
İndiana Jones Efsanesi ve Kader Kadranı Filmi
20 Temmuz 2023 · 18 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, 80'lerden bugüne bir efsaneye dönüşen Indiana Jones Serisini ve serinin son bölümü olan Kader Kadranı filmini incelemeye çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Gayet klişeye gayet alışıldık gayet tanıdık bir formül sunan bir teri film ve karakter gibi görünüyor.
80'lerin işte 70'lerin ya da 90'ların bazı filmleri için bugünün sinema severlerinin çok klişeye hani çok alışıldık çok bilindik hiç ilginç bir şey yok gibi yorumlarda bulunduklarını görüyorum.
Ama ilginç olan şu zaten o klişeyi yaratan filmi izliyorsunuz.
Hani aslında bu filmden sonra gördüğünüz ve size tanıdık gelen filmler aslında klişe.
Şimdi 80'li yıllar ve ondan öncesi aslında 70'lerden başlamamız lazım hikayeye.
70'li yıllarda Hollywood çok önemli bir güncelleme ve yenileme geçirdi.
1970'li yıllarda bugün bizim sakallılar ya da film veletleri, İngilizce'de movie brats dediler.
Hani Türkçe'de film veletleri, film haylazları gibi bir çevirisi var o kelimenin.
bayağı ortaklıklar barındıran isimlerdi.
Hepsi sinema eğitimliydi, sinemayı çok iyi biliyorlardı sinema tarihine.
Çok hakimlerdi, çok entelektüel, gayet avantgard ruhta tiplerdi.
Ancak bu yönetmenler aynı zamanda gişe sinemasına, Hollywood'un temel film yapma, ana akım film yapma dinamiklerine hem çok aşina hem Hollywood'un geçmişinde yaptığı önemli
ana akım filmlere, gişe sineması örneklerine son derecede hayran.
Hani neredeyse oyunbaz bir tavırla genç sinema seven aslında hemen hemen herkesi sinemalara, salonlara çekme konusunda en yüksek seviyede isteği olan isimlerdi bunlar.
Kimdi bu beş isim?
Hemen bunları size sayayım.
Francis Ford Coppola, Steven Spielberg, George Lucas, Martin Scorsese ve Brian De Palma.
İnternette bu isimleri yazarsanız hani birlikte oturup sohbet ettikleri, bir şeyler yiyip içtikleri, kameralara foz verdikleri.
Birçok fotoğraf göreceksiniz.
Bu isimler geldiler.
Hollywood'un tüm film yapma dinamiklerini, gişe dinamiklerini, ana akım sinemanın temel formüllerini yenilediler, güncellediler ve çok fazla izleyiciyi sinema salonlarında
çektiler ve bizim bugün blockbuster dediğimiz çok yüksek izleyici sayısına, bilet satış rakamlarına ulaşmasını beklediğimiz ana akım, çok parlak sinema örneklerine verdiğimiz
ismi ortaya çıkaran ve bu isimlerin ne diyelim mimarı, mühendisi olan isimler olarak karşımıza geldiler.
Bu filmlerin ilk örneği Steven Spielberg'in yönettiği Jaws filmidir.
1976 tarihliydi yanlış hatırlamıyorsam.
Ondan önce 1972'de Francis Ford Coppola'nın Godfather filmi belki de bu filmlerden bir tanesidir.
Ondan önce de bazı örnekler var ama tüm hani bugün için blockbuster dediğimiz kavramı ilk eksiksizce ortaya çıkaran filmin Jaws olduğunu söyleyebiliriz.
Şimdi Steven Spielberg ile başlıyor.
Ondan sonra Star Wars, George Lucas'ın yönettiği.
Ondan sonra başka başka filmler geliyor.
Hepsini saymayayım. Birçok film var.
Ve aslında bu formülün tescillendiği film.
Yani Jones'la başladıysa mesela 1976'da.
1981 tarihli Indiana Jones'la artık Hollywood gişe sinemasının formüllerinin yenilendiği ve yeni formüllerin de hem Hollywood tarafından yani işin mutfak tarafı,
sektör tarafı. Sanayi tarafından hem de biz izleyiciler tarafından kabul edilip tescillendiği tarih ve film işte 1981 ve Kutsal Hazine Avcıları filmi oluyor.
Nedir bu formüllerin temelleri?
Öncelikle şunu söyleyeyim.
Hani diyorum bugünün sinema sever arkadaşlarına çok formül gelen şey ne biliyor musunuz?
Esas numara şu. Basite indirgeyerek söylüyorum belki de ama çok da yanlış bir şey değil bu söylediğim.
15 dakikada bir aksiyon formülü.
O güne kadar sinema tarihinde aksiyon filmleri yok muydu?
Serüven filmleri yok muydu? Elbette vardı.
Ama durmak ve bitmek bilmez bir akış, bir daha sakin sahne, bir hareketli sahne.
Bir sakin sahne, bir hareketli sahne.
Tansiyonun bir yükseldiği, bir düştüğü.
Bir yükseldiği, bir düştüğü bir akım dinamiği.
Temel bu da formül bu arkadaşlar.
Ve bunu da ilk çıkaran film gerçekten Star Wars'tur.
Yine George Lucas'ın yazıp yönettiği bir film.
İşte burada da Josh Lucas'ın öyküsünü yazdığı ve temel formülünü belirlediği Kutsal Hazine Avcıları filmi ve Indiana Jones diyelim artık.
Sonra bir seriye dönüştü zaten filmi.
Bu durmadan devam eden aksiyon, bir dinlendiren, bir hareket ettiren, tansiyonun bir yükseldiği, bir alçaldığı ve izleyiciyi hiç sıkmayıp ilk sahneden son sahneye
kadar hiç dur durak bilmeden sürükleyen bir aksiyon ve serüven sineması formülü.
Temel formül buydu.
Tabii sadece bu değildi, bunun içinde başka güzel şeyler de vardı.
Hemen tanıyıp ısınabileceğiniz çok sevimli, sempatik karakterler, dramla, gerilimle, heyecanın ve bir anlamda da mizahın ve komedinin iç içe geçtiği bir yapı, son
derece otantik, ilginç, farklı mekanlar, farklı ortamlarla süre giden bir macera, çok da ciddiye alınması gerekmeyen mizahi ve Böyle biraz karikatürize ve fantastiğe
yakın hani tam fantastik değil ama fantastik gibi bir doku böyle.
Bütün bunlar birleştiğinde gerçekten çok geniş kitlelerin çok heyecanla böyle keyifle mutlulukla sürüklenerek hem güldüğü hem eğlendiği hem gerildiği anlık sahnelerde korktuğu ama
neticede sinemadan çıktığında damarlarına kadar sinemanın dokusuyla duygusuyla dolup taştığı bir projeydi Kutsal Hazine Avcıları.
Film olağanüstü bir hasılat rakamına ulaşmıştı.
O zaman için gişeleri alt üst etmişti.
Kuyruklar olmuştu gişelerde ve Steven Spielberg gerçekten ekibiyle birlikte diyelim hem George Lucas'la birlikte hem senaryoyu yazan Lawrence Kastan'la birlikte muhteşem bir işe imza atmıştı.
Şimdi Kutsal Hazine Avcılarındaki Indiana Jones karakteri Harrison Ford'un canlandırdığı film kadar tek başına bir efsane haline gelmişti.
Neydi bu karakteri bu kadar yukarıya taşıyan?
Şimdi Harrison Ford tabi çok önemli bir oyuncu.
En iyi oyuncu Oscar'ı da almamış bir oyuncudur.
Sadece bir tane Oscar adaylığı var.
Onun dışında çok ödüllü bir oyuncu sayılmaz ama aslında çok iyi bir oyuncudur elbette.
Star Wars'taki Han Solo karakteri yakın dönemde bakın yine 70'lerde 80'lerde göstereme giren Star Wars filmindeki performansından bahsediyoruz Harrison Ford'un.
Hem de Kutsal Hazine Avcılarında inşa ettiği Indiana Jones karakteri birçok ortaklık barındırıyordu.
Kutsal hazine avcılarındaki Indiana Jones karakteri hem bir arkeoloji profesörü hem bakın hem çok entelektüel, çok bilgili, çok kültürlü böyle olağanüstü bir tipleme hem de bedensel olarak terüveni aksiyona çok yakın
bir karakter. Şimdi genelde hani entelektüel karakterleri daha çok biz bilgisiyle, konuşmalarıyla, o bilgiliyle, felsefesiyle falan severiz izleriz değil mi?
Çok böyle bilge karakterler masada oturup konuşsun böyle harika birkaç replik savursun bizim için hayranlık uyandırırlar zaten değil mi?
İşte bakın Indiana Jones iki ayrı karakteri birleştiriyor.
Aynı zamanda da bir serüven karakteri.
İşte bu Indiana Jones bu akıcı, serüvenli, mizahi, maceralı bir öykünün içerisine yerleştirdiğinizde hem filme hem de karaktere sempati duymamak, sevmemek, ondan hoşlanmamak
çok güç gerçekten. Aynı zamanda Kutsal Hazine Avcılarında unutulmaz akılda kalan güzel detaylar vardı.
Çok incelikler vardı Indiana Jones karakteriyle ilgili.
Bir kere şimdi çok karikatürize bir kahraman.
Bir şapkası var, bir kırbacı var.
Kovboyların belindeki silahı o altı patları nasıl çok karakteristik bir imgedir.
İşte o altı patların yerinde kırbacı var Indiana Jones'un.
Hiçbir şey onu kolay kolay şaşırtmaz.
Olağanüstü durumlarla, karakterlerle, engellerle karşı karşıya geldiğinde biraz yapıştırma ve hani böyle biraz yalandan bir kibri ve hiçbir şeye şaşırmazcı bir tavrı vardır.
Ama bir yandan da arkasından ne bileyim işte aslanlar, kaplanlar, yuvarlanan taşlar, işte kendisi...
Böyle canını burnuna takıp koşar kaçar atlar zıplar falan.
Hani o bilgiliğin o her şeye hakim olan tavrının altında da bir yandan da böyle hani her şeyden korkup kaçan ürken bir tipleme vardır.
Böyle ilginçtir yani bu tezatları bir arada barındırır.
Hiçbir şeyden korkmaz aslında ama bir şeyden çok korkar yılanlardan.
Her filmde mutlaka şöyle bir replik vardır.
Yılanlar olmak zorunda mıydı?
Onu da söyleyeyim tabii şimdi yılanlar nasıl karşısına geliyor.
Şimdi bir arkeoloji profesörü ya yıl boyunca ders verir.
Öğrencilerinin arasındaki böyle çok sevimli, tatlış, hafif erotik böyle seksi kızlar falan ona çok hayranlardır.
Böyle ona sürekli bakış atarlar falan.
O tabii öğrencilerle falan çok da muhatap olmaz tabii ki böyle olgun bir profesör olarak.
Dersini anlatır karizmatik karizmatik.
O bilge üslubunu o ders anlattığı amfide sınıfta kullanır.
Yaz tatilindeyse hiç kimsenin bulmadığı, bilmediği böyle arkeolojik kazılara falan gider.
Hiç kimsenin bilmediği çok eski tarihi...
imgeleri, hazineleri, mezarları, anıtları falan açıp o arkeoloji dünyasına yeni katkılar yapmaya meraklı bir profesördür.
İşte o aramalarında da mutlaka karşısına çok sıra dışı maceralar gelir.
Nasıl işte Brezilya'nın çok derinliklerinde bir ormanda bir hazine varmış ama şimdi tabii Indiana Jones o hazinenin peşine bir bilim insanı, bir arkeoloji profesörü olarak gidip saklı bir hazineyi dünya
mirasına, arkeoloji dünyasına Kazandırma ruhuyla gidip o işte mağarada mezarda bir şeyler arar falan ama orada tuzaklar vardır bir türlü.
Hani o mezara ulaşmasını engelleyecek bir sürü düzenek vardır.
O düzeneklerden çok büyük ustalıkla falan geçer bizim teoloji profesörümüz.
Ancak o mezarın o hazinenin peşinde de bir de hazine avcıları vardır.
Şimdi bakın filmin adı Kutsal Hazine Avcıları ya.
Çok da kutsal olmayan para peşinde kurnazlıkla...
İndiana'yı takip edip o hani nasıl olsa o hazineyi bulacak ya onu bulduğunda silahını çekip hani çekil bakalım İndiana senin emeklerin için sana teşekkür ederiz ama sen kenara çekil biz bu hazineyi alıp kara borsada satıp
köşeyi döneceğiz diyen de başka hazine avcıları vardır.
İndiana'nın düşmanları vardır mutlaka.
Bu düşmanlardan bir tanesi de kimdir aslında biliyor musunuz?
Naziler. Hitler'in bazı albayları, generalleri falan tarihteki çok gizli hazineleri, doğaüstü güçlere falan çok meraklıdır.
İşte bu albaylarla, generallerle de bir yandan savaşır ve mücadele eder Indiana.
Ya bakın yani ne kadar renkli görüyor musunuz?
Yani gerçekten tam bir serüven kahramanının sürüklediği serüven öyküleriyle karşı karşıyayız.
İşte bir mezara girer orada tam hazineye ulaştığı anda düşmanı gelir silahını buna doğrultur.
Çünkü Indiana silah taşımaz bakın ne dedik?
Belinde silah değil kırbaç vardır.
O işte düşmanı onu kenara çekilir.
O düşman tabi indiyana kadar bilgi olmadığı için salak gibi oradaki o hazineyi eliyle tutar alır ne bileyim atıyorum işte bir altın yumurta var diyelim.
Yumurtayı bir alır hoppa tuzaklar bir anda ortaya çıkar işte üzerlerine bir taş yuvarlanır duvarlardan oklar fırlar böcekler basar ortamı yılanlar basar falan filan herkes oradan koca koca kaçmaya çalışır.
İşte indiyana tam kaçarken gizemli bir kapıdan geçerken şapkasını düşürür.
tam kapı kapanırken o kapının altından böyle bir karış kalmışken hop şapkasını çekebilir falan böyle mutlaka hani bütün Indiana Jones serilerinde bölümlerinde hani bu klasik sahne mutlaka vardır mesela işte o düşman önce kaçar
gider kendisi kocaman bir böyle bir boşluktan bir geçitten atlamak zorunda kalır atlayamaz ona bağırırlar işte Indiana hadi atla falan o kırmacını çıkarır kayaya bir dala bir şeye sarar sarkarak Karşı
tarafa geçer falan. Yani inanılmaz güzel sahneler vardır ve bunlar çok şeydir böyle.
Onu mutlaka göreceğiz yani.
Indiana Jones'u sevenler, biz izleyiciler o şapkayı kurtardığını, o kementiyle bir yerden bir yere atladığını, işte düşmanını hani bütün emeği Indiana'nın verip ödüle düşmanının
kavuşup Indiana'nın o maceradan eli boş dönmesini falan.
Yani bunları mutlaka biz göreceğiz yani.
Bunları istiyoruz. Ve hani bunu da tabii Simış ve Josh Lucas bildiği için.
Bu detayları, bu ayrıntıları, bu tekrarlanan güzel sahneleri, sekansları hep bizim karşımıza getirdi gerçekten Smith Spielberg.
Ondan dolayı bir efsaneye dönüştü işte o yüzden efsane diyorum.
80'ler sonrası yani 90'lar, 2000'ler, 2010'lar, 2020'ler bütün ana akın yüksek bütçeli ve yüksek hasılat beklenen filmlerin bütün formüllerini bir
Star Wars serileri bir de Kutsal Hazine Avcıları ve Indiana Jones filmleri yazmıştır.
Şimdi son film nasıl peki biraz da ondan bahsedeyim aslında hani birçok şeyden bahsettim işte Indiana Jones'un son filmi olan kader kadrını filmi ne yazık ki çok da iyi bir film değil bence çünkü bu formülleri eksiksizce
uyguluyor ama hani o arkadaşlar hani bu film çok klişe diyen arkadaşlar en azından bu film için çok da haksız değiller çünkü bu formüller 80'ler için.
Çok çarpıcıydı. Çok yeniydi gerçekten.
Ama bugün için evet alışıldık formüllerle karşımıza geliyor.
Alışıldık bir film. Çok da ilginç bir şey vermiyor bize.
Bir adım ileriye taşımasını istiyoruz aslında.
Mesela bu programlarda ben Scream'lerden bahsettim.
Hatırlıyorsunuz 90'ların Ten Slasher korku filmleri olan Scream.
Wes Craven'ın yaptığı. Hala onun devam bölümleri devam ediyor.
Ama yeni devam bölümleri öncülerine bir şeyler katıyor.
Mutlaka bir yenilik var her bölümünde.
İlginç farklı gelen bir şey var.
İşte Indiana Jones'un son bölümünde ne yazık ki böyle bir şey yok.
İlk film 1981'de yapılmıştı.
İkinci film 1984'te.
Üçüncü film 89'da yapılmıştı.
O filmler o zamanlar için iyiydi.
O serüven dokusunu, o 15-20 dakikada bir aksiyon formülünü, o gerilimle, macerayla mizahı dengeleyen senaryo yapısı falan o zamanlar için harikaydı.
Ve o filmler çok hasılat yapmıştı ama.
Sonra 2008'de dördüncü bölüm yapıldı.
Bence o da basattı mesela yani kötü değildi ama yenilik getirmiyordu yani aynı formülü aynen devam ettiriyordu.
İşte son film Indiana Jones ve Kader kadranı da formülleri devam ettirse de günümüz sinema severine yeni bir şey ilginç bir şey farklı bir şey sunmuyor.
Biz işte 80'lerde çocuk olan sinemayla 80'lerde tanışan sinema severler biraz böyle nostaljik bir kafayla bizi sinemayla tanıştırıp sinemaya sevdirmiş o Indiana Jones'un
eski bölümlerini seven özleyen.
sinema severlere biraz daha güzel gelmiş olabilir belki ama yakın dönemin, yeni dönemin sinema severlerine, daha genç arkadaşlara çok da fazla bir şey ifade edeceğini pek düşünmüyorum.
Diana Jones'un bundan önceki dört filminin tamamını Sivir Spielberg yönetmişti.
İlk kez, bu kez yönetmenlik yapmadı Sivir Spielberg ve James Mangold adlı yönetmene son projeyi emanet etti.
Şimdi James Mangold gerçekten Hollywood'un iyi yönetmenlerinden bir ters.
Hani biraz kalbur üstü gişe yönetmeni denebilir kendisi için.
Ben filmlerin birçoğunu biliyorum.
Takibimde olan bir yönetmen.
İyi şeyler beklediğimiz bir yönetmen.
Bence Indiana Jones serisine çok da bir şey katmamış.
Bir şeyler katmaya çalışmış ama bence çok olmamış.
O anlamda eski formülleri devam ettiren bir film olarak son filmi takip etmek ve o gözle değerlendirmek bence biraz daha doğru olur.
Indiana Jones ve Kader Kadını'nın filminin ortalama üstü bir gişe filmi olduğunu, Indiana Jones serisine çok da fazla bir şey katmadığını ve onun sadık bir takipçisi olup...
O efsaneyi günümüzde devam ettirmeye çalışan bir film olarak değerlendiriyorum ben.
En azından dediğim gibi biz hani o yılların sinema severleri olarak Indiana Jones karakterini Harrison Ford'un bedeninde tekrar görmek bana keyif verdi diyebilirim.
Harrison Ford artık 80 yaşına geldi yani bu yaşta böylesine bir aksiyon filminin başrolünde oynamak da...
Gerçekten büyük cesaret işi.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Bir
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
