
Haftanın Gündemi ve Ejderhanı Nasıl Eğitirsin?
21 Ağustos 2025 · 25 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, sinemanın gündemini ve Ejderhanı Nasıl Eğitirsin filmini inceledik. Keyifli dinlemeler
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşan en büyük prodüksiyonları gösterime girdi.
Sırasıyla onlar üzerine konuştuk, programlar yaptık ve açıkça söylemek gerekirse bu film önceliğim değildi diyebilirim.
Yani öteki filmleri biraz daha önemli görüyordum.
Ancak baktım ki yılın en çok izlenen filmlerinden bir tanesi oldu.
Puanlar çok yüksek ve şu son 1-2 haftadır da gündem biraz sakinleyince dedim Görkem...
Sen bu filmi izlemelisin mutlaka üzerine bir şeyler söylemelisin.
Ondan dolayı gidip filmi izledim ve bugün size bir incelemesini sunmaya çalışacağım.
Ve evet geçtiğimiz haftada bundan bahsetmiştik ki sinema açısından yılın en sakin haftalarını yaşıyoruz.
Hem gişe gelirleri biraz daha düştü hem de gösterime giren çok önemli yeni ve büyük bir prodüksiyon yok.
Son dönemin önemli prodüksiyonları hala gösterimde ve gişelerde mevcut filmlere sırtını dayamış ve bu şekilde devam ediyor gibi görünüyor.
Gişeler biraz düştü dedik.
Dünya gişelerinde Weapons filmi geçtiğimiz hafta sonunun en çok izlenen filmi oldu.
Ve yılın en çok izlenen filmleri listesinde de Ejderhanı Nasıl Eğitirsin filmi de İlk 5'e girdi.
Bir süredir bahsetmiyoruz listeden.
Şunu size yine bir hatırlatayım.
Yılın en çok izlenen filmlerinde zirvede Neza 2 filmi 1.9 milyar hasılatla yılın en çok izlenen filmi konumunda.
İkinci sırada Lilo ve Stitch var.
O da 1 milyar dolar sınırını geçti.
Üçüncü sırada Minecraft Movie 955 milyon dolar.
Jurassic World Rebirth filmi 800 milyon dolarda ve işte Ejderhan Nasıl Eğitirsin filmi de Görevimiz Tehlike filmini geçerek 5.liğe oturdu
ve şu anki hasılatı 630 milyon doları yakaladı.
Gerçekten bu büyük bir başarı diyebiliriz.
Neyse evet bu filmden ayrıca bahsedeceğiz.
Ben haftanın çok kısa 2 sinema gündemi haberi var onlardan bahsetmek istiyorum size.
Şimdi Quentin Tarantino biliyorsunuz 90'lardan bugüne sinemaya damgasını vurmuş ve aynı zamanda da sinema tarihinin de en önemli yönetmenlerin arasına girmiş bir isim.
Elbette hepimiz seviyoruz, izliyoruz, beğeniyoruz ama bir anlamda ben hep Quentin Tarantino'ya...
Bir mesafeli durmuşumdur böyle.
Sevmediğim bazı tarafları var.
Sinemaya yaptığı katkılar kadar da sinemadan bir şeyler götürmüş bir yönetmen olduğunu da düşünüyorum.
Neyse bu apayrı bir konu.
Ancak bir yandan da Quentin Tarantino çok benim sinir olduğumda bir isim.
Neden biliyor musunuz? Çok fazla konuşuyor.
Son derece tutarsız davranıyor ve bir önceki açıklamasını yalanlayan hatta bundan sonraki açıklamalarını da çok da dikkate almamamız gerektiğini hissettiren açıklamalar yapıyor.
En sonunda demişti ki ben 10.
ve son bir film yapacağım.
Bu filmimin adı da The Movie Critic olacak.
Ondan sonra da sinemayı bırakacağım demişti.
Ve bu haftada bir açıklama daha yaptı.
Bir önceki açıklamasını tekrar yalanladı.
10. filmi Movie Critic olmayacakmış.
Peki tamam. İşte Movie Critic projesini önce bir dizi olarak yapmayı düşünmüş.
Sonra bir uzun metraja çevirmiş.
Ancak şu an için yaptığı son açıklamaya göre de Movie Critic projesinden tamamen vazgeçmiş.
Son olarak 10. bir film yapacak mı?
Belli değil. Bu film hangisi olacak?
O da belli değil. Sinemayı bırakacak mı?
Belli değil. Devam edecek mi?
Belli değil. Yani hiçbir şey belli değil.
Hani ne olacak ne bitecek bilmiyoruz.
İki ay sonra herhalde muhtemelen yeni bir açıklama yapar.
İşte 10. filmim şu olacak.
Sonra ondan da vazgeçtim falan.
Böyle canı sıkıldıkça Quentin Tarantino gündemi meşgul edecek gibi görünüyor.
Ya arkadaşlar bu insanlar sinema tarihinin en büyük yönetmenleri.
Yani sen medyatik mi olmak istiyor?
Konuşulmak mı istiyor?
Nasıl diyeyim böyle son albümü çok da satmayan böyle sıkıcı vasat yetenekte bir pop şarkıcısı değilsin ki sen Tarantino.
Yani hani bunlara ihtiyacın yok Tarantino gibi bu kadar değerli.
Bu kalibrede insanların böyle saçma sapan açıklamalar yapıp Tekrar tekrar gündeme çıkmaya çalışmak mıdır bu?
Herhalde öyle geliyor bana yani.
Onların da içinde herhalde bir konuşulma ihtiyacı oluyor diye tahmin ediyorum.
Yani onların saygınlıklarını zedeleyen şeyler olduğunu düşünüyorum ben ama işte yapacak bir şey yok.
Ne yazık ki bunlarla karşı karşıya geliyoruz.
Biz de gündemi takip eden kişiler olarak da işte bunları da söz konusu ediyoruz.
Şimdi bir başka bu tip isim demeyeceğim.
Çünkü bence Daniel Day-Lewis Quentin Tarantino gibi bir adam değil.
Çok daha tutarlı ve güvenilir bir adam ama ne yazık ki o da birkaç yıl önce ben artık sinemayı bıraktım diyenler kervanına katılmıştı.
Ki Daniel Day-Lewis çok prestijli ve çok önemli bir isimdir.
Sinema tarihinin en iyi erkek oyuncu Oscar'ını 3 kez almış tek ismidir.
Başka 3 Oscar almış erkek oyuncu var.
Kim? Jack Nicholson.
Ancak o iki kez en iyi erkek, bir kez en iyi yardımcı erkek Oscar'ı almıştı.
Yani onun da üç tane erkek oyuncu Oscar'ı var ama...
En iyi erkeği alan tek isim Daniel Day-Lewis.
Ondan dolayı da çok önemli bir isimdir.
Elbette ki fark etmez şimdi Oscar'ı ile ölçmüş olmayayım.
Hiç Oscar almamış olsa da bence bugünkü gücünde ve saygınlığında olurdu.
Olağanüstü bir oyuncu gerçekten.
En son 2017 yılında Phantom Threat diye bir film yapmıştı.
Ve ondan sonra oyunculuğu bırakma kararı aldığını açıklamıştı.
Ancak işte aradan 8 yıl geçtikten sonra...
Tekrar oyunculuğa döndüğünü açıkladı ve oğlu Ronan Day-Lewis'in yazdığı ve çektiği Anemone diye bir filmde başrolde oynadığını söyledi ki film çok
yakın tarihte Eylül sonunda New York Film Festivali'nde ilk kez gösterilecek ve tanıtımı yapılacak ki aynı zamanda tabii şimdi kendi oğlunun yazıp çektiği film olduğu için filmin bütün yapım
aşamalarında işte senaryosunda da yapımında da Payı olmuş diye duyduk Daniel Day-Lewis'in.
Doğrudur. Kendi adıma söylüyorum.
Çok sevindim. Yine aynı konuya geleceğim.
Yani bırakmayın abi.
Niye bırakıyorsunuz ya? Oyunculuk bırak...
Yani bu esnaflık değil ki.
Bu memurluk değil ki. Ne bileyim bir yerde maaşlı çalışmıyorsunuz ki.
10 sene durursunuz. Yine gidip bir filmde belki 5 dakikalık bile bir yan rolde oynarsınız.
Ve o 5 dakikalık rolünüzle en iyi yardımcı erkek oyuncu Oscar'ı alırsınız belki.
Siz böyle sanatçılarsınız.
Niye bırakıyorsunuz anlamıyorum ben.
Neyse yeni filminde her şekilde Daniel Day-Lewis'i tekrar izlemek çok keyifli olacaktır diye tahmin ediyorum.
Şimdi gündemde olup da size belirtmem gereken iki ayrı film var.
Geçtiğimiz haftalarda, aylarda ben bu iki filmi size hatırlatmıştım.
Bu filmler geliyor ve önemli filmler bence bunları izleyip yüksek olasılıkla üzerlerine birer program yaparım diye bahsetmiştim.
Ancak yapmadım ve yapmayacağımı da burada söylemem gerekiyor.
Ancak tabii ki gerekçeleriyle birlikte söyleyeceğim.
Bu filmler hangileri?
Bir tanesi Şirinler.
Devasa bir Şirinler evreni var.
Üzerine sayısız animasyon seri bölüm yapılmıştır.
Ve hani Şirinleri bilmeyen yoktur herhalde.
Ve uzun yıllar boyunca Şirinlerin bir uzun metrajının yapılacağı defalarca kez söz konusu edilmişti.
Ancak bir türlü bizim karşımıza uzun metraj bir Şirinler filmi gelmemişti.
İşte ben de bundan bahsetmiştim ve sonunda gerçekten geliyor herhalde.
Bakalım nasıl olacak diye size hatırlatmıştım.
Ancak arkadaşlar film gösterime girdi ve...
hem eleştirel olarak hem de gişede başarısız oldu.
Ben de hem gişedeki başarısızlığı eleştirel anlamda başarısızlığı görünce hani Şirinler filmini izleyip de size bir inceleme sunasım gelmedi gerçekten.
Bir tanesi de Çıplak Silah filmi.
The Naked Gun 80'lerin sonunda ve 90'ların başında yapılmış 3 bölümlük bir komedi serisiydi ve bunun tekrar çevrimi yapılmıştı.
Genç bir sinema severken ben Çıplak Silah'ın bütün filmlerini izlemiştim ve çok sevmiştim.
Önemli filmlerdi gerçekten kendi dönemleri için.
Ancak işte Çıplak Silah'ın yeniden çevrimi de pek de başarılı olmuş gibi görünmüyor.
Eleştiren anlamda puanları çok düşük değil.
Ancak gişede gerçekten çok başarısız oldu.
Ve özellikle de Türkiye'de çok da izlenmedi.
Hani istediği kadar sevilmesin.
Gişede başarısız olsun.
Ben bu filmi izleyip mutlaka size bir...
İncelemesini sunacaktım çünkü sinema tarihi açısından da önemli bir filmdir Çıplak Silah.
Ancak Türkiye'de herhalde o kadar izlenmedi ki ikinci haftasında gişeden kalktı arkadaşlar.
Gişede yakalayamadım gerçekten.
Tabii ki haliyle izleyemediğim için bahsedemeyeceğim.
Eğer fırsat bulabilirsem ilerleyen haftalarda Çıplak Silah'ı tekrar konu edinmeye çalışacağım.
Evet sinemanın gündemi yaklaşık olarak böyle.
Şimdi gelelim Ejderhan'ı nasıl eğitirsin filmine.
Şimdi Ejderhan'ı nasıl eğitirsin?
İngiliz yazar Cressida Cowell'ın yazdığı bir çocuk edebiyatı serisine dayanıyor.
Bu roman serisi ilk kez 2003 yılında edebiyat severleri sunuldu.
Ondan sonra da Cressida Cowell 2015 yılına kadar toplam...
12 romanlık bir ejderhanı nasıl eğitirsin roman serisi ortaya çıkardı.
Bu kitaplar çokça sevildi, çokça okundu.
Hem çocuk edebiyatıdır kısmen ancak yetişkinlere de hitap eder içerikte ve özendedir.
Aynı zamanda tabii fantastik edebiyatın da en önemli örneklerinin arasına girdi diyebiliriz.
Sinemadaysa ilk kez 2010 yılında bir animasyon film olarak uyarlandı.
Ve Ejderhan'ın Slayters'ini ben de o zaman gösterimdeyken izlemiştim ve çok beğenmiştim ki beğenmeyen yoktur diyebiliriz.
Yani hem kişi de çok başarılı oldu hem de hem eleştirmen puanları hem de izleyici puanları çok yüksek.
Onun üzerine 2010'dan sonra 2014 yılında...
Bölüm 2, 2019 yılında da Bölüm 3 animasyonları yapıldı ve tüm bu seri ve üçleme gayet başarılı oldu.
Ondan dolayı da Ejderhan nasıl eğitirsin dediğimizde çoğumuz sinemaseverler olarak gayet başarılı olmuş bir animasyon üçleme olarak hatırlıyoruz.
İşte son filmden 6 yıl sonra da oyunculu bir kurmaca film olarak Tekrar yapıldı ve işte gösterime girdi.
Ve bu filmde şu an için hem yılın en çok izlenen 5.
filmi oldu. Hem de eleştirel puanları gayet yüksek.
Çok sevildi. Yani her şekilde animasyonu gibi başarılı olmuş bir film oldu.
Şimdi bu noktada filmin tabii öyküsünden bahsedelim değil mi?
Ejderhan'ı nasıl eğitirsin?
Eksiksiz bir Viking efsanesi filmi.
Şimdi Vikingleri de tabii nasıl biliriz?
Savaşçı bir topluluk değil mi?
Hep böyle erkeklere de kadınlara da iri...
Eybetli bir ellerinde kılıç bir ellerinde balta gemilerine binip Kuzey Avrupa'yı korkutmuş savaşçı güçlü bir ırk.
Burada da filmin hemen başında bir Viking köyüne konuk oluyoruz ve bu Viking köyünün ve tabi filmde de efsaneye göre Vikinglerin en büyük düşmanları elbette ejderhalar.
Ejderhalar da sürekli Viking köylerine saldırıp onların evlerini, köylerini yakıyorlar, yıkıyorlar.
Koyunlarını, yiyeceklerini çalıyorlar.
Sürekli bir savaş halindeler.
Şimdi bu iklimde de bizim baş karakterimiz Hitchhub var.
Bu karakter bu Viking köyünün lideri olan Stoic diye bir karakterin.
Bu karakteri de Gerard Butler canlandırıyor.
Gerard Butler kimdi?
Hatırlamayan arkadaşlar için burada hatırlatayım.
O gür sesli bağıran o kralı vardı ya Sparta kralı.
Heh işte o karakter karizmatik.
Harika bir oyuncudur yani.
Severiz Gerard Bartler'ı. İşte şimdi bu Viking köyünün heybetli kralı Stoic'in oğlu Hitchhub diye bir karakterimiz var.
Baş karakterimiz. Ancak ne yazık ki işte bu Hitchhub hiç de o Viking kralı, Viking savaşçısı tiplemesine uygun bir karakter değil.
Kısacık boylu, gayet minyon, zayıf o Viking savaşçısı karakterine uyan bir genç delikanlı değil ne yazık ki.
Elbette babasına, kendi köyüne, kültürüne layık bir savaşçı olmak istiyor ama malzeme o değil yani yapacak bir şey yok.
Şimdi bir yandan tabii böyle bir karakter olduğu için de kendi köyünde hiçbir itibarı ve saygınlığı yok.
O da ne yapsın bir savaşçı olamamış.
Bir demircinin çırağı olmuş.
Ancak o olabilmiş.
Daha ötesi olamamış.
Bir yandan istiyor böyle ben de savaşacağım.
Bir niyeti var. Çünkü kendisini kanıtlaması lazım kendi kültüründe.
Ama yapacak bir şey yok.
Neyse. Şimdi filmin başında ejderhalar bu köye saldırıyorlar.
Ve tabii herkes ejderhalarla dövüşüyor, savaşıyor falan.
Hicap'ta ne yapsın?
Hani çekiç, kılıç, işte balta sallayacak bir delikanlı olmadığı için onu da kendince...
Çift namlulu kocaman bir top gibi, tüfek gibi bir mekanizmaya imza atmış.
Şimdi demirci çırağı ya. Bir ağ atıyor.
O ağ ile havada uçan bir ejderhayı yakalamayı planlıyor.
Hesabı bu. Okey. Şimdi çeşit çeşit ejderha var.
5-6 çeşit yanlış hatırlamıyorsam.
Filmde ejderha tipi var.
Ve bunların arasında bir tanesi gizemli.
Ona gece nöbetçisi mi, gece gözcüsü mü ne gibi bir isim vermişler.
Night Owl diye. Okey.
Şimdi hani gece saati...
Köye saldırıyor ya ejderhalar.
Ejderhaların her biri rengarenk olduğu için onları görüyorsunuz ama bu gece nöbetçisi dediğimiz ejderha simsiyah.
Onu göremiyorsunuz. O daha bir gizemli böyle.
Gökyüzünde böyle bir gölge uçuyor gibi bir durum var.
İşte Hicap'ta bu kendi tasarımı olan ağ atıcı tüfekle O gece nöbetçisini vurmaya çalışıyor ama çok karanlık falan olduğu için emin de olamıyor böyle hani vurdu mu vuramadı mı ama işte hemen
koşuyor babasına işte köydeki diğer savaşçılara ben diyor bir gece bekçisi ejderha vurdum diyor tabii hani ona inanıyorlar mı tabii ki inanmıyorlar.
Neyse ertesi gün ormanda gezinirken bir bakıyor ki gerçekten bir gece nöbetçisi ejderhayı yakalamış yere düşmüş hayvan.
Onun yanına gidiyor görüyor ki aa yaşasın ben bir ejderha vurdum şimdi ne yapacak?
Ha şunu da belirteyim tabii bu köyde ne zaman bir ejderha öldürüyorsunuz o zaman köyünüzde bir itibarınız oluyor.
Sizi savaşçı ve yetişkin bir karakter olarak kabul ediyorlar.
Şimdi hiç hap hiç bunu becerebilecek bir tip olmadığı halde bir ejderha yakaladığında hani bu onun için çok önemli bir şey değil mi?
Bir daha bunu beceremeyebilir yani.
Bıçağını kaldırıyor tam ejderhayı öldürecek.
Diyorum öyle bir delikanlı değil.
Öldüreceğini onu serbest bırakıyor.
Ejderha da dönüp buna böyle hani düşmanlar ya normalde bir kükrüyor, mükrüyor, bağırıyor falan ama o da ona bir şey yapmıyor.
Bakın şimdi onu öldürebilen öldürmüyor.
Çekiyor gidiyor. Ondan sonra başka bir gün tabii o işte köyüne gidiyor.
Tekrar bu ejderhayı bulmaya geliyor falan.
Ejderha ormanda...
Böyle bir çöküntü bir bölge var.
Yani çukurca bir bölge.
Oraya düşmüş ve kanadının da bir kısmı yaralı olduğu için oradan çıkamıyor.
İşte bundan sonra Hicap bu ejderha ile bir dostluk kurmaya başlıyor.
Bundan sonrasını anlatmayayım.
İzleyen arkadaşlar için sürprizi gitmesin ama o kadar iyi bir öykü ki.
Yani diyorum zaten romanın çok satmış ve sevilmiş bir proje olduğu için.
Bunda çok şaşırmıyorum ama gerçekten nefis bir öykü arkadaşlar.
Şimdi diyorum bakın öykünün devamını anlatmayacağım.
Ne tür bir öykü olduğunu ve yan öykülerinden hani esas meselesinden kısaca bahsetmeye çalışacağım size.
Ne kadar iyi bir öykü olduğunu tekrar anlayacaksınız.
Şimdi birincisi bu öykü birçok kez karşımıza gelen ama birçok örneği de zaten harika olan öykünün bir örneği.
Hangisi bu? Kahramanın yolculuğu öyküsü arkadaşlar.
Yani Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter, Star Wars hangisine örnek vereyim?
Bunların hepsi bir kahramanın yolculuğu öyküsü ya.
Bir noktadan çoğunlukla da sıfırdan başlayıp çok zorlayıcı bir serüveni başarıyla sonlandırıp bir kahramana dönüşen baş karakterin öyküsü bu.
Ejderhanı nasıl eğitirsin?
Bu bir. İkincisi bir topluluğu ileriye taşıyan başka bir mertebeye Evrilten karakterin o topluluktaki en sıra dışı en farklı
karakter olduğunu bize anlatan bir öykü bu aynı zamanda.
Böyle bir mesajı ve alt metni var film bu da çok güzel.
Ve aynı zamanda ejderhanı nasıl eğitirsin filmi birbirini düşman zanneden karakterlerin aslında madalyonun Farklı yüzleri olduğu ve birbirlerine
yakınlaştıkları takdirde aslında hiç de düşman olmak zorunda olmadıklarını farkettiği öyküler vardır.
İşte ejderhanı nasıl eğitirsin aynı zamanda böyle bir öykü.
Hiçap karakteri o gizemli korkutucu gece bekçisi ejderhası dediğimiz hani o ejderha tipinin yanına gittiğinde onunla Kusursuz bir dostluk kuruyor arkadaşlar.
Bu çok güzel. Sinema tarihinde buna benzer başka çok sayıda film izledik.
Hatta ben sinematrislerde Rakiplerin Dostluğu diye bir sinemasal açılımlar dosyası bölümü yapmıştım.
Orada bunun üzerine sinema tarihindeki önemli örneklerden uzun uzun bahsetmiştim.
İşte Ejderhan'ın Nasıl Eğitirsin filmi aynı zamanda Rakiplerin Dostluğu öyküsü.
Bu açıdan da çok güzel.
Filmde nefis yan karakterler var.
Her karakterin ayrı bir öyküsü var.
İnsan ilişkileri, o baba oğlu ilişkisi falan.
Dedik ya Hicap şimdi kralın oğlu.
Yani heybetli bir savaşçı kahraman olması bekleniyor ondan.
Ama hiç öyle bir tip olmadığı için omzunda da öyle bir yük var.
Ancak bu kahramanın yolculuğu öyküsüne bakarsanız Hicap hiç de babasının ve kendi köyünün ve kültürünün diyeyim.
Beklediği gibi bir kahraman olmasa da başka tür bir kahraman olarak rüştünü ispat ediyor.
Bu açıdan da nefis bir öykü gerçekten.
Bakınız yani çok katmanları var.
Filmdeki oyuncular, karakterler, teknik işçilik filmin çok yüksek oranda.
Zaten animasyondu zaten.
Bu film her ne kadar oyunculuğu olsa da...
Çok fazla CGI var arkadaşlar.
Belki ondan biraz rahatsız olabilirsiniz.
Yönetmenliği, kurgusu falan.
Yani yüksek olasılıkla önümüzdeki sene Oscar'larda en azından teknik dallarda sesini duyuracak filmlerden bir tanesi olacağını düşünüyorum ben.
Ancak filmin çok küçük bir iki sıkıntısı var bence.
Onu da size söylemeye çalışayım.
Şimdi elbette böyle yüksek bütçeler ve yüksek...
gişe beklentileri olduğu takdirde bu filmler Hollywood'un o klasik gişe senaryo akış formülü var ya hani ben sinematristlerde defalarca kez bunu konu ettim.
İşte bu Hollywood'un matematiksel dramatik yapısına yine çok bağlı bir film arkadaşlar.
Yani biraz böyle şey Otomatik akıyor film yani öyle söyleyeyim.
Ha hoş bu film ilginç twistler böyle beklenmedik senaryo hamleleri yaparak o sıkıcılığı biraz bertaraf ediyor ama yine de klasik Hollywood formülüne çok bağlı bir film
olmuş. Bu bir. İkincisi de ejderha tasarımları bence fazla abartılı.
Şimdi hani biraz da çocuklara falan hitap ediyor ya bu film biraz böyle hayal dünyası filmi ya.
Yani çok ilginç ejderha tasarımları var falan ama yani hani filmde gençlerin şimdi vikinglerin kültüründe şey dedik ya bir ejderha öldürmek ya da ejderhalarla savaşmak bir yetişkinlik
testi dedik ya. Filmdeki gençlerin ejderha ile savaşma eğitimi aldıkları sahneler var.
Sekanslar var böyle. Orada ejderhaları çok yakından görüyoruz.
Tamam bu bir fantastik film neticede ama anlattığını da biraz böyle ikna edici anlatabilmesi lazım değil mi?
Elbette. İşte filmdeki yetişkin karakterler Gerard Butler istediği kadar heybetli bir ejderha ile dövüşsün bu ikna edici duruyor ama sen 12-13 yaşlarında küçücük böyle çocuğun eline
küçücük bir balta verip de 10 metre boyundaki bir ejderha ile dövüştürdüğünde pek ikna edici gelmiyor yani.
Hani bunlar tırnak içinde bu belirtiklerim de arkadaşlar devede kulak diyeyim yani.
Her şekilde ejderhanın nasıl eğitirsin filmi.
Gayet başarılı bir film olmuş.
İzlemenizi tavsiye ediyorum.
Son bir not.
Bu kurumaca film 2010 yılında yapılan animasyon filmle neredeyse yarısından fazlası plan plan aynı.
Yani neredeyse tamamen aynı film diyeceğim ama tabii o animasyon daha kısaydı.
Süresi bir buçuk saat falandı.
Bu daha iki saat. Biraz daha uzun bir film.
Burada insanlar arası sohbetlere, sahnelere biraz daha fazla yer açılmış.
Animasyon film biraz daha hızlı akıyor.
Bu tabii biraz daha tırnak içinde insani bir film olmuş.
Ama çok fazla benziyorlar.
Diyorum bakın sahne sahne.
Plan plan aynı.
Yani yönetmen Dean LeBlois demiş ki ya ben bir animasyon yaptım zaten çok başarılı oldum.
Yapımcıları demiş yani ona dayanayım yani bambaşka bir yönetmenlik bambaşka bir film ortaya çıkarmayayım.
Ne diyorsunuz? Yüksek olasılıkla da yapımcı şirket yönetmenin bu talebini haklı görünce hani neredeyse aynı film ortaya çıkmış diyeceğim.
Bazı sinema severlerin sosyal medyada falan işte ekşi sözlükte falan şey dediğini duydum.
Yani animasyonunu izlediyseniz bunu hiç izlemenize gerek yok.
Diyenler duydum ama ben pek o fikirde değilim hani diyorum çok benziyor olsa da gerçek bir oyuncu görmek elbette biraz daha insani ve duygulu geliyor.
Ondan dolayı özetle çok da uzatmayayım gayet başarılı bir film nerede karşınıza gelirse gelsin izlemenizi tavsiye ediyorum arkadaşlar.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Kayıt,
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
