
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda sinemanın gündemini ve Suç 101 filmi ile birlikte polisiye suç öykülerini incelemeye çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Öge ile birliktesiniz.
Bu haftaki programımız da haftanın sinema gündeminden ve...
Suç 101 filminden bahsedeceğiz.
Belki duymamışsınızdır diyeceğim ama geçtiğimiz haftalarda ben haftanın gündemi başlığı altında bu filmden bahsetmiştim.
Amazon Prime'de gösterime girdi.
Sinema salonlarında değil.
Ancak önemli bir film demiştim.
Çok iyi bir kadrosu var ve çok önemli bir referansla geliyor diye de belirtmiştim.
Sadece film önemli değil yani onun işaret ettiği bazı şeyler var.
Bazı alt başlıklar, başka filmler, başka türler.
Onlardan da detaylıca bahsetmeye çalışacağım.
Ancak ondan önce haftanın sinema gündemine kısaca bir göz atalım.
Bir yıl boyunca karşımıza gelecek önemli filmlerin sürekli fragmanları, haberleri.
Geldik, geliyoruz, bekleyin.
sabredin yapımcıların o gazlamalarına çok fazla maruz kalıyoruz bu dönemlerde işte artık bu filmler yavaş yavaş geliyor ve çoğunlukla da büyük prodüksiyonların ikinci hatta bazen üçüncü
fragmanları karşımıza geliyor.
Mesela bunların bir tanesi Süper Kız filmi.
DC sinematik evreni büyük bir güncelleme yaşamıştı.
DC'nin eski patronu olan Zack Snyder, DC'den ayrılmıştı.
Yeni patron James Gunn büyük...
protestolarla, eleştirilerle DC sinematik evreninin başına geçmişti ve yeni evrenin ilk filmi Superman'de geçtiğimiz yıl gösterime girmişti.
Protestolar söz konusuydu, boykotlar söz konusuydu ancak ona rağmen film 600 milyon doların üzerinde hasılat yapmıştı ve genel olarak da sevilmişti.
Elbette bu film Zack Snyder evreninin Superman'i ve genel görsel ve duygusal dokusuna göre çok daha hafifti, çok daha gişe kokuyordu.
O DC'nin bildiğimiz biraz daha yetişkinlere yönelik, biraz daha romantik, biraz daha duygusal hatta karamsar ve karanlık dokusunu tamamen bir kenara bırakıp pür eğlencelik
ve hatta biraz da en büyük rakibi olan Marvel sinematik evrenine yaklaşan bir Doku ve atmosfer sunmuştu bu film.
Ama neticede 600 milyon doların üzerinde hasılat hiç de fena bir hasılat değildi.
Ondan dolayı James Gunn'ın yeni DC sinematik evreninin en azından başlangıç aşamasında belli bir ölçüde başarılı olduğunu kabul edebiliriz.
İşte yeni evrenin ve yeni patronun ikinci filmi oluyor bu.
Süper Kız filmi.
26 Haziran'da vizyona girecek ve...
Filmin sanırım ikinci küçük bir teaser yayınlanmıştı.
İkinci fragmanı geldi ve fragmanla gerçekten kısa sürede çokça izlendi ve çok konuşuldu.
Bir başka önemli fragman da yine sinematristlerde daha önce andığımız Masters of Universe.
Kainatın Efendileri yeni He-Man projesi.
Yeni He-Man'imiz Nicholas Galitzin gayet başarılı bir He-Man gibi görünüyor fragmanda.
Görseller de hiç fena değildi.
Bu filmde 5 Haziran'da gösterime girecek.
Yani Haziran ayı gerçekten şimdiden yüksek hasılata gebe bir ay gibi görünüyor.
Onun dışında yine geçtiğimiz hafta andığım Harry Potter dizisi, Harry Potter dizisinin görselleri ve fragmanı yayınlanmıştı.
Yeni yeni haberler geliyor.
Yapımcılar sürekli Harry Potter dizisini gündemde tutmaya çalışıyorlar ve henüz dizi gösterime girmeden...
Devam sezonunun bile onayı alınmış.
Ya bu ne hızdır arkadaşlar.
Hiç yapım şirketi daha gösterime girmeden ikinci sezonun onayını vermiş.
İyi hayırlı olsun yani kazancınız bol olsun.
Gözümüz yok ama bu acele nedir arkadaşlar?
Ve tabii Harry Potter dizisi.
Diyorum ben geçtiğimiz hafta bunu anmıştım ama.
bir önemli başlığı da anmayı aslında atlamıştım.
Bilerek atladım ya. Ben bu tip haberleri sizlerle paylaşmaktan çok hoşlanmıyorum.
Çünkü hem can sıkıcı, biraz kirli ve yani böyle biraz şüpheli kokan başlıklar bunlar ya da haberler.
Ancak bu olay bayağı büyüdü.
Bu hafta en azından sizin de bir bilginiz olsun, fikriniz olsun.
Konu şu. Şimdi Severus Snape, Alan Rickman'ın Rahmetli diyelim Alan Rickman'ın canlandırdığı olağanüstü bir karakterdi değil mi?
Snape karakteri muhteşem.
Yani Harry Potter evreninin en sevdiğiniz karakter hangisi diye soracak olsak Harry Potter hayranlarına çok yüksek oranda ilk üçe alırlar Snape karakterini.
İşte Harry Potter dizisinde Snape karakterini...
Papa Esido diye siyahi bir oyuncu canlandırıyor arkadaşlar.
Şimdi bizim tanıdığımız bildiğimiz Snape beyaz bir karakter.
Yapacak bir şey yok ki biz Snape karakterini Harry Potter'ın geçmiş bölümlerinde uzun metrajlarında Yanlış hatırlamıyorsam 3 ayrı yaşta görmüştük zaten.
Yani bir 10 yaşlarında 8-10 yaşlarındaki halini görmüştük.
Bir 15-16-18 ya da işte okuldaki halini görmüştük.
Bir de zaten Alan Rickman'ın performansıyla elbette yetişkin halini bütün bölümlerde izlemiştik.
Yani Alan Rickman'ın canlandırdığı Snape karakteri o işte asık suratlı o karizmatik işte saçı başı hali beden dili falan Alan Rickman zaten...
Yani çok iyi bir oyuncudur zaten bir İngiliz oyuncudur ve Snape karakterine inanılmaz uyum sağlamıştı.
E farklı yaşlardaki halleri de yani onu canlandıran oyuncular da hep hem tip olarak yüz olarak böyle Alan Rickman'a biraz olsun benzeyen oyunculardı diye hatırlıyorum değil mi?
Yanılmıyorum yani Alan Rickman'ın canlandırdığı Snape karakteri...
farklı yaşlarda, farklı tarihlerde, farklı bölümlerde hep tutarlılık içerisinde bize sunulmuştu.
İşte şimdi siz o yüzün yerine siyahi oyuncuyu koyarsanız yani belli bir kitle tarafından en azından tepkiyle karşılanmaması mümkün değil ama şimdi bu tepkiler öyle bir seviyeye gelmiş
ki Snap karakterini canlandıracak olan Papa Esidu Bir röportajda ölüm tehditleri aldığından bahsetmiş.
Şimdi bakınız burada olay başka bir boyuta geçiyor.
Ne yapıyorsunuz arkadaşlar?
Bu oyuncunun yalan söyleyecek hali yoktur herhalde.
Elbette bu kabul edilecek bir şey değil.
Ki bence zaten hukuki bir takibi de haklı çıkarır.
Bu bir. İki, ben kendi fikrimi söyleyeyim bu noktada.
Ben de şahsen doğru bir kast olduğunu düşünmüyorum.
Neden? Çünkü çok özdeşleşmiş bir tip yani o hani Snape deyince milyarların diyeyim artık herhalde abartmıyorumdur.
Aklına gelen bir tipleme var.
Bu tiplemeye çok zıt bir oyuncuya verilmesi hani o Harry Potter evrenindeki Snape karakterine olan bağlılığımızı zedeleyecek bir şey neticede bence.
Ki bunun beyaz ve siyah ayrımı yok.
Yani ne bileyim Wesley Snipes'ın canlandırdığı Blade karakterine siz...
Dizi yapacak olsanız ve onu beyaz bir oyuncuya canlandıracak olsanız ben ona da aynı şeyi söylerim.
Ya derim ki arkadaşlar Blade tiplemesi bizde Wesley Snipes'in yüzüyle siyahi bir tip olarak oluştu.
Yani hiçbir şekilde herhangi bir rengi öne çıkarmak için söylemiyorum bunu tabii ki.
Ama özdeşleşmişiz artık ondan yani.
Onun için... Başka renkte ya da çok farklı görünüm de olabilir.
Ne bileyim sarışın bir oyuncu da olmaz bence.
Mesele ten rengi değil yani siyah beyaz.
O mesele o değil. O tutarlılığın mümkün olduğunca takip ettirilmesi gerektiğini düşünüyorum ben şahsen.
Ama yani hani ne bileyim yapım şirketi öyle bir tercih yaptıysa da ya bence çok da olmadı der geçerim ama o kadar.
Büyütülmemesi gerektiğini düşünüyorum ama böyle ölüm tehdidi falan filan ya iyice abartılı.
Çok saçma gerçekten. Neyse yani bu başlık da...
bayağı konuşuldu. Hani orada bir çok garip sohbetler dönüyor bir türlü.
Bunlar rahatsız edici şeyler aslında ama neyse yapacak bir şey yok yani.
Geçtiğimiz hafta bu konu bayağı konuşuldu.
Şimdi başka çokça konuşulan bir konu da yine benim geçtiğimiz hafta bahsettiğim şimdi 58.
Siyah'ta ödüllerinde Gündüz Apollon Gece Athena filmi en iyi film ödülünü aldı.
En iyi senaryo ödülünü aldı falan.
Gecenin galibi oldu.
Ancak ilginç biçimde bu filmin çok kötü bir film olduğunu düşünen de bir kitle var.
Hani onların da bir sesi duyuldu böyle sosyal medyada.
Bu film bir kötülendi ve bu film de geçtiğimiz hafta Mubi'de de gösterime girdi.
Ve hani belli bir kesim de Tırnak içinde mobil lobisinin siyatı etkilediği ve bu filmin biraz böyle hani reklamının yapılması için de hani hak etmediği
halde birçok ödüle layık görüldüğü üzerine de spekülasyonlar var.
Bunlar ne kadar gerçek ne kadar sahte tabi bunu oturduğumuz yerden görmemiz mümkün değil ama.
Hani filmin kötü olduğunu düşünenler öyle bir gömüyorlar ki filmi arkadaşlar.
Ya işte öğrenci filmi seviyesinde çok kötü çok vasat falan diye böyle baya bir kötüleniyor film.
Ben kendi adıma Siyat'ın önemli bir oluşum olduğunu düşünüyorum.
Değerli bir oluşum olduğunu düşünüyorum.
Ben henüz filmi izleyemedim.
Fırsatım olursa izleyeceğim.
Filmle ilgili fikrimi de sizlerle paylaşmaya çalışırım ama yani o kadar da kötü bir film değildir herhalde ya.
Ya da yani Siyat...
Gerçekten çok kötü bir filmi de gecenin galibi yapacak bir oluşum değildir diye düşünüyorum ama diyorum eleştirilere de kulak tıkamak çok da mümkün değil.
Hani siz de bu konuyu merak ediyorsanız bir bakın araştırın inceleyin ya da filmi izlediyseniz bilmiyorum ne fikirdesiniz.
Hani bu konuya da kısaca bir dikkatinizi çekmek istedim arkadaşlar.
Şimdi hasılat listeleri kabarıyor böyle yılın geçtiğimiz haftada bahsettiğim gibi yılın en çok izlenen filmleri yavaş yavaş öne çıkıyor.
Şu an hala en popüler iki film, Pixar'ın Hoplayanları ve benim size geçtiğimiz haftada bir incelemesini sunduğum Kurtuluş Projesi filmi.
Kurtuluş Projesi'nin hasılatı 400 milyon dolara, Hoplayanlar filminin hasılatı ise 500 milyon dolara ulaştı.
Böyle giderse zaten bu iki filmde yılın en çok izlenen...
Filmleri listesinde bulunacaklar gibi görünüyor.
Puanları da çok yüksek yani yılın en iyi filmleri arasında da anılacak filmlerden ve geçtiğimiz haftadan bu haftaya da gösterime giren iki tane önemli film var.
Bir tanesi elbette Süper Mario Galaxy filmi.
Süper Mario'nun ilk bölümü 1.4'tü yanlış hatırlamıyorsam.
1.4 milyar dolar hasılat yaparak yılın en çok izlenen filmlerin arasına girmişti.
Süper Mario elbette çocuk dünyasında çok önemli bir...
Proje, oyun, karakter ne diyorsanız deyin artık yani kendince.
İşte yeni bölümün adı da Galaxy filmi zaten.
Gerçekten kendi evreni var.
Super Mario'nun. İlk filmi izlemiştim ben.
Onun da bir incelemesini sunmuştum size.
Ya da fikrimi mi söylemiştim sadece tam hatırlayamadım şimdi ama.
Arkadaşlar film çok iyiydi.
Yani bir yetişkin filmi değil.
Bir çocuk filmi olarak harika zaten.
Mükemmel. Yani karakterleri, senaryosu, akışı yüksek olasılıkla da bu film de öyledir.
Onun için genç kardeşlerimiz sakın ha bu filmi kaçırmasınlar.
Çok keyif alacaklardır. Ve bu hafta gösterime giren bir diğer önemli film...
Drama filmi. Başrollerinde Robert Pattinson'la Zendaya'nın olduğu film zaten birkaç haftadır çokça konuşuluyordu.
Yani Robert Pattinson ve Zendaya son dönemin en parlak yıldızları zaten.
Yani o ikisinin başrolünde olduğu bir film elbette haftanın ya da ayın en önemli filmleri arasında anılacaktır.
Benim bu programı yaptığım gün itibariyle hem Süper Mario'nun hem de drama'nın hem pek notları daha netleşmedi.
Hem de hasılat rakamları ilk hafta.
sonu hasılat rakamları henüz açıklanmadığı için bunlardan şu an bahsedemiyorum.
Önümüzdeki haftadaki programda bunları size hatırlatırım.
Yani bu iki film çok önemli.
Merak eden veya dikkatini çeken arkadaşlar bu iki filme baksınlar.
Evet bu haftanın sinema gündemi yaklaşık olarak böyleydi.
Şimdi gelelim Suç 101 filmine.
Amazon Prime için yapılmış bir projeydi.
Sinema salonlarında gösterime girmeyeceğini biliyorduk.
Ama zaten bu aradaki çizgi iyice full ulaştı.
Onun için ben eskiden size özellikle hatırlatırdım.
Bir de dijital platformlara bakalım bu aralar neler var diye.
Arada bir fark gözetiyordum ben de ister istemez ama şu an diyorum artık tamamen o fark ortadan kalktı.
Şimdi bu film en başta evet hatırlattığım gibi enfes bir oyuncu kadrosu var bir kere.
Başrolde Chris Hemsworth var.
Mark Ruffalo var.
Barry Coygan var. Ayrıca Hal Berry.
Hatırlatmaya gerek var mı?
Hiç bence gerek yok. Harika bir oyuncu.
Çok seviyoruz onu. Bunun dışında da yani başka parlak oyuncular da var filmde.
İşte Nick Nolte var.
Jennifer Jason Leigh var. Yani bu parlak oyuncularla dikkatimizi çekti.
Ve evet esas noktaya geleyim.
Bu film tanıtılırken arkadaşlar.
Yeni nesil Heat dendi.
Heat'e benziyor dendi.
Peki Heat hangi film diye hatırlatmamı bilmiyorum gerek var mı?
Sinema tarihinin gelmiş geçmiş.
En büyük suç öykülerinden, en büyük polisiyelerinden bir tanesi ve geniş kitleler elbette Heat filmini Al Pacino ve Robert De Niro'nun başrollerinde olduğu ve bir
masada karşı karşıya gelip kahve içip birbirleriyle yani yarı sohbet, yarı tehditleşme, o unutulmaz sahneyle hatırlarımızda kalmış olağanüstü suç başyapıtı.
1995 yapımıdır yani artık 30 senelik film Heat.
Günümüz için eski bir film bile diyebiliriz belki ama yakın dönemin sinema severler, daha genç sinema sever arkadaşlar bile Heat filmini biliyorlardır yüksek olasılıkla.
Peki bu noktada suç 101 Heat'e nasıl benzetiliyor?
Nasıl 2000'li yıllardaki yansıması gibi anılıyor?
İşte bu noktada Heat'in...
Gücünü özelliğini size hatırlatmam lazım.
Bu noktada evet suç öyküleri ve polisiyeler çok önemli bir ana tür.
Artık alt tür bile demeyeceğiz.
Suç filmleri. Şimdi suç öyküleri bir ana tür ya da bu ana türe polisiye de denebiliyor.
Aralarında küçük ayrımlar var.
Bunları vurgulamaya çalışayım ve hem Büyük Hesaplaşma filminin hem de Suç 101 filminin ayrıcalığından bahsedeyim size.
Suç öyküsü ya da polisiye dememizin ya da bunun ayrımını koymamızın çok önemli bir kıstası var arkadaşlar.
Bu kıstası ne biliyor musunuz?
Şu. Eğer izlediğimiz film baş karakter olarak ve kamerasını konumlandırdığı nokta olarak daha çok suçu işleyen
ve sonrasındaki maceraya soyunan karaktere ve öyküye odaklıyorsa.
Biz buna suç öyküsü diyoruz.
Yani eğer bir suç öyküsü ya da polisiye daha çok suçu işleyen kişiye odaklanıyorsa ve onun öyküsünü anlatıyorsa ona biz suç filmi diyoruz.
Örnek Martin Scorsese filmleri mesela.
Martin Scorsese filmlerinde çoğunlukla ortada bir polis karakter yoktur.
Tamamen suçluların tarafındayızdır.
Tamamen kamera suçu işleyen ve sonrasında işte ya kaçmaya çalışan ya işte öldürülen ne bileyim ya da işte diğer suçlu karakterlerle bir kavgaya dövüşe girişen
suçlu karakterini anlatır bize Martin Scorsese değil mi?
Genellikle böyledir.
İşte bunları suç öyküsü diyoruz biz.
Bakın polisiye demiyoruz.
Buraya kadar tamam mıyız? Okey.
Ama bir de polisiye var.
İşte bunun farkı ne?
Artık anladığınız bile elbette.
Eğer bir film bir suç işlenişini anlatıyor da onun polisiye tarafına yani kanun tarafına odaklanıyorsa da ona suç öyküsü demiyoruz daha
çok polisiye diyoruz.
Mesela hangisinden örnek verelim?
David Fincher'ın Seven filminden örnek verelim.
Şimdi orada cinayetler işleniyor değil mi?
Evet yani bir suç işleniyor.
Ama David Fincher kamerasını tamamen polislerin öyküsüne odaklıyor ve baş karakterlerimiz de Morgan Freeman'la Brad Pitt'in canlandırdığı dedektif karakterler değil mi?
İşte o öyküye de biz polisiye diyoruz.
Şimdi bakınız. Bir genel çerçeve çizmeye çalışıyorum şimdi de.
Ortada bir suç var.
İster hırsızlık olsun, ister cinayet olsun.
Ne olursa olsun fark etmez.
Ortada bir suç var.
Kamera suçluların öyküsünü anlatıyorsa suç öyküsü.
Polislerin öyküsünü anlatıyorsa da buna polisiye diyoruz.
Buraya kadar okey miyiz?
Harika. İşte şimdi gelelim büyük hesaplaşma filminin sinema tarihindeki Önemine ve özel tarafına işte Büyük Hesaplaşma filmi tam bir, bakın
isimlendirilmeme dikkat edin lütfen, polisiye suç öyküsü.
Çünkü kamerasını, evet ortada bir suç işleniyor, tam olarak hem suçlu tarafına hem de polis tarafına odaklıyordu.
Neredeyse %50-50 oranında arkadaşlar.
Gücü buradaydı. Hiçbir şekilde ne polis karakterini daha çok odağa alıyordu ne de suçlu yani hırsız karakterini odağa alıyordu.
İşte Büyük Hesaplaşma filminde Michael Mann öylesine dengeli bir senaryo yazmıştı ve bu senaryonun paralelinde de kamerasını suçlu ve polis tarafına
o kadar dengeli bir şekilde ayırıyordu ki Biz Büyük Hesaplaşma filmine ne sadece polisiye diyebiliyorduk ne de sadece suç öyküsü diyebiliyorduk.
İki tarafı da tamamen eşit ağırlık vermişti arkadaşlar.
İşte bu nedenle Büyük Hesaplaşma filmini biz rahatlıkla bir polisiye suç öyküsü olarak isimlendiriyorduk ve sinema tarihinin de en büyük polisiye suç öyküsü
başyapıtlarından bir tanesi olarak görüyorduk.
Evet buraya kadar da okey miyiz?
Tamam şimdi geldik Suç 101 filmine.
İşte Suç 101 filmi gerçekten hit gibi hem işin...
suçlu tarafına hem de polis tarafına odaklanmaya çalışan bir film arkadaşlar.
Bu noktada size filmin öyküsünü anlatmaya çalışayım.
Baş iki karakterimiz olacak değil mi?
Heath'de olduğu gibi yani.
Bir hırsız olacak bir de polis olacak.
İşte burada hırsız karakteri Chris Hemsworth'un canlandırdığı Davis diye bir karakter.
Bu tıpkı Heath filminde Robert De Niro'nun MacColisi gibi son derece incelikle hesaplanmış Mecbur kalmadıkça şiddete başvurmayan, enfes
soygunlar yapan bir hırsız.
Polis tarafında ise Mark Ruffalo'nun canlandırdığı Lou diye bir polis karakter var.
Bu polis karakter de gayet incelikli, gayet hesaplanmış suç kovalama taktikleri uygulayan gayet iyi bir polis.
He ama şimdi Heath filminde bir güzel taraf daha vardı.
İki tarafa da eşit ağırlık veriyordu dedik ya.
Bu karakterlerin özel hayatlarına da alan açıyordu.
İşte Suç 101 filminde de yine bu arada bu filmin yazarı yönetmeni de Bart Layton diye yakın dönemli bir yazar ve yönetmen.
Suç 101 filmi Bart Layton'ın 3.
uzun metrajı. Aslında çok da usta bir yönetmen olduğunu söyleyemeyiz.
Daha yakın zamanda bir yönetmen.
Ama bundan önceki filmleri de biraz suç öyküsü gibi filmler böyle.
Onun için bu tür üzerine özellikle çalışmak ve uzmanlaşmak isteyen bir yönetmen olduğunu buradan görebiliriz.
Ancak işte Bart Layton da tam olarak Heat'in formülüne benzer biçimde baş karakterlerinin özel hayatlarına da alan açmaya çalışmış.
İşte Suç 101 filmi kamerasını suç ve kanun tarafına...
tam olarak eşit oranda yönlendirmeye çalışmış ve hem hırsız karakterinin hem de polis karakterinin de özel hayatlarına da özellikle alan açmaya çalıştığı
için Heath filmine bayağı benzeyen hatta onun 2000'li yıllardaki temsilcisi gibi sunulmuş bu film.
Yani aslında filmin tanıtımı evet Çok da yanlış sayılmaz yani Suç 101 filmi Heat filmine benziyor mu?
Evet benziyor diyebiliriz.
Ancak tamam Heat filmine benziyor yani onun bir takipçisi ama yani Heat'in ağırlığına hiçbir şekilde yani sahip değil demeyeceğim.
Bence yakın bile değil.
Kesinlikle kötü bir film değil.
Yani izlememizi önerir misin Görkem diye soracak olursanız evet izleyin.
İncelikli karakterler kullanmış.
Gayet akıcı bir senaryosu var.
Gizem öyküsü de hani acaba bu film nasıl sonlanacak diye böyle bir merak da yaratıyor.
Yani sonu başından belli bir film değil kesinlikle.
Gerçekten güzel akıyor, merak yaratıyor.
İlginç dönüşümlü karakterler var.
Yani acaba ne olacak diye böyle baştan sonraki 2 saat 20 dakikalık falan bir film.
Çok kısa bir film de değil tabi.
de karakter var neticede.
Karakterlerin de hemen hemen hepsine belli bir alan ayırıyor falan.
Güzel yani. Filmi keyifle izliyorsunuz ama Heat'in yanında yani tabii şimdi her filmi de bir Heat olmasını bekleyemeyiz aslına bakarsanız.
Yani bu filmi yapıp bize sunan yapımcılar, yönetmen işte beyin takımı işte yeni nesil Heat gibi bir referansla Bu filmi sunarken hani biraz böyle tabii
PR yapıyorlar yani biraz reklam çabası bu.
Yeni Heat geliyor hadi izleyelim dedirtmeye çalışmışlar.
Tamam bunu yaptınız arkadaşlar.
Bu gazla belli bir izleyici sayısına ulaşacaksınız belki ama biraz da kötü referans.
Çünkü Heat bir başyapıt.
Bu filmi yeni bir Heat geliyor kafasıyla izlerseniz çok ciddi hayal kırıklığına uğrarsınız.
Kendi başına değerlendirecek olursak iyi bir film.
Ama asla bir Heat değil.
O kadar incelikli değil.
Karakterlere o kadar derin değil.
Her karakteri Heat'teki kadar alan da ayırmıyor.
Her karakterin dramına ayrıca böyle Heat'teki gibi ortak olamıyorsunuz.
Yani Heat'teki her karakter muhteşemdi yani.
Her karakterin üzerine ayrı bir film yapılabilirdi.
O kadar derin karakterlerdi.
Ama Suç 101'de asla böyle bir derinlik yok.
Asla böyle bir...
Duygusal yoğunluk böyle yani Heath'de ağlıyordunuz yani.
Her karakter için ayrı ağlayabilirdik değil mi?
Olağanüstü bir filmdi ama diyorum Suç 101'de asla böyle bir derinlik yok.
Yani Heath'in öyküsüne de benzer bir öykü aslına bakarsanız.
İşte Davis karakteri Chris Hemsworth'un canlandırdığı bir hırsız.
Evet incelikli soygunlar yapıyor.
Son olarak kendisine hani onu emekli edebilecek büyük bir vurgun soygunu olasılığı geliyor.
Kendi karşısına. Bunu yapmak istiyor.
Tam o sırada işte Mark Ruffalo'nun canlardadığı Lou karakteri Davis karakterinin yaptığı soygunları fark ediyor.
Bunlar arasında bir benzerlik ortaya çıkarmaya çalışıyor ve bunun üzerine onun yeni ve büyük bir vurgun yapacağını anlıyor ve onun peşine düşüyor.
Heath'te de hemen hemen aynen böyle bir öykü vardı.
Tam bu sırada Davis hırsız Bir kadınla tanışıyor, ona aşık oluyor.
Harika bir kadın. Yani şimdi bir kadınla tanıştığında ne olur?
Yani normalde hırsız karakteri düzgün, düzenli ilişkiler inşa edemez.
Neden? Sürekli yani peşine polis düşerse kaçmak zorundadır.
Yani düzensiz bir hayatı vardır.
Kökleri yoktur. Böyle olmak zorundadır.
Ama harika bir kadınla tanışıp da ciddi bir ilişki inşa etme durumuna gelirse ne yapmak ister, ne yapmaya çalışır?
Bir an önce emekli olmaya çalışır.
Başka çaresi yoktur. İşte Davis karakteri de tam da böyle bir aşamaya geliyor.
Bir kadınla tanışıyor.
O kadını da Monica Barbaro canlandırıyor.
Monica Barbaro harika bir oyuncu gerçekten.
Nereden hatırlayabilirsiniz?
Tom Cruise'un başrolündeki Top Gun Maverick filmindeki...
pilotların birini canlandırıyordu ve oradaki de en dengeleyici karakterdi böyle.
Yani erkekler böyle zıtlaştıkça onun karakteri araya girip yükselen tansiyonu düşürüyordu böyle.
Monica Barbaro da öyle çok harika bir pozitif enerji var.
Ben çok beğeniyorum. Hoş da bir kadın yani böyle tatlı da bir kadın.
Neyse işte tam bu arada da polis karakterimiz Lou da Davis'ın peşine düşüyor.
Davis normalde peşinde bir polis varken bunu yapmaması lazım.
Çok riskli bir girişim.
Aynen Heat filminde de böyle şeyler vardı.
İşte bakınız benziyor biraz yani.
Ve bu arada da...
Hırsız Davis karakteri Hal Barron'un canlandırdığı bir sigortacı karakter var Sharon diye.
Bu sigortacı kendi şirketinde işte yönetim kurulu ortağı olacak falan onu bekliyor Sharon karakteri ama onu yapmıyorlar.
Terfi ettirmiyorlar yani.
O da kendi sigorta şirketine karşı bir antipati duyuyor böyle.
İşte Davis da tam o sigorta şirketinin çalışanından bilgi alabilir.
Yani soyacağı kişi çünkü o sigorta şirketinde kendisini sigorta ettirmiş.
Oradan çok detaylı bilgiler alabilir falan.
Halberry'nin canlandırdığı Sharon karakteri de biraz böyle hem hırsıza hem polise yardım edebilecek ortada.
Buna dönüşen karakter deriz yani iyi mi kötü mü olduğu pek belli değil böyle.
Halberry de öyle bir karakteri canlandırıyor.
Bakın güzel yani farklı tiplemeler karakterler var böyle işin içerisinde.
Diyorum hit filminde de böyleydi.
Yani özetle evet Suç 101 filmi.
Hit filmine bazı açılardan benzeyen bir film ancak dediğim gibi onun derinliğine gücüne asla sahip değil.
Ancak yine de kendi başına onu değerlendirirseniz gayet iyi bir polisiye suç öyküsü.
İzlemenizi tavsiye ederim.
Evet bu hafta haftanın sinema gündemine bir göz attık ve şu an Amazon Prime'da gösterimde olan Suç 101 filmi üzerinde de kısa bir inceleme sunmaya çalıştık.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Bir
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
