
Haftanın Gündemi ve Peaky Blinders Ölümsüz Adam
16 Nisan 2026 · 25 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda sinemanın gündemini ve Peaky Blinders Ölümsüz Adam filmini inceledik. Keyifli dinlemeler...
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba Sinematris't'e Görkem Öge ile birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda haftanın sinema gündeminden ve Peaky Blinders Ölümsüz Adam ve Gelin filmlerinden bahsedeceğiz.
Şimdi gündem hem dijital platformlar hem de sinema salonları o kadar zengin ve o kadar neşeli ki hangi filmi izleyip sizlerle konuşayım bir türlü emin olamadım.
Yani hani şu an gündemde öne çıkan filmler hangileri diye soracak olsanız cevap vermekte zorlanırım.
Ama en azından bize gişeler biraz olsun tabii fikir veriyor.
Geçtiğimiz hafta bahsettiğim Süper Mario filmi ilk hafta sonu 130 milyon dolar hasılat yaparak şu an için yılın...
En iyi hafta sonu hasılatına imza atan filmi oldu.
Kurtuluş projesi filmi halen çokça konuşuluyor ve hasılatı da 450 milyon dolara yaklaştı.
Bu da çok iyi bir rakam. Pixar'ın Hoplayanlar filmi.
Burada küçük bir düzeltme yapmam lazım.
En güvenilir kaynak olan Box Office Mojo.
İnternet sitesinde geçtiğimiz hafta bu filmin hasılatı 500 milyon dolara yaklaşmıştı ama bir düzeltme yapmışlar.
Şu an hasılat 330 milyon dolar civarında görünüyor.
Nadiren de olsa böyle küçük düzeltmeler yapılabiliyor.
Ben de onu burada düzeltmiş olayım.
Ve yine haftanın en önemli filmlerinden biri olarak andığımız Zendaya ile Robert Pattinson'ın başrolünde oynadığı drama filmi ise gişede bekleneni veremedi.
İlk hafta sonu yaklaşık 15 milyon dolar hasılat yaptı ki bu gerçekten...
Çok düşük bir rakam. Bu andığım filmlerin dışında Çatlı filmi hala gösterimde.
Hamnet filmi hala gösterimde.
Nasıl Katil Olunur filmi gösterimde.
Sarı Zarflar hala gösterimde.
Saklambaç 2 ve Çığlık Yeri filmleri hala gösterimde.
Ve hala izleniyorlar. Dracula filmi hala gösterimde.
Ve özellikle bir filmi anmak istiyorum ki Michael filmi gösterime girecek arkadaşlar.
Michael Jackson'ın anlatacak olan film uzun süredir zaten merakla bekleniyor.
Onu şimdiden hatırlatmış olayım.
Filmin biletleri ön satışa çıktı.
22 Nisan'da gösterimi girecek Michael ve ben de zaten ilk hafta sonu izleyip sizleri bir inceleme sunmaya çalışacağım.
Ve sinemanın gündeminin en önemli başlığı ise 79.
Cannes Film Festivali.
12 Mayıs'ta Kapılarını açıyor.
Daha yaklaşık bir aya yakın bir süre var.
Ancak seçki şimdiden açıklandı ve enfes bir seçkiye imza atmış Cannes Film Festivali.
Hemen kısaca anmaya çalışayım.
Andrei Zvagintsev.
Rus sinemasının 2000'li yıllardaki en büyük yönetmeni olarak anabiliriz Zvagintsev'i.
Harika filmler yaptı.
2000'li yılların en büyük yönetmenleri seçkisinde de ben size Zvagintsev'den bahsetmiştim.
Onun dışında Pavel Pavlikovski.
Soğuk Savaş filmi Cold War filmiyle özellikle geniş kitleler bu yönetimini duymuştu.
Ve Pawlikowski'nin başka çok iyi filmleri de var yani.
Polonyalı yönetmen.
Onun son filmi bu sene Cannes Film Festivali'nde ana yarışma bölümünde yarışacak.
Hirakuzu Kore'ye de birkaç kez ben sinematristlerde bu yönetmeni anmıştım.
Japon yönetmen yine 2000'lerin en seçkin en harika yönetmenlerinden bir tanesi.
Benim izlediğim bütün filmleri iyiydi.
Son filmi Ship in the Box umarım ülkemize de gelir.
Onun son filmi seçkide yarışacak.
Onun dışında Asgar Farhadi'nin son filmi, Pedro Almadavar'ın son filmi.
Yani nefis yönetmenler ve nefis filmler bu yıl Cannes Film Festivali'nin seçkisine alınmış.
Geçtiğimiz haftalarda Cannes Film Festivali'ni jüri başkanının açıklanması dolayısıyla anmıştım.
Bu yıl Cannes'ın jüri başkanı Can Vuk Park olacak.
Ödüller dağıtıldı.
Bu yılda Cannes Film Festivali'nin ödüllerini ve ödül gezisinden notları sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Bir başka harika haber Extraction.
Duymayan arkadaşlar için hemen hatırlatayım Extraction Chris Hemsworth'un başrolünde oynadığı bir aksiyon serisiydi.
İlk film nefis bir aksiyon filmiydi ve günümüzde artık aksiyon sineması başka türlerle çokça evlilik yaptığı için saf aksiyon filmleriyle neredeyse biz hiç karşı
karşıya gelemiyoruz.
Ondan dolayı Extraction saf bir aksiyon filmiydi, tekniği nefisti, oyunculukları nefisti, uzun planlar kullanılıyordu ve filmin yönetmeni Sam Hargrave
dublörlükten gelme bir sinemacı.
Yani aksiyon sahnelerini gerçekçi kılmak için çalışmış bir dublörün yönetmenliğe soyunması ve aksiyon filmi yapması harika bir şey.
İşte Sam Hargrave de...
dublörlükteki deneyimlerini birikimi yönetmenliğine de aktarmış gibi görünüyordu zaten Extraction'da.
Çokça da izlenmişti.
Netflix için yapılmış bir projeydi.
Bu başarısının üzerine de ikinci bölüm yapılmıştı ve ikinci bölüm de enfesti gerçekten.
Genellikle çok başarılı filmlerin devam bölümleri hani ilk film kadar başarılı olmaz ya bir sayıda örnek vardır sinema tarihinde.
İşte burada öyle olmamıştı.
İkinci film de harikaydı ve şunu da hatırlatmadan geçemeyeceğim.
Extraction 2 filminde toplam 9 ayrı teknik ekibin kamerayı birbirine devrettikleri 17 dakikalık inanılmaz bir
aksiyon sekansı vardı arkadaşlar.
Kesintisiz bir çekimdi bu.
Muhteşemdi. Oradan da hatırlıyoruz yani Extraction 2'yi.
Neyse çok uzatmayayım.
Çok keyifli iki film izlemiştik Extraction adı altında.
İşte bu serinin 3.
filmi de onaya alınmış.
Henüz gösterim tarihi belli değil ama...
Ekip aynı, oyuncular aynı, yönetmen aynı, yapım aynı.
Çok yüksek olasılıkla ilk iki filmin başarısını devam ettiren bir üçüncü filmle karşı karşıya geleceğiz diye tahmin ediyorum ben.
Filmin gösterim tarihi açıklandığında ben size Extraction 3'ü tekrar hatırlatmaya çalışacağım arkadaşlar.
Evet şimdi geleyim bu haftanın incelemelerine.
Ancak geleyim diyorum ama bir programa sığdıramayacağım filmden bahsediyorum arkadaşlar.
Bunları biz paylaştırsak mı ya?
Bir tanesini haftaya mı anlatsam size nasıl yapsam?
Şimdi bir tanesi Peaky Blinders 2012'den 2022'ye kadar toplam 6 sezon halinde karşımıza gelmiş bir dizi projesiydi.
Filmin yaratıcısı Stephen Knight'tı.
Hollywood'un prestijli sinemacılarından bir tanesidir.
Yönetmen olarak da iyi filmler yaptı ama özellikle senarist olarak imza attığı projeler enfesti.
İşte bu dizinin de yaratıcısı olarak nefis bir iş ortaya çıkarmıştı.
Peaky Blinders, Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere'nin Birmingham diye bir kasabasında ortaya çıkmış bir suç örgütünün öyküsünü anlatıyordu.
Peaky Blinders diye bahsettiğimizde kimden bahsetmek lazım?
Bu suç örgütünün lideri Thomas Shelby'den bahsetmek lazım.
Killian Murphy'nin muhteşem performansıyla efsaneleşen bir tiplemeydi Thomas Shelby.
Yani Peaky Blinders suç örgütü gangster çetesi bir yana Thomas Shelby bir yana.
Şimdi evet 6 sezon yapıldı ve başarılı oldu zaten.
Puanları çok yüksek dizinin.
Çok sayıda ödül aldı. En iyi Televizyon projeleri seçkilerinde hep adı oldu bu dizinin.
Ancak bu geçen sürede elbette belli bir ölçüde de kendisini tüketti demeyeyim ama belli bir doygunluğa da ulaştı elbette.
Bir de şöyle bir durum var ki Cillian Murphy geçen yıllar boyunca dizinin ilk gösterime girdiği 2010'lu yılların başında da zaten tanıdan, sevilen bir oyuncuydu.
Ama artık 2020'lerde Christopher Nolan'ın Oppenheimer filminde de en iyi erkek oyuncu Oscar'ını aldıktan sonra tabii başka bir mertebeye geldi.
Ve dizi projeleri de oyuncuların...
Kariyerlerinden çok büyük süreler ve enerjiler talep eden projeler.
Yani siz şimdi Clea Murphy gibi yıldız bir oyuncuyu hadi gel biz iki sezon daha yapacağız diye çağıracak olsanız aylarca hatta belki bir yıl kapatacaksınız.
Bu da pek mümkün görünmüyor yani.
Onun için Peaky Blinders'ın bir devam sezonu da yapılmadı.
Ancak ortada da enfes bir tarih var.
Üzerine 10 sezon daha yapsanız olur gibi görünüyor yani.
İşte tüm bu dinamikleri dikkate alan yapımcılar enfes bir hamle yapmışlar.
Demişler ki biz 6 sezon yaptık tamam.
Dizi olarak devam ettirmeyelim.
Biz bir uzun metrajla dizinin devamını yapalım.
Bence bu nefis bir hamle.
Çok iyi. Şimdi bu noktada ufak ufak spoilerlere de gireceğim.
Diziyi izlemiş özellikle seven...
ve uzun metrajı izlememiş sinema sever arkadaşlar bu kısmı dinlemesinler.
Filmin kısa bir incelemesini de sunacağım size ama ondan önce şunu da belirteyim.
Şimdi gelin filmini uzun uzun anlatmak lazım.
Artık hani gösterimden de aslında yavaş yavaş kalkıyor.
Ben son anda yakaladım.
Yani böyle çok uzak böyle Teksas'ın son kasabası bir salonda izledim.
Ben izlemeyi düşünmüyordum gelin filmini.
Bir fiyaskoydu. Hem gişede battı hem puanları çok kötü.
Ya film de kötü gerçekten kötü ama Çok özel bir kötülük onunki yani üzerine özellikle konuşmak lazım.
Ondan dolayı incelemesini size çok gecikmeden de sunayım diyorum ama neyse dijital platformlarda kesin gelin filmi tekrar gösterime gider ya.
Yani gündemden tamamen düşmez gibi düşünüyorum.
Onun için ben gelini önümüzdeki haftaya atayım arkadaşlar olmaz mı?
Ayrıca bir inceleme olarak sunayım.
Bu hafta Peaky Blinders'dan bahsedelim tamam mı?
Dizinin son sezonunda ne olmuştu?
İzleyen arkadaşlar hatırlayacaklardır.
Şimdi Thomas Shelby'nin evet spoiler uyarımızı da yaptık bu arada.
Bu arada tabi şimdi dizide işte bakın dizi dünyasında dinamikler değişiyor.
Yani belki de şu an bu programı dinleyen bir arkadaşım 5 sezonu izlemiştir de 6.
izlememiştir. Şimdi oradan da bir spoiler veriyorum gibi olabilir.
Onun için biz böyle peşin peşin kocaman kocaman spoiler uyarımızı yapıyoruz yaptık.
Dizinin de finalini açık etmek durumundayım burada.
Onu izlemeden bu sohbeti dinlemeyin.
İzleyin ondan sonra dinleyin arkadaşlar.
Evet. Şimdi biz sezonlar boyunca Shelby ailesinin maceralarını izledik, izledik ve sonunda bir finale gelmiştik.
Finalde ne oluyordu? Thomas Shelby'nin ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğreniyorduk.
Çünkü çok üzülüyorduk, çok dramatikleşiyorduk.
Okey. Ancak finalde de bu hastalık durumununsa bir kandırmacı olduğunu öğreniyorduk.
Sonunda ölmüyordu neticede Thomas Shelby.
Tabii bu ne anlama geliyordu?
Devam. bölümü ya da sezonu mu uzun metrajı mı neyse mümkün oluyordu yani.
Yani öykü tam olarak bitmemişti.
Mesele o. Peaky Blinders Ölümsüz Adam uzun metraj filmi Thomas Shelby karakterinin sonunu anlatıyor.
Peki nasıl anlatıyor?
Filmin öyküsünden de kısaca bahsedeyim.
Peaky Blinders dizisinde çok önemli noktalardan da bir tanesi şudur ki öykü Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere'de süre gider ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra
1920'lerde ve hatta 30'larda hem Avrupa hem Amerika çok ciddi kültürel, sosyal, politik, ekonomik çöküntü yaşar.
Özellikle Amerika'da Büyük Buhran dönemi de bu döneme denk gelir.
Bu tabii ki Avrupa'yı da etkiler ve bir yandan da Amerika'da Birinci Dünya Savaşı sonrası Suç örgütlerinin patladığı bir dönemdir.
Neden? Çünkü Amerika'da alkol...
Ve alkol üretimini ve satışını suç örgütleri üstlenirler ve bundan dolayı çok büyük paralar kazanırlar ve çok zenginleşirler.
Devlete rakip olacak güce ulaşırlar.
İşte 1920'ler ve 30'lar özellikle Amerika'da ama aynı zamanda Avrupa'da da suç örgütlerinin ve özellikle o gangster dediğimiz tiplemenin PİK yaptığı dönemdir.
İşte PİK'i Blinders dizisi de tam olarak bu dönemde serpilen ve yükselen bir suç örgütünden bahseder zaten.
Şimdi uzun metrajda artık işte 1930'lara falan gelmişiz.
Birinci Dünya Savaşı sonrası o çöküntü dönemi geçmiş.
Ancak yaralar sarılmadan İkinci Dünya Savaşı ve Hitler'in etkisi Avrupa'yı gölgesi altına almıştır.
Ve 2. Dünya Savaşı'nda da tabi Almanlar tüm Avrupa'yı domine ettikten sonra da İngiltere'yi etkisi altına almaya çalışırlar.
Ancak İngiltere Avrupa'da tabi daha özel bir konumda.
Ve ada ülkesi bir kere. Yani Hitler gibi işte tankları hareket ettirelim.
Karşımıza çıkan bütün ülkeleri işgal edelim.
Fransa'yı işgal ettiler.
Güney'e gittiler falan. Bütün Avrupa'yı ezip geçtiler.
Ancak işte İngiltere'ye bunu yapamıyorlar.
Neden? Dediğimiz gibi çünkü bir adı ülkesi.
Burada başka bir strateji gütmesi lazım Nazi Almanyası'nın.
Ne yapıyorlar biliyor musunuz?
İnanılmaz miktarda sterlin basmışlar ve bu sterlini yasa dışı yollardan İngiltere'ye sokacaklar ve bu sayede İngiltere'nin para birimi tüm değerini
yitirecek, ortadan kalkacak.
İngiliz ekonomisi çökecek ve bu şekilde de Nazi Almanyası İngiltere üzerindeki baskısını çok daha rahat arttıracak.
Orayı çok daha rahat işgal edecek.
Şimdi Nazi Almanyası'nın planı bu.
Bu süreçte ne oluyor?
Bizim Shelby suç örgütümüzün lideri olan Tommy Shelby inzivaya çekilmiş.
Bütün bu gangster işlerini bırakmış.
Devasa bir malikanede anılarını yazmak üzere daktilo başına oturmuş.
Yani bir yazara dönüşmüş.
Peki örgütün faaliyet gösterdiği bir minimumdan neler olmuş?
Tommy Shelby bu mafyöz işleri bırakınca onun eski ekibini oğlu Duke karakteri devralmış.
Yani Shelby suç örgütünün artık lideri Duke.
Ancak Duke çok genç olduğu için henüz suç örgütü lideri olacak kadar da güçlü ve yetişkin bir karakter olmadığı için o da babasının gücünde ve
etkisinde olabileceğini kanıtlayabilmesi lazım.
Bunun sınıfını vermek zorunda.
Ve buna ek olarak da Alman uçakları Birmingham'daki bir silah fabrikasını bombalıyorlar.
Orada çok kişi ölüyor.
Ve tabii savaşın etkisinden dolayı İngiltere'deki devlet etkisi ve güvenlik güçleri de son derece zayıf durumda.
E tabii bu da suç örgütlerine meydan açan bir durum haliyle.
Shelby ailesinin başına geçen Duke de...
Alman uçaklarının bombaladığı silah fabrikasındaki silahlara el koyarak gücünü artırmaya çalışıyor.
Tabii ki suç örgütünün en çok isteyeceği şey nedir?
Elbette silahtır. Ancak Duke karakteri biraz da asabi böyle, biraz fevri tavırlar ve davranışlar da sergiliyor.
Ondan dolayı da babasına şikayet geliyor.
Bak senin oğlun, senin geride bıraktığın ekibi ele aldı ve bu ekiple birlikte terör estiriyor.
Ne yaptığı belli değil, kimleri öldürdüğü belli değil.
Çok ya serseri bir tip yani hiç de öyle hani aklı başında bir güç odağı gibi de görünmüyor diye Tommy karakterine oğlu şikayet ediliyor.
Ve aynı zamanda Nazi Almanyası'nın da Birmingham'daki etkisi halk perişan halde herkes çok kötü durumda.
Ve oğlun da bu kötü duruma katkı yapan bir karakter diye Tommy'ye şikayet gelince işte o efsane mi?
Thomas Shelby tekrar ipleri eline almak üzere Birmingham'a geri dönüyor arkadaşlar.
Tam bu arada da dedim ya şimdi Almanlar İngiliz parasını değersizleştirmek üzerine bir strateji geliştirmişler.
Beckett diye Tim Roth'un canlandırdığı bir Alman karakter var.
Gelmiş bizim Shelby ailesinin başına geçen Duke karakterine yani Thomas'ın oğluna diyor ki ben sana Sınırsız miktarda sterlin vereceğim.
Bunların büyük bir çoğunluğunu sen piyasaya sokacaksın.
Ben bu şekilde İngiltere'nin ekonomisini çökerteceğim.
Ve sana da çok yüksek miktarda para vereceğim.
Yani bir anlamda Almanlar İngiltere'yi çökertmek için İngiltere'deki bir suç örgütünü kullanmayı akıl ediyorlar.
Şimdi Shell bir suç örgütü tamam bir suç örgütü olabilir.
Devletle savaşıyor falan olabilir.
tamamen çökmesine, yok olmasına ve İngiltere topraklarının ve ülkesinin ve tabii aynı zamanda halkının da Almanlara diz çökmesine sebep olacak bir suç örgütü müdür
acaba? Şer bir suç örgütü.
Şimdi bakınız burada gerçekten çok büyük bir soru işareti var.
Yani bir suç örgütü kendi ülkesini başka bir ülkeye satar mı?
Bu çok güzel bir soru. İşte Duke karakteri henüz çok genç bir suç örgütü lideri olduğu için Başlarda bunu yapıyor ya da yapabilecekmiş gibi görünüyor.
Niye? Çünkü o da gücünü çok katlayacak, çok arttıracak yani.
Ancak tabii ki Thomas Shelby Birmingham'a geri görünüyor ve oğlunu, bu çok güzel bir sahneydi gerçekten, dövüyor arkadaşlar.
Bayağı dövüyor yani böyle sille tokat.
Çamurlar içinde bir de böyle bir domuz ağırında yani gübreler çamurlar içerisinde önce tabii dövüşüyorlar falan ama tabii baba baskın geliyor.
Bayağı bir dövüyor böyle sen kimsin sen daha dünkü çocuksun yani nasıl benim koltuğuma geçersin.
Benim geride bıraktığım suç örgütünü lider olmaya nasıl soyunursun nasıl bu haddi kendinde görürsün diye bir güzel dövüyor.
İngiltere'yi ele geçirme planının karşısında duran yegane karakter oluyor.
Yani bir anlamda İngiltere'yi kurtaran karakter oluyor.
Öykünün detaylarına inmeyeceğim.
Dedim ya Tim Roth'un canlandırdığı Beckett diye bir Alman karakter var.
Onunla Thomas Shelby'nin mücadelesini izliyoruz biz.
Oğul Dük karakteri de bu süreçte yaptığı tırnak içinde hatayı anlıyor.
Hani ben İngiltere'nin yeni kralı olayım derken İngiltere'yi Almanlara tepside sunan hain olma konumundan geri dönüp babasına yardımcı olma ve
tabii ki ülkesini İngiltere'yi de tekrar koruyan bir karakter haline geliyor.
Yani bir dönüşümlü karakter oluyor Dük karakteri.
Çok güzel. Yani filmin puanları çok yüksek değil arkadaşlar.
Aslında ben biraz üzüldüm.
Yani benim şahsi puanım ve fikrim, verilen puanlarım ve genel görüşüm biraz üzerinde.
Bence bu filmin biraz hakkı yenmiş.
İyi bir film. Ben izlemenizi tavsiye ediyorum.
Efsanevi 6 sezonluk 10 yıllık Peaky Blinders dizisine de nefis bir final yapıyor bence.
Çok güzel devam ettiriyor yani öyküyü.
Filmin bana göre iki tane zayıf noktası var.
Onları da kısaca size belirtmeye çalışayım.
Birincisi... Ya neticede bu bir suç örgütü ya.
Sen gangstersin, sen katilsin, hırsızsın.
Sen yasadışı bir tipsin.
İstediğin kadar onurlu ol, dürüst ol, ülkeni koru, aileni koru.
Ne yaparsan yap. Yani Godfather'la başlamadı bu ama sinema tarihinde Godfather'la pik yaptı.
Onurlu mafya tiplemesi zaten Godfather gösterime girdiği 70'li yıllarda en çok bu açıdan eleştirilmiştir.
Yani Francis Ford Coppola'ya denmiştir ki sen aslında tertemiz kötü adam olan tipleri bize iyi olarak sunuyorsun.
Böyle eleştirilmiştir.
Günümüzde tabi bu eleştiri çok da geçerli değil.
Yani sinemada artık iyi adam kötü adam arasındaki sınırlar çizgiler.
Öylesine ulaştı ki kim iyidir kötüdür kimi iyi sunuyorsun kötü sunuyorsun tartışmasını artık yapmıyoruz bunları geçtik.
Ama burada da neticede bir suç örgütü lideri İngiltere'yi Almanların elinden kurtaran karakter haline geliyor.
Şimdi ben bundan rahatsız olmuyorum ama dramatik olarak da...
Yani biraz da abartmadınız mı arkadaşlar ya?
Ne bileyim yani Thomas Shelby en azından zıt kutuplarda yer aldığı İngiliz devletinden birileriyle işte işbirliği yapıp da Almanlara karşı direnseydi bari.
Yani adam neredeyse tek başına İngiltere'yi kurtardı.
Ya bu kadar da değil sayın yönetmen Tom Harper ya da senarist Stephen Knight.
Tamam Thomas Shelby'i çok severiz, yedik yuttuk tamam ama...
Yani bu kadar da ululaştırmak, bu kadar da efsaneleştirmek gerçekten abartılı bence.
Tamam yani filmi izlediğinizde bir tutarsızlık yok ama dramatik olarak, mantıksal olarak İngiltere'yi Thomas Shelby tek başına kurtardı arkadaşlar.
Yapmayın ya bu kadar yapmayın.
Bu bir filmin zayıflığı bence.
İkincisi de... Filmin tekniği, görseli, anlatımı her şeyi harika.
Yönetmenlik falan çok güzel.
Ancak biraz yavaş akıyor.
Yani filmin tansiyonu çok böyle sakin.
Bu ifadeyi sevmediğimi bilirsiniz ama böyle bir sanat filmi gibi akıyor.
Aksiyon sahnelerinde bile çok hızlı kurgu yok.
Ya bir durağın bir anlatımı var.
Bundan dolayı filmdeki...
Sahne sayısı az. Yani buradaki aksiyon sahneleri yetersiz bence biraz.
Şimdi bir aksiyon filmi değil zaten Ölümsüz Adam.
Bunu anlıyorum ama filmde çok karakter var.
Çok yana öykü var. Bir sürü olay olmasını bekliyoruz ama çok az olay oluyor filmde.
Ondan dolayı detaylı bir anlatımı yok.
Şimdi bir drama olarak, bir tarihsel öykü olarak ikna edici biraz daha çatışma, kovalama, planlaşma, stratejileşme sahneleri olabilirdi.
Bence Filme çok da yüksek notların layık görülmemesinin sebebi bu.
Bir suç öyküsü olarak zayıf yani.
Biraz böyle nostaljik, biraz dramatik.
Hani biraz böyle işte suçtan eline eteğini çekmiş.
Efsanevi suç örgütü liderinin tekrar silahı eline alışı gibi bir romantizm var filmde.
Buraya biraz daha yatırım yapmış.
Ondan dolayı bir suç öyküsü olarak çok da...
Doyurucu bir öykü olmamış bence Peaky Blinders Ölümsüz Adam filmi.
Ancak yine de toplamda bence dizinin ve Thomas Shelby gibi bir karakterin efsanesini gayet başarıyla bir finale erdirmiş bir uzun
metraj olarak gayet de başarılı ve iyi bir film olduğunu düşünüyorum.
Thomas Shelby karakteri liderliğini...
Ve öykünün bundan sonrasını anlatacak filmler içinde daha şimdiden Netflix onayı alınmış.
Yani evet Thomas Shelby karakteri toplam 6 sezonluk dizi ve bir uzun metraj projeyle ömrünü tamamlamış ve mirasını devretmiş olacak.
Bunun da haberini burada sizinle paylaşmış olayım.
Haftanın sinema gündemini ve Peaky Blinders Ölümsüz Adam filmini sizlere sunmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar. Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
