
Haftanın Gündemi: Zindanlar ve Ejderhalar ve Renfield
11 Mayıs 2023 · 23 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta güncel sinema haberlerini, Zindanlar ve Ejderhalar ve Renfield filmlerini incelemeye çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Mutlaka karşımıza geliyor işte fragmanlar, yeni gelen filmler, yeni gelecek filmlerle, projelerle ilgili gelişmeler.
Şu şunun kadrosuna katıldı, şu film gösterim tarihi belli oldu, şu yönetmen şöyle bir açıklama yaptı falan diye.
Hani bu haberler neredeyse artık tüm sosyal medyada böyle bir sinema gündemi teşkil ediyor.
Yani sadece sinema gündemini takip edebileceğiniz ayrı bir sosyal medya dünyası var diyebiliriz.
İşte bu dünyanın da son haftalardaki, son 1-2 haftadaki en önemli gelişmelerinden bir tanesi Dune Çöl Gezegeni filminin devamı olan Dune'un ikinci bölümünün fragmanı, tanıtımı
ve aynı zamanda afişinin ve yeni filmden de bazı görsellerin paylaşılması oldu.
Çok merakla bekleniyor Dune'un ikinci bölümü çünkü ilk bölüm Dune Çöl Gezegeni filmi gerçekten çok iyi bir filmdi, hayranlarını çok memnun etti ki Zaten film Frank Herbert'in
çok satmış, birçok ödül almış bilimkurgu edebiyatının en önemli eserlerinden bir tanesi olan aynı adlı eserin sinema uyarlaması olduğu için zaten çok böyle şüpheyle bakılan
bir projeydi. O kadar başarılı bir edebiyat eserinin sinemada da çok başarılı bir seriye dönüşmesi beklenmiyordu diyebiliriz aslında.
Biliyorsunuz edebiyat dünyasındaki önemli eserlerin sinema versiyonları çoğunlukla böyle bir tepkiyle karşılanır ya da o edebiyat eseri çok seven kişilerin çok böyle şüpheleriyle karşılanır.
Buna rağmen Dune Çöl Gezegeni filmi Hemen hemen herkesi, belki herkesi demeyelim ama büyük bir kesimi memnun etmiş bir projeydi.
Ondan dolayı da ikinci bölüm gayet merakla bekleniyordu.
Hani neredeyse işte diyorum hani hem YouTube'da, Twitter'da, Instagram'da her yerde Dion'un ikinci bölümü gerçekten coşkuyla karşılandı.
Çünkü hem tanıtım, yani teaser çok kısa bir önce bir video yayınlandı tanıtım diye.
Hem o çok sevildiği ilgiyle karşılandı, hem fragman ilgiyle karşılandı.
Çok böyle hani güçlü geliyor gibi görünüyor.
Yüksek olasılıkla da şimdi yönetmen aile, ekip aile ilk 3 filmi Dönü Villeneuve'i yöneteceği zaten kesinleşmişti.
Yapım şirketi bunu açıklamıştı.
Dönü Villeneuve'de gerçekten son 20 yılın...
Tüm dünya sineması için söyleyebiliriz ki en önemli yönetmenlerinden, en önemli sinemacılarından bir tanesi.
Onun bu projenin yönetmenliğini üstlenmesine zaten çok sevinmiştim ben şahsen.
Ve birçok sinema sever de hem de birçok düğün seven de.
Dönü Villeneuve'un yönetmenliğini ve hem romana, edebiyat eserine yaklaşımını hem de sinemasal ve görsel tercihlerini gayet başarılı buldu.
Ondan dolayı ikinci filmin de hem aynı ekiple hem aynı yönetmenle karşımıza geliyor olmasından dolayı ben çok da hayal kırıklığına uğrayacağımızı çok da zannetmiyorum.
Yani yüksek olasılıkla çok iyi bir film karşımıza gelecek diye düşünüyorum.
Yani diyebiliriz ki Dune'un ikinci bölümü heyecanla bekleniyor.
3 Kasım 2023 tarihinde gösterime gireceği açıklanmıştı.
Biz de o tarihi tekrar herkese buradan hatırlatmış olalım.
Yine hem yapımı hem de gösterime giriş tarihiyle ilgili bilgiler açıklandığından beri neredeyse hiç gündemden düşmeyen bir başka filmse Christopher Nolan'ın son filmi Oppenheimer.
Filmin başrol oyuncusu Cleon Murphy bir açıklama yaptı.
Hani bu nasıl bir açıklama bilmiyoruz.
Bir hani muhabire falan mı bunu söyledi ya da sosyal medyada mı yazdı, etti, tuttu, ne yaptı bilmiyoruz ama demiş ki Cleon Murphy, Oppenheimer'ın senaryosu hayatımda gördüğüm, okuduğum en iyi senaryo demiş.
Şimdi ben kendi adıma bu tip böyle gaz vereceği, bu tip...
Bir de böyle çok iddialı açıklamaları biraz sıkıntılı buluyorum.
Hani keşke hiç kimse yönetmenler ya da işte oyuncular, senaristler falan gelmekte olan projeleri için keşke bu kadar iddialı, bu kadar böyle yüksek telden açıklamalar yapmasalar ama...
Bunu ısrarla yapıyorlar.
Bize de böyle gazı veriyorlar, veriyorlar, veriyorlar.
Biz de filmi hani o kadar yüksek beklentilerle izliyoruz ki bazen hayal kırıklığı yaşamak ne yazık ki kaçınılmaz oluyor.
Şimdi Cleon Murphy hani gayet böyle artık yaşın başını almış böyle usta oyuncu mertebesine yavaş yavaş gelmiş oyunculardan bir tanesi.
Ki Christopher Nolan da birçok projede Cleon Murphy ile çalıştı.
Ona da diyor ki işte en olağanüstü oyuncu en muhteşem oyuncu işte yaşayan en büyük oyuncu falan filan böyle hani birbirlerine gaz verip duruyorlar böyle.
Okey tamam abi siz kendi aranızda paslaşın ama arada biz kaynıyoruz çünkü ne bileyim yanlış bir yerde Clayton Murphy projede bir gözünü kırpsa abi böyle oyunculuk mu olur falan demeye başlıyor sinema severler.
Onun için diyorum bu gaz vermeleri ben biraz sıkıntılı buluyorum ama.
Hani hepimiz aslında Open Highway'ı gayet merakla bekliyoruz değil mi?
Büyük bir proje zaten Christopher Nolan adının böyle uğradığı herhangi bir proje artık hepimiz için çok önemli.
Ki bundan önceki projede Tenet projesinde her ne kadar Christopher Nolan geniş bir kitleyi biraz hayal kırıklığına uğratmış olsa da elbette yine 2000'ler sonrası sinemanın en önemli yönetmenlerinden sinemacılarından
bir tanesi olduğu için Christopher Nolan ne yaparsa yapsın merakla bekliyoruz.
Open High'ların da yeni yeni görselleri paylaşılıyor.
İşte fragmanı zaten paylaşıldı.
Onun için yine merakla beklediğimiz projelerden bir tanesi ve o...
Dune Çöl Gezegeni'nin ikinci bölümü gibi artık hani Kasım falan değil Temmuz ayında 21 Temmuz'da gösterimde artık neredeyse yani önümüzde 2-2,5 aylık böyle 3 aylık bir şey kaldı yani zaman kaldı.
Heyecan giderek artıyor umuyoruz ki Oppenheimer yılın en önemli projelerinden bir tanesi olacak zaten o kesin hani önemli olduğu kesin ama umuyoruz ki en iyi filmlerinden de bir tanesi olacak.
Zira beklentiler gerçekten çok yüksek.
Bir tane daha filmi anacağım.
Berak'la bekleniyor diyeceğim ama hani bu filmin daha gösterime girmesine baya bir zaman var.
Ridley Scott'ın Gladiatör 2 projesi.
Şimdi en başta hani şunu söyleyeyim.
Ben zaten hani bu projeye şüpheyle bakıyorum.
Neden şüpheyle bakıyorum?
Çünkü Gladiatör'ü de zaten ben kendi adıma söylüyorum.
Tamam iyi bir filmdi yani şimdi kötü bir filmdi diyecek halim yok.
İyi bir filmdi ama o kadar da abartılı değildi bence.
Yani biraz hani olduğundan çok daha fazla abartılmış bir film olduğunu düşünüyorum ben Gladiatör'ün.
Ridley Scott'ın da zaten o işte 70'lerdeki, 80'lerdeki, 90'lardaki gücünde olmadığını düşünüyorum ben.
Elbette hala iyi filmler yapıyor.
Hala yine Hollywood'un ve şu anki sinema dünyasının en önemli yönetmenlerinden bir tanesi elbette.
Ama daha önce de şu şekilde anmıştım ben.
Dünyanın en iyi senaristlerini böyle hani ne bileyim bir toplantıda toplayıp hadi bana bir şeyler yazın getirin diyebilecek güçte, karizmada, saygınlıkta bir yönetmenin Gladyatör gibi
bu projenin devamını yapmayı istemesi gerçekten şey.
Nasıl diyeyim? Yani sanki böyle aklına çok olağanüstü bir proje, bir fikir gelmiş de bu mutlaka Gladyatör'ün ben devamını yapmalıyım.
Olağanüstü bir şey ortaya çıkaracağım çünkü.
Mutlaka yapmam lazım.
İçimde bununla ilgili çok ciddi bir birikim var, bir istek var.
Yok abi ben bunu yapayım ya.
Gladyatör gerçekten bir devam projesini hak ediyor.
Gibi düşündüğünü hissetmek istiyorum ben Ridley Scott'ın.
Çünkü hani niye gladiyatörün devamı diye sürekli kendime sorup duruyorum böyle karşıma.
Gladyatör 2 ile haberler geldiği sürece sürekli kadrodan yeni yeni isimler ortaya çıkıyor.
Pedro Pascal projenin başrolünde olacağı söylendi.
Dazzle Washington ne oynarsa oynasını severek izliyoruz yani artık diyebiliriz.
Dazzle Washington hepimizin çok sevdiği, saygı duyduğu bir oyuncu.
Bu projede olması çok güzel.
Connie Nielsen eski projede zaten başroldeki önemli karakterlerden bir tanesiydi ve Paul Mescal yakın zamanda hani biraz daha yıldızı parlamış genç oyunculardan bir tanesi olduğu için hani iyi bir kadrosu var gerçekten Gladiator
2'nin. Ta 2024'ün Kasım 22'sinde filmin gösterime gireceği söyleniyor.
Hani diyorum da baya bir zaman var böyle bir buçuk sene falan var ama hani şimdiden sürekli filmle ilgili böyle bir bilgiler bir hatırlatmalar.
Ha geliyoruz ha bak geliyor ha bak şu da bizde şu da var falan.
Hani bu böyle ufaktan bir reklam kampanyası mıdır böyle bir PR mıdır bir gazlama mıdır?
Hani şimdiden filmi gündemde tutmaya çalışma.
Bilmiyorum olabilir Hollywood böyle numaralar yapar yani sık sık yapar.
Çok yabancı değiliz ama Gladiator 2 de böyle sürekli gündemde.
Tutulan projelerden bir tanesi.
Bakalım nasıl olacak daha ne haberler gelecek.
Göreceğiz takipte oluyoruz.
Hani ister istemez gündem bizi sosyal medyanın sinema gündemi bizi Gradyatör 2 projesini takip etmeye zorluyor diyebiliriz.
2007 yılında Hollywood'da yazarlar bir greve gitmişti.
Şimdi Hollywood Yazarlar Birliği diye bir dernek var.
Hollywood'da tabii çok sayıda senarist var, çok sayıda yazar var ve biz daha çok uzun metraj filmlerin, tüm dünya sinemalarında gösterime giren uzun metraj sinema filmlerinin senaristlerini daha çok tanıyoruz, biliyoruz falan ama
onun arkasında Hollywood'un çok büyük bir yazarlar ordusu var diyeyim.
Yani 11 bin gibi rakamlardan bahsediliyor.
Ve bu kadro sürekli olarak Hollywood yapım şirketleriyle bir sözleşme halinde sürekli bir para akıyor yazarlara tabii ki böyle.
Ancak bu verilen bir nevi kaşı gibi bir şey yani yevmiye gibi haftalık para alıyor bu yazarlar ve sürekli de bu yazarlar biz az para alıyoruz diye Hollywoodlu yapımcılarla ve birliğiyle derneğiyle sürekli bir kavga halinde.
Ve bu yapımcılar birliğiyle söz konusu süren kavgalar ara ara böyle krizlere yol açıyor ve en son krizlere en son yapılan sözleşmede de anlaşılamadığı söylendi ve şu an
11.000'den fazla üyesi olan Amerikan yazarlar birliğinin greve gittiği söylendi.
Şimdi şu an çekimi hani süren zaten hani onlarca yüzlerce proje var Hollywood'ta ve yazarlar da biz greve gidiyoruz arkadaş dendiği anda muslukları kapatıyorlar.
Projeler yazılmıyor.
Hani sürekli akması gereken o senaryolar akmıyor duruyor.
Bundan dolayı da senaryolar akmayınca o an hani çekimi süren diziler, uzun metraj filmler falan veya televizyon yapımları akmıyor ve bundan dolayı da toplamda yaklaşık 20 bin Hollywood
çalışanının Bir sürede olsa işsiz kalması söz konusu şu an.
Bu gerçekten büyük bir kriz.
2007 yılında yine buna benzer bir kriz olmuştu ve o kriz yaklaşık 3 ay sürmüştü.
Ve sonunda yazarlar o zaman için söz konusu grevde galip çıkmışlar ve istediklerini alma konusunda Hollywood Yapımcılar Birliği'ni ikna etmişlerdi.
Bakalım bu kez nasıl olacak bilmiyoruz.
Ve gerçekten de bu büyük sıkıntılı bir şey.
Çünkü çok büyük bütçeler dönüyor arkadaşlar.
Hani milyarlarca dolar para dönüyor, on binlerce kişi buradan ekmek yiyor.
Hani diyorum biz sadece böyle hani çok meşhur oyuncuları, yazarları, senaristleri falan tanıyoruz ama arkada gerçekten çok büyük bir çalışan ordusu var diyeyim gerçekten.
Yani orada temizlikçisinden, tutun da yemekçisinden, makyajcısından hani gerçekten çok büyük bir sektör bu.
Ondan dolayı hani sürekli yazarların...
Haklarının yenmesi ya da senaristlikle alakalı senaristliğin yeterince para kazanılan ya da yeterince saygınlığı olan bir meslek olup olmadığı üzerine tartışmalar Hollywood'da bile devam ediyor.
Bakalım nasıl sonuçlanacak bununla ilgili gelişmeler olursa haberler olursa ben sizinle tekrar paylaşmaya çalışacağım.
Şimdi şu an gösterimde olan filmler demiştim.
Bunların bir tanesi Zindanlar ve Ejderhalar filmi.
Bir tanesi de geçtiğimiz haftalarda bahsettiğim Randfield projesi.
Peşine söyleyeyim.
İkisi de vasat filmler arkadaşlar.
Biraz da şaşırtıcı aslında.
Çünkü ikisi de hem yüksek bütçeli hem de yıldız oyuncuların bulunduğu filmler.
Ama bence ikisi ikisi de vasat filmler.
Önce Zindanlar ve Ejderhalardan bahsedeyim.
Bu film baya baya böyle Yücelerde Efendisi gibi işte Harry Potter gibi tam fantastik bir film.
Böyle fantezi dünyası.
Biraz daha özgür davranılan bir dünyaymış gibi geliyor bize izleyiciler olarak ama inanın ki öyle değil.
Tamam sen işte yeni karakterler, bambaşka mimariler, bambaşka böyle doğal ortamlar falan inşa ediyorsun ama senaryoyu özellikle karakterleri, film o kadar klişe
yapmış, o kadar bilindik tipler karşımıza getirmiş ki inanılır gibi değil.
Geçtiğimiz haftalarda sempatik suçu diye bir dosya yapmıştım ya.
İşte yani neredeyse hani bu filmin üzerine o dosyayı yapacak olsaydım yüksek olasılıkla buradan örnek verirdim.
Fantezi dünyasında bilinmeyen bir zamanda bilinmeyen bir evrende diyeyim karakterler var karşımızda ama hepsi tam olarak sempatik suçlu diyebiliriz.
Yani beceriksiz hırsızlar, beceriksiz büyücüler falan böyle.
Bu karakterler bir maceraya çıkacaklar bir şekilde.
Şimdi bu maceraya çıkmaları için de bir motivasyon lazım.
Ne lazım? Baş hırsız karakterimizin temeden hapse girip işte çocuğunu kaybedip sonra o çocuğunu tekrar elde etme çabası aynı Ant-Man gibi arkadaşlar.
Yine o sempatik suçlu dosyasında bahsetmiştim ya.
Bizim Ant-Man karakterimiz beceriksiz suçluydu hapse giriyordu falan işte kızını kaybediyordu falan.
Aynı öykü neredeyse öyle söyleyeyim.
Ve bu karakterimiz yanına bir iki tane daha böyle beceriksiz.
Suçlu ya da işte büyücü falan karakteri alıp böyle kızını tekrar kazanma macerasına çıkıyor.
Bir serüven filmi bir macera filmi.
Teknik işçiliği neticede ortada bir hani bir bütçe var bir yapım var bir işçilik zanaatkarlık var okey.
Tamam Hollywood zaten böyle bir projeye giriyorsa belli bir bütçeyi gözden çıkaracaklar okey buna da tamam.
Yıldız birkaç tane oyuncu okey tamam.
Yani bunların hepsi gerçekten çok formül.
Ve filmin ilerleyişi, senaryo yapısı, öykünün akışı çok formülüze.
Yani işte ilk filmi tanıtalım.
10. dakikada düğüm atılsın.
İşte 20. dakikada olay biraz yükselsin.
30. dakikada küçük bir sürpriz olsun.
40. dakikada yeni bir karakter katılsın falan.
O kadar formül ki filmi sıkılarak izlemiyorsunuz belki ama çok böyle nasıl diyeyim fazla konforlu, fazla bilindik tiplemeler falan karşımıza geliyor.
Ve küçük bir parantez açayım.
Bu tip filmlerdeki en büyük sıkıntı nedir biliyor musunuz?
En büyük problem. Bütün serüven filmlerinde zindanlar ve ejderhalar filmi.
Bu vereceğim örnek kötü örnek.
İyi örnek de Yüzüklerin Efendisi.
Hemen aradaki farkı söyleyeceğim size.
Bu tip serüven filmlerinde karakterin karşısına gelen engeller, karakterin karşısına gelen problemler olup geçiyor mu?
Yoksa bir iz ve etki bırakıyor mu?
Bu çok net bir filtredir.
engeller olup geçiyorsa, hiçbir tortu, hiçbir kalıntı, hiçbir iz bırakmıyorsa o engeller maksat olsun diye yapılıyordur.
Şunu hatırlasanıza Yüzüklerin Efendisi serisinde baş karakterimiz Yüzük Taşıyıcısı Frodo'nun karşısında sürekli engeller, problemler geliyordu.
Bir sorun daha, bir problem daha, bir yaratık daha, bir düşman daha, işte arkadaşıyla sorun, o karakterle sorun, bu karakterle sorun.
Giderek Frodo Yıpranıyordu, yıpranıyordu.
Giderek dönüşüyordu, dönüşüyordu ve sonunda başka birine dönüşüyordu.
Hatırlıyorsunuz değil mi? Şimdi bakın bu çok önemli.
Gelen hani karakterin karşısına gelen sıkıntılar, problemler bir şeyler bırakması lazım.
Bir şeyleri değiştirmesi lazım.
İşte bu filmde baş karakterlerimizin karşısına sorunlar geliyor, problemler geliyor ama onlar aşıldığında karakter yine tertemiz.
Yani hiçbir problem yaşamamış gibi.
Hiçbir sorun yaşamamış gibi.
Hiçbir dönüşüme uğramıyorlar.
Bütün dramatik yapılı filmler ister fantastik olsun ister polisi olsun ister bilim kurgu olsun ister drama olsun hiç fark etmez.
Bir karakterin dönüşümünü anlatır arkadaşlar.
Karakter dönüşmüyorsa o sarsıcı deneyimler onu bir şeye dönüştürmüyorsa ne anlamı var ki?
Hiçbir anlamı olmuyor. İşte Zindanlar ve Ejderhalar filminde de böyle bir problem var.
Yine de filme kötü diyemem.
Yani keyifli bir seyirlik vaat ediyor.
Güzel espriler var. İşte bir serüven var işin içerisinde.
Tamam bir yolculuk filmi var ama çok da...
Bayılıp böyle hani çok da seveceğinizi, harika vakit geçireceğinizi düşünmüyorum.
Çok da sıkılacağınızı da düşünmüyorum.
Hani hoş vakit geçirtebilecek filmlerden bir tanesi denebiliriz Zindanlar ve Ejderhalar için.
Ama internetteki notlarına baktığımızda işte Letterboxd'da, IMDB'de veya Critical'da falan hani notlar bayağı yüksek ama ben bu notların biraz abartılı olduğunu düşünüyorum.
Ondan dolayı hani fantastik öykülere ilginiz varsa hani ben severim ya böyle serüven filmleri güzeldir, eğlencelidir diyorsanız İzleyebilirsiniz ama beklentinizi çok da yüksek tutmamanızı öneriyorum.
Bahsedeceğim diğer film Redfield filmi geçtiğimiz haftalarda kabaca bahsetmiştim.
Filmi tanıtmıştım. Hani ben de izleyeyim bari üzerine bir şeyler söyleyeyim dedim.
Filmin ilginç tarafı neydi?
Şuydu. Nicolas Cage çok sevdiğimiz prestijli iyi bir oyuncu ve özellikle de hani korku edebiyatının ve korku sinemasının diyelim en önemli karakterlerinden en böyle karizmatik güçlü karakterlerinden
bir tanesi olan Dracula'yı canlandırıyor Nicolas Cage ve burada biraz komedi dozlu, biraz eğlence dozlu Nicolas Cage'li bir Dracula filmi gerçekten ilginç bir kesişim.
Acaba nasıl olmuş bakalım diye soracağımız bir filmdi Rentfield.
İyi değil ama çok da kötü de değil.
Ortalama bir film olmuş.
Filmin çoğu öyküsü şöyle.
Burada Rentfield karakteri Nicolas Holt'u canlandırdığı yakın dönemin yine iyi oyuncularından bir tanesi.
Dracula'nın yardımcısı bu karakter adı da Rainfield.
Filmin adı da oradan geliyor zaten.
Dracula'ya tam tarih verilmiyor ama bu onun yaşadığı dönemleri diyoruz.
Hani işte 1600'ler 1700'ler olabilir.
Dracula'ya bir kilise savaşçıları, rahipler saldırıp Don't Count Dracula'yı yakıyorlar.
Öyle söyleyeyim hani gün ışığı için bir vampir neticede değil mi bu?
Gün ışığı gelince böyle bir anda alev alıyor.
Böyle üzerine benzin döküp kibrit çakmışsınız gibi alev alıyor.
Count Dracula'yı saldırıyorlar, öldürmek istiyorlar.
Çok ağır yaralıyorlar Dracula'yı ama öldüremiyorlar.
Ve Renfield, Dracula'nın bedenini hala yaşayan ama büyük işkence içerisinde olan, acı içerisinde olan bedenini alıp bir yerlere kaçırıyor.
O kaçırdığı yer de zaten Amerika diyeyim, o zamanın Amerika'sı.
Uzun yıllar boyunca Dracula'ya...
Bakıyor onun hani hayata döndürmeye çalışıyor falan.
Sonra günümüze geliyoruz.
Günümüzde artık Dracula biraz kendini buluyor böyle hani iyileşiyor diyelim.
Günümüzde de hayatiyetini sürdürmeye çalışacak ve tabii ki yine insanları düşman.
Tüm dünyayı hani ele geçirmeye çalışacak devasa bir kötü adam karakteri.
Dracula'dan bekleyebileceğimiz gibi.
Tam bu süreçte de Redfield karakteri kendisini Dracula'nın hani o kötücüllüğünden o karanlık dünyasından falan kurtarıp.
Normal bir insan olmaya çalışıyor.
Yani bir anlamda aslında Dracula'ya ne yapacak?
İhanet edecek. Yani onu terk edecek.
Bunun üzerinden biraz macera, biraz polisiye, biraz günümüz dünyasına geçen bir Dracula güzellemesi.
Tabi hemen hani bu projeden bahsederken şundan bahsetmeden olmaz.
Nicolas Cage'in Dracula performansı, Dracula yorumu nasıl?
Bence harika olmuş.
Gayet güzel olmuş. Çok etkileyici yani.
Nicolas Cage'i izlemek zaten keyifli.
Dracula performansı da çok iyi ama filmin...
hem biraz eğlenceli olmaya çalışan tarafı hem de yine Zindanlar ve Ejderhalar filmindeki gibi biraz formülüze olması ve biraz da izleyicisini nasıl diyeyim eğlendirmeye çalışmasının
arasında bence ne yazık ki Nicolas Cage'in Dracula performansı biraz araya gitmiş.
Yani ziyan olmuş diyebilirim.
Çünkü film aslında çok ciddi, ürkütücü, karizmatik bir Dracula getiriyor ama biraz onunla alay ediyor.
Hani alay etmiyor da aslında hani filmin tonu, genel yaklaşımı, genel eğlenceli tarzı Nicolas Cage'in o ciddi ve etkileyici Dracula performansıyla bir tezat teşkil ediyor bence.
Gayet böyle ciddi bir korku, gerilim, dram falan olacak olsa film.
Hani bizi eğlendirmeye çalışmayacak olsa nefis bir proje olurmuş gerçekten.
Çok iyi bir proje olurmuş.
Yani film daha senaryo aşamasında, tasarlanma aşamasında Nicolas Cage'in etkileyici Dracula performansının eğlenceli bir projenin içerisine konması Fikri bence
çok yanlış olmuş zaten.
Ondan dolayı Redfield filmi her ne kadar iyi oyunculuklar içeriyor olsa da geleneksel o iyi Hollywood zanaatkarlığını içeriyor olsa da bence biraz sıkıntılı olmuş.
Tam tam tutturamamış böyle.
Yani ne tam...
Ne korkuyorsunuz ne tam eğleniyorsunuz ne tam sürükleniyorsunuz böyle arada kalmış bir proje olmuş oysa Nicolas Cage'in o güçlü oyunculuğunu parlattığı sahnelere kapıldığınızda
filmin gayet iyi böyle ciddi bir proje olacak olsa gayet iyi olabileceği fikrini hemen ediniyorsunuz ama diyorum film o tarafa pek de prim vermemiş ama kabaca yine böyle ilginç hani Nicolas Cage
'i Dracula performansında izleyelim ve biraz da böyle eğlenelim.
Böyle hani biraz komedi korku gerilim aksiyonumsu bir film izleyelim diyorsanız Renfield'ı izleyebilirsiniz.
Ama dediğim gibi çok da beklentinizi yüksek tutmamanızı öneririm diyorum.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
