
Haftanın Gündemi ve Fantastik Dörtlü İlk Adımlar
7 Ağustos 2025 · 25 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, sinemanın gündemini ve Fantastik Dörtlü İlk Adımlar filmini inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuştuk, birçok bilgi verdik, tarihlerinden bahsettik, önemli isimlerden, projelerden bahsettik ve üzerine tabii yorumlar yapmaya çalıştık.
Ve tekrar artık gündeme dönelim.
İki haftadır gerçekten sinemanın gündemi çok yoğun, birçok gelişme oldu.
Hemen hızlı hızlı onlardan bahsetmeye çalışacağım.
Ancak önce şu an gündemde ne var, salonda neler var onları sizinle bir paylaşayım.
En yakın zamanda gösterime giren film elbette Fantastik Dörtlü filmi.
Bugün size bahsetmeye çalışacağım.
Onun dışında yine son birkaç haftanın çokça izlenen yılın da önemli filmleri hala gösterimde.
Mesela Süpermen hala gösterimde, F1 filmi hala gösterimde, Jurassic World yeniden doğuş filmi gösterimde, Ejderhanı Nasıl Eğitirsin, Görevimiz Tehlike, Bu filmlerde
halen gösterimde elbette hemen her haftanın gündemi programında gösterime giren eski filmler üzerine de bir şeyler söylemeye çalışıyoruz ama bundan uzaklaşmak istiyorum.
Çünkü Paribos Cineverse kendi internet sitesinde bir daha izlemeden olmaz diye ayrı bir başlık açtı.
Yeniden gösterime giren eski filmler üzerine.
Yani şu an saysam en az 7-8 tane eski film.
Tekrar gösterime girdi.
Ben bunun üzerine bir program yapmıştım ve bu durumdan hiç de hoşnut olmadığımı söylemiştim.
Ve ne yazık ki bu eğilim yani gösterime giren eski filmlerin miktarı giderek artıyor.
Yani bilmiyorum gelecek zamanlarda gösterimdeki filmlerin yarısı eski film olur mu?
Bana bunları göreceğimiz haftalarda gelecek gibi görünüyor.
Bunun dışında...
Gösterime giren filmler içerisinde korku filmleri, aile dramları, Türk sineması da bu aralar bayağı üretken yani çok sayıda film var.
Sinema salonları hayli neşeli diyebiliriz.
Bu arada şu an gösterimde olan bu andığım filmler yılın gişe bombaları aynı zamanda.
Onun için hemen onların ne kadar gişe yaptığını size söylemeye çalışayım.
Mesela Jurassic World yeniden doğuş filmi hafta itibariyle 700 milyon dolar sınırını aştı bu harika bir rakam.
Hoş diğer Jurassic Park filmlerin hemen hepsi 1 milyar dolara da geçtiler.
O eğri aşağı doğru gidiyor diyebiliriz ama yine de 700 milyon doların üzerinde hasılat.
Hiç şüphesiz ki yeni devam filmlerinin yapılması konusunda yapımcı şirkete cesaret verecektir.
F1 filmi 500 milyon doların üzerine çıktı.
Bu da o filmin şaralı olduğunu gösteriyor.
Çok tartışmalı.
Üzerine detaylıca size bilgi vermeye çalışmıştım.
Superman filmi o detaylara tekrar girmeyeceğim ama şu an için 500 milyon dolar sınırını aştı.
Bu da hiç fena bir rakam değil.
Gerçi yine Marvel'ın çokça para kazanan 1 milyar dolar sınırının üzerine çıkan filmlerin yanında bu Superman filminin de gişesinin çok yüksek olduğunu söyleyemeyiz ama yine de James
Gunn'ın yönetiminde tekrar başlayan DC sinematik evreni ilk filmi Superman'de yine de fena olmayan bir gişe yapmış ve Bu evrenin de geleceğini
şimdiden garanti etmiş gibi görünüyor diyebiliriz.
Haftanın önemli gündemlerinin arasında Christopher Nolan'ın son filmi The Odyssey.
Odyssey ile ilgili sürekli yeni yeni haberler geliyor.
Film gündemden hiç düşmüyor.
İki hafta önce bir haber çıktı.
Yani ben gerçekten çok şaşırdım.
Tabii ki şaşırmayan yoktur.
Çünkü sinema tarihinde daha önce hiç yapılmamış bir şey yaptı Odyssey filmi.
17 Temmuz 2026'da gösterime girecek ya şimdi bu film.
İşte bu filmin gösterime girmesine tam bir yıl kala 17 Temmuz 2025'de şirket bir açıklama yaptı.
Dedi ki Odisey'in IMAX gösteriminin biletleri satışa çıkıyor.
Bakınız bu çok müthiş bir PR çalışması.
Bir yıl sonra gösterime girecek bir filme şimdiden bilet almak ister misiniz?
Ya da bugüne kadar hiç böyle bir ihtiyaca girdiniz mi?
Ben kendi adımı konuşayım hiç girmedim.
Yani çok meraklı beklediğimiz çok muhteşem filmler oldu hep.
Ancak hiç hani bir sene önceden bir bilet almayı düşünmemiştim.
Ama işte Christopher Nolan Odyssey için müthiş bir...
PR çalışması yapıyor. Yani film hiç gündemden düşmüyor.
Sürekli görseller paylaşılıyor.
Yüksek olasılıkla şirket ve Christopher Nolan oyunculardan bu rica ediyor.
Ben öyle düşünüyorum yani. Kadro'daki hemen hemen herkes bir şeyler söyledi film için.
Yani en son mesela Tom Holland, Christopher Nolan'ın diğer filmlerine hiç benzemiyor falan dedi.
Çok önemli bir bilgi değil ama diyorum işte gündemde tutulacak ya film.
İşte ondan dolayı bu bir yıl önceden biletin satışa çıkması fikri yani tam böyle stüdyo...
Şeytanlığı diyebiliriz.
Herkes bunu konuşuyor sinema tarihinde çünkü böyle bir şey olmamıştı.
Bakalım tabii önümüzde daha zaman var.
Çarpıcı haberler gelirse elbette ben de sizinle paylaşmaya çalışacağım.
Bir başka çok büyük prodüksiyon.
19 Aralık 2025'te şurada artık birkaç ay kaldı diyebiliriz.
James Cameron'ın Avatar evreninin diyelim artık 3.
filmi The Fire and Ash filminin fragmanı yayınlandı.
Avatar deyince ilk gözümüze çarpan şey aslında Pandora'nın o muhteşem maviliği ve yeşilliğiydi.
O doğasıydı değil mi? İnanılmaz tasarımlar var filmde zaten.
İşte bu mavi ve yeşil coğrafyanın 3.
bölümde Kırmızıya bulandığını göreceğimizi müjdeleyen diyeceğim ama bu iyi bir haber gibi görünmüyor tabi.
Herkesin gözyaşlarına boğacak bir film gibi görünüyor Avatar Fire and Ash.
İşte Avatar evreninin 3.
bölümünün fragmanı görselleri ve bu filmle ilgili çok sayıda haber paylaşıldı.
Beklenti gerçekten çok büyük.
Tekrar söylüyorum 19 Aralık 2025'te gösterime girecek çok fazla zaman kalmadı.
Ondan dolayı Avatar'la ilgili yeni yeni haberlerin paylaşılmasına artık pek şaşırmıyoruz yani.
Evet bunu da paylaştıktan sonra bir başka önemli proje Tron Ares.
Şimdi Tron ta 80'lerde başlamış bugüne kadar gelmiş artık bir evren.
Geçmişinden film gösterime girdiğinde bahsederim ayrıca size önemli bir projedir.
Cyberpunk bilimkurgu dediğimiz bilimkurgunun önemli alt türlerinden birinin de öncü projelerinden bir tanesidir Tron.
Tron Ares filminin fragmanı paylaşıldı ki fragmanı da sade bir fragman yani filmi detaylıca tanıtmaya çalışan bir fragman gibi görünmüyor.
Bakalım Tron Ares nasıl bir film olacak merak ediyorsanız küçük bir tıklamayla Tron Ares'in fragmanına ulaşabilirsiniz arkadaşlar.
Şimdi bir başka önemli film...
Tabi buna daha çok var ama Dr.
Jekyll and Mr. Hyde 100 yılı geçmiş tarihiyle hem edebiyat tarihinin hem de sinema tarihinin önemli projelerinden bir tanesidir.
Kişilik bölünmesi hikayesidir.
Geçmişte zaten çok sayıda uyarlaması yapıldı.
İşte bu romanı Ridley Scott...
Tekrar uyarlayacağını açıkladı ve başrole Johnny Depp'i koydu.
Aynı zamanda Johnny Depp filmde bir oyuncu olarak yer almayacak.
Kendi karakterini de hem yazacak hem biçimlendirecek hem yönlendirecek.
Yani filmde Johnny Depp aynı zamanda bir danışman gibi çalışacak.
Johnny Depp'in başrolünde olduğu ve Ridley Scott'ın hem yapımcılığını hem de yönetmenliğini üstleneceği Dr.
Jekyll and Mr. Hyde.
Projesini şimdiden merakla bekliyoruz diyebiliriz.
Anlamamız gereken bir başka başlık ise 2025 yılı...
Emmy ödülü adayları belli oldu arkadaşlar.
Televizyonların en büyük ödül ve etkinliği 2025'in en önemli televizyon projelerinin adaylar arasında olduğunu görüyoruz zaten.
Liste çok uzun ben burada detaylıca girmeyeceğim.
Merak eden arkadaşlar 2025 Emmy ödülleri diye tıklarlarsa tüm listeye ve yılında haliyle öne çıkan televizyon projelerine ulaşmış olurlar.
Bu haftanın son sinema gündemi ise şöyle biliyorsunuz Oscar'larda akademi ödüllerinde boy göstermiş bir projemiz bugüne kadar olmadı.
Ancak hemen hemen her yıl bir Oscar aday adayı açıklıyoruz ki burada küçük bir parantez açayım.
Genellikle bu aday adayı filmler Türkiye'nin Oscar adayı olarak isimlendiriliyor ki bu isimlendirme yanlış.
Her haber paylaşan ortağım işte gazete dergi internet sitesi pek de bu konuda hassas davranmıyor.
Türkiye'nin 98.
Oscar ödüllerindeki aday adayını söyleyeyim.
Geçtiğimiz yıl zaten Türkiye'de birçok ödül sisteminde ödül alan bir film.
Hemme'nin öldüğü günlerden biri filmi Türkiye'nin önümüzdeki yıl akademi ödüllerindeki Oscar aday adayı oldu.
Bakalım seçilebilecek mi ve...
Oscar adayı olabilecek mi?
Bunu önümüzdeki haftalarda, aylarda göreceğiz arkadaşlar.
Son olarak şöyle küçük bir not düşmek istiyorum haftanın konusuna geçmeden önce.
Ben birkaç hafta önce bir projeden bahsetmiştim size.
Geliyor ve çok heyecanlıyım ben proje için demiştim.
Hangi proje? The Old Guard 2.
Şimdi Old Guard Netflix için yapılmış bir uzun metraj.
Fantastik serüven aksiyon filmiydi.
Başrolünde Charlize Theron vardı.
Netflix için artık Netflix'te hiç de iyi proje çıkmıyor.
Netflix bir çöplüğe döndü gibi eleştirilerin Sıkçı dile getirildiği yıllarda 2020 idi yanlış hatırlamıyorsam.
İşte bu filmin devam bölümünün yapılacağı açıklanmıştı ve geçtiğimiz haftalarda The Old Guard 2 gösterime girdi.
Ancak film çok kötü.
Birinci filmden sonra nefis tohumlar vardı hasat edilecek.
Harika bir öykü, nefis karakterler.
İşte zımba gibi bir devam filmi geliyor demiştik ama inanın ikinci film.
Yani birinci filmi...
Kötülüyecek kadar kötü bir film.
Yani öyküsü çok kötü, karakterleri çok vasat.
İlk filmdeki gibi çift anlamlar, yan anlamlar falan hiç öyle şeyler yok.
Old Guard 2, 3.
filmi işaret eder şekilde bitmiş olsa da bu başarısızlık 3.
bölümün yapılmasını engelleyebilir gerçekten.
Ondan dolayı diyorum hani bu filmi merakla bekliyoruz diye size söylemiştim.
O hani o sohbetin de sonunu getirmiş olayım.
Umarım yapmazlar diyeyim hani böyle yapacaklarsa hiç yapmasınlar daha iyi diyerek tamamlamış olayım.
Evet şimdi gelelim haftanın konusu olan Fantastik Dörtlü İlk Adımlar filmine.
Fantastik Dörtlü Marvel çizgi roman evreninin...
En erken dönem kahramanlarından ya da kahraman gruplarından bir tanesi diyebiliriz.
İlk kez 1961 yılında ortaya çıkarıyor Stan Lee Fantastic Dörtlüğü.
Ve ilk fasikülünde çok ilgi görüyor.
Yani çok sevilen, bilinen, geniş kitlelerce tanınan bir kahraman grubu.
Sinemada da...
Geçmiş dönemlerde bazı zayıf animasyon uyarlamaları falan oldu ama ilk kez hem yüksek bütçeli hem de iddialı bir biçimde 2005 yılında sinemaya uyarlandı.
Şimdi bu film nasıl bir filmdi biliyor musunuz?
Aslında iyi bir film değildi.
Fantastik dörtlünün çizi...
Çizgi romanlardaki ruhunu, özelliklerini, genel anlatı yapısını muhafaza ediyordu ama şimdi sinema başka bir mecra tabii ki.
Yani çizgi romana sadık olmanız ortaya illa iyi bir sinema filmi çıkaracağınızı garanti etmiyor değil mi?
Ondan dolayı bu fantastik dörtlü filmi dağlı bir şekilde gösterime girmiş olsa da aslında çok da başarılı olmadı.
Ancak buna rağmen şirket Fantastic Dörtlü'ye yatırım yapmaya devam etti ve 2 yıl sonra Fantastic Dörtlü Gümüş Sörfçü'nün Yükselişi diye bir devam filmi
daha yapıldı. Bu filmin notlarına ya da hasılatına bakarsanız ilk filmle hemen hemen denk olduğunu göreceksiniz.
Yani çok da iyi bir film değil, kişide de çok da başarılı olmadı ve arkasını getirecek kadar güçlü bir proje olarak Kendini göstermedi ama bana göre ilk bölümden biraz daha iyiydi.
Şimdi fantastik dörtlünün en önemli karakterlerinden bir tanesi ya bir kötü adam diyelim.
Tırnak içinde ya da dönüşen karakter diyelim.
Bu filme de zaten adını veren karakter Gümüş Sörfçü.
Ben bu 2007 tarihli filmin en çarpıcı tarafının Gümüş Sörfçü tiplemesini son derece başarıyla sinemaya uyarlamış olması olarak görüyorum.
Ancak dediğim gibi bu filmde çok da başarılı olmadı ve ondan sonra zaten Fantastic Dörtlü...
Kahraman grubu tekrar sinemada karşımıza çıkmadı.
Ne zamana kadar?
Ta ki 2015 yılına kadar Marvel yeni bir uyarlama yapmak istedi.
Bu kez bir şeyleri daha farklı ele aldı.
Biraz daha genç karakterlerle karşımıza çıktı.
İşte yönetmenler değişti, ekip değişti, her şey değişti diyebiliriz.
Karşımıza 2015 yapımı yepyeni bir fantastik dörtlü filmi çıktı.
Ancak bu film...
yapılan ilk iki bölümün de arkasına düşecek kadar kötüydü.
Gişede de çöktü, eleştirel notlar da çok kötüydü ve ben de filmi izlediğimde Keşke yapmasaydınız dedim.
İşte 2015'ten sonra Fantastic Dörtlü tekrar Marvel'ın tozlu raflarına kaldırılan bir kahraman grubu haline döndü.
İşte aradan tekrar 10 yıl geçtikten sonra Fantastic Dörtlü İlk Adımlar adıyla yepyeni bir projeyle karşımıza geldi.
Ve peşinen söyleyeyim film güzel.
En başta stratejik olarak çok doğru hamleler var bu filmde arkadaşlar.
Bunlar ne? Öncelikle ondan bahsetmeye çalışayım size.
Bu kahraman grubu kimdi?
Bu kahraman grubu uzaya açılan astronotlardı.
4 tane astronot bunların 2 tanesi eş zaten karı kocalar yani ve diğer karakterler de bunların kardeşleri.
Bunlar uzaya açılıyorlar ve uzayda kozmik bir ışınıma maruz kalıyorlar.
Bu ışınım...
Bu karakterlerin DNA'larını değiştiriyor ve astronotlar dünyaya süper güçlerle dönüyorlar ve birer süper kahraman olarak kendilerine de Fantastik Dörtlü adını veriyorlar.
Ve dünyanın da tabii koruyucusu, kurtarıcısı, herkesin sevdiği, hayran olduğu karakterler haline geliyorlar ki bu ekibin de baş karakteri ve lideri olan Reed Richards diye bir karakter
var. Bu filmde Pedro Pascal canlandırmış.
Reed Richards her tür bilimsel.
dalda başarılara imza atmış deha seviyesinde bir bilim insanı.
İşte bunlar süper kahramana dönüştükten sonra elbette dünyayı her türden kötü adamdan, kötü karakterden ve kozmik tehlikeden korumaya soyunuyorlar.
Okey. Kahramanların ortaya çıkış hikayesi yaklaşık olarak böyle.
Güzel hamlelerden bahsediyorduk ya.
Şimdi İnsanlığın uzaya açılma macerasına adım attığı yıllar hangi yıllar?
1960'lar.
1950'lerde hem Sovyet Uzay Ajansı kuruluyor hem de NASA kuruluyor.
Ve bunlar çalışmalarını 60'larda tamamlayıp uzaya açılıyorlar.
İlk kez uzaya açılan ülke kimdi?
Sovyet Komünist Rusaydı.
Onlar 1961'de Yuri Gagarin'i uzaya yollamışlardı.
İlk uzay seyahatini yapmışlardı ve insanlığın uzaya ilk açılışıydı.
Onun üzerine de NASA 1969'da ilk kez Ay'a insan göndermişti.
İşte görüyoruz ki insanlığın uzaya açıldığı yıllar ne zaman atmışlar?
İşte Fantastik Dörtlü İlk Adımlar filmi...
1960'larda geçen bir film.
Bunu daha önce hiçbir proje yapmamıştı.
Bu çok zekice. Yani filmi açtığınızda 60'larda süre giden bir film görüyorsunuz.
Filmdeki kostümler, sanat yönetimi, tasarımlar, araçlar.
60'ların Amerikasındasınız.
Bu çok güzel. Ancak elbette bu film aynı zamanda bir bilimkurgu filmi olduğu için...
60'larda süren bir bilim kurguya biz ne dememiz lazım?
Sinema literatürü ve kuramsal olarak steampunk dememiz lazım.
Steampunk, bilim kurgu ana türünün son derece özel, kendine has ve sinema tarihinde de az sayıda örneğine sahip alt türü.
Ne demek steampunk?
Alternatif tarih bilim kurgusu demek.
Geçmişte süre giden ancak kendi dönemi için fütüristik yani gelecekçi öykülere, karakterlere, tasarımlara sahip filmleri biz steampunk diyoruz.
Mesela şöyle bir örnek vereyim size hani aklınızda canlanabilmesi için.
Buharla çalışan bir robot düşününüz mesela.
Şimdi geçmişte hiç böyle bir teknoloji oldu mu?
Hayır. İşte 1800'lerin başında ilk defa buhar teknolojisi ortaya çıkıyor.
Ve diyelim ki...
Hiç elektrik icat edilmiyor.
2020'lere geldiğinizde nasıl bir dünya tahayyül edersiniz?
Buhar teknolojisi öyle gelişmiş olur ki işte buharla çalışan robotlar, buharla çalışan bilgisayarlar mesela değil mi?
İşte bunu biz nasıl alternatif tarih bilim kurgusu yakıştırmasına uygun görüyoruz?
İşte Fantastik Dörtlü İlk Adımlar filmi 60'larda süre gidiyor olmasına rağmen 60'larda hiç gerçekleşmemiş bir bilimkurgusal dünya tasarlamış
ve karşımıza getirmiş. Mesela uçan arabalar var filmde.
Günümüzde bile öyle bir şey yok ama işte bilgisayar teknolojileri de kullanacağız.
60'larda aslında bilgisayar yoktu.
En azından bizim bugün bilgisayar olarak gördüğümüz anlamda.
Bilgisayar yoktu ama bu filmde var.
Robotlar var. Tasarladığı ve karşımıza getirdiği bu fütüristik ve steampunk'a kayan evren tasarımı.
Şimdi filmin öyküsünden kısaca size bahsedeyim.
Evet artık Fantastik Dörtlü uzaya gitmişler.
Süper kahraman olarak geri gelmişler.
Ve dünyayı birçok kötücül güçten kötü adamdan korumuşlar.
Ve tüm dünya Fantastik Dörtlüyü seviyor.
İlgiyle takip ediyor. Hani onlara güvenimiz tam.
Onlar her zaman bizi korur.
Derken işte o gümüş sörfçü tekrar çıkıyor.
Dünyaya geliyor. Diyor ki bu dünyanın sonu geliyor.
Ben de haberciyim diyor.
Benim efendim diyor hizmet ettiğim yani serve deniyor yani ona servis hizmeti verdiğim.
Hizmet ettiğim...
Büyük güç Galactus bu dünyaya geliyor.
Bu dünyayı hani yiyecek gibi bir şey bu dünyadan beslenecek.
Bu dünyayı yok edecek. Onun sonsuz bir açlığı vardır.
O çok büyük bir güçtür.
Hiç ona karşı gelmeyi onunla mücadele etmeyi falan aklınızdan bile geçirmeyin.
Zaten gücünüz yetmez.
Sevdiklerinize zaman geçirin.
Son dualarınızı edin ve...
Yaşadığınız bu dünyaya ve içerisindeki her şeye veda edin diye bir haber getiriyor.
Çok iddialı değil mi?
Bence öyle yani.
Ancak dünyanın koruyucusu olan Fantastic Dörtlü elbette bu kaçınılmaz gibi görülen kadere ne yapacak?
Direnecek. Bu arada Fantastic Dörtlü'nün tek kadın karakteri olan Sue Storm karakteri Vanessa Kirby'nin canlandırdığı.
Sue Storm zaten ekibin lideri olan Reed Richards'ın eşi.
Ve Sue Storm filmin başında hamile olduğunu müjdeliyor eşine.
Ve artık hani günden güne böyle Sue'nun hani göbeği büyüyor büyüyor artık doğuma çok yakınız.
İşte tam bu doğuma yakın olunan dönemde Galactus'un habercisi Gümüş Sörçü dünyaya gelip böyle kötü bir haber veriyor.
İşte Fantastic Dörtlümüz uzay gemisine binip...
O Galactus'u görmeye ya da işte onu yenmeye ya da onunla mümkünse bir pazarlık yapmaya gidiyorlar.
Bundan sonrasını anlatmayayım.
Spoilere girer. İşte bir şekilde Fantastic Dörtlü hem Gümüş Sörfçü'ye hem de Galactus karakterine direnerek dünyayı kurtarmaya çalışıyor.
Şimdi bu öykü yani...
Çok çarpıcı, çok farklı değil.
Hani olmasına da belki de gerek yok zaten.
Bir şekilde bu öykülerin yeniden uyarlamalarını biz seviyoruz değil mi?
İzliyoruz yani böyle. Yani bizi heyecanlandıran şeyler, öyküler olmasa da yine de takip ediyoruz.
İşte Fantastic Dörtlü İlk Adımlar filmi de bu tip bir alışıldık ama kötü de fena da olmayan bir öyküyle karşımıza gelmiş.
Karakterler güzel, filmin sanat yönetimi dediğim gibi tasarımları harika gerçekten çok iyi.
Ufak tefek yana yüküler var ama filmin elbette zayıflıkları da var.
Bunlardan da kısaca bahsedecek olursak öncelikle şunu söylemek lazım.
Tamam film güzel bir tasarımla ve aslına orijinaline sadık biçimde karşımıza geliyor ama buna çok da bir şey katmıyor arkadaşlar.
Bakınız az önce ne dedim eski uyarlamalar için.
Bir filmin... Aslına sadık olması, iyi bir proje çıkarılacağını garanti edemediği için İlk Adımlar filmi de bence fazla sade bir film olmuş.
Yani hiçbir şey katmamış.
Yeni hiçbir şey yok, farklı hiçbir şey yok.
Yeni derken yepyeni bir öyküyle gelsin demiyorum ama başka bir boyut kat, başka yan karakterler kat.
Mesela 1960'lardayız.
İnsanoğlu uzaya açılıyor ve yenilmesi pek de mümkün görünmeyen bir kozmik tehlike geliyor mesela.
Şimdi bu düşünsel bir şey.
Mesela Ridley Scott, Steven Spielberg projelerinde hep bakın böyle alt metinler eklemiştir öykülerine.
Mesela böyle bir şey yapabilirdi bu film.
Hiç öyle bir şey yok. Tamamen öyküye odaklanıyor ve...
Duygusal bir tavırla izleyicisini etkilemeye çalışıyor.
Diyorum buna kötü demeyeceğim ama pek zengin bir film değil.
Yani çat dile getirdiğimiz ifadeyle izle geç filmi olmuş arkadaşlar.
Yani tamam hani izlerken keyif alırsınız sizi sürükler çok sıkıcı değil eğlenceli.
Yani üzerine çok uzun uzun incelemeler bakın filmde şu da var bu da var.
Şöyle bir yan öykü var şöyle bir yan karakter var.
Filme bir de şu açıdan bakalım gibi zengin bir inceleme ya da bir eleştiri size sunmam mümkün değil.
Ama yine de keyifle izlersiniz ve hani o Marvel evrenine kendince de fena olmayan bir katkı yapan bir proje olmuş.
Hani Fantastic Dörtlü Kahraman grubu da Marvel ve Avengers evreninde kendilerine ait bir yer bulacaklardır elbette.
İşte bu filmde bunun için yeterli bir başlangıç teşkil etmiş arkadaşlar.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Bir podcast
fikriniz var ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
