
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Film tavsiyeleri serimizde bu hafta korku türündeyiz arkadaşlar. Birbirinden korkutucu 5 filmle karşınızdayız. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar. Sinematrize hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda film seçkileri serimize devam ediyoruz.
Ve korku sinemasından 5 örnek film size tavsiye etmeye çalışacağım.
Yine farklı ülkelerden, farklı dokulardan, farklı duygulardan örnekler vermeye çalıştığım farklı korku türlerine değinmeye ve onların örneklerini konu edinmeye çalıştım.
Umarım başarabilmişimdir.
Daha önce söylemiştim hani çok bilinmeyen filmleri size tavsiye etmeye çalışıyorum diye ama bazılarını da hani bilinse de üzerine tam olarak fikir birliğinde olunmayabiliyor.
Hani bazı filmlere bakıyorum.
İnsanlara iyi notlar vermemiş falan.
Umursamıyorum, izliyorum ve çok iyi bir film olduğunu görüyorum.
Hani günümüz sinema seyircisini tatmin etmek de gerçekten çok zor oluyor diye düşünüyorum.
Sinemacıların durumu gerçekten çok kötü.
Hani o kadar çalışıyorsunuz, iyi bir şey yaptığınızı düşünüyorsunuz ama geniş kitleler filminizi beğenmiyor.
Yerden yere vuruyorlar falan ama aslında film iyi oluyor.
Yani yıllar sonra belki de bazen hak ettiği değere kavuşuyor.
Öyle filmler de var. Öyle olabilecek filmleri de ben burada söz konusu etmeye çalışıyorum.
Birinci filmimiz malum son yılların aslında en büyük korku projesi olarak anılabilecek filmlerden biri.
Bir tanesi olan Doctor Sleep arkadaşlar.
Doctor Sleep Stanley Kubrick'in meşhur mu meşhur The Shining filminin devamı.
Şimdi zaten...
Bu projenin çekileceğini duyduğumuzda hani sinema dünyası böyle sosyal medyada falan Kubrick'in, Shining filminin devamı çekileceği duyuldu.
Hemen zaten böyle linç demesek de bir şüpheli bakma dalgası yayıldı ortalığa.
Hani aman yapmayın hiç iyi olmaz, onun kadar iyi olmaz, hiç niyetlenmeyin gibilerinden böyle bir fısıltılar, bir sohbetler ortalıkta dönmüştü.
Ama iddia ediyorum ki arkadaşlar Dr.
Sleep... Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki çok iyi bir film.
Genel olarak hani bakıldığında The Shining'in devamı olarak bakmak yanlış değil.
Çünkü gerçekten oradaki öyküyü devam ettiriyor.
Tam olarak devamı yani oradaki baş karakter zaten ana karakter filmdeki Danny.
Shining'de küçük çocuk vardı.
Deni karakteri. Onun büyümüş hali zaten.
Film tam olarak devamı ama düşündüğümüzde o filmden daha iyi olmak zorunda mı acaba bir film?
Ben bunu anlayamıyorum. Ondan iyi değil.
Onun kadar iyi değil. Onun kadar iyi olmak zorunda mı arkadaşlar?
Kendisi zaten iyi bir film bence.
Dr. Sleep. Shining'den daha iyi olmaması onu kötü yapmıyor.
Shining zaten mükemmel bir filmdi.
Ona söyleyecek bir şey yok. Doctor Sleep'i Shining'le karşılaştırmak da çok şart değil.
Kendince bence Shining'in karşısında hiç de ezilmiyor.
Ondan daha iyi bir film olduğunu iddia edemeyiz ama ezilmiyor bence.
Kendi başına da gayet iyi bir film, gayet güçlü bir film ve aynı zamanda...
The Shining'in mirasını onun hani başlattığı hani bundan sonra devamı tekrar olur mu bilmiyoruz.
Hani bir Dr. Sleep'in de devamı çekilir mi?
Ona dair bir bilgi yok elimizde ama hani Shining'in başlattığı diyelim en azından iki filmlik bile olsa efsaneyi gayet de böyle hakkıyla taşıdığını ve sürdürdüğünü iddia edebileceğimiz bir film bence.
Mike Flanagan diye Amerikalı bir korku filmi yönetmeni var.
Yakın zamanında en değerli yönetmenlerinden bir tanesi arkadaşlar.
Hani bir korku filminde Mike Flanagan adını görüyorsanız o filmi gönül rahatlığıyla izleyebilirsiniz.
Ben birçok korku filmini izledim.
O yönetmenin yönettiği ve hemen hemen hepsi de belli kalitenin üzerine filmlerdi.
Hepsi de iyi filmlerdi yani. İyi bir yönetmen.
Hani bu projeyi Flanagan'a vermelerine ben şaşırmadım şahsen.
Hatta adını duyduğumda iyi bir şey çıkabilir.
İyi bir şey çıkacak galiba demiştim.
Shining'in mirasını devam ettiriyor.
Öyküyü oradan alıyor, devam ettiriyor ve gerçekten teknik işçilik olarak çok iyi bir film.
Oyunculukları çok iyi. Öyküsü çok iyi.
Gerçekten çok iyi bir öyküsü var bence.
Bakıldığında Shining öykü olarak şimdi Stephen King'in aynı adlı romanından uyarlanmış bir filmdi zaten.
Ve romana pek de sadık bir film değildi.
O zamanlar şimdi çok uzun bir muhabbet bu.
Hani buradaki tavsiye sohbetimizi uzatmak istemiyorum ama romanın yazarı olan Stephen King, Stanley Kubrick'in yönettiği Shining filmini hiç sevmemişti.
beğenmemişti. Bir sürü kavga dövüş bağırış çağrış olmuştu.
Filmi reddetmişti falan. Orada bir sürü hikaye var yani.
Dr. Sleep yine Stephen King'in yazdığı devam romanının uyarlaması zaten ve her şekilde gerçekten çok tedirginci bir film.
Süresi çok kısa değil hatta uzun bir film ama Filmi izlediğinizde her an filmin her anı korku sahnesi olmasa da o tedirginliği o gerilim hissini her an alıyorsunuz arkadaşlar.
Hiç film tansiyonu düşürmüyor.
Harika karakterler sunmuş bize korku anları yine.
Gerçekten korkutuyor insanı ama esas filmin başarısı birçok korku filmindeki gibi belli anlarda böyle patlayıp patlayıp böyle ses efektleriyle veya anlık böyle sıçramalarla bizi korkutmak değil.
Filmin bütününe yayılmış gerçek bir tedirginlik hissiyle izleyicisini etkilemeye çalışıyor ve bence sonuna kadar da bunu başarıyor.
Bence Doctor Sleep...
Gerçekten iyi bir film. Son yıllarında korku sineması literatüründe karşımıza çıkmış en değerli, en güçlü örneklerden bir tanesi gerçekten.
İzleyen arkadaşlar vardır mutlaka.
Sevmeyen de olabilir. Bir şey diyemem.
Tabii herkes aynı fikirde olmayabilir ama Dr.
Sleep'i izlemediyseniz eğer seveceğinizi düşünüyorum.
Gönül rahatlığıyla da size tavsiye ediyorum.
Bir diğer filmimiz yine Kuzey Kore'den geliyor.
Kore sineması. Her hafta andığımız gibi.
The Wailing 2016 yapımı bir korku filmi.
O kadar iyi bir film ki arkadaşlar.
Sarsıcı bir film, çarpıcı bir film.
Şöyle bir tarafı var.
Şimdi Türk sinemasında da ne yazık ki kötü örnekleri yapıldı ama...
Biraz taşra korkusu vardır ya böyle hani köylerde kasabalarda böyle halkın anlattığı korkutucu ağızdan ağza yayılan öyküler vardır ya böyle hani şurada şöyle bir şey varmış.
Şöyle bir cinli işte şeytan perili bir şeytan bizim kültürümüzde pek yoktur.
Hani şeytanlı ev diye bir şey duymayız pek.
O biraz daha Hristiyan kültürüne ait bir korkutucu obje ama bizde de cin vardır ya hani zaten şu an Türk sinemasının hakim korkutucu ögesi cinler.
Mesela onlarda da cin yok hani.
Yani Hristiyan kültüründe cin başka bir şey.
Başka bir anlama geliyor. Şöyle söyleyelim.
The Wailing Kore kültürünün taşrasından gelen bir korkutucu taşra hikayesinden yola çıkan ve bunun biraz böyle gerçeğe dönüşmesi gibi böyle bir çok sarsıcı bir öyküyü
konu alıyor. Yine çoğu Kore filmi gibi yakın dönemin Kore filmlerindeki gibi harika teknik işçilik var.
Çok iyi bir yönetim var.
Yavaş yavaş başlayan böyle çok böyle patlamalarla değil.
Yavaş yavaş başlayan, yavaş yavaş açılan bir öyküsü var.
Yavaş yavaş bizi geriyor, geriyor, yükseltiyor, yükseltiyor, yükseltiyor.
Yani işin içerisinde gizem de var, tedirginlik de var.
Ama sadece bir gerilim filmi değil.
Bazı anlarda da böyle bayağı böyle sizi korkutuyor.
Ciddi ölçekte korkutuyor.
Çok iyi bir film. Zaten birçok yerde anıldı, sevildi bu film.
Yani uluslararası platformda bayağı adı anılmış bir film.
Çok iyi bir film. 2016 yapımı The Wailing öneriyorum.
Beğeneceğinizi düşünüyorum. Diğer önerimiz Kanada-Amerikan ortak yapımı.
Son yılların bence en değerli, en güçlü korku filmlerinden bir tanesi.
The Witch 2016 yapımı.
Robert Eggerson yönetti. Şöyle bir şey.
Şimdi Witch tam çevirisiyle cadı biliyorsunuz.
Witch baya cadı anlamına geliyor.
İlginç olan şu arkadaşlar. The Witch, cadı gerçekten cadı olgusunu, cadı külliyatının ortaya çıkış dinamiklerini o kadar güzel özetliyor ki.
O kadar gerçek bir film ki arkadaşlar.
Yani şöyle söyleyeyim size. Korku neticede fantastik bir türdür değil mi?
Çoğunlukla. Yani hani şimdi korkunun da tabi alt türleri var.
İşte şeytan öyküleri, cin öyküleri falan.
Perile ev öyküleri hani birçok korku ögesi aslında fantastiktir.
Sıra dışıdır yani. Kötücül karakterler çıkıp dünyamıza gelir veya bizi rahatsız eder vs.
Hani gerçekçi korku türleri de yok değil.
Hani katil öyküleri hani onları da böyle işte tan slasher dediğimiz hani gençlerin kesici aletlerle öldürüldüğü işte scream tarzı filmler de var.
Yok değil. Hani her korku filmi illa fantazidir, fantastiktir demiyoruz ama korku türünün birçok alt türü fantazi.
Şimdi witch dediğimizde cadılar da normalde biraz fanteziye kayıyor.
Hani büyü yapabilen kadınlar için uygun görülen bir yakıştırma aslında the witch.
Ama orta çağdan başlayan bir şey olduğu söylenir cadılığın.
Hani 1400'lerde, 1500'lerde, 1600'lerde, 1700'lerde hatta cadılık üzerine öyküler anlatılmıştır falan ama nereden geliyor bu fantastik yapı?
Nereden çıkıyor cadılık?
Sorusunu sorduğumuzda bunun hani tarihçilerimiz bunu zaman zaman belki anlatmışlardır ama bu filmde...
arkadaşlar cadılık olgusunun nasıl ortaya çıktığını gerçekten anlıyorsunuz.
Filmde atıyorum konuşan bir keçi var mesela örneğin.
Şimdi keçi konuşuyor. Nasıl konuşuyor keçi?
İlginç olan şu film gerçek olup insanlar tarafından kolaylıkla kabullenilemeyen bazı durum ve olguların Doğa üstü algılandığına dair bir film arkadaşlar Witch.
O kadar güzel bir film ki.
Yani başınıza istemediğiniz durumlar geliyor.
İstemediğiniz bir duruma pozisyona düşüyorsunuz diyelim.
Bir aile olarak veya bireysel olarak.
Ve karşınıza mücadele etmekte zorlandığınız durumlar geliyor.
Ve siz bunlara doğa üstü anlamlar yüklüyorsunuz.
Öyle söyleyeyim yani. Hani Witch filminde sıra dışı, doğa üstü, fantastik birçok öge var.
Ama o ögelerin sadece karakterleri...
...algısında mı yoksa gerçek dünyada mı olup olmadığına bir türlü emin olamıyorsunuz.
Zaten tam olarak filmin numarası da bu.
Yani belki de filmde sıradışı hiçbir şey yok, olağanüstü hiçbir şey yok, doğaüstü hiçbir şey yok.
Sadece insanlar bazı kabullenmekte zorlandıkları gerçek durumlara doğaüstü anlamlar yüklüyorlar arkadaşlar.
Öyle söyleyeyim. Biraz spoiler vermiş gibi oldum ama hayır yok değil.
Hayır hayır spoiler vermiş olmuyorum.
Yani sizin film seyrinizi etkileyecek bir şey söylemiyorum bunu yaparken.
Ama çok etkileyici bir film gerçekten.
Çok iyi bir görsellik var işin içerisinde.
Çok etkileyici bir sinematografi var.
Sade, ağır ağır akan bir film böyle.
Yani tedirginlik duygusu en başından var filmde zaten.
Ve korkutucu anlarda da...
Çok sarsılıyorsunuz, çok etkileniyorsunuz.
Öyküsünü de çok kısaca söyleyeyim.
Yanlış hatırlamıyorsam 1800'lerde İngiltere'de bir köyde dini bir otoriteyle ters düşen bir ailenin oradan sürülmesi.
Hani sen artık bu köyde, bu komünde, bu insan topluluğu içerisinde yaşamayacaksın.
Biz seninle takıştık, seninle ayrı dini inanışlarımız var, dine bakışımız ayrı.
Sen de biz öyle düşünüyorsun. Tamam o zaman git bu köyden, kendin ormanını kendi başına yaşa.
Nasıl yaşıyorsan yaşa. gibilerinden bir aile bir köyden kovuluyorlar ve ormanda tamamen başıboş bir ortamda kendi hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar yani ve bu süreçte başlarına biraz sıra dışı
olaylar gelmeye başlıyor. O kadar söyleyeyim.
Çok iyi bir film gerçekten.
Çok etkileyici bir film ve tarihsel gerçekleri demiyorum.
Hani bu gerçek bir öykü değil.
Hani bir zamanlar böyle bir şey olmuş değil ama halk arasında anlatılan öykülerden yola çıkılmış bir film ve O halk arasındaki öykülerin de aslında nasıl ortaya çıktığına dair nefis
tespitler barındıran bir film arkadaşlar.
Ben çok keyif aldım izlerken.
Birden çok kez de izledim filmin inceliklerini görebilmek için.
Her izlediğimde de ayrı bir güzelliğini fark ettim.
Gerçekten çok etkileyici bir film.
Gönül rahatlığıyla size öneriyorum.
2016 yılının yapımı The Witch.
Keyifle izleyeceğinize inanıyorum.
Bir sonraki önerim 2017 yapımı...
Pay Wacket diye bir film arkadaşlar.
Adam MacDonald'ın yönettiği.
Şimdi bu film de başka bir film.
Bu film de biraz daha farklı bir film.
Bu film günümüzde geçiyor. Ve bu film üzerine aslında söylenenler pek iyi değil.
Yani hani filmin çok da etkileyici güçlü bir film olmadığını düşünen bayağı sinema sever var.
Hani belki de filmi sevmeyenler sevenlerden daha kalabalıktır ama ben yine fikrimde biraz ısrarcıyım.
Bence çok iyi bir film. Pay Wacket büyü üzerine bir film arkadaşlar.
Ve şöyle söyleyeyim. Genç bir kızın, ergen bir kızın içerisinde bulunduğu yine biraz sosyal, biraz psikolojik sarsıntılardan yola çıkarak büyüye merak sarması.
Gençlerin kafası karışık olur.
Hani o temel çıkış noktasından çıkan bir film.
Hani nereye sarayım ben büyüye kendimi vereyim demiş.
Kafası karışık bir genç kızımız var.
Ve şu kadar söyleyeyim pişman oluyor.
Ve olacak öyle söyleyeyim kısaca.
İlginç olan taraflarından bir tanesi şu.
Film çok sakin başlıyor.
Yavaş yavaş yükseliyor, yükseliyor, yükseliyor, yükseliyor ve çok da minimalist de bir film.
Yani filmde böyle bir sürü karakter, bir sürü mekan, bir sürü öykü, bir sürü alt öykü, yan öykü falan öyle şeyler yok.
Çok temel bir ana öyküsü var filmin.
Az birkaç karakteri var.
Ortada bir tane zaten dediğim gibi baş karakter, genç ergen bir kız var.
Ama film o kadar doğru ilerliyor.
Yavaş yavaş, yavaş yavaş öyküsünü o kadar ince ince işliyor ki böyle.
Gerçekten aman tanrım galiba olay olaya gidecek diyor.
diyorsunuz böyle. Yani kaçınmak istediğiniz aman öyle olmasın dediğiniz korkutucu bir finali ya da korkutucu anları böyle yavaş yavaş hissettirip sizin karşınıza öyle cüretkarca getiriyor ki
film. Dediğim gibi minimalist bir film aslında.
Küçük bir film yani. Küçücük bir film Pave Bucket.
Öyle çok büyük bir film değil. Andığım diğer korku filmleri Pave Bucket'ın yanında biraz ölçekli kalırlar gerçekten ama gerilimini çok doğru tutturmuş.
Çok sakin sakin meselesini anlatan karakterinin içerisinde bulunduğu psikolojik ve sosyal durumu da çok güzel biçimde bize veren, keyifli bir film.
Biraz arkada kalmış bir film.
Pek herkesin bildiği bir film değil.
Böyle çok geniş, yaygın gösterimi girmiş bir film değil.
Zaten Amerikan filmi de değil. Kanada filmi.
Kanada'dan yapılmış bir film. Ama iddia ediyorum çok keyif alacağınız bir film.
Hele hele bir korku filmi severseniz çok keyif alacağınızı düşünüyorum.
Ve korku filmi tabii...
Şu an size önerdiğim gibi ama gerilim tarafı da çok güzel.
Yani filmin bütünlüğü yayılmış da çok güzel bir tansiyon durumu var.
Böyle hani tansiyonu hep yüksek tutan, bir tedirgin eden, bizi tedirgin eden bir film gerçekten.
Başarılı bir film ve bu filmi izlediğimde hep şöyle düşünmüştüm.
Hani Türk Korku filmleri de var ya hani izlediğimiz ve bence çok da başarılı bir sinema inşa edemediğimiz bir Türk Korku filmi külliyatı oluşmaya başladı.
Bakıyorum başka ülkelerin yaptığı küçücük bütçeli, küçücük ölçekli, çok böyle mütevazi korku filmlerine bakıyorum.
Harika filmler var. Biz niye böyle filmler yapamıyoruz dediğim filmler var.
Pave Bucket öyle bir şey. Gerçekten çok küçük bütçeyle çekilebilecek.
Yani hani genç bir sinema öğrencisinin bile çekebileceği bir film aslında arkadaşlar.
Niye bizim sinemamızdan böyle işler çıkmıyor diyorum bazen bazı filmlerde.
İşte Pave Bucket bana onu söyleten filmlerden bir tanesiydi.
Gönül rahatlığıyla size öneriyorum arkadaşlar.
Bu haftaki son önerim diğer filmlerin hiçbirine benzemiyor.
Bir Amerikan filmi. Tam bir gişe sineması örneği.
Belki de duymuşsunuzdur bu filmi.
Aslında korku filmi severler bunu mutlaka bilir ama.
Burada yine anmak istedim.
The Cabin in the Woods arkadaşlar.
Harika bir film. 2012 yapımı.
Drew Goddard'ın çektiği.
Nefis bir film. Eğlenceli de bir film.
Aslında şöyle şimdi 90'lı yıllarda geçtiğimiz programlarda kısmen bundan bahsetmiştim.
90'lı yıllar sinema tarihinde revizyonist dediğimiz yani sinemanın kendisini incelediği, kendisini yargıladığı yani sinema üzerinden sinema yapma akımının ortaya çıktığı bir dönemdi.
Ve 90'larda da Wes Craven adlı çok değerli bir korku filmi yönetmeni yakın zamanda kaybettik.
Wes Craven'da Scream serisiyle Scream çığlık mutlaka duymuşsunuzdur.
Yanlış hatırlamıyorsam 4 tane yapıldı Scream serisi.
İşte böyle kesici aletlerle gençlerin öldürüldüğü gelelim korku filmleri vardı.
Onların klişelerini kullanarak onun üzerine bir film yapmıştı.
Yani gençlerin öldürüldüğü kesici aletlerle öldürüldüğü bir korku filmi bu.
İzlemeyenler için söylüyorum hani izlemeyen arkadaşlar olabilir.
Ve bu gençler o filmde kesici aletlerle gençlerin öldürüldüğü filmlerden bahsediyorlar.
Ve kendileri de kesici aletlerle öldürülüyorlar.
Filmleri... Kendi içinde inceleyen, eleştiren bir film yapmıştı Wes Craven.
Gerçekten çok keyifliydi, çok eğlenceliydi.
İşte Cabin in the Woods da tam olarak böyle bir film arkadaşlar.
Film tam olarak 90'lar korku sineması ya da korku filminin en böyle klişesiyle başlıyor.
Bir grup genç arabaya binip dağdaki bir eve giderler.
Ne kadar klişe değil mi? Aynen film böyle başlıyor.
Hani zaten adı da o. Cabin in the Woods.
Ormana Forest aslında tam çevresi de Amerikalılar, İngilizler...
Ormana woods da diyorlar bazen.
Hani kabininde woods. Hani ormandaki kulübe tam çevirisi olarak.
Oraya gençler gidiyorlar.
Bir gençler arabaya doluşup ormandaki eve gidiyorlar.
Orada başlarına neler gelecek.
Evet neler gelecek. Tam bir korku filmi.
Evet film böyle başlıyor.
Ama bu klişeyi o kadar güzel kullanıp...
Bambaşka yerlere gidiyor ki film arkadaşlar.
Hani klişe gibi başlıyor ama bu klişeyi kullanıyor, bu klişeyi inceliyor, eleştiriyor ve bambaşka bir film ortaya çıkarıyor.
Çok sarsıcı, biraz daha büyük bütçeli.
Hani diğer andığım korku filmleri gibi değil.
Daha büyük bütçeli, daha neşeli, daha heyecanlı, daha eğlenceli.
Gerçekten çok güzel bir film.
Keyif alacağınıza inanıyorum. Ve filmin senaristi Avengers serisini yaratan Josh Whedon arkadaşlar.
iyi bir yönetmen yani. Hani Avengers gibi bir seriyi yapan bir yönetmenin vasat bir yönetmen olması zaten düşünülemezdi.
Hani Josh Whedon burada bu filmin senaryosunu yazmış.
Şimdi o kadar şey ki hani adam tam böyle sinema üzerinden sinema yapmaya çalışmış gerçekten ve bunu da başarmış gibi bir film.
Oyuncu kadrosu da çok geniş.
Efektleri, setleri, oyunculukları her açıdan on numara bir film yani.
Geşe sineması yapar değil mi Hollywood?
Yani genellikle öyle biliriz.
Normal geşe korkularının, geşe filmlerinin öte Kesinlikle bir işçilik var filmde arkadaşlar.
Ve finalde falan zaten artık olay bambaşka yerlere gidiyor böyle.
Hani böyle gizem öykülerinde, korku filmlerinde filmin sürprizini falan anlamaya çalışırız ya.
Böyle ha kesin işte katil uşaktır değil mi?
Esas katil gibi görünen kişi çıkmaz.
Uşak çıkar. İşte bu filmin sonunu tahmin etmeye çalışın.
daha göreyim arkadaşlar. Buyurun.
Gerçekten çok başka yerlere gidiyor film ve çok keyifli gidiyor.
Filmdeki tüm dönüşler, tüm sürprizler, tüm çarpıcı, dönüşümlü anlar böyle filme çok güzel yedirilmiş.
Hiçbir şey yapıştırma durmuyor böyle bizi şaşırtsın diye yapılmış gibi de durmuyor gerçekten.
Ben çok keyif aldım.
Korku filmi severlerin de genel olarak sevdiği bir film.
Diğer örneklerden, diğer andığım filmlerin bazılarında böyle herkes hemfikir değil onun.
O filmin iyi bir film olduğunu ama Cabin in the Woods son yılların birçok kişiye göre en değerli, en güzel, en keyifli korku filmlerinden bir tanesi.
Onun için tekrar burada anmak istedim.
Size tavsiyede bulunmak istedim.
Evet korku filmi önerilerimizi de bu haftalık bitirdik.
Başka bir öneri listesinde tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Sağ olun arkadaşlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
