
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, sinemanın gündemini ve Michael filmini konuştuk. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Öge ile birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda haftanın sinema gündeminden ve Michael filminden bahsedeceğiz.
Haftanın gündemi diyorum ama aslında çok kısa bir iki gündem başlığım var.
Ve buna ek olarak da sinema salonlarında ya da dijital platformlarda yüksek izlenme rakamlarına ulaşması beklenen bir film gösterime girmedi.
Kurtuluş Projesi filmlerinin halen sinema gündeminde en fazla yer işgal eden filmler olduğunu söyleyebiliriz.
Süper Mario'nun hasılatı 800 milyon doları.
Kurtuluş Projesi'nin hasılatı ise 600 milyon doları geçti.
Daha şimdiden bu iki film yılın en çok izlenen filmleri listelerinde bulunacak gibi görünüyor.
Şimdi Michael'a geçmeden önce şu bahsettiğim kısa bir iki sinema gündemini sizlerle paylaşayım.
Şimdi geçtiğimiz hafta Star Wars evreninin merakla beklenen projesi Mandalorian ve Grogu filminin fragmanı yayınlandı.
Çarpıcı bir fragman, güzel bir fragman.
İlgisini çeken arkadaşlar kısa bir takmamayla fragmana ulaşabilirler.
İkincisi 84.
Venedik Film Festivali'nin jüri başkanı belli oldu.
Venedik prestijli bir organizasyon ve bu yılın jüri başkanı Maggie Grogu.
Glenn Hall olacak. Maggie Glenn Hall en son Gelin filmindeki hayal kırıklığıyla tüm dünya sinema severlerinin gündemine çıkmıştı.
Olsun Glenol gayet önemli bir oyuncudur, değerli bir sinemacıdır.
Ondan önce zaten Venedik Film Festivali'nde ilk uzun metraj filmi Lost Daughter'la Annie senaryo ödülünü almıştı.
Yani Venedik'in organizatörleriyle de sıkı fıkı bir ilişki içerisinde olduğunu tahmin edebiliyoruz buradan.
Okey, güzel. Venedik Film Festivali'ni de tabii ki takip edeceğiz.
Etkinliklerden sözü açmışken 45.
İstanbul Film Festivali'nde ödüller dağıtıldı ve Festivalin en büyük ödülü olan Altın Lale'yi Memory of Princess Moon bir filmiyle Damon Houser aldı.
Burada tüm ödül dağıtımını anlatmayayım.
Çok sayıda ödül var. Merak eden arkadaşlar kısa bir tıklamayla İstanbul Film Festivali'nin ödüllerinin kimlere gittiğini görebilirler.
Ve son haftanın gündemi başlığımsa Çanvuk Park yine.
Bu son birkaç haftada üçüncü kez Çanvuk Park'ı anıyoruz.
Şimdi ise Çanvuk Park'ın yeni gelen...
Projesinin sohbeti dönüyor tüm sinema dünyasında.
Yeni gelen filmin adı The Brigands of Rebel Creek.
Bir western olacak arkadaşlar.
Koreli bir yönetmenin bir western çekmesi gerçekten çok ilgi çekici ve filmin yıldızlarla dolu bir kadrosu var.
Matthew McConaughey, Pedro Pascal, Austin Butler ve...
Çinli oyuncu Tang Wei.
Tang Wei çok parlak bir oyuncudur.
Hani biz çoğunlukla Hollywoodlu sinema yıldızlarını tanıyoruz ama uzak doğudan da gelen gerçekten çok değerli oyuncular var.
İşte Tang Wei de bunlardan bir tanesi.
En son Decision to Leave filmi vardı.
Çambuk Park'ın bundan bir önceki filmi.
O filmde başrolde oynamıştı.
İşte bu filmde de Tang Wei ile de birlikte çalışacaklar.
Yine klasik Çambuk Park filmi olacaksa eğer kan, dehşet, vahşet, intikam, dop dolu bir senaryo, çok çarpıcı bir sinematografi.
İşte bütün bunları bir western filmde görmek gerçekten çok ilginç olacaktır diye tahmin ediyorum.
Büyük ustanın son filmi Brigands of Rattle Creek'i daha şimdiden merakla bekliyoruz diyebiliriz.
Evet bu haftanın kısa sinema gündemi yaklaşık olarak böyle.
Şimdi gelelim Michael'a.
Anlatacak o kadar çok şey var ki arkadaşlar Michael ile ilgili ama önce filme geçmeden benim söylemek istediğim birkaç şey var.
Michael Jackson'ın çok büyük bir hayranıyım arkadaşlar.
Yani dinlemediğim şarkısı, izlemediğim klibi, almadığım albümü herhalde yoktur ya da varsa da çok azdır.
Şimdi size bu programı sunmadan önce hani fark ettim ki size...
Michael filmini anlatmaktan çok Michael Jackson'ı anlatmaya yönelik bir zihin jimnastiği yaptığımı fark ettim.
Ama tabii ki ben filme odaklanmak istiyorum ama önce şunu bir belirtmem lazım.
Michael Jackson bir ikon ve bir star olmak için gereken tüm bileşenleri en yüksek seviyede barındıran isimdi bana göre.
Ancak buna karşılık özel hayatını mümkün olduğunca dünyadan uzak tutmaya çalışan bir kişilikti.
Ve buna ek olarak en önemli nokta şu ki Michael Jackson gerçekliğine inanılamayacak kadar iyi, iyimser, nazik, böyle sürekli
gülümseyen dünyanın iyiliği, tatlışlık...
Fazla iyi bir tiplemeydi.
Aşırı nazikti. Ondan hiç kimse kötü bir ses duymamıştır.
Hiçbir zaman kontrolünü kaybetmemiştir vs.
Yani varmaya çalıştığım nokta şu.
Michael Jackson'ın bu görünümü, bu imajı birçok kişi tarafından ikna edici bulunmuyordu.
Yani bunun bir maske olduğunu düşünen ciddi bir kitle vardı.
Ve bunun üzerine de...
Çocuk tacizi ile ilgili hakkında açılan davalar, işte kendi bebeğini bir otel camından sarkıtıp inanılamayacak kadar sorumsuz bir baba olduğu yönündeki fikirler
falan. Bunlar hep Michael Jackson'ın sorumsuz, kararsız bir karanlık bir tarafının olduğu yönünde fikirleri olan kişileri eline verilmiş yani bir fırsattı
resmen. Ve buna ek olarak da Michael Jackson...
Bu kadar büyük bir ikon ve star olması durumunun nezaketle, tatlışlıkla, böyle iyilikle falan elde edilemeyecek bir mertebe olduğu hep konuşulurdu.
Kameranın arkasında, sahnenin arkasında Michael böyle bir kişi olamaz.
Çünkü bu kadar nazik, iyi, tatlı, sevimli bir adam bu kadar mükemmelliyetçi olamaz mesela.
Bu kadar çok çalışamaz. İki arkadaşlarını...
Bu kadar zorlayamaz. Mesela mükemmelliyetçiliğin Michael'ın en çok dile getirilen noktalarından bir tanesiydi.
Hani biz Stanley Kubrick'i çok severiz ya mükemmelliyetçi yönetmen işte.
Yüzlerce tekrar oluyor, bütün seti perişan ediyor falan.
Aylara yıllara yayılan çekim takvimleri uyguluyor vesaire.
Michael Jackson, Stanley Kubrick'in müzik dünyasındaki yansımasıydı bu açıdan.
İnanılmaz mükemmel.
Çok not var neyse bakın çok detaya giriyorum kusura bakmayın.
Kendi içinde çok da ikna edici ve inandırıcı olmayan bir yıldız ve kişilik olduğu dile getirilmiştir.
Şimdi bakınız bu bir. Michael ile ilgili çelişkilerden biraz bahsetmek istiyorum filme geçmeden önce.
İkincisi de şu ki Michael ay tatlışlık, şirinlik, gülümsemeler, hiç ağzından kötü bir şey çıkmaması, fazla nezaket falan.
Ancak... parçalarına, müziklerine, şarkılarına bakarsanız gayet eleştirel.
Gayet kışkırtıcı.
Heavy materle kayan gitar soloları mesela.
Çok sert ritimler.
Erotik danslar.
Mesela elini penisine götürüp böyle penisini hani yukarıya doğru çektiği bir dans hareketi vardır onun mesela.
Şimdi Michael gibi pirin sevimli çocuksu bir müzisyenden, dansçıdan beklenmeyecek erotiklikte ve seksilikte bir hareket mesela.
Onun dışında çok sayıda klibinde böyle kışkırtıcı şeyler var.
Mesela Scream klibi vardı.
Kardeşi Janet Jackson ile birlikte yaptığı inanılmaz sert bir klip.
Bağırış çağırış. Öfke dolu imajlar da sunuyordu bize.
Ama günlük hayatta gülümseyen, nazik konuşan falan.
Bu sanatçı kişiliği ile gerçek hayattaki kişiliği çok da uyumlu değildi Michael'ın.
Biraz da çirkef, öfkeli, bağıran, çağıran, kızan, belki küfreden falan bir tipleme de olabileceği ancak bunun dünyadan gizlendiği üzerine de bir şüpheler vardı böyle.
Ve ben de kendi adıma da hadi bu kadar detay vermişken şunu da belirteyim.
Bunu çok sayıda müzisyen falan arkadaşımla Michael'ın sohbetini yaptığımı hatırlıyorum gençlik yılımda.
Ben de canlı müzik yapmış bir insanım.
Gitar çalmıştım, şarkı söylemiştim, besteler yapmıştım falan.
Yani müzik dünyasını en üst seviyede takip eden bir kişiydim.
Michael üzerine sohbetlerde ben hep şunu söylerdim.
Arkadaşlar belki de gerçekten öyledir ya derdim yani.
Evet haklısınız yani çok çelişkili görünüyor.
Bu mertebelere çıkmış kişi böyle nezaketle tatlışlıkla buralara gelemez.
Bu sanat dünyası, müzik dünyası çok serttir, çetindir.
Yani sağlam olmanız lazım yani.
Okey Michael hiç öyle sağlam görünmüyor.
Çocuksu bir tip olarak oralara çıkmış olamaz.
Bu sertlik gerektirir evet.
Ancak belki de bunu...
nezaketle, ricalarla yapıyordur belki.
Ben öyle olduğunu düşünüyorum derdim ve müzisyen dostlarım beni çok naif bulurlardı.
Öyle olmaz görkem o işler yani arkada neler dönüyordur gibilerinden çok itirazla karşılaşmışımdır.
Evet filme geleyim yavaş yavaş.
Yani özetle Michael'dan bu şekilde bahsederken konuyu şuraya getirmeye çalışıyorum.
Michael aslında Biraz bilinmezliklerle, çelişkilerle, tutarsızlıklarla da dolu bir kişiydi aynı zamanda.
Bu filmin bu sorulara, bu belirsizliklere bir nevi cevap olması gerektiğini düşünerek ben Michael'a gittim arkadaşlar.
Ancak bu sorularıma cevap buldun mu?
Yüksek olasılıkla hayır ama biraz da evet.
İşte filmi... size sunduğum bu Michael profilinin üzerinden incelemeye ve değerlendirmeye çalışacağım.
Son olarak da şu notu düşmek istiyorum.
Şimdi Michael ikna edici olmayacak derecede iyi ve iyimser bir adamdı diyorum ya.
Onun bu iyimserliği, bu tatlılığı öyle bir seviyede bir tatlılıktı ki bana göre, şimdi herkes bu fikirde olmayabilir ama Prince diye bir rakibi vardı Michael'ın.
Prince zaten işte 80'lerin, 90'ların falan çok büyük yıldızlarından bir tanesiydi.
O da çok müthiş bir kişilikti gerçekten.
Michael'ın tam antiteziydi.
Michael hep iyinin, güzelin peşindeyken, dünyayı hani güzelleştirmeye çalışan bir isimken Prince ise tamamen karmaşık, karanlık, dünya yaksın bitsin, mahvolsun
bitsin. Dediğim gibi Michael'ın böyle antitezi gibi bir tipti.
Ben hep şöyle düşünmüşümdür.
Nasıl Batman Joker'i doğuran esas yakıtsa Prince'i doğuran da Prince'in o karanlıklığını, kötümserliğini doğuran da Michael'ın uslanmaz
iyiliği ve iyimserliğidir gibi görmüştüm ben.
Ondan dolayı... Michael neredeyse kendi antitezi Prince'i doğurmuş bir kişiliktir gibi görmüştüm ben.
İşte bunun da izlerini bu filmde görmek istedim ki evet gördük Prince'in de adı geçiyor zaten filmde.
Neyse tamam çok uzattım.
Yani bu hiç Michael değil Michael Jackson sohbeti oldu bu.
Şimdi geleyim filme. Ben hemen hızlıca size filmin öyküsünden bir bahsedeceğim.
Şimdi evet 60'lı yıllardayız.
Michael 5 abisiyle birlikte babasının...
Etkisiyle, itkisiyle. Çok küçük yaşlarda müzik yapmaya başlıyor.
Jackson 5 diye bir grup.
Okey çok tatlış. Daha sonra isimleri Jackson's falan oldu.
Fark etmez. Aynı isim.
Çok küçük yaşta müzik yapmaya başlıyorlar.
Babası bir fabrikada işçi.
Diyor ki çocuklarına siz benim gibi olmayın, sürünmeyin.
Çok kısaca söylüyorum.
Sanatçı olun, müzisyen olun, zengin olun, önemli insan olun.
Okey güzel. Babanın bu dürtüde ve itkide olması gayet güzel.
Ve çocuklara önce işte...
Poplarda, barlarda falan müzik yapmaya başlıyorlar.
Sonra giderek yükseliyorlar.
Albüm yapıyorlar. Başarılı oluyorlar ve parlıyorlar.
Ancak bu noktada Michael kardeşlerinden çok daha parlak bir müzisyen.
Okey. İş profesyonelliğe evrildiği anda yani profesyonel bir stüdyoya girip de Michael şarkı söylemeye başladığı anda o stüdyonun sahibi diyor ki babaya dur bakalım.
Sen tamam Jackson 5 falan diyorsun ama Michael farklı.
Michael özel. Michael ayrı çalışması lazım.
Baba tabii ki bunu istemiyor.
Hayır birlikte olacaklar diyor.
Ondan sonra farklı yapımcılarla görüşüyor Michael ve ben sola işler yapacağım diyor.
Yapımcılar da diyor tamam biz sana hayranız.
Gel hemen yapalım hazırız.
Ondan sonra bu yapımcılar Michael'ın babasına gidiyorlar.
Diyorlar ki biz Michael için sola iş yapacağız.
Baba da diyor ki baya böyle memur gibi sabah 9 akşam 5 benim için çalıştığı sürece Bu saatler dışında ne yaptığı umurumda değil.
Yapın, solo albüm yapın diyor.
9... Nedir arkadaş bu yani?
Mesaile mi çalışıyor senin çocukların?
Mesaile mi müzik yapıyorlar yani?
Neyse. Michael solo albüm yapıyor ve kardeşleriyle yaptığı müziğin tabii ki çok ötesinde işler yapıyor ve çok daha fazla satılıp parlıyor gidiyor.
Yani ilk şarkısı Don't Stop Till You Get Enough'tır.
Ve daha bu ilk şarkıda zaten Michael dünya starı olmuştu bile.
İşte bu gerçekleşince ortaya çıkıyor ki Michael emin oluyor diyor ki ben artık kendi yolumda yürümek zorundayım.
Yapacak bir şey yok. Ve babasın bir de şimdi bakın az önceki muhabbete hep döneceğiz.
Michael aşırı tatlı bir adam ya böyle.
Asla babasına gidip de ben seninle çalışmak istemiyorum diyecek biri değil.
Ve bir tane de avukat tutuyor.
İşte bu kişi bir faks çıktısıyla babasını işten kovuyorlar.
Yani artık sen bizim menajerimiz değilsin.
Bir sayfa yazıyla hani yüzüne falan asla söyleyemiyor öyle bir şeyi.
Çok komik bir anda o. Neyse bunun üzerine Michael kendi yolunda gidiyor ama mesela babası geliyor ona hesap soruyor.
Sen beni nasıl işten atarsın? Bakın yine aynı şeyi söyleyeceğim.
İşte o sahnelerde ben çok dikkatle izledim.
Michael'ın o yüzünü görmek istiyordum.
Yani Michael'ın bizim tanıdığımız o uslanmaz, iyimser ve nazik halinin dışında bir tepki vermesini, isyan etmesini.
Belki de şimdi bakınız bu örnek mesela babasının...
Boyunduruğu diyelim buna. Babasının kafesi diyelim.
Michael'ın isyan etmesini, bağırıp çağırmasını hatta belki kavga etmesini haklı çıkaran bir durum aslında.
Yani babasına kalkıp bıktım senden lanet olası herif diye bağırsa eminim ki hiç kimse vay bu sen babana nasıl saygısız geliyorsun falan demez.
Buradaki dramatik derinlik bunu gerektirmez arkadaşlar.
Başka birkaç anda var filmde böyle.
Michael gerçekten taşkınlık sergileyebileceği anlarda hala çok nazik.
Şimdi bakın bu film de bize yalan söylüyor, yalan bir Michael sunuyor diyebilirsiniz.
Tamam mı şimdi? Ya bunun
aksini kanıtlayamam ben.
Okey ama filmin...
Yapımcılar arasında Michael'ın ailesi var.
Michael'ı oynayan Jaffer Jackson, ayrıca başlık açmayayım adı geçmişken söyleyeyim.
Arkadaşlar Jaffer Jackson oyuncu değil.
Hiçbir oyunculuk deneyimi yok bugüne kadar ve mükemmel bir Michael olmuş, oynamış.
Kendi akrabası zaten kendisi Michael'ın yeğeni.
İnanılmaz olmuş yani daha iyi bir oyuncu düşünemiyorum şu an yani.
Dünyanın en... Yetenekli en iyi oyuncusunu getirseniz Michael'a benzeyen yok.
Cafer olmuş yani. Cafer müthişsin.
Harika olmuş. Bunu da belirtmiş olayım.
Tabii kendisi de diyorum Michael'ı çok iyi tanıdığına elbette hepimiz eminizdir.
Filmin senaristi John Logan yakın dönemin Hollywood'unun en iyi senaristlerinden bir tanesi.
Yani ortada yalan bir Michael'ın bize sunulacağı bir durum.
Olduğunu zannetmiyorum arkadaşlar.
Ben inanıyorum. Bakın diyorum siz inanmıyor olabilirsiniz.
Michael bu kadar da tatlı bir adam olamaz diyorsanız eğer filmdeki haline tamam o sizin fikriniz diyeceğim ama ben şahsen Michael ile ilgili inançlarımı Michael nasıl biridir sorusuna kendimce
verdiğim cevabı aynen filmde gördüm arkadaşlar.
Devam edeyim. Tamam kendi yolunda yürümeye başlıyor ve daha sonra...
Çok meşhur oluyor artık yani.
Dünya starı oluyor. Ancak babasının baskısı bitmiyor.
İlla benim oğullarımla Jackson's Five diye veya işte Jackson's diye turneye çıkacaksın diyor.
Michael babasını ve kardeşlerini kıramıyor.
Onlarla turneye çıkıyor.
Ancak onlarla birlikte yaptığım müzikler ve performanslar kendi kapasitesinin ve solo işlerinin çok altında.
Ve sonunda Michael buna dayanamıyor.
Turneyi yarım bırakıyor, bitiriyor.
Ve ondan sonra da gidip 1988...
yanlış hatırlamıyorsam Bad albümünü yapıyor ve orada da film bitiyor.
Ve hatta film bittikten sonra hikayesi devam ediyor diye bir yazı çıkıyor.
Yani film Michael'ın hikayesinin çok küçük bir kısmını anlattığının farkında ve filmin de en çok eleştirildiği nokta.
Bu oldu zaten ama bu konuya daha sonra gireceğim.
Şunu belirtmek istiyorum bu noktada.
Şimdi gördüğünüz gibi bu öykü de Temel çatışma ve gerilim Michael'ın babasının boyunduruğundan kurtulup kendi yolunda yürümesi ve ancak bu şekilde gerçek
bir dünya starı olabileceğini fark edip bu amacın peşinden gitmesi.
Bu filmin ana gerilimi ve ana öyküsü bu arkadaşlar.
İşte bakınız Michael'ın esas olayı nedir?
Michael deyince bizim aklımıza ne geliyor?
Esas gerilimi nedir yani Michael Jackson'ın?
İşte bakın bununla alakası yok.
Mükemmelliyetçilik ekibini, çevreni, yapımcılarını, dostlarını, aileni, herkesi zorlamaktır.
Aşırı çalışkan bir adam, aşırı mükemmelliyetçi ki yine burada bir parantez açayım.
Bakın Michael Jackson'ın çalıştığı enstrümantalist.
Müzisyen, dansçı dostları çok sayıda Michael'la ilgili anılar anlatmışlardır hep.
Yani Michael şöyle biri, böyle biri falan diye.
Michael'la çalışmış tek bir kişinin bugüne kadar Michael'la ilgili kötü bir şey söylediğini duymazsınız.
Yani Michael gerçekten peygamber gibi bir adam galiba.
Ama buna karşılık aşırı mükemmelliyetçi ve bütün ekibini perişan edecek kadar zorlarmış mesela.
Aşırı tekrar kayıtlar alırlarmış.
Hiçbir soloyu beğenmezmiş, bestenin düzenlemesini beğenmezmiş, tekrar aldırılmış, tekrar diyorum bakın bütün setini perişan ediyor.
Ama bunu ısrarla, baskıyla, şiddetle, küfürle, kıyametle vesaire yapmıyor.
Ricalarla, nezaketlerle işte bakın bu insana şey gelmiyor yani.
İnandırıcı gelmiyor. Filmde bunun küçük şeyleri var yani.
Sinyalleri var. İşte bakın bu film bunun üzerine olmalıydı aslında.
Ama değil. Bunlar anlatılmalıydı.
Bir tane yapımcıyla konuşuyorlar.
Diyor ki işte benim klibim MTV'de yayınlanacak.
O yıllarda da hala siyahi ayrımcılık var.
Ve MTV hiçbir şekilde siyahi sanatçıların kliplerini yayınlamıyor.
Mesela bu konuda Michael...
Kendi yapımcısına baskı yapacak.
Şimdi bakın burada sertleşmek zorundasınız.
Bir profesyonel burada sertleşir.
İstediğiniz diğer şeyleri izleyin.
Hani diğer biyografik filmleri hatırlayın.
İşte Bohemian Rhapsody'yi hatırlayın.
Ne bileyim işte Elton John'u hatırlayın falan.
Metallica'nın belgesellerini hatırlayın vesaire.
Hep an geliyor. Ortalık geriliyor arkadaşlar.
Bağırış, çağrış, kavga, gürültü, baskı vesaire.
Olmaması mümkün değil yani bu dünyada.
Kariyerleri böyle geçmiş.
Ama diyorum Michael'da yok. İşte Michael kendi yapımcısına.
Baskı yapacak yani. Sadece ne yapıyor biliyor musunuz?
Bakın diyor ki bu klibin MTV'de yayınlanmasını istiyorum diyor.
O da diyor ki Michael hayır asla olmaz.
Bugüne kadar MTV hiçbir CIA sanatçının klibini yayınlamadı.
Bu mümkün değil. Adam böyle bağırıyor çağırıyor isyan ediyor.
Michael sadece susuyor böyle duruyor.
Bir şey söylemiyor bakın. Avukatı diyor ki bu olacak.
Bakın o da Michael'a biraz tutar.
Hani o bağırsın diyelim ki.
Michael desin ki dur işte sakin ol desin mesela diyelim ki.
Hayır avukatı da bağırmıyor. İşte Michael gayet nazikçe bunu istiyor.
Ancak yapımcısı kanalı arayıp yani klibi yayınlatacak ya telefonda bağırıyor, çağırıyor, küfrediyor.
Yani işte bakın tam bahsettiğim o sertliği mesela kendisi göstermiyor ama kendi yapımcısının bir nevi göstermesi gerekiyor.
Çünkü bu işler böyle olur yani başka türlü olmaz.
Bunu Michael'dan görmüyoruz.
Michael'ın şeyi bu yani tavrı bu.
İstediklerini elde etme yolu sadece nezaket ve rica.
Başka bir şey yok. Bu açıdan işte Michael çok özel biriydi zaten bence.
Bu benzersiz bir şeydi çünkü.
Şimdi bakın bu bir. Bakın bu bir.
Filmde buna dair sadece küçük sinyaller var ama film bunun üzerine değil.
İki, diğer konu ne dedim?
Çok kışkırtıcıydı.
Aşırılıklara çok meyilli bir sanatçıydı.
Stüdyosuna giriyor ve filmde ben bundan çok böyle sahne olmasını istiyordum ama Michael'ın o müzik dehasını gördüğümüz anlar istiyordum ben arkadaşlar.
Stüdyosunda yapayalnız beste yapıyor mesela.
Buna dair tek bir tane sahne var sadece.
Keşke daha fazla olsaymış.
Orada Michael'ın işte aklından melodiler geçmesi, mırıldanması, ritimler vermesi böyle işte ayağını yere vurması, elini böyle şıklatması falan bunları az göstermiş film ama o
anlar da güzeldi yani tatlıydı.
Klip çekimlerinin üzerine yapılmış sahneler var.
Bir tanesi Beard var.
Beard nefis bir şarkıdır zaten.
Ve orada muhteşem kariyografiler vardır.
Bilenler hatırlar o Michael Jackson'ın unutulmaz kırmızı deri ceketinin olduğu klip arkadaşlar.
Orada dans ekibi var ve bunu ben bilmiyordum.
Sokak dansçılarını topluyor.
Haber salıyor. Sokaklara bayağı böyle tanıdığı insanlara diyor.
Git bana sokaktan dansçılar getir.
Sokak dansçıları. Hepsi geliyorlar böyle bir hangar gibi bir yerde toplanıyorlar.
Michael oraya da geliyor. Tabii o dansçılar için Michael ne demek ya?
Hepsi siyahi bu arada. Ki bu da sokak çeteleriyle ilgili bazı haberler görüyor televizyonda.
Biraz oradan mail alıp sokaktaki insanlarla bir araya gelmeye çalışıyor.
Gibi bir yan ökü de var orada.
O da çok güzel. Okey. O dansçılarla bir araya geliyor.
Tabii o dansçılar için inanılmaz bir şey bu yani.
O Michael'la aynı ortamda bulunmak.
Merhaba arkadaşlar. Sizlerle çok güzel.
Birisi mesela imza istiyor.
Gülümsüyor böyle. Tabii ki imza veririm.
Hepinizi veririm ama önce şu çalışmamıza bir baksak mı falan.
Kırılacak adam incelikten.
Yani işte bakın tam buna vurgu yapmaya çalışıyorum.
Yani sahne arkasında da kamera arkasında da aşırı nazik bir insan.
O dünyada olamayacak kadar.
İşte orada dansçılarla çalışmaları var mesela.
Onları göstermiş mesela yönetmen Antoine Foucault'a.
Çok güzel göstermiş.
Artı Thriller.
Tabii ki efsane klip.
Zombilerin olduğu hani biliyorsunuzdur mutlaka çok başyapıt bir kliptir.
Ki orijinali 14 dakikadır onun.
Youtube'da falan var izlemediyseniz mutlaka izleyin.
Tabii o zamanlar...
Yayınlanan klip tabii ki daha kısaydı.
Neyse müthiş bir kliptir.
Kendi zamanı için en büyük bütçeli kliptir.
Neyse o klibin çekim arkası da görünüyor mesela.
Harika çok güzel. İşte bu çekim arkalarında falan da Michael ekibiyle çalışırken çok nazik çok tatlış ama istediğini de hep almış.
Yani o mükemmelliyetçiliği işte James Cameron gibi değil Michael Jackson gibi aldığını film gösterdi.
Ben o mesajlara çok dikkat ettim.
Ve o aşırılık da dediğim işte o stüdyoda çalışması.
o olağanüstü müzik dehası, yeteneği evet o stüdyoda görülüyor.
Hep daha fazlasını istiyor.
Bir numara olacağım. Çok daha iyi olacağım.
Çok daha iyi olmalı.
O mükemmelliyetçiliğini de film gösteriyor arkadaşlar ama işin özü o değil.
Ne yazık ki. Bu açıdan film Gerçekten eksik.
Şimdi bu noktada da şunu belirtmem lazım.
Zaten film en çok bu açıdan eleştirildi.
1988'e kadar Michael'ın hikayesini anlatıyor.
Ve esas ondan sonra Michael işte evleniyor vesaire ve sonra hakkında çocuk tacizi suçlamaları oluyor.
Yani Michael'ı işte yine başta belirttiğim noktaya geliyoruz.
Tüm eleştirmenler kusursuz bir tipleme olarak gösterdiği açısından film eleştirildi.
Ve bundan dolayı da filmin Bütün sinema ortamlarındaki eleştirmen puanları çok düşük.
Şimdi bilmeyen arkadaşlar için burada belirteyim.
Bir IMDB'de ve bir de Rotten Tomatoes diye bir site var.
Özellikle de izleyici ve eleştirmen puanlarının ayrıca belirtildiği siteler bunlar.
IMDB'de Michael'ın izleyici notu 10 üzerinden 7.7 yani neredeyse 8 bakın ne kadar yüksek.
Ancak eleştirmen notu 39 yani 4, 10 üzerinden 4 gibi bir şey.
Bakın izleyiciler ne kadar sevmiş ancak eleştirmenler ne kadar yermişler.
Rotten Tomatoes'ta da izleyici notu 97, 100 yani bu tam not demek.
Mükemmel film demek ancak eleştirmen notu 38.
IMDB'deki duruma tutarlı biçimde.
Bu bağlamda eleştirmenler filmi hiç sevmemişler.
Neden? İşte belirttiğim noktadan.
Michael filmde mükemmel gösteriliyor.
Kusursuz bir tipleme.
Hakkındaki soruşturmalar, kötü sözler vs.
vs. Hiç oraları hiç anlatmıyor film.
Hiç oralara gelmiyor bile.
Ancak eleştirmenler şunun farkında değil mi acaba?
Yani ben bunu anlayamadım. 88'e kadar anlatıyor olayı.
O yıla kadar zaten özel hayatı bayağı gizliydi yani Michael çok da pot kırmamıştı.
Yani filmin Michael'ı olduğundan daha temiz göstermeye çalıştığını ben şahsen düşünmüyorum.
Ama eksik bir film arkadaşlar.
Evet eksik yani bu zaten devam bölümü gelecek ki bu noktada şunu da belirteyim.
Film bundan önceki rekor bombing rapsodiydi.
İlk hafta sonu 51 milyon dolar mı ne yapmıştı yani biyografilerde hani.
tarihteki meşhur kişiliklerin hayatını anlatan filmlerin içerisinde en çok hasılat yapan Bohemian Rhapsody'di.
Michael onun iki katı hasılat yaptı arkadaşlar neredeyse.
97 milyon dolar hasılat yaptı ilk hafta sonu ve ilk 5 gün itibariyle de 220 milyon dolara geldi.
Bu inanılmaz bir rakam.
Yılında en çok izlenen filmlerinden biri olacak yüksek olasılıkla.
Buna ek olarak belirtmek istediğim birkaç şey var.
Michael Jackson'ın gerçek bir hayvansever olduğunu biliyoruz.
Evet film de buna değinilmiş.
Yaşadığı evde zürafa var lama var bir tane maymunu var harika yani bu çok güzel bu bir ikincisi çok çocuksu bir tip dedim ya odası oyuncaklarla dolu çizgi filmlerle
dolu sürekli film izliyor annesiyle ya bir popstar bakın bütün dünya onu tanıyor böyle bir popstar adam eğlencesi evde annesiyle kucağına bir kova
mısır alıp oturup film izliyor böyle bir adam işte böyle bir çocuksuluk yani Charlie Chaplin hayranıdır.
Evet filmde Chaplin filmi izlerken görüyoruz onu.
Çok güzel. Chaplin makyajıyla pozları da vardır yani.
Chaplin hayranlığını dünyaya da sunmuştur.
Evet bu da çok güzel. Az önce belirttim Michael'ın antitezi Prince.
Filmde Prince'in de adı geçiyor.
Harika çok güzel. Buna ek olarak elbette...
Cilt hastalığı. Michael'ın çok nadir rastlanan cilt renk düzensizliği hastalığı vardı ve daha sonra çok ileri aşamalara gelmişti.
Bu film de devam filmi olacak dediğimiz gibi yüksek olasılıkta.
Bu film de onun tohumu atılmış.
Güzel buna değinilmesi iyi yani.
Aynı zamanda Michael...
Çocukları çok severdi ve meşhur olduktan sonra sürekli hastanelerde özellikle de ölümcül hastalıklara tutulmuş ve kötü durumda olan çocuklara sürekli ziyaretlerde bulunuyordu.
Onlara hediyeler götürüyordu, onlarla konuşuyordu falan.
Yani çocukları çok seviyordu.
Bu bağın üzerine yani çocuk tacizi suçlamalarıyla yüz yüze gelinmesi gerçekten çok inanılmaz bir şeydi.
Yani çok üzücüydü bence de.
Filmin tabii ki müzikal tarafından da bahsetmemek olmaz.
Film Michael'ı anlatan, tanıtan bir film olarak çok eksik.
Resmen Michael Jackson'ın babasıyla olan kavgasını anlatan bir film.
Bu çok yetersiz ama müzikal olarak çok iyi.
Klip sahneleri, çekim sahneleri, sahnedeki performanslar, Jaffar Jackson'ın yine muhteşem performansı, o danslar falan inanılmaz iyi.
Michael'ın canlı performansını izliyor kadar keyif alıyorsunuz.
Yani özetle Michael filmi eleştirmenlerin notu için gerçekten filmin hakkı yenmiş.
Asla 10 üzerinden dörtlük bir film olduğunu düşünmüyorum ama çok iyi bir film de değil.
Michael ile ilgili esas soru işaretlerimize hiçbir şekilde cevap vermemesinden Nasıl diyeyim Michael'ı Michael yapan şeyleri çok az işliyor olmasından dolayı bu film çok da iyi bir film değil.
Ha bu arada bir konser çalışmasında saçı yanıyor.
O gerçekten çok acı verici üzücü bir olaydır Michael'ın hayatında.
O konuda çok güzel işlenmiş.
Ya Michael'ın en azından anlattığı yıllardaki hayatını çok güzel anlatıyor.
Okey yüksek olasılıkla filmde çok ciddi bir hesapçılık var.
Yani kariyerindeki gerilimlerinin büyük kısmını devam filmlerine bırakalım.
Bu filmi sadece babasıyla takışmasına ayıralım demişler.
Tamam okey.
Ortadaki duruma bakınca da eksik bir film olduğunu düşünüyorum.
Evet bu hafta kısaca bir haftanın sinema gündemini özetlemeye çalıştık.
Daha çok Michael'ı ve evet daha da çok Michael Jackson'ı konuşmaya çalıştık.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Ya
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
