.
Bunun ikisi biraz karıştırılıyor.
Diğeri üzerine yani Scream üzerine birçok şey söyledim ondan bahsetmeyeceğim.
Kötü ruh, evil death bizde aslında kötü ruh adıyla gösterimi girmişti de tam çevirisiyle şeytanın ölüsü diye de bilen sinema sever arkadaşlar olabilir ama Türkçedeki ismi tam çeviri değil kötü ruh
diye isimlendirildi. Kabaca öykü şöyle 1981'deki filmden bahsediyorum.
Bir grup genç bunların arasında işte...
Arkadaş olan var, sevgili olan var, yanlış hatırlamıyorsam akraba falan da olan vardı ya da abi kardeş gibi miydi veya kuzen gibi miydi neydi neyse.
Öyle hani bir ailevi durum da var.
Bu gençler ormana giderler bir dağ kulübesinde bir hafta sonra geçirecekler.
Bu dağ kulübesinin işte bodrum katında kimsenin görmediği bir kitap ve bir ses kaydı bulurlar.
Bir rahip bir ses kaydı oluşturmuştur ve demiştir ki bu kitabı biz işte çözümlemeye falan çalıştık.
Çözümlemeye çalışırken istemeden kötü bir ruhu...
Uykusundan uyandırdık.
Hepimizi mahvetti, perişan etti.
Sakın bu kitapla uğraşmayın.
Eğer uğraşır da yanlışlıkla o kötü ruhu dünyaya döndürürseniz eğer eyvah mahvoldunuz, bittiniz.
Sakın bu kitaba bulaşmayın, uğraşmayın diye bir ses kaydı yapmışlardır.
Ama bu daha evine gelen gençler istemeden bu kötü ruhu canlandırırlar.
Bu kötü ruh bu gençleri...
Perişan eder. Tam anlamıyla perişan eder.
Kabaca öykü böyleydi.
Çok iyi bir filmdi 1981 yılı için.
İnanılmazdı yani. O zaman için tüm korku filmi severler arasında bu film inanılmaz bir etki yaratmıştı.
O güne kadar öyle bir film neredeyse hiç kimse izlememişti.
Çok vahşiydi, çok korkutucuydu.
Ve işin içinde...
İlginç bir komedi dozu da vardı.
Komedi tonu da vardı böyle.
Film onu çok iyi ayarlamıştı diyeyim.
Yani hem korkutucu olabiliyordu.
Bazı anlarda da garip biçimde izleyeni güldürebiliyordu.
Sam Raimi'nin ince zekasına bağlanmıştı bu güzel hamle.
Ve ondan sonra film başarılı olunca ki çok düşük bütçeli.
Bir film denebilir yani bağımsız bir projeydi.
İkincisi yapıldı. Üçüncüsü yapıldı.
Dördüncüsü başka bir isimle falan yapıldı.
Ondan sonra 2013 yılında bu filmin yeniden çevrimi yapıldı.
Film biraz güncellendi.
Biraz işin içerisine başka yan öyküler kondu falan filan.
O da çok iyi bir filmdi. Yani 2013 yılındaki Evil Dead gerçekten çok iyi bir filmdi.
Eğer hani diyorum bu öykülere ilginiz varsa korku türüne ilginiz varsa ve o filmi izlemediyseniz mutlaka izleyin.
Acayip hızlı akıyor. Yani böyle izleyicisinin önünde giden bir film.
Hani şimdi şu olacak şimdi bu olacak falan diye böyle korku filmlerini sevenlerin ya da sürprizli falan sürükleyici gizemli filmleri gerelim filmlerini sevenlerin bir hastalığı vardır ya.
Kesin şöyle olacak kesin böyle olacak falan.
Hiç öyle bir film değil yani.
İzleyicisinin gayet ilerisinde akabilen bir film o gerçekten.
Onu da diyorum tavsiye ediyorum. İşte bu kadar zaman sonra dediğim gibi 2023'ün merakla beklenen projelerinden bahsederken ben demiştim ki orada.
Evil Dead ismiyle yeni bir filmin yapılması gerçekten çok çarpıcı, çok ilginç.
İlk filme gönderme yapıyor neticede.
Hani buna benzer başka filmler tabii ki var.
Yani dağa gidip, bir ormana gidip, bir kampa gidip falan veya işte bir taşınma yaşayıp da taşraya taşınan bir gencin hezeyanları falan böyle bir sürü film var.
Hani alt tur devam ediyor zaten.
Onda bir problem yok ama. Alt türün adını veren filmin adını kullanarak yeni bir film yapmak.
Bir de Rise yani yükseliş tam İngilizce'deki çeviri ama bizim dağıtımcılar kötü uyanış demişler.
Güzel bence o anlamı taşıyan bir çeviri.
Çok güzel gerçekten. Şimdi yeni film ne yapmış biliyor musunuz arkadaşlar?
Nefis bir şey yapmış. İlk filme hem çok benziyor.
Hem de hiç benzemiyor.
Bakınız bu hamle gerçekten çok iyi.
Dağ evi diyoruz ya orada bir kısılı kalma durumu var.
Yani gençler orada korkutucu olaylarla karşılaşıyorlardı.
Oradan kaçmaya çalışıyorlardı ama dağ evine giden yoldaki işte köprü yıkıldı ay gidemedik.
Hani o evden kaçamıyoruz.
Orada kötü bir ruh var. O bizi öldürecek.
Hadi kaçalım. Kaçamıyoruz da. Orada kısılı kalıyoruz.
Şimdi bu yeni film bir kısılı kalma durumu yapmış.
Ama nasıl yapmış biliyor musunuz? Bir apartmanın 20.
katında bunu yapmış. Filmde bir deprem oluyor.
İşte yok asansöre arızalanıyor, yok merdiven yıkılıyor vs.
Bir apartman dairesinde kısılı kalıyorlar.
Bakınız bu güzel bir numara.
İlk filmde dediğim gibi bir arkadaş grubu vardı ama aile bireyleri de vardı dedim ya.
Burada tamamen aile bireyleri var.
Bir anne, üç çocuk ve bir teyze yani annenin kız kardeşi burada kısılı kalıyorlar.
Apartmanın ta en alt katlarında bir zamanlar işte orada bir banka varmış da bankanın kasasında bir kitap ve ses kaydı saklanmış.
İşte depremden dolayı işte otopark falan böyle hani çatlıyor patlıyor çocuklar oradaki gizli kasayı buluyorlar falan.
Oradan bir kitap ve ses kaydı alıyorlar.
Bunu yukarı getiriyorlar ve ne yazık ki kötü ruhu çağırıyorlar.
Bakın o kadar güzel ki.
Hani neredeyse öykü tamamen aynı ama mekan farklı, karakterler farklı, orman farklı.
Hani orman değil bayağı şehirde süre giden bir Evil Dead filmi izliyoruz.
Karakterler farklı ama başa gelen olaylar benzer olsa da bu başa gelen olayların dramatik etkileri, kişilerin üzerindeki etkileri gerçekten çok farklı.
Başka alt metinler falan var.
Böyle ilk filmlerde alt metin falan yoktu.
Böyle gayet düz öyküyü izliyordunuz.
Hani çok iyi olsa da burada karakterler farklı olduğu için başka alt metinler eklenmiş falan.
Gerçekten öykü, tavır, karakterler, atmosfer çok iyi.
Bir kere özellikle şunu söyleyeyim filmin sinematografisi de harika.
Yani o korkutucu sahneler, o efektler, o kurgu, o geçişler, kamera hareketleri falan.
Yani böyle... Gerçekten çok iyi.
Bakın ben buna çok dikkat eden bir sinema yazarıyımdır diyeyim.
Gösterge bilimsel olarak filmleri çok incelerim.
Çok önem veririm. Yani bir filmin öyküsü falan alt metinleri istediği kadar iyi olsun.
Görsel olarak, sinematografik olarak bir film başarılı olmadığı sürece bana göre asla iyi bir film olamaz.
Bu film gerçekten çok iyi.
Yani nefis yönetilmiş. Çok başarılı.
Tüm bunlara ek olarak da şöyle bir numarası var filmin.
Hani diyorum alt metinler falan var.
Tamam güzel ama... Filmdeki karakterlerle bir duygusal bağ kuruyoruz.
Ancak bu duygusal bağda film genelde şey yapar.
Yani nasıl diyeyim böyle tamam hani biz de kendimizi korkan karakterin yerine koyalım ki hani o olaylar bizim başımıza gelmiş gibi hissedelim.
Hani daha çok korkalım.
Böyle bir şey yok filmde.
Baş karakteri falan hiç anlamanız ya da böyle bir nasıl diyeyim bir özdeşleşme kurmanız gerekmiyor.
Hani kuruyoruz tabi yani kurmuyor değiliz.
Onu kastetmiyorum ama film arkadaşlar sadece Görsel olarak bile bence çok korkunç.
Etkilenmemek hani az çok türü seviyorsanız veya korku filmlerine biraz olsun ilginiz varsa filmi izleyip de görsel olarak etkilenmemeniz, sarsılmamanız gerçekten çok zor.
O anlamda Evil Dead Rise filminin hem efsaneye ve alt türe...
Benziyor olması ama benziyor olmasına rağmen gayet de bambaşka görünebilmesi, bambaşka bir film olması açısından filmi de ben çok başarılı buldum gerçekten.
O anlamda Kötü Ruh Uyanış filminin gayet iyi bir film olduğunu düşünüyorum.
Bir tek şuna takılabilirsiniz belki.
Film çok vahşi.
Yani şimdi bu aslında korku türünde bir alt tür.
Gor deniyor buna. Gaziantep, Ordu, Rize, Eskişehir.
Gore diye yazılıyor. Çok sert, vahşet sahneleri içeren, çok şiddet dolu bir film gerçekten.
Şimdi bunu sevmiyorsanız zaten filmi izleyemezsiniz.
Yani hani o anlamda uzak durun diyorum.
Şiddet sahnelerine karşı bir hassasiyetiniz varsa yani mideniz biraz hassassa zaten uzak durun.
Ama hani filmde o çok apaçık kullanılmış ama şimdi aslında bu kötü bir taraf olarak anılamaz.
Niye? Çünkü normal şartlarda bu alt türün gerekliliklerinden bir tanesi bu.
Yani bu filmleri sevenler zaten o şiddet tanelerini seviyorlar.
Hani siz sevmiyorsanız uzak durun.
Pornografi seviyesinde şiddet içeriyor.
Şimdi ben zaten hani filmi...
Hem üzerine konuşmak istediğim için hem de izlemek istediğim için tabii ki.
İzledim ama sahnelerde gözümü kaçırdım.
Çok çok abartılı şiddet sahneleri var gerçekten ama diyorum.
Hani bu bazı sinema severler için kötü olarak eleştirilebilecek bir şey olabilir ama bana göre değil.
Tür açısından da öyle değil.
Ondan dolayı bu konuda da sadece size uyarmış olayım.
Onun dışında kötü ruh uyanış filmi.
Dediğim gibi hem atalarına eski harika filmlere göndermeler açısından, onlara bağlılık açısından, onların inşa ettiği yapıyı sürdürme açısından çok başarılı hem de kendine has
olabilme açısından da gayet ilginç ve farklı bir film olmuş.
Biraz olsun ilginiz varsa Kötü Ruh Uyanış filminin sizi mutlu ve memnun edeceğine inanıyorum arkadaşlar.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu kadar. Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
