
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, Karakter İncelemeleri dosyamızın 2. Bölümünde, Terminatör Serisi'nin baş karakteri Sarah Connor karakterini inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Öge ile birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda karakter incelemeleri dosyamızın ikinci bölümünde Sarah Connor karakterinden bahsedeceğiz.
James Cameron'ın yaratıcısı olduğu Terminator evreninin baş karakteri Sarah Connor, aynı zamanda sinema tarihinin...
En güçlü kadın aksiyon karakterlerinden de bir tanesi.
Seri boyunca onun yaşadığı dramatik dönüşüm gerçekten çok çarpıcı.
Ondan dolayı Sarah Connor'ı konuşmak, onu derinleştirmek gerçekten çok keyifli, enfes bir karakter.
İşte bugün tüm özelliklerini, yaşadığı hikayeyi, dramatik dönüşümü size anlatmaya çalışacağım.
Şimdi öncelikle serinin başlangıcını bir hatırlayalım.
İlk Terminator filminde biz Sarah Connor'la tanışıyorduk ve tanıştığımızda Hiç de insanlığın kaderini değiştirecek bir karakter gibi görünmüyor öyle değil mi?
Bir üniversite öğrencisiydi.
Orta alt tabaka bir garsondu.
Erkek arkadaşı onu terk etmişti ve hayatının biraz sıkkın biraz üzgün bir dönemindeydi.
Ama tabii genç ve enerjik bir kadın olduğu için de hiç de umudunu kaybedecek gibi de görünmüyordu.
Bu bağlamda James Cameron'ın İnsanlığın geleceğini belirleyecek olan karakter olarak bu kadar görece sıradan ve ortalama bir insan seçmesinin altında zaten çok
dediğim bir anlam var. Neden James Cameron Sarah Connor'ı en başta bu kadar sıradan bir karakter olarak çiziyor?
Bu anlama tekrar geleceğiz.
Sarah Connor'ın öyküsüne odaklanalım öncelikle.
Bir klapta bir barda eğlenirken onu öldürmek üzere bir adam geliyor ve tam öldürecek iken başka bir adamsa onu bu katilin elinden kurtarıyordu
ve olan biteni ona izah ediyordu.
Peki kimdi bu öyküyü kendisine anlatan kişi?
Michael Bay'in canlandırdığı Kyle Reese karakteriydi.
Kyle Reese gelecekten gelen bir askerdi ve gelecekte makinelerle insanlar bir savaşa tutuşuyorlardı.
Ve insan dirilişinin lideri ise...
John Connor adında bir asker komutandı ve işte insanlar John Connor sayesinde makineleri yenerek savaşı kazanıyorlardı.
İşte makineler de yaşadıkları bu yenilgiye engel olabilmek için geçmişe bir katil robot gönderiyorlardı ve John Connor'ın annesi olan Sarah Connor'ı
daha oğlunu doğurmadan önce öldürerek o gün için yaşanmış olan kaderi değiştirmeye çalışıyorlardı.
İşte bu öyküde de görece gayet sıradan bir tipleme olan Sarah Connor insanlığın geleceğini kurtaran anne konumuna düşüyordu.
Evet bu gayet parlak bir kariyerdi ancak Sarah Connor oğlunu doğurabilmek ve İnsanlığın ve dünyanın geleceğini kurtarabilmek için son derece çetin bir mücadele
vermek zorunda kalıyordu.
Çünkü peşinde bir katil robot vardı Arnold Schwarzenegger'in canlandırdığı Terminatör tiplemesi T-800 daha sonra adını öğrendiğimiz gibi.
Ve bu öyküde de oğlunun babası...
bizzat Kyle Reese oluyordu.
Yani aslında John Connor geçmişe annesini kurtarmak üzere bir asker gönderirken kendi babasını da yollamış oluyordu ve kendi varlığını da bu şekilde mümkün kılıyordu zaten.
Şimdi evet dediğimiz gibi işin başında Sarah gayet sıradan bir karakter ama bir süre sonra insanlığın kurtarıcısı bir bağlamda İsa Mesih'i doğuran Meryem Ana konumuna geliyor.
İşte bu noktada James Cameron Sarah Connor karakterini bu kadar basit bir karakter olarak seçerken aslında bize şöyle bir mesaj vermeye çalışıyor.
Bir insan söz konusu olan kendi hayatı, bunun da ötesinde çocuğunun hayatı ve hatta bunun da ötesinde insanlığın varlığı söz konusu olduğunda
en basit karakter bile son derece amansız bir savaşçıya dönüşebilir.
Ki Sarah Connor da tam olarak böyle yapıyordu ama biz Sarah Connor'ın yaşadığı esas dramatik dönüşümü Terminator 2 filminde görüyorduk.
Evet Terminator 1'de katil robotla savaşıyorlardı.
Kyle Reese tabi bu savaş sırasında Sarah Connor'la yakınlaşıyorlardı, sevişiyorlardı ve Sarah Connor hamile kalıyordu.
Ve bu mücadele sonucunda Kyle Reese ölüyordu.
Katil robotu da yok ediyorlardı.
Ondan sonra da hikaye...
Olması gerektiği gibi devam ediyordu.
Peki ikinci bölümde biz nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalıyorduk?
İşte burada Sarah Connor çok ciddi bir dramatik dönüşüm yaşıyordu arkadaşlar.
Şimdi artık Sarah insanlığın geleceğini kurtarmak zorunda kalan anneye dönüşüyor ya, Meryem anaya dönüşüyor ya, seçilmiş kişinin annesi.
Artık geleceği biliyor ve gelecekte insanlığı bir kıyamet bekliyor.
Makinelerin elinden gelecek bir kıyamet ve bakınız esas kaderi değiştirmeye çalışan kim?
Öncelikle makineler.
Evet insanlarla makineler savaşmışlar ve insanlar makineleri yenmişler John Connor sayesinde.
Makineler gerçekleşmiş bir geleceği yani kaderi değiştirmek için bir müdahalede bulunuyorlar.
Geçmişe bir katil robot gönderiyorlar.
Yani ilk bölümde Kyle Reese karakteri ve Sarah Connor'ın yaptığı şey ne?
Makinelerin kaderi değiştirmesine engel olmak.
Yaşanacak olan kaderin devam etmesini sağlamak.
Bu bağlamda aslında Kyle Reese'in ve Sarah Connor'ın en başta geleceği değiştirmek ya da kaderi etkilemek gibi bir misyonları yok zaten.
Aslına bakarsanız onlar sadece ilk bölümde hayatta kalmaya çalışıyorlar.
Ancak ilk bölümden sonra evet Sarah Connor insanlığın geleceğinde olacak olanları öğreniyor.
Bir kıyamet yaşanacakmış ve o kıyamette milyarlarca insan ölecekmiş ve ondan sonra yaşanmaz hale gelen dünyanın üzerinde insanlarla makineler bir
savaşa tutuşacakmış.
İşte Sarah Connor bu geleceği öğrendikten sonra bu kaderi değiştirmek gibi bir misyon üstlenmeye başlıyor.
Bir kere öncelikle şunu yapıyor.
Evet kendi oğlunu doğurduktan sonra kendisini yetiştirmeye başlıyor.
Gelecekte neticede bir kıyamet kopacak ve bir savaş ortaya çıkacak değil mi?
Evet silah eğitimi almaya başlıyor.
Bir savaşçıya dönüşüyor.
O basit kadın, o garson kadın bir savaşçıya dönüşüyor.
Bir aşamadan sonra da gelecekte insanlığı ortadan kaldırıp bir kıyamete sebep olacak olan teknolojik gelişmeleri engellemeye çalışıyor.
Şimdi bakınız bu noktada Sarah Connor'ın yaptığı şey artık hayatta kalmak falan değil.
Var olan kaderin aynen devam etmesini sağlamak değil.
Kaderi yani geleceği değiştirmeye çalışmak bu bağlamda Sarah Connor sadece hayatta kalmaktansa makinelerin yaptığının Tam tersini
ama aslında aynı şeyi yapmaya çalışıyor.
Nasıl makineler Sarah Connor'ı öldürerek John Connor'ın dünyaya gelmesini engellemeye ve kaderi değiştirmeye çalışıyorlar.
İşte Sarah Connor da makinelerin insanlarla savaşa tutuşacak bir gelişkinliğe ulaşmasını engellemeye çalışıyor.
Yani aslında...
Kaderi değiştirmeye çalışan bir figür haline geliyor arkadaşlar.
Şimdi Terminator 2 filminin başını hatırlayalım.
Orada nasıl bir Sarah Connor karakteri vardı?
Geleceği öğrendiği için daha önce gitmiş ve filmde Skynet olarak isimlendirilen bir süper bilgisayarı yok etmeye çalışmış.
Skynet bir gün gelecek bizim başımıza bela olacak diye işte onun bulunduğu binayı falan havayı uçurmaya çalışmış.
Ancak yakalanmış.
Hapseye atılmış, sorgulanırken de işte gelecekte makineler bize ayaklanacak, savaş olacak, kıyamet kopacak falan diye öyküler anlatmaya başlamış.
Ben bu geleceği biliyorum diye elbette emniyet güçleri ona inanmamışlar ve onu bir akıl hastası olarak tımarhaneye kapatmışlar.
Bunun üzerine de oğlu Can Kanır ebeveynsiz kalmış ve o da ıslah evlerinde çocuk büyütme evlerinde diyelim kalmış ve Çocuksuz ailelerle evlat edinilmek üzere verilmiş.
Annesiyle ilgili umutlarını kaybeden John Connor son derece serseri bir çocuğa dönüşmüş.
Yani onu evlatlık alan aileyle de tabii hiçbir duygusal falan bağı yok.
Onları annesi babası olarak görmüyor.
Ve öz annesi de tımarhanede olduğu için son derece hani yalnız bir çocuk haline gelmiş.
Problemli bir çocuk haline gelmiş.
Ancak bu noktada Sarah Connor evet tımarhaneye kapatılmış ama orada James Cameron Filmi izlediyseniz mutlaka hatırlayacaksınızdır.
Sarah Connor'ı ilk gösterdiği sahnede böyle bir gözetim altında olduğu odada Bir demir böyle bir askılık gibi bir şey vardı.
Orada barfiks çekiyordu.
Hatırlıyor musunuz? Bir de böyle arkadan gösteriyordu.
James Cameron'un çok harika bir sahneydi.
Barfiks çekiyordu. Böyle sırt kasları gelişmiş.
Yani çok böyle güçlü harika bir savaşçı kadına dönüşmüştü.
Ve işte onun Dr.
Silberman diye onu gözetim altında tutan bir psikiyatrist doktor vardı.
Yanında da böyle stajyer işte psikiyatri öğrencileri var falan.
Onu Sarah Connor'a anlatıyor.
Takıntılı deli bir tipleme olarak.
Sonra işte merhaba Sarah nasılsın diye ona bir sesleniyordu.
O noktada Sarah'ın dönüp Dr.
Silverman'a baktığı bir an vardı.
Onu hatırlıyorsunuz değil mi o anı?
Yüzü saçları tamamen terlemiş böyle saçları yüzüne yapışmış falan.
Son derece kararlı ama...
Çok doğal bir halde de olsa böyle hiç hani makyaj yok bir şey yok falan ama inanılmaz güzel ve karizmatik bir Sarah Connor ve Linda Hamilton tabii onu canlandıran oyuncunun o yüzüne bir yakın çekim yapıyordu
böyle James Cameron hatırlıyor musunuz?
Sarah Connor dendiği anda Terminator dendiği anda Sarah Connor'ın o yüzü gözümün önüne gelir.
Evet içeri atılmış zor bir durumda ama Diyorum son derece güçlü, kararlı, her şeyin farkında ve son derece bilgi bir karakter.
İşte orada Sarah Connor hem oğlunu hem de insanlığın geleceğini kurtarmak için o kadar güçlü bir motivasyon içerisindeki işte bakın o Sarah Connor'ın ilk
bölümdeki o garson Sarah Connor'la hiç alakası yok arkadaşlar.
İşte Sarah Connor'ın yaşadığı dramatik dönüşümü birinci filmin başındaki Sarah Connor'la ikinci filmin başındaki Sarah Connor arasındaki farkı incelersek çok parlak biçimde görmüş oluruz.
Sarah Connor artık insanlığın kurtarıcısı konumuna gelmiştir ve bunu da kaderi ve geleceği değiştirmekten kaçınmayan bir kararlılıkla yapma
motivasyonundadır.
Şimdi bu ilk dramatik derinlik.
Evet. Sarah Connor geleceği değiştirmeye çalışan bir karaktere dönüşüyor.
Şimdi gelelim ikinci dramatik derinliğine Sarah Connor'ın.
Bu noktada biraz öyküyü devam ettirmemiz lazım.
Şimdi ikinci bölümde peki ne oluyordu?
İkinci bölümde Sarah Connor'ı öldürmeyi başaramayan makineler geçmişe bir başka katil robot yolluyorlardı.
Bu da Robert Patrick'in canlandırdığı T-1000.
adlı daha gelişmiş bir katil robottu.
Hatırlıyorsunuz Sıvı Metal diye isimlendirilen robot.
Bu filmde ilk filmde katil robot olarak gelen T-800 karakteri geçmişe Sarah Connor ve John Connor'ı korumak üzere gönderilen
bir robot olarak karşımıza çıkıyordu ki bu bence James Cameron'ın ne kadar deha bir senarist, bir yazar olduğunu gösteren enfes bir detaydı.
Terminator 2 filminin en büyük dramatik yan öykülerinden bir tanesi aynı Sarah Connor aynı katil robotla bir dostluk kurmak zorunda kalıyor.
O robotu kendisinin kurtarıcısı olarak benimsemek zorunda kalıyor.
Ki filmin başında işte T-800 geliyordu.
John Connor karakterini TB'nin elinden kurtarıyordu.
Ve John Connor diyordu ki annemi gidip kurtarmamız lazım.
Orada çok başka dramatik derinlikler var aslında.
Filmin dramatik derinliği ama burada Sarah Connor'ın hikayesine odaklanmaya çalışıyorum ya.
Yani bir şekilde John Connor annesini kurtarmaya gidiyordu ve orada da işte Sarah Connor T-800'ün Kendisini kurtarmak için oraya geldiğini fark edip çok ciddi bir korku yaşıyordu.
Neyse şimdi bundan sonraki aşamaya geldiğimizde şöyle bir durum ortaya çıkıyordu arkadaşlar.
Şimdi Sarah Connor T-800 ile birlikte işte oğlunu alıyor ve...
İlk bölümden sonra bir kendisini asker olarak falan eğitiyordu diyorduk ya.
Bu eğitimi Meksika'da alıyormuş.
Orada çok dostları varmış savaşı.
Hatta Meksika'nın teröristi diyebileceğimiz tipler bunlar tabi.
Kanun dışı tipler. Onların yanına gidiyor tekrar.
Şimdi bakınız orada çok önemli bir sahne vardı.
Yine bir parantez açayım. Sinema tarihinde kader diye bir program yapmıştım ya ben geçtiğimiz haftalarda.
Orada işte tam da bu sahneden bahsetmiştim.
Şimdi orada Sarah kendisini biraz daha bir güvende hissediyor.
T-800'de makine oğlunu korumak için oraya gelmiş.
Ve orada oğlunu T-800'de oradaki işte dostlarının çocuklarıyla falan oynadığı böyle bir sahne vardı.
Çok yavaş çekim bir sahne.
Hatta o sahnede John'la T-800 bir aracı otomobili tamir etmeye çalışıyorlardı.
Ve bunu yaparken T-800 John'a neden ağlarsınız diye bir soru soruyordu.
Ağlamanın nasıl bir şey olduğunu yani neden...
yapıldığını falan anlamaya çalışıyor.
Çünkü makine ağlayamıyor.
Ağlamak diye bir şey yok yani makinede.
Ve John Connor da ona onu anlatmaya çalışıyordu.
Böyle bir dostane bir hal içerisindeler falan filan.
Neyse. Şunu söyleyeceğim.
Orada Sarah Connor T-800, John Connor ve dostlarının çocukları ile birlikte oynadıkları çak bir beşlik diye şakalaştıkları falan bir sahne vardı ve orada onlara bakıp dış sesle
bir Nefis bir tiratı vardı o Sarah Connor'ın diyordu ki aynen okuyorum size oradaki replikleri.
John'u makineyle izlediğimde birden her şey netleşti.
Terminatör asla durmayacaktı.
Onu asla bırakmayacak, canını acıtmayacak, ona bağırmayacak, sarhoş olup onu dövmeyecek ya da ona zaman ayıramayacak kadar meşgul olduğunu söylemeyecekti.
O her zaman yanında olacaktı ve onu korumak için ölecekti.
Şimdiye kadar bunu yapmaya çalışan babalar arasında bunu gerçekten başarabilen tek baba bu makine olacaktı.
Bu çılgın dünyada bu en mantıklı seçimdi.
Şimdi bakınız ilk bölümde makine tarafından öldürülmekten kurtulmaya çalışan hayatta kalmaya çalışan Sarah Connor.
İkinci bölümde o makineyle dost olmak zorunda kalıyor ve hatta T-800'ün oğluyla nasıl bir baba gibi ilgilendiğini gördüğünde bir makinenin
yani olabilecek en iyi seçim olduğunu itiraf ediyor.
Sarah Connor'ın burada yaşadığı dönüşüme bakar mısınız?
Ve az önce hatırlattığım gibi T-800 ile John ağlamanın ne olup olmadığı üzerine bir sohbet icra ediyorlar.
Makine John'a soruyor. Neden ağlarsınız?
İşte canınız yandığında mı?
Neden? Nasıl? Ki filmin sonunda makine neden ağladıklarını anlıyordu.
Hatırlıyor musunuz? Böyle bir sahne de vardı.
Bu bağlamda işte burada şöyle bir alt metin ve yan öykü var arkadaşlar.
Makine T-800 ilk filmde tamamen katil bir robottu.
Hiçbir insani vasıf sergilemiyordu.
İkinci bölümde T-800 yavaş yavaş insanları anlamaya başlıyor.
Duygunun, ağlamanın, bir ebeveyn olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamaya başlıyor.
Ve Sarah Connor'ın da itiraf ettiği gibi John'un olası en iyi baba adayı konumuna yükseliyor.
Bu bağlamda T-800...
Bir makine olarak giderek insanlaşıyor ve duygusallaşıyor arkadaşlar.
Şimdi bakınız bunu bir kenara yazalım.
O sahnede Sarah Connor elindeki Rambo bıçağıyla o piknik masasının üzerine böyle bir şeyler kazıyordu.
Ondan sonra başını kolunun üzerine koyup bir kabus görüyordu.
Ve o kabusta da muhteşem bir kıyamet sahnesi var.
Nükleer bomba düşüyor ve o şok dalgası...
Tüm şehri yok ediyorlar.
O noktada Sarah Connor şok içinde uyanıyordu ve o piknik masasına kazıdığı şeye bakıyordu.
No fate. Kader yok.
Oradaki kader yok ifadesi Terminatör evreninin en muhteşem alt metinlerinden ve düşünsel taraflarından biri olan şu cümleyi bize hatırlatıyordu
ki bu Sarah Connor'ın ifadesidir.
No fate but what we make.
Kendi yarattığımızdan başka bir kader yoktur.
Yani aslında kaderi değiştirme cüretinde bulunmak demek kadere inanmamak demek zaten.
Yani yazılmış bir gelecek olduğuna inanmamak demek.
İşte Sarah Connor O noktada bunu fark ediyor.
Nasıl makineler kaderi değiştirmeye çalıştı.
İlk bölümde bir makine göndererek Sarah Connor'ı öldürmeye çalıştı.
İşte o noktada Sarah Connor geleceği değiştirme misyonuna adım atıyor arkadaşlar.
Sabidan System diye gelecekte insanlara ayaklanacak olan makineleri geliştiren şirketin baş mühendisi olan Miles Dyson karakterini öldürmek
için silahlanıyor, aracı alıyor ve şehre doğru bir yolculuğa çıkıyor.
Şimdi bakınız burada az önce bahsettiğim ikinci büyük Sarah Connor dramatik derinliğine geliyoruz.
T-800 karakteri ağlamayı John'dan öğrenmeye çalışırken, bir ebeveyn olmaya adım atarken yani makine duygusallaşıp
insanileşirken Sarah Connor da tam tersine duygusuzlaşıp makineleşmeye başlıyor arkadaşlar.
Bugün gelecekte nelere sebep olacağını hiç bilmeyen bir aile babası, çocuk babası, bir mühendisi öldürmeye gidiyor.
Bu noktada Sarah Connor'ın yaptığı şey ilk bölümde makinelerin yaptığı şeyden çok mu farklı?
Hayır değil.
İlk bölümde T-800 neyse ikinci bölümde Sarah Connor aynı şey.
Nasıl makineler kendi kaderlerini değiştirmeye çalışarak geçmişe bir katil robot yolluyorlarsa işte Sarah Connor da geleceği değiştirmek için bir katile
dönüşüyor arkadaşlar. Bu noktada şöyle bir şey hatırlatayım size.
4. bölümde yani Christian Bale'in John Connor'ı oynadığı bölümde Aynen bu alt metni işleyen çok güçlü bir yan öykü vardı.
Orada insanlar makinelerin merkezini yok edecek bir saldırı gerçekleştiriyorlardı.
Ancak makinelerin merkezinde çok sayıda insan esir vardı.
İnsanlar makinelerin merkezini orayı yok ederlerse çok sayıda insanı da öldürmek zorunda kalacaklardı.
İşte John Connor Bu saldırıyı yapacak olan ekiplere telsizle bir yayında sakın bunu yapmayın komutanlarımız duygusuzca kararlar almamızı
istiyorlar yani bir makine gibi davranmamızı istiyorlar diyordu.
Biz bir katile dönüşürsek, bir makine gibi davranırsak ne anlamı var?
What's the point? diye bağırıyordu böyle.
Nefis bir sahneydi o.
İşte o noktadaki John Connor'ın bu feryadı diyeyim bu çığlığı tam olarak ikinci bölümde Sarah Connor'ın yaptığına benziyor.
Sarah Connor sen git o mühendisle konuş.
Çalışmaları yok et. Bu ilerlemeyi yok et.
Yapabileceğin başka bir sürü şey var.
Birlikte git Cyberdyne System'daki bütün sistemleri, bilgileri, bilgisayarları her şeyi yok et.
Sen neden gidip Miles Dyson'ı öldürüyorsun?
Bu son derece duygusuz bir karar değil mi?
Çok katı bir karar değil mi?
Aynen de öyle. İşte makine insanlaşırken T-800 John'un Babası olmaya soyunurken, şefkatli bir insana dönüşürken ve az önce belirttiğim gibi
Sarah bunu gözlemleyip itiraf ederken kendisi insanlığını bir kenara bırakıp duygusuzca kararlar alıp bir katile dönüşüyor arkadaşlar.
İşte T-800 ve John zaten Sarah'ın bu girişinde bulunduğunu fark edip arkasından gidiyorlar ve Sarah evet Miles Dyson'ın evini tarıyordu.
Bak içeride çocuğu var, karısı var.
Ya Sarah bir sakin ol.
Bir sakin ol.
Nasıl bunu yapabilirsin? Makineler senin oğlunu öldürmeye geldiler ve sen son derece zorlayıcı bir mücadele verdin.
Çocuğunun babasının ölümünü yaşadın.
Sen az kalsın hayatını kaybediyordun.
İlk bölümde biz bunu izledik.
Bak aynı şeyi sen yapıyorsun.
Gidip o adamı çocuğunun karısının yanında öldürüyorsun.
Bunu nasıl yapabilirsin? İşte makine insanlaşırken insan da makineleşiyor arkadaşlar.
Terminator 2'nin ve Sarah Connor'ın yaşadığı bu gerçekten derin ve sarsıcı ikinci dramatik derinlik de bu.
Şimdi burada John ile T-800 koşa koşa geliyorlar.
Annelerini engelliyorlar ve orada da çok...
Ya oradaki Linda Hamilton oyunculuğu da gerçekten muhteşem değil miydi ya?
Böyle çocuk babasının üzerine atlamışlar lütfen babamızı öldürme ağlıyorlar falan çok.
Ben o sahneyi ne zaman izlesem orada bakınız James Cameron genelde bu sarsıcı sahnelerde böyle hızlı kurgu falan kullanır zaten formalist bir yönetmen.
Okey çok akıcı bir kurgusu vardır ama hatırlayınız orada asla kurguyu kesmiyordu planı kesmiyordu.
Kamerayı sabit tutuyordu böyle o Linda Hamilton'ın.
O ne yapıyorum ben?
O Sarah Connor'ın aman tanrım ben ne yapıyorum?
Miles Dyson'ı öldürmek üzereydi.
Bakın orada duruyordu ağlamaya başlıyordu.
Diğer elini kaldırıp böyle durun demeye çalışıyordu.
Yavaş yavaş geriye çekiliyordu.
O sırada işte John ve T-800 eve giriyorlardı.
Böyle geriye çekiliyordu.
Diz çöküyordu duvara sırtını veriyordu ve ağlamaya başlıyordu hatırlıyor musunuz?
Ve orada diyordu ki.
İşte John gelip oğlu ona sarılıyordu.
Onu teselli etmeye çalışıyordu falan.
Orada diyordu ki. Ya diyemiyordu aslında.
Şu kadarını söylüyordu.
Az kalsın diyordu.
Ve devamını söyleyemiyordu.
İşte o devamı neydi biliyor musunuz?
Az kalsın birini öldürüyordu.
Bir katil oluyordu.
İşte ilk bölümdeki kaçtığı T-800'e dönüşme anıydı o.
İşte bu nefis bir dramatik derinlik.
İşte James Cameron da bunu gerçekten o kadar güzel kullanıyordu ki.
İşte Sarah Connor'ın bu dönüşümü hem görece sıradan bir insanken insanlığın geleceğini kurtaran bir anneye dönüşmesi, bir Meryem anaya dönüşmesi.
İşte ilk dramatik derinlik ve iki...
Bir maçineden kaçıp hayatını ve insanlığı kurtarmaya çalışırken kendisinin duygusuz bir maçineye dönüşmesi.
Bakın Meksika'dan Miles Dyson'ı öldürmeye giderken bakın oğlunu arkada bırakıyor.
Hani sen bir anne olarak esas misyonun oğlunu korumaktı?
Hani oğlunu her tür tehlikeden uzak tutmaktı?
Gördüğü en iyi baba olan T-800'ü Diyorum az önce itiraf etti diyordum ya T-800'e bırakıyor oğlunu bakın bir makineye bırakıyor oğlunu başka birini öldürmeye gidiyor.
Nereye gidiyorsun sen Sarah?
Senin esas olayın oğlunun yanında olmak.
James Cameron'ın da işte bu muhteşem senaryosu bu harika senaryosu özellikle de Sarah Connor'ın yaşadığı bu dramatik çifte dönüşümle bu kadar değerli
hale geliyor. Evet bu hafta karakter incelemeleri dosyamızın ikinci bölümünde Terminator serisinin baş karakteri olan Sarah Connor karakterini incelemeye
çalıştık. Bu haftalık bu kadar önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere teşekkürler.
Bir podcast
fikriniz var ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
