
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda sinemanın gündemini ve Masters of the Universe filmini inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Öge ile birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda haftanın sinema gündeminden ve Masters of the Universe filminden bahsedeceğiz.
İki haftadır haftanın sinema gündemine göz atamamıştık.
Ancak bir yandan da geçtiğimiz hafta Odise'yi üzerine konuşarak da gündemdeki en önemli filmi de konuşmuş olduk.
Çünkü Odise gerçekten sinemanın bütün gündemini domine etti.
Her yerde Christopher Nolan konuşuluyor.
Her yerde Odisey konuşuluyor.
Neyse bunun üzerine birkaç şey hatırlatacağım zaten.
Ancak Odisey filmi yılın önemli birkaç filmini de hem haftanın gündemi hem de gişe hasılatı bağlamında da gölgelemiş oldu.
Mesela... yılın en büyük projelerinden bir tanesi olan Moana filmi.
Normalde bir animasyondur.
İki bölümü yapılmıştı ve Moana'nın bu iki bölümü de hem eleştireli olarak hem de kişiye de gayet başarılı olmuştu.
İşte bu başarıdan yola çıkarak Moana'nın bir live action filmi yapıldı.
Yani oyunculu bir filmi yapıldı.
Ancak bu film...
Gişede ilk hafta sonu 40 milyon dolar civarında hasılat yaparak büyük bir hayal kırıklığı yarattı.
Bir diğeri ise Minions and Monsters projesiydi.
Ancak o da ilk hafta sonu...
37 milyon dolar hasılatla bir hayal kırıklığı yarattı.
Gündemdeki bir başka önemli film Kötü Ruh Cehennem Ateşi filmi.
İlk hafta sonu sadece 13 milyon dolar hasılat yaptı.
Tabi bu ortalama bütçeli bir korku filmi.
Yani çok yüksek bir ilk hafta sonu hasılat beklemiyoruz ama yine bir 30-40 milyon yapabilirdi diye bekliyorduk.
Ancak onun hasılatı 13 milyon dolarlık kaldı.
Başka filmler de var. Yani Odisey Bütün gündemi domine etti.
Bütün filmleri gölgede bıraktı diyebiliriz.
Peki Odyssey ne kadar hasılat yaptı?
İlk hafta sonu Amerika'da 125 milyon dolar.
Tüm dünyada da 260 milyon dolar hasılat yaptı.
Bu rakamlar gerçekten çok iyi rakamlar.
Ancak yılın en iyi 3.
açılışı arkadaşlar. Bakınız şimdi birinci gibi düşünüyoruz değil mi?
Her yerde Odyssey, her yerde Nolan.
Ben öyle hissetmiştim.
Dedim kesin... Yılın en iyi hasılatına imza atan filmi oldu dedim ama bir rakamlara bakınca pek de öyle olmadığını gördüm.
Hatta hemen size hatırlatayım.
2026'nın en iyi açılışını yapan film Oyuncak Hikayesi 5.
Ki o film hala gösterimde ve hasılatı 1 milyar dolara yaklaştı.
315 milyon dolar hasılat yaptı ilk açılış hafta sonunda tüm dünyada.
Yani bu Odyssey'in bayağı üzerinde.
İkinci film ise Super Mario Galaxy filmi.
O da 290 milyon dolar hasılat yaptı tüm dünyada.
Ondan sonra Odyssey geliyor 260'la.
Diyoruz yine evet Odyssey çok iyi bir açılış yaptı ama yılın en iyi açılışı değil.
Bunu da hatırlatmış olalım.
Neyse şu an gündemde başka hangi önemli filmler var?
Evet Minions ve Monsters var.
Moana var. Saplantı ve Backrooms filmleri hala gösterimde.
Az önce andığım Odise'in gölgesinde kalan filmlerden biri olduğunu düşündüğüm Kötü Ruh Cehennem Ateşi filmi.
Puanları çok yüksek değil yani film çok sivilmiş gibi görünmüyor ama Kötü Ruh çok efsane bir evrendir.
Yani korku filmleri tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Onu izleyebilirsem yine sizinle fikirlerimi paylaşmaya çalışacağım.
Gündemdeki filmlere ek olarak tam bir fragman yağmuru altındayız arkadaşlar.
Mesela 18 Aralık'ta gösterime girecek olan Donnie Villeneuve'un Dune serisinin 3.
filminin yeni fragmanı yayınlandı.
Aynı gün gösterime girecek olan Marvel sinematik evreninin Avengers Doomsday filminin fragmanı yayınlandı.
Bir süredir yine söz konusu ettiğimiz Ridley Scott'ın son filmi The Dark Stars'ın fragmanı yayınlandı.
Godzilla Minus Zero filminin fragmanı yayınlandı ve en sonda Tom Cruise'un başrolünde olduğu ve Alejandro González Inarritu'nun son filmi Digger
kazıcının fragmanı yayınlandı.
Bu noktada lafı Tom Cruise'e getirmek lazım.
Şimdi en başta şunu söyleyelim.
Alejandro González Inarritu ile Tom Cruise'un bir arada olması zaten bir olay arkadaşlar.
Bu çok heyecan verici.
Digger filmini merakla beklediğimizi şimdiden söyleyeyim.
Ancak filmin fragmanı çok ilginç ve...
Tom Cruise bu filminde 60'lı yaşlarında bir karakteri canlandırıyor.
Tom Cruise makyajla yaşlandırılmış.
Ancak komik olan şu ki Tom Cruise zaten 64 yaşında.
Yani adam o kadar genç ve iyi görünüyor ki kendi yaşında görünebilmek için adama makyaj yapıyorsunuz.
Bu yani geçen hafta o kadar çok caps yapıldı o kadar çok bunun sohbeti yapıldı ki ve yani çok keyifli çok komik sohbetler.
Şimdi Tom Cruise sadece Digger'dan dolayı gündemde değil iki ayrı gündemle yine geçtiğimiz hafta çok konuşuldu.
Bu gündemlerin bir tanesi de şu ki 1990 tarihli Tony Scott'ın yönettiği Days of Thunder yıllarım günleri diye bir yarış filmi vardır.
İşte o filmin devamının yapılacağı açıklandık ve bir de Tom Cruise demişken şu an sinema gündemini hadi bir kenara atalım dünya futbol şampiyonasını konuşuyoruz
elbette hemen hemen herkes yani futbolla çok da ilgili olmayan benim gibi insanlar bile tabi dünya kupasını az çok kulak kabartıyor ve Tom Cruise Dünya
kupası finalinin oynandığı maçın hemen öncesinde bir sürpriz olarak çıkıp harika bir konuşma yaptı.
İyimser, mutluluk verici, olumlu bir konuşmaydı.
Tom Cruise zaten öyle biri.
Zaten öyle bir adam.
Her zaman iyilik, güzellik falan.
Okey. Bence yakıştı yani.
Orada Tom Cruise'u görmek herkesin hoşuna gitti diye düşünüyorum ben.
İşte Tom Cruise gündemden düşmüyor.
Sadece bir oyuncu...
Bir yapımcı ya da bir sinemacı değil arkadaşlar.
Başka bir kişilik, başka bir mertebeye çıktı diyebiliriz.
Şimdi bir başka önemli sinema gündemi...
Bunu ben özellikle geçtiğimiz sinematristlerde birçok kez söz konusu ettiğim için ve bu olayın devamını da ben takip edeceğim başka gelişmeler olursa sizlerle paylaşacağım dediğim için
de özellikle belirtmek istiyorum.
Şimdi geçtiğimiz yıl Warner Bros şirketini Netflix satın almıştı imzalar falan atılmıştı 80 milyar dolar gibi bir fiyatlanmayla ancak bunun üzerine Paramount
yapım şirketi Warner Bros.
için 110 milyar dolar gibi başka bir teklifte bulunmuştu.
Netflix vazgeçmişti.
Warner Bros. bu satışı gerçekleştirmişti.
Ancak Amerika Birleşik Devletleri'nde tekelleşme karşılığı çok ciddi hukuki düzenlemeler vardı.
Buna rağmen herhalde Paramount kendine güvenmişti.
Hukukçularına güvenmişti ve bu satışı gerçekleştirmişti.
12 eyaletin hukukçularının bir araya geldiği bir ekip bu satışı mercek altına almışlar, incelemişler ve bunun tekelleşme anlamına geldiği
yönünde bir savunu yapmışlar.
Ve mahkemede bu ekibin sunduğu iddiaları ikna edici bulmuş.
Şu an için Paramount'un Warner Bros'u satın alım süreci geçici olarak durdurulmuş durumda ve bu gerçekten şok etkisi yarattı.
Hemen işte Paramount itiraz etti, açıklamalar yaptılar vs.
Bu şu anlama geliyor.
Yani henüz satış iptal edilmiş değil.
Ancak geçici olarak da durdurulması söz konusu satışın şüpheli bir satış olduğu konusundaki fikirleri destekliyor.
Geçici olarak durdurulduysa ortada bir şeyler var anlamına geliyor bu.
İşte bakınız ne kadar ciddi ve önemli bir konu tekelleşme.
Sinema dünyası da bu konudaki hassasiyetini tekrar tüm dünyaya göstermiş oldu.
Bakalım ben takip etmeye devam edeceğim.
Gerçekten çok büyük bir birleşmeydi bu.
Yani Paramount ile Warner Bros.
Hollywood'un en büyük iki yapım şirketi.
İşte bakınız hukuk engelliyor.
Bir araya gelemezsiniz diyor.
daha büyük, daha güçlü ve sektörü etkisi altına alabilecek ölçekteki şirket birleşmelerini her şekilde Amerika engellemeye çalışıyor arkadaşlar.
Bunu yani aslında alkışlamak lazım.
Sinema tarihinin baktığımızda bunun ne kadar sakıncalı bir şey olduğunu bize hatırlatan çok sayıda örnek var.
Neyse şimdi onun detayına inmeyeyim.
İlerleyen zamanlarda belki de bu konu üzerine ayrıca bir program yapmaya çalışırız.
Ve son olarak da bir de şu konuya girmek istiyorum.
Şimdi gündemimiz Odise'yi dedik.
Evet işte çok sevildi, eleştirel puanlar çok iyi, gişedeki seyri çok iyi gidiyor falan.
Ancak şöyle bir nokta var arkadaşlar.
Şimdi mutlaka duymuşsunuzdur.
Christopher Nolan Odise'yi filminin tamamına IMAX kameralarla çekti ve bu sinema tarihinde ilk kez yapılmış bir şey.
Şimdi IMAX teknolojisini size anlatmama gerek var mı?
Herhalde yok. Yani bu bilgileri merak ediyorsanız siz de çok kolay ulaşabilirsiniz zaten.
Ama işte 70 mm çok daha yüksek çözünürlük, kameraları kocaman çok ses yapıyor, çekim süreçlerini zorlaştırıyor vs.
Bunun üzerine çok sohbet yapıldı ve Odyssey'in kamera arkasından da birçok görsel yayınlandı.
Kameralar gerçekten devasa yani.
Ancak bütün dünyada toplam...
40 tane IMAX salon var arkadaşlar.
Şimdi bu ne demek?
Sadece 40 salonda izleyiciler Odyssey filmini gerçek çözünürlüğünde izleyebilecek.
Christopher Nolan bütün filmi IMAX çekti ama onun bu filmin çekim sürecini işte bütçesini zorluğunu her şeyini arttıran bu ısrarlı çabası aslında
Bu filmi izleyecek yüz milyonlarca insanın o kadar küçük bir kısmına hitap ediyor ki.
Yani aslında bu bence ve birçok kişi de bu fikirde zaten son derece anlamsız bir çaba.
İşte benim de dahil olduğum bir grup sinema sever Nolan'ın bu çobasıyla o kadar güzel dalga geçmişler ki arkadaşlar.
Odyssey filmini çok küçük hiç akla gelmeyecek medyumlarda...
İzlemeyi tercih ediyoruz ya da edeceğiz gibi bir akım başlattılar.
Google falan yaparsanız göreceksiniz.
İşte akıllı saatlerde yani böyle küçücük bir ekranda ya da işte telefonlarda ya da işte bir buzdolabının küçücük ekranında.
Bu o kadar harika bir protesto yöntemi ki ki eminim ben yani bunun sohbeti mutlaka Nolan'a gitmiştir ve Nolan buna eminim ki sinir olmuştur.
Sinema severlerin Nolan'ın bu çabasıyla bu şekilde dalga geçmesi gerçekten çok anlamlı ve çok harika bir şey bence.
Diyorum duymadıysanız bir tıklayın görün Odise'yi nerelerde izliyor insanlar.
Neyse evet bu haftanın sinema gündemi yaklaşık olarak böyleydi.
Şimdi gelelim Masters of the Universe yeni He-Man projesine.
Şimdi He-Man karakteri 1982 yılında bir oyuncak olarak çıkıyor öncelikle.
Ve bu oyuncak çok seviliyor, çok satılıyor ve biz bunun üzerine bir animasyon seri yapalım diyor şirket.
Şirket dediğimiz de Mattel diye bir oyuncak şirketi.
Ve bunun üzerine 1983 yılında da bir animasyon seri yapılıyor.
Toplam 130 bölüm olarak 1985'e kadar gösterimde kalıyor.
Çok seviliyor.
Çok popüler oluyor ve bunun üzerine başka oyuncaklar çıkıyor.
Çizgi romanlarını yapıyorlar, romanlarını yapıyorlar.
İlerleyen yıllarda 90'larda hatta 2000'lerde uzun metraj film yapılıyor.
Başka animasyon seriler yapılıyor falan.
Yani He-Man ve...
Aslında filmin adı Masters of the Universe bir evren olarak çok başarılı oluyor.
Şimdi bütün bu başarının üzerine tabii yüksek bütçeli büyük ölçekli bir uzun metraj live action filminin yapılması da beklenecek bir şey zaten.
Ve Amazon MGM'de bu uzun metraj filmi evet sonunda yaptı ancak film ilk hafta sonunda 29 milyon dolar hasılat yapınca normalde bu ölçekli
bir filmin En az 100 milyon doların üzerinde hasılat yapması beklenir.
İşte bunun üzerine Amazon filmi hızlıca gişeden çekti.
Mesela ülkemizde hiç gösterime girmedi.
Gösterim tarihi olarak 5 Haziran açıklanmıştı ama sonra belirsiz bir tarih olarak kayıtlara geçti.
Evet akıbeti ne olacaktı ya acaba biz bu filmi nerede izleyeceğiz diye merak ediyorduk ki.
En son iki ya da üç hafta önce ben haftanın gündeminde sizi hatırlatmıştım.
Yani bu film bir türlü izleyemedik.
Hani duyuruldu, büyük bütçeli, büyük ölçekli, 80'lerin efsane projesi.
Evet hani bunu izlemek istiyoruz ama hani film nerede diye hatırlatmıştım.
Ve orada da şunu demiştim ki yüksek olasılıkla bu film artık gişelere girmez.
Amazon zaten kendi dijital platformu olan bir yayıncı.
Yüksek olasılıkla direkt dijitale bu filmi verir diye sizleri...
Fikrimi sunmuştum.
İşte ben bunu söyledikten birkaç gün sonra evet Masters of the Universe filmi Amazon'un kendi dijital platformunda gösterime girdi.
Ben de hemen filmi izledim ve arkadaşlar gerçekten çok kötü bir film.
Üzerine söylenecek birçok şey var ama ben size yine genelde yaptığım gibi kısaca bir öyküsünü anlatayım ama çok derine inmeyeceğim.
Çünkü öyküsünün üzerinden yapılacak fazla yorum yok.
Eternia diye tamamen fantastik bir gezegende süre giden bir hikaye.
Bu gezegen tabii çok kendine has kültürü olan, farklı canlı türleri olan çok büyük bir kültür, büyük bir medeniyet.
Ve bu gezegende de Gray School diye çok büyük bir...
Böyle kafatası şeklinde diyebileceğimiz bir kale var.
Ve bu kale gezegenin kralının ve baş koruyucusu oluyor zaten bu kral.
Aynı zamanda baş savaşçı oluyor.
Bu kralın esas gücünü aldığı kutsal bir yer.
Hem kral gücünü oradan alıyor hem de kralın en büyük...
görevi ve misyonu bu Grace School'u yani bu büyük kutsal kaleyi korumak.
Bizim baş karakterimiz He-Man de zaten Eternia gezegenin kralının oğlu.
Ancak filmin başında onu çok küçük bir halinde görüyoruz.
Böyle çok da savaşçı olabilecek bir tiplemede değil.
Çok şirin tatlış bir çocuk böyle ama çok savaşmayı sevmiyor, dövüşmeyi sevmiyor ki gezegenin savaşçıları çok küçük yaştan eğitiliyorlar falan.
Neyse. Bir süre sonra bu gezegendeki kötücül büyücü iskeletor bu Grey School dediğimiz kutsal tapınağa saldırıyor.
Kralımızı öldürüyor.
Buradaki büyük güç kılıcını da bu kraldan almaya çalışıyor.
Ancak o kargaşada bir şekilde bizim baş karakterimiz He-Man bu kılıçla birlikte bir astronomik yolculuğa çıkıyor.
Böyle bir kurt deliğine giriyor gibi.
Öyle bir yolculukla dünyaya düşüyor.
Dünyada bir şekilde kendisine bir hayat inşa ediyor.
Baya böyle business işte kurumsal şirketlerde çalışan beyaz yakılı bir kişiliğe dönüşüyor.
İskeletor'da Eternia'da tamam Greyskull'u elde etti.
Ancak o güç kılıcını elde edemediği sürece onun gücü sınırlı kalıyor.
Tamam Eternia'ya hükmediyor ama evrene hükmedemiyor mesela.
İlla o kılıç lazım ve o kılıcı arıyorlar.
Ve gezegende de...
Eski öldürülmüş kralın yandaşları olan iyi kalpli başka savaşçılar da tabii aynı zamanda hem He-Man'i yani kralın oğlunu hem de güç kılıcını aramaya devam ediyorlar.
İşte bir süre sonra bu savaşçılardan bir tanesi olan Tila adında bir savaşçı dünyaya geliyor bizim He-Man'imizi buluyor.
Tabii bu arada Adam da yani He-Man de dünyada işte Eternia diye çok...
Büyük ulu güçlü bir gezegenin prensi olduğunu, dünyaya düştüğünü ve güç kılıcını tekrar bulup çünkü kaybediyor güç kılıcını.
Bulup kendi gezegenine dönmek istediğini...
Böyle hafif sersemce diyebileceğimiz bir ev arkadaşı var.
Ona anlatıyor falan ama tabii kimse inanmıyor Adam'a.
Hiç inanılacak gibi bir hikaye değil neticede.
Bir şekilde He-Man bu güç kılıcını buluyor, alıyor.
İşte tam Teela'da o sırada gelip He-Man'ı buluyor.
Onu alıp kendi gezegenine geri dönüyorlar ve iskeletora karşı bir savaş başlatıyorlar.
Kabaca öykü bu.
Yani Adam...
Bir şekilde kendi gezegenini Greyskull'u ve tahtı geri alacak.
Babasını öldüren iskeletoru öldürerek hem intikamını alacak hem de gezegenini bu kötü büyücüden kurtaracak.
Son derece klişe bir hikaye.
Yani tamam hani animasyona köklerine bağlı kalmasını bekliyorsunuz tamam ama daha bir farklılık biraz kendine haslık bu kadar da klişe olması ve hiçbir özgünlük barındırmaması da gerçekten
çok sıkıcı. Filmde bir tek şöyle küçük bir Yan öykü ya da güzel olabilecek bir detay kullanmaya çalışmışlar.
Şimdi Adam dünyaya düştü de beyaz yakala bir çalışan oldu ya.
Kurumsal hayatın, iş dünyasının bir kendine has bir terminolojisi vardır.
Bir jargonu vardır.
Nezaket vardır. Bir sosyal tavrı vardır ya o biznesin hani çalışma dünyasının.
İşte Adam He-Man...
Bu jargonu, bu sosyal tavrı kendi gezegenine taşıyor da sanki insanlara karşı böyle çok nazik davranıyor, anlayışlı davranıyor falan.
Gezegeni elinden alınmış, babası öldürülmüş.
İyi savaşçılar tekrar yani iskeletora karşı büyük bir savaş başlatıp gezegeni geri almanın derdindeler ama o onlara böyle çok böyle ilka ağzıyla falan konuşuyor yani.
Orada küçük böyle bir iki güzel detay vardı yani.
Yok değildi ama şöyle söyleyeyim size film...
diyorum çok kötü bu öykünün içerisinde çok büyük iki tane sorun var bir kere.
Birincisi hiçbir şey ikna edici değil.
Filmdeki tüm karakterler birer tipleme.
Hiçbir karakterin Dramına, kişisel macerasına ya da işte kaybedilen değerler, kaybedilen grey school, taht, kral, o gezegenin kültürü, erdemli
iyi değerler. Tahtı kaybettik, kralımız öldü.
Hadi biz de intikamımızı alıp gezegeni kurtaralım.
Bu kadar. Yani dramatik anlatılar tarihinde...
Binlerce kez anlatılmış öyküyü hiçbir özgünlük barındırmadan aynen bize tekrar anlatmış Masters of the Universe filmi.
Hiçbir farklılığı yok.
Şimdi bu bir. İkincisi baş karakterimiz Adam pek de böyle çocukken savaşçı olacak gibi değildi de bir de dünyaya düştü böyle kurumsal beyaz yakalı çalışan bir tipe dönüştü.
Yani iyice savaşçı olmaktan uzaklaştı.
Şimdi bunun bir dönüşümünün olması lazım değil mi?
Kahramanın dönüşümü seçilmiş kişi ben bunlar üzerine çok sayıda program yaptım birçok sinematrist bölümünde bu geçişleri anlattık işin dramatik tarafını anlattık.
Bu filmde yani neredeyse benzerine rastlamadığım ölçüde yüzeysel ikna edici olmayan bir seçilmiş kişi dönüşümü ya da karakter dönüşümü
var. İlk önce işte gezegenini geliyor da kılıcı elini alacak da işte çizgi filmde şeydi gölgelerin gücü adına güç bende artık diye bağırırdı ve bir savaşçıya dönüşürdü.
O savaşçı gibi görünmeyen karakter.
Orijinal replik by the power of grey school I have a power şeklindedir.
Bunu söylediğinde bir savaşçıya dönüşür.
İşte bunu biraz...
Tesadüf eseri böyle spontan söylüyor da savaşçıya dönüşüyor ama önce savaşmayı beceremiyor falan o sahneler o kadar vasat çekilmiş, o kadar dramatik etkileyicilikten uzak ki hiçbir
şekilde ikna olmuyorsunuz arkadaşlar.
Çok yapay gerçekten.
Bir de şöyle bir durum var.
Bakınız geçtiğimiz hafta ben Yıldız Yönetmen Olgusu diye bir program yaptım.
Dinleyen arkadaşlar hatırlayacaktır.
Orada şu noktaya vurgu yapmaya çalışmıştım.
Büyük ölçekli evren filmleri, seri filmler, büyük filmler ve sinema tarihindeki çok sayıda büyük başyapıt yönetmen kadar yıldız yapımcıların eseridir.
Hiçbir büyük proje...
İstediği kadar parlak olsun.
Tek bir kişinin, tek bir yönetmenin zihninden çıkamaz.
Çok büyük ekipler, çok yaratıcı, çok sayıda kişi bir araya gelir.
Ortaya büyük bir proje ve bir başyapıt çıkarabilir.
İşte yönetmen kadar da en önemli kişi yapımcıdır demiştim ve sinema tarihinden çok büyük başyapıtlara imza atmış büyük yapımcılardan örnek vermiştim.
İşte bu film tam bir yapımcı fiyaskosu.
Bu kadar büyük bir projeye girişmişler ama Kesinlikle becerememişler.
Yapımcı fiyaskosu.
Neden yapımcı fiyaskosu?
Size bunu da daha da detay vererek söyleyeyim.
İşte efekt ekibi, yapım tasarımı ekibi, senaryo ekibi, oyunculuk ekibi, kostüm ekibi, ışık ekibi.
Çok büyük ekipler var filmde ve bu ekipler bir uyum içerisinde olmak zorunda.
Birbirleriyle tutarlı işçilikler ortaya çıkarmak zorundalar ve yapımcı bunu denetlemek zorunda.
Bu filmde bu açıdan her şey çok kötü arkadaşlar.
Çok tutarsız bir film.
Mesela örnek vereyim.
Filmde eğlenceli olması beklenen bir sahnenin üzerine dramatik bir müzik konmuş mesela.
Yani filmin müzikleri bence çok güzel ama filmin ruhuyla hiç uyumlu değil.
Alakasız yani. Karakterlerimizi repliklerle, konuşmalarla gerçekçi kılmaya çalışmışlar.
Mesela az önce örnek verdiğim işte çalışma dünyasından Eternia'ya gelen He-Man iş dünyası replikleri, iş dünyası beden dili, hali, tavrı falan sergilemeye çalışıyor böyle.
Sanki hani... Bizim içerisinde bulunduğumuz dünyanın bir bireyi gibi konuşuyor, davranmaya çalışıyor falan.
Ama üzerinde He-Man kostümü var, elinde güç kılıcı var ve Skeletor'a karşı savaşacak.
Şimdi yani o kadar alakasız ki, o kadar tutarsız ki.
Skeletor mesela Eternia'yı ele geçirmiş, Greyskull'u fethetmiş, kötücül bir büyücü ama aptal aptal espriler yapıyor.
Bu espriler pek komik değil ve yaptığı esprinin çok da böyle iyi bir espri olmadığını falan fark edip düzeltmeye çalışıyor falan.
Bakın şimdi o kadar fantastik bir karaktere görece gerçekçi, insani bir yan öykü veya bir tipleme giydirmeye çalışmışlar falan senaryoda.
Ama hani görsel olarak karşımızdaki iskeletorla o replikleri sarf edecek iskeletor aynı kişi olamaz.
Son derece tutarsız.
Ve sen baş karakterini hiç savaşçı gibi olmayan bir tiplemeden gezegeni ele geçirecek ve iskeletoru öldürecek bir savaşçıya dönüştürmeye çalışıyorsun.
Ancak onun yanında bir hoca tiplemesi olur ya, böyle bir baş karakterin peşinden gittiği, erdemli değerleri ona öğreten, bir felsefe veren, bir ahlak öğreten bir hoca tiplemesi olur bu
tip öykülerde. Yani Matrix'da Morpheus, işte Luke Skywalker'ın yanında Yoda değil mi mesela?
Böyle bir tip olması lazım. Burada da öyle bir tip yok mesela.
Ve bir yapımcının...
Böyle bir karakterin olmadığı bir seçilmiş kişi öyküsüne onay vermesi mümkün değil.
Yani yapımcı o senaryoyu reddetmeli.
Demeli ki bak burada bir hoca karakter olmalı.
Güçlü bir karakter olmalı böyle.
Yok öyle bir karakter de yok mesela.
Şimdi bakın buna karar verecek kişi yönetmen değil.
Buna karar verecek kişi yapımcı.
Yok böyle bir tip mesela.
Bunun dışında bir de şöyle bir tutarsızlık var filmde.
Şimdi ben bu sohbetleri pek sevmem arkadaşlar.
Yani bir filmi başka bir filme benzetip de oradan çalmış ona çok benziyor ondan esinlenmiş falan demem pek.
Beni sürekli dinleyen arkadaşlar benden pek böyle bir şikayet duymamışlardır yani.
Ama Masters of the Universe filmi gerçekten Marvel sinematik evreninden çok şey almış.
Daha doğrusu almaya çalışmış ama...
Ucuz bir taklit olmuş arkadaşlar.
Gerçekten bu film Thor'un öyküsüne hem çok benziyor hem de onun filmlerine çok benziyor ama o kadar ucuz bir esinlenme olmuş ki buradaki tutarsızlık da şu
ki Thor karakterini gerçekçi kılmak için neticede işte Thor'un kendi dünyası Asgard oradaki karakterler oradaki dünya da çok fantastiktir ama Thor
filmleri Thor karakterini ve hatta onun çevresindeki tüm karakterleri yani Loki'yi işte babasını annesini falan inandırıcı ve ikna edici kılmak için çok fazla aile içi sahne
yazmıştır Thor projesi.
Bir sürü kişisel öykü vardır yan öykü vardır kişisel çatışmalar vardır işte Thor kral olur da.
Loki yanda kalır, o da kral olmayı ister falan.
Bakın bunlar hep alışıldık yan öyküler olsa da o karakterleri dramatik olarak dolduran yan öykülerdir.
Burada hiç öyle bir şey de yok.
Bir yapımcının böyle bir yüzeyselliği kabul etmesi de zaten mümkün değil.
Her şekilde Masters of the Universe gerek teknik olarak, gerek görsel olarak, gerek öykü olarak, gerek senaryo olarak neresinden tutarsam tutayım olmamış.
Hiçbir ikna ediciliği yok ve 200 milyon dolar gibi devasa bütçelerin bu kadar vasat bir senaryoya birbiriyle tutarsız ekiplere harcanması
inanılır gibi değil.
Yani her şekilde özetle Masters of the Universe filmi gayet kötü bir film olmuş ve tekrar özellikle belirtmek istiyorum.
Bu kötülüğün sebebi de yapımcı beceriksizliği arkadaşlar.
Güçlü yapımcılara ihtiyaç duyar.
İşte buna vereceğimiz en güzel örnek de Masters of the Universe filmi.
Evet bu hafta haftanın sinema gündemini ve Masters of the Universe filmini incelemeye çalıştık.
Bu haftalık bu kadar. Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
