
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta sinemanın gündemini ve Robin Hood'un Ölümü filmini inceledik. Keyifli dinlemeler...
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Öge ile birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda haftanın sinema gündeminden ve Robin Hood'un ölümü filminden bahsedeceğiz.
Aslında sizlere incelemesini sunmak istediğim...
Üç ayrı film var.
Bunların bir tanesi evet Robin Hood'un ölümü filmi.
Bir diğeri The Invite davet filmi ve bir diğeri de Evil Dead Burn filmi.
Bu iki film de şu an gösterimdeler ve önemli projeler.
Ancak bir süredir hem Örümcek Adam hem de Odyssey gündemi o kadar meşgul ediyorlar ki başka hiçbir filmi konuşamıyoruz arkadaşlar.
Her yerde Örümcek Adam ve Odyssey var ki...
Geçtiğimiz haftalarda ben Odyssey'in gölgesinde kalan birkaç filmden bahsetmiştim ki bu filmler yine yılın başka önemli filmleri.
İşte bu Invite ve Evil Dead Burn filmleri de biraz Örümcek Adam ve Odyssey'in gölgesinde kalmış durumdalar.
Ancak ben onlar üzerine de konuşmak istiyorum ama...
Yine de şunu belirteyim bu hafta sizlerle paylaşmak istediğim çok sayıda sinema gündemi var ve aynı zamanda Robin Hood'un ölümü filmini de biraz detaylıca incelemek istiyorum.
Ondan dolayı Invite ve Evil Dead Burn filmlerini bu haftaki programa sıkıştırabileceğimi zannetmiyorum.
Onları şimdi sözünü vererek önümüzdeki haftaya bırakayım bu hafta sinemanın gündemiyle birlikte Robin Hood'un ölümü filmini konuşalım tamam mı?
Tabii şimdi başka hiçbir şey konuşamıyoruz dedik ama bunun haklı bir sebebi de var arkadaşlar.
Odisey filmi Christopher Nolan'ın bugüne kadar yaptığı en yüksek hasılat rakamına ulaştı.
Güncel olarak 1.3 milyar dolar hasılata geldi.
Bu gerçekten çok iyi bir rakam.
En yüksek toplam gişe hasılatını ulaşan ya da ulaşacak yılı olacak gibi görünüyor gibi haberler paylaştılar.
Tabi henüz Ağustos ayındayız yani bunu söylemek için erken ve başka gişe bombaları da bekliyor bizi zaten bu yıl gösterime girecek ama ona rağmen şunu lafı şuraya getireceğiz.
Bu yıl gişe hasılatları inanılmaz yüksek.
İlk 5 film şu an için daha Ağustos ayındayız 1 milyar dolar sınırına geldi.
Bir tanesi Oyuncak Hikayesi 5.
Michael filmi, Süper Mario 3'ü, Odise'yi ve Örümcek Adam öncesi zaten yılın en çok izlenmiş filmleriydi ki bu 3 1 milyarı geçmiş filmi Odise'yi geçti.
Ancak en son Örümcek Adamsa...
Tüm bu filmlerin hasılatını gölgede bırakır bir performans sergiledi.
Bu hafta itibariyle Örümcek Adam'ın hasılatı 2 milyar doları da geçti.
Ve hem ilk hafta sonu hem de ilk hafta hasılatları itibariyle de Örümcek Adam filmi sinema tarihinin en iyi açılışına imza atan ikinci filmi
oldu. İlk sırada Avengers'ın son bölümü olan Endgame filmi var.
İkinci sırada da şu an Örümcek Adam var.
Şimdi evet bunlar başka filmleri hep gölgede bıraktılar ama ben yine de gösterime girmiş önemli bir iki filmi size hatırlatmaya çalışayım.
Bir tanesi Oak Caddesi'nin Sonu diye bir gerilim filmi.
İyi bir filme benziyor. Fragmanını izledim.
Gayet teknik işçiliği iyi.
Oyuncu kadrosu güzel. İyi yönetilmiş.
Böyle gayet gerilimli ve keyifli bir film gibi görünüyor.
Ziyaretçiler Hesaplaşma filmi gösterime girdi.
O da merakla beklenen projelerden bir tanesiydi.
Ve onun dışında Minyonlar ve Canavarlar filmi hala gösterimde.
Bu film de çokça izleniyor.
Ve an itibariyle hasılatı 500 milyon dolara ulaştı.
İşte bakınız. Mesela bu film 500 milyon dolar yaptı ama neredeyse hiç konuşmadık, hiç üzerine bir şey söylemedik.
Ama ilk onda mesela, yılın en çok izlenen filmlerinden bir tanesi.
İşte sinema düşüyor, artık sinema geriye gidiyor, dijital platformlar, salonları geçti.
Artık başka görsel üretimler var.
YouTube var, Instagram var, oyunlar var vesaire diye hani artık sinemanın...
Eskisi kadar güçlü olmadığı üzerine de çok sayıda sohbet dönüyor ya.
İşte sinemada salonlar da direniyor arkadaşlar.
Ya o kadar kolay yelken indirecek bir camia değil sinema dünyası ve özellikle tabii Hollywood.
Bakınız muhteşem hasılatlar, çok yüksek puanlar olacak gibi görünüyor.
Haftanın gündemi başlıkları da gayet şaşırtıcı ve tamamen tesadüfi biçimde.
Benzer özelliklere sahip bu hafta hep iptal edilen projeler, reddedilen projeler, çıkmaza giren projeler, para bulamayan projeler, ne olacağı belli olmayan projelerden
bahsedeceğiz. Diyorum bu tamamen tesadüfen kendiliğinden ortaya çıkmış bir durum.
Hemen hızlıca haftanın sinema gündemine şöyle bir göz atalım.
Şimdi birincisi X-Men.
Bölümlerinin yeni kadrosu açıklandı arkadaşlar.
Şimdi X-Men'i biliyorsunuz Marvel sinematik evreninin bir paralel evren ekibi aslında X-Men.
Bir Avengers evreni var Marvel'ın içerisinde bir de X-Men evreni var.
Bunların bir araya geldiğini size geçtiğimiz haftalarda Örümcek Adam filminin incelemesini sunduğumda anlatmıştım.
Burada biraz daha detayına gireyim.
Şimdi X-Men filmleri...
İlk kez 2000 yılında X-Men adıyla başladı.
2003'te X-Men 2 yapıldı ve 2006'da X-Men The Last Stand filmiyle ilk 3 bölüm aynı oyuncu kadrosuyla karşımıza geldi.
Ondan sonra 2011 yılında X-Men First Class filmi yapıldı.
Burada yepyeni bir kadroyla...
X adamlar karşımıza geldi.
Ondan sonra 2016'da X-Men Apocalypse ve 2019'da da Dark Phoenix filmleriyle bu ikinci nesil oyuncularla biz X-Men filmleri izledik.
Ancak arada bir tane geçiş filmi var ki bence bu geçiş filmi bugüne kadar yapılmış X-Men filmlerinin En iyisi.
Muhteşem bir film. 2014 tarihli X-Men Days of Future Past filmi.
Bu filmin özelliği şu ki bir önceki X-Men nesliyle bir sonraki ikinci nesil X-Men nesli bu filmde bir araya geldiler.
Yani bir önceki üçlemedeki oyuncular da bu filmde vardı.
Bir sonraki üçlemedeki oyuncular da bu filmde vardı.
Yani bu film Bir geçiş filmi teşkil etti.
Bu bağlamda şunu söyleyebiliriz.
X-Men serisiyle alakalı ilk 3 film ilk oyuncu kadrosu.
İkinci 3 film.
İkinci nesil oyuncu kadrosu.
Arada bir adet geçiş filmi.
İşte toplam 7 filmden sonra artık yeni bir X-Men kuşağı.
Üçüncü nesil oyuncularla yeni X-Men filmleri karşımıza gelecek.
Hemen hızlıca size yeni X-Men kadrosunu sayayım.
Şimdi Jean Grey rolünde Sadie Sink.
Scott Summers rolünde Kit Conner.
Emma Frost rolünde Samara Weaving.
Profesör X rolünde Christopher Abbott, Storm rolünde Maya Boyd, Mr.
Sinister rolünde Adam Driver.
Bu çok büyük kast gerçekten. Ve son olarak Rogue rolünde de Indy Navarret karşımıza gelecek.
Bu son söylediğim Indy Navarret...
Hiç tanınmayan, bilinmeyen bir oyuncuydu.
Ancak Obsession filminde işte bu yılın yıldız projelerinden bir tanesi Obsession dedik ya.
İşte oradaki başrolüyle ve performansıyla çok sevildi.
Yıldızı bir anda parladı ve işte yeni X-Men evreninde son derece önemli bir role getirildi.
İşte bu yeni kastla artık yepyeni X-Men filmleri karşımıza gelecek.
Bir başka önemli gündem...
Eminim ki buna üzülenler olacaktır.
Ancak ben kendi adımı söylüyorum.
Benim çok sevindiğim bir başlık oldu bu.
Squid Game biliyorsunuz Kore yapımı bir diziydi ve tüm dünya izledi, sevdi, bayıldı bir efsaneye dönüştü diyebiliriz.
Bu başarının üzerine Hollywood'da Hollywood oyuncularıyla ve Hollywood bütçesiyle yeni bir Squid Game sezonu yapılacağı duyurulmuştu ve Bu sezonun
başına da yönetmen olarak David Fincher getirilmişti.
Ben kendi adıma David Fincher'ın Squid Game gibi bir projeyi yapacak bir yönetmenden çok daha büyük, çok daha itibarlı bir yönetmen olduğunu düşündüğüm
için bilinen bir projenin sen hani biraz tırnak içinde kiralık yönetmeni gibi oluyorsun.
Evet sevindiğim kısma geleyim.
Yani sizin üzülebileceğiniz kısım bu olabilir.
Bu proje iptal edilmiş durumda arkadaşlar.
Bir sürü açıklama yapılmış.
Projenin gelişim aşamalarında belirsizlikler var da, oyuncular da, şu da bu da bütçe vs.
Bahane uydurulur.
Önemli değil ama bir şekilde...
David Fincher imzalı Squid Game dizisinin iptal edildiği açıklandı.
Tamamen de rafa kalacak bir proje olmayacaktır bence.
Hollywood Squid Game'in devam sezonuyla mutlaka ilgilenmeye devam edecektir.
Belki de başka bir yönetmenin pilotajında karşımıza yeni bir sezon gelebilir.
Bunun da takipçisi olalım.
Bir başka çok önemli gündem.
Şimdi Harry Potter'ın dizisi evet yeni oyuncular işte yeni bir prodüksiyon falan karşımıza gelmişti.
Yani bunun haberlerini birçok kez bundan önce konuştuk.
Ancak şu noktayı da size hatırlatmak istiyorum ki Harry Potter romanlarının yazarı Rowling geçtiğimiz yıllarda Biraz transfobiye kayabilen ya da hani
en azından trans dünyanın diyelim çok da hoşlanmayacağı açıklamalar yapmıştı.
Şimdi bunun detayına inmeyeyim.
Konu şu. Harry Potter dizisi için yönetmen bulunamıyor arkadaşlar.
Neden? Çünkü dizinin teklif edildiği çok sayıda yönetmen Rowling'in bu açıklamasından dolayı Rowling'e ve Harry Potter evrenine mesafeli yaklaşıyorlar.
Yok çünkü bu yönetmenler buraya girerlerse hani LGBTI kitle tarafından eleştirilme ve hatta dışlanma.
Durumuna düşecekler. Bundan korkuyorlar.
İşte Rowling'in bu sulara bulaşması diyeyim dizinin yönetmen bulmasını engellemiş durumda arkadaşlar.
Bakalım nasıl ilerleyecek bu konu?
Bunun üzerine neler söylenecek?
Ve Harry Potter dizisi er geç bir yönetmen bulacaktır diye tahmin ediyorum ben.
İşte o yönetmen de otomatik olarak herhalde transfobik olarak kabul edilecek.
gibi görünüyor. Bakalım ne olacak?
Gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz.
Şimdi yine geçtiğimiz aylarda ben bu konuya girmiştim ve merak uyandırıcı bir proje olduğunu da size söylemiştim.
Şimdi God of War dizisi.
Aynı adlı çok satan, çok sevilen video oyununun dizi uyarlaması demiştim.
Amazon Prime bunu yapıyor ve God of War Dizisinin baş karakteri de zaten oyun dünyasının baş karakteri olan Kratos diye efsane bir karakter.
Bu karakteri Ryan Hurst adlı bir oyuncu oynayacaktı ve bence bu tercih enfes bir tercihti ki oyun severler dizinin başrolüne Ryan
Hurst'un getirilmesini memnuniyetle karşılamışlardı.
En son burada kalmıştık ancak çekimlerde ne yazık ki Ryan Hurst sakatlanmış ve bu sakatlığın da yani kısa sürede iyileşecek gibi bir sakatlık olmadığı söylenmiş.
Bundan dolayı da ne yazık ki Ryan Hurst projeden çıkarılmış.
Ve tabi bu durumda ortada yani bu kadar vaat var.
İşte tarihler var. Bir sürü hazırlık var.
Setler var. Ekip var.
Ekipman var falan. Ne olacak?
Mecburen Kratos karakterine başka bir oyuncu oynayacak.
Kratos karakterini oynamak üzere Dave Batista ile anlaşılmış arkadaşlar.
Peşinen fikrimi söyleyeyim.
Çok kötü bir tercih bence.
Dave Batista hiç de iyi bir oyuncu değil.
Bakınız çok önemli projelerde yer aldı.
Dave Bautista. Mesela Galaxy'nin Koruyucuları serisinde oynadı.
Blade Runner 2049 filminde son derece önemli bir roldeydi.
Dune Çöl Gezegeni serisinin ilk iki bölümünde de yine çok önemli bir roldeydi.
Tamam onun önemli bir oyuncu olduğunu inkar edecek değilim ama bana göre hiç iyi bir oyuncu değil.
Mesela şuradan bir örnek vermeye çalışayım size.
Onun baş rolde olduğu Army of the Dead diye bir film var.
Ölüler Ordusu tam çevirisiyle ki bu filmin yönetmeni de Zack Snyder.
Yani yine 2000'li yılların en önemli yönetmenlerinden bir tanesi.
DC sinematik evreninin bir önceki patronuydu.
Bu kadar önemli bir yönetmenin yönettiği, bu kadar önemli bir filmde başrol almıştı mesela.
Ama bence film de çok vasattı.
Ve Dave Bautista'nın buradaki performansı da bence...
Yani ortalama bile demeyeceğim.
Bence kötüydü. Böyle bir iki duygusal sahnesi falan vardı.
Tiplemeden çok bir karakteri oynamaya çalıştığı anlar vardı ve çok kötüydü bence arkadaşlar.
Neyse yani özetle iyi bir projenin baş karakteri olacak kadar bir derinlik bir duygu yaratabilecek bir karakter değil bence.
Bakalım dizinin akıbeti ne olacak hep birlikte göreceğiz.
Şimdi geçtiğimiz haftanın bir başka önemli gündemi bir başka iptal edilen proje.
Buna biraz şaşırabilirsiniz.
Ben gerçekten şaşırdım.
Barbie projesi arkadaşlar.
Ya malum meşhur oyuncak bebek Barbie'nin sinema uyarlaması gişede 1.4 milyar doların üzerinde hasılat yaparak çok başarılı olmuştu.
Eleştirel puanları da fena değildi.
İşte bu kadar başarının üzerine bir devam bölümünün yapılmaması mümkün değildi.
Ki zaten hemen hazırlıkların başladığını da duymuştuk ancak bu proje bu ay itibariyle çıkmaza girmiş.
Bunun birçok sebebi var.
Evet bu kadar başarılı bir filmin başrol oyuncuları elbette çok büyük paralar isteyecekler devam bölümü için.
Bu kaçınılmaz. Sinema tarihinde hep böyle oldu zaten.
Mesela Ryan Gosling'in 20 milyon dolar para istediği söylenmiş.
Bu para... Hollywood için artık yani neredeyse tavana yakın bir ücret.
20 milyon plus diye bir sınıf var Hollywood'da arkadaşlar.
Bir oyuncu sınıfı var. Bunlar artık A sınıfı.
Ryan Gosling artık A sınıfı oyunculara doğru geliyor olabilir yani.
Ben de şahsen bu görüşteyim ama işte bakın onun artık ben A sınıfı oldum gibi bir imaj yaratmaya çalışması Barbie filminin devam bölümünü tehlikeye sokmuş gibi görünüyor.
Bir de yine takvimle ilgili bir sıkıntı var herhalde.
İşte film işte 2026 yılında yapılmak zorundaymış da herhalde tehlifi yapım şirketlerince belli bir süre için alınmış.
Barbie bebeklerinin tehlifi.
Hani 2026'da olmaz da 2027'ye sarkarsa tehlif haklarını kaybediyorlar falan gibi de bir sıkıştırma var herhalde proje üzerine.
Yani şu an için proje çıkmaza girmiş durumda.
Başka oyuncularla da olmaz yani artık Margot Robbie ve Ryan Gosling bence bu rolde çok sevildiler.
Onlar olmadan yeni bir Barbie bölümünün olacağını ben hiç zannetmiyorum.
Ya da en azından hani belki Ken rolünde Ryan Gosling'i biraz kenara belki itebilirler ama Margot Robbie kaçınılmaz yani Barbie yani.
Onu 63 yaşında Barbie 9'da bile izleyebiliriz arkadaşlar.
Bakın bu notu burada düşmüş olayım.
O kadar uyudu çünkü. Ve konu sadece ayaklarının güzel olması da değil.
Arkadaşlar yani tamam. Yani Margot Robbie'nin ayakları çok güzel.
Okey bunu tüm dünyanın...
5 milyar sinema severi tescilledi bence yani.
Bunda sıkıntı yok. Ve yeni filmde de kesin yeni bir ayak planı değil sahnesi bile olabilir.
Tamam sorun yok ama yani...
Her şekilde yeni bir Barbie filmi gelecek ama nasıl gelecek biraz çalkantılı olacak bu yapım süreci gibi geliyor bana.
Bakalım yine takipte olacağız.
Bir başka başka bir konuya gireceğiz şimdi yine biraz translıktan gireceğiz yani.
Rowling'in uğradığı linçlerin dışında da çok sayıda trans sohbeti dönüyor Hollywood'da.
Şimdi Matrix projesinin yaratıcıları Andy ve Larry Wachowski kardeşler biliyorsunuz ikisi de cinsiyet değiştirdiler.
İsimleri de Lana ve Lily Wachowski oldu.
Artık ikisi de birer trans kadın bireyler.
Şimdi bu kardeşlerden Lily olan biraz daha irice diyeyim öyle hatırlatmaya çalışayım size.
Şimdi Lily Wachowski yeni bir proje yazmış The Haunted diye ve bu proje tamamen Trans bireylerin oynayacağı bir projeymiş ve işte transların günümüzdeki sorunları,
problemleri falan üzerine. Projenin tabi detaylarını bilmiyoruz.
Ve Lily Wachowski demiş ki filmime para bulamıyorum.
Şimdi bakınız Matrix sinema tarihinin en büyük, en efsane projelerinden ve üçlemelerinden bir tanesi zaten.
Matrix filmi 450 milyon doların üzerinde hasılat yaparak Warner Bros'un o güne kadar yaptığı En büyük hasılata imzalanan film olmuştu zaten.
Tabii onun üzerine başka başka filmler yaptılar ama hiçbir film tabii ki Matrix'in kalibresine ve gücüne erişemedi.
Yani Lili Wachowski'nin yapmak istediği filmin 10 milyon dolar bütçesi olduğu söyleniyor arkadaşlar.
Bakınız bu 10 milyon dolar yani Hollywood için çok düşük bir bütçe.
Ancak Lili Wachowski bu bütçeyi verecek bir yapım şirketi bile bulamıyormuş.
Ve sebebi de bu diyor. Evet ben trans bireylerin yaşadığı sıkıntıları anlatacak bir film yapmak istiyorum.
Ama böyle bir projeye hiçbir Hollywood yapımcısı yanaşmıyor diyor.
Bence üzücü bir şey.
Biraz da... Biraz da bu duruma bir kendileri düştüler arkadaşlar.
Yani o kadar muhteşem filmlerin üzerine o kadar hem saçma filmler yaptılar.
Saçma demeçlerde bulundular ve tamam yani siz cinsiyet değiştirebilirsiniz.
Bu sizin kendi özel hayatınız vesaire okey ama sizin yönetmen kimliğiniz başka bir şey.
İlla özel hayatınızı ya da illa işte cinsel tercihinizi bulunduğunuz durumu konumu illa filmlerinize yansıtmak zorunda değilsiniz.
Yansıta da bilirsiniz yani yansıtılmamalı demiyorum yanlış anlamayın elbette her sinemacı her sanatçı özel hayatından kendi deneyimlerinden duygularından yola çıkarak projeler üretirler üretebilirler
yani bunda tabii ki bir sakınca yok ama biraz bu alana fazlaca kanalize olursanız da elbette insanlar size biraz mesafeli de yaklaşır.
Yani yönetmenlik de yapın yani.
İlla kendinizi anlatmak zorunda da değilsiniz bence.
Yani Lily Wachowski'nin düştüğü bu durum bence üzücü ama ne yazık ki çok da şaşırtıcı değil.
Umuyorum ki bu projesine para bulur ve bundan sonra da başka başka da projeler yapar.
Çünkü çok değerli bir yönetmen bence.
İyi bir yönetmen yani. Evet bu haftanın sinema gündemi yaklaşık olarak böyleydi.
Ve evet gerçekten biraz tesadüfi biçimde olmayan, iptal edilen, çıkmaza giren, para bulamayan projeleri konuştuk bu hafta sonu.
Ama evet ilginç oldu güzel oldu bence.
Evet şimdi haftanın filmine gelelim.
Robin Hood'un ölümü. Şimdi Robin Hood'un biraz tarihinden bahsedeceğim.
Hazır karşımızda bir Robin Hood filmi varken ve bu kadar da iyi bir film varken.
Hoş önce tabii şundan da bahsedeyim şimdi Robin Hood'un ölümü filmi 20 milyon dolar gibi bir maliyetle çekilmiş bir film ancak tüm dünyada yaklaşık 7 milyon dolar hasılat yaptı
arkadaşlar. Çok düşük bir hasılat ne yazık ki.
Puanlar kötü değil ama ortalama üstü.
Ancak bence bu film tüm bu puanların ve tüm bu gişe hasılatının çok daha fazlasını hak ediyor arkadaşlar.
Önce size bir öyküsünü anlatayım ben.
Ondan sonra hem tarihine gireceğim ve bu filmin Robin Hood'un bugüne kadar ki tarihinin içerisinde nasıl bir noktada olduğunu size özetlemeye çalışacağım.
Şimdi Robin Hood filmde Artık iyice yaşlanmış, çevresinde hiç kimse kalmamış, dağlarda, tepelerde yaşayan, hayattan tüm bağını, ümidini kesip
ölümü bekleyen bir karakter.
Robin Hood'un yanına Edward diye bir karakter geliyor.
Bu Edward, Robin Hood'un aktif olduğu dönemlerden bir dostu.
Onun yanına geliyor Edward, diyor ki benim bir çiftliğim, eşim, kızım yani bir ailem var.
Ve geldiler hem ailemi hem de çiftliği benden aldılar zorbalıkla birileri.
Robin'i ikna ediyor. Diyor ki yani gel bana yardım et ben çiftliği ve ailemi geri alayım.
Yani aslında Robin hani emekli olup da mesleğe geri dönen karakter klişesi.
Burada aslında biraz ona benzer bir durum var.
Edward bir şekilde Robin'i ikna ediyor.
Çiftliğe geri dönüyorlar ve o çiftliği Edward'ın elinde alanlarla savaşıyorlar falan.
Edward'ın eşi ölüyor.
Bu çatışmada ama o kişileri öldürüyorlar ve Edward en azından kızını eşi ölse de kızını ve çiftini geri alıyor.
Ancak bu mücadelede Robin çok ciddi biçimde yaralanıyor.
Yani ölmek üzere ve Edward da Robin'i bir adadaki bir manastıra götürüyor.
Çünkü orada rahibe Bridget diye Jodie Comer'ın canlandırdığı bir rahibe var.
Bu tabii aynı zamanda bir hemşire oluyor.
Çoğunlukla hani manastırlarda işte yaralı, hasta, bakıma muhtaç kişiler oraya giderler.
Orada bakılırlar falan hayır için.
Tabii dini de bir oluşum bu elbette.
Hristiyanlığın önemli kurumsal yapılarından bir tanesi bu manastırlar değil mi?
Kiliselere bağlı oluyorlar.
Hatta çoğunun içerisinde kilisede oluyor.
Dini eğitim de oluyor. Neyse Edward bir şekilde Robin'i buraya getiriyor ve rahibi Bridget'e emanet ediyor.
Ve kendisi ana karaya dönüyor ve evet bu manastır bir adanın üzerinde.
Robin birkaç gün sonra böyle kendisine geliyor ama artık perişan olmuş.
İşte bir kolu işte alçıda öteki kolunda iç kanama var kolu şişmiş.
Ama bir şekilde rahibi Bridget Robin'i Bakıyor, besliyor, işte kolunda o iç kanama var ya o kanı sürekli hani kolun içinde biriken kanı sürekli akıtarak o kolun kangren
olmasını engellemeye çalışıyor.
Görkem niye bu kadar detay yeniyorsun demeyin bu kolun sonra önemi olacak.
Yani rahibi Bridget Robin'i gerçekten hayata döndürüyor.
Robin biraz kendine geliyor yavaş yavaş ayağa kalkıyor ve tabii artık sağlığına ulaşırsan ne yaparsın?
O manastırda bir işe yaramaya başlarsın değil mi?
Ya işte tarım yaparsın, sebze meyve yetiştirirsin ya da ava çıkarsın.
Bu manastıra bir katkı sağlamaya çalışırsın.
Robin de yavaş yavaş sağlığını kavuşup bu yeterliyle ulaşırken işte bir süre sonra manastıra Edward'ın kızı Margaret da geliyor ama tek
başına. Bunun anlamı ne?
Birileri gelip... Edward'ı da öldürdü herhalde.
Hani biz bunu görmüyoruz ama Edward'ın kızı Margaret adaya tek başına gelince yani manastıra anlıyoruz ki Margaret yalnız kalmış ve manastıra gelmek zorunda kalmış.
Yani Edward ölmüş.
Peki Margaret geldikten sonra Robin biraz daha sağlığına kavuşuyor ve Margaret'la Robin birbirine biraz yaklaşıyorlar.
Şimdi Robin hani babasına yardım etti de çiftliği geri aldılar.
Yani bir şekilde Robin aslında Margaret'in kurtarıcısı oldu.
Ama babası da ölünce işte Robin Edward'ın yerine geçti gibi oluyor.
Yani Margaret'in babası konumuna geliyor.
Rahibe Bridget de Robin'e Margaret'e biraz hani sahip çıkmasını ona yardımcı olmasını falan istiyor.
Şimdi bir de şöyle bir durum var.
Rahibe Bridget neticede kendisini dine adamış, insanlara adamış, iyiliğe, erdemli değerlere adamış bir kadın olarak o manastıra gelen Düşkün kişileri sorgulamıyor sen kimsin nesin.
Değil mi? O gerekiyor yani.
Gelen herkese yardımcı olmayı zaten peşin kabul etmiş bir kişilik Bridget.
Evet Robin'e de yardımcı oluyor.
Ancak işte bu noktada Robin'in kim olduğunu hatırlayalım.
Şimdi Robin Hood'u biz nasıl biliriz?
Robin Hood deyince aklınıza gelen ilk cümle nedir?
Zenginden alıp fakire veren değil mi?
Evet bu çok güzel bir yalan arkadaşlar.
Yani Robin Hood'u evet biz iyi ve erdemli bir karakter olarak görürüz.
Ancak neticede Robin bir hayduttur.
Bir katildir ve bir hırsızdır.
Şimdi bu noktada da biraz size Robin Hood'un tarihinden bahsedeyim mi?
Robin Hood karakteri ilk olarak ne zaman ortaya çıkmış biliyor musunuz arkadaşlar?
1377. Düşünebiliyor musunuz?
Bakınız neredeyse 650 yıllık bir karakter.
İngiliz anlatı karakteri.
Şimdi genellikle kaynaklarda balat diye isimlendiriliyor.
Bu balat neye karşılık geliyor biliyor musunuz?
Şiirsel hikaye anlatımı.
İngiliz folklorik anlatı karakteri Robin Hood 1400'lerde ilk kez onun anlatıldığı öyküler ortaya çıkıyor ve Robin Hood gerçek bir karakter mi?
Yani gerçekten yaşamış biri mi?
Bu da kesin değil. Ancak Robin Hood'un ortaya çıkarılırken esinlenildiği düşünülen çok sayıda gerçek karakter var.
Gerçek hayattaki bir karakteri alıp onu biraz allayıp pullayıp abartılıp Bir, kahramana dönüştürmek gayet anlaşılır bir şey.
Ancak tarihinin bu kadar zengin olması gerçekten inanılmaz.
1377, 1420, 1450 gibi tarihlerde Robin Hood'un adının geçtiği çok sayıda balat var, şiir var, anlatı var.
Ve... Bugüne kadar Robin Hood'un içerisinde geçtiği edebi eser sayısı binlerce deniyor ve hatta bazı kaynaklarda on binlerce
deniyor. Bunlara göz atmış olmak bile mümkün değil.
Ondan dolayı Robin Hood'un tarihini netleştirmek, yani tamam bir İngiliz halk kahramanı ya da bir İngiliz anlatı karakteri.
Ancak nerede yaşadı, ne zaman yaşadı, nasıl bir tiplemeydi falan bunu netleştirmek zaten mümkün değil.
Ve Robin Hood gerçekten sadece ve sadece zenginlerden mi çalmıştır?
Elbette bunu söylemek de mümkün değildir.
İşte Robin Hood'un ölümü filmindeki Hugh Jackman'ın bu performansı ve bu filmin Robin Hood karakterine yaklaşımı tam olarak...
Bu gerçeği işaret eder özellikle.
Tamam zenginler alıp fakire verdi.
Fakirler, halk onu belki seviyorlardı.
Tamam ancak hayatının sonunda kanundan kaçmak zorunda kalan, çevresinde hiçbir dostu kalmayan, yapayalnız ve düşkün bir karakter haline
geliyor. İşte bu filmde Robin Hood'un tam olarak bu halini anlatıyor.
Ve zaten şöyle de bir nokta var bu filmde.
Şimdi... Acaba Robin Hood bütün bunları gerçekten iyi bir insan olduğu için mi yaptı acaba?
Yoksa kendi hayatına ya da belki haydutluğuna bir anlam katmak için mi yaptı?
Birilerine yardımcı olurken başka kişilere de acı çektirmiş bir karakter olduğu için bu filmde bu işlediği suçların karşılığını ödüyor arkadaşlar.
Manevi ve vicdani olarak bir Hesaplaşmaya giriyor bu filmde.
Kendisinin aslında bir haydut, bir suçlu ve bir katil olduğunu kabul etmek zorunda kalıyor Robin Hood.
İşte bu noktada şimdi manastırdaki öyküye geri dönelim.
Evet bir süre sonra Robin sağlığına kavuşuyor.
Rahibi Bridget'le de biraz yakınlaşıyorlar artık dost oluyorlar gibi bir durum var.
Ve hiç beklenmedik bir anda rahibi Bridget'e ben bir haydutum diyor.
Ben Robin Hood'um diyor.
Bu itiraf bir aklanma çabası aslına bakarsanız.
Ama ortada şöyle bir durum var ki Robin Hood'un öldürdükleri arasında rahibi Bridget'le bağlantılı da bazı kişiler var.
Yani rahibi Bridget'in Robin Hood'tan nefret etmesi için hatta onu öldürmesi için Fazlasıyla sebebi var.
Bu sebebin ne olduğunu söylemeyeceğim.
Spoiler vermek istemiyorum.
Çünkü filmi her şekilde izlemenizi tavsiye edeceğim zaten.
İzleyin arkadaşlar. Çok güzel bir film.
Çok etkileyici. Dramatik olarak çok derin bir film.
Ve bu noktada şunu söyleyeceğim size.
Şimdi bakınız Robin Hood deyince 650 yıllık bir tarihten bahsediyoruz ya.
Şöyle bir detay vereceğim size.
Bir zamanlar yazılmış bazı öykülerde ve romanlarda Robin Hood'un bu manastıra gelmesi anlatılmış.
Manastırda Robin Hood'u iyileştiren, sağlığını kovuşturan da yine rahibi Bridget ve yazılmış bazı öykülerde Robin Hood'u öldüren de Bridget.
Ancak bu filmde öyle değil.
Bu filmde Bridget...
Robin Hood'u hayata döndürüyor ve sebebi olmasına rağmen onu öldürmüyor.
Buna ek olarak Robin Hood artık yaşlılığında ya da ölümüne yakın dönemlerde bir katil olduğu gerçeğiyle hesaplaşıyor.
Ölümü hak ettiğini itiraf ediyor ve kendisi bir ok atıp o okun düştüğü yere gömülmesini istiyor.
Mirası bu. Robin Hood'un.
Yani aslında bir manastırın bahçesine gömülmek istiyor.
Bu ulu yaratıcıyla, tanrıyla, Allah'la hesaplaşma, onun huzuruna çıkmak isteme ya da inançlı bir insan olarak bir manastırın bahçesine
gömülmeyi istemesi gibi bir yan öykü ya da alt metin de var.
Ancak bu filmde finalinde bu anlattığım öykü detaylarına benzer şeyler oluyor.
Yani işte bir ok atılıyor ama mesela o oku Robin Hood atmıyor.
Robin Hood ölüyor ve yine o kolundaki o kanını akıtma olayı vardı dedim ya size.
Yani rahibi Bridget kolunun kangren olmasını engellemek için koldaki iç kanımayı sürekli tedavi etmek için pis kanı atmak zorunda.
Ama o akan kanı durdurmazsa ne olur?
Kan kaybından ölür Robin.
Ya diyorum ya spoiler vermek istemiyorum ama yani şöyle söyleyeyim.
Bu film bugüne kadar anlatılmış Robin Hood öykülerinin aynısını anlatmıyor.
Hatta tam tersini anlatıyor ama bugüne kadar anlatılmış detaylara göndermeler yapıyor.
Onlara yeni açılımlar ekliyor.
Onların bazılarını...
Hatırlatıp bazılarını farklı biçimde kullanıyor falan.
Çok ince detaylar var arkadaşlar filmde.
Nefis yani. Dingin bir anlatım var.
Çok sakin bir anlatım var.
Yani bir aksiyon filmi değil. Psikolojik drama diyebiliriz ancak Robin Hood'un ölümü filmine.
Çok iyi bir film. Çok keyifli bir film.
Bu efsanevi karakterin sonunu görmek istiyorsanız izlemenizi tavsiye ediyorum arkadaşlar.
Evet bu hafta son birkaç haftadır hapsolduğumuz gündemin dışında bir gündem programı yapmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar. Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Kurgu
ve büyüme süreçlerinde Podcast BPT yanınızda.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
