
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, Komedi türünde film tavsiyeleri ile sizlerleyiz. Birbirinden komik ve eğlenceli 5 film karşınızda.
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar. Sinematrasa hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda film tavsiyeleri dosyasına tekrar dönüyoruz.
Son 3 haftadır eskimeyen filmler dosyasını açmıştık ve 3 tane onun üzerine program yaptık.
90'lardan 80'lerden günümüze hitap edebilen yani bugün açıp izlediğinizde daha dün yapılmış gibi görünen çok iyi filmlerden bahsetmiştik.
Kısmen unutulmuş ama bazı sinefilerin bazı sinema severlerin sinema yazarlarının hala anmaktan vazgeçmediği izlemekten tekrar tekrar izlemekten vazgeçmediği birkaç filmden size örnek vermeye
çalışmıştım. Çok iyi filmlerdi bunlar ama o zaman da film tavsiyelerine devam edeceğimizi söylemiştik.
Şimdi bu hafta dönüyoruz.
Ve biraz zor bir türden bahsedeceğiz bu hafta.
Komedi filmlerinden bahsedeceğiz arkadaşlar.
Komedi sineması son yıllarda ilginç bir kılıfa büründü.
Biraz garip bir hale geldi. Çünkü komedi neredeyse tamamen...
Tamamen demesem de çok yüksek oranda daha çok dizilere ve televizyon filmlerine kaydı.
Hatta internet sağ olsun bütün komedi ihtiyacımızı karşılıyor bizim.
Yani Vine'lar, Youtube'lar, Gif'ler, Caps'ler falan.
İnternette sürekli eğleniyoruz, sürekli gülüyoruz.
Sürekli komedi ihtiyacımızı daha çok eskiye göre daha çok internetten karşılıyoruz.
Ve dediğim gibi televizyon dizilerinden karşılıyoruz daha çok.
Televizyon dizileri içerisinde gerçekten çok iyi komedi örnekleri var.
Bunun üzerine program yapan arkadaşlarım var.
Ben hiç girmeyeceğim ama sinemada eskiye göre örneğin 80'lere göre 50'lere göre hatta ona bakarsanız sinema komediyle başladı.
Yani Chaplin'ler, Buster Keaton'lar, Harold Lloyd'lar ta sinemanın ilk dönemlerine gittiğimizde komedi türünün çok güçlü olduğunu görüyoruz ama son yıllarda sinemadaki komedi gerçekten başka türlerin
içerisine girdi. Örneğin Şu an ana akım sinema dediğimizde ilk aklına geliyor çizgi roman uyarlamaları geliyor, süper kahraman filmleri geliyor ve Marvel geliyor değil mi?
Kabaca şöyle bir düşünün izlediğiniz ya da duyduğunuz ya da böyle afişini bile gördüğünüz diyebilirim.
Marvel filmlerinin içerisinde neredeyse içerisinde komedi unsuru olmayan hiçbir film yok.
Bütün filmlerde espriler var, komik sahneler var.
Hani kendi içerisinde tüm ana akım sinemanın neredeyse tüm gişe filmlerinin bir komedi dozu var ve hatta bunların bazıları...
Neredeyse saf komedi filmi olarak geçiyor.
Örneğin Deadpool mesela ya da Ant-Man, karınca adam.
Direkt komedi filmi olarak geçiyor.
Hani insanlar sanki sadece gülmek için o filmleri izliyormuş gibi bir intiba var ortada.
Ama aslında ben bu fikre pek de katılmıyorum.
Komedi sinemasının biraz son yıllarda böyle fakirleştiğini ve diğer türlerinin içerisinde böyle eriyip gittiğini düşünen sinema severlerdenim.
Ve şöyle bir sıkıntı var ki bu filmleri izlerken aslında komedi...
Komik sahneler olsa da yani gülüp eğlensek de filmlerin diğer tarafları işte aksiyon tarafı ya da işte görsel efekt tarafı, serüven tarafı bence komedi dozlarının önüne geçiyor.
Yani aynı zamanda bir heyecan yaratan filmler bunlar.
Ondan dolayı bu filmleri böyle saf komedi filmi olarak göremiyorum bir türlü.
Bilmiyorum belki de bende sorun vardır.
Belki ben eski nesil bir sinema severimdir bilemiyorum ama bu hafta ben size...
Biraz daha böyle saf komedi diyebileceğim.
Yani komediye odaklanmış böyle serüvene, aksiyona, maceraya, bol efektlere falan değil.
Sadece izleyicisini güldürmeye odaklanmış 5 farklı film örneği vereceğim.
Aslında bir tanesi tam öyle değil ama onu da ayrıca anlatacağım.
Neyse uzatmayayım.
Komedi filmlerine örnek verirken dediğim gibi son yıllarda biraz az örnek var dedim ya.
Normalde 2000'li yılların sonrasına hani günümüz izleyicisine biraz daha fazla hitap eden filmlerden örnekler vermeye çalıştım bugüne kadar.
Bu kez biraz istisna yapacağım.
Bir 2000'li yılların gerisine de bir bakış atacağım.
Oradan da örnekler vereceğim ama çok iyi filmler arkadaşlar.
İnanın yani hiç eski gibi değiller.
Yani bunları eskimeyen filmler dosyamda da anabilirdim bu filmleri gerçekten.
Birincisi 1998 yapımı Dinner Game diye bir film arkadaşlar.
Bizde salaklar sofrası diye.
Bilinir bazı sinema severlerce.
O kadar enteresan, o kadar komik, o kadar harika bir film ki.
Bir Fransız filmi aslında bu.
Öyle diyeyim. Fransız Weber'in filmi.
Çok ilginç bir film.
Çok iyi bir film. Bir tiyatro uyarlaması aslında.
Bir oyun uyarlaması yani. Uzun yıllar sonra Hollywood'da da bunun bir tekrarı yapılmıştı.
Yeniden çevrimi yapılmıştı.
Ama esas bu 98 yapımı, orijinal versiyon.
Olağanüstü iyi bir film. Çok...
komik bir film veya böyle gülmekten gözünüzden yaşların geleceği böyle karnınızda sancıların saplanacağı bir film.
Kısaca size öyküsünden bahsedeyim.
Böyle bir grup halkın kaymak tabakası diyebileceğim.
Böyle biraz entelektüel, biraz böyle eğitimli, zengin bazı kişiler, bazı böyle beyler bir akşam yemeği organizasyonu düzenliyorlar ve kendilerince kendilerinden daha böyle nasıl
bir kelime seçeyim bilmiyorum ama onların aptal dediği ya da eksik zekalı diyeyim.
Hani abuk subuk konuşan ya da aptal komik durumlara bol bol böyle yol açabilecek veya fırsat verebileceği gördükleri tipleri böyle akşam yemeğine davet ediyorlar.
Böyle kendilerine göre hani görece daha alt tabakadan insanlar oluyor bunlar.
Hani salaklar sofrası diye kasıt o hani filmde.
kendilerini akıllı olarak gören bir kesim salak olarak gördükleri kişileri akşam yemeğine davet ediyorlar.
Tabii çaktırmadan yani. Aa dostum işte ben seninle tanıştım.
Çok hoş bir insanmışsın. Biz dostlarımıza bu akşam bir yemek yiyeceğiz.
Sen de gelsene. Diyecek yani davet ediyor.
Bu salak olarak düşündüğü kişiyi yemeğe alıyor.
Çevrelerinde de hani kendisi gibi bunun bir düzenek olduğunu bilen insanlar var.
Dostları var ve o kişileri işte konuşturarak onlarla böyle diyaloğa girerek falan onların salaklıklar yapmasını sağlamaya çalışıp eğlenmeye çalışıyorlar kendilerince.
Böyle bir şey yapmışlar yani organizasyon yapmışlar ama tahmin edebileceğiniz gibi bu organizasyon planlandığı gibi gitmiyor.
Bu kendine bir adet salak seçen akıllı beyefendi o salak olarak seçtiği kişiyle bu söz konusu organizasyonu yemeğe gidemiyor.
Evinde mahsur kalıyor. Öyle söyleyeyim.
O kadar söyleyeyim. O kadar komik ya arkadaşlar ve öykü aslında dediğim gibi bir tiyatro uyarlaması yani oyun uyarlaması.
Tiyatro sahnesinde olup biten bir öykü olduğu için zaten film tamamen bir evin içerisinde geçiyor.
Bir salonda geçiyor neredeyse böyle bir iki odaya falan girip çıkıyorlar en fazla.
Eve başka kişiler geliyor gidiyor ve o adam evinde mahsur kalıyor.
Salak olarak gördüğü kişiyle.
Ve hiç beklenmedik olaylar oluyor.
Öykü beklenmedik yerlere gidiyor.
Karakterler inanılmaz iyi seçilmiş.
Oyunculuklar çok iyi. Bir de Fransız filmi olduğu için böyle geleneksel Hollywood dramatik yapısı ve işte replikleri, oyunculukları falan da yok.
İyi kötü anlamında demeyeceğim.
Hollywood da bu açıdan iyidir ama biraz farklı.
Hani bir Avrupa filmi havası var böyle.
Hiçbir klişe yok filmde öyle söyleyeyim.
Hani alışıldık hiçbir şey beklemeyin.
Elbette belli komedi temaları var.
Yani ona söyleyecek bir şey yok ama oldukça da yaratık.
Bu hafta
önereceğim ikinci komedi filmi herhalde bu andıklarımın içerisinde en tanınan film ama Anlamadan da edemiyorum.
Bana göre sinema tarihinin en komik filmlerinden bir tanesi.
1993 yapımı Groundhog Day arkadaşlar.
Bizde bugün aslında dündü diye gösterime girmişti uzun yıllar önce.
Hani televizyonlarda veya şifreli kanallarda da yayınlanmıştı bu film.
Belli bir kesimin filmi bilir.
Hiç bilinmeyen bir film değil ama hala izlememiş olan çok ciddi bir izleyici kitlesi olduğuna da inanıyorum.
Hele hele Z kuşağı bir yerlerden, genç arkadaşlar böyle bir yerlerden duyup görmediyse yüksek olasılıkla filmi izlememiştir.
Harold Ramis filmin yönetmeni Hollywood'un da çok saygın değerli sinemacılarından bir tanesidir.
Hem senaristtir, oyunculukları da vardır vs.
Çok iyi bir sinemacıdır aynı zamanda.
Ve filmde... Şöyle söyleyeyim öyküsünü kabaca.
Öyle güzel bir çıkmaz, öyle güzel bir döngü yaratılmış ki.
Çok kibirli ve böyle burnu büyük bir hava durumu sunucusu var.
Billy Murray'in canlandırdığı.
Kibirli bir arkadaş bu televizyoncu böyle.
Amerika'nın bir kasabasında bir köstebek var.
Hani oranın yerel kültürüne göre.
Kışın sonunda baharda işte baharın ne zaman geleceğini, yazın ne zaman geleceğini söylüyor bu köstebek.
Öyle söyleyeyim. Ve onun haberini yapacak.
Hani işte hava durumu sunucusu ya bu işte gidiyoruz o kasabaya.
Buradaki köstebeğimiz bize kışın ne zaman biteceğini, baharın ne zaman geleceğini haber verecek diye haber yapacak.
Yani bir günlük bir iş. Ve bu kibirli hava durumu sunucumuz oraya tabii hiç gitmek istemiyor.
Yani orada işte küçük bir kasaba burası.
İşte taşra insanları var orada böyle.
Hani şehirli insanlara göre daha tırnak içinde alt düzey olarak görülen sosyal tabakalaşmaya baya ona göre müsait olan bir ortam orası.
Orada olmaktan hiç memnun değil.
Bir an önce işini yapıp geri dönmek istiyor.
Yanındaki yapımcısı ve kameraman şoför aynı zamanda teknik eleman arkadaşıyla birlikte oraya gidiyor.
Ve hiç orada olmaktan memnun değil.
Geri dönmek istiyor. Yani söz konusu röportajı yapıyorlar.
Haberi yapıyorlar. Oradan geri dönecekler.
İşte kar yağıyor. Yol kapınıyor.
Aktı koktu. Yana yattı.
Çamura battı. Geri dönemiyorlar.
Orada kalıyorlar. Ve ilginç biçimde arkadaşlar.
Filmin tabii sihri burada. Aynı günü tekrar yaşamak zorunda kalıyor bu arkadaş.
Ve oradan bir türlü kurtulamıyor.
Yani gece uyuyor. Sabah bir kalkıyor.
Yine aynı gün. Gece yatıyor.
Sabah kalkıyor. Yine aynı gün. Ve bir döngüye giriyor.
Hiçbir şekilde buradan kurtulamıyor.
İnanılmaz komik bir film. O kadar komik ki yine gülmekten gözünüzden yaşların geleceği, karnınızın ağrıyacağı anlar var.
Nefis karakterler yaratılmış.
Bir de şöyle bir durum var.
Döngü filmleri diye bir şey var zaten.
Aynı şeyin tekrar tekrar yaşandığı gibi.
Source Code gibi. Ya da Run Lola Run gibi, Koş Lola gibi böyle aynı şeyin birkaç kez tekrar tekrar yaşanmak zorunda kaldığı ve böyle zamansal paradokslara girilen filmler var zaten.
Çok fazla değil ama bu yapıyı iyi kullanan bazı filmler var.
Bu da onlardan bir tanesi.
Diyorum yine filmdeki karakterler çok iyi, replikler çok iyi, tipler harika, espriler gerçekten üst düzey.
Öyle hiç vıcık klişe böyle komedi filmine temalarına yaslanan bir film değil.
Çok yaratıcı bir film gerçekten. Oyunculukları çok iyi.
Bill Murray o kadar iyi oynuyor ki yani normalde komedi vardır kariyerinde Bill Murray'in.
İyi bir komedyen demeyeyim de komedi oyuncusu olduğu söylenir zaten ama herhalde bu kariyerindeki en iyi performanslardan bir tanesi olsa gerek.
Andy McDowell tabi bilinen Hollywood oyuncusu günümüz için artık biraz eski nesil kalıyor belki ama o dönemlerde çok parlak bir yıldızdı.
Hala sevilir. Sevenleri mutlaka vardır.
Çok iyi bir film arkadaşlar. Yani neresinden tutsam harika olduğunu söyleyebilirim.
1993 yapımı. Groundhog Day, Harold Ramison.
Mutlaka izleyin. İzlediyseniz bir daha izleyin, hatırlayın.
Ve izlemediyseniz de mutlaka kesinlikle izleyin arkadaşlar.
2008 yapımı Tropic Thunder arkadaşlar.
Tropic Fırtına. Ben Stiller'ın yazıp yönettiği bir film.
Çok ilginç.
Ben Stiller Hollywood'un ilginç oyuncularından biri.
Çok tanınan bilinen bir isim ama bir türlü tam parlayıp parlamadığı ya da çok iyi bir sinemacı olup olmadığı konusunda farklı fikirlerin olduğu bir oyuncu.
Ama ve bu da baya yüksek bütçeli falan bir film böyle yani bir savaş komedi filmi öyle söyleyeyim hani hem sinema üzerine hem savaş var işin içerisinde ve tabii aslında komedi filmi ama şu an burada andığım
gibi tabii yani komedi dozu en öne geçen filmlerden bir tanesi hem savaş filmi falan olup.
Şöyle söyleyeyim Tropic Thunder bir film çekimi var.
Öyle söyleyeyim biraz da Francis Ford Coppola'nın Apocalypse Now filmine göndermeler yapan.
Aynı zamanda müfrezeye de Oliver Stone'un meşhur Vietnam filmine.
Aslında birçok savaş filmine yapıyor.
Bir savaş filmi çekiliyor.
Bir film ekibi var yani kocaman böyle.
Ve bu film ekibi çok büyük sıkıntılar yaşıyor.
Filmi falan bir türlü çekemiyorlar.
Yani aksaklıklar oluyor. Gariplikler oluyor.
Filmde oynayan oyuncular zaten efsaneler.
Yani film... Filmi zaten izlerseniz göreceksiniz.
Filmin içerisinde, Tropic Thunder filminde çekilen filmin baş dört oyuncusunun başka filmlerinin fragmanlarıyla başlıyor.
Öyle söyleyeyim ya da tanıtımlarıyla başlıyor.
Hani film, filmin içerisindeki filmle başlıyor.
Hollywood üzerine inanılmaz bir alegori ve inceleme var filmde arkadaşlar.
Önce onu söyleyeyim. Hani filmdeki herkes yapay bir karakteri canlandırıyor aslında.
Bir Hollywood oyuncusunu canlandırıyor.
Film sinema filmleri üzerine ve Hollywood üzerine bir film.
Bir film çekim sürecini anlatıyor neticede.
Aynı zamanda bir savaş filmi gibi bir durum var ortada.
Öyle söyleyeyim hani bayağı makineli tüfekler, düşman bölgesinde kalmalar, savaş kampları falan vesaire.
Ve birçok meşhur oyuncu var filmde.
Yani yıldızlar geçidi resmen.
Söylemeyeceğim tanıyamayacağınız bir, çok tanıyıp bildiğiniz filmdeki haliyle hiç tanımayacağınız bir...
Birinci sınıf star da var filmde öyle söyleyeyim.
Ben tanımamıştım yani filmi izlediğimde aa bu o muymuş falan olmuştum.
Böyle filmin sonunda tanımıştım yani.
Ve filmde bana göre yıldız bir sürü yıldız var ama Robert Downey Jr.
arkadaşlar. Robert Downey Jr.
filmde 5 Oscar'lı bir oyuncuyu canlandırıyor.
Kirk Lazarus adında böyle 5 Oscar yani.
Şu an günümüzde 5 Oscar'lı bir oyuncu yok ama orada var.
Kirk Lazarus ve bu filmde Zenci rolüne giriyor işte.
Bu filmdeki zenci karakteri canlandırmak için cilt ameliyatı falan.
O kadar çılgın bir film ki.
O kadar uç bir film ki.
Çok sıra dışı durumlar, anlar var böyle.
Tropic Thunder gerçekten son yılların en parlak komedi filmlerinden bir tanesi.
En ilginç komedi filmlerinden bir tanesi.
Büyük bütçeli, çok yıldızlı, çok setli, çok çekimli ve aslında bu kadar büyük bir filmin Ben Stiller gibi en azından yönetmenlikte çok da büyük deneyimi olmayan
birine emanet edilmesi 2008 yapımı film.
O yıllarda ilginç gelmişti.
Bana şahsen çok ilginç gelmişti.
Tropic Thunder filmi çekilmeden baya önce haberlerinin de...
Geldiği bir film olmuştu. O nedenle böyle bir sürpriz yumurta gibi bir şey olmuş.
Ve izlediğimizde böyle yerlere yattık gülmekten.
O kadar eğlenceli ki replikler çok iyi diyorum.
Tipler çok iyi. Espriler çok iyi.
Her şey çok iyi filmde.
Çok iyi bir film arkadaşlar. Tropic Thunder.
Hani sadece eğleneceğiniz demeyeyim.
Çok böyle gülmekten katılacağınız anlar var.
Nefis film göndermeleri var.
Diyorum Hollywood üzerine incelemeler var.
Yapımcılar, yönetmenler, efektçiler.
Böyle oyuncular üzerine tespitler var.
Nefis sahneler var. Çok komik sahneler var.
Hani duyduysanız, izlemediyseniz mutlaka izleyin diyorum.
Duymadıysanız da burada duymuş oldunuz.
Benden duymuş oldunuz. Tropic Thunder 2008 yapımı.
Hararetle tavsiye ediyorum arkadaşlar.
Nefis bir komedi filmi. Bugün örneğini vereceğim ve size önereceğim dördüncü komedi filmi.
Tırnak içinde az çok böyle kendimle çeliştiğimde demeyeyim ama hani aksiyonuyla da çok öne çıkan bir film.
Yani aynı zamanda bir aksiyon filmi gerçekten.
Hani en başta dedim ya böyle çok aksiyon falan olan film söylemek istemiyorum.
Komediye daha çok odaklanan film söylemek istiyorum dedim ama bu biraz arada kalan bir film öyle söyleyeyim.
Hani işin aksiyon tarafı da çok güçlü çok keyifli ama ben bu filmde yani son yıllarda sadece komedi olarak değil aksiyonu da Tam olarak komedi, yani güldürmek için, komedi yaratmak için kullanan
filmlerden düşündüğümde ilk aklıma gelen bu film bu arkadaşlar.
2017 yapımı The Hitman's Bodyguard.
Yani tetikçinin koruyucusu gibi bir çevirisi oluyor.
Bizde hangi isimde göstereme girdi tam hatırlayamıyorum.
Patrick Hughes'un yönettiği film.
Harika bir film. Çok iyi bir film.
Şöyle iyi bir film. Aksiyonu çok keyifli yani yeni nesil böyle on numara bir gişe filmi.
Güzel bir aksiyon filmi ancak ilginç tarafı şu karakterler normal aksiyon filmi karakteri olmasına rağmen yani normalde bu film hiç komedi olmaya da bilirdi.
Böyle aslan gibi bir aksiyon filmi de olabilirdi ama filmde öyle bir komedi yaratmış ki yönetmen ve yazar aksiyonu gülmekten izleyemiyorsunuz.
Öyle söyleyeyim yani ortadaki aksiyonun biçimi komik.
Düşmeler, kalkmalar, dövüşmeler, patlamalar, çatlamalar, atlamalar, zıplamalar.
O kadar komik ve başrolü de Ryan Reynolds var.
Normalde komedi tarafı da güçlü bir oyuncudur.
Salma Hayek var. Ondan sonra Gary Oldman var.
Bir sürü iyi oyuncu var yani gerçekten.
Ve tabii ki Samuel L.
Jackson var. O da çok komik bir adam bence.
Çok komik bir oyuncu. Komedide başarılı olabilen bir oyuncu.
Daha ucuz romanda bile vardı Tarantino'nun.
Çok iyi bir film Hitman's Bodyguard.
Genel olarak çok yüksek notlar verildiğini hatırlamıyorum filme.
Böyle tablolara baktığımda işte fena film değil öyle idare eder demiş büyük çoğunluk aslında sinema severlerin çoğu ama ben bu filmin ortalamanın çok üzerinde olduğunu düşünüyorum ve bir aksiyon filmi
olarak böyle aksiyonu komedi yaratma açısından kullanan en iyi filmlerden biri olduğunu düşünüyorum.
Çok keyifli bir film olduğunu düşünüyorum.
2017 yapımı Hitman's Bodyguard.
Mutlaka izleyin arkadaşlar.
Çok keyif alacaksınız. Gerçekten çok güleceksiniz.
Bu akşam önereceğim.
Akşam diyorum. Belki de siz gündüz dinliyorsunuz bunu ama affedersiniz ben şu an akşam saatlerindeyim.
Önereceğim son film arkadaşlar.
Yine sinema tarihinin en iyi komedi filmlerinden bir tanesi.
1988 yapımı Kirli, Çürük ve Adi adlı film.
Dirty, Rotten and Scandalous diye.
Bizdeki çevirisi tam öyle yaptılar.
Yani Kirli, Çürük ve Adi diye bilinir bizde de.
1988 yapım filmi Frank Oz'un filmi.
Şimdi bu filmi de diyorum bilen birçok sinema sever vardır mutlaka ama hani günümüz için 30 yıldan daha yaşlı bir film.
Genç arkadaşlarımız daha böyle Z kuşağı bu filmi bilmiyordur yüksek olasılıkla ve çok büyük kayıpta arkadaşlar.
Bu filmi bilmeyen herkes çok büyük kayıpta.
Film yine yıldızlar geçidi.
Michael Caine var. Filmde Steve Martin var.
Zaten Michael Caine ve Steve Martin her şekilde hem kendileri birer oyuncu olarak hem de aynı zamanda komedyen olarak diyeyim.
Steve Martin en azından. Sinema tarihinin en büyük isimlerinden bir tanesi.
En başta şunu söyleyeyim arkadaşlar.
Bu filmi sadece senaryo üzerinden okusanız bile bir öykü gibi veya bir roman gibi özgün senaryo zaten roman uyarlaması falan değil.
Bunu size verseler Al bu kitabı oku.
Roman diye. Romanda bile hem çok gülmekten yine gözleriniz yaşaracaktır.
Nefis bir öyküsü var çünkü.
Nefis bir senaryosu var. Hem de tipler o kadar zengin ve dolu ki.
İzlemeyip okusanız bile büyük keyif alacağınıza son derece eminim arkadaşlar.
Öküzünü özetleyeyim. Böyle Fransa'nın çok böyle zenginlerin takıldığı bir tatil beldesinde yaşayıp zengin kadınları ayartıp onların servetlerine konan bir dolandırıcı hırsız
zampara bir karakter var.
Çok enteresan. Dolandırıcı baya böyle.
Ve aynı kasabaya onun kalibresinde olmayan yani hani onun kadar usta ya da onun kadar İşi böyle profesyonelleştirilmiş olmayan ama onun yolunda gibi görünen başka
bir dolandırıcı geliyor. Böyle kadınları hani kendilerine göre daha olgun, daha yaşlı ve zengin böyle miras yedi falan kadınları tavlayıp böyle baştan çıkartıp onların mirasına konma planı yapan başka bir karakter, başka bir dolandırıcı
da aynı kasabaya geliyor. Şimdi bu ikisi bir şekilde karşılaşıyorlar ve ne oluyorlar?
Aynı kasabada iki tane dolandırıcı oluyor ve bir rekabet halinde oluyorlar.
Diyorlar ki ya bu böyle olmayacak hani aynı kasabada ikimiz de avlanamayız.
Bir tane hedef koyalım. Bir yarışmaya girelim yani iyi olan kazansın.
Böyle centilmen de adamlar bunlar.
Bir tane ortaya hedef koyalım.
Söz konusu hedefi kim vurursa yani bu söz konusu aramızdaki yarışmayı iddialaşmayı kim kazanırsa diğeri voltasını alsın kasabadan gitsin.
Okey mi okey. Bunun üzerine bir iddialaşmaya giriyorlar.
O kadarını söyleyeceğim.
Sonrasında aman yarabbi ya öyle bir öykü, öyle komik sahneler, öyle harika karakterler.
O kadar sürükleyici bir yapı ve arkadaşlar saf bir komedi filmi.
Yani onlarca komik sahne var.
O başka ama çok ince, düşünsel, biraz felsefi, biraz psikolojik bir tarafı da var.
Bu anladığım filmlerin çoğunda var zaten ama bundaki biraz daha derin.
Baş karakterin, Michael Caine'in canlandırdığı karakterin nasıl bir dolandırıcıya ya da böyle bir üçkağıtçıya dönüşü üzerine de böyle ince ince tespitler var filmde.
Böyle yani rakibiyle böyle dertleştiği hani neden ben böyle oldum, neden bir dolandırıcı oldum, neden bir üçkağıtçı.
haline geldim. Nasıl hayat beni buraya ittirdi gibilerinden.
Çok küçük bir açıklama var böyle.
Çok hani sıkıcı değil. Çok böyle ders verici bir yapıda değil ama çok ince dokunuşlarla işin o tarafını da böyle güzel özetleyen filmlerden bir tanesi.
Kirli Çürük ve Adi arkadaşlar.
1988 yapımı. Eğer izlemediyseniz mutlaka izleyin.
O kadar iyi bir film ki benzeri de pek yok sinema tarihinde.
Böyle ucuz bir iki örnekleri var.
Böyle dolandırıcıların eğlenceli maceralarını anlatan filmler vardır az çok ama bu çok başka arkadaşlar.
Bu çok farklı gerçekten çok farklı.
Karakterleri, öyküsü, mekanları acayip güzel.
Her şekilde çok keyif alacağınıza eminim.
1988 yapımı Kirli Çürük ve Adi eğer izlemediyseniz mutlaka ve mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.
Evet film tavsiyelerinde bu hafta komedi türünü ele almaya çalıştık.
Size biraz farklı coğrafyalardan ve tarihlerden 5 farklı komedi filmi tavsiye etmeye çalıştım.
İlerleyen programlarda tekrar görüşmek üzere arkadaşlar.
Teşekkürler. Fikrinizden yayına, format, kayıt,
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
