
Haftanın Gündemi ve Good Luck To You Leo Grande (+18)
27 Ekim 2022 · 39 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, haftanın sinema gündemini, bu hafta ülkemizde de gösterime giren ve büyük beğeniyle karşılanan Good Luck to you Leo Grande filmini incelemeye çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Çok önemli filmler var. Hani çok iyi filmler var demeyeceğim ama uzun süredir beklenen, geniş izleyici kitlesine hitap etmesi beklenen filmler var.
Bunların bir tanesi...
Black Adam DC sinema evreninin önemli karakterlerinden bir tanesi ve yakın zamanın böyle en yüksek bütçeli, en yüksek ölçekli filmlerinden bir tanesi.
Büyük bir reklam gazıyla diyeyim böyle bir promosyonu ile gösterime girdi.
DC sinema evreninin meraklıları zaten hemen internette böyle bir hani hemen tweetler, yorumlar işte Rotten Tomatoes, Letterboxd bütün internet sitelerinde IMDB'de falan.
Film üzerine notlar, işte eleştiriler, yorumlar.
Hani büyük böyle bir...
PR çalışmasıyla gösterime girdi.
Şu an gösterimde çizgi roman uyarlamalarını ya da işte Marvel, DC böyle süper kahraman öykülerini seven izleyiciler için merak uyandıracak bir film olacaktır Black Adam.
İkincisi bir Türk filmi Bandırma Füze Kulübü şu an gösterime girdi.
Çok önemli bir proje.
Ömer Faruk Sorak Türkiye'nin en önemli yönetmenlerinden biri bence.
Türkiye'nin önemli ve nadir formalist yönetmenlerinden bir tanesi aslında.
Genellikle Ömer Faruk Sorak'ın filmleri çok özenli teknik işçilikle hani efektleri, görüntü yönetimi, kurgusu vs.
hani sinemanın daha çok teknik tarafıyla öne çıkan filmlerdir.
O nedenle Bandırma Fizi Kulübü de hani en azından estetik ve görsel olarak çok önemli bir film olacak diye düşünüyorum.
Ve bunun dışında öyküsü de tabi metnine çok önemli.
60'lı yıllarda 50'lerde işte NASA kuruldu, Rusya Uzay Ajansı kuruldu falan.
Tarihte yani insanlığın diyeyim uzaya açılma tarihleri ilk girişimlerin ilk fiziksel girişimlerin yapılması 50'li 60'lı yıllarda olmuştu.
Ve Türkiye Cumhuriyeti'nin de hani dünyadaki bu eğilime hani bir katılma çabası biz de bir füze yapalım uzaya gönderelim uzaya açılalım.
Türkiye'nin uzay ajansı kurulsun gibi gayet çarpıcı gayet ilginç merak uyandıracak bir tarihsel olaya bir döneme bir girişime.
Kapı açan, pencere açan bir film olarak Bandırma Füze Kulübü gerçekten ilgiye değer bir film.
Çok önemli bir film. Yapımcısı da Mustafa Uslu.
Türkiye'nin yakın zamanın böyle en büyük ölçekli, en geniş kitlelere hitap eden, en yüksek bütçeye sahip filmlerini yapan yapımcısının filmi olduğu için de aynı zamanda önem arz ediyor.
Ayrıca benim için bir önemi var.
Filmin ortak yazarlarından bir tanesi Ayberk Olgay benim çok yakın arkadaşım.
Daha önce çalıştığım bir insan.
İki tane birlikte... film yaptık.
Ben onun filminde oynadım. O benim filmimde çalıştı vesaire böyle.
Hani çok yakın dostumdur.
Ondan dolayı hani bildiğim kadarıyla şu an hani ortak senaryo ekibinde onun adı geçiyor ama tabii hani bu tip büyük ölçekli filmlerde zaten hani birçok senaryo yenilemeleri oluyor.
Değiştirmeleri oluyor. Düzenlemeleri oluyor.
İşte ilk senaryo, ikinci senaryo, üçüncü senaryo falan.
Filmin ilk senaryosunu aslında Ayberk yazdı.
Onun üzerine senaryoda tabii bazı değişiklikler olmuş vesaire.
Bunlar gayet normal şeyler. Ondan dolayı hani çok yakın bir dostumun da Payının olduğu bir film olarak benim için ayrıca önemli.
Bu film yeni gösterime girdi.
Henüz gösterime girdi. Yani sizin bu programı dinleyeceğiniz hafta gösterime girdi.
Belli bir süre gösterimde kalacaktır diye tahmin ediyorum.
Onun için henüz ben de filmi izlemedim.
Ondan dolayı bir şey söyleyemiyorum şimdilik ama Bandırma Fize Kulübü üzerine ayrıca bir program yapmak istiyorum.
Dediğim gibi Good Luck to You, La Liga Grande şu an gösterimde ama çok uzun süre gösterimde kalmayabilir.
Ondan dolayı öncelikle ondan bu hafta bahsedeceğim.
Ondan sonra Bandırma Fize Kulübü üzerine.
başka bir program yapmak istiyorum.
Aynı zamanda şu an gösterimde olan önemli filmlerden bir tanesi de Woman King, Kadın Kral adıyla bizde gösterime girdi.
Tam çevirisiyle. Woman King şundan dolayı çok önemli bir film.
Amerika'da gösterime girdiği hafta 3 hafta önce o hafta sonunun en çok izlenen filmi oldu ve hepimizin malumu ki Amerika'da bir siyahi ayrımcı politika var biliyorsunuz.
Tabi bunun sinemada da bazı yansımaları oluyor ki yakın zamanda Hollywood bu siyahi hassasiyete karşı gayet böyle siyahi oyuncuların oynadığı, siyahi yönetmenlerin yönettiği filmlere biraz daha bir alan
açıyor. Böyle Oscar'da bir pozitif ayrımcılık olduğuna dair birçok kez sohbet olmuştur.
İşte Kadın Kral bu açıdan çok önemli bir film.
Aynı zamanda biraz daha ilginç bir tarafı var ki filmin hem yönetmeni siyahi kadın bir yönetmen ki Gina Prince Bythewood bu yönetmenin adı.
Çok iyi bir yönetmen ben.
Zaten uzun süredir takip ettiğim bir yönetmen.
Çok sayıda iyi filmi var. Hemen bir tane örnek vereyim.
Bizde Ölümsüzlük adıyla çevirdi de aslında Old Guard adlı bir film.
Charlize Theron'un başrolünde oynadığı bir filmi.
By the Wood yönetmişti ve nefis bir filmdi gerçekten.
Orada hemen demiştik yani hangi yönetmen bu filmi yaptı onun hani başka filmlerine bakalım diye.
By the Wood gayet iyi bir yönetmen.
Çok önemli bir yönetmen. Çok daha iyi işler yapacağına inandığım bir yönetmen benim.
Takibe aldığım bir yönetmen. Ve onun filmi Kadın Kral eleştiriler de çok yüksek.
Herkes hani filmi çok övüyor böyle Türkiye'de.
de gösterime girmesi sevindirici ve girmeyebilirdi.
Aynı zamanda filmin oyuncularının çok büyük hemen hemen hepsi zaten siyahi ve özellikle de büyük çoğunluğu kadın siyahi oyuncular.
Viola Davis başrolde muhteşem bir oyuncudur.
Yani hani onun bulunduğu bütün projeleri keyifle izlediğimi hatırlıyorum.
Birçok filmini izledim. Ondan dolayı Woman King'de gayet önemli bu proje olarak şu an sinemalarda gösterimde izlemek isteyen arkadaşları hatırlatmış olayım.
Onun dışında bir hayal kırıklığı söz konusu ondan da bahsetmek istiyorum ki...
Aylardır ha geldi ha geliyor işte capsler işte çekim arkası fotoğrafları işte bomba gibi geliyor falan diye bir film.
Hangi film? Amsterdam adlı film.
David O. Russell Amerika'nın önemli bağımsız yani hem geçe hem bağımsız diyeyim böyle hani arada kalmış yönetmenlerden bir tanesi.
Tabii iyi bir şey olarak söylüyorum bunu arada olması.
Amsterdam çok büyük beklentilerle gösterime girdi ve ne yazık ki ben sinemada yakalayamadım bile.
Hani hiç ilgi de görmedi gibi geliyor bana iki haftadır gösterimde ama.
Gösterimden kalktığı bir anda hani nasıl oldu ben anlayamadım.
İzleyemedim yani filmi ben. Gösterimde yakalayamadım.
Bir türlü bir seans yakalayamadım. Eleştirmen notları hani ortalama.
İzleyici notları ortalama.
Hani kötü değil belki ama gerçekten hayal kırıklığı yaratmış bir film olduğunu düşünüyorum şu an.
Puanları pek de iyi değil.
Ve gerçekten inanılmaz bir oyuncu kadrosu var.
Yani hiç saymayayım saymakla bitecek gibi değil.
Yönetmen de diyorum David Russell önemli bir yönetmen.
İşte filmin yapım tasarımı çok özelliği tekniği çok...
Çok iyi falan filan böyle baş kapı seviyesinde bir film gelecek diye tahmin ettik.
Ancak ne yazık ki diyorum filmin notları hiç de iyi değil ve gösterimden kalktı gitti yetişemedik izleyemedik bir türlü.
Üzücü hani ilerleyen zamanlarda ben başka platformlarda yakalayıp izleyebilirsem film üzerine bir şeyler söylemek istiyorum.
Hiçbir şey söylemeden geçmiş olmayalım.
Bunların dışında iki tane çok güzel haberim var.
Bir tanesi hani 2000'ler sonrası korku sinemasının en önemli filmlerinden ve serilerinden diyeyim.
Conjuring'in James Wan'ın yönettiği ve en son büyük sinema başyapıtı olarak herhalde Conjuring korku sineması tarihine adını yazdırdı.
Onun 3 tane filmi yapıldı.
Devam filmleri de hiç fena değildi.
Gayet iyiydi. Ve Conjuring'in 4.sünün geleceği müjdelendi.
Yakın zamanda birkaç günlük bir haber bu.
Merakla bekliyoruz tabi.
İyi bir film olacağını tahmin ediyoruz.
Ve onun dışında DC sinematik evrimi az önce bahsettiğim gibi Black Adam filminin hani yapım şirketi diyeyim.
Onun yeni filmi olacak.
Hangisi olacak? Benim çok sevdiğim hani çok fazla sevilmedi bu film belki ama ben çok sevdim.
Bildiğiniz Superman. Man of Steel adıyla gösterime girmişti ki Henry Cavill'in Superman'e oynadığı film.
Onun devamının yapacağı açıklandı.
Çok iyi bir haber. Çünkü ben Superman'i bir karakter olarak çok sevmem aslında.
Çizgi romanlarda gençken, çok daha gençken, çocukken okumuşluğum vardı ama sinema macerasının, Superman karakterinin sinema macerasının pek de iyi olduğunu düşünmüyordum.
O zamana kadar Zack Snyder'ın yönettiği.
Ve yazarları arasında David Goyer çok önemli bir yazardır.
Çok önemli bir senaristtir.
Geçmişte de muhteşem filmleri yazdı.
Dark City gibi The Crow gibi falan.
Çok önemli bir yazardır.
Onun da ekibinde olduğu için çok merakla beklemiştim.
Man of Steel filmi ve bence çok iyi bir film olmuştu ki.
Superman gibi bana göre gayet karton ve yapay olan bir karakterin altını doldurabilmiş.
Onu gayet böyle hem düşünsel hem duygusal hem dramatik bir perspektifi çekebilmiş.
Çok önemli bir film olmuştu bence zaten.
Zaten genel izleyici kitlesi çok şiirsel bir film olarak değerlendirmişti.
Süpermen'in notları da o kadar kötü değildi.
Yani çok iyi değildi ama kötü değildi en azından.
Ondan dolayı Süpermen çok önemli bir projeydi bence.
İyi bir projeydi. Onun devamının gelecek olduğunu duymak gerçekten iyi bir haber bence.
Takipçisi olacağım. Sizleri de haberdar etmeye çalışacağım.
Bakın ne kadar çok haber var. Hemen bir haber daha veriyorum.
Şu an İstanbul Sinema Müzesi'nde Stanley Kubrick sergisi var.
Ben dün ziyaret ettim.
Gittim tabii Stanley Kubrick sever bir insan olarak mutlaka gidecektim.
Gittim. Tam olarak nerede?
En azından İstanbul'daki sinema severler için söyleyeyim.
İskiler Caddesi'nde Atlas Pasajı.
Hemen herkes bilir zaten. İstanbul dışında yaşayıp da İstanbul'u ziyaret etmeye...
Fırsatı olan arkadaşlar olursa sinema severler olursa ilgi duyanlar mutlaka Stanley Kubrick sergisini görsünler.
Ta Mart ayına kadar açık olacağını duydum.
Aylarca açık olacak yani.
Bu çok iyi bir haber. Genelde böyle işte hani 1-2 hafta 1 ay açık kalır sergiler kapanır.
Kubrick sergisi öyle olmayacak.
5 ay boyunca ziyaret edebilirsiniz.
Aklınızda olsun. Benim fikrime göre aslında çok da doyurucu bir sergi düzenlenmemiş bence.
Hani hayal kırıklığına uğradım demeyeceğim ama daha zengin olacağını tahmin etmiştim.
Kubrick'in bütün filmleri için odalar ayrılmış ve o filmlerin işte kamera arkaları, setten fotoğrafları, senaryo örnekleri, işte yazışmalar ve o filmlerden bazı işte kostüm örnekleri,
maket örnekleri falan filan, tasarım örnekleri, yazışmalar vesaire hani...
Diyorum çok iyi değil bence çok doyurucu değil ama yine de ziyaret etmeye değer bir sergi olduğunu düşünüyorum ki zaten Stanley Kubrick'i seviyorsanız mutlaka ziyaret etmek isteyeceksinizdir.
Tabi ilerleyen zamanlarda Sinematrist'te bir Stanley Kubrick sineması programı mutlaka yapacağım sinemasal açılımlar dosyası içerisinde.
Bu hafta aslında onu yapmak istiyordum.
Hem sergiyi ziyaret ettiğim hafta bunu yapmak istiyordum.
Ama dediğim gibi artık konumuza geleyim.
Good Luck To You Leo Grande filmini konuşmak istiyorum bugün.
Aylar önce aslında gösterime girdi İngiltere'de.
Zaten açılışı 2022 yılının Sundance Film Festivali'nde yapılmıştı.
Çok iyi bir film. Çok özel bir film.
Ve şimdiden programın başında zaten görmüşsünüzdür.
Artı 18 uyarısıyla Good Luck To You Leo Grande'den bahsetmek zorundayım.
Çünkü... Tam olarak cinsellik üzerine, seks üzerine bir film.
Tabi onu incelerken de bol bol seks konuşacağız.
Yapacak bir şey yok. Ondan dolayı artı 18 ibaresini koydum.
Ve ilk defa artı 18 bir program yapacağım için de biraz tedirginim ve heyecanlıyım gerçekten.
Evet bu haftanın esas konusu olan Good Luck To You Lea Grande'ye girelim.
Şimdi filmin hemen çok kabaca öyküsünden bahsedeyim size.
Nancy adlı 55 yaşında emekli bir öğretmen kadın.
Emma Thompson'ın oynadığı, zaten Emma Thompson'a tanıyıp da hayran olmayan sinema sever muhtemelen yoktur.
İnanılmaz bir oyuncu. Zaten Oscar'lı, çok iyi bir oyuncu.
Muhteşem projelerde yer aldı bugüne kadar.
Ve özel hayatında da çok seçkin bir insan olduğundan çok bahsedilmiştir.
İşte röportajlarını birçok kez izledi falan.
Harika bir insan gerçekten. Çok da iyi bir oyuncu.
Onu böyle bu projede görmek çok şaşırtmadı ama onu duyduğumuz saygıya saygı kattı gerçekten bence.
Hem muhteşem bir performans sergiliyor hem de söz konusu performansına inanılmaz.
İnanılmaz bir cüreti ve cesareti de eklemiş bu projede.
Nancy karakterini oynuyor.
Burada olay şu. Eşi vefat etmiş 55 yaşında emekli bir öğretmen.
Baya muhafazakar böyle hani biraz içe dönük bir kadın falan.
Bu kadın hayatında hiç orgazm olmamış.
Hani çoluğu çocuğu falan var ama hiç orgazm olmamış.
Hayatında hiç istediği gibi bir cinsellik yaşayamamış.
Hiçbir zaman tatmin olmamış.
Kocası vefat etmiş, iki yıl olmuş ve artık hani bu kadın bir şekilde ben cinsellemi yaşamak istiyorum diye kendince bir isyan bayrağı açmış ve bayağı parasıyla gigolo
tutmuş, ben sevişeceğim ve orgazm olacağım, cinsellemi yaşamak istiyorum diyor.
Şimdi hani buraya kadar bile zaten çok hem dramatik hem duygusal hem böyle psikolojik açılımlar zaten veriyor film.
Daha hani öyküsünde bile bir sürü açılım var.
Bunun üzerine bile ayrıca bir program yapılabilir.
Şimdi işte Nancy bir otel odasına gidiyor.
Burada söz konusu hani hizmetini alacağı, seks hizmetini alacağı karakter çıkıyor geliyor.
Bu karakteri de Daryl McCormack oynamış.
Yakın zamanda yine iyi oyuncularından bir tanesi.
Zaten Leo Grande hani filme izni adını veren karakter de bu.
Bu otel odasında bizim Nancy ile söz konusu karakter Leo Grande sevişecekler, seks yapacaklar.
Talep edilen bu, istenen hizmet bu.
Tamam önce öyküsünden bahsediyordum.
Şimdi detaya girmeyeyim. Evet bu otel odasında bu karakterlerin tanışması, konuşması, seks üzerine sohbet etmeleri, birbirlerini tanımaları, sevişmeye çalışmaları, niyetlenmeleri, nasıl sevişeceğiz, şöyle sevişeceğiz, böyle sevişeceğiz.
Bol bol hem bir psikolojik açılım hem bir karakter açılımı.
Tabii uzun uzun seks konuşuluyor.
Tarafların cinsel özellikleri, hayata bakışları konuşuluyor vs.
Şimdi bu hani filme kabaca öyküsü böyle.
Şimdi bu öykü bağlamında filme şöyle bakabilirsiniz.
Bazı yerlerde zaten filmden öyle bahsedilmiş ki bence bu çok büyük bir haksızlık.
Bir seks komedisi hani içerisinde cinsellik barındıran seks imgeleri olan falan bir komedi.
Kesinlikle böyle bir şey yok.
Hani buna inanmayın. Film son derece psikolojik, son derece dramatik, gayet felsefi.
Çok böyle zengin açılımlara, alt metinlere sahip bir film bir kere.
Hani sadece böyle komik anlar var.
Eğlenceli bazı hani benim de güldüğüm anlar oldu ama filmi bir seks komedisi olarak anıp geçiştirmek gerçekten hiç de hakkaniyetli bir yorum olmaz diye düşünüyorum.
Şimdi... Söz konusu alt metinler ne?
Birincisi hemen karakterlerden girmeye çalışayım.
Şimdi bir tanesi Leo Grande zaten böyle uzun boylu, esmer, çok böyle atletik, güzel vücutlu, yakışıklı bir adam.
Okey, genç. Hani bir gigolo olmasına hiç şaşırmayacağınız bir oyuncu seçmişler zaten.
Oraya koymuşlar. Onda sıkıntı yok.
Ama kadın karakteri bayağı...
İncelenesi. Diyorum hem 55 yaşında hani bayağı olgunca bir kadın.
Hem muhafazakar bir kadın.
Hem işte bir öğretmen falan böyle zaten filmde söylüyor.
Tamam bir yandan hani filmi de incelemeye başlayalım o zaman.
Zaten Gigalos'un da karşı karşıya geldiğinde böyle önce bir hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya çalışıyor.
Bir şampanya açıp içiyorlar. Bir sohbet ediyorlar.
Birbirlerini tanıyorlar falan. Tamam hani bir insanın hiç tanımadığı biriyle birden çık diye yatağa girip sevişmesi biraz daha zor olsa gerek ama.
Hani filmde önce küçük bir tanışma aşaması falan oluyor.
İşte o aşamada. Nancy öğretmenimiz diyor muhafazakar öğretmenimiz bir paniğe giriyor böyle.
Ya ben ne yapıyorum? Parayla bir regola tuttum ve onunla sevişeceğim.
Ben seks işçiliğinin ya da seks sektörünün diyeyim çok yanlış, çok sıkıntılı, çok problemli bir şey olduğunu defalarca öğrencilerime anlattım diyor mesela.
Şimdi filmin ilk psikolojik açılımı burada.
Ortada çünkü normalde bunu yapmasının beklenmeyeceği bir kadın var.
Diyorum hem olgun yaşta hani olgun yaşta derken hani bunu sürekli neden belirtiyorum?
Şundan dolayı hayatı bakışıyla alakalı, sekse bakışıyla alakalı, dünyaya, insanlara bakışıyla alakalı...
Belli fikirler oluşturmuş.
Belli bir ahlaki perspektif oluşturmuş.
Ve buna aykırı bir eylemde bulunan bir karakter Nancy.
Hani bundan dolayı yaşını belirtip duruyorum.
Cinsel bir imada bulunmuyorum.
Yanlış anlamayın. Hani o yaşta kadın sevişir miymiş canım falan gibi bir şey söylemiyorum.
Öyle bir fikirde zaten değilim.
Filmde de zaten bunun üzerine bir şeyler bahsedeceğim şimdi.
Şimdi Nancy bir şekilde aslında kendi ahlak anlayışını, hayata bakışını, dünyaya bakışını bir gözden geçirmiş ve aslında bazı duvarları yıkmış.
Hani bir sınırı aşmış oluyor.
Şimdi filmin birinci açılımı bu.
İkinci açılımı artı 18 programa artı 18 koymamın sebebi de bu zaten.
Şimdi neyse diyorum hani belli bir yaşı geçmiş eğitimli falan gayet böyle hani belli yeterliklere sahip bir insan.
Ama aslında bir nevi seksle ilk defa karşı karşıya gelen bir...
Hani kadından bahsediyoruz aynı zamanda.
Şimdi bir öğretmen dedim ya.
Bu öğretmen olmasının da şöyle bir katkısı var filme.
Bu çok güzel bir tercih olmuş.
Planlı, programlı, sistemli.
Çok böyle hani hayata çok şey bakan bir insan.
Hani mantıksal ve düzenli bakan bir insan.
Ya cebinden Jigalo'suna not çıkar.
Bir liste yaptım diyor. Seninle sevişeceğiz ya mesela.
Sevişirken yapmak istediğim şeylere ben not aldım diyor.
Jigalo böyle hafif bir gülümsüyor falan böyle.
Şaşırıyor biraz. Hani birçok kişi için seks neticede hani bir dürtülerin dışa çıkmasıdır değil mi?
Bir şeyler böyle olağan dışı gelişir veya hani biraz sürpriz de gelişir.
İşte kadın erkek veya hani her kim sevişiyorsa bir anda böyle kapılıp gidersiniz falan.
Hayır kadın liste yapıp geliyor. Bak bunları yapacağız falan diyor.
Peki. Şimdi bu liste mesela ne anlama geliyor aslında biliyor musunuz?
Şöyle bir anlama geliyor. cinselliği kendi istediği gibi içinden geldiği gibi yaşamak isteyen bir kadının Neyi önceliğe aldığı, neyi denemek isteyeceği, neye daha
ilgiyle yaklaştığı ya da neyden kaçınmaya çalıştığına dair bir tespit sunuyor bize aslında o sahne.
Cinsellikle ilk tanışmak isteyen kişinin aklına önce ne gelir?
Önce neyi denemek ister? Neyi yapmak ister aslında?
Bunun üzerine bir tespit gibi aldım ben ki, ki bakın bundan önce başka bir muhabbet var.
O daha da güzel bir muhabbet.
Hani kadın ben bunları yapmak istiyorum diye liste yapmış ya.
Ondan önce ilk seks üzerine ne konuşuyorlar biliyor musunuz?
Öncelikle ne yapmak istedikleri değil, ne yapmak istemedikleri ve neyden kaçınmak istedikleri üzerine bir sohbet icra ediyorlar kendi aralarında.
Yani tabii kadın hani burada söz konusu seks hizmetini alan ve cinsellerini yaşamak isteyen karakter öncelikle kadın ya.
Önce ne diyor biliyor musunuz?
Ben anal seks istemiyorum diyor.
Ve bunu da işte bir şeylerin çıkması için tasarlanmış bir şeye bir şeyin girmesi falan gibi böyle hani bir mantıksal falan böyle bir evrimsel ya da işte biyolojik diyeyim en azından bir açılımla gayet mantıksal
bir perspektifte açıklamaya çalışıyor mesela.
Kadın hani bu şimdi muhabbeti şuraya bağlayayım.
Korkuyla yaklaşıyor. Kaçınılacak ya da kaçınmak istediği şeylerle iştigal ederek konuya giriş yapıyor mesela.
Bir korku ögesi gibi sunuluyor bir anlamda.
Hani sıra dışı seks ya da hani kaçınılası, seksin kaçınılası tarafı bir korku objesi gibi sunuluyor.
Ondan sonra ne istiyorum ben?
Diyor ki sayıyor kadın eline almış böyle listeyi.
Önce diyor ben sana oral seks yapacağım.
Sonra sen bana oral seks yapacaksın.
Sonra 69 deneyeceğiz diyor.
Eğer hala böyle deniyorsa diyor.
Hani diyorum yaşı bayağı olgunca bir hanım ya.
Günümüzde gençler bunu nasıl isimlendiriyor bilmiyorum ama hani hala böyle deniyorsa.
Ondan sonra diyor ki ben senin üstünde olacağım.
Kadın üstte sevişeceğiz.
Ondan sonra da doggy style diyor.
Yani köpek stili sevişeceğiz.
Şimdi bunların seçimi hani o kadına göre hani cinsellikle ben tanışıyor muyum?
Bunlarla başlamak istiyorum diyor.
Şimdi neden bunları seçtiği üzerine de filmin ilerleyen kısımlarında başka açılımlar oluyor.
Çok güzel. Şimdi burada bir muhabbeti durdurmak istiyorum.
Şöyle şimdi film burada başlıyor.
Ben bir ilk 15-20 dakikadan bahsettim.
Ondan sonra film kadının biraz cinselliği keşfetmesi, o işte kabuğunu kırması, duvarlarını yıkması, söz konusu Jigalo'ya seks hizmetini alacağı erkeğe karşı bir rahatlayabilmesi
falan gibi ilerlemesini bekliyorsunuz.
Ama ne oluyor biliyor musunuz? Çok büyük bir problem çıkıyor ortaya.
Nancy ile Leo Grande arasında.
Şimdi neticede onlar kadın erkekten bir seks hizmeti alacak.
Sevişecek ve hatta Jagalos ona şunu diyor.
Ben hayatım boyunca hiç orgazm olmadım.
Yani kendi başına mı bile diyor.
Yani mastürbasyonu kastediyor.
Kadın evet orada bile diyor.
Hiç çok zor orgazm olan, boşalabilen insanlar olduğunu biliyoruz.
Bunun tıbbi bazı işte tedavileri olduğunu biliyoruz falan filan ama.
Şimdi kadın bir anlamda bu açıdan sıkıntılı olduğu için.
Ve Gigalos'a şunu söylüyor.
Hani ben yine orgazm olamayacağım merak etme diyor.
Ve sana diyor şey yapmayacağım yani.
Orgazm taklidi yapmayacağım. Bunu söylemem lazım.
Kocam öldükten sonra asla orgazm taklidi yapmayacağıma söz verdim kendime diyor.
Bakın bence bu da çok güzel bir itiraf.
Güzel bir tespit. Ondan dolayı ama kendini kötü hissetme lütfen diyor.
Gigalos'a bunu söylüyor. Hani beni tatmin edemeyebilirsin o anlamda.
Ben boşalamayabilirim. Hani bu seni rahatsız etmesin falan gibi.
Hani gördüğünüz gibi bakın her şey böyle.
Kartlar masada. Çok açık net konuşuluyor.
Şimdi bu harika bir şey.
Hani ben hiçbir filmde cinselliğin tabii içerisinde olduğu bir sürü film olmuştur.
Elbette izlemişizdir falan ama burada...
Gayet nazik, gayet böyle hani herkesin izleyebileceği gibi.
Film belli bir yaşın üzerindekiler ailesiyle birlikte izleyebilir gibi bir şeyle gösterime girdi.
Hani çocuklar için uygun bir film değil belki ama hani genellikle cinsel içerikli filmleri falan böyle hani ailemizle falan izlemeye çekiniriz ya.
İşte burada aslında öyle bir yapı yok.
Son derece düzgün, son derece nazik, pornografik hiçbir ya da hani sahne ya da konuşma olmadan gayet yetişkin işi bir cinsel sohbet tutturmuş film.
Bu açıdan çok güzel. Şimdi dedim ya hani neticede kadının cinsellerini yaşaması, tatmin olması ve Jigalos'una karşı daha rahat bir hem fiziksel hem de duygusal bir açılım sergileyebilmesi
yönünde ilerleyeceğini düşünüyorsunuz sinemin.
Ama hayır öyle olmuyor. Nasıl oluyor biliyor musunuz?
Bu da incelenesi üçüncü kısım.
Kadın... Hani bu çocuk niye Jigalo'luk kendi çocuğu yaşında bir Jigalo neredeyse diyebiliriz.
Hani neden sen Jigalo'luk yapıyorsun falan filan gibi bir konulara giriyor böyle.
Önce onu kapatıyorlar sonra falan ama o konu yeni açılıyor.
Bir insanın Jigalo olabilmesi için ya da işte fahişe olabilmesi için hani cinsel hizmet veren bir kişiye dönüşebilmesi için illa hayatında bir travma olmuş olması gerektiği
üzerinden bir açılıma girişiyor.
Az önce demiştim ya Nancy'nin öğretmen olması çok dikkatle seçilmiş.
Hani bu kadın öğretmen bir sürü öğrenci yetiştirmiş.
Hani bir sürü çocuk işte hani ailesi sorunlu çocuklarla ilgilenmiş falan filan vesaire çok da böyle şefkatli tatlı bir kadın olduğu için Jigalos'unun geçmişinde yaşadığı travmalara falan girmeye çalışıyor böyle.
Onu hani özel hayatını anlamaya falan çalışıyor.
Yani aralarında Bir tür dostluk, bir tür psikolojik açılım, bir tür duygusal açılım süreci başlıyor.
Ve ne oluyor biliyor musunuz?
Orada olay patlıyor. Neden?
Çünkü Nancy Leo Grande'yi seks hizmeti almak için, yani sen tatmin olmak için bu adamı çağırdın.
Onunla sevişeceksin. Cinsel olarak mutlu olacaksın.
Ve onu göndereceksin.
Bu kadar. Yani Leo Grande'nin sana sunduğu ve vaat ettiği şey de bu.
Senin ondan talep ettiğin şey de bu.
Ancak bu çizgi kırılıyor.
Ve ne yazık ki bu iki karakter arasında bazı sorunlar çıkmaya başlıyor.
Şimdi az önce durmak istiyorum dedim duramadım.
Bu noktada tekrar duruyorum.
Şöyle filmin hani yarısına kadar yaklaşık şimdi size anlatmış oldum.
Şey vermek istemiyorum.
Zaten bir spoiler yok aslında.
Sürprizler içeren bir film değil.
Yani filmin tamamını da size anlatabilirim ama bir mahsur olmaz.
Yani filmi yine keyifle izleyebilirsiniz.
Bu noktada şöyle bir şey var sadece.
Film Nancy karakterini belli bir kadın toplumunun temsilcisi olarak konumluyor.
Onların sesi oluyor bir anlamda Nancy karakteri ve bir anlamda Nancy'yi de eleştiriyor çünkü olaya sanki diyorum hani benim bakışım bu bilmiyorum yanılıyor muyum ama oradaki
filmdeki söz konusu durum saf seks talebi cinsel tatmin ya da cinsel paylaşım olduğu ve işe duygusallık ve kişisellik karıştırıldığı anda Söz konusu işin yürüyemeyeceği
hani bir anlamda duygusal ya da psikolojik açılımlarla cinselliğin yerine göre en azından filmdeki perspektifi diyeyim.
Biraz ayrı değerlendirilmesi gerektiği gibi bir alt metin var filmde ve gerçekten ilginç.
Böyle bir tespite girişmesi filmin ilginç.
Şimdi şöyle söyleyeyim hani biraz devam edeceğim başka alt metinler de var ondan da bahsedeceğim.
Hani filmi zaten hani muhabbetini yapmışken söyleyeyim çok iyi bir film.
Gerçekten çok iyi bir film. Yarısını bile anlatmadım şu an.
Başka bir sürü alt metin var filmde.
Çok incelenici. Hani oyunculukları, tekniği, mekniği zaten çok güzel.
Komik tarafları da var. Yani Nancy Leograndi'ye oral seks yapmayı niyetleniyor.
Bir yandan heyecanlanıyor, korkuyor falan.
Hani normalde çok böyle vay edepsiz.
Bir de Türkiye gibi hani biraz daha muhafazakar tarafın güçlü olduğu ülkelerde, ahlaki olarak hassasiyetlerin olduğu ülkelerde ki aslında İngiltere'de böyle bir ülkedir.
İngiltere'den böyle bir film çıkması ayrıca önemli.
Daha da... çarpıcı olacağını düşündüğüm bir film benim bu.
Çok sevinli tarafları da var.
Yani çok tedirgin edici anları da var.
Böyle hani o kadının, Nancy'nin hani zaten başta işte yapamıyor, edemiyor, hani cesaret edemiyor.
Bir yandan istiyor bunu yapmayı.
İşte sevişmeyi istiyor, tatmin olmayı istiyor, oral seks yapmayı istiyor, kendisine oral seks yapılmasını istiyor falan.
Hani mümkün olan her türden, kabullenebileceği her tür cinsel yaklaşım, deneyimlemek istiyor ama bir yandan da Utanıyor, sıkılıyor, cesaret edemiyor, korkuyor, ürküyor vs.
O denge o kadar güzel tutturulmuş ki gerçekten inanılır gibi değil.
Şimdi diyorum bu aşamada hani filmin devamını ben bir şeylerden daha bahsedeceğim şimdi.
Duymak istemiyorsanız lütfen bırakın filmi izleyin ondan sonra hani anlatacağım şeyleri tekrar dinleyebilirsiniz.
Şöyle bir durum var.
Eninde sonunda bu iki karakter...
Artık filmin sonlarına doğru aslında.
Önce hani bir küsüyorlar, birbirlerine kızıyorlar, bağırıyorlar.
Orada da bir parantez açayım bu arada.
Şimdi bu kadar hani dedim ya ailenizle bile neredeyse izleyebileceğiniz seviyede bir cinsellik içerikli film bu.
Ama işte birbirlerinin kişisel özelliklerine, kişisel taraflarına girdikten sonra aralarında bir kırılma yaşanıyor.
Ve hani bir bağırıp çağırma oluyor, bir kavga oluyor böyle.
Çünkü Leo Grande adam şunu söylüyor hani...
Ben sana bunları anlatmamalıydım.
Kişisel taraflarımı anlatmamalıydım.
İş orada patladı diyor. Artık hani ben gideceğim.
Olmaz diyor hani kişisel muhabbetlere girdik falan.
Nancy ona hayır işte gitme bak bunları konuşmamız çok normal falan filan diyor.
Kızıyorlar birbirlerine falan.
Orada çok hassas bir nokta var ki hani filmde benim en çok düşündüren beni taraflardan bir tanesi bu oldu.
Nasıl biliyor musunuz? İlk defa İngilizce'deki fuck yani Türkçe'deki sikmek kelimesi kullanılıyor filmde.
Leo Grande Nancy'ye ne diyor biliyor musun?
Kendisi üzerine bir eleştiri yönlendiriyor Nancy.
Hani bu işi niye yapıyorsun, nasıl yapıyorsun falan filan gibilerinden.
O da dönüp diyor ki bir otele gelip kendisini siktirmek isteyen bir kadının bunu söylemeye hakkı yok diyor.
Şimdi saatlerce birbirleriyle cinsel paylaşımda bulunacak, birbirlerini rahatlatmaya çalışan, cinsellik yaşamaya çalışan, bunun üzerine uzun uzun konuşan iki karakter hiç
o kelimeyi kullanmamıştı.
Fak kelimesini kullanmamışlardı.
Ne zaman bir kavga oluyor, bir zıtlaşma oluyor, bir şekilde bir kırılma oluyor aralarında.
Olay fuck, fuckable, fuck you, fuck me gibi.
Diyorum Türkçedeki sikmek kelimesi.
Sikmek, sikilmek falan böyle daha çirkin, cinselliğin yaptım, yapan, yapılan, edilen, edilgen gibi.
Hakaretvari ya da cinselliğin bir şekilde cezalandırıcı.
Biri için hani çirkin ya da ahlaki olarak sıkıntılı, problemli ve karşındakini incitebilecek bir imgi olarak kullanılmış olduğunu görüyoruz.
Şimdi hani filmin o noktası gerçekten çok sarsıcı ve garipti.
Ya siz zaten oraya sevişmek için geldiniz.
Cinsellik yaşamak için geldiniz.
Birbirinize nazik davranıyordunuz.
Çok güzel konuşuyordunuz. İşte sevişmek, işte make love falan hani aşk yapmak gibi kelimeler kullanılıyor.
Güzel. Okey. Gayet nazik.
Ama ne zaman bakın kavga olduğunda taraflar birbirini incittiğinde ya da incitmeye çalıştığında falan make love fuck'a dönüşüyor.
Bakınız. Nefis bir tespit.
Çok ince gerçekten. Bunun gibi başka sayısız şey var filmde.
Gerçekten çok ince noktalara temas edilmiş.
Çok uzatıyorum yani.
Film diyorum çok zengin. Anlatacak başka bir sürü şey var ama şu noktayı artık söylemem lazım.
Bir şekilde Nancy gerçekten tatmin oluyor.
Bu arada tabi cinsel yaklaşımları giderek artıyor sahnelerde.
Önce birbirlerine dokunmaya çekinen Nancy ya da kendisine dokunulmasına çekinen Nancy.
Bir şekilde oral seks yapıyor.
Ona oral seks yapılıyor.
Sevişiyorlar. Normal bildiğimiz sevişmeye giriyorlar.
Bunu yapabiliyorlar. Farklı pozisyonlarda sevişebiliyorlar.
Filmin sadece sonunda çok kısa kısa Gerçekten seviştiklerini fiziksel olarak gösteren çekimler var.
Çok az ama. Filmin sadece sonunda kısa kısa böyle diyorum hani cezbedici olmaya çalışan cinsel sahneler yok filmde.
Hani bir seks filmi değil asla.
Ama sonunda sadece hani onu da görmemiz lazım artık.
Hani bu kadar sohbet gördükten sonra karakterlerin sevişme üzerine bu kadar konuşmalarından sonra gerçekten hani soyunup seviştiklerini görmemiz gerekiyordu.
Dramatik olarak söylüyorum. Cinsel ya da görsel olarak söylemiyorum.
Ve filmde o kadar gösteriyor.
Tamam hani... Okey iki karakter mutluca seviştiler.
Gayet keyifli, mutlu bir birliktelik yaşadılar.
Onu gösteriyor film. Ama şöyle bir nokta var.
Nancy tüm sevişmelerden keyif alıyor, zevk alıyor ama boşalamıyor.
Yine boşalamıyor. Şimdi bakın filmin de o dramatik tarafı çok güzel gerçekten.
Ve gigalomuz Leo Grande de onu gerçekten orgazm etmek için, boşaltmak için çok...
Bayağı çaba sarf ediyor. Nancy diyor ki tamam ben çok mutlu oldum.
Gerçekten seninle seviştim ve çok mutluyum.
Çok keyifli. Hani boşalamadım ama çok üzülme.
Sana en başta söylemiştim ben zaten boşalamayacağım diye.
O noktada ne oluyor biliyor musunuz?
Nefis bir sahne var. Onu söylemem lazım.
Çünkü alt metni de var onun.
Leo Grande Nancy diyor ki bir saniye diyor.
Küçük bir seks oyuncağı var. Onu kullanmak istiyorum diyor.
Yataktan kalkıyor. Çıplak bir şekilde böyle odada odanın diğer ucuna doğru yürüyor.
Çantada bir şeyler karıştırıyor falan filan.
Şimdi bakın artık spoiler oluyor bu ama hani bakın az önce söyledim hani devamını isterseniz filmi izledikten sonra dinleyin dedim.
Onun için anlatıyorum artık yani.
Kimse lütfen alınganlık göstermesin.
Leogrande odanın öteki tarafına gidiyor.
Çantada bir şeyler karıştırıyor falan.
Nancy dönüyor Leogrande'ye bakıyor.
Böyle çırılçıplak hani hoş bir erkek vücudu denebilecek bir tipleme zaten.
Hani jikolo olduğu için işi bu olduğu için.
O yeterlilikte bir erkek herhalde görebildiğim kadarıyla.
Ona bakıyor. O şekilde görüp kendi kendine orgazm oluyor.
Sevişirken orgazm olmuyor.
Seks esnasında orgazm olmuyor.
Aslında bir anlamda film şu noktaya geliyor.
Kadınla erkek için seks aynı şey değil.
Bu konuda hemfikiriz.
Tatmin olmanın, cinsellikten mutlu olmanın sanki...
Elbette bu böyledir zaten söylenmiştir hani duygusal ve psikolojik bir tatmin anlamına geldiği zaten söylenmiştir ama fiziksel olarak seks yapmanın tatmin gerekçesi ya da sebebi değil seksten
anlık mutlu olmanın mutlu olduğun bir ortamda mutlu olduğun bir kişiyle ve mutlu olduğun bir yaklaşımda olduğun takdirde tatmin olabildiğinin önemli olduğu
gibi bir sonuca varıyor. Film.
Şimdi çok karmaşık anlattım.
Şöyle söyleyeyim. Elbette psikolojik ve duygusal tatmin önemli sekste.
Özellikle kadın cinselliğinde bunu biliyoruz.
İşte bu anlamda Nancy de o kadar sevişiyor.
Defalarca kız sevişiyor.
Onlar da mutlu değil miydi?
Mutluydu. Evet. Ama erkeğini seyrediyor neredeyse.
Onu görüyor. Beğeniyor.
Ondan hoşlanıyor sanki böyle.
Görerek tatmin oluyor.
Bakın. Sevişerek tatmin olmuyor.
Görerek, bakarak kendini mutlu hissederek tatmin oluyor.
Bu çok ilginç bir alt metin.
Burada başka alt metinler de var zaten.
Yine diyorum çok uzattım sohbeti ama diyorum film çok zengin.
Son bir şeyden bahsetmek zorundayım.
Filmin karakterler birbirine hani daha çok hani karakterler demeyeyim de Nancy Leogrande'ye ısınma aşamasında bir an aynanın önüne geliyordu böyle.
Hani böyle üzerindeki giysiyi falan açmaya çalışıyordu.
Hani bir çıplak olarak aynada kendisine bakmasını sağlamaya çalışıyordu Leo Grande.
Ve bunu başaramıyordu. Hani Nancy itiraz ediyordu.
Ben hani beni utandırma.
Hani vücudum çok güzel değil. Ben artık hani yaşlı bir kadınım.
Bazı fiziksel kusurlarım var.
Lütfen hani bu konuya girmeyelim.
Birbirlerinden bir şeyler söylüyordu. Leo Grande de tabii nazik bir adam olduğu için şey yapmıyor.
Israr etmiyor. Sonunda sevişiyorlar.
Mutlu oluyorlar. Nancy tatmin oluyor falan.
Leo Grande ile böyle işte sarılı falan onu gönderiyor odada.
Aynanın karşısına geçip üzerindeki işte böyle işte bornozumsu veya işte röptöşambırımsı bir giysi var.
Altı çıplak yani vücudu sadece tek bir şey var üzerinde.
Onu çıkarıp ve bu anlamda da tabii Emma Thompson 64 yaşındaki Emma Thompson bir filmde çırılçıplak vücudunu gösterdi.
Muhabbetin en başında ondan bahsetmiştim.
Hani harika bir kadın zaten Emma Thompson buna bir de cüreti cesareti ekliyor.
Yani 64 yaşında bir kadının...
Ve tabi bu kadar da işte Oscar'lı bir anlamda İngiliz oyuncu falan böyle prestijli falan bir kadının çırılçıplak bir filmde görünmesi gerçekten cesaret isteyen bir şey.
Emma Thompson bunu da yapıyor ve çırılçıplak biz Nancy karakterini filmde görüyoruz.
Ve Nancy aynaya hem yüzüne bakıp hem vücuda bakıp gülümsüyor.
Kendisini beğeniyor, vücudunu beğeniyor ve kendisine gülümsüyor.
Bana göre de filmin en kral alt metni, en harika mesajı bu sahnede ortaya çıkıyor.
Diyor ki film bir insanın fiziksel olarak kendisini güzel, şık, estetik, seksi vs.
görebilmesi, fiziksel olarak kendi özgüvenini arttırabilmesi, kendisini bir anlamda kendisiyle barışabilmesi cinsel mutluluğa bağlıdır diyor film.
Çok önemli bir mesaj bence.
Hele hele muhafazakar toplumlarda hele hele cinselliğe belli...
Ön şartlarla, belli kısıtlamalarla yaklaşılan toplumların çok büyük bir kesimiyle ilgili devasa bir tespit yapıyor film bence.
Tabii herkes için aslında bu tespit geçerli de bahsettiğim toplumlar için bence daha acı bir gerçeği ortaya çıkarıyor.
Film bir anlamda diyor ki, benim görebildiğim kadarıyla, benim yorumum bu.
Bir insan cinsel olarak mutlu olamazsa, cinsel olarak arzulanmazsa, fiziksel olarak...
Ve belki de tabii psikolojik olarak da alt tarafında o da var az önce birçok kez birçok noktada bahsettim.
Aslında kendisiyle barışık olamaz, kendisini sevemez, beğenemez.
Bir anlamda yani diyor ki her insan cinsel olarak arzulanmak zorundadır.
Cinsel olarak arzulanmayan bir insanın...
kendisini sevmesi ve beğenmesi, bu anlamda da özgüvenini inşa etmesi mümkün değildir gibi bir alt metne bağlanıyor film.
Ve bunu neredeyse tamamen cinsel mutluluğa ve dediğim gibi insanın cinsel hayatına bağlıyor.
Gerçekten başka bir sürü şey var arkadaşlar.
Filmin yarısını aslında anlattım.
Bir sürü doluluk var. Hiç ben oral seks yapmadım.
Bana da hiç oral seks yapılmadı.
Çünkü benim kocam, vefat etmiş kocam ki kocasından çok güzel anlatıyor kadın.
Asla kocasına karşı bir negatif bir şey yok filmde.
Öyle bir alt metin falan da yok yani.
Bu da güzel bir şey. Hani benim kocam böyle görüyordu diyor.
oral seks yapması ya da yaptırması aşağılayıcı bir şeydir falan.
Daha cinsellikle ilgili o kadar derin, o kadar harika tespitler var ki.
Diyorum neresinden bahsedeyim bilemedim.
Bir sürü şey daha anlatabilirim.
Neyse çok uzattım gerçekten. Özetle Good Luck to You, Lea Grande.
Hem çok iyi bir film hem diyorum komik anları var.
Harika karakterler karşımızda.
Nefis... Psikolojik diyorum cinsel duygusal açılımlar var.
Bir sürü alt metin var.
Hani neresinden baksanız bayılacağınız bir film olacağını düşünüyorum.
Çok iyi bir film olduğunu düşünüyorum.
Film şu an sinemalarda gösterimde.
Biraz olsun ilginizi çektiyse bahsettiklerim mutlaka izleyin diyorum.
Hani çok uzun süre sinemada kalmayabilir.
Çok geniş kitleye hitap eden bir film olmadığı için kısa süre kalabilir.
Ondan dolayı izlemek isteyebilirsiniz.
Tabi bundan sonra da belki dijital platformlarda falan...
Filmi tekrar görebiliriz.
Eğer sinemada yakalayamazsanız mutlaka fırsat bulduğunuz herhangi bir kanaldan izlemenizi tavsiye ediyorum.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
