
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda sinemanın gündemini ve Wicked filmini konuştuk. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Şimdi gündem biraz seyrekleşti dedik ama elbette yine de gösterimde önemli filmler yok değil.
Nosferatu hala gösterimde.
Üzerine ben bir program yapmıştım.
Benim için bir hayal kırıklığıydı.
Çok daha iyi, çok daha farklı, çarpıcı bir film karşımıza geleceğini düşünüyordum.
Benim için öyle olmadı ama yine filmin notları pek de fena değil.
Eğer hala ilginizi çekiyorsa ya da izlemediyseniz Nosferatu'yu izleyebilirsiniz.
Flow Bir Kedinin Yolculuğu filmi.
Ben bu filmden The Straume adıyla bahsetmiştim.
Çünkü işte Belçika, Fransa, Letonya birkaç Avrupa ülkesinin bir arada yaptığı bir film olduğu için Letonca Straume adıyla ilk defa tanıtılmıştı.
Ve altın kürelerde de animasyon dalında...
Çok güçlü başka filmleri geride bırakarak en iyi animasyon altın küresini almıştı.
Şu an gösterimde çok iyi bir film olduğu söyleniyor.
Puanları çok yüksek.
İlginizi çekiyorsa Flow bir kedinin yolculuğu filmine bir göz atabilirsiniz.
Ve benim bir de gözüme çarpan önemli film Nicole Kidman'ın...
Baby Girl filmi ki Nicola Kidman elbette çok prestijli, çok önemli bir oyuncu.
Kariyerinde harika birçok performans göstermiş bir oyuncu.
İşte Baby Girl filminde de müthiş bir oyunculuk sergilediği söyleniyor.
Baby Girl filmi ilginizi çekiyorsa şu an vizyonda onu da size hatırlatmış olayım.
Şimdi sinemanın gündemine baktığımızda benim en çok ilgimi çeken başlıklardan bir tanesi Unutulmaz Aziz Nesin'in büyük eseri Zübük filminin
yeniden çevriminin yapılacağının kesinleşmesi.
Yeni filmin şimdi eski filmin tabii hepimiz izlemişizdir değil mi?
Yani Türkiye'de Zübük filmini izlemeyen yoktur.
İlk filmin yönetmeni tabii Kartal Tibet'ti.
Başrolünde Kemal Sunal bulunuyordu.
Ve bu yeniden çevrimin yönetmeni Ezel Akay olacak.
Ve tabii yeniden çevrimde başrolü Zübük'ü kim oynayacak?
Ve bu rol teklifinin Kemal Sunal'ın oğlu Ali Sunal'a götürüldüğünü biliyorduk.
Ve Ali Sunal da ben o rolü oynayamam diye reddetmiş.
Ancak daha sonra Ezel Akay Ali Sunal'ı ikna etmiş.
Ve Ali Sunal kendisi de evet sonunda ben bu rolü kabul ettim.
Çok heyecanlıyım, çok istekliyim.
Hani Ezel Hoca beni ikna etti falan diye böyle demeçler vermiş falan.
Çok merakla bekliyorum ben gerçekten kendi adımı söyleyeyim.
Zübük projesinin yeniden çevrimini umarız çok...
İyi bir proje olur.
Umarız onun efsanesini hakkıyla yaşatır diyorum.
Geçtiğimiz haftalarda çok ilginç bir sohbet vardı.
Şimdi biliyorsunuz milli atıcımız Yusuf Dikeç artık bir efsane oldu gerçekten.
Yani olimpiyatlardaki bir eli cebinde hani bir elinde silahla böyle o nişan aldığı karesi ne kadar böyle tetikçi film varsa aksiyon film varsa bu filmlerle birlikte anıldı.
Şunu oynasa olurdu aynı şu roldeki gibi falan böyle çok hani sinematografik bir an ve kare olduğu için hemen Yusuf Dikeç bir tür böyle bir sinema yüzü haline...
geldi birçok kişi için ve bu beklentilerin üzerine tabi bir sürü dedikodu falan da çıktı işte şu dizide veya şu filmdeki işte başrol için ona teklif gitmiş de onun menajeri bu kadar milyon
işte dolar euro neyse artık para istemiş de gibi böyle dedikodular çıktı Yusuf Dikeç bunları yalanladı Gerçekten Yusuf Dikeç bir sinema yüzü olacak mı?
Bir oyuncuya dönüşecek mi diye sosyal medyada bir beklenti oluşmadı değil.
Ve işte geçtiğimiz haftada Eddie Redmayne'ın başrolünde oynadığı The Day of the Çakal dizisi.
Bu dizinin ilk bölümü zaten yayınlanmıştı gayet de başarılı oldu.
Eddie Redmayne da zaten çok başarılı bir oyuncu.
Şahsen ben de çok severim. Onun başrolünde oynadığı The Day of the Çakal dizisinin fragmanında...
Çok güzel bir fragman yayınlandı yani.
Yusuf Dikeç böyle bir tuvalete geliyor böyle.
Aynanın önünde böyle boynundan madalyası.
Şöyle bir aynaya şöyle bir eliyle ateş etme rolü yapıyor falan böyle.
Sonra madalyasını çıkarıp kenara atıyor.
Ve yüzünü makyajları çıkarıyor böyle.
Hani Yusuf Dikeç hesapta. Onun makyajıymış ve altından Ed Redmayne çıkıyor.
Çok güzel bir fragman olmuş bence.
Çok harika yani. Ve bunun üzerine de herkes şunu konuşuyor.
Yusuf Dikeç'e dizinin ikinci sezonu için teklif götürülmüş gel oyna diye.
Ancak Yusuf Dikeç de bir açıklama yapmış.
Ben bir sporcuyum elbette ülkemdeyim çok yoğun çalışıyorum.
Dizi çekimleri falan çok uzun işler.
Her ayın en az 15 gününde orada olmam lazım diye çok zor olur diye ben bu rolü reddettim demiş.
Bir yandan herkes kendi işini yapsın gibilerinden de bir demeç vermiş.
Bu konuda çok kısa bir yorum yapacağım.
Arkadaşlar Yusuf Dikeç.
Bir asker, bir assubay ve aynı zamanda bir atıcı.
Okey yani hem bir asker hem de bir sporcu.
Yani şunu özellikle belirtmek istiyorum.
Bir oyuncu değil. Hani o güzel kareyi vermiş olması bir oyuncu olduğu anlamına gelmiyor.
Bir işte atıcı, bir tetikçi, bir katil rolünü canlandırabileceği anlamına gelmiyor.
Hani böyle bir beklentiye girilmesi şahsen ben garipsiyorum aslına bakarsanız.
Ya arkadaşlar bu adam oyuncu değil.
Yapamaz mı hani belki meyili varsa isteği varsa hevesi varsa ve özellikle de tabii yeteneği varsa çalışırsa yapabilir yani oyunculuk.
İlla böyle profesyonel oyuncuların yapabileceği bir şey değil.
Tarihte çok sayıda amatör oyuncu harika projelerde harika iş çıkarmışlar.
O başka bir şey ama hani herkesin böyle Yusuf Dikeç'ten bir sinema performansı, müthiş bir oyunculuk performansı beklemesini ben biraz garipsiyorum.
Ha ama tabii ki Yusuf Dikeç oyunculuğa merak sarar da yarın öbür gün ben oyuncu olacağım deyip projelerde yer alırsa ne ala eyvallah gurur duyarız yani güzel bir şey olur.
Neyse evet. Tabii en önemli sinema başlıklarımızdan, gündemlerimizden bir tanesi de geçtiğimiz hafta 2025 yılı Oscar adaylarının açıklanmasıydı.
Oscarlar üzerine biliyorsunuz tabii her sene ben bir program yapıyorum.
Bu sene de mutlaka üzerine konuşup...
Detaylıca Oscar incelemelerimi size sunmaya çalışırım.
Şimdilik sadece kısaca almaya çalışayım.
Çok fazla sürpriz yok arkadaşlar.
Yılın en öne çıkan, yılın en çok konuşulan filmleri Oscar'larda boy gösteriyor.
Emilia Perez filmi 13 dalda Oscar adayı oldu.
The Wicked, bugün de size incelemesini sunacağım film 10 dalda adayı oldu.
Brutalist 10 dalda adayı oldu.
Bob Dylan'ı anlatan Bob Dylan tam bir bilinmez filmi 8 dalda adayı oldu.
Conclave 8 dalda adayı oldu.
Cannes Film Festivali'nde altın palmiyeyi alan Anora.
6 dalda aday oldu. The Substance, Cevher, 5 dalda aday oldu.
Ve bana göre yılın en iyi filmi olan Dune Çöl Gezegeni bölüm 2, 5 dalda aday oldu.
Bunların dışında başka daha az sayıda adaylık alan başka filmler de var ama şimdilik onları anmıyorum.
Oscar ödülleri dağıtıldığında bunlar üzerine ayrıca bir program yapıp detaylı incelemelerimi size sunmaya çalışacağım.
Başka bir sinema gündemi geçtiğimiz sinematristlerde ben bu konuya girmiştim.
Biliyorsunuz DC sinematik evreni James Gunn'ın yönetiminde tekrar başlıyor.
Bu yıl yaz aylarında yeni DC sinematik evreninin ilk filmi olacak olan Süpermen gösterime girecek.
Şimdiden film çokça tartışılıyor, çokça konuşuluyor.
Ve ancak o film henüz gösterime girmeden daha ikinci filmin yapımı ile ilgili notlar paylaşılmaya başlandı.
İkinci film hangisi olacak? Elbette ilk film Süpermen olunca ikinci film de Supergirl olacak.
Supergirl, Woman of Tomorrow adıyla gösterime girecek.
olan filmin çekimlerinin başladığı açıklandı ve süper kız hani tam çevirisiyle süper kız diyelim süper kız karakterini Millie Alcock diye gencecik
pırıl pırıl sarışın çok hoş bir hanım canlandıracak.
Tabii ki bilmiyoruz. Hiç tanımıyoruz ki bu tip projelerin başrolünde genellikle zaten tanınmayan oyuncular kullanılmaya çalışılır.
Yapımcılar ve yönetmenler tarafından.
Bakalım Superman'ın akıbeti ne olacak?
Bilmiyoruz. Yani film çok başarısız olursa yüksek olasılıkla Süper Kız filminin de gösterim tarihi değişir ama 2026'nın yaz aylarında gösterime çıkacağı şimdiden açıklandı.
Bakalım ne olacak? DC severler eski DC sinematik evreninin baş yönetmeni olan Zack Snyder'ı çok seviyorlar.
Onun işlerini çok beğeniyorlar.
Ve James Gunn'ın baş yönetmen olduğu yeni DC sinematik evrenine bu hayranlar çok şüpheyle yaklaştığı için hem bu yıl hem önümüzdeki yıl DC için baya sarsıntılı geçecek
gibi görünüyor. Bakalım.
Seyir nasıl izleyecek?
Ben tabii takip etmeye çalışıyorum.
Sizlerle bunlarla ilgili fikirleri ve yorumları, bilgileri paylaşmaya çalışacağım.
Şimdi işte altın küreler, kan, Oscar adayları falan dedik.
Yılın en önemli ödüllerinden bir tanesi de tabii ki altın Ahududu ödülleri değil mi?
Elbette biraz şakalı, komikli falan ama bakmayın siz geçmişli yıllara göre Ahududu ödülleri...
Çok daha fazla dikkate alınıyor, ciddiye alınıyor aslına bakarsanız.
Yine de çok eğlenceli, çok keyifli ve geride bırakılan yılın da bir başka özetini temsil ediyor.
Neden? Çünkü hemen hemen tüm organizasyonlarda ve ödül sistemlerinde hep en iyiler öne çıktığı ve konu edildiği için en kötüler pek de söz konusu edilmiyor.
Yani unutuluyor böyle. İşte Altın Ahududucular diyor ki...
Kötüler de önemlidir arkadaşlar.
Kötüleri de hatırlamak ve üzerlerine konuşmak önemlidir ve ben de kendi adıma bu arkadaşlara katılıyorum yani.
Bence çok güzel bir şey yapıyorlar.
İşte bu yılda Oscar ödülleri 2 Mart'ta açıklanacak.
Altın Ahududu ödülleri de Oscarlardan tam bir gün önce yani 1 Mart'ta açıklanacak.
Ben hemen Ahududu adaylarına şöyle bir baktım.
Zaten bir kısmı da sinemada 2024 yılı üzerine yaptığım programda benim söz konusu ettiğim filmlerdi.
Bir tanesi Joker ikili delilik filmi.
Bir tanesi Madame Web filmi.
Bir tanesi Megalopolis filmi.
Evet bu üç film gerçekten yılın en kötü filmi.
Filmleri arasında kabul edildi geniş kitle tarafından.
Bunun dışında Borderlands ve Riggan filmleri de çok sayıda altın Ahududu adaylığıyla geceye damgasını vuran filmler olacak gibi görünüyor.
1 Mart Cumartesi günü dağıtılacak olan Ahududu ödüllerini ben takip etmeye ve tekrar sizlere hatırlatmaya çalışacağım arkadaşlar.
Başka bir ilginç başlıksa geçen hafta iki ayrı başlık altında aslında Bir konu çokça tartışıldı sosyal medyada.
Bu ne biliyor musunuz? Sinemada yapay zeka kullanımı.
Şimdi yapay zeka evet gümbür gümbür geliyor arkadaşlar.
Bunu hepimiz biliyoruz ya. İşte bu yılın en önemli filmlerinden bir tanesi olan Brutalist'te filmin kurgucusu David Jansow.
Bir röportajda demiş ki evet filmin çekimlerinde, yapımlarında biz yapay zeka kullandık.
Macar bir sanatçının hayatını anlatan bir film zaten bu.
Birçok yerde Macarca konuşuluyor.
Neticede Amerikalı oyuncular bunları canlandırdığı için Macarca esas dilleri değil.
Ya tamam çalışmışlardır falan aksan maksan tamam ama Macarca çok zor bir dil.
İşte oyuncuların Macarca konuştuğu sahnelerde biz dil düzeltmesi yapma amacıyla yapay zeka kullandık demiş kurgucu.
Ve aynı zamanda filmin yapım tasarımında.
sanat yönetiminde de bazı sahnelerde bazı çekimlerde yapay zeka ile düzeltmeler yapılmış.
Herhalde bu kurgucu arkadaşımız bir tepki çekeceğini falan düşünmüyordu.
Yani hani bunu böyle açıkça söylemiş falan ortalık ayağa kalkmış.
Çünkü neticede yapay zeka ve telif tartışmaları henüz çözülebilmiş değil biliyorsunuz.
Yani neticede yapay zeka internetten veri çekiyor bir şekilde.
Sorduğunuz sorunun cevabını başka bilgi kaynaklarından alıyor ve o bilgi kaynaklarına O soruyu soran kişi hiçbir telif falan ödemiyor.
İşte siz bir filmin çekiminde ya da yazımında ya da görselinde, tekniğinde, kurgusunda, efektinde yapay zeka kullandığınızda başka üretimlerden veri çekmiş oluyorsunuz neticede.
Bu çok tartışmalı bir durum.
Diyorum daha bu konu tam çözülmüş değil.
İşte brutalist filminde yapay zeka kullanılmış olduğunun açıklanması gerçekten büyük tartışma yarattı.
Yapay zeka tartışmalarının ikinci başlığı ise...
Paul Schrader, Paul Schrader Hollywood'un gelmiş geçmiş en büyük senaristlerinden bir tanesidir.
Çok sayıda muhteşem film yazdı.
Mesela Martin Scorsese'nin Kızgın Boğa filmini yazan senarist.
Geçenlerde bir de meç vermiş.
Yapay zekayla tamamen orijinal ve eksiksiz harika film senaryoları yazılabilir diye bir açıklama yapmışım.
Bakınız, Boş Raider gibi.
Çok üstad bir ismin kalkıp da yapay zeka bakın bu kelimeleri özellikle vurguladığına inanıyorum.
Orijinal diyor ya böyle kopya değil hani internetten işte veri çekiyor falan dedim ya işte hani bununla ilgili tartışmalar var diyoruz ya.
Hani buna hiç takılmıyor bakın Paul Schrader.
Tamamen orijinal ve eksiksiz.
Eksiksiz de ne demek? Siz bir yapay zeka, bir öykü, senaryo bir şey yazdırırsanız ama neticede onu yine bir insan elden geçirir.
Düzeltir, eklemeler yapar, çıkartmalar yapar, düzenlemeler yapar falan filan denir hep.
Diyoruz hep yani. İşte Schrader özellikle diyor ki hem orijinal hem de eksiksiz film senaryoları yazılabilir yapay zeka ile deniyor.
O bu açıklamayı yapmış yine bunun üzerine çok sayıda tartışma dönmüş.
Ben uzun uzun...
Bunun üzerine yorum yapmak istemiyorum.
İlerleyen sinematristlerde bunu belki de ayrıca ele alırız üzerine yorumlar yapmaya çalışırız.
Ancak hani bu iki başlıktan görüyoruz ki yapay zeka sinemaya da bayağı etkili olacak bir olgu olarak şimdiden adını duyuruyor diyebiliriz.
Evet bu haftanın sinema gündemi başlıklarımız yaklaşık olarak böyle.
Şimdi gelelim Wicked filmine.
Wicked filmi bence hak ettiğinden ya da dop dolu geçmişinden daha az ilgi gördü ya da daha az etki yarattı gibi geliyor bana.
Ki Wicked filmi 2024'ün en çok izlenen 6.
filmi oldu. Ama buna rağmen diyorum ki az etki yarattı hatta az izlendi belki de.
Çünkü Wicked çok iyi bir film zaten.
Ama ne kadar iyi olduğu bir yana geniş bir kitle tarafından dünyada ve özellikle Amerika'da bilinen geçmişinden dolayı.
Şimdi sinema tarihinin böyle efsane projelerinden bir tanesi vardır.
Victor Fleming'in yönettiği Oz Büyücüsü The Wizard of Oz.
Oz Büyücüsü gerçekten çok önemli bir filmdir sinema tarihinde.
Şimdi orada bir tane kötü cadı vardır.
Hani batının kötü cadısı diye geçer.
Böyle yeşil tenli işte o hani bildiğimiz kötü cadı.
Üzerinde pelerin siyah bir kostüm, siyah böyle bir şapka, cadı şapkası, büyücü şapkası.
Kötü cadı çok efsane bir cadıdır.
Şimdi 1995 yılında Gregory Maguire diye bir yazar Batı'nın kötü cadısı diye bir roman yazıyor.
Bu kötü cadı işte Oz büyücüsündeki...
O kötü cadının ortaya çıkışını, gençliğini, çocukluğunu, kötü cadının öyküsünün öncesini anlatıyor.
Bu iddiayla yazılmış bir roman oldu.
Batı'nın kötü cadısı Wicked romanı ve kısa zamanda çok satanlar listesine girdi, çok sevildi, çok okundu falan.
Çok böyle saygın bir edebiyat eseri olarak literatürdeki yerini aldı.
Yılkaç 1995.
Ondan sonra bu roman 2003 yılında bir müzikal olarak sahneye uyarlandı ve Broadway'in gelmiş geçmiş en başarılı müzikallerinden ve operalarından
bir tanesi oldu.
Cats ya da Phantomatica Opera, operadaki hayalet ve hatta Lion King gibi Aslan Kral gibi müzikallerin, operaların gelmiş geçmiş en başarılı örneklerini bile geçti.
1 milyar dolar hasılat sınırına en kısa sürede ulaşan müzikal proje oldu.
Çok sayıda ödül aldı.
İzleyen herkesin hayran olduğu böyle müthiş bir müzikaldi gerçekten.
Şimdi diyorum arkada bu kadar ödül, bu kadar başarılı bir roman, bu kadar başarılı bir müzikal ve opera olduktan sonra er geç sinemaya uyarlanmak istenecekti elbette yani.
Bu kaçınılmazdı. Ama sinema uyarlamasının hep böyle geciktirildiği söylenmiştir.
Çünkü hala sahneleniyor bile olabilir.
Emin değilim ama 2017'ye 2018'e kadar sahnelenmeye devam ediyordu.
Yani sinema bir anlamda da sahnenin bir rakibi ya.
Onun için geciktirelim dediler.
Hiç acelesi yok dediler yani sinema uyarlamasının.
Sahnede bol bol izlensin.
Çünkü yıllar yılı kapalı gişe oynar mı ya bir müzikal?
İşte Wicked... Böyle bir projeydi.
Ancak sonunda evet sinema uyarlamasının yapılacağı açıklandı 2021'de.
Ve bunun yönetmeni de Stephen Daldry olacaktı.
Stephen Daldry çok fazla filmi olmayan ama genellikle seçkin projeler yapan çok nefis bir yönetmendir yani.
Geçmişte Billy Elliot, The Reader, Oscar'larda da hep bu filmler boy göstermiştir.
Ancak o proje bir değişti, isimler değişti, ertelendi, oldu olmadı falan.
Bir türlü o sinema uyarlaması...
Ve işte artık en sonunda John M.
Chu'nun yönetmenliğinde Wicked projesi ben 2024'ün başlarında duyurulduğunu hatırlıyorum.
Evet sonunda bir müzikal proje olarak iki bölüm ama.
İki bölüm halinde sinemaya uyarlanacağı açıklandı.
Baya böyle çok yüksek bütçeli, yüksek ölçekli falan nefis bir proje olarak karşımıza geleceğini öğrenmiştik.
Şimdi John M. Chu aslında bu kadar ölçekli ve güçlü bir projenin yönetmenliği koltuğuna oturmak için yani çok da güçlü bir yönetmen gibi gelmedi birçoğumuza.
Bana da öyle gelmemişti. Ben Sihirbazlar Çetesi projesinin ikinci bölümünün yönetmenliğinden John M.
Chu'yu hatırlıyorum ve o film yani o kadar...
başarılı bir film sayılmazdı yani.
O Sihirbazar çitesinin ilk bölümü daha iyiydi.
İkinci de biraz geri adım gibi olmuştu.
Ama hani elbette genç dinamik bir yönetmen.
Hani iyi bir hani herhalde yapımcılar o yönetmeni seçtiğine göre herhalde bir bildikleri vardır diye Beklemiştik.
Şöyle söyleyeyim filmi şimdi ben vizyonda izlemiştim.
Hani gündemimiz çok yoğun olduğu için ona ayrıca bir program ayıramamıştım ama bir hem Amazon Prime'da gösterimde yani hala izleyebilirsiniz ama aynı zamanda da bir de ikinci bölümü.
2025'in son aylarında Kasım ya da Aralık olabilir.
Gösterime gireceği için hani şimdiden Vuket'e sizi tırnak içinde hazırlamak istiyorum.
Hem de karşımıza ikinci bölümü geleceği için çok da zaman geçmeden Vuket'i üzerine konuşalım istedim.
Filmden bahsedeyim istedim.
Şimdi bu film tam bir fantastik macera filmi diyebiliriz.
Aynı zamanda bir müzikal ve aynı zamanda da büyücülük üzerine.
Öncelikle onu söyleyeyim arkadaşlar.
Çok iyi bir film. 165 milyon dolar kadar bir maliyeti var filmin.
Bu çok büyük bir bütçe gerçekten.
Yani yapım şirketi bu kadar yatırım yaptıysa elbette bir bildiği vardır.
Ve bu bütçeyi de böyle hakkıyla taşımış bir film.
İnanılmaz bir görüntü yönetimi var.
İnanılmaz bir kurgusu var.
Kostümler, setler, efektler.
Bakınız genelde öyküden falan başlarım ama burada öyküden başlayamıyorum.
Görselden başlamak zorundayım.
Ve iddia ediyorum ki bu film 2024'ün görsel ve teknik olarak yani...
En başarılı filmi diyeceğim ama aklıma Dune Çöl Gezegeni geliyor.
O da muhteşemdi gerçekten yani.
Çok iyiydi ki onun böyle bir minimalist tarafı da vardı yani.
Ona rağmen çok iyiydi ama hani bu Dune'dan bile iyi olabilir.
Geçen yılın diğer başka böyle görselci filmlerini düşünüyorum.
İşte Emilia Perez'ler işte Gladiator'lar falan arkadaşlar.
Onlar bu filmin yanında gerçekten çok mütevazı kalır.
Wicked. 2024'ün teknik ve görsel olarak en iyi filmi bence.
İnanılmaz. Şimdi öyküsünden bahsedelim.
Şimdi Oz hem o filmde hem uyarlandığı romanda.
Oz bir fantastik macera ülkesidir.
Fantezi ülkesidir. Oz ülkesi yani.
Orada tabii işte büyüler vardır, cadılar vardır, büyücüler vardır falan.
Fantastik bir dünyadır.
Bir de... Üniversitemiz var bizim.
Şiz Üniversitesi.
Bu üniversite ne? Tabii işte Harry Potter'daki Hogwarts gibi büyü üniversitesi.
Oz ülkesindeki daha böyle büyücü olmak isteyen ya da cadı olmak isteyen gençler, öğrenciler Şiz Üniversitesi'ne gelirler.
Burada büyücülük eğitimi alırlar.
İşte bu film Şiz Üniversitesi'ne gelen işte o Oğuz Büyücüsü filmindeki kötü cadının özellikle öyküsünü anlatıyor.
Tabi Wicked filminde iki tane baş karakter var.
Bir tanesi kötü cadı Elfaba adında Cynthia Erivo'nun canlandırdığı.
Bir de iyi cadımız var Ariana Grande'nin canlandırdığı Galinda karakteri.
Ki şöyle söyleyeyim Ariana Grande yani normalde bir şarkıcı müzisyen.
Ama bu filmdeki başrolde gerçekten müthiş bir performans sergilemiş.
Ama elbette filmin esas yıldızı Cynthia Erivo.
Elfaba karakteri olarak ki Altın Küreler'de de aday oldu.
Neyse çok uzattım. Hani bu girişi ama öyküsünden biraz bahsedeyim.
Şimdi Elfaba bir valinin kızı olarak tırnak içinde engelli bir kız olarak doğuyor.
Ama tek bir tane engeli var.
Nedir o engel? Yeşil teni.
Daha bebekken dışlanıyor neticede yani annesi ve babası özellikle babası tarafından dışlanan bir çocuk oluyor, bebek oluyor.
Çok da sevilmiyor ve ondan sonra bir de kardeşi dünyaya geliyor ve kardeşi gerçekten engelli, yürüme engelli bir bebek olarak dünyaya geliyor.
Ve onun bu engeli daha çok Elfaba'ya mal ediliyor yani.
Kardeşin de adı...
Nesaroz şimdi Elfaba'da bazı doğaüstü güçlere sahip ancak tabii ki hiçbir eğitim almadığı için ve bunların da ne anlama geldiğini bilmediği için bunları yönetemiyor, kontrol edemiyor.
Neyse Elfaba'nın ailesi yürüme engelli diğer kızları Nesaroz'u bir cadı olması için Şiz Üniversitesi'ne gönderiyorlar.
Ve bu karakteri ablası bizim baş karakterimiz Elfaba götürüyor.
Ve orada bir şekilde o okula...
hani kız kardeşini kayır ettirirken Elphaba'nın büyüsel güçleri bir şekilde ortaya çıkıyor.
İstemeden yani. Kontrol edemiyor dedik ya.
İstemeden ortaya çıkıyor.
Ve bu üniversitenin baş böyle müdiresi ve baş büyücüsü olan Madame Morrible diye bir karakter var.
Michelle Yeoh'nun canlandırdığı.
İki sene önce Her Şey Her Yer'de aynı anda filmiyle en iyi kadın oyuncu dalında Oscar alan ve çok sevdiğimiz Michelle Yeoh burada da çok iyi bir performans sergiliyor zaten.
Ve o Elphaba'nın bu büyülü güçlerini fark ediyor.
Yani normalde hani kız kardeşi kaydetmeye getirdi ya okula yani aslında kendisi hani okula kayda olmayacak öğrenci falan olmayacak.
Ama işte Madame Marble onun bu gücünü fark edince onu okula alıyor ve ona özel olarak eğitim vermeye başlıyor.
Burada iyi büyücü olacak olan Ariana Grande'nin canlandırdığı Galinda ile gelecekte kötü cadı olacak olan Elphaba aynı odada kalıyorlar.
Onların ilişkisi yeşil teninden ve biraz dışlanmışlığından ve biraz asosyal tavırlarından dolayı Elphaba tüm okulda dışlanıyor falan.
Arkadaşlık ilişkileri, büyüsel olaylar, geçmişten gelen yükler, aile ilişkileri.
Bir sürü güzel arkadaşlık ilişkisi ve aradan nefis muhteşem müzikal sahneler.
Yani 2 saat 40 dakikalık bir film arkadaşlar Wicked bölüm 1.
Buna rağmen hani bence şimdi tabi bu noktada müzikal sevip sevmeme meselesi işin içerisine giriyor.
Evet müzikal çok ciddi bir kitle tarafından böyle biraz şey karşılanan bir tür yani çok sevilen bir tür değil.
Şöyle söyleyeyim Wicked'ın müzikalliği gerçekten mükemmel.
Daha iyisini çok az gördüm.
Ki zaten az önce bahsettiğim gibi Wicked hani roman uyarlaması neydi önce?
Bir müzikaldi zaten opera.
Yıllarca Broadway'de sahnelenmiş ve almadık ödül imza atılmadık başarı bırakmamış bir müzikalin sinema uyarlaması olunca elbette bir müzikal film olması da
normal yani Wicked'ın arkasında taşıdığı güçlü tarihi o prestijli tarihi taşıyabilmek için de Hani John M.
Chu yönetmen ve tüm ekip, tüm oyuncular, herkes inanılmaz bir çaba sarf etmişler.
Ve ortaya çok başarılı bir film çıktı.
Yani film de çok iyi bence.
Öyküsü, karakterleri, anlatımı, her açıdan.
Kurguda bir saniye görülen bir plan bile o kadar iyi, o kadar özenli ki.
Filmde iyi ve kötü cadı yani Elphaba ve Galinda karakterleri.
Aynı odada kalıyorlar, birlikte yaşıyorlar ve başta böyle tabii birbirlerinden hoşlanmıyorlar, zıtlıkları falan var ama sonra yakın dost oluyorlar.
İyi ve kötü cadının dost olması da her ne kadar hem hani dramatik olarak hem görsel olarak çok da ikna edici görünemeyebilecek bir durum iken film bu müthiş anlatımıyla
bu zıtlığı bile mükemmelen vermiş.
Hiç rahatsız edici gelmiyor.
Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
Ve ikinci bölümü de yüksek olasılıkla iyi olacaktır.
Aynı ekibin elinden çıktığı için ikinci bölümü de yüksek olasılıkla izlerim.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
