
Joker Karakteri ve Joker İkili Delilik Üzerine
10 Ekim 2024 · 30 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda sinema tarihinin en büyük kötü karakterlerinden biri olan Joker'i ve uzun süredir merakla beklenen Joker: İkili Delilik filmini incelemeye çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Sonunda Joker ikili delilik filmi gösterime girdi.
Şimdi aslında arkadaşlar bu hafta anlatmak istediğim başka birkaç konu başka bir iki film daha var.
Ama Joker'e biraz odaklanmak istiyorum.
Çünkü Joker ikili delilik filmi çok sarsıcı bir film oldu.
Ne demek bu biliyor musunuz?
Film çok kötü.
O kadar kötü ki ki ben tam bir Joker hayranıyımdır.
Yani çok severim bir karakter olarak sinema tarihinin...
En iyi kötü karakteri olduğunu düşünüyorum.
Hemen bir parantez.
Belki bu tahtı iki ayrı kötü adamla paylaşıyor olabilir.
Bir tanesi Elm Sokağı serisinin baş karakteri Freddy Krueger'dır.
Bir tanesi de elbette Star Wars'un Darth Vader'dır.
Ama bence Joker bu iki kötü karakteri de sollayıp birincilik koltuğuna oturacak karakterdir.
İşte bu kadar büyük muhteşem bir karakterin filmiydi ama...
Ama... Şimdi...
Ya böyle duygusal bir sunum yapasım var size.
Bu lanet olası adamlar sinema tarihinin en büyük, en muhteşem kötü adamını mahvettiler diye söze girip böyle incelemelerimi değil duygularımı size sunasım var.
Ama birazdan eleştireceğim şeyi kendim yapmamak adına yine de sistematiğimi bozmak istemiyorum.
Arkadaşlar film çok kötü.
Kötü olmasının temel sebebi de Joker'i güçlü, büyük yapan her ne varsa onu Joker'in elinden alıyor olması.
Todd Phillips bu filmin yönetmeni bunu yapıyor ve bir de bir açıklama yapmış.
Demiş ki işte bundan sonra benim DC sinematik evreniyle işim bitti diye bir demeç vermiş.
Hiç başlamayaydı. Keşke seni hiç tanımasaydık hani Joker projesiyle.
Keşke hiç sen bu evrenin içerisinde zaten olmasaydın diye simgeliyor.
Neyse evet ben incelememi sunuyorum.
Duygularımı şimdilik bir kenara bırakıyorum.
Şimdi evet neden Joker bu kadar büyük?
Gerçekten sinema tarihinin en büyük kötü karakteri olmasının temelinde iki tane çok büyük özellik var arkadaşlar.
Birincisi Joker'in gerçek bir karşıt olması.
Bayağı zaman önce ben bir program yapmıştım rakiplerin dostluğu diye dinlemenizi öneririm orada güzel tespitler yaptığıma inanıyorum birçok filmde iyi ya da kötü olarak sunulan karşıt karakterler
aslında birer dosttur.
Yani Darth Vader ile Luke Skywalker aslında aynı kişidir.
Sadece ışığın farklı taraflarındadırlar.
Biri karanlık tarafta biri aydınlık tarafta.
Mesela Michael Mann'in unutulmaz Heat filmindeki hırsız ve polis karakteri aslında iki dostturlar.
Zıt değil derlerdir.
Farklı değillerdir. Sadece kanunun farklı iki tarafındadırlar vs.
Şimdi bakınız bu arada bunu kötülemiyorum yanlış anlamayın.
Bu da çok güzel ve dramatik dengedir ama aslında bize Dilematik sanatlarda iyi ve kötü olarak sunulan karakterler çoğu zaman karşıt ve zıt değillerdir.
Sadece son derece flu bir çizginin iki farklı tarafında konumlanmış karakterlerdir.
Ve çoğu zaman da bu karakterler bu konumlarda çok da tercihleriyle bulunmazlar.
Biraz mukadderattır, biraz kaderdir, biraz şanstır.
Yani iyi ve kötü olarak sunulan karakterler aslında o kadar da zıt değildir.
İşte Joker bu bahsettiğim odağın en karşısında olan karakter.
Hemen bakın size bunu açılımlayayım.
Joker hani bu arada tabi kısaca da tarihinden bahsetmiş olayım.
DC sinematik evreninin ilk büyük süper kahramanı kim?
Superman 1938'de çıkıyor yanlış hatırlamıyorsam.
Hemen ondan sonra Batman çıkıyor 1939 ve 1940'da da Joker çıkıyor.
Daha ilk sayılarda falan Batman'in en büyük düşmanı olarak karşımıza çıkar Joker.
Ve hemen belirteyim ne dedik?
Gerçek karşıt, gerçek zıt.
Batman'in tam zıttı bir karakter olarak çizilmiştir.
Batman simsiyah, Joker tamamen renkli.
Batman ciddi, Joker yani şakacı son derece sulu ve çılgın kahkahalar atan bir karakter.
Batman ketum, az konuşur.
Joker çok konuşur, çok gevizlidir.
Batman... görece daha donuk, az hareket eden, daha çok böyle pozlar falan veren ve dövüşürken de az hamleyle rakibini mat eden bir kahramandır.
Mesela hatırlayın Tim Burton'ın Batman'inde bir karakter vardı böyle elinde kılıçlarla atlara doğru geliyordu.
Tek darbede oradaki kötü adamı mat ediyordu mesela Batman.
Bakın bu tam bu bahsettiğim noktaya gönderme yapmaktır.
Yani Batman öyle çok hareketli, çok dinamik bir süper kahraman değildir.
Daha bir donuktur, sakindir böyle.
Joker bunun tam tersi.
Sürekli Hani dans eder elleri kolları bacakları sürekli hareketlidir böyle çılgın çılgın hareketler yapar falan.
Yani Batman'in zıttıdır.
Peki sadece Batman'e mi zıt?
Hayır. Karşıt olduğu şeylere tam olarak zıt.
Nedir onlar? Medeni dünya paradigmalarıdır.
Medeni dünya paradigmaları ne demek?
Medeni insanın inşa ettiği, var olmadan medeniyetini sürdüremeyeceğine inandığı temel...
Kurallar, yasalar, ahlak, hukuk, polis, emniyet, düzen, plan vs.
vs. İşte Joker bunların tam olarak karşısındadır.
Plansız, kontrolsüz.
Başı bozuk, çılgın, iplerinden kokmuş bir karakterdir.
Heath Ledger 2009 tarihli Dark Knight'ta ne diyordu?
Ben sadece köpekleri kovalıyorum diyordu.
Yakalasam ne yapacağımı bile bilemem diyordu.
Planlara olan bir adamım benziyordu falan diyordu.
Böyle tamamen başı bozuk bir karakterdir.
Bu anlamda biz günümüzde iyi kötü diyoruz ya.
İyi olan kimdir? Tabi polistir.
Kanunun tarafında olan, toplumun tarafında olan, genel ahlak kurallarının tarafında olan karakteri biz iyi, karşısında olanı da kötü deriz ya.
İşte Joker tüm bu medeni dünya paradigmalarının gerçekten tam olarak karşısında yer alabilen bir karakterdir.
Şimdi ilk madde bu. Ne dedik?
Joker çok büyük, en büyük.
Niye? 1. Gerçek bir karşıt.
2. Karşıtlığının ve bu karşıtlıktan doğan kötülüğünün altında çok ciddi bir felsefi atmetim vardır arkadaşlar.
Ancak en çok ve bana göre de en iyi Joker'in olduğu yine Christopher Nolan imzalı 2008 tarihli Kara Şövalye'de Heath Ledger'in bedenlendirdiği Joker bu bahsettiğim
tanıma en çok uyar.
Hoş 89 tarihli Jack Nicholson'ın Joker'i de çok iyidir.
Bugünkü konumuz bağlamında hani bir de onu anlatacak olursam konumuz çok uzayacak.
Daha kısa kesmeye çalışıyorum.
Daha çok Hitler'ın Joker'inden örnek vermeye çalışayım.
Orada sürekli felsefi olarak çok sağlam iddialarda bulunuyordu.
Mesela Harvey Dent'in yüzünün yarısı parçalandığında o hastanedeki sahnede onunla konuşurken baksana diyor planlı gittiği takdirde her şey yok olsun.
Yeter ki bu planlı olsun.
Hiç kimse paniklemiyor diyor.
Ama planlanmadık şekilde tek bir kişi bile ölse, tek bir yangın bile çıksa bütün şehir alt üst oluyor falan diyordu.
Böyle bağırıp çağırıyordu hatırlıyorsanızdır.
Hani izlemişsinizdir diye tahmin ediyorum.
Şu şehre bir bak diyor.
Birkaç kurşun ve bir galon benzinle şu şehire yaptığıma bak diyor.
Oradaki bu güçlü konuşmayla Harvey Dent'i kendi tarafına çekiyordu.
Ve hatırlıyorsanız bu konuşmada da Harvey Dent elinde onun da bir parası var ya böyle atıyor.
Tamamen o da rastgele yaşamayı seçiyordu.
Çünkü o da düzenin, Yasanın ahlakın tarafındaydı yani görece iyi taraftaydı bak seni nerelere getirdi diyordu Jokian ona bakınız bunlara felsefi kodlar yani çok çok güçlü
çatışmalar bunlar gerçekten işte bakınız bu bir örnek başka birçok örnek verebilirim yok bir tane daha vereyim onu vermeden duramam gerçekten sorgu odasında Batman ile karşı karşıya oturuyordu ya hatırlıyor musunuz nefis
bir sahneydi sorgu odasındaki O sorguyu aynanın arkasından izler ya işte polisler komiserler falan.
Joker o aynayı böyle işaret edip bu medeni insanlar işte savaşacak yarışacak falan bir şey bulamadıklarında ya da işler planlı gitmediğinde birbirlerini yerler diyordu.
Batman'a itiraz ediyordu falan.
Onlar gibi konuşma çünkü değilsin diyordu.
Bakınız Harvey Dent'e söylediklerimi aslında bir anlamda Batman'e de söylüyordu.
Çünkü Batman de intikamcı bir süper kahramandı aslında.
Annesi babası gözünün önünde öldürülmüştü.
Annesi babası da kendisi de tabii iyi taraftaydı.
Ve Batman aslında her ne kadar bir süper kahraman olsa da intikam duygusuna mağlup düşüp...
Siyahlara ve karanlıklara bürünmüş bir karakter de aslına bakarsanız.
Bakın ne kadar güzel çelişkiler var burada.
Yani işte Joker'in bu kötücülüğünün altındaki derin felsefi taban sinema tarihinde benzerine zor rastlanır seviyede derin ve güçlüdür.
İşte ikinci sebep de bu.
Bu iki sebep Joker'i gerçekten benzersiz bir karakter yapar.
Şimdi Joker'i kabaca tanıttık.
Neden Todd Phillips'in yaptığı bu iki bölüm?
Çok kötü. İlk film hani bilmiyorum siz hani sevmiş miydiniz?
Çok bunu söylemem sizi şaşırtıyor mu bilmiyorum ama diyorum bunu da açıklayacağım.
IMDB'deki notlarına bakarsanız izleyici notunun çok yüksek olduğunu göreceksiniz.
Ama eleştirmen notunun yine ortalama olduğunu göreceksiniz.
Çok yüksek değil. Neden biliyor musunuz?
Benim de zaten filmi vasat bulma sebebim bu.
İşte şu an için anlattıklarıma karşı Todd Phillips'in ve Joaquin Phoenix'in Joker'inin Joker'i üstün kılan bu iki güçlü tarafından tamamen
yoksun olması. Şimdi ilk bölümü hatırlayalım.
Öyküsü neydi? Joker başarısız bir stand-up komedyendi.
Stand-up komediyette bir şeyler yapmaya çalışıyor.
Komik olamıyor. Reklam pankartı bir ofiste çalışıyor böyle.
Tabii iyi para kazanamıyor. Hayatı çok kötü.
Sosyal olarak sorunlu.
Çevresinde onu çok seven, sayan falan insanlar yok.
Hasta, çok gariban, zavallı bir annesiyle son derece fakir, kötü bir hayat yaşayan bir karakterdi.
Bu noktada şuna dikkat çekmek istiyorum.
Todd Phillips'in 2019 tarihli Joker'i ve şu an gösterimde olan ikili delilik filmlerinde, bu filmlerin hiçbirinde felsefi bir zemin yok.
Ne var biliyor musunuz arkadaşlar?
Duygusal bir zemin var.
Bakınız bu iki filmi de vasat ya da kötü kılan bu.
Bakın az önce ne dedim?
Joker felsefi bir zeminde kötü karakterdir.
Duygusal değil. Geçmişte hiçbir uzun metrajda Joker'i esas karakterinden Joker'e dönüş süreci Ya hiç anlatılmaz, bakınız hiç anlatılmaz ya da çok dramatik anlatılmaz.
Mesela Jack Nicholson'ın Joker'i bir mafya lideri adayıdır, olmak üzeredir.
Polisle çatışırken bir fabrikada bir asit tankının içerisine düşer, yüzü yanar, uyduruk ve estetik omeliyat yapılır.
Çok trajik bir olay yaşıyor mesela ama kendisi bu olayı ironik bir kara mizah olarak görüp kahkahalarla karşılar.
Bakınız dram yok.
Son derece dramatik bir şey yaşıyor Joker ama...
Hiçbir şekilde onu bize film ve Joker dramatik olarak sunmuyor.
İkinci örnek yine Heath Ledger'ın Joker'inden örnek vereceğim.
Ağzında hani yaralar vardı ya.
Filmde birçok yerde ağzındaki yaraların nasıl ortaya çıktığına dair öyküler anlatıyordu.
Hatırlıyor musunuz? Ama anlattığı öykülerin hiçbiri birbirini tutmuyordu.
Hangisi doğru hangisi gerçek biz bilemiyorduk.
Ne demek bu? Yani Joker geçmişte yaşadığı travmatik olayları bize anlatmıyordu.
Onlara bir alay konusu yapıyordu, yalan konusu yapıyordu.
Ve biz Christopher Nolan'ın Dark Knight filminde Joker'in geçmişiyle ilgili, yaşamıyla ilgili hiçbir şey görüp öğrenemiyorduk.
Evini de göremiyorduk mesela.
Geçmişini, ailesini, geçmişte yaşadığı travmaları vesaireleri bakınız hiç anlatmıyordu.
Bu iki örnekten yola çıkarak tekrar hatırlatıyorum.
Geçmiş Joker'lerin hiçbiri dramatik karakterler değildi.
Dramları bize anlatılmıyordu ya da dönüşümleri anlatılsa da dramatik olarak sunulmuyordu.
Çünkü Joker kendisi bile yaşadığı dramları dramatik bir olay olarak kabullenmiyordu.
O yüzden Joker'dı zaten.
Kendi acısına gülen bir karakterdi.
İşte bu Joker'lerde Joker bize bir dram karakteri, bir melodram kahramanı gibi sunuldu.
Bu bence Joker'in gücünün yarısını alıp götüren bir şeyi bir kere.
Arkadaşlar Joker çok güçlüdür.
Joker ağlamaz.
Ona acıyamazsınız.
Onun için üzülemezsiniz.
Geçmişte ne zaman bir Joker'e üzüldüğümüzü hatırlıyoruz biz.
İşte bu yeni filmler Joker'e üzülmemizi bekliyor.
Yani onun dramına ortak olmamızı bekliyor.
Şimdi bakınız ilk film kötü değil ortalama dedim ya.
Bunun da sebebini şöyle açıklayayım size.
Şimdi ilk film tamam bize Joker'in dönüşümünü anlatacak.
Ortada sinema tarihinin en kötü karakterlerinden biri var.
Yani biz nasıl bir beklentideyiz?
Şöyle bir beklentideyiz değil mi?
Joker öyle kötü şeyler yaşayacak ki ortaya korkunç bir kötü karakter çıkacak.
Yani bu ne demek? Son derece travmatik şeyler yaşaması lazım.
İtilecek, kakılacak, dövülecek, cinsel tacize uğrayacak, ailesi yalan çıkacak, dostları yalan çıkacak.
Örneğin en fazla üzüleceğimiz olayı izlemeyi bekledik biz Joker'i izlerken.
Evet üzücü, travmatik olaylar yaşadığını gördük ve onlar onu Joker'e döndürdü doğru.
Ama bu dönüşüm öyküsü sinema tarihinde bir ayrıcalık sunmuş.
Çünkü sinema tarihinde biz o kadar fazla dramatik olay izledik ve dinledik ki Joker filminin çok ağır duygu sömürüsüne ve bundan dolayı da iğreti
durma... Riskine açık bir öykü olduğunu görüyoruz.
Hani bu karakterin başına nasıl bir şey getirelim ki ortaya sinema tarihinin en büyük kötücük karakterini çıkaralım.
İşte zaten bu nedenle Tim Burton ya da Christopher Nolan bu hataya düşmüyorlar.
Joker'ı dramatik falan göstermeye çalışmıyorlar.
İşte ilk film bu tuzağa düşmüştü.
Bizi bir dram kahramanı olarak sunmuştu.
Bakınız bu birinci stratejik hataydı.
İkinci stratejik hata neydi biliyor musunuz?
İlk filmde Joker hastaydı.
Hatırlıyor musunuz? Otobüste birdenbire kahkaha atmaya çalışıyor falan.
Psikolojik bir hastalığı var anladığımız kadarıyla.
Bu o kadar yanlış bir dramatik zemin ki.
Çünkü bir karakter hasta olduğu takdirde yaptığı hiçbir şeyden sorumlu tutulamaz arkadaşlar.
Yani sanki birçok şeyi istemeden yapıyor, kontrolünde olmadan yapıyor gibi bir durum çıkar ortaya.
Tekrar az önceki Joker'i üstün kılan iki özelliğe dönüyorum.
Ne dedim? Joker felsefi bir karakterdir.
Çok zekidir, çok akıllıdır.
Yaptığı her şeyin altında son derece yüksek bir özgüven ve kararlılık vardır.
Öyle zayıflıktan falan bir şey yapmaz Joker.
Hem bir dram kahramanı başına çok kötü şeyler gelmiş ah zavallı falan dediğimiz adına üzüldüğümüz ah bir de hasta sen bu kadar zayıf bir karakter yaratırsan onun yaptığı hiçbir
şey diyeceğiz ki nerede nasıl diyeyim?
Hukukta bile vardır ya hasta bir karakter suç işlediğinde ha bu deli derler.
Hapishanede değil akıl hastanesine gönderirler ki ikinci filmde zaten avukat öyle bir savunma yapıyor.
Neyse işte bakınız bütün bu dramatik hatalar yani filmin künyesinde dramada yazıyor.
Yani bu film aynı zamanda bir drama.
Ama dramalar tarihinde hiçbir farklılık sunmuyor.
Ama gerçek Joker çizgi roman tarihinde kötücül karakterler tarihinde bir numara diyoruz bakın.
İşte size tartı. Bu nedenle ilk film.
İyi bir film değildi.
Şimdi ilk filmde evet bu karakter başarısız bir stand-upçıydı.
Bir şekilde bir talk show çıkıyor.
Orada kameraların önünde Robert De Niro'nun canlandırdığı talk show sunucusunu öldürüyor.
Orada başka birilerini öldürüyor falan.
Oradan sokağa çıkıyor. Hop bir ayaklanma çıkıyor.
Ve Joker doğuyor.
İlk film bu şekilde bitiyordu.
Tamamen duygusal patlamayla oluyordu.
Oradaki tüm öldürmeler ve isyanlar.
O film öyle bitiyordu. Evet.
Şimdi girelim ikinci filme.
İlk filmdeki o isyan gecesinden sonra Joker yakalanmış hapse atılmış.
Beş kişiyi öldürme suçunda yargılanma sürecinde tabii tutuklu yargılanıyor hapiste.
Orada artık karşımızda gerçekten hani ilk filmin kötü tarafı olarak andığım Joker'in bir dram ve melodram kahramanına dönüştürülmesi.
Onun adına üzüldüğümüz bir Joker yaratılması yaklaşımı artık böyle tavan yapmış tap yapmış.
Böyle zayıf, sağlıksız, kambur, zavallı.
Sinema tarihinin en büyük kötü karakterini battaniyeye sarıp ağzına böyle biberon sokasınız geliyor arkadaşlar.
Yani o kadar aciz ve zavallı bir Joker var karşımızda.
İnanın ilk dakikalarda böyle tümlerin diken diken oldu yani.
Ona sürekli ilaç veriyorlar.
Biraz da ilacın etkisinde tabii o kadar zavallı görünüyor.
Tamam neyse. Bir saniye hayatını sürdürürken bir karakterle savaşıyor.
Bu karakter de Harley Quinn işte.
Lady Gaga'nın canlandırdığı.
Harley Quinn'le tanışıyor. Bir dakikalık bir sohbette hemen Harley Quinn'den hoşlanıyor.
İşte bakınız zayıf karakter.
Gerçek Joker. Ve bir kadına aşık olmaz.
Böyle bir dakikalık bir sohbette hoşlanmaya falan bırakın.
Ki hani Heath Ledger Dark Knight'ta bunu söylüyordu.
Çok güzel bir karın vardı senin gibi falan diyordu.
Ama inanamıyorsunuz.
Çünkü yalan söylüyor aslında. Hiç bir hikayesi birbirini tutmuyor ki.
Burada o karakterden hoşlanıyor.
O karakterle yakınlaşacaklar.
Harley Quinn bizim Joker'imizi tekrar hareketlendirecek.
Ama Daha sonra Harley Quinn'in yalancı olduğunu ortaya çıkacak.
Ancak yalancı olması...
Yani o diyor ki Joker'e işte ben de seninle aynı mahalledenim, ben de manyağım, ben de senin gibi deliyim, kahramanımsın, seni çok seviyorum vs.
Ama sonra aynı mahalleden olmadığı...
bir delimeli olmadığı, gayet zengin bir aileden geldiği ve bir psikoloji öğrencisi olduğu ortaya çıkıyor.
Yani meğerse hapise Joker'i incelemek için gelmiş o karakter.
Bakınız tamamen yalan çıkıyor ve Joker'in yaşadığı dramalar devam ediyor.
Bakın hoşlandığı kadın yalancı çıkıyor.
Ya Joker neyse o kadar zıt ki arkadaşlar Joker'e bütün bunlar ya.
Bir şekilde yalan olduğu ortaya çıkıyor.
Ama ona rağmen evet ben sana yalan söyledim ama sana çok hayran olduğum için seninle birlikteyim.
Sen asansın sen kaplansın. Ezik duruma düşmüş kötü duruma düşmüş Joker'i tekrar ayaklandırmasını bekliyorsunuz.
O sırada mahkemeler başlıyor.
Ancak hiçbir zaman biz Joker'den yeni bir yani aslında Joker bile dememem lazım.
Arthur Fleck demem lazım. Esas karakteri sürekli izliyoruz.
Filmde neredeyse hiçbir yerde bir Joker izlemiyoruz.
Arkadaşlar. Joker'in Joker kahkahası atmadığı bir Joker filmi olur mu ya?
Filmde bunun antrenmanını yaptığı ama o bildiğimiz hayran olduğumuz Joker kahkahasını atamadığı sahne var yani.
Bu kadar Joker'den uzak bir film izliyoruz.
Bir türlü Joker'i biz göremiyoruz yani bir türlü isyan o kaos o çılgınlık falan bir türlü açığa çıkmıyor.
Mahkeme sahnelerinde önce avukatı kendisini savunuyor sonra bu avukatını kovuyor kendisini savunmaya başlıyor ve kendisini savunduğunda ne diyor biliyor musunuz?
Ya bu arada arkadaşlar çok özür dilerim ya ben anlatıyorum böyle ya hiç spoiler uyarısı yapmadım.
Bir kısmını anlattım daha tamam en fazla yarısını anlattım.
Hani bu noktada yine spoiler uyarısını vereyim ama bence yani dinlemenizde hiçbir sakınca yok yani filmi izleyecek bile olsanız.
Evet devam ediyorum. Mahkemede kendisini savunurken ne diyor biliyor musunuz?
Joker diye biri yok diyor Arthur.
Joker, Joker diye biri yok diyor.
Hemen bir parantez.
Kovduğu avukatı hakime karşı Joker'ı nasıl savunuyordu biliyorsunuz.
Diyordu ki Arthur iyi biri ama o yaşadığı travmatik olaylardan dolayı ikinci bir kişiliği oluştu Joker diye.
O kötü. Hani suçları falan o işledi.
Aslında benim müvekkilim hasta.
Bakınız en başta ne dedim?
Bir karakter hasta olduğuma her şeyi yapabilir.
sorumluluk üstlenmez o karakter artık biz onu sorumlu tutamayız yani avukat da tam bu savunmayı yapıyor zaten ve Joker avukatı kovup diyor ki Joker diye biri yok her şeyi ben yaptım hani bu bir
anlamda gerçek karakteriyle yani Arthur'la Joker'i kabullenme midir psikolojik olarak Joker'i üstlenmeye çalışma mıdır falan yani filmde bunun üzerine de çok net açılımlar yok yani bir psikolojik açılım filmi
de değil aslında biraz öyle gibi görünüyor ama Çok öyle bir şey olduğunu da düşünmüyorum ben.
Şimdi dışarıda tabii Joker'i bir tür kanaat önderi gibi gören bir kitle var ya.
Ve Harley Quinn'de öyle ya zaten.
İşte mahkemede kalkıp diyor ya Joker diye biri yok.
Harley Quinn ve onun hayranları çıkıp gidiyorlar.
Mahkemeyi terk ediyorlar. Yani gözlerindeki o muhteşem karakter yok oluyor gidiyor.
Perişan oluyor. En başta söyleyeyim şey bu film yani 80 senelik olağanüstü Joker tiplemesini Joker olgusunu sinema tarihinin en büyük kötücül karakterini resmen
yok ediyor gibi bir durum var yani ortada Joker yok diyor film.
Arthur bunu mahkemede söylediğinde bir patlama oluyor işte mahkemenin doğuru yıkılıyor bu oradan kaçıyor.
Sokaktaki bunun hayranları bir şekilde bunu arabaya atıp oradan kaçırmaya çalışıyorlar.
Arabadan kaçıyor.
O hani dans ederek.
indiği merdivenler var diye böyle hani Joker merdiveni diyelim mi?
Diyebiliriz herhalde. Onunla bayağı ünlendi o merdivenler.
Joker merdivenlerine gidiyor.
Bir bakıyor orada Harley Quinn onu orada bekliyor.
Güzel. Okey. Mantıklı yani.
Orada Harley Quinn'in yanına geliyor ve Harley Quinn diyor ki ben terk ediyorum seni.
Nasıl terk ediyorsun ya?
E sen artık Joker değilsin ki diyor.
Bunu kendin söyledin. Ve orada onu terk ediyor.
Dıram üstüne dram.
Dıram üstüne dram. Dıram üst...
Bin bir türlü travma yaşadı.
Bir isyan başlattı.
Öfkeden. Duygularının patlaması olarak yani.
Bir şekilde bir isyan başladı.
Çok da bir şeye yaramadı. Yine hapise düştü.
İdamla yargılanıyor. Şu oldu bu oldu.
Bakın dramları devam ediyor.
Ay zavallı Joker. Zavallı Joker.
Zavallı Joker. Bunu terk ediyor.
Orada polis tekrar yakalıyor onu.
Ondan sonra tekrar hapise atılıyor.
Ve artık finali de söylüyorum.
Kusura bakmayın ama. Hani bu incelememi tamamlayabilmek için finali de söylemem lazım.
Ve finalde ne oluyor biliyor musunuz?
Suikaste kurban gidiyor. Öldürülüyor.
Hapishanedeki başka bir mahkum onu böyle bıçaklayarak öldürüyor.
Öldü. Son çekim artık yüzüne yakın plan.
Yani ölmüş Joker'in yakın plan yüzünü gösterdi.
Yani tam öldürdü.
Şimdi bakınız tamamen yok etmek bu Joker'i.
Bitirmek. Joker'in neyini seviyorsak burada yok.
Tam tersi var. Film zaten sıkıcı akıyor.
İlginç hiçbir şey yok. Sürekli garip konuşmalar dinliyoruz.
Bir de film müzikal.
Yani... Yani müzikalliği çok da rahatsız etmedi belki ama birçok kişi bu eleştiriyi de dile getirmiş.
Yani müzikal Joker mi olur falan diye.
O arkadaşlara da kısmen katılıyorum ama müzikallerde hani en olmadık yerlerde karakterler birden böyle saçma sapan şarkılar söylemeye başlarlar da sinir bozucu olurlar ya.
Burada diğer müzikaller kadar çok şarkı yok ama yine o da biraz can sıkıyor.
Hatta Harley Quinn'i Joker'dan o merdivenlerde ben seni terk ediyorum dedi ya.
Orada şarkıyla anlatmaya başlıyor.
Joker diyor ki dur dur dur şarkı söyleme diyor.
Yani resmen biz izleyicilerin rahatsızlığını Joker dile getirdi gibi bir şey oldu.
Çok hoşuma gitti ya dur dedim ben de böyle içimden.
O sırada Joker dedi dur şarkı söyleme falan dedi.
Neyse şimdi hani film zaten sıkıcı okuyor falan.
Yani 2 saat 20 dakika gerçekten sıkılıyorsunuz.
Sıkıcı bir film. 2 saat 20 dakika izliyorsunuz ve sonunda Joker ölüyor.
Onu kötü kılan bir sürü şey saydım.
Bir de şunu sayacağım. Bu film DC sinematik evreninin bir parçası da değil.
Hiç alakası bile yok yani.
Yine başta söyledim ya. Todd Phillips şey demiş ya.
Benim artık DC sinematik evreniyle işim bitti.
Ya Joker'in DC sinematik evreniyle işini bitirdin sen.
Şimdi diyorsa ki benim işim yok.
Hiç olmayaydı keşke.
Ne oldu? İlk filmde bir isyan başlattı.
Tutuklandı. Bu filmde deniyor ki 2 yıl geçti.
Yani hapisende 2 yıl kalmış.
Ve filmde şu noktaya da dikkat çekmek istiyorum.
Gotham City'nin adı geçiyor.
Ve Harvey Dent karakterinin adı geçiyor.
Harvey Dent kimdi? Gotham'ın idealist, güçlü, harika savcısıydı.
Yani adalet temsilcisi.
Yani burası gerçek DC sinematik evreni ve gerçekten de Gotham City burası.
Onu anlıyoruz. Joker, Batman'in baş düşmanı değil miydi?
Evet. Batman'in zıttı değil miydi?
Evet. İlk filmde isyan çıkardı.
İki sene hapiste yattı.
Sonra öldü. E hani Batman?
Batman'le ne zaman karşı karşıya geldi bu Joker?
Bakın şöyle yapsanız.
Diyelim ki işte mahkemeden kaçtı.
5 sene sonra tekrar yakalandı, tutuklandı, hapise getirildi deseniz mesela atıyorum.
O zaman evrenle uyumlu olur.
O arada dışarıda başka bir karaktere dönüşür, Batman'le savaşır falan filan bir zaman boşluğu bırakırsınız.
Yani değil mi? Neticede sen DC sinematik evreninin bir parçası olan çok önemli bir karakterin öyküsünü anlatıyorsun.
Onu tanıttıktan 2 sene sonra öldürüyorsun.
Bu olur mu ya? Bakınız arkadaşlar hep eleştiriyoruz ya Marvel filmleri işte hep birbirine benziyor.
Hep aynı hep aynı.
Ama Marvel'ın o kadar filmi hepsi evrene uyumlu.
Hepsi evrenin bir parçası.
Çünkü Marvel dünyasında devamlılık yönetmenliği diye bir koltuk var.
Yani her türden yazılan senaryo proje o masaya geliyor ve o evrenle uyumluluğuna bakılıyor.
Ki bu yaklaşımı ilk ortaya çıkaran evren de Marvel evreni de değildir.
Hangi evrendir? Star Wars evrenidir.
Star Wars evreninde üretilen tüm projelerin Star Wars evreniyle uyumluluğuna bakan bir masa vardır.
İşte Marvel'da da bu vardır.
İşte bakın bu devamlılık tutulmadığında da böyle tutarsızlıklar, böyle saçmalıklar ortaya çıkıyor yani.
DC sinematik evreninin bir karakterinin solo filmini yapıyorsunuz.
Ama o sinematik evrenle uzunluğu değil.
Olur mu ya böyle şey? Başka uyumsuzluklardan bahsedeyim.
Mesela Gotham'ın Arkham Cezaevi diye bir cezaevi vardır.
İşte bu filmde zaten Joker Arkham hapishanesine atılıyor.
Arkham hapishanesi hem çizgi romanlarda hem uzun metrajlarda hep mahkumları delirten son derece ürkütücü bir suçlunun...
düşmektense ölmeyi tercih edeceği bir hapishane olarak anılmıştır hep.
Bu filmde ise hiç öyle değil.
Alakası bile yok yani.
Hepsi son derece basit.
Sıradan bir yani hapishane gibi görünüyor böyle.
Başka birçok şey sayabilirim uyumsuzluk üzerine ama bu konuyu çok çok da uzatmayayım.
Zaten sohbeti çok uzattım kusura bakmayın ama bakınız anlatacak ne kadar çok şey var.
Özetle arkadaşlar Joker ikili delilik kötü bir film, kötü bir film olmakla kalmayıp bugüne kadar inşa edilmiş o devasa Joker efsanesine zarar
veren bir film, DC sinematik evrenine zarar veren bir film ve bu nedenle de sadece kötü olarak anılmakla kalmayıp yok farz edilecek bir film bana göre.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
