
Haftanın Gündemi ve Görevimiz Tehlike Son Hesaplaşma
5 Haziran 2025 · 23 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, haftanın sinema gündemini ve Görevimiz Tehlike Son Hesaplaşma Filmi'ni inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
İki film daha var ki bir tanesi Son Durak Kan Bığı filmi.
Bu film de yılın önemli filmlerinden bir tanesiydi aslında.
Geçmiş bölümleri var ta 2000'lerin başında başlamış.
Kendince bir serinin gelişimi var, başlangıcı var.
Biz etki yaratmış bir seri 2000'ler sinemasında.
Aynı zamanda diğer gösterimde olup size incelemesini sunmak istediğim film de Şafağa Kadar diye bir korku filmi.
O da ilginç bir film yani çok iyi bir film değil ama yine de türün meraklılarını mutlu edilecek bir film bence.
Ama hem gündemimiz çok yoğun hem de görevimiz tehlike zaten çok önemli bir proje yani üzerine konuşmasak olmaz.
Şimdi hangisini anlatayım hangisinden bahsedeyim emin olamıyorum ama en azından şöyle söyleyeyim.
Benim beklediğim kadar iyi bir film değil aslında.
Yine serinin gerekliliklerine, öncü filmlere benziyor.
Yani onların başlattığı seriyi çok da kötü olmadan devam ettiren bir film olmuş.
Güzel yani, keyifle izlersiniz.
Şafağa Kadar filmi de...
Belli geleneklere dayanan yani çok yaratıcı değil çok farklı bir film değil ama işte tek mekan filmleri döngü filmleri gibi belli alt türlerin bir örneği ama aynı zamanda
da kendince de bir dünya yaratmaya çalışan bir film ama bu ikisi de Ancak türün meraklılarını biraz daha böyle ikna edecek filmler olabilir diyeyim.
Ondan dolayı hani bunlarla ilgili böyle kısa bir yorum yapmış olayım o kadar.
Göreğimiz tehlikeye biraz daha odaklanmaya çalışacağım.
Ama ondan da önce haftanın sinema gündemi üzerine mutlaka belirtmek istediğim birkaç tane başlık var onları anayım.
Şimdi birincisi geçtiğimiz haftanın en çarpıcı sinema gündemlerinden bir tanesi.
uzun süredir beklenen Harry Potter dizisinin kastının açıklanmasıydı.
Yani oyuncularının açıklanmasıydı.
Ve özellikle serinin en önemli karakterleri olan Harry Potter, Hermione Granger ve Ron Weasley rollerinde hangi çocuk oyuncuların tabii yer alacağıydı.
Çünkü elbette bu üçlü çok önemli değil mi?
Toplamda 30 binden fazla genç oyuncu bu role başvurmuş.
Çok uzun süren elemeler sonucunda seçilmişler.
İsimlerini söyleyelim Harry Potter rolünde Dominic McLaughlin, Harmonic Ranger rolünde Arabella Stanton ve Ron Weasley rolünde de Alistair Stott diye 3
genç pırıl pırıl oyuncu sinema dünyasına giriş yapmış oldular ve Çekilecek olan bu yaz zaten çekimler başlıyor.
Önümüzdeki aylarda haftalarda başlayacak çekimler.
Harry Potter dizisinin başrol oyuncuları olarak karşımıza gelecekler.
Başka birçok oyuncu tabii açıklandı.
Sadece bu üç merkez karakter değil.
Ama ben detayına girmeyeyim.
Konuyla ilgili olan arkadaşlar zaten sosyal medyada görmüşlerdir.
İlk kez benden duyan dinleyici arkadaşım varsa da kısa bir Google aramasıyla dizinin tüm kastını, yapım notlarını falan görebilirler.
hatırlatmış olalım. Yakın zamanda gösterime gireceğini bildiğimiz çok önemli bir proje geliyor.
Çok sevdiğimiz bir yönetmen kim?
Guillermo del Toro harika filmler yaptı.
2000'ler sinemasına harika filmler, projeler hediye etti ve 2025'in sonbahar aylarında henüz tam gösterim tarihi belli değil.
Netflix'te yayınlanacak olan Frankenstein.
Şimdi Frankenstein tabii hem edebiyat tarihinin hem sinema tarihinin çok önemli karakterlerinden bir tanesidir.
Üzerine çok sayıda film yapılmıştır ve Guillermo del Toro da gerçekten Frankenstein projesi için bence son derece doğru bir yönetmen.
Bu proje ile ilgili birçok yapım notu açıklandı ve filmin fragmanı da zaten gösterime girdi.
Merak eden arkadaşlar fragmana bir göz atsınlar.
Bir başka önemli sinema gündemi ise şahsen benim için çok önemli bir başlık bu.
Çok önemli bir kişiden bahsedeceğim.
Kimden bahsedeceğim? Kevin Spacey.
Kevin Spacey 90'ların başında onu tanıdık.
Olağanüstü bir oyuncudur yani muhteşemdir gerçekten.
Hem de Oscar'lıdır zaten.
İnanılmaz performanslarla karşımıza geldi.
Çok muhteşem filmlerde, önemli rollerde yer aldı.
Ancak... yakın zamanda Hollywood'la patlak veren Me Too hareketi hatırlamayanlar için söyleyelim sektör içerisinde cinsel tacize uğrayan kadınların
başlattığı bir hareketti ve elbette son derece doğru bir hareketti.
Sayısız kadın oyuncu Me Too yani tam çevirisiyle ben de, ben de cinsel tacize uğradım, bana da tacizde bulunanlar oldu, ben de sömürüldüm, ben de taciz edildim
diyen çok sayıda kadın oyuncu ve elbette Hollywood emekçisi bu hareketi canlandırdılar ve Hollywood'da gerçekten sayısız ismin...
Ne yazık ki son derece kötü davrandığını, tacizde bulunduğunu, sarkıntılık ettiğini falan gördük.
Bu hareketi tabii ki her şekilde tüm sinema dünyası destekledi.
Ve bu hareketin içerisinde de eleştirilen ve kadınlara cinsel tacizde bulunduğu söylenen çok önemli oyunculardan bir tanesi de ne yazık ki Kevin Spacey idi.
Ama işte Kevin Spacey sevenlerden biri olarak da benim de böyle çok çok içim burkulmuştu.
Yani tabii şimdi kişilik olarak nasıl bir...
Birçok yerde haberler, makaleler yazıldı ve aslında çok ilginç bir projeyle geri dönüyor.
Fantastik bir savaş...
aksiyonu diyelim yani.
Çok ilginç bir proje.
Yani Kevin Spacey kendi kariyerinde çok da böyle fantastik, çok böyle savaştır, aksiyondur falan o tip filmlerle tanıdığımız bir oyuncu da değil.
Hem kendisinin başrolünde oynayacağı hem de yönetmenliğini üstleneceği son derece düşük bütçeli bir film.
10 milyon dolar bir bütçeyle çekilmiş bir film bu.
Doğası güçlere sahip bir grup savaşçının öyküsünü anlatan çok enteresan bir film olacak diye bekliyoruz.
Kan Film Festivali'nde Kevin Spacey katıldığı orada işte demeçler verdi, filmlerini tanıtı falan yani bir anlamda sinemaya tekrar geri döndü.
Hatta şöyle de söyleyeyim umuyorum ki tüm bu cinsel tacı suçlamaları falan da umuyorum ki gerçek değildir yani.
Her şekilde Kevin Spacey bir oyuncu olarak, bir sinemacı olarak...
Çok seven bir sinema sever olarak da geri dönmesine sevindim diyorum.
Şimdi geçtiğimiz hafta Türkiye sinemalarında birkaç yeni film gösterime girdi.
Ve benim ihmal ettiğim bir film oldu.
Geçtiğimiz haftalarda bundan benim bahsetmem lazımdı ama bahsedemedim.
Şimdi bahsedeyim. Lilo ve Stitch diye bir animasyon serisi vardır.
O koskoca bir dünyadır kendi içerisinde.
Ta 2002'de bir uzun metraj yapıldı.
Onun üzerine toplam...
bölüm süren Animasyon dizileri yapıldı.
Çizgi seriler yapıldı.
Oyuncakları var falan filan.
Lilo ve Stitch gerçekten çok başarılı bir proje.
İşte onun yeni bölümü gösterime girdi.
Ve ikinci haftasında 610 milyon dolar hasılata ulaşarak 2025'in şu an için en çok izlenen 3.
filmi konumuna geldi.
Şu anda gösterimde hani biraz böyle tabii genç kesime çocuklara hitap eden bir bölüm olduğu için benim şahsen çok da ilgimi çekmiyor.
için izlemedim ama yine de buradan duyurmuş olayım ilgisini çeken genç arkadaşlar Lilo ve Stitch'in yeni bölümünü izleyebilirler onun dışında gösterime giren ilginç projeler
arasında Karate Kid var arkadaşlar.
Şimdi Karate Kid nasıl diyeyim daha böyle 90'larda yapılmış bir karate filmidir.
O yıllarda 90'larda uzak doğu dövüş filmleri çok popülerdi.
Ondan dolayı Karate Kid de o yılların en sevilen projelerinden bir tanesiydi.
Birden çok devam bölümü yapıldı ama devam bölümleri çok da başarılı olmadı.
Ondan sonra yavaş yavaş... Karate Kid unutuldu gibi oldu böyle.
Yani tam unutulmamıştır tabii.
Serinin meraklıları elbette projeyi yaşatıyorlardır.
Ama şimdi yeni bir tane bölüm yapıldı.
Karate Kid Efsane Dövüşçüler diye.
Ancak eleştirel olarak da gişede de çok başarılı olmuş bir film gibi görünmüyor.
Tarihi olan önemli bir proje olsa da benim böyle çok da ilgimi çekmedi.
Yani ona ayrıca bir hafta...
Ayırmam gerektiğini hissetmedim açıkçası ama yine de hem Karate Kid serisine diyeyim ve son filme hem de Uzak Doğu Dövüş filmlerine ilgisi olan arkadaşlar Karate Kid'in son bölümüne bir göz
atabilirler. Evet hasılatlardan bahsedelim mi?
Her hafta bahsediyoruz. Hadi bu hafta çok da detayına inmeyelim hasılatların.
Evet gelelim neticede bu haftanın esas konusu olan görevimiz tehlike son hesaplaşma filmine.
Şimdi arkadaşlar görüğümüz tehlike taa 1996 yılında ilk uzun metrajı yapılan ve şu an gösterimde olan son bölümüyle de toplam 8 uzun metraj
filme sahip devasa bir seri.
Bu 8 uzun metraj film aslında kendisinden çok daha önce yapılmış.
Televizyon dizilerinin uyarlamaları.
Bundan önceki Görevimiz Tehlike programında ben bunun tarihini de size uzun uzun anlatmıştım.
Görevimiz Tehlike dizileri ta 1960'lı yıllarda başlamıştı.
Sonra bitmişti.
80'li yıllarda tekrar TV dizileri yapıldı.
Onlar da bitti.
Ve ondan sonra 1996 yılında Brian De Palma'nın yönetmenliğinde ilk uzun metraj yapıldı ve çok başarılı oldu.
O günden bugüne tüm filmlerin başrolünde elbette Ethan Hunt rolünde Tom Cruise vardı.
Şimdi Görevimiz Tehlike serisi orijinal adıyla Mission Impossible tam çevirisi.
Görevimiz imkansız yani hani imkansız görevleri yerine getiren bir ekibin öyküsünü anlatan bir projedir aslında Görevimiz Tehlike.
Çok iyi bir diziydi.
Dizinin esas olayı neydi?
Şuydu. 5 kişilik bir ekip vardı, gerçekleştirilmesi mümkün olmayan, çok zor...
Hiç şiddete, çatışmaya ve kaba güce başvurmadan teknolojiyle çok ince bir zeka ile hesaplanarak planlanmış görevleri başarıya ulaştırırlardı.
Ve biz de dizinin başında böyle yani o kadar şaşırırdık ve hayranlık duyardık ki yani görevimiz değil ki dizileri kendi dönemleri için gerçekten benzersiz dizilerdi.
Çünkü bu başardıkları görevler normalde savaşarak, çatışarak, kabı güç kullanarak gerçekleştirilmek zorunda olan görevlerdi bunlar.
Ama işte Görevimiz Tehlike'nin ekibi bunları bambaşka yöntemlerle başarırlardı diyelim.
Bu bayıldığımız format 1996 yılında uzun metraja aktarılmıştı.
Ancak şöyle bir durum vardı ki...
Brande Palma'nın yönettiği bu öncü filmde filmin ilk yarısına kadar diyeyim dizinin o bildiğimiz kaba güce gerek duymadan görevlerin başarıyla sonuçlandırılması yapısı
filmin ilk yarısında diziye sadık biçimde sürdürülüyordu ancak bir noktadan sonra işler yolunda gitmiyordu ve Ethan Hunt silahı
eline alıp böyle aksiyon sinemasının klişelerine dönüştürüyordu filmi.
Proje dizilere sadık başlıyordu ama hiç de öncü projelere sadık biçimde ilerlemiyordu ve sonuçlanmıyordu.
Bu noktadan sonra da görevimiz tehlike resmen ajan aksiyonuna dönüşmüştü.
Ondan sonra farklı yönetmenlerle, farklı bölümlerle ta günümüze kadar...
bir aksiyon serisi olarak sürdü geldi.
Bütün bölümler yüksek bütçeliydi.
Çok yüksek teknik işçiliğe sahip.
Hemen hemen tüm bölümlerin çok yüksek hasılat rakamına ulaştığı böyle yani aksiyon sinemasının diyelim ilk akla gelen en güçlü örnekleri olarak ta bugüne kadar geldiler diyebiliriz.
Filmlerin arasında ufak tefek farklılıklar oldu.
Olmadı değil. Yani her bölüm tamamen aynı değildi aslında.
Tabii farklı yönetmenlerle de çalıştığı için Tom Cruise bu arada.
İlk filmden sonra da tüm filmleri...
yapımcısı da zaten Tom Cruise'du.
Genel olarak benzer formüllü, benzer yapıya sahip 8 tane film bize sundu Tom Cruise.
Bana sorarsanız bütün bu 8 filmli külliyat içerisinde en iyi film hangisi derseniz 1.
Elbette ilk film 1996 tarihli Brian De Palma'nın yönettiği Görevimiz Tehlike filmi bence elbette kalbimizde ayrı bir yeri var.
O çok iyidir. Ve bence bir de J.J.
Abrams'ın yönettiği 3.
bölüm. İlk film kadar iyi bir filmdi bence.
Hatta belki de en iyisiydi.
Şimdi artık ta 8.
bölüme geldik diyorum. Burada bir farklılık daha var.
7. bölüm...
Görevimiz Tehlike ölümcül hesaplaşma filmiyle yeni yeni karakterler işin içerisine girdi ve şu an gösterimde olan ve bugün bahsettiğim son hesaplaşma filmi ise 7.
bölümün de devamı.
Yani artık diyorum böyle 8 tane uzun metrajlık devasa bir külliyata dönüşünce kendi içerisinde yeni yeni bölümlendirmeler ve devam filmleri de yapılmış oldu.
Hatta 7. bölümde...
Altıncı bölümde gördüğümüz bazı karakterler falan da vardı böyle yani artık diyorum bu sekiz filmlik seri kendi içerisinde hani belli karakterler belli bölümlerde başladı hala devam ediyor.
Tüm bölümlerde yer alan Tom Cruise'dan başka tek bir karakter vardır ki o da Wayne Rames'in canlandırdığı Luthor karakteridir.
Ama işte kendi içinde de böyle farklı farklı bölümlenmeler, farklı farklı devam bölümleri olduğu için hani gerçekten çok zengin bir dünya diyebiliriz.
Görevimiz tehlike külliyatı.
Peki son film nasıl?
Biraz kopya çekeceğim.
Bir önceki bölümün incelemesini size sunduğumda şöyle bir şey demiştim ben.
Normalde aksiyona başvurularak çözülecek sorunlar görevimiz değil ki dizilerinde hiç de aksiyona, silaha, çatışmaya ve kaba güce başvurulmadan başarıya ulaştırılıyordu
dedik ya. Ancak uzun metrajlarda bu böyle olmamıştı dedik.
Yani uzun metrajlar aslında dizilere sadık projeler değildi de demiştik zaten.
Ancak ilk bölümlerde yine bir ekip çalışması vardı.
Ancak 6.
bölümden sonra görevimiz tehlike o ekip çalışmasını falan bir kenara bırakıp Ethan Han insanüstü beceriler sunup tüm problemleri tüm sorunları kendi başına çözdüğü yani
neredeyse böyle artık süper kahramana dönüştüğü filmler izlemeye başladık.
Eski filmlerin o aksiyona ve şiddete başvurmadan imkansız görevleri yerine getirmesi Daha güzeldi dedim.
Onu ben daha çok seviyordum demiştim.
Halen aynı fikirdeyim.
Evet artık Göremiş Tehlike filmleri tamamen Tom Cruise'un şovuna dönüşmüş durumda.
Çok sarsıcı aksiyon sahneleri var.
Yani gerçekten tek bir kişinin başarıyla finale ulaştıramayacağı zorlukta görevlere soyunuyor sürekli Tom Cruise.
Arkadaşlar bence artık bundan sıkıldık.
Gerçekten sıkıldık.
Yani filmler neredeyse fragmanlardan ibaret.
Hani her görevimiz tehlike fragmanında böyle bize soluğumuzu tutturacak bir aksiyon sahnesinin bir anı gösteriliyor ya böyle.
Hani işte mesela Tom Cruise işte dağın tepesinden motosikletle at.
Tamam abi yani bu 8 filmlik külliyatta bize...
O kadar fazla aksiyon gösterisi sundunuz ki.
Alıştık bunlara. Yani Tom Cruise ne yapabilir?
Daha fazla ne yapabilir?
Buzun altında bilmem 150 metre dipteki bir denizaltının içindeki şifreli bir kasanın içerisindeki bir harddiski ve bilgileri çal falan.
Tamam. Oradan çık paraşütsüz uçağın üzerine atla.
Oradaki adamı uçaktan at.
Sen uçağın içerisine bin.
O sırada uçak alev alsın.
Oradan paraşütü alıp atla.
Sınırı yok ki bunun, sonu yok ki yani.
Diyorum 8 bölümlük bu külliyatta bence görevimiz tehlike serisinin, yapımcılarının, yönetmenlerinin, yazarlarının ya da elbette en merkezdeki adam olarak
Tom Cruise'un bize sunabileceği bir aksiyon gösterisi kalmadı arkadaşlar.
3 saatlik bir aksiyon filmi zaten.
Yani bundan önceki bölüm de öyleydi.
Zaten çok yorucu, çok uzun.
Hani hep şunu söylüyorum. 3 saatlik aksiyon filmi mi olur arkadaş?
Yani yarım saat falan süren böyle aksiyon sekans diyeyim artık.
Onlara sahne bile diyemeyiz yani.
Sekansları var. Çok uzun, çok uzun.
Ondan dolayı görevimiz tehlike artık şey olduk yani.
Aşındık artık arkadaşlar. Gerçekten aşındık.
Ben çok etkilenmedim filmden.
Yani kötü bir film asla diyemem.
Gayet iyi bir aksiyon filmi.
Senaryosu, öyküsü, karakterleri, teknik işçiliği, efektleri, her şey çok iyi.
Bugün için Hollywood sinema sektörünün teknik olarak en üst seviyesini temsil eden filmlerden ve serilerden bir tanesi zaten görevimiz tehlikeli.
Hollywood'un zirvesi bu film.
Ama aynı şeyi...
O kadar çok kez bize sundu ki farklı iyi adamlar, kötü adamlar, ara karakterler, farklı öyküler, farklı coğrafyalar, farklı bir şeyler sunuyor bir anlamda.
3 saatlik bir Görevimiz Tehlikeye bence ihtiyacımız yok.
2 saatlik bir Görevimiz Tehlike bölümü de aynı etkiyi yaratır zaten.
Ve bu bölümle ilgili bakınız hiç karakterlere, öyküye falan girmiyorum.
Çünkü hemen hemen aynı zaten.
Yani ancak bu filmle ilgili bir de şöyle bir...
Eleştirim var. Çok değerli bir şey var.
Bir anahtar. Bir kasanın içerisinde.
Çok önemli bir bilgi var. Önce o anahtarı ele geçirmeleri lazım.
İlk film zaten neredeyse bundan ibaretti.
O anahtarı ele geçirdiler.
Sonra o kasaya gidecekler.
O kasa nerede? Buzun altında.
Batmış bir denizaltının içerisinde.
Tamam Tom Cruise oraya girdi.
Oradan bir şeyleri aldı.
Tamam. O aldığı bilgi ne?
başka bir kötücül düşmanın hedefine ulaşmasını engelleyecek bilgiler var orada.
Peki tamam onu aldık.
Sonra gittik o bilgilerle o kötücül düşmanın dünyayı yok etme planını engelledik.
Tamam mutlu son. Ana öykü tamam zaten bu ama mesela Tom Cruise işte o denizaltıya gidecek.
Oradan çıkarken şimdi ona diyorlar ki işte oradan yavaş yavaş çıkman lazım yoksa vurgun yersin.
Eee sana bir basınç odası Biz getireceğiz senin çıkacağın yere ki seni hemen işte onun içine koyalım.
Hani vurgun yeme. Vurgun yemek diye bir şey vardır.
Bilmiyorum duydunuz mu ya da biliyor musunuz ama dalış yapanlar denizin altından çok hızlı yukarıya çıkarlarsa onları öldürebilecek bir bedensel anomaliye maruz kalıyorlar.
Öyle söyleyeyim hani hiç bilmeyenler için.
Şimdi filmde mesela bu işte Tongroz vurgun yemesin diye.
Bir basınç odası bulunuyor.
Ne bileyim bunun üzerine yatırım yapılan bir yan öykü var arkadaşlar.
Böyle dakikalarca bunun üzerine bilgiler veriliyor falan.
Yani şunu söyleyeceğim işi zorlaştırmak için Tom Cruise'un soyunduğu görevin zorluğunu bize göstermek için her gerçekleştirilen göreve o kadar yatırım yapılıyor
ki. İşte bak şöyle bir.
Ne bileyim işte takip cihazı var bunu cebine koyman lazım.
Heh şu silahı kullanman lazım.
Tamam bu giysiyi kullanman lazım.
Çıktığın yerde basınç odası olacak.
İşte anahtar şurada olacak falan.
Bize yani bak bu görev çok zor diye o kadar gereksiz detay veriyor ki.
Ya abi basınç odası getirme oraya.
Tom Cruise'un üzerine ne bileyim bir giysi giydir ona.
De ki işte bu giysi senin vurgun yemeni engelleyecek.
Bitti. Olayı abartıyor film arkadaşlar.
İyice zorlaştırıyor. Yani Ethan Hunt o kadar zor bir göreve girişiyor ki bir şey yapmadan önce senaryo bizi o kadar germeye çalışıyor ki hani izlediklerimizden daha çok etkilenelim.
Daha zor bir göreve soyunuyor Ethan Hunt.
Ya buna gerek yok.
İşte o yüzden film 3 saat zaten.
Yani tamam Ethan Hunt çok zor bir görevi başarıp dünyayı kurtaracak.
Bu eleştirimden şu sonucu çıkarmayın.
Film kötü mü? Hayır. Enfes bir aksiyon filmi.
Her şey çok güzel. Aksiyon filmleri seviyorsanız size tavsiye ederim ve izleyin derim.
Ama bence aşınlık arkadaşlar.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
