
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, yakın dönemin en tartışmalı filmlerinden biri olan House of Gucci'yi inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar. Sinematris''e hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda House of Gucci konuşacağız arkadaşlar.
Gucci ailesi filminden bahsedeceğiz.
Geçen hafta da söylemiştik.
Önümüzdeki hafta House of Gucci'den bahsedeceğiz diye.
Ve biraz dedikoduya devam edeceğiz demiştik.
Neden böyle demiştik? Çünkü geçen haftada Lady Diana'ya odaklanan Spencer filminden bahsetmiştik.
Bol miktarda ne yazık ki ister istemez dedikodu barındıran bir filmdi.
Magazinel bir filmdi. Zaten karakteri de öyleydi.
...magazinel bir aile, magazinel bir konu...
...ve filmin içeriği de...
...magazine ve dedikoduya ne yazık ki...
...son derece müsait olduğu için...
...bu hafta da biraz dedikodu yapacağız, dedikoduya devam edeceğiz.
İnanın ki filmi...
...sinematografik olaraktan incelemekte...
...ve üzerine konuşmakta biraz zorlanıyorum.
Bunun iki tane sebebi var. Birincisi, filmin öykü olarak...
...konu olarak, yaklaşım olarak falan...
...tamamen... ...içeriğine odaklanması ve bu içeriğin de...
...gerçekten dedikoduya...
Gucci markası, işte moda dünyası ya da işte Gucci'nin tasarım anlayışı, doğuşu, büyümesi ya da çöküşü gibi daha böyle teknik ya da işte moda dünyasıyla falan ilgili olmayıp tamamen
Gucci ailesinin içerisindeki yani kişisel ve ailesel sorunlara eğiliyor olması.
Yani dedikoduya gerçekten çok müsait olması.
Filmin malzemesi bu gerçekten.
Hani bunu konuşmak zorunda kalıyorsunuz filmin üzerine konuşurken.
Bu konuda yapacak bir şey yok. İkincisi filmin sinematografik olarak da yani işin sinema tarafının da zaten yönetmeninin Ridley Scott olması dolayısıyla zaten iyi olması.
Yani Ridley Scott gibi usta bir yönetmenin yönettiği film.
Zaten iyi oluyor. Gerçekten iyi oluyor.
Hani işte senaryosu, akışı, kurgusu, görüntü yönetimi, oyunculukları, setleri, kostümleri, ışıkları.
Aklınıza ne geliyorsa film sinematografik olarak zaten iyi.
Hani sorun Ridley Scott'ın nasıl anlattığı olmuyor.
Ne anlattığı oluyor.
İşte ne anlattığı olunca da Gucci ailesi oluyor.
Ve Gucci markası ya da Gucci'nin içerisinde olduğu modü dünyasından çok ailevi problemlere eğiliyor olması ister istemez bize burada bir de bir böyle dedikodu içerikli bir problem.
yapmaya itiyor. Şimdi nasıl bir film arkadaşlar Gucci?
Gerçekten Gucci ailesine çok odaklanıyor.
Tamamen aile ilişkilerini, aile meselelerini falan anlatıyor film.
Kişisel ilişkileri anlatıyor, kişileri bize tanıtıyor falan.
Madem bu kadar aileye odaklanacağız hemen diyorum yine peşin olarak söyleyeyim.
Filmde nefis oyuncular var. Gerçekten hani yıldızlar geçidi denebilir film için.
Çok usta iki oyuncu Al Pacino ve Jeremy Irons.
Gucci ailesinin hani iki büyük ortağı sahibini canlandıran karakterler olarak nefisler.
Harikalar gerçekten. O iki büyük ustayı.
Jeremy Irons Al Pacino kadar çok tanınan bilinen bir oyuncu değildir ama gerçekten çok değerlidir.
Çok güçlüdür. Çok eski köklü bir oyuncudur.
Olağanüstü performanslar vermiştir zaten.
Oscar'lı bir oyuncu. Al Pacino'yu zaten tanıtmama gerek yok.
Ve ikisini gerçekten böyle hani bir masaya oturmuş konuşurken izlemek çok keyifliydi.
Onların çocuklarını oynayan iki biraz tabii ki genç nesil oyuncu Adam Driver ve Jared Leto bunlar da çok iyi filmde.
Özellikle Jared Leto muhteşem bir performans sergilemiş.
Gerçi hani onun performansının biraz abartılı olduğunu falan düşünen arkadaşlar sinema severler sinema yazarları olmuş olabilir.
Bilmiyorum yani o kadar ince bir yorum yapmayacağım burada size ama Jared Leto'nun oyunculuğu ve karakteri gerçekten çok iyi.
Adam Driver zaten yine yeni lisini en güçlü, en güzel oyuncularından bir tanesi.
Onu izlemek çok keyifli.
Çok da iyi bir oyunculuk vermiş ve bu dört baba erkeğin iki farklı nesilden dört baba erkek oyuncunun önünde de Lady Gaga var.
Şimdi işin oyuncu tarafı güzel.
Hani bu kadar karakter odaklı, aile odaklı bir filmde oyunculardan hani bahsetmemek tabii imkansız oluyor ve karşımızda çok doğru performanslar, iyi işlenmiş karakterler falan var.
Ama ama Arkadaşlar film ne yazık ki çok vasat bir film.
Hatta yani kötü bir film diyeceğim ama hem sinematografisinin iyiliğine hem oyunculuğunun başarısına falan bakaraktan kötü diyemiyorum ama çok vasat diyeceğim.
Çünkü filmin çok büyük bir problemi var arkadaşlar.
Size konuyu şöyle özetleyeyim.
Şimdi dedim ya Gucci ailesinin hani ailevi ilişkilerinden, ailevi problemlerinden, meselelerinden bahsediyor.
Çok kabaca da öyküsünü anlatayım size.
Merak etmeyin yine spoiler vermeyeceğim.
Filmi izlemenizde bir sakıcı yok.
Zaten gösterimde halen film.
Büyük iki baba firmanın sahibi artık iyice yaşlanmışlar.
Hani miraslarını ve Gucci markasını, firmasını çocuklarına devretme istiyorlar.
Öyle söyleyeyim. Ve bu devretme aşamasında hani o mu alacak, bu mu alacak, nasıl olacak?
Firma bu değişimde bırakma döneminde nasıl değişimler, nasıl güncellemeler yapacaklar?
İşte bıraktılar.
Yeni alan... Kişi ve kişiler firmayı nasıl yönetecekler?
Nasıl hamleler yapacaklar falan filan.
Bu tip bir öykü anlatıyor.
Aile içi miras Gucci markasının miras devri döneminde olan aile içi ilişkiler.
Peki okey. Şimdi sıkıntı şurada arkadaşlar.
Böyle aile içi ilişkilerde bir kere karakterleri çok iyi tanımak isteriz değil mi biz normalde?
Evet. Hangi karakter güçlü, hangi karakter zayıf, hangi karakter ne bileyim işi istiyor mu istemiyor mu?
Hani moda üzerine karakterler ne düşünüyor?
Yani bir evlat miras olarak Gucca şirketini alacak değil mi?
Haliyle kendi kişisel algısı, hayata bakışı, ne kadar iradeli, ne kadar çalışkan, ne kadar erdemli, ne kadar kıvrak zekalı, ne kadar iyi bir yönetici olur, ne kadar iyi bir modacı olur vs.
karakterleri o açıdan tanımamız gerekiyor ki olan biten birçok şeyi anlamlandırabilelim değil mi?
Yani atıyorum koskoca Gucci firması çok yeteneksiz bir evlada bırakılırsa ne olur?
Batar. Ya da çok iyi, akıllı, zeki, erdemli, çalışkan, işte vizyoner bir evlat.
Öyle bir evlat varsa ve Gucci'yi alırsa ne yapar?
Dönüştürür, değiştirir, işte zamanı ayak uydurur falan vesaire değil mi?
Yani normalde böyle bir şey olmasını bekliyoruz.
Birincisi arkadaşlar filmde inanın ki izlediğimiz her şey tamamen eylemlerden ibaret.
Ne demek bu? Ben sana bırakmak istiyorum pat bıraktı.
O almak istemiyorum pat almadı.
Sonra tekrar ısrar etti kabul etti.
Aldıktan sonra aldım tamam şunu yapacağım.
Tamamen eylemlerden ibaret.
Nasıl bir evlat olarak koskoca Gucci firmasını alıyorsunuz değil mi?
Diyelim ki size kalıyor ve artık siz yönetici olacaksınız.
Şimdi bunun kardeşim bir duygusal, bir psikolojik bir baskısı, bir zorluğu yok mu?
Bir sorumluluğu yok mu? Bunu alan insan tedirgin olmaz mı?
Ya da diyelim ki buna peşinen hazır diyelim ki bir evlat.
Bunu istemez mi?
Babasından talep eder değil mi?
Çeşitli fikirleri vardır, bunun üzerine planları vardır.
Ya karakterlerin bir duygusal dünyası, bir planlamaları, söz konusu değişimlerin etkileri, kişisel ilişkiler işte amca veya baba veya kardeş veya eş veya sevgili.
Hani bir duygusal, mantıksal ilgilenimlerden bahsetmesini bekliyoruz böyle bir filmin.
Hani karakterleri de tanıtırken onların iç dünyasına, duygusal dünyasına, insan ilişkilerine falan böyle güzel bir kapı açmasını bekliyoruz.
Arkadaş film...
Ya bu açıdan o kadar fakir ki sen nasıl bir senaryo yazdın abi?
Sen nasıl bir sadece eylemleri ve olayları gösteriyor bize film arkadaşlar.
Hiçbir duygusal diyorum alt metin bir mantık bir çekişme bir çatışma falan görmüyoruz filmde.
Bir şeyler sadece oluyor.
Tamam mı? Neden ve nasıl olduğu ve olduktan sonra nasıl etkilerinin olduğunu falan doğru dürüst göstermiyor bize anlatmıyor.
Bu çok büyük bir problem.
İkincisi şöyle söyleyeyim size karakterleri anlatıyor ve aileyi anlatıyor ya.
Karakterler biraz karmaşık ve flu arkadaşlar.
İşte Pacino ve Jeremiah nasıl canlandırdı?
Yani Gucci ailesinin babaları, iki erkek kardeşimler.
Şimdi onların nasıl karakterler olduğunu az çok görüyoruz.
Gayet böyle erdemli, akıllı, zeki tabii hani sıfırdan bir firma yaratıp dünyanın en büyük moda markalarından biri haline getirmiş iki kişi.
Gayet erdemli, güçlü, harika insanlar belli yani.
Koltuklarını dolduran tipler.
Ama şimdi onların oğullarının bir tanesi biraz daha iradesiz ve zayıf.
Bir tanesi biraz daha iradeli ve...
Güçlü, erdemli bir karakter gibi görünüyor yani.
Ancak erdemli olan karakter şimdi firm normalde hani işte babalarının mirasını almak istemiyor diyelim ki.
Peki okey. Abi bunu bir ne bileyim açıkla anlat bize o karakteri bu konu üzerine bir konuştur.
O karakter akıllı mı zeki mi çok güçlü bir karakter mi falan Adam Driver güzel oynuyor ama bu karakter bir anlamda da biraz böyle nerd gibi hani inek öğrenci gibi veya sosyal yetersiz gibi görünüyor.
Lady Gaga karakteriyle evleniyor.
Onunla sevgili oluyorlar evleniyorlar.
Peki buradaki bağlantılarda karakterin aldığı kararlar üzerine yine az önce söylediğim gibi hani sadece eylemlerden olaylardan bahsediyor film.
Hiç duygusal ve psikolojik alt metinlerini vermiyor diyoruz ya çok az bir iki sahne dışında bile onlar da çok fakir.
Lady Gaga ile Adam Driver'ın hani karakterleri evleniyorlar.
Mutlu bir aile kuruyorlar. Tamam okey olay oraya doğru gidiyor.
Ama oraya doğru giderken daha sonra fikir değiştirip başka bir tarafa yöneliyor.
Abi tamam ben bunu istiyorum.
Yapacağım. Tamam okey yap.
Hayır istemiyorum yapmayacağım.
Peki tamam yapma ama neden yapmıyorsun?
Ne yaptın abi bunu? Bunun bir açılımı olması lazım değil mi?
Bu kadar bir de diyorum büyük bir aile.
Hani Gucca ailesinden bahsediyoruz.
Onun içerisinde çekişmeler, fikir değiştirmeler, yakınlıklar, uzaklaşmalar, çatışmalar varsa bunların bize alt metinlerini, karakterlerin motivasyonlarını anlatman lazım.
Hani kardeşim istemiyorsan firmayı, bu mirası devralmak istemiyorsan isteme ama bana bunu anlat.
Neden istemiyorsun? Bu bir. İkincisi fikrini değiştiriyorsan da neden fikrini değiştiriyorsun?
Yok arkadaşlar bunların hiçbir yok filmde.
Hiçbir duygusal alt metin yok.
Hiçbir açıklama yok. Dediğim gibi sadece eylemleri izliyoruz.
Başka bir konuya geçeyim şimdi.
Karakterler yani hiç iddia edici değil öyle söyleyeyim.
Oyunculuklar falan iyi olsa da karakterleri hiç anlayamıyoruz.
Kim neyi nasıl niçin yapıyor hiçbir açıklama yok filmde.
Şimdi eğer ortada diyorum Lady Gaga gibi böyle aslanlar gibi bir karakter var.
Hani Gucci ailesinin gelini olan bir kadın.
Tamam mı? Patricia.
Şimdi Patricia karakteri bu aileye giriyor.
Dedikodu diyorum ya hani güçlü, kuvvetli, akıllı, harika, çok süper bir ailenin içerisine böyle fettan bir gelin giriyor o aileyi alt üst ediyor, karıştırıyor.
Tam böyle bir dedikodu malzemesi.
Diyelim ki böyle. Böyle mi?
Abi filmin bir noktasında bambaşka görünüyor.
Diyorum spoiler vermemek için söylemeyeceğim oradaki tam olayı da.
Filmin ilk yarısında bir kısımda o...
Gelin ve eşiyle hani işte Guccalis'in oğluyla evleniyor diyorum.
Onunla ilişkisi başka bir tarafa doğru gidiyor.
Sonra oradan dönüyor başka bir tarafa geliyor.
Hani o dönüşü zaten hiç anlatmıyor açıklamıyor film.
Burada bir boşluk var. İki döndüğünde de hem gelin karakteri hem damat karakteri yani bu eşler bir dönüşüm yaşıyorlar.
Fikirleri değişiyor. Birbirlerine yaklaşımları değişiyor.
Ne bileyim. Sahip oldukları Gucci ailesinin mirasıyla ilgili fikirleri değişiyor.
Yaklaşımları değişiyor. Abi ne oluyor ya?
Yani filmi izliyorsunuz arkadaşlar.
Bir de iki buçuk saat film.
Gayet de uzun. Yani olabilecek her türlü aile ilişkisini ayrıntılı ve detaylı biçimde bize anlatabilecek süre.
Ortada nefis bir yönetmen, nefis bir teknik ekip her şeyi var ama anlatmıyor.
Şimdi Ridley Scott bunu anlatamıyor olamaz arkadaşlar.
Ridley Scott gibi okkalı bir yönetmen bunu bize veremiyor olamaz.
Ben öyle bir şey söyleyecek olsam alenen terbiyesizlik yapmış olurum.
Ridley Scott anlatamamış falan.
Öyle bir şey yok abi. Ridley Scott onlarca kez bize harika öyküler anlattı.
Bu noktada nereye geliyoruz biliyor musunuz arkadaşlar?
Sarah Gay Forden diye bir kadına geliyoruz.
Kim bu kadın biliyor musunuz arkadaşlar?
Gucci ailesi filminin uyarlandığı romanı yazan kişi.
Hoppa. Film buradan uyarlamaya bir roman uyarlaması.
Demek ki bu romana da mümkün olduğunca tabi bu kadar bilinen, bu kadar hayranlarının veya işte dünyada milyonlarca insan tabi ki Gucci kullanıyor ve birçok insanda biz olmasak da birçok
insanda Gucci ailesinin içerisinde dönen olayları, magazin basını falan biliyordur yüksek olasılıkla.
Ve bu romanın da aslında yani gerçekte olanlara bayağı sadık olduğu söyleniyor internette.
Demek ki Ridley Scott da bu romana gayet sadık bir uyarlama yapmış, bir film yapmış.
Demek ki gerçekte olaylar aynen tabii filmde anlatıldığı gibi olması mümkün değil.
Olmamıştır ama en azından gerçekte olanların ruhuna sadık.
İşte burada da şöyle bir sıkıntı ortaya çıkıyor arkadaşlar.
Bunun sinema tarihinde birçok örneği var.
Sarsıcı ya da çarpıcı bir olayı aslına uygun biçimde anlatmanız yani romana ya da gerçeklere sadık olmanız ortaya iyi bir film çıkaracağınız anlamına gelmiyor.
Hatta ve hatta çoğunlukla sinema tarihinin en iyi romana uyarlamaları Aslında tam olarak sadık olmayanlardır arkadaşlar.
Bakın tamam Gucci ailesini anlatıyorsunuz.
Hani gerçeklere sadık olalım değil mi?
Çarpıtmayalım denir.
Geçen hafta Spencer filminde olduğu gibi taraflı olmayalım, olayları saptırmayalım, bir tarafa çekmeyelim.
Aslına sadık olalım.
Okey abi o zaman da ortaya çok da anlatılır bir öykü çıkmıyor.
Ya da siz öyküyü anlatırken...
İşin dramatik tarafını çok anlatmamaya çalışıyorsunuz.
Çünkü tabii ki o karakterlerin gerçekten nasıl dramlar yaşadığını, bu olayları yaşarken o karakterlerin ne hissettiğini, nasıl kafalarda olduğunu kimse bilemeyeceği için sadece eylemleri anlatmakla sınırlıyorsunuz kendinizi.
Böyle bir durum ortaya çıkıyor. Şimdi az önce anlattıklarımı...
Anlamlandırabildiniz mi bilmiyorum yani.
Özetleyebildim mi yeterince? Diyorum ya hani film tamamen eylemleri anlatıyor.
İçi duygusal, iç dünyaları falan filan karakter dönüşümlerini veya karakterleri tam olarak tanıtma görevini yerine getirmiyor.
İşte demek ki sebep bu. Ben bu noktaya varıyorum yani.
Ve şöyle bir şeyden bahsedeceğim size.
Bu benim çok içimi sıktı. Çok canım sıkıldı yani.
Şimdi ben normalde çok moda dünyasıyla iç dışı bir insan değilimdir.
Hani çok takip ettiğim bir dünya değil.
Bu konuda cahil bir insan sayılırım yani.
Ama elbette Gucci'nin ne kadar büyük önemli bir marka olduğunu hemen hepimiz biliyoruz.
Abi tamam House of Gucci.
Filmin adından belli. Yani Gucci evi, Gucci ailesi, Gucci ailesinin içerisinde olanlardan bahsedeceğiz.
Tamam ama hani filmin bir kısmında böyle işte Gucci'nin deri aldığı İtalyan kasabasına gidiyorlar.
Orada işte aile hani diyorum hani olağanüstü fiyatlardaki ne bileyim Gucci deri ceketinin ya da çantasının çıktığı derinin çıktığı hayvanın bulunduğu ahıra gidip işte o hayvanları yetiştiren insanlarla
falan oturup yemek yiyor aile.
Şimdi bakın olayın bir ruhu var aslında.
Hani kabaca buraya değiniyor film.
Hiç değinmiyor değil. Ancak Gucci'nin tasarım anlayışı nedir?
Moda dünyasındaki önemi ve yeri nedir?
Gucci'yi Gucci yapan şey.
Biraz sanatsal, biraz modayla ilgili, biraz işte fashion o moda dünyasındaki yeriyle ilgili falan.
Abi hiç mi bir şey yok ya filmde?
Hiç mi bir şey anlatmıyorsun?
Anlat be ya. Anlatmamış arkadaşlar.
O kadar uzak durmuş.
Hani House of Gucci ya. Hani roman ya bu.
İlla... Gucci ailesini anlatacak ya.
İşin o tarafına neredeyse hiç pencere açmamış.
Hiç yer ayırmamış.
Bu da çok üzücü ve sıkıcı gerçekten.
Tamam hani okkalı ve zengin bir ailenin hayatını izliyorsunuz gibi bir şey.
Ha Gucci olmuş. Ha ne bileyim Versace olmuş.
Yok Ferrari olmuş. Facebook olmuş.
Hiçbir Gucci ile alakalı neredeyse soy isim dışında hemen hemen hiçbir şey yok filmde arkadaşlar.
Gerçekten bu da çok üzücü.
Ve son olarak şu notu söyleyeyim ve sohbetimi bitireyim.
Olanlar inanın. Bu kelimeyi kullanmaktan çekiniyorum ama ancak aptal insanların.
Böyle sanki gerizekalımış gibi tiplerin falan karşına çıktığında böyle başa çıkamayacağı ya da ne bileyim halledeyim.
Ya sen koskoca guccisin abi.
O kadar basit sorunlar.
O kadar dışarıdan bakıldığında böyle ya çok affedersiniz bok yoluna gitmiş abi diyeceğiniz bir...
Böyle geçiş ya da sıkıntı, sorun, problem aşılamayan engeller silsilesi var karşımızda.
İnanılır gibi değil. Diyorum romana ben okumadım ama hani romana okusam da herhalde eh be abi yani o böyle mi ya gerçekten?
Hani Gucci, Gucci bu mu?
dersiniz inanın ki arkadaşlar sanki geçen hafta demiştim ya işte Lady Diana'yı anlatan Spencer filmi sanki Lady Diana mezardan kalkmış çıkmış ya da hiç ölmemiş böyle kendi ne bileyim ölümünü tasarlamış da kendi adını
aklamak için öyle bir film yapmış demiştim.
Gucci filmi hani sanki Gucci'den tiksinen nefret eden birilerinin ya da böyle ne bileyim Gucci'nin rakiplerinin Gucci ailesini karalamak için böyle çektirdiği bir filme benziyor.
Çok üzücü gerçekten çok üzücü.
Dünya çapında işte 150 milyon dolar falan gibi rakamlar telaffuz ediliyor filmde.
Yani totalde 300 milyon dolar değerindeki bir firmanın başındaki ailenin 300 lira etmeyecek meselelerle böyle kaybetmesi o güçlerini, hanedanlığını ya da ruhlarını
en önemlisi de o. Ruhlarını kaybetmesi gerçekten hiç kimseyi ikna edecek bir öykü gibi...
Değil arkadaşlar. Yani gerçekten böyle olmuş olabilir de ne bu öykü haklarında dedikodu yapmak dışında anlatılmaya, üzerine konuşulmaya değer bir öykü gibi göründü bana.
Ya da film gerçekten film demeyeyim dedim gibi romana sadık bir film olduğu için romandan bahsetmek lazım.
Okumadığım halde konuşuyorum. Sadık bir uyarlama olduğu bahsedildiği için bu varsayılma söylüyorum.
Hani roman sadece magazinel bir roman.
Neredeyse sadece aile içi saçma sapan olayları anlatan ve böyle miymiş abi gerçekten bu öykü diyeceğini için de filmin de başka hiçbir açılıma, hiçbir duygusal, tıksal, sektörel, işte
moda ile ilgili, sanatla ilgili falan hani pencere açmaması ve alan ayırmaması sebebiyle ne yazık ki gayet böyle tatminsiz hani gerçekliğine inanmakta zorlanacağınız çok garip bir film olarak karşımıza
geliyor House of Gucci. Gucci ailesinin içerisinde olan biteni merak ediyorsanız izleyebilirsiniz.
Olanlara da inanabilecekseniz eğer hani kaldırabilecekseniz izleyin diyorum.
Ancak onun dışında böyle tavsiye edebileceğim bir film değil gerçekten.
Ancak iyi performansları ve güzel oyuncu kadrosunu son derece yüzeysel karakterleri canlandırırken izlemek size keyif verecekse deneyebilirsiniz diyorum.
Evet arkadaşlar bu haftalık da bu kadar.
Biraz daha dedikodu yaptık ve lütfen yeter artık dedikodu yapmak istemiyorum.
Önümüzdeki hafta dedikodu yapmayacağımız sözünü vererek bu haftalık da programımı sonlandırıyorum arkadaşlar.
Evet önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
